Habere Güven

Son Dakika Hızlı Haber ve Güncel Gelişmeler

Röportaj: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Katılımcılık Odaklı Bir Çalışma

A+ | A-

Değerli Habere Güven okuyucuları, bu hafta sizler için; enerjik, birikimli ve çok değerli bir arkadaşımız olan Çiğdem G.D. ile şimdi koordinatörlüğünü yürüttüğü proje hakkında bir röportaj yaptım.

Hem ekoloji, hem feminizm alanında çalışan bir aktivist, bir de müzisyen tarafı var ki o yönü de apayrı desem, herhalde biraz daha anlaşılır olur Çiğdem’in ne kadar renkli ve çok yönlü bir arkadaşımız olduğu. İşte bu enerjisini şimdilerde yepyeni bir projeye verdi.

CİNSİYET EŞİTLİĞİ İZLEME DERNEĞİ (CEİD) proje çağrısına yapılan yoğun başvurular sonrasında, Adana’dan desteklenen de onlarınki olmuş. Uzun süredir merak ettiğim bu projenin yazılış hikayesini, amacını ve daha birçok detayını sizler için sordum.

Haydi hemen geçelim röportaja:

Merhaba Çiğdem, öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederek başlayayım. Ne zamandır bir proje ile uğraştığını biliyoruz. Açık söyleyeyim platformdaki yokluğun da hissediliyor. Çok başarılı bir iş çıkaracağına da emindik ve sen yine bizi şaşırtmadın tabii ki. Hazırladığınız projeyi biraz inceleme fırsatı buldum röportaj öncesinde. Anlayabildiğim kadarıyla bile “Adana için ne büyük şans” diye düşündüm. İnanıyorum ki bundan daha fazlası da var. Sorularıma vereceğin yanıtlarla bu çalışmayı daha anlaşılır yapacaksın gözümüzde. Nereden başlasak bilemiyorum. Şöyle başlayalım mı?

1- Sen alanlarda görmeye alışık olduğumuz, varlığı çok da değerli olan bir arkadaşımızsın. Şimdi ise işin bir başka önemli tarafına geçtin. Bu geçişin hikayesini merak ediyorum. Nasıl gelişti bu süreç?

Öncelikle merhaba. Güzel sözlerin ve ayrıca bizim ekip için kamuoyuna açtığın bu pencereden dolayı teşekkür ediyorum. Bir de Adana Kadın Platformu’nda eksik sayılmam, yalnızca artık WhatsApp kullanmıyorum :)Doğa yıkımının, haliyle iklim, gıda, ekonomi, göç krizleri ve uyum sorunlarının giderek hızlanan bir horona durdukları çağımızda; birbirimizi duymaya, anlamaya ihtiyacımız var. İnsan bir başına son derece savunmasız; ancak bir arada olunca dünyayı değiştirdik. Bu değişimin direksiyonunu iyiye kırabilmek için yaygın hikayelerimizi değiştirmemiz, tabii bir de her hikayenin yönetimde temsili gerekli. İnsanlar için sözlü aktarımın yerini hiçbir şey tutmuyor. Bir ömürde okuyabileceğimizin binlerce katı bilgi biriktirmişiz ve her kanaldan biriktirmeye devam ediyoruz. Yine de hayatlarımızı değiştiren, çoğunlukla gayet basit şeyler oluyor…Bu projeyi benim açımdan anlamlı kılan şey, aracı olacağı diyaloglar. O buluşmaların yol açacağı irili ufaklı dönüşümler. Konuşacaklarımızın “İşte bir başka proje daha” diyerek değil de, böylesi bir pencereden okunmasını umut ediyorum.

2- Büyük toplumsal dönüşümlerden bahsediyorsun. Süresi ve kapsamı sınırlı böylesi bir çalışmada nasıl olacak bu hedefe gidiş?

Projecilik yoğun eleştirilen bir konu. İşin teknik uzmanlık gerektirmesi, hatta bazen buraya indirgenmesi bir sorun. Projeci kurumların hayatta kalmak adına, fon verilen başlıklara yönelerek odak kaybetmeleri bir başka yaygın tuzak. Fon kuruluşlarını “küstürmemek” adına yahut parçalı çalışmaktan dolayı net bir duruşu koruyamamak ayrı bir ihtimal. Fon almanın rekabetçi ortamı ise işin bambaşka bir boyutu.

