<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habere Güven</title>
    <link>https://www.habereguven.com</link>
    <description>Habere Güven; Türkiye ve dünyadan son dakika haberler, güncel gelişmeler, analizler ve özel dosyalarla güvenilir, hızlı ve bağımsız habercilik sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habereguven.com/rss/cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 01 Aug 2026 17:17:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/rss/cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Pozantı-Ceyhan Otoyolu Tepkisi: "15 Dakika İçin Ormanlar ve Tarım Alanları Feda Edilemez"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/pozanti-ceyhan-otoyolu-tepkisi-15-dakika-icin-ormanlar-ve-tarim-alanlari-feda-edilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/pozanti-ceyhan-otoyolu-tepkisi-15-dakika-icin-ormanlar-ve-tarim-alanlari-feda-edilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana Ekoloji Platformu'ndan Pozantı-Ceyhan Otoyolu Tepkisi: "15 Dakika İçin Ormanlar ve Tarım Alanları Feda Edilemez"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p><strong>Adana Ekoloji Platformu, Pozantı-Ceyhan Otoyolu Projesi'nin ÇED halkın bilgilendirme toplantısının ardından yaptığı açıklamada, projenin Çatalan ve Seyhan barajlarını, tarım arazilerini ve ormanları tehdit ettiğini belirtti. Platform, "Kapitalizmin hız tutkusu doğayı ve kamusal kaynakları yok ediyor" diyerek DSİ ve ASKİ'yi kamuoyuna açıklama yapmaya çağırdı.</strong></p>
</blockquote>

<p>Adana Ekoloji Platformu, 29 Temmuz'da Karaisalı'da gerçekleştirilen Pozantı-Ceyhan Otoyolu Projesi ÇED halkın bilgilendirme toplantısına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Platform, yaklaşık 71 milyar lira maliyetle hayata geçirilmesi planlanan otoyolun yalnızca ulaşım projesi olmadığını, yüzlerce hektarlık tarım ve orman alanını tehdit eden, Çatalan ve Seyhan baraj havzalarında geri dönüşü olmayan çevresel riskler yaratabilecek bir yatırım olduğunu savundu. Açıklamada, "15 dakikalık trafik gecikmesini ortadan kaldırmak için doğa ve yaşam alanları feda edilemez" denildi.</p>

<blockquote>
<h3><strong>ADANA EKOLOJİ PLATFORMU: KAPİTALİZMİN “HIZ” TUTKUSU VE OTOYOLLAR</strong></h3>
</blockquote>

<p>29 Temmuz 2026 Çarşamba günü, Karaisalı Belediyesi çok amaçlı salonunda, Pozantı-Ceyhan otoyolu projesi (ÇED) çevresel etki değerlendirme raporu halkın bilgilendirme toplantısı yapıldı. Konu bölgeyi ilgilendirdiği için Sarıçam ve Ceyhan ilçelerinden de katılım vardı. Söz alıp konuşanlar çoğunlukla muhtarlar idi. Karaisalı Belediye Başkanı da katılımcılar arasındaydı. Adana Ekoloji Platformu olarak küçük bir heyet halinde biz de toplantıya katıldık.</p>

<p>Projeyi hazırlayan firma yetkilisi yansıtılan görseller eşliğinde ilk konuşmayı yaptı ve bu otoyol projesinin faydalarını anlattı. Kısaca özetlemek gerekirse; Pozantı-Ceyhan arasında, Seyhan ve Çatalan barajlarının ortasından geçecek olan otoyolun toplam uzunluğu 114 km. olacak. Bunun 92 km. si ana gövde, 21 km. si ise bağlantı yollarından oluşacak. Ana gövde 2x3 şeritli olacak ve inşaat 4 yıl sürecek. İhale bedeli 71 milyar tl. olacak.</p>

<p>Daha sonra platform olarak biz söz alarak söylenmeyenleri söyledik. Proje maliyetinin 71 milyarda kalmayacağını, maliyet artışları ve çeşitli nedenler ileri sürülerek 100-150 milyar tl. yi bulacağını, bunun örneklerinin birçok projede yaşandığını, bu proje için 655 hektar alanın kamulaştırılacağını, bu miktarın yarısının tarım alanı, yarısının da orman alanı olduğunu söyledik. Bu ülkenin tarım alanlarını ve ormanları koruması gerektiğini, bunun önemini anlatmaya çalıştık. Seyhan ve Çatalan barajlarının bu otoyol projesinden kötü etkilenmemesinin mümkün olmadığını, özellikle bölgenin içme suyu ihtiyacını karşılayan Çatalan baraj havzasının bu otoyol projesinin neden olacağı kirlilikten nasıl korunacağının belli olmadığını söyledik. İnşaat çalışmaları sırasında oluşacak her türlü atığın yağmur ve benzeri atmosferik şartlar altında baraj havzasına sızabileceğini, işletme sırasında ise otoyolu kullanan motorlu araçların egzoz gazı, motor yağı, kimyasal lastik tozlarının yine atmosferik şartlar altında baraj suyuna karışabileceğini hatırlattık. Otoyollarda sık sık rastlanan trafik kazaları sonrasında petrol türevi kimyasal maddelerin, patlayıcı maddelerin, ağır metallerin içme suyu rezervi için büyük riskler taşıdığını belirttik. Bilindiği gibi, Çatalan içme suyu tesislerinde kimyasal arıtma yapılamamakta, sadece biyolojik arıtma yapılmaktadır.</p>

<p>Toplantıda daha sonra konuşan Karaisalı Belediye Başkanı projeyi çok olumlu bulduklarını, siyasi iktidarın bölgeyi kalkındırmak için buna benzer yatırım kararı almalarına sevindiklerini ifade etti. Toplantıya katılıp söz alanların çoğunluğu ise proje güzergahının ayrıntılarını sorup, hangi alanların kamulaştırılacağını merak edenler idi.</p>

