Figen Çalıkuşu mahkeme kararı ile cezaevinden gelen karikatürü paylaştı:"Oğlum beni tanımadı ‘babam bu mu’?"

Hukukçu Figen Çalıkuşu, Karar gazetesindeki köşesinde cezaevinden gelen mektuplarla özellikle siyasi tutukluların zor şartlarından bahsediyor. "Ceza infazında ayrımcılık yoktur. Ceza infazında temel amaç cezaevi sonrası hayata hazırlamaktır… Ama öyle olmuyor." diyen Çalıkuşu, karikatür çizdiği için kalemi elinden alınan bir mahkumdan, beslenemediği için oğlu tarafından tanınmayan bir mahkuma kadar birçok mektuba köşesinde yer veriyor. İşte Çalıkuşu'nun "Mahkeme Kararı ile Cezaevinden Gelen Karikatür…" başlıklı yazısı...

Hukukçu Figen Çalıkuşu Karar gazetesinde yazdığı köşesinde bu hafta ceaevlerndeki sorunlara mahkum mektupları ile dikkat çekti. Çalıkuşunun yayınladığı üç mektubun farklı hikayeleri olsa da ortak zorlukları hapishane şarkları ve siyasi mahkumların çektiği zorluklar. 23 yıldır hapishanede olduğunu ifade eden bir karikatüristin 'devlet büyüklerine, cumhurbaşkanına hakaretten' elinden kalemi elinden alınıyor, mektupları karikatürleri dışarıya yollanmıyor. Diğer bir mahkum yemek sorunundan bahsediyor. 2,5 yıl sonra Diyarbakır Cezaevinde ziyarete gelen oğlunun kendisini tanımadığını şu sözlerle anlatıyor, "15-20 dakika tereddüt etti, ‘babam bu mu’ diyerek. Eşlerimiz ve çocuklarımız da bizlerle cezalandırılmak isteniyor.”

Çalıkuşu, cezaevlerinde siyasi tutuklu olmanın zoruluklarını "Anayasa göre de herkesin aile hayatına saygı gösterilmesi gerekir. Hem mahpusun hem de ailenin anayasal hakları “konumlarına uygun” olmayan bu nakiller ile ihlal ediliyor… Cezaevlerinde ağır insan hakkı ihlalleri kampana çalıyor… Ve türlü türlü ayrımcılıklar, hangi görüşten olursa olsun tüm siyasi tutuklulara uygulanıyor." bu sözlerle anlatıyor.

Yazısını son bir mektupla bitiren Çalıkuşu şunları yazıyor, "'Bir mektup şöyle bitiyor; “size çaresizlikle yazıyorum, ben ne yapsam da ne kadar düzeldim desem de cezamı yattım desem de ben mahpus değil terörist olarak görülüyorum. Peki beni istemeyen, vatandaş olarak tanınan haklarımı vermeyen bu ülkenin vatandaşlığından çıkabilir miyim?' Ceza infazında ayrımcılık yoktur. Ceza infazında temel amaç cezaevi sonrası hayata hazırlamaktır… Ama öyle olmuyor."

"Bu acılar, bu haksızlıklar bitsin artık… Hep birlikte sandıkta bitirelim bunu bu yıl." diyen Çalıkuşu tüm okuyucularına yeni yıl mesajında adalet temenni ediyor.

İşte Çalıkuşu'nun yazısının tamamı...

--

Mahkeme Kararı ile Cezaevinden Gelen Karikatür…

“23 yıldır hapisteyim. 23 yıldır karikatür çiziyorum.

Yıllardır hapishanede ‘VIZGELİR’ mizah dergimiz var.

El yapımı…

Şimdi onu yapamaz olduk.

Çünkü kalem yok…”

“Çizdiğim karikatürleri sakıncalı denilerek dışarıya yollayamıyorum.

Cumhurbaşkanını çizmek mesela sakıncalı oluyor.

Neymiş devlet büyüklerine hakaretmiş…

Bizim kişilerin kişilikleri ile bir işimiz yok.

Devleti yönettikleri için yaptıkları politikaları eleştiriyoruz karikatürlerimizle…”

“Galiba kalemi de bunun için yasakladılar.

Benim elimi kolumu bağlayamayacaklarına göre elimden kalemi almak daha uygun geldi galiba…”

Hapishaneden yollanan bu mektubun tarihi 6 Temmuz 2022…

Mektup ve ekinde bulunan iki adet Erdoğan karikatürü sakıncalı bulunmuş. Ve mektubun bazı satırlarının üzeri çizilirken, iki karikatürün de gönderilemeyeceğine karar verilmiş.