Yine de bir projedeyim. Neden? Çünkü aktivist olarak pek çok talep dile getirdim. Bu taleplerin gerçekleşmesi için merkezi yönetim hedefli siyasi partilerde ya da sendika, meslek örgütü, platformlar, kolektifler gibi farklı süreğen oluşumlarda çalışmak bir yol. Onların yerine değil, ek olduğunda anlamlı olabilecek ve konu bazlı iş çıkarılabilen bir alan ise projelerde çalışmak. Bu alan, müştereklerde buluşup iş kotarmak için geniş imkanlar sağlıyor…

Örneğin 1940’lardan itibaren insan “uygarlığı”nın doğa kanunlarına ters düştüğü ve yön değiştirmesi gerektiği uluslararası platformlarda gündeme getirilmiş. Merkezi yönetimlerin dönüşüm sağlayamadığı uzun yıllar sonunda, Birleşmiş Milletler umudunu yerel yönetimlere bağlamış.  1980’den itibaren yerellerde sivillerin aktif katılımı ile dönüşüme öncü olması için, kent konseylerinin önerildiğini görüyoruz. Uygulama sorunlarından bambaşka bir röportaj çıkabilir, oraları geçiyorum.

Ana nokta şu; merkezi yönetimlerin değişime direndiği bir tarihsel arka plan var. Bu geçmişle birlikte şimdiki iklim ve doğa acil durumunu; dolayısı ile uygarlığımızı dönüştürme zorunluluğunu düşününce, sivil toplumun rolü çok büyük ve her adım değerli…

3- Doğa yıkımına önemine değiniyorsun. Peki bu konuda büyükşehir belediyelerinin rolü ne olabilir?

Kentler nüfus ve yaşam biçimi ile doğa yıkımının ve haliyle iklim krizinin en büyük kaynağı. Ülkemizde 2000’lerin başlarından itibaren büyükşehir belediyelerinin sorumlulukları aşamalı olarak tüm kent sınırına yayılmış.

Yani örneğin Adana’nın çok önemli bir özelliği olan tarımsal üretime destek ve yönlendirme sunulabilir. Lütfen bunu gıda krizi ile birlikte düşünelim. Bu krizin boyutu gıda fiyatlarından rahatlıkla takip edilebilir.

Şehrin çöpünden lağımına “atık yönetimi” bambaşka bir sorumluluk. Doğa yıkımında da büyük rolü var.

Sonra örneğin iklim değişimi kaynaklı göç olayı var. Burada da göç alan şehirlerin artan yükünü dengelemeye dair yerel yönetimlere devasa roller düşüyor…

Tüm bunları ve bizi buralara getiren dengesizlikleri, toplumu ve tabii bilim insanlarını dinlemeden, üstelik toplumun yarısını oluşturan ve “kendileri yokken evlerin yuva olmadığı” güzellemeleri yapılan kadınlar yönetimlerin de yarısını oluşturur hale gelmeden çözmek, bence imkansız…

4- Ne güzel bağlantılandırıyorsun, çok da haklısın. Peki burdan doğru, projenizi tanımaya başlayalım mı? Tam adı nedir? Amacını basit bir dille bize özetleyebilir misin?

Projenin adı “Toplumsal cinsiyet eşitliği ve katılımcılık odaklı bir çalışma: Adana Büyükşehir Belediyesi’nin gösterge temelli izlenmesi”.

Projenin büyük hedefi; vatandaşlık hizmetlerinin önemli bir kısmını sağlayan büyükşehir belediyelerinin eşitlikçi olması. Toplumsal cinsiyet rolleri ile ekonomik ve sosyal farklardan doğan eşitsizlikleri gören, bunları gidermek üzere kendini dönüştüren bir hizmet anlayışı izlemesi.