<p>Şimdi, biraz geriye gidip olayın gelişimine birlikte bakalım. Mersin-Tarsus-Adana-Ceyhan karayolu ulaşım ihtiyacını yıllarca E-5 karayolu karşıladı. 1980’lerin sonunda, E-5 yolu Adana şehir içinde kaldığı ve trafik yoğunluğu arttığı gerekçesi ile, Adana şehrinin dışında ve kuzeyinde yeni bir otoyol projesi yapıldı, 1990’lı yıllar boyunca inşaat çalışmaları sürdü ve 2000 yılında şimdiki TAG otoyolu bütün bağlantıları ile açılmış oldu. Aradan 26 yıl geçti. Bu zaman içinde Adana şehri yapılan otoyola doğru da yayılmaya devam etti. Şimdi de, bu otoyolda trafik sıkışıklığı yaşandığı söylenip, biraz daha kuzeyde yeni bir otoyol yapılmak isteniyor. Sormak gerekmez mi, yapılacak bu yeni otoyolda kaç sene sonra sıkışıklık yaşanacaktır? Şehirlerin yola doğru genişlediği gerçeği göz önüne alındığında, yapılacak bu yeni otoyolun yerleşimi ve yapılaşmayı kendisine doğru çekeceğini tahmin etmek zor mudur? O zaman geldiğinde, daha da kuzeyden yeni bir proje mi yapılacaktır? Korumamız gereken doğal varlıklarımızı tahrip eden bu yol projeleri bir ulaşım tuzağına dönüşmüyor mu?</p>

<p>“Hız” kavramı kapitalizm ile birlikte gelişerek bugünlere geldi. Pozantı-Ceyhan otoyolu projesinin neden gerektiğini kamuoyuna açıklayan bazı yetkililer şu ifadeyi kullandılar: “Mevcut TAG otoyolu Pozantı- Ceyhan arasında trafik tıkanıklığı nedeniyle 15 dakika gecikmeye neden oluyor. Yeni otoyol projesi bu gecikmeyi ortadan kaldıracaktır.” Düşünün; 15 dakikalık gecikmeyi gidermek için 300 hektar tarım alanı ve 300 hektar orman alanı yok edilecek ve milyonlarca insanın yoksulluk içinde yaşadığı ülkenin bütçesinden milyarlarca lira para harcanacak.</p>

<p>Katıldığımız ve anlattığımız ÇED halkın bilgilendirme toplantısında, toplantıyı yöneten bakanlık temsilcisi bu proje için 30 ilgili kurumdan görüş alındığını açıkladı. Barajları korumak ile görevli DSİ ve ASKİ yetkililerinin, sorulduysa eğer, bu proje ile ilgili nasıl görüş bildirdikleri merak edilmektedir. Seyhan ve özellikle Çatalan barajının söz konusu projeden nasıl etkileneceği ile ilgili bu iki kurumu kamuoyuna açıklama yapmaya davet ediyoruz.</p>

<p>Saygılarımızla. 31 Temmuz 2026</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/pozanti-ceyhan-otoyolu-tepkisi-15-dakika-icin-ormanlar-ve-tarim-alanlari-feda-edilemez</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-31-111150.png" type="image/jpeg" length="61540"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekliler Dayanışma Sendikası: “İklim Krizi Yaşam Hakkını Tehdit Ediyor, Sıcaktan Ölmek İstemiyoruz”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/emekliler-dayanisma-sendikasi-iklim-krizi-yasam-hakkini-tehdit-ediyor-sicaktan-olmek-istemiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/emekliler-dayanisma-sendikasi-iklim-krizi-yasam-hakkini-tehdit-ediyor-sicaktan-olmek-istemiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Basın açıklamasında iklim krizinin yol açtığı aşırı sıcakların toplum sağlığını tehdit eden ciddi bir yaşam hakkı sorununa dönüştüğünü ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Emekliler Dayanışma Sendikası Adana Şubesi, artan sıcaklıkların artık bir "afet" boyutuna ulaştığını belirterek merkezi yönetim ve yerel yönetimlere acil önlem çağrısı yaptı. Sendika, yaşlılar, kronik hastalar, çocuklar ve açık alanda çalışan emekçilerin aşırı sıcaklar nedeniyle hayati risk altında olduğunu vurgulayarak, sıcaklığa bağlı ölüm verilerinin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.</p>
</blockquote>

<p>Emekliler Dayanışma Sendikası (EDS) Adana Şubesi, yaptığı yazılı basın açıklamasında iklim krizinin yol açtığı aşırı sıcakların toplum sağlığını tehdit eden ciddi bir yaşam hakkı sorununa dönüştüğünü ifade etti. Adana'da hissedilen sıcaklığın 47 dereceye ulaştığına dikkat çeken sendika, özellikle yaşlılar, kronik hastalar, kadınlar, çocuklar ve dışarıda çalışmak zorunda kalan emekçilerin korunması için acil tedbir alınmasını istedi. Açıklamada, hem merkezi idarenin hem de yerel yönetimlerin iklim krizine karşı bilimsel ve kalıcı politikalar üretmesi gerektiği vurgulanırken, kentlerde yeşil alanların artırılması ve sıcaklığa bağlı ölüm istatistiklerinin kamuoyuna açıklanması çağrısında bulunuldu.</p>

<p>Konuyla ilgili yapılan açıklama şu şekilde; </p>

<blockquote>
<h3><strong>HAYATLARIMIZ DEĞERLİDİR! İKLİM YIKIMINA KARŞI TEDBİR ALINMAMASINDAN, AŞIRI SICAK DALGALARINDAN ÖLMEK İSTEMİYORUZ!</strong></h3>
</blockquote>

<p>2025 yılında Adana’da güneş altında termometreler 50 dereceyi göstermişti. Bu yıl Temmuz ayındayız ve şimdiden gölgede hissedilen sıcaklığın artan nemin de etkisiyle 47 dereceyi bulduğu yetkililer tarafından açıklandı. Daha önümüzde sıcaklığın en çok artmasının beklendiği Ağustos ayı var. Bu sene güneş altında 60, gölgede 50 derece sıcaklığın yaşanması bekleniyor. Açıkça söylemek gerekiyor: Bu bir “afet” halidir ve bu afetin ilk kurbanları biz yaşlılarız, kronik rahatsızlıkları bulunanlardır ki, bu kişilerin çoğunluğu da yaşlılardır ve toplumun en zayıf, en korunmasız olanlarıdır. Kadınlardır, çocuklardır ve bu sıcak altında dışarıda çalışmak zorunda bırakılan emekçilerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Avrupa izleme ağları (EuroMOMO) ve istatistik kurumlarının verilerine göre, özellikle Haziran sonundaki şiddetli sıcak dalgası süresince 27 Avrupa ülkesinde 10.000'den fazla fazladan ölüm (excess mortality) kaydedilmiştir. Epidemiyolojik modelleme çalışmalarında bu rakamın bildirilmemiş veya gecikmiş verilerle birlikte 20.000'i aşmış olabileceği öngörülmektedir.</i></p>

<p><i>Kırılgan Yaş Grubu: Aşırı sıcak kaynaklı ölümlerin %85-90'ından fazlası 65 yaş ve üzerindeki bireylerde gerçekleşmiştir. Özellikle 75 yaş üstü kronik hastalar ve yalnız yaşayan yaşlılar en yüksek risk grubundadır.</i></p>