Ama Burhaniye’den gelen bu mektubun tamamı karikatürleriyle birlikte şimdi bende.

Nasıl mı?

Recep Çalışkan, RAHMET VE MAĞFİRET İKLİMİ: ÜÇ AYLAR Recep Çalışkan, RAHMET VE MAĞFİRET İKLİMİ: ÜÇ AYLAR

6 Eylül 2022 tarihli mahkeme kararı ile…

Mahkeme kararının, “insan ve toplumla ilgili her türlü olayı konu alarak abartılı bir biçimde yeren, düşündürücü ve güldürücü resimdir karikatür, ifade özgürlüğü düşüncenin söz ve yazı ile açıklanması yanında davranış, duruş ve karikatür yoluyla açıklanmasını da güvence altına almaktadır,

somut olayda sakıncalı bulunan karikatürlerde kullanılan ifade ve çizimlerin düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında ağır eleştiri ve kaba söz niteliğinde olduğu ancak onur, şeref ve saygınlığı rencide edecek nitelikte olmadığı, bu manada hakaret suçunun unsurlarının oluşmayacağı nazara alınarak” diye devam satırlarını mutluluk ile okudum.

Cezaevindeki okurum mektubunu şöyle bitiriyor:

“Ülkeyi istemiyorum, sadece pilot kalemi istiyoruz, karikatür malzemeleri istiyoruz.”

Ama hapishanelerdeki tek dert sansür değil, birçok sorunun içinde “yemek” sorunu da var.

Mahpuslar ile görevi başında bulunan personel için 17,00 TL’den 22,00 TL’ye çıkarıldı iaşe bedeli.

Yasa gereği günlük iaşe miktarı, kalori ve gramaj esasına göre tespit edilen sabah kahvaltısı ile öğle ve akşam yemeklerinin günlük tutarını ifade eder.

Günlük 22 liraya hangi kalori, hangi gramaj?

Cezaevlerinde hükümlü, tutuklu ve görevli personel ile eğitim merkezlerinde eğitim görenleri açlığa mı terk ediyorsunuz?

Bu dehşet verici hapishane mektubunu da beraberce okuyalım:

“Oğlum 2,5 senedir beni görmüyordu, Diyarbakır Cezaevine gelebildiğinde beni tanıyamadı. 15-20 dakika tereddüt etti, ‘babam bu mu’ diyerek.

Eşlerimiz ve çocuklarımız da bizlerle cezalandırılmak isteniyor.”

Şu satırlar da insanın içini yakıyor:

“49 adet cezaevinde kalabileceğim 1 kişilik yer bulamadım, aynı gerekçe ile hep ret cevabı aldım. Sürgün edildiğim cezaevinden şu anda bulunduğum cezaevine ikinci bir sürgünle geldim. Eşim 17 saatlik bir otobüs yolculuğu ile ancak gelebilmekte.

6 yılda toplamda bir gün bile çocuğu ile vakit geçirememiş bir baba olarak size yazdığım bu mektup sessiz çığlığım.”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, size sesleniyorum.

Zorunlu nakillerden siz de haberdarsınız şüphesiz. Zorunlu nedenle nakillerde yasa, “Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilir” der.

Anayasa göre de herkesin aile hayatına saygı gösterilmesi gerekir. Hem mahpusun hem de ailenin anayasal hakları “konumlarına uygun” olmayan bu nakiller ile ihlal ediliyor…

Cezaevlerinde ağır insan hakkı ihlalleri kampana çalıyor…

Ve türlü türlü ayrımcılıklar, hangi görüşten olursa olsun tüm siyasi tutuklulara uygulanıyor.

Bir mektup şöyle bitiyor; “size çaresizlikle yazıyorum, ben ne yapsam da ne kadar düzeldim desem de cezamı yattım desem de ben mahpus değil terörist olarak görülüyorum.

Peki beni istemeyen, vatandaş olarak tanınan haklarımı vermeyen bu ülkenin vatandaşlığından çıkabilir miyim?”

Ceza infazında ayrımcılık yoktur. Ceza infazında temel amaç cezaevi sonrası hayata hazırlamaktır… Ama öyle olmuyor.

2023 bize adaleti bir nefes olarak içimize çekeceğimiz günleri getirsin, müjdelerle dolu günleri yaşatsın dilerim…

Bu acılar, bu haksızlıklar bitsin artık… Hep birlikte sandıkta bitirelim bunu bu yıl.