Tabii ne kadar istersek isteyelim, bir yıllık bir proje bunları vaat edemez. Bizim bu bir sene sonundaki amacımız, günümüzden bu ideale giden yolu gündeme getirmek. Hatta biraz tarif etmek. Ve mümkün olursa, etkinliklerimizin o uzun yolda birkaç adım atılmasına aracı olmasını diliyoruz…

Madem gerçek değişim ancak toplumdan gelirmiş; bu “salon etkinlikleri”nin anlam ve önemini topluma anlatmamıza aracı olduğunuz için tekrar teşekkürler 🙂

5- Projeyi Kadına Özgürlük ve Eşitlik Derneği (KÖVED) ile yaptığınızı da biliyorum. Biraz dernekten bahseder misin?  Nasıl buldunuz birbirinizi, nasıl ilerledi bu süreç?

Toplumsal cinsiyet ve hayvan hakları alanlarında çalışan aktivist arkadaşımız Bilge* ile dertleştiğimiz, aylarca süren başka hazırlayıcı süreçlerin ardından, CEİD’in çağrısını duyunca bu fikri geliştirdik. Sonra güzel adı ve kurucularının sivil alandaki varlıkları ile çok olumlu bulduğumuz KÖVED’e gittik. “Böyle bir projemiz var; kabul ederseniz sizinle yapmayı istiyoruz” dedik. Hedefler ortak olunca, gerisi geldi.

Soldan sağa: KÖVED Y.K. başkan yardımcısı Kadem Doğan, proje asistanı Asude Şafak Bozdoğan, KÖVED YK başkanı Ülkü Tolunay, proje koordinatörü Çiğdem G.D., proje akademik danışmanı Bilge Durutürk.

KÖVED kadın hakları alanında hukuki çalışmalar yapmak üzere 2015 yılında çoğu avukat olan kadınlarca oluşturulmuş. Sahada pek çok gönüllü hukuki eğitimler vermişler. İş yoğunluklarından dolayı dernek bir süredir aktif değilmiş. Bizim proje, kabul edilen ilk kapsamlı projeleri oldu. Hemen aynı ay içerisinde ikinci ve daha büyük bir projeleri de onaylandı ve bildiğimiz kadarı ile o da gayet iyi gidiyor.

*(Durutürk, Ar. Gör. Dr., ATÜ SBF Uluslararası İlişkiler B.)

Soldan sağa: KÖVED Y.K. üyesi Ümit Büyükdağ, Y.K. başkanı Ülkü Tolunay, proje asistanı Asude Şafak Bozdoğan, KÖVED YK üyesi Esay Ceyda Büyükdağ, KÖVED Y.K. üyesi Özlem Kara, proje koordinatörü Çiğdem G.D., KÖVED Y.K. üyesi Kezbannur Aksu

6- Projenin finansal desteği Avrupa Birliği’nden geliyor; ancak bir de aracısı var, CEİD. Ben CEİD’i kendim için çok geliştirici bir dernek olarak görüyorum. Prof. Dr. Mine Göğüş Tan’ın “EĞİTİMDE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ” haritalama ve izleme çalışması var örneğin, yine bir CEİD projesi, o çalışma başucu kitabım oldu uzun bir süre. Çok şey kattı bana. Senin için CEİD nasıl bir dernek? Sen yanıtlamadan önce, toparlayıcılık yönüyle ve çalışkanlığı ile beni kendine hayran bırakan Muhal İkikardeş’ e selam göndererek başlayalım bu soruya istersen.

Benden de selamlar Muhal.

CEİD en özet haliyle, akademi ve sahadaki hak savunucularını buluşturan, iki grubun da çok değerli ancak etkisi sınırlı çalışmalarını bir araya getirerek, iki tarafı da güçlendirip etkinliğini artırmaya aracılık eden bir dernek.

Aslında insanlar olarak taleplerimiz gayet net, temel ve basit. Ancak yapılan araştırmalara göre kamu kurumlarının sivil toplumu en çok eleştirdiği nokta, “yuvarlak cümlelerle” konuşmamız; net şeyler söylemiyor olmamız imiş. Konuştuğumuz konularda bilgilerimiz de, taleplerimiz de net değilmiş. İşte izleme, bizlerin gündelik taleplerini, devasa yönetim mekanizmalarının diline tercüme etmeye yarıyor diyebiliriz.