<p><i>Fransa: Haziran sonundaki sıcak hava dalgası sırasında beklenenin üzerinde 5.700'den fazla ölüm tespit edilmiş, ülkenin tarihsel rekor düzeydeki gece sıcaklıkları vücudun dinlenmesini engelleyerek riski artırmıştır. </i></p>

<p><i>Almanya: Robert Koch Enstitüsü (RKI) verilerine göre, Haziran ayında 5.100'den fazla sıcaklığa bağlı ölüm meydana gelmiştir. Ölümlerin büyük kısmı yalnızca Haziranın son haftasında gerçekleşmiştir.</i></p>

<p><i>Belçika ve İspanya: Belçika’da kaydedilen fazladan ölüm oranı, 2000 yılından bu yana kaydedilen sıcak dalgaları arasındaki en yüksek seviyeye ulaşmıştır. İspanya'da da yüzlerce doğrudan sıcak çarpması ve ilişkili ölüm bildirilmiştir.</i></p>

<blockquote>
<p><strong><i>"Sessiz Katil"</i></strong><i> Etkisi: Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sıcak stresini doğrudan yaralanma yaratmadığı için "sessiz katil" olarak tanımlamaktadır. Sıcaklık kaynaklı her 10 ölümden 9'unun ilk etapta doğrudan "sıcak çarpması" olarak kayıtlara geçmediği, bunun yerine mevcut kronik rahatsızlıkları tetiklediği bilinmektedir.</i></p>
</blockquote>

<p>Görüldüğü gibi, iklim yıkımından kaynaklanan afetler bütün dünyada ve ülkemizde yaşanmaktadır. Küresel sıcaklık artışına neden olan fosil yakıtların üretimi ve kullanımından bir türlü vazgeçilmemekte, hatta devamı için savaşlar çıkarılmaktadır. Şirketler ve devletler elele vererek kurulu düzenlerini sürdürmek istiyor, bu ısrarın sonucu olarak yaşanan iklim yıkımının, afetlerin kurbanları ise bizler oluyoruz. Göstermelik COP toplantılarında kömür, petrol ve gaz üretim ve kullanımının sonlandırılması bir yana, azaltılması bile gündemlerinde bulunmuyor. 30 defa toplandılar, sonuç ortada. Şimdi 31. COP toplantısını bu yıl Kasım ayında Antalya’da yapmaya hazırlanıyorlar. Bizler de orada olacağız. Halkların İklim Zirvesi buluşmasında şirketlerin ve devletlerin ikiyüzlülüğünü haykıracağız.</p>

<p>Konu ile ilgili olarak yerel yönetimlere de bir çift sözümüz var. Adına “kent” denilen bu devasa beton, asfalt ve çelik yığınında “kentsel ısı adası etkisi” oluşmasının kaçınılmaz olacağını hiç mi düşünmediniz? Sıcaklardan asfaltın eridiği Adana gibi bir kentin ara sokaklarına bile asfalt yol yapmakla övünürken hiç mi hicap duymadınız? Gündüz sıcağı emen bu beton, asfalt, çelik yığınının akşamları sıcağı kusacağını, geceleri bile gündüz kadar sıcak olacağını hiç mi düşünmediniz? Senelerdir yerel yönetim yetkililerine bu gerçekler yazılı ve sözlü olarak söylendiği halde neden hiç dikkate almadınız? Seyhan ilçesinde binlerce dönümlük alanı betonlaştırarak, birbirine yüz metre mesafede iki avm yapılmasını belediye meclislerinde nasıl onayladınız? Yerel yönetimlerin yetkililerine bir kere daha sesleniyoruz: Bizler sizden ağaçlandırma ve yeşil alanlar isterken manzara olsun diye, peyzaj olsun diye istemiyoruz. Ağaçlandırma ve yeşil alanların çoğaltılmasını yaşamak için, ölmemek için talep ediyoruz. Çünkü, giderek artan sıcaklık afetine karşı en önemli engellerden biridir ağaçlandırma. Ağaçlar topraktan aldıkları suyu buharlaşma yoluyla atmosfere salarak iklimin yumuşamasını da sağlar. Bu gerçekleri hızlıca öğrenip, uygulamaya koymalısınız. Konu yaşamdır, sağlıktır. Dünya Sağlık Örgütü ölçülerine göre, kentlerde kişi başına en az 15 metrekare yeşil alan bulunmalıdır. Oysa, bu miktarın Adana’da sadece 4 metrekare olduğu bilinmektedir.</p>

<p>Yaşlılar olarak, sorumlusu olmadığımız bu sıcaklık afetinin kurbanı da olmak istemiyoruz. Çevre, şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığını ve yerel yönetim yetkililerini görevlerini yapmaya çağırıyoruz. Sağlık bakanlığının yaşlı sağlığı ile ilgili özel çalışma yapmasını talep ediyoruz. Ayrıca, sağlık bakanlığı yaşanan sıcaklık afeti nedeniyle ölüm istatistiklerini açıklamak zorundadır. Siz saklıyorsunuz diye gerçekler yaşanmamış olamaz, biz ne yaşadığımızı biliyoruz.</p>

<p><strong>Emekliler Dayanışma Sendikası olarak; emeklilerin ve yaşlıların haklarını ve yaşamını savunmaya devam edeceğiz.</strong></p>

<p>Saygılarımızla. 25/Temmuz/ 2026</p>

<p></p>

<p><strong>EDS</strong></p>

<p><strong>EMEKLİLER DAYANIŞMA SENDİKASI</strong></p>

<p><strong>ADANA ŞUBESİ</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/emekliler-dayanisma-sendikasi-iklim-krizi-yasam-hakkini-tehdit-ediyor-sicaktan-olmek-istemiyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 21:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-25-213636-1.png" type="image/jpeg" length="20429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Bu Dere Öldürüyor" Çığlığı: Adana'da Dört Mahalle Halkı Çevre Felaketine Karşı Ayakta]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/bu-dere-olduruyor-cigligi-adanada-dort-mahalle-halki-cevre-felaketine-karsi-ayakta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/bu-dere-olduruyor-cigligi-adanada-dort-mahalle-halki-cevre-felaketine-karsi-ayakta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti ve Adana Ekoloji Platformu, dere kapatılıp kalıcı çözüm üretilene kadar mücadelenin süreceğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<h2><strong>Koza, Yeşilbağlar, Bahçelievler ve Güzel Cumhuriyet mahallelerinin sakinleri, yıllardır çözülmeyen pis dere sorunu için sokağa çıktı. DEM Parti ve Adana Ekoloji Platformu, dere kapatılıp kalıcı çözüm üretilene kadar mücadelenin süreceğini açıkladı.</strong></h2>
</blockquote>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 24 At 20.25.56 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-24-at-202556-3.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>ADANA</strong> – Yüreğir ilçesinde Koza, Yeşilbağlar, Bahçelievler ve Güzel Cumhuriyet mahallelerinde yaşayan yurttaşlar, mahallelerin içinden geçen ve uzun yıllardır çevre ile halk sağlığını tehdit ettiği belirtilen pis dereye karşı protesto düzenledi. DEM Parti Adana İl Örgütü ile Adana Ekoloji Platformu'nun destek verdiği eylemde, "Bu Dere Öldürüyor", "Temiz Çevre Sağlıklı Yaşam" ve "Bu Çevre Felaketine Sessiz Kalmıyoruz" sloganları yükseldi.</p>

