Habere Güven

Son Dakika Hızlı Haber ve Güncel Gelişmeler

HAKLARIMIZ, HAYATIMIZ, BEDENİMİZ, EMEĞİMİZ BİZİM

A+ | A-

Adana Atatürk Parkında Mor Dayanışma üyesi kadınlar “HAKLARIMIZ, HAYATIMIZ, BEDENİMİZ, EMEĞİMİZ BİZİM” başlıklı basın açıklaması gerçekleştirdi, anket sonuçlarını açıkladı.

Mor Dayanışma adına basın açıklamasını Pelin Çiçek, anket sonuçlarını ise Anı Bayram okudu.

Gerçekleştirilen Basın Açıklaması ve Anket Sonuçları Şu Şekilde;

Ekonomik, toplumsal, siyasi ve ekolojik krizlerin son yıllarda hızla arttığı bu dönemde hayatımıza bir de pandemi girdi. Çeşitli alanlarda yaşanan bu krizler kadınlar tarafından daha da belirgin şekilde hissedilirken üzerine eklenen pandemi kadınların hayatlarını bir adım daha zorlaştırdı. Pandemi sürecinde toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin daha da derinleştiğine, sınıfsal eşitsizliklerin gün yüzüne çıktığına şahit olduk. Her kriz ortamında olduğu gibi salgın döneminde de eşitsizliklerin ve bu eşitsizliklerin görünürlüklerinin arttığını, faturanın kadınlara ve işçilere kesildiğini deneyimledik.

Salgın sürecinde kadınların daha da yoksullaştığını, bakım yüklerinin arttığını, karantina yüzünden şiddet gördüğü erkek ile aynı yerde yaşamak zorunda bırakıldığını, salgın süreci ile birlikte temizlik ve hijyen için daha fazla görünmeyen emek harcadıklarını, artan ekonomik sıkıntıların yükünü sırtladıklarını gördük. Bu görme biçimi bazen kendi yaşantılarımızda, bazen yakınlarımızda, bazen okuduklarımızda ortaya çıktı. 

Hükümet tarafından alınan kararlardan da gördüğümüz üzere eril iktidar daha önce de olduğu gibi salgın sürecinde de sermayeden yana tavır aldı. Aldığı bu tavır toplumsal cinsiyet eşitsizliğini arttıran birtakım sonuçlar doğurdu. ‘Evde kal’ çağrıları ile kadına yönelik şiddettin artacağını ve acil önlem alınması uyarısını yapan, şiddeti engelleyen mekanizmaların artırılmasını ısrarla talep eden kadın hareketinin taleplerini cevapsız bıraktı. Kadına yönelik şiddet ile mücadele mekanizmalarının işletilmediği gibi, olan mekanizmalarında iptalinin istendiği bir süreçle karşı karşıya kaldık. İnfaz yasası ile şiddet uygulayanların serbest kaldığını, bekçilik yasası ile kadınların hayatına müdahale kanallarının nasıl açıldığını, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesini konu alan İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması için atılan adımlara şahit olduk.

Bu saldırılara karşı kadın hareketinin kararlı mücadelesi salgın dönemine de damgasını vurdu.Mor Dayanışma olarak bir yandan ‘Kadınlar Birlikte Güçlü’, TCK 103, EŞİK, yerel kadın platformlarında kadın örgütleriyle ve bağımsız feministlerle hayatlarımız ve haklarımız için ortak ses çıkarıp ortak etkinlikler eylemler ördük. Diğer yandan kendi çalışmalarımızı büyüttük. Salgın süreci ile birlikte yasak ve kısıtlamaların içinden sıyrılıp kendimize yer açmak için çeşitli etkinlikler ve çevrimiçi buluşmalar düzenledik. Evlere kapanmak zorunda olduğumuz dönemlerde ‘yalnız değiliz’ hissiyatını büyütmek için çabaladık. ‘Normalleşme’ süreci ile birlikte artık rutinimizin bir parçası olan maskelerimiz ile fiziksel mesafeyi gözeterek bir araya geldiğimiz buluşmalar düzenledik.

Kadına yönelik saldırıların arttığı bir dönemde nefes almak istediğimizin pratik sonucu olarak Temmuz ayında ‘Harekete Geç’ kampanyamızı başlattık. Kampanyamızın amacı artan kadın cinayetlerini, çocuk istismarını ve erkek şiddetini gündemleştirmek ve normalleştirilmeye çalışılmasına karşı ses çıkarmak, acil eylem planı yapılması için itici güç olmak;kadınları,çocukları hiçe sayan ekonomi politikalarına müdahale etmekti.

