Habere Güven

Son Dakika Hızlı Haber ve Güncel Gelişmeler

Balıklar hakkında büyük olasılıkla bilmediğiniz 10 inanılmaz şey

A+ | A-

Balıkların çoğu zaman diğer hayvanlardan farklı olduğu düşünülür. Tüy ve kürk yerine pullarıyla, kırpmadıkları gözleri ve yüz ifadelerinin olmayışıyla çoğu insanda kedi ve köpeklerin uyandırdıkları şefkat ve bakım verme duygularını uyandırmazlar. Oysa balıklar, farklı ortamlara şaşırtıcı şekilde adapte olabilen, son derece çeşitli, olağanüstü hayvanlar. Biz kara hayvanları nasıl evrilmeye devam ediyorsak, balıklar da evriliyor; hatta bu konuda bizden çok daha deneyimliler.

Balıklar da tıpkı diğer hayvanlar gibi saygı görmeyi hak ediyor. Çünkü her şeyden önce onlar da nefes alan, hissedebilen canlılar. Bizim amaçlarımız için değil, kendi amaçları doğrultusunda özgürce yaşama hakkına sahip olan hayvanlar.

Aklımıza gelen diğer 10 nedene gelince…

1. Balık türlerinin sayısı; memeli, kuş, sürüngen ve amfibik türlerinin sayısının toplamından fazladır. World Atlas’a göre bugün okyanuslarda toplam 33.600 balık türü yaşıyor. Sadece 10 yıl içinde (1997-2007) Asya kıtasındaki Mekong Nehri’nde 279 yeni balık türü keşfedildi. Okyanuslardaki balık türleri arasında ise 70 “uçan balık” türü vardır ve kuvvetli rüzgarlarla 6 metreye kadar havalanabilirler.

B

2. Kendilerini ve birbirlerini tanıyabilirler. Tropik türlerden biri olan ve “temizleyici” olarak bilinen Cleaner Wrasse aynada kendi yansımasına tepki vermekle kalmaz, aynı zamanda kendini tanıdığının net bir göstergesi olarak, aynaya baktığında vücudundaki lekeleri gidermeye çalışır. Öz farkındalığı ortaya koyan “ayna testi”ni başarıyla geçebilen insan, yunus, şempanze gibi birkaç hayvan türü arasına bu balıklar da katılmıştır.

Biz aynı türden balıkları birbirlerinden farksız görürken, balıklar diğer bireylerin kimler olduğunu saptayıp birbirlerini de tanıyabilirler.

Ayrıca balıklar insan yüzlerini de ayırt edebilirler ve kişiyi tanıyorlarsa, özellikle bu kişi onları besleyen biriyse, farklı tepki verirler.

3. Bazıları insandan daha uzun yaşar. Derin denizlerde yaşayan pek çok balık türü 30 yıl veya daha fazla yaşayabilir. Turuncu imparator balığı gibi bazı derin deniz balıkları ise 150 yaşına kadar denizlerde yaşamlarını sürdürebilir.

Derin deniz balıkları insan etkisinden daha uzak olduğu ve bu türlerin büyüme süreçleri daha yavaş olduğu için ortalama yaşam süreleri de diğerlerine göre daha uzundur. Fakat genellikle endemik olan bu türler cinsel olgunluğa oldukça geç ulaştığı için nesilleri kolaylıkla tükenme noktasına gelebilir.  

4. Alet kullanabilirler. Balıkların alet kullanma yetilerini, şempanzelerin sert kabuklu yemişleri açmak için taşları kullanmalarına benzetebiliriz. 2009’da turuncu noktalı fildişi balığı (Tuskfish) bir beslenme davranışı olarak, yumuşakçaların kabuklarını kayalara defalarca çarparak parçalarken görüntülenmiştir.

5. Kuş avlayabilirler?! İnsan yapımı bir göl olan Güney Afrika’daki Schroda Barajı’nda 2014’te bir kaplan balığı işleri tersine çevirirken görüntülendi: Kırlangıçlar su yüzeyine yakın uçarken bir Afrika kaplan balığı sudan fırlayıp kuşlardan birini havada yakalarken görüldü. Bu avlar çoğu zaman tesadüf olarak görülse de kırlangıçların bilindik hız ve çevikliklerini göz önüne aldığımızda bu balıkların oldukça yetenekli olduklarını anlayabiliriz. Kaplan balığına ek olarak Fransa, Albi’deki kedi balıkları da güvercin avlayabilecek şekilde evrimleşmişlerdir.

6. Sanılanın aksine iyi ebeveynlik yapabiliyorlar.⁣⁣ Balıkların ebeveynlik yapmadıklarına dair yaygın bir yanlış kanı var. Oysa farklı balık türleri yavrularını ve yumurtalarını korumak için farklı yöntemler kullanıyor. Örneğin papaz balığı (Damselfish) canı pahasına avcılarla vahşice mücadele ederken, erkek denizatları yumurtalarını özel keselerinde taşıyor.