<p>Eski Belediye Şantiyesi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına mahalle sakinlerinin yanı sıra DEM Parti Adana İl Eşbaşkanı <strong>Yakup Ataş</strong> ile Adana Ekoloji Platformu adına <strong>Yaşar Gökoğlu</strong> da katıldı. Açıklamalarda, yıllardır çözülemeyen altyapı sorunlarının halk sağlığını tehdit ettiği, özellikle yaz aylarında artan sıcaklıkla birlikte salgın hastalık riskinin büyüdüğü vurgulandı.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 07 24 At 20.25.55 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-24-at-202555-3.jpeg" width="1920" /></h2>

<h2><strong>Mahalle halkı: "Pis koku, sinek ve hastalıkla yaşamaya mahkûm edildik"</strong></h2>

<p>Eylemde konuşan mahalle sakinleri, dereye kanalizasyon sularının karıştığını, çevrenin ağır koku altında kaldığını ve özellikle çocuklar ile yaşlıların ciddi sağlık riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Mahalle halkı, yıllardır belediyelere ve ilgili kurumlara defalarca başvuru yapmalarına rağmen somut bir çözüm üretilmediğini belirterek, derenin kapatılması ve altyapı sorununun kalıcı biçimde çözülmesini talep etti.</p>

<p>Sulama kanallarının kirlenmesi nedeniyle tarımsal üretimin de olumsuz etkilendiğini ifade eden yurttaşlar, yaşadıkları bölgenin adeta kaderine terk edildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 07 24 At 20.25.56 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-24-at-202556-1.jpeg" width="1920" /></h2>

<h2><strong>Yakup Ataş: "Sağlıklı çevrede yaşamak en temel insan hakkıdır"</strong></h2>

<p>DEM Parti Adana İl Eşbaşkanı Yakup Ataş, konuşmasında sağlıklı bir çevrede yaşamanın anayasal ve evrensel bir hak olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Ataş, devletin yurttaşların güvenli ve sağlıklı bir çevrede yaşayabilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>"Yıllardır bu dere halk sağlığını tehdit ediyor. Pis koku yayıyor, hastalık saçıyor. Burada yaşayan insanlar defalarca başvuruda bulundu ancak bu sorun görmezden gelindi. Hiç kimse böylesi bir çevrede yaşamaya mahkûm edilemez."</p>
</blockquote>

<p>Etkinlik nedeniyle güvenlik birimlerinin organizasyonu yapanları sorduğunu da aktaran Ataş, "Bu eylemin muhatabı burada yaşayan bütün insanlardır. Bundan daha büyük bir muhatap yoktur." ifadelerini kullandı.</p>

<h2><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="670" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/CC0tfFc93_s" title="DEM Parti Adana İl Eşbaşkanı Yakup Ataş, Bu Dere Öldürüyor, Bu Çevre Felaketine Sessiz Kalmıyoruz." width="1183"></iframe></h2>

<h2><strong>"Tüm kurumlar sorumluluklarını yerine getirmeli"</strong></h2>

<p>Yakup Ataş, yaşanan çevre sorununun tek bir kurumun değil birçok kamu kurumunun sorumluluğunda olduğunu belirterek şu çağrıyı yaptı:</p>

<ul>
 <li>Devlet Su İşleri (DSİ)</li>
 <li>Sağlık Bakanlığı</li>
 <li>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</li>
 <li>Adana Büyükşehir Belediyesi</li>
 <li>Yüreğir Belediyesi</li>
</ul>

<p>Ataş, "Bu ortamın oluşmasında hepinizin sorumluluğu var. Bu sorun çözülene kadar mahalle halkıyla omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz." dedi.</p>

<h2><strong>Ekoloji Platformu: "Basit mühendislik hatasının bedelini halk ödüyor"</strong></h2>

<p>Adana Ekoloji Platformu adına konuşan Yaşar Gökoğlu ise yaşanan sorunun yalnızca çevre kirliliği olmadığını, aynı zamanda ciddi bir altyapı ve planlama problemi olduğunu söyledi.</p>

<p>Gökoğlu, bölgenin imara açıldığını ancak gerekli kanalizasyon altyapısının tamamlanmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Vatandaşlara burada ev yapmaları söylendi ama kanalizasyon sistemi tamamlanmadı. Bazı evlerin atıkları doğrudan bu dereye akıyor. Yapılan kanalizasyon sistemi de arıtmaya ulaşmıyor. Basit bir mühendislik hatasının kurbanıyız."</p>
</blockquote>

<h2><strong>"Anayasa yaşam hakkını güvence altına alıyor"</strong></h2>

<p>Gökoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17. maddesini hatırlatarak yaşam hakkının yalnızca fiziksel değil sağlıklı çevrede yaşama hakkını da içerdiğini ifade etti.</p>

<p>"Burası bugün bir pislik yuvasına dönüşmüş durumda" diyen Gökoğlu, yaz aylarında sıcaklığın 50 dereceyi aştığını, yüksek sıcaklık ve nemin salgın hastalık riskini artırdığına dikkat çekti.</p>

<p>"Bir salgın hastalık çıkmasını mı bekliyoruz?" diye soran Gökoğlu, yetkililerin yıllardır soruna müdahale etmediğini söyledi.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 07 24 At 20.26.02" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-24-at-202602.jpeg" width="1920" /></h2>

<h2><strong>"500 metre yapıldı, gerisi kaderine bırakıldı"</strong></h2>

<p>Gökoğlu, dereyle ilgili geçmişte sınırlı bir çalışma yapıldığını ancak projenin tamamlanmadığını belirtti.</p>

<p>Yaklaşık 500 metrelik bölümün 2016 yılında kapatıldığını ifade eden Gökoğlu, geri kalan kısmın ise yıllardır aynı şekilde bırakıldığını söyledi.</p>