Aktivizmin hareket alanı ülkemizde son dönemde çok daraldı. 2020’nin ilk çeyreğinde pandemi başlamış, bizler iyice “kapanmış”ken, CEİD pandeminin yol açtığı dijitalleşme aracılığıyla önemli bir şey yaptı. İnterneti ve bir “akıllı” cihazı olan her evin online buluşmalarla dolup taştığı bu dönemde, kendi adıma ilk uzun vadeli izleme eğitimlerimi aldım.

İzlemeyle 2014-2015 yıllarında Kadın Koalisyonu aracılığı ile tanışmış, birbirinden değerli eğitimlere katılıp ilk izlenimlerimi edinmiş, ancak bunu bir uzmanlık olarak algılamaya devam etmiştim. Üzerine CEİD’in süreklilik arz eden ve kolay erişilebilir etkinlikleri geldiğinde ise, bu alanda harekete geçme imkânı buldum…CEİD’in 2017-2019 arasında tamamlanmış bir projesi var. Türkiye genelinde eğitim, sağlık, adalete erişim, istihdam, kentsel haklar ve hizmetler, siyasete katılım gibi çok önemli konularda kapsamlı izleme raporları hazırlamışlar. İlgilenenler, ceidizleme.org adresinde bu süreci ve yayınlarını inceleyebilirler.

Şu anda bizim proje CEİD izlme’nin devamı olarak kurgulanan CEİDizler adındaki dahilinde fonlanıyor. Farklı illerden toplam 11 proje desteklenmiş durumda. CEİDizler , yerellerdeki aktivistlerin, hak savunularını sağlam bir zemine oturtmaları üzere, 2020-2022 dönemi için planlanmış. İncelemek isteyenler için internet adresi: ceidizler.ceid.org.tr.

Bu dönemde yapılanlardan bahsetmek gerekirse: 

– Temel kavramlar üzerine online buluşmalar
– İzleme üzerine online eğitimler,
– İlk basamakta hazırlanan tematik raporları, doğrudan yazan kişilerden dinlediğimiz, sorularımıza cevaplar aldığımız online toplantılar.
– Toplumsal cinsiyet alanında tüm o raporları ve çok daha fazlasını derleyen bir e-kütüphane (Cinsiyet Eşitliği İzleme Merkezi ) oluşturulması ( ceim.ceid.org.tr )
– 9 ilde yerel eşitlik izleme platformları kurulmasına kolaylaştırıcılık. Kolaylaştırıcılık derken; örneğin Muhal Adana’daki yerel eşitlik izleme platformunun bu dönemki koordinatörü. Hem eğitim, hem de planlama ve eyleme yönelik toplantıların organizasyonu ve duyurulması için aktif çalışıyor. Biz de KÖVED – ABB İzleme Projesi proje ekibi olarak, ben ve ekip arkadaşım sevgili Şafak, şu sıralarda bu platformun sekreteryasını yürütüyoruz. Hani gönüllü olarak yürütülen işlerde “bu işi kim yapacak?” diye sıkışmalar çok olur. Şu süreçte Adana Yerel Eşitlik İzleme Platformu’nda, kısmen fonlanan bir gönüllü çalışmanın sağladığı imkanları keşfediyoruz. Bu yerel platformlar, her ilin sivil toplum bileşenlerine izleme ile savunuculuk bilgisi ve deneyimi sağlıyor. Bir de etkin olabilmek için ön şart olan işbirliğine alan açıyorlar. Türkiye geneli izleme raporlarının raflarda kalmaması, yerel talepler halinde sahada savunulması için bu platformların sağladığı bilgi ve deneyim çok çok önemli. Ayrıca bu platformların kendi belirledikleri kapsamlarda, yerel izleme raporları hazırlamaları için çalışmalar da sürüyor. – Projenin son aşaması yerel projeleri destekledikleri “mikro hibe programı”. Bizim proje de bu kapsamda destekleniyor.

7- 26 Kasım Cuma günü saat 14.00 için bir sivil toplum toplantınız olacak. Bu toplantıya “toplumsal cinsiyet alanında hak temelli çalışan tüm kişi ya da kuruluşları” davet etmişsiniz. Sanırım projenizin start verdiğini gösteren ilk adım bu toplantı olacak. Toplantıda ulaşmak istediğiniz hedef kitle nedir? Amacınız nedir? Kısaca bahsedebilir misin?