Bu kampanya kapsamında bulunduğumuz illerde bisiklet turları yaparak ekolojik kriz sonuçlarından biri olan salgın döneminde pedallarla şiddete karşı ses çıkardık, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini yüksek sesle haykırdık. Pazarlarda ‘şiddet durumunda nerelere başvurabiliriz’ bildiri dağıtımları yaptık, mahallelerde kadın buluşmaları düzenleyerek salgın sürecinin hayatlarımıza etkisini konuştuk, kapı kapı, yüz yüze görüşmelerle gazetemizi kadınlara ulaştırdık. Sokakta stantlar kurarak haklarımıza yapılan saldırıları gündeme taşıdık. Saldırılara karşı mücadele yöntemlerini konuştuğumuz park buluşmaları organize ettik. Ev buluşmalarında İstanbul sözleşmesini konuştuk. Duvar gazetelerimizle mahalle mahalle, sokak sokak kadınlara seslendik.

‘Harekete geç’ kampanyamızın ikinci ayağında salgın sürecinin kadınların üzerindeki etkilerinin tespiti için bir anket çalışması yaptık. Amacımız kadınların pandemi öncesi ve sürecinde yaşadığı sorunlara dikkat çekmek, onlarla dayanışma ağlarını genişletmek ve bu sorunları verilerle desteklemekti. Çalışmada öne çıkan sorunlar ağırlıklı olarak hali hazırda düşük olan kadın istihdamının pandemi sürecinde daha da azalması, çalışan kadınların neredeyse tamamının iş yerlerinde çeşitli sorunlar yaşaması, belediyelerin şiddete maruz kalan kadınlar için hizmetlerinin yetersizliği, kadınların ekonomik güvencesinin olmaması ve kadınların yarısından fazlasının gelirinin asgari ücretin altında olmasıydı.

Anket çalışmasını profesyonel destek almadan üyelerimizin gönüllü çalışmaları ve raporlamaları ile yaptık. Çalışmasının duyurusunu sosyal medya hesaplarımızdan, örgütlü olduğumuz illerde yerel basın üzerinden yaptık. Ağırlıklı olarak çevrimiçi ya da birebir görüşmelerle anketin doldurulmasını sağladık. 76 şehirden 14-79 yaş arasında 1462 kadının katılımıyla anketimizi sonlandırdık. Sonuçlarımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.

ANKET SONUÇLARI

  • Anketimize katılanların %84’ünü 14-40 yaş arası kadınlar oluşturmuştur. %16’sı ise 40 yaş üzeridir.
  • Katılımcıların %32’si geliri olmadığını belirtmiştir. Yarıdan fazlasının geliri asgari ücretin altındadır. Sadece %23’ünün geliri 3000 liranın üzerindedir.
  • Ankete katılan kadınların sadece %29’u tam zamanlı çalışırken, %63’ü İŞSİZ.
  • Katılan kadınların %68’i sosyal güvenceden mahrumdur. Kadınların sadece %16’sı bir kadın platformunun içerisindeyken %29’u pandemi döneminde şiddete maruz kaldığında şikayetçi olmuş ya da kadın örgütlerinden destek almıştır.
  • Pandemi sürecinde ücretsiz izne çıkarılmalarının artmasının yanı sıra, iş yerlerinde gerekli hijyen önlemlerinin alınmaması, kalabalık çalışmaya devam edilmesi, uzun mesai saatleri, güvencesiz çalışma, gece mesailerinin arttırılması, yemek ve ulaşım desteğinin kesilmesi, zorunlu toplantıların devam etmesi, angarya işlerin yapılması, ücretlerde yapılan kesintiler gibi sorunlar kadınların iş hayatında yaşadıkları sorunları pandemi sürecinde daha da derinleştirmiştir
  • Ankete katılan 1462 kadından 987’si pandemi döneminde şiddete uğradığını ifade etmiştir.
  • Katılımcıların %68,9’u İstanbul Sözleşmesi ve 6284 No.’lu yasayı bildiğini belirtmiştir.
  • Katılımcıların %72,4’ü şiddete maruz kalındığında izlenebilecek yolları haklarını biliyor.
  • Kadınların %99’u pandemi döneminde kadın cinayetlerinin azalmadığını düşündüklerini ifade ediyor.
  • Kadınların %95’i şiddet anında ulaşılabilecek acil şiddet hattının önemli olduğunu belirtirken belediyelerin bu konudaki hizmetlerini yetersiz bulduklarını ifade etmişlerdir.
  • Katılımcıların yarısından fazlası anlık/sistematik şiddet/istismar sürecinde sığınabileceği/gidebileceği bir yerin olduğunu belirtirken olmayanlar ise tamamına yakını böyle bir yerin olmasını istediğini belirtmiştir.