<p>"Ne DSİ el atıyor ne de yerel yönetimler. Herkes birbirine bakıyor. Olan ise burada yaşayan insanların sağlığına oluyor." dedi.</p>

<h2><strong>"Bu derede ölmek istemiyoruz"</strong></h2>

<p>Konuşmasında sert ifadeler kullanan Gökoğlu, devletin bir yandan "Sıfır Atık" kampanyaları yürüttüğünü hatırlatarak mahallede yaşanan tabloyla bunun çeliştiğini savundu.</p>

<p>"Bize temiz çevre anlatılıyor ama burada insanlar lağım deresinin yanında yaşamaya zorlanıyor. Biz bu derede ölmek istemiyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<h2><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="670" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/fzy1bb9Yp3w" title="Yaşar Gökoğlu, Bu Dere Öldürüyor, Bu Çevre Felaketine Sessiz Kalmıyoruz." width="1183"></iframe></h2>

<h2><strong>DEM Parti ve Ekoloji Platformu: "Mücadele sürecek"</strong></h2>

<p>Basın açıklamasının sonunda DEM Parti Adana İl Örgütü ile Adana Ekoloji Platformu ortak mesaj verdi.</p>

<p>Açıklamada, doğanın ve yaşam alanlarının tahrip edilmesine karşı mahalle halkıyla birlikte mücadele etmeye devam edecekleri belirtilirken, çevre felaketine karşı tüm kamu kurumları acilen harekete geçmeye çağrıldı.</p>

<p>Mahalle sakinleri ise taleplerinin net olduğunu vurguladı:</p>

<p><strong>"Dere kapatılsın, kanalizasyon sorunu çözülsün, çocuklarımız temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşasın."</strong></p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/bu-dere-olduruyor-cigligi-adanada-dort-mahalle-halki-cevre-felaketine-karsi-ayakta</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 20:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-24-at-202555.jpeg" type="image/jpeg" length="54610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samandağ’da iklim ve barış buluşması: “Savaşa karşı yaşamı savunmak ortak mücadeledir”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/samandagda-iklim-ve-baris-bulusmasi-savasa-karsi-yasami-savunmak-ortak-mucadeledir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/samandagda-iklim-ve-baris-bulusmasi-savasa-karsi-yasami-savunmak-ortak-mucadeledir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortadoğu'da savaşların yalnızca siyasal sonuçlar doğurmadığı; doğanın, tarımın, su kaynaklarının ve yaşam alanlarının da ağır tahribata uğradığı dile getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p>Samandağ Kalkındırma Derneği tarafından 26. Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali kapsamında düzenlenen panel ve forumda, Ortadoğu'da savaşların ekolojik yıkımı ile iklim krizine karşı halkların ortak mücadelesi ele alındı. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, savaşın emeği, demokrasiyi ve doğayı hedef aldığını vurgularken, DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise devlet merkezli iklim politikalarının yetersiz kaldığını belirterek "Halkların İklim Zirvesi"nin alternatif bir mücadele zemini olduğunu söyledi.</p>
</blockquote>

<h2>Bereket Kar anısına savaşın ekolojik sonuçları tartışıldı</h2>

<p>Samandağ Kalkındırma Derneği tarafından düzenlenen <strong>26. Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali</strong>, gün boyunca gerçekleştirilen panel ve forumlarla iklim krizi, savaş ve ekoloji başlıklarını gündeme taşıdı.</p>

<p>Festival kapsamında Anadolu Palace Otel'de gerçekleştirilen ve <strong>Bereket Kar anısına</strong> düzenlenen <strong>"Ortadoğu, Savaş ve Ekolojik Etkileri"</strong> başlıklı panelin moderatörlüğünü Av. Mehmet Horus Hız üstlendi.</p>

<p>Etkinlik, Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay'ın açılış konuşmasıyla başladı.</p>

<p>Panelde Irak'tan Ekofeminist Halwest Karim, Suriyeli araştırmacı-yazar Ahmed Alderzi, Lübnan Sendikalar Konfederasyonu (FENASOL) temsilcisi Castro Abdallah ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi'nden Erdoğan Ödük değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Konuşmalarda savaşların yalnızca insanların yaşamını değil, doğal yaşamı da doğrudan hedef aldığı; nehirlerin, ormanların, tarım alanlarının ve yaşam alanlarının savaş politikalarının bir parçası olarak tahrip edildiği vurgulandı.</p>

<h2><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 07 12 154519" class="detail-photo img-fluid" height="1285" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-12-154519.png" width="1983" /></h2>

<h2>"Ekolojik yıkım savaş politikalarının ayrılmaz parçası"</h2>

<p>Panel öncesinde yapılan çağrıda ise Ortadoğu'nun uzun yıllardır savaşlar, işgaller ve paylaşım mücadelelerinin merkezi haline getirildiği belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:</p>

<p>Savaşların yalnızca halkları değil, doğayı da hedef aldığı ifade edilen çağrıda, özellikle Kürdistan coğrafyasında baraj projeleri, madencilik faaliyetleri, orman tahribatı ve zorunlu göç politikalarının ekolojik yıkımı derinleştirdiği vurgulandı.</p>

<p>Açıklamada, savaş ile ekolojik tahribat arasındaki ilişkinin birlikte değerlendirilmesi ve yaşamı savunan ortak mücadelelerin büyütülmesi gerektiği kaydedildi.</p>

<h2>COP31'in ötesinde halkların iklim mücadelesi tartışıldı</h2>

<p>Festivalin ikinci oturumunda ise <strong>"COP31'in Ötesinde Halkların İklim Zirvesi"</strong> başlıklı forum gerçekleştirildi.</p>

<p>İrem Aydemir ve Cemile Kaçar'ın moderatörlüğündeki forumun çerçeve sunumlarını KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ile DEM Parti İzmir Milletvekili ve Ekoloji-Tarımdan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Akın yaptı.</p>

<p>Foruma ayrıca Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Serap Baysal, Tarım Orkam-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Eser Demirçin ve Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz da katıldı.</p>

<h2>Ayfer Koçak: "Savaşın olduğu yerde emeğin ve demokrasinin zemini ortadan kalkıyor"</h2>

<p>KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak konuşmasında, konfederasyonun ekoloji mücadelesini emek mücadelesinden ayrı görmediğini belirtti.</p>

<p>KESK'in kuruluşundan bu yana emek mücadelesi yürüttüğünü ifade eden Koçak, bu mücadelenin sürdürülebilmesi için demokratik ve barışçıl bir toplumsal zemine ihtiyaç bulunduğunu söyledi.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="667" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/QcUJj2Z-rl4" title="Ayfer Koçak, “COP31’in Ötesinde Halkların İklim Zirvesi” forumuna katıldı." width="1183"></iframe></p>