Toplantı, bizim üç aylık çalışmamız sonrasında ilk kamusal etkinliğimiz. KÖVED kendini tanıtacak; CEİD süreci özetleyecek. Projemizin iştirakçisi Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi, projeye desteği hakkında bilgi verecek. Yine proje iştirakçilerimizden TESEV, devasa mekanizmalar olan büyükşehir belediyelerinin çalışma mantığını anlayıp, dahil olmayı kolaylaştırmanın bir aracı olarak geliştirdiği MoDeL’i tanıtacak (incelemek isteyenler için adresi: kentekatilim.org ). Sonrasında projenin ilk 3 ayında Adana Büyükşehir Belediyesi hakkında öğrendiklerimizi özetleyeceğiz. Talepler için yöneticilere hazırlayacağımız “iyi örnekler” seçkimizden ve değişim odaklı tartışma planlarımızdan bahsedecek; önümüzdeki bu etkinliklerin sonuç vermesi için, hepimizin “ısrarlı takip” yapmasının önemine değineceğiz. En sonda ise bir soru-cevap ve öneriler bölümü olacak.

Toplumsal cinsiyet eşitlikçiliği ve katılımcılık alanında çalışan herkesi davet ettik; çünkü yerel yönetim hizmetleri hemşehriler olarak belki de en büyük müştereklerimizden biri. Şehirde yaşarken neye nasıl erişeceğimiz ya da erişemeyeceğimizde bu hizmetler çok belirleyici. Üstelik, merkezi idareden önemli bir farkı var. Bu mekanizmaya erişmemiz ve değişim talebimizin cevap bulması ihtimali çok daha kuvvetli.

Umuyorum ki bu bir senelik Adana Büyükşehir Belediyesi odaklı çalışma, Adana’daki sivil toplum için değişim sağlama zeminini biraz daha genişletip; müşterekleri hedefleyen yeni güç birlikleri için mevcut alanlara yenilerini ekleyebilir. STK toplantımızda amacımız bu.

Her bir sivil aktörün yaptıkları çok anlamlı. Ancak şehirde geniş bir kamuoyu oluşur, yerel yönetimlerle uzun vadeli bir iletişim kurarsa, o daha anlamlı. Ve asıl sonuç getirecek olan da ancak böylesi ortaklıklar.

Ayrıntı çok olduysa da, anlatmasam yazık olurdu 🙂

7-26 Kasım Cuma günü saat 14.00 için bir sivil toplum toplantınız olacak. Bu toplantıya “toplumsal cinsiyet alanında hak temelli çalışan tüm kişi ya da kuruluşları” davet etmişsiniz. Sanırım projenizin start verdiğini gösteren ilk adım bu toplantı olacak. Toplantıda ulaşmak istediğiniz hedef kitle nedir? Amacınız nedir? Kısaca bahsedebilir misin?

Toplantı, bizim üç aylık çalışmamız sonrasında ilk kamusal etkinliğimiz. KÖVED kendini tanıtacak; CEİD süreci özetleyecek. Projemizin iştirakçisi Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi, hukuki yükümlülüklere dair görüşlerini dile getirecek. Yine projemizin iştirakçisi TESEV, devasa mekanizmalar olan büyükşehir belediyelerinin çalışma mantığını anlayıp, dahil olmayı kolaylaştırmanın bir aracı olarak geliştirdiği MoDeL’i tanıtacak (incelemek isteyenler için adresi: kentekatilim.org ). Sonra geçtiğimiz üç ayda bizim ABB hakkında öğrendiklerimizi özetleyeceğiz. Talepler için yöneticilere hazırlayacağımız “iyi örnekler” seçkimizden ve değişim odaklı tartışma planlarımızdan bahsedecek, önümüzdeki aylardaki bu etkinliklerin sonuç vermesi için, hepimizin “ısrarlı takip” yapmasının önemine değineceğiz 🙂 En sonda bir soru-cevap ve öneriler bölümü olacak.

