Habere Güven

Son Dakika Hızlı Haber ve Güncel Gelişmeler

Ataerkillik ve Fobiler

| 10:35
A+ | A-

Öncellikle ataerkillikten bahsetmek isterim, Fransızca’dan Türkçe’ye geçmiştir ve patiarka yani ataerkillik manasının kökeni Latince olan patria – yani baba – ve Yunanca olan achein – hükmetmek – kelimelerinden türemiştir. Ataerkillik kelimesinin kökenleri pater (baba) ve archein (başlangıç, kural) kelimelerinden gelmektedir. Eski Yunanca’da zaman ve otoritedeki öncelik bir ve aynıdır (Delphy, 2002). Ata erki temsil eden, temeline dayanan oluşumlara “patriarkal” ve/veya “ataerkil” denir.

Sadece Akdeniz kültürlerinde, toplumlarında değil dünyanın her yerinde biseksüel kadınların “heteroseksüel” olduğu varsayılıyorken biseksüel erkeklerinse sadece gey olduğu varsayılıyor örneğin. Aynı zamanda kadınların biseksüel oluşunun sadece ilgi çekmek amaçlı olduğu varsayılıyor. Biseksüel erkekler içinse bu durum “sadece şimdilik biseksüel” ve gizliden gizliye geydir, varsayımlarından ibaret birim durum.

Kadınlara karşı olan çekicilik, doğrudan erkeklerden gelmediğinde neden geçersiz olarak sayılıyor ya da görülüyor hiç düşündünüz mü?

Bunun cevabı; ataerkillik yani patriarkal.

Güç ve sistematik kadın düşmanlığı, kadınları yalnızca heteroseksüel erkeklere uygun nesnelere dönüştürüyor. Bu nedenler ve sistemler birçok insanın bilinçaltında, kadınları sadece heteroseksüel erkekler tarafından çekici gelebileceği oturuyor, başka bir cinsiyetin ya da cinsel yönelimi olan kişinin kadınları çekici bulması akıl almaz olarak algılanıyor.

Ataerkillik, hem kadınlara hem de erkeklere yönelik bifobiyi besliyor. Biseksüel erkeklerin ve kadınların, kadınlara karşı ilgi duyabilme olasılığı göz ardı ediliyor, sorgulanıyor ve kabul görmüyor.

Sadece bifobi değil, homofobi, transfobi, lezbofobi ve cinsel yönelime karşı cinsiyet eşitliğine karşı her türlü fobi, dışlama sistematik olarak patriarkal yapı tarafından dayatılmış bir düşüncedir gibime geliyor benim. “Normal” olarak adlandırılanın dışındakini sevmeme, istememe, kabul etmeme – buradaki normal ise bence erk liderliği, erkek egemenliği, erkeğin beğenilmesidir.

Bu konuların, “gurur yürüyüşlerinin”, aktivitelerinin amacında ya da “neden heteroseksüeller yapmıyor?” sorusunun sebebinde, heteroseksüellerin sırf heteroseksüel oldukları için herhangi bir sistematik ve/veya kurumsal ayrımcılığa maruz kalmadığından ötürüdür. Dışlanan, ayrımcılığa uğrayanlar onlar değil, LGBTQ+ kişileridir.

Heteroseksüel insanlar, heteroseksüel oldukları için şiddete maruz kalmaktan korkmuyorlar, korkmazlar fakat LGBTQ+ topluluğu için bu durum öyle değildir.

Heteroseksüeller, en basit insan hakları için mücadele vermek zorunda değildirler. Sokakta yürürken kimin elini tuttukları ile ilgili dert etmek zorunda değildirler ya da kimi sevdikleri konusunda.

Bunları dert etmeyen, her günü mücadele olmayan insanların, her gününü mücadele vererek geçiren ve mücadeleyi destekleyenleri dışlaması, ayrımcılığa uğratması ataerkillik sistemini destekleyen bir durumdur. Ataerkil sistemi sorgulayan, buna karşı çıkan kişiler maalesef 2021 yılında dünyanın her yerinde ayrımcılığa, şiddete, tacize, öldürülmeye maruz kalıyorlar.

Sadece küçük bir hatırlatma yapmak istedim.
Daha dün “modern” geçinen, eğitim seviyesinin en az üniversite – lisans mezunluğu olan Kıbrıs’ta, trans bir kadın trans olduğu için işe alınmadığından ötürü, okumuş olmasına rağmen, maddi sıkıntılarını ve giderlerini karşılamak hatta yaşamını idame ettirmek amacıyla kendi yaptığı bilezikleri sattığına şahit oldum.

Unutmamak gerekir ki, halen daha çoğu ülkede sağlık sigortaları halen daha günümüzde biyolojik cinsiyet değiştirme ameliyatlarını “fuzuli” ya da hayati olarak görmeyip karşılamamakta ısrarcılar. Karşıladığını söyleyen ülkeler ise sağlık kurulu tarafından kişiyi mülakata alarak, kişinin cinsiyet değiştirme ameliyatının tıbbi zorunluluğunu savunmasını ve gerekçesini sunmasını istemektedir.

deneme