<p>Savaş koşullarının yalnızca insanların yaşamını değil, emek mücadelesinin kendisini de ortadan kaldırdığını belirten Koçak, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<blockquote>
<p>"Emek mücadelesinin görünür olabilmesi için demokratik bir zemine ihtiyaç var. Bu zemin savaşla ortadan kalkıyor. Savaş başladığında emek değersizleşiyor; çünkü savaşta önce emekçilerin çocukları hayatını kaybediyor."</p>
</blockquote>

<p>Koçak, bu nedenle KESK açısından savaş karşıtlığının yalnızca siyasal değil, aynı zamanda sendikal bir sorumluluk olduğunu ifade etti.</p>

<h2><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="810" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/xe_C7QsZSj8" title="KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, &quot;COP31'in Ötesinde Halkların İklim Zirvesi&quot; Toplantısında Konuştu" width="456"></iframe></h2>

<h2>"Milliyetçilik ve kutuplaştırma emek sömürüsünü görünmez kılıyor"</h2>

<p>Ayfer Koçak, savaş dönemlerinde toplumun milliyetçilik, mezhepçilik ve kutuplaştırma politikalarıyla bölündüğünü belirterek bunun en ağır sonucunu emekçilerin yaşadığını söyledi.</p>

<p>Toplumdaki ayrıştırmanın emek sömürüsünü görünmez hale getirdiğini belirten Koçak, milyonlarca emeklinin bugün ortak yoksullukta buluşmasının bunun en somut göstergesi olduğunu ifade etti.</p>

<p>"16 milyon emeklinin tamamı aynı siyasi görüşte değil. Ama bugün hepsi birlikte yoksulluğu yaşıyor" diyen Koçak, emek mücadelesinin demokrasi mücadelesinden bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı.</p>

<p>KESK'in ülkenin her bölgesinde örgütlü olduğunu hatırlatan Koçak, herhangi bir kentte yaşanan hak ihlalinin tüm ülkenin ortak sorunu olarak görüldüğünü belirterek, halklar arasında eşitliği ve ortak yaşamı savunmaya devam edeceklerini söyledi.</p>

<h2>İbrahim Akın: "Halkların İklim Zirvesi mevcut COP sürecine alternatif oluşturuyor"</h2>

<p>DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise konuşmasında, forumun temel amacının yalnızca iklim krizini tartışmak değil, mevcut uluslararası iklim politikalarına alternatif üretmek olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bir önceki oturumda savaş ile ekoloji arasındaki ilişkinin ortaya konulduğunu belirten Akın, Halkların İklim Zirvesi fikrinin de tam bu noktada ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="667" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/APfj0VjVZnE" title="İbrahim Akın, “COP31’in Ötesinde Halkların İklim Zirvesi” forumuna katıldı." width="1183"></iframe></p>

<h2>"31 yıldır süren COP toplantıları iklim krizini durduramadı"</h2>

<p>Birleşmiş Milletler öncülüğünde yaklaşık 31 yıldır sürdürülen COP zirvelerinin önemini tamamen reddetmediklerini belirten Akın, ancak mevcut uygulamaların iklim krizini önlemede yetersiz kaldığını ifade etti.</p>

<p>Akın, devletlerin iklim politikalarının daha çok mevcut ekonomik sistemi sürdürmeye odaklandığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"COP sürecinde devletlerin geliştirdiği politikalar, iklim krizini yaratan ekonomik ve siyasal sistemi değiştirmiyor. Daha çok o sistemi sürdürürken alınacak tedbirleri tartışıyor. Bu nedenle uygulamalar iklim krizini durdurmakta işlevsiz kalıyor."</p>
</blockquote>

<h2>"İklim mücadelesi halkların ortak sözünü büyütmeli"</h2>

<p>İbrahim Akın, dünyanın farklı bölgelerinde düzenlenen halk forumlarının ve alternatif iklim zirvelerinin bu nedenle önem kazandığını belirtti.</p>

<p>Brezilya'da gerçekleştirilen çalışmalara katıldıklarını anlatan Akın, farklı ülkelerden ekoloji hareketlerinin ortak mücadele deneyimlerini paylaşarak devlet merkezli iklim politikalarının dışında yeni dayanışma modelleri geliştirdiğini söyledi.</p>

<p>Forumda yapılan değerlendirmelerde de iklim krizinin yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik, siyasal ve toplumsal bir kriz olduğu, bu nedenle halkların ortak mücadelesiyle çözülebileceği vurgulandı.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 07 12 154602" class="detail-photo img-fluid" height="1278" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-12-154602.png" width="2284" /></p>

<h2>Festivalde ortak mesaj: Barış, emek ve ekoloji birlikte savunulmalı</h2>

<p>Samandağ'daki etkinliklerde konuşmacılar, Ortadoğu'da savaşların yalnızca siyasal sonuçlar doğurmadığını; doğanın, tarımın, su kaynaklarının ve yaşam alanlarının da ağır tahribata uğradığını dile getirdi.</p>

<p>Panel ve forumun ortak mesajı ise, ekolojik yıkımın önlenmesi, iklim krizine karşı etkili politikaların geliştirilmesi ve halkların yaşam hakkının korunabilmesi için barış, demokrasi ve ekoloji mücadelelerinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği yönünde oldu.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/samandagda-iklim-ve-baris-bulusmasi-savasa-karsi-yasami-savunmak-ortak-mucadeledir</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-12-154541.png" type="image/jpeg" length="67406"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Temiz Enerji Çağrısı: "Fosil Yakıt Çağı Sona Ermeli"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/temiz-enerji-cagrisi-fosil-yakit-cagi-sona-ermeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/temiz-enerji-cagrisi-fosil-yakit-cagi-sona-ermeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres'ten Temiz Enerji Çağrısı: "Fosil Yakıt Çağı Sona Ermeli"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres</strong>, Londra İklim Eylem Haftası kapsamında yaptığı konuşmada, iklim krizinin geri döndürülemez sonuçlara ulaşmasını önlemek için fosil yakıtlardan hızla çıkılması ve temiz enerjiye adil bir geçiş sağlanması çağrısında bulundu. Avrupa'yı etkisi altına alan ölümcül sıcak hava dalgasına dikkat çeken Guterres, iklim krizinin artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda enerji güvenliği ve küresel istikrar sorunu haline geldiğini söyledi.</h3>
</blockquote>