Toplumsal cinsiyet eşitlikçiliği ve katılımcılık alanında çalışan herkesi davet ettik; çünkü yerel yönetim hizmetleri hemşehriler olarak belki de en büyük bir müştereklerimizden. Şehirde yaşarken neye nasıl erişeceğimiz, ya da erişemeyeceğimiz bu hizmetlere bağlı. Üstelik, merkezi idareden önemli bir farkı var. Hemşehriler olarak bu mekanizmaya erişmemiz ve değişim talebimizin cevap bulması çok daha mümkün.

Umuyorum ki bu bir senelik ABB odaklı çalışma, Adana’daki sivil toplum için değişimi sağlamada zemini biraz daha genişletebilir. Müşterekleri hedefleyen yeni güç birlikleri için mevcut alanlara yenilerini ekleyebilir. STK toplantımızda amacımız bu.

Tek bir derneğin yaptıkları bile çok anlamlı. Ancak şehirde geniş bir kamuoyu oluşur, yerel yönetimlerle uzun vadeli bir iletişim kurarsa, çok daha anlamlı. Ve asıl sonuç getirebilecek olan da böylesi ortaklıklar.

8- Sonrasında 30 Kasım’da bir açılış semineriniz var. Peki bu etkinlikte amacınız nedir?

STK toplantımızın seminerin bir ön çalışması olduğunu söyleyebiliriz.

Adana Büyükşehir Belediyesi ortak çalışmaya zaten hazırdı; proje başvurusundan önce üst düzey yöneticilerle ilk görüşmelerimizden itibaren, fikrimizi desteklediler.

Sayın Zeydan Karalar’ın açılış seminerinde konuşacak olması, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin şeffaflık yaklaşımını ve dönüşüm iradesini kamuoyuna ve belki daha önemlisi; davetli olacak tüm yönetim kadrolarına göstermek üzere büyük önem taşıyor. Buna ek olarak proje iştirakçilerimizden Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden ABB’nin toplumsal cinsiyet ve katılımcılık anlamında yasal yükümlülüklerinin bir çerçevesini dinleyeceğiz. Bizim projede Adana Büyükşehir Belediyesi hakkında öğrendiklerimizin özetini bu sefer Adana Büyükşehir Belediyesi yöneticilerine sunacak, sürecin devamını tarif edeceğiz.

Seminere sivil toplumun geniş katılımı, dönüşüm talebinin sahiplerinin orada olduğunu, talebin büyük olduğunu gösterebilmek için önem arz ediyor. Böylece sunum ve odak grup görüşmelerinde bizi daha can kulağı ile dinlemelerini umuyoruz.

Seminer öncesindeki sivil toplum toplantımızın seminere kamusal katılımın genişliği ile seminerde ve sonrasındaki hak taleplerini olgunlaştırıcı bir işlev görmesini umuyoruz.

9- Adana Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ile de sunumlar ve odak grup görüşmeleri planlamışsınız. Bu görüşmelerden beklentileriniz nelerdir?

Bizim çalışmalar Ağustos’ta başladığından bu yana, son altı yıla dair elde edebildiğimiz tüm politika belgelerini inceledik. Ayrıca çalışan ve yöneticilerle online anketler yaptık. Üst düzey yöneticilerle derinlemesine görüşmelerimiz henüz devam ediyor.

Tüm bunların sonucunda çıkan ilk izleme sonuçları ile net bir güncel resim elde etmek istedik. STK toplantısı ve seminerle birlikte “etkileşim modülü” başlamış oluyor. Bu kısmı ilk izlemenin sonuçlarına dayalı bir kent hakkı savunuculuğu yapmak üzere kurguladık. Adana Büyükşehir Belediyesi yöneticilerine yapılacak sunumlarda; özet bir teorik arka plan üzerine, eşitlikçi uygulamalara dair dünyadan iyi örnekler aktarılacak. Odak grup görüşmeleri ise sunumların hemen sonrasında gerçekleştirilecek. Yerelde ne tarz iyileştirmeler yapılabilir? Ne çeşit engeller, ne çeşit imkanlar ve ihtiyaçlar var? Tüm bunları uygulamadan sorumlu kişilerin, yani yöneticilerim tartışması için planlanmış oturumlar olarak kurgulandılar.

