Habere Güven

Son Dakika Hızlı Haber ve Güncel Gelişmeler

Kitap Kulübü: Bilgi ve Sevginin öyküsü

| 12:08
A+ | A-

Kitap Kulübü: Bilgi ve Sevginin öyküsü

Prof. Dr. Meral Atıcı

Çukurova Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışma Anabilim Dalı

Covid-19 pandemisi nedeniyle bir yılı aşkın bir süredir çocuk ve gençlerin düzenli olarak okula gidememeleri onları bilişsel olduğu kadar duygusal ve sosyal açıdan da olumsuz yönde etkilemiştir. Okulun en önemli işlevlerinden olan öğrenme ve sosyalleşme yaşantılarından mahrum kalmaları enerjilerini yapıcı ve üretken bir şekilde ortaya koyamamalarına, engellenmişlik yaşamalarına ve bunun sonucunda can sıkıntısı, öfke ve bunalma gibi duygular hissetmelerine neden olmuştur. Özelikle alt sosyo-ekonomik düzey ve dezavantajlı çevrelerde yaşayan ve çevrimiçi eğitime erişimde de sıkıntılar yaşayan ve gelişimlerini destekleyecek çevresel olanaklardan ve yetişkin desteğinden yoksun olan öğrencilerin bu durumdan daha çok etkilendikleri söylenebilir.

Covid-19 pandemisi gibi uzun süren ve bireylerin fiziksel ve sosyal yaşamlarını kısıtlayan bu gibi kriz durumlarında özellikle okul çağındaki çocuk ve gençler için neler yapılmalıydı? Ya da neler yapılmalı? Elbette tüm öğrencilerin gelişim ve gereksinimlerine uygun ve eşit bir biçimde eğitim görecekleri fırsatlar sağlanmalıdır. Gerek üniversiteler, okullar, yerel yönetimler gibi kamu kurum ve kuruluşları gerekse sendikalar ve sivil toplum kuruluşları çocuk ve gençlerin eğitim, öğretim ve yetiştirilmesi için işbirliği halinde çalışmalıdırlar. Aslında devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları belirli bir alanda yeteneği,  yeterliliği ve yardım etme isteği olan özgeci bireylerin çabalarını örgütlü biçimde öğrencilerin yetiştirilmesi ve geliştirilmesine kanalize edebilirler. Belki bireysel bir çaba gibi görünse de bu tür girişimler en azından dezavantajlı çevrelerdeki bazı çocukların bilgiye ulaşmalarına, beceri geliştirmelerine, geleceğe umut beslemelerine ve mutlu olmalarına katkıda bulunabilir. Bu tür çaba ve girişimler çocukların ev, hatta okul ortamında bile bulamayacakları etkin olma, öğrenme, sorumluluk alma, eğlenme, sosyal problem çözme, kendini disipline etme ve üretken olmaya elverişli bir ortam yaratıp çocukların benlik gelişimini olumlu yönde etkileyebilir.

Tüm bunları kazandırmayı hedefleyen belki başlangıçta böyle bir hedeften de doğrudan habersiz olarak başlayıp bunları kazandırmaya dönüşen özverili, sevgi ve bilgi dolu bir çabadan söz edeceğim bugün bu yazıda. Bu yolculuk, bu serüven ya da iyilik hareketi adına ne derseniz deyin Gürselpaşa Mahallesinde alt ve orta sosyo ekonomik düzey ailelerin bulunduğu bir mahallede yavrularını henüz dünyaya getirmiş bir anne köpeğin etrafında bir araya gelen çoğunluğu ilkokul öğrencisi olan çocuklar ile sonradan onların birlikte öğreneni ve öğretmeni haline gelecek olan İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu ‘Ezgi ablanın’ ‘neden kitap kulübü kurmuyoruz’ düşüncesinin dile gelişiyle başlamış. Daha sonra çocukların içindeki öğrenme, bilme, kendini ve çevreyi tanıma, üretme, sorumluluk alma, sevme, problem çözme isteğini, yeteneğini, gücünü ortaya çıkarmış. Boş boş evde oturup telefon, tablet, TV kovalarken, sokakta boş boş gezerken tüm bunlardan uzaklaşıp çalışmaya, meşgul olmaya, duyarlı olmaya ve bambaşka gelişimlere yol almış bir bilgi, bilinç, iyilik ve sevgi serüveninden, hareketinden söz edeceğim.