7. Kendi dilleri ve iletişim yöntemleri var.⁣⁣ Balıklar kendi aralarında, insanların yalnızca özel ekipmanlarla duyabildiği, düşük frekanslı gıcırdama ve gıcırtalarla “konuşurlar”. Aynı zamanda beden ve işaret diliyle de anlaşırlar. Örneğin aslan balıkları sırt yüzgeçlerini dalgalandırarak ava katılmaları için diğer balıklara mesaj gönderirler. Büyük mercan orfozları (coral grouper) ise çoğu zaman müren gibi ince balıkları harekete geçirerek kıyıda köşede gizlenen balıklara karşı işbirliğine girişerek ortak avlanma stratejisi uygularlar. Mercan orfozları burunlarını küçük balıkların saklandığı yere doğru uzatıp vücutlarını sağa ve sola sallayarak mürenleri alarma geçirirler. Mürenler ise orfozların giremediği yerlere girerek gizlenen avı dışarı çıkarırlar.

8. Kendileri (çoğunlukla) küçük, zekaları büyük. Bildiğimiz en küçük, erişkin balık Goby sadece 8 mm (0.8 cm) uzunluğunda. Goby ufacık olduğu için yeterince zeki olmadığını düşünebilirsiniz. Fakat burada hatırlatmakta fayda var: Zekânın belirtisi, beyin ameliyatı yapabilmek veya matematik bilmek anlamına gelmiyor. Hayvanlar hayatta kalmalarına hizmet edecek şekilde evrimleşir. Goby için hayatta kalma, gelgit sonrası bir gelgit havuzundan ötekine sıçrayabilmesine bağlı. Çünkü ancak bu şekilde avcılardan kaçabiliyorlar. Bu riskli bir hareket, çünkü havuzlar arasındaki kayalara sıçramak ölümcül olabiliyor.

Bunun için Goby’nin çok akıllıca bir çözümü var: Gelgit yükseldiğinde yüzerken, altta kalan okyanus tabanının topografyasını ezberlemek. Gelgit çekildiğinde oluşacak havuzların yerini bilebilmek için zihinsel bir harita oluştururlar. Çalışmalar, minik Goby’nin bu bilgileri 40 gün sonra dahi hatırlayabildiğini gösteriyor.

9. Balıklar “sanat eseri” yaratabiliyorlar. Dalgıç Yoji Ookata, Japonya’nın güney ucunda 24 metre derinlikte keşif yaparken kumda 1,8 m genişliğinde simetrik, dairesel desenler keşfetti. Ookata daha sonra bu desenlerin erkek bir balon balığı tarafından oluşturulduğunu fark etti. Balon balığı yan bir şekilde yüzerken, yüzgecini nazikçe çırparak ve zaman zaman da desenleri deniz kabuklarıyla süsleyerek dişileri kendine çekmeye çalışır.

BBC

10. Çoğu modern balık tetrakromattır. Bu, renkleri biz insanlara göre çok daha canlı gördükleri anlamına gelir. Pek çok balık türünde bulunan 4 tip koni hücresi (tetrakromasi), balıkların yeşil, mavi ve kırmızı renklere ek olarak ultraviyole ışınları da algılamasını sağlar.

Bu büyüleyici gerçeklerin bir kısmı, Jonathan Balcombe’nin What a Fish Knows (Balık Ne Bilir) adlı kitabından. Balcombe; balıklar için ses olmayı amaçlayan, onları ve onların dünyayı nasıl gördüklerini daha iyi anlamıza yardımcı olabilecek çığır açıcı kitabıyla bu muhteşem canlıların bilinmeyenlerini bizimle paylaşıyor.

Balıklarla aramızdaki farklılıklar pek çok kişinin onlarla empati kurmasını zorlaştırıyor. Yasal düzeyde neredeyse hiçbir koruma statüsüne sahip olmayan balıklar, ne yazık ki dünya çapında sömürüye en fazla maruz kalan hayvanlardan biri.

Her yıl 1 trilyon balığın denizlerden canlı yakalanarak öldürüldüğü biliniyor. 37 ila 120 milyar balık ise, yetiştirildikleri balık çiftliklerinde katlediliyor.

Öldürülen balıkların sayısı Türkiye dahil genellikle ton olarak ifade ediliyor ve bu durum balıkların bireyliklerini arka plana atıyor. Oysa sevdiğimiz kediler ve köpekler gibi, bizler gibi, balıklar da hayatta kalmak için çabalayan bireylerdir.

Bugün balık ve deniz mahsulleri yerine geçen bitki temelli çok sayıda ikame varken, acıyı hissedebilen bu canlıların besin olarak tüketilmesine son verebilir, vegan bir yaşamı seçerek tüm türler için özgürlük ve adalet talep edebiliriz.

Çeviri ve Derleme: Emre Kayatepe, Boğaziçi Üniversitesi 2020 Psikoloji Bölümü mezunu, TVD gönüllüsü

Kaynaklar: Sentient MediaSave The High SeasThe ConversationThe Humane LeagueWorld AtlasNational Geographic 1 & 2National Geographic BlogPETA TVD


Kapak fotoğrafı: BBC America