Yani bu etkinliklerden beklentimiz; Adana Büyükşehir Belediyesi’nin şu anki durumunu, talepler doğrultusunda geliştirmeye hizmet etmeleri. Yöneticilerin harekete geçmek için atabilecekleri adımları onlarla birlikte gözden geçirebilmeyi hedefliyoruz.

10- Büyükşehir Belediyesi’nin gösterge temelli izlenmesi gibi bir proje farklı şehirlerde de uygulanmış mı?

Elbette. Hatta Adana’da da yapıldı. Kadın Koalisyonu “Belediyeleri Kadınlarla Sınamak” raporunun hazırlanması için Adana’da kadın kurumları ile yıllarca çalıştı. Sonuçta 2014-2018 yılları arasında büyükşehir ve merkez ilçe belediyeleri üzerine bu kapsamlı rapor hazırlandı (kadinkoalisyonu.org sitesinde incelenebilir).

Bizim çalışmamız güncelde tek bir belediyeye odaklanıp, savunuculuk ayağını da içermesi ile bu raporun açtığı yolda ilerlemeye devam ediyor olacak.

11- Adana Büyükşehir Belediyesi bu izlemeden rahatsızlık duyacak mıdır peki? Onların yaklaşımları nasıl oldu projeye?

Belediyeler devasa ve dolayısı ile hantal mekanizmalar. Beş yılda bir değişme ihtimali de, yöneticilerin uzun vadeli plan yapmasını da, değişimi uygulamalarını da zorlaştırıyor. Bu proje için Adana Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğimizde, zaten bu yıl hayata geçirilen Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı ile başlatmış oldukları bir ivmeye katılmış olduk. Yani onlar zaten hazırdı. Bizim yaptığımız çalışmalar, onların değişim iradesine, yerel yönetimin zorlu koşullarında bir destek sağlayacak diyebiliriz.

12- Projenin sonunda Adana Büyükşehir Belediyesi’ne vereceğiniz izleme raporu kamuya açık olacak mı?

Evet, kamuya açık olacak. Hatta önümüzdeki sivil toplum toplantımızda ve açılış seminerinde ilk bulgularımızın özetini sunacağız. Yöneticilerle ocak ayında başlayacağımız sunum ve odak grup görüşmeleri öncesinde ise Adana Büyükşehir Belediyesi’ne bir ön rapor halinde ileteceğiz.

Nihai rapor ise odak grup görüşmesi kayıtlarının çözümlenmesi ve Nisan 2022’de açıklanması beklenen “Adana Büyükşehir Belediyesi 2021 Faaliyet Raporu” ile oluşturulacak.

13- Bir de Politika Önerileri kitapçığından bahsetmişsiniz. Bu da çok dikkatimi çekti. Bu kitapçığın kapsamı ne olacak?

Politika önerileri kitapçığı, yöneticilerle gerçekleştirilecek yerelde iyi uygulama arayışlarının bir yansıması olacak. Bizim bu kısa dönemli bu çalışmamızın değişime odaklı çıktılarını toplayıp, uzun soluklu hale getirmesi için düşündük. Öncelikle, Adana Büyükşehir Belediyesi için kalıcı bir öneriler belgesi olacak. Sonra eşitlikçi bir şehir yaşamı kurgusuna dair uygulama örnekleri arayan hem farklı belediyelerin çalışanlarına, hem de talep olgunlaştırmaya ihtiyaç duyan tüm sivil toplum aktörlerine hitap edebilmesini ümit ediyoruz. 

14- Çok bilgilendirici ve keyifli bir röportaj oldu. Bu bilgileri bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğin başka bir şey var mı?

Karmaşıklaşan her şey toplumdan uzaklaşıyor. Ancak yine de hayatlarımızı belirleyen bu karmaşık işleyişlerle ilgilenmek dışında bir çaremiz, ne yazık ki yok. Tüm bu rekabetçi başarı kültürünün kuru gürültüsünde sakinlikle, dayanışmayla, neşeyle, paylaşarak ilerlemeyi unutmayalım demek istiyorum. Çünkü dünyayı güzellik kurtaracak.

Ve tabii, sesimizi duyurma imkânı için tekrar teşekkürler!