<p>Konuşmasında ilk kez yapay zekâ sektörünü de doğrudan hedef alan Guterres, büyük teknoloji şirketlerinden veri merkezlerinin karbon salımı, su tüketimi ve arazi kullanımına ilişkin tüm çevresel etkilerini kamuoyuna açıklamalarını istedi.</p>

<h2>"Enerji ve iklim krizinin ortak nedeni fosil yakıtlar"</h2>

<p>Ortadoğu'da yaşanan gerilimler, Hürmüz Boğazı'ndaki enerji taşımacılığına yönelik riskler ile İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışmaların enerji güvenliği üzerindeki etkilerine değinen Guterres, yaşanan gelişmelerin fosil yakıtlara bağımlılığın yarattığı kırılganlığı bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>"Bu krizler birbirinden bağımsız görünse de aynı yıkıcı nedenden kaynaklanıyor: fosil yakıtlar. Çözüm ise temiz enerjiye hızlı ve adil bir geçiş ile iklim adaletini güçlendirmektir." diyen Guterres, geçmişte kurşunlu benzinin kaldırılması ve ozon tabakasını incelten kimyasalların yasaklanması gibi küresel başarıların bugün de mümkün olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Yapay zekâ şirketlerine çevresel şeffaflık çağrısı</h2>

<p>BM Genel Sekreteri, hızla büyüyen yapay zekâ sektörünün enerji ve su tüketimine dikkat çekerek, büyük teknoloji şirketlerinin veri merkezlerinin çevresel etkilerini eksiksiz açıklaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Guterres, tüm yapay zekâ veri merkezlerinin en geç <strong>2030 yılına kadar tamamen yenilenebilir enerjiyle çalıştırılması</strong> gerektiğini belirterek, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde veri merkezlerinin yalnızca su tüketiminin bile Sahra Altı Afrika'da yaşayan 1,3 milyar insanın yıllık temel ihtiyaçlarına eşdeğer seviyeye ulaşabileceği uyarısında bulundu.</p>

<h2>BM'nin temiz enerjiye geçiş için yedi maddelik yol haritası</h2>

<p>Guterres, enerji bağımsızlığı ve iklim krizine karşı mücadele için yedi temel adım önerdi:</p>

<ul>
 <li><strong>Emisyonların hızla azaltılması:</strong> Küresel sera gazı emisyonlarının derhal zirve yapması ve 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşılması.</li>
 <li><strong>Temiz enerji yatırımlarının artırılması:</strong> Yenilenebilir enerji projelerinin desteklenmesi, yeni fosil yakıt projelerine verilen kamu sübvansiyonlarının sona erdirilmesi ve fosil yakıt şirketlerinin olağanüstü kârlarının vergilendirilmesi.</li>
 <li><strong>Yapay zekâda çevresel sorumluluk:</strong> Veri merkezlerinin karbon, su ve arazi ayak izlerinin açıklanması ve 2030'a kadar yenilenebilir enerjiye geçilmesi.</li>
 <li><strong>Adil dönüşüm:</strong> Temiz enerji geçişinin istihdam yaratması, yerel toplulukları güçlendirmesi ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasına katkı sağlaması.</li>
 <li><strong>İklim direncinin güçlendirilmesi:</strong> Erken uyarı sistemleri, uyum yatırımları ve afetlere hazırlık çalışmalarının artırılması.</li>
 <li><strong>Adil iklim finansmanı:</strong> Gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji ve iklim uyum projelerine daha düşük maliyetli finansmana erişiminin sağlanması.</li>
 <li><strong>Bilim ve doğru bilginin korunması:</strong> İklim konusunda yanlış bilgilendirmeyle mücadele edilmesi, bilim insanları, çevre gazetecileri ve insan hakları savunucularının desteklenmesi.</li>
</ul>

<h2>"1,5 derece hedefi hâlâ korunmalı"</h2>

<p>Guterres, Paris İklim Anlaşması'nın üzerinden on yılı aşkın süre geçtiğini hatırlatarak, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre <strong>1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin</strong> hâlâ yaşamsal önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>"Her derece fark yaratıyor." diyen BM Genel Sekreteri; mercan resiflerinin yok olması, kutup buzullarının erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesi ve küçük ada devletlerinin varlığını tehdit eden gelişmelerin iklim krizinin geri döndürülemez sonuçları arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<h2>"Enerji şoklarının anası"</h2>

<p>Ortadoğu'daki çatışmaların küresel enerji piyasaları üzerindeki etkisine değinen Guterres, mevcut durumun 1970'li yıllardaki petrol krizini ve Rusya-Ukrayna savaşının ardından yaşanan enerji krizini hatırlattığını belirterek, yaşanan süreci "tüm enerji şoklarının anası" olarak nitelendirdi.</p>

<p>Özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu süreçten çok daha ağır etkilendiğini söyleyen Guterres, bunun yalnızca enerji değil aynı zamanda borç, gıda ve kalkınma krizi anlamına geldiğini ifade etti.</p>

<h2>Yenilenebilir enerji artık daha ekonomik</h2>

<p>Temiz enerjinin artık yalnızca çevresel değil ekonomik açıdan da en güçlü seçenek olduğunu belirten Guterres, 2010 yılından bu yana:</p>

<ul>
 <li>Güneş enerjisinin maliyetinin yaklaşık <strong>yüzde 90</strong>,</li>
 <li>Kara tipi rüzgâr enerjisinin <strong>yüzde 70'in üzerinde</strong>,</li>
 <li>Batarya depolama maliyetlerinin ise <strong>yüzde 95</strong> oranında düştüğünü söyledi.</li>
</ul>

<p>Bugün temiz enerji yatırımlarının fosil yakıt yatırımlarının yaklaşık iki katına ulaştığını belirten Guterres, "Güneş ışığına ambargo uygulanamaz, rüzgâr da kimsenin tekelinde değildir." ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Kew Bahçeleri'nden iklim uyarısı</h2>

<p>Londra'daki Kraliyet Botanik Bahçeleri Kew'de düzenlenen törende Kew Uluslararası Madalyası'nı da alan Guterres, iklim krizinin doğal yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p>

<p>2022 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle Kew Bahçeleri'nde 400'den fazla ağacın kaybedildiğini hatırlatan Guterres, doğanın korunmasının iklim politikalarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.</p>

<p>"İklim krizi Kew'in asırlık ağaçlarını tehdit ediyorsa, bu tüm insanlık için açık bir uyarıdır." diyen Guterres, ormanların korunması, ekosistemlerin onarılması ve doğa temelli çözümlere daha fazla yatırım yapılması çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/temiz-enerji-cagrisi-fosil-yakit-cagi-sona-ermeli</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 06:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-24-064119.png" type="image/jpeg" length="90498"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla’da maden sahası için acele kamulaştırma kararı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/muglada-maden-sahasi-icin-acele-kamulastirma-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/muglada-maden-sahasi-icin-acele-kamulastirma-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Yatağan ve Menteşe’de çok sayıda taşınmaz kamulaştırılacak</strong></h2>