Önce yavru köpeklerin ve annelerinin sığındığı daha doğrusu özellikle yerleştirildiği nispeten boş bir arazide yaşlı ve büyük bir ağacın altında ve yavrular kulübe etrafına sere serpe yayılmış yatarken etrafa yerleştirilen briketlerin üzerine oturularak okunan kitabın özetini yapma ve bunu gruba anlatma olarak başlayıp belki de yaşamda gerekli pek çok beceri gelişimini içine alan koskoca bir gelişim yumağına dönüşmüş bir uğraş bu.

Örneğin, her çocuğun kendi seçtiği bir çiçeği kendi elleriyle dikmesi ve sulaması; resim yapma ve resim üzerine konuşma; daha önce belirlenen çevreci tutum geliştirme ve çevreyi koruma, mitoloji konularında araştırma yapıp ertesi günü tartışma; müzik eşliğinde dans etme; bisiklete binme; konuşma ve gramer bilgisine dayalı İngilizce çalışma; hayvan bakımı ve hayvanları koruma kısa sürede başlıca yapılan ders ve etkinlikler haline gelmiş. Bunların dışında, daha çok duygusal, sosyal ve kimlik gelişimlerine hitap eden, benlik, iletişim, duygularını ifade etme, sorunlarını küsme, saldırganlık ve başkalarının haklarını hiçe sayarak değil konuşarak çözmeyi öğrenme anlamında rehberlik etkinliklerine yer verilmiş ve böylece kendilerini, arkadaşlarını daha yakından tanıma fırsatları bulmaları sağlanmış.

Zor zamanlardan geçtiğimiz bu süreçte bir okul ve sınıf gibi bina çatısı altında olmasa da parkta, ağaç altında, kamelyada ve açık havada devam eden bu çalışma ve etkinlikler; öğrencilerin adeta nefes aldıkları, hem öğrenip eğlendikleri hem de beceri geliştirdikleri en önemlisi de gelişip olgunlaştıkları, birlikte işbirliği içinde çalışma, problem çözme, kendini tanıma, öğrenme isteği duyma ve zamanını etkili kullanma gibi pek çok kazanım elde ettikleri değiştirici, dönüştürücü ve geliştirici etkinlikler haline gelmiş. Şikayet eden ya da küsen bir öğrenciye ‘şu an ne yapıyorsun? Sence bu çözüm olabilir mi? Başka ne yapabilirsin bir düşün bakalım’ şeklinde yaklaşmanın çocuğu sorun çözmede pasiflikten kurtarıp daha etkin hale getirdiği, çözümler ürettiği ve girişken kıldığı; argo ve küfürlü konuşmaya izin vermemenin, birbirine kibar davranma ve nazik olmayı teşvik etmenin öğrenciler arası ilişkileri daha pozitif hale getirdiği yaşam becerilerini geliştirme laboratuvarına dönüşmüş.

Tıpkı Köy Enstitülerinde olduğu gibi çocuklara yaşamda gerekli bilgi, beceri ve tutum kazandırmayı hedefleyen ve kitap kulübü teması altında yürütülen bu etkinlik ve çalışmalar desteklenmeli ve çoğaltılmalı. İşsizliğin, yoksulluğun, haksızlıkların, kadınlara, çocuklara, hayvanlara yönelik şiddetin tırmanışa geçtiği, toplumda anlayış, hoşgörü ve saygı gibi değerlerin giderek azaldığı ve toplumdaki sosyal sınıflar arasındaki eğitim, ekonomik ve kaynaklara erişim eşitsizliklerin arttığı salgın ve kriz sürecinde en çokta çocuklarımızın bilgi, sevgi ve umut açısından desteklenmeye ihtiyaçları var. Bu bireysel olarak kısıtlı şartlarda gayet başarılı bir şekilde yapılabiliyorsa kurumsal düzeyde devlet ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle çok daha fazla sayıda çocuk ve genci kapsayacak şekilde pekala yapılabilir. Bunun için çok fazla parasal kaynağa ihtiyaç olmasa da bir zihniyet değişimine gereksinim var belli ki. Çocukların zihnine, kalbine dokunduğun, onlardaki öğrenme isteğini harekete geçirdiğin, yaratıcılığını geliştirdiğin, insani yönden gelişmelerine, yaşam becerileri geliştirmelerine ve en önemlisi de okuldan arkadaşlarından uzak kaldıkları, çok sınırlı fiziksel ve sosyal etkinlik içinde bulundukları bu zor zamanlarda hoş ve eğlenceli zaman geçirmelerini sağladığın, onlara sevgi ve umut olduğun için ve tüm bunları kendi içinde bir iyilik, güzellik hareketi olarak başlatıp bu olağan üstü çabayı gösterdiğin için seni yürekten kutluyorum canım Ezcoşum. Sen aslında bu güzel çocuklarda ortaya çıkardığın güzelliklerin tamamısın. Yolunuz açık olsun

deneme