Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nden Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın Serbest Bırakılması Çağrısıyla İmza Kampanyası

26 Ekim 2022’de Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı polis tarafından gözaltına alındı. Önde gelen insan hakları savunucusu ve adli tıp uzmanı hakkında, canlı yayınlanan bir televizyon röportajında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde kimyasal silah kullanmış olabileceği iddialarına ilişkin bağımsız bir soruşturma yapılması gerektiğini belirtmesinin ardından soruşturma başlatıldı. Prof. Dr. Fincancı derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalı ve insan hakları çalışmaları nedeniyle yargılanmamalıdır.

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması için başlattığımız kampanyaya katılın!

Ek Bilgi

"Türkiye'nin Suriye'deki Kürtlere yönelik operasyonu IŞİD'i yeniden canlandırma riski taşıyor" "Türkiye'nin Suriye'deki Kürtlere yönelik operasyonu IŞİD'i yeniden canlandırma riski taşıyor"

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı önde gelen bir adli tıp doktoru, Türkiye İnsan Hakları Vakfı üyesi ve Türk Tabipleri Birliği’nin Merkez Konseyi Başkanıdır. Prof. Dr. Fincancı geçmişte, insan hakları savunucusu olarak temelsiz soruşturmalara, gözaltılara ve yargılamalara maruz kaldı. 2016’da, Özgür Gündem gazetesinin bir günlük nöbetçi genel yayın yönetmenliğini yaptığı için ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasıyla kısa bir süre tutuklu yargılandı. Aynı davada yargılanan diğer iki kişiyle birlikte 2019’da beraat etti ancak beraat kararı İstinaf Mahkemesi’nde bozuldu ve yeniden yargılama hala devam ediyor. 

Son yedi yılda, Türk Tabipleri Birliği de Türkiye’nin aşırı geniş terörle mücadele yasaları kapsamında çok sayıda soruşturmayla hedef alındı ve önde gelen üyeleri gözaltı ve kovuşturmalara maruz bırakıldı.

19 Ekim’de Prof. Dr. Fincancı, sosyal medyada paylaşılan ve “kimyasal silah saldırısı sonrası silahlı PKK üyelerinin yaşadığı etkileri gösterdiği” öne sürülen video görüntüleri hakkında konuşmak üzere Medya Haber TV’nin canlı yayınına katıldı. Türk Tabipleri Birliği’nin açıklamasına göre Prof. Dr. Fincancı’nın canlı yayında paylaştığı yorumlar daha sonra Medya Haber TV tarafından, Prof. Dr. Fincancı yasaklı silah kullanımını doğrulamış gibi gösterecek şekilde kurgulandı ve yeniden paylaşıldı. Prof. Dr. Fincancı sonraki açıklamalarında defalarca yalnızca iddiaların bağımsız olarak soruşturulması için çağrıda bulunduğunu belirtti.

20 Ekim’de Milli Savunma Bakanlığı, “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yaymak” (TCK Madde 217/a), “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” (TCK Madde 216), “iftira” (TCK Madde 216/1), “Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurumlarını ve yargı organlarını aşağılamak” (TCK Madde 301) ve “terör örgütü propagandası yapmak” (Terörle Mücadele Kanunu Madde 7/2) suçlamalarıyla suç duyurusunda bulundu.

21 Ekim’de, soruşturmadan haberdar olan Prof. Dr. Fincancı’nın avukatları Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan dosyayı talep etti ve Savcılığa Prof. Dr. Fincancı’nın 23 Ekim’de Almanya’dan döndükten sonra 24 Ekim sabahı ifade verebileceğini bildirdi. Buna rağmen, Prof. Dr. Fincancı 26 Ekim günü sabah erken saatlerde İstanbul’daki evinden polis baskınıyla gözaltına alındığı sırada dosya yasal temsilcilerine verilmemişti. Prof. Dr. Fincancı gün içinde Ankara’ya götürüldü ve Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde tutuldu.

Uluslararası insan hakları hukuku ve standartları uyarınca devlet insan haklarını korumak ve geliştirmek konusunda nihai yükümlülüğe sahiptir. Bu yükümlülük uyarınca, insan hakları ihlallerine dikkat çeken insan haklarını savunucularını korumak devletin görevidir. Devletler, insan hakları savunucularına karşı işlenen ve insan hakları savunucusu olarak yürüttükleri çalışmalarla bağlantılı olan insan hakları ihlallerini ve suistimalleri önlemekle ve hak savunucularının çalışmalarını güvenli ve elverişli bir ortamda sürdürebilmesini sağlamakla yükümlüdür.