BU SONUÇLAR BİZE NEYİ GÖSTERİYOR

Bizler yaptığımız bu anket ile şiddetin, kadın işsizliği ve güvencesizliğindeki boyutları ortaya koymak, sonuçların kamuoyu ile paylaşarak mücadele araçlarımızı güçlendirmek, yerel yönetimlere sorumluluklarını yerine getirmeleri için baskı araçları üretmek hedefiyle yola çıktık. İçişleri ve Aile Bakanlığının “şiddet azaldı” açıklamalarının biz kadınlar nezdinde yansımalarını, yaşamlarımızda ki karşılığını tartışmaya açmaktı. Geldiğimiz noktada; kadın cinayetleri şiddet, güvencesizlik, yoksulluk, işsizlik ciddi bir sorun halindeyken, iktidarın ve devlet mekanizmalarının şiddete karşı kadınları koruyan mevcut yasalara dönük saldırılarının bu yasaların işlevsizleştirilmesinin tesadüf olmadığıdır. Kurulması hedeflenen faşist rejime için toplumsal yapıyı kendileri tarafından çerçevesi çizilen İslami görünümde, Şerii hukuka uygun muhafazakar biçime dönüştürme çabası olarak okumak gerekir. Bunun emarelerini yasal değişikliklerde, kadın cinayetleri, şiddet ve taciz davalarında ki iyi hal indirimlerinde, cezasızlık, keyfilik, yandaş söylem ve politikalarda görmekteyiz.

Çalışmada öne çıkan sorunlardan biri halihazırda düşük olan kadın istihdamının pandemi sürecinde daha da vahim bir düşüş gösterdiği ve kadınların iş hayatından gittikçe uzaklaşması olduğudur. Ankete katılan kadınların hemen hemen yarısının üniversite ve lisansüstü eğitime sahip olmalarına rağmen bu eğitim seviyelerine sahip kadınların belirgin çoğunluğunun çalışmaması ise tartışılması gereken ayrı bir konudur. Kadınların neredeyse tamamı iş yerlerinde sorun yaşaması ve sosyal güvencesiz ve ekonomik özgürlüğünden mahrum bırakılması acil ele alınması gereken konulardır. Çalışmada ayrıca görülen bir nokta ekonomik bağımsızlığın kadınların refahı için yeterli olmamasıdır; kadınların refahını artırmak için devlet kurumlarının bir adım atmamasının yanı sıra kısıtlı olan haklarının da ellerinden alındığıdır. Kadınlar gittikçe yoksullaşmakta, refah koşulları gittikçe kötüleşmektedir. 

HAKLARIMIZ, HAYATIMIZ, BEDENİMİZ, EMEĞİMİZ BİZİM

Bu ülkede her gün kadınlar katlediliyor. Bu ülkede her gün kadınlar eşlerinden, boşanmak istedikleri erkeklerden, sevgililerinden, babasından, abisinden şiddet görüyor, baskıyla, tehditle evlerde kalmaya zorlanıyor.  GÜVENDE DEĞİLİZ

Bu ülkede her gün kadınlar, LGBTİ+’lar, çocuklar intihar süsü verilerek öldürülüyor, yok ediliyor. Failler ellerini kollarını sallayarak dışarıda dolaşıyor. Dosyalar kapanıyor. Taciz, tecavüzler hasır altı edilerek dosyalar kapatılıyor yada soruşturma bile açılmıyor..

 Bizler sokaklardan yine soruyoruz Kadira Nadirova’ya ne oldu? Gülistan Doku nerede? Rabia Naz nasıl öldü? Aleyna Çakır’a ve daha nice kadına ne oldu? Biz kadınlar erkek egemen iktidar ve adalet sisteminde GÜVENDE DEĞİLİZ!

Bizler öldürülen kadınların öfkesini; yağmalanan toprakların, derelerin, ormanların sesini, çocukların ve gençlerin gelecek talebini; işçi, işsiz, öğrenci, göçmen kadınların, ötekileştirilmiş kimliklerin insanca yaşamak istiyoruz haykırışını taşıyoruz.

Türkiyenin dört bir yanında bu direnişi örgütlemeye, Mor Dayanışma özgürlük bayrağını daha yukarı taşımaya Öfkemizle, neşemizle, isyanımızla, kahkahamızla, inadımızla, cüretimizle burada olmaya devam ediyoruz. Tüm kadınları, kadın kurtuluş mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz.

Yaşasın özgürlük mücadelemiz, yaşasın kadın dayanışması!