<p>Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Muğla’nın Yatağan ve Menteşe ilçelerinde bulunan bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karara göre, bölgede bulunan Yatağan ve Menteşe ilçeleri sınırlarında yer alan taşınmazlar, maden üretiminin devamı için kamulaştırılacak.</p>

<p><img height="599" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/image-5128.png" width="1104" /></p>

<h3>Linyit ve boksit sahası için karar</h3>

<p>Karar, S:62689 sayılı IV. grup maden (linyit ve boksit) işletme ruhsatlı sahada üretimin sürdürülebilmesi amacıyla alındı.</p>

<p>Taşınmazların, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından “acele kamulaştırma” yöntemiyle alınacağı belirtildi.</p>

<h3>Çok sayıda parsel listede</h3>

<p>Karar ekinde yer alan listede, Yatağan ve Menteşe ilçelerindeki Turgut, Bağyaka ve Bayır mahallelerinde bulunan onlarca parselin kamulaştırma kapsamına alındığı görüldü.</p>

<h3>Karar yürürlükte</h3>

<p>19 Haziran 2026 tarihli karar, yayımlandığı gün itibarıyla yürürlüğe girdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="752" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/image-5127.png" width="473" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/muglada-maden-sahasi-icin-acele-kamulastirma-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 00:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/image-5128.png" type="image/jpeg" length="30681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[PROF. DR. HİLAL, “ÇEVRE SAĞLIĞI OLMADAN İNSAN SAĞLIKLI OLAMAZ”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/prof-dr-hilal-cevre-sagligi-olmadan-insan-saglikli-olamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/prof-dr-hilal-cevre-sagligi-olmadan-insan-saglikli-olamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana Tabip Odası ile Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği Adana Şubesi birlikteliğiyle ‘Gezegenin Sağlığı, Ekoloji ve Ekopedagoji’ paneli düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>‘Gezegenin Sağlığı, Ekoloji ve Ekopedagoji’ Paneli</h2>

<p>Moderatörlüğünü Adana Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Ahmet Hilal ve Ece Yolcu’nun yaptığı ‘Gezegenin Sağlığı, Ekoloji ve Ekopedagoji’ paneline konuşmacı olarak ‘Gezegenin Sınırları ve Sağlığı’konu başlığıyla Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği Adana Şube Başkanı Prof. Dr. Ali Kocabaş, ‘Adana’nın Ekolojik Sorunları’ konu başlığıyla ÇETKO Başkanı Dr. Sadun Bölükbaşı ve Adana Ekoloji Platformundan Umut Özşimşek, ‘Ekopedagoji’ konu başlığıyla ÇÜ Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi ve Bilişimi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ş. Erhan Bağcı konuşmacı olarak katıldı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.07.08" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-220708.jpeg" width="1600" /></p>

<h3>PROF. DR. HİLAL, “ÇEVRE SAĞLIĞI OLMADAN İNSAN SAĞLIKLI OLAMAZ”</h3>

<p><br />
Son yıllarda kentin, bölgenin, ülkenin hatta tüm dünyanın iklim değişikliğine uğradığını ifade eden panelin moderatörü ve Adana Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Ahmet Hilal, doğanın ekolojik dengesinin bozulduğuna dikkat çekerek; “İklim değişikliklerinden en çok etkilenecek bölgede yaşıyoruz. Biz hekimler, çevre sağlığı olmadan insanların sağlıklı olmasının olası olmadığını biliyoruz. Bugün Çukurova’da bu bereketli topraklarda, gezegenin sağlığını ekolojiyi ve ekopedogojiyi konuşacağız. Havamız, suyumuz, gıdamız bu kadar kirletilmiş, kirletilmeye devam edilirken bizler nasıl sağlıklı olabiliriz? diye sormak istiyorum. Ne zaman İklim değişikliği veya ekoloji alanında bir sunum dinlerken; kendimi hep felaket senaryosu izliyormuşum gibi umutsuz ve mutsuz oluyorum. Ama umutsuz da yaşanmıyor ki. Çok değerli konuşmacılarımızla bu konuları masaya yatırarak umudumuzu yeşermek istiyorum. Bu anlamda katılım gösteren, emek veren herkese şükranlarımı sunuyorum” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.08.09" class="detail-photo img-fluid" height="1021" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-220809.jpeg" width="1600" /></p>

<h3>PROF. DR. KOCABAŞ, “BİR MİLYON TÜR YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA”</h3>

<p><br />
İnsanlığın ilk kez gezegensel bir acil durumla karşı karşıya kaldığını söyleyen Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği Adana Şube Başkanı Prof. Dr. Ali Kocabaş, yaptığı slayt sunumda “Gezegenimiz ve insanların sağlığı risk altındadır. Çünkü iklimimiz hızla değişmekte, ortalama yıllık sıcaklıklar, 2024 yılında ilk kez sanayi öncesi dönemlere göre 1,5°C'nin üzerine çıkmıştır. On yıllardır süregelen bilimsel uyarılara rağmen, dünya şu anda yüzyılın sonuna kadar potansiyel olarak felaket niteliğinde 2,7°C'lik bir ısınmaya doğru ilerliyor. Hatta emisyonlar artmaya devam ediyor. Grönland ve Antartika'daki buz tabakaları artan bir oranda kütle kaybetmekte ve deniz seviyesinin yükselmesi hızlanmaktadır. İklim değişikliği, kentleşme ve ormansızlaşma gibi biyolojik çeşitlilik kaybına neden olan olmaktadır. Harekete geçilmediği takdirde yaklaşık 1 milyon tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Hasta bir gezegende sağlıklı insanlar olamaz” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.08.42" class="detail-photo img-fluid" height="1028" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-220842.jpeg" width="1600" /></p>

<h3>DR. BÖLÜKBAŞI, “HAVA KİRLİLİĞİ GÖRÜNMEZ KATİLDİR”</h3>

<p><br />
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün hava kirliliğini “Görünmez Katil“ olarak adlandırdığını hatırlatan ÇETKO Başkanı Dr. Sadun Bölükbaşı, “Dış ortam partiküler kirliliğinin yani hava kirliliğinin akciğer kanseri yaptığı, kanın akışkanlığını azaltarak kalp krizi riskini artırdığı ve beyin dolaşım bozukluğuna neden olduğuna dair Dünya Sağlık Örgütü’nün bilimsel raporları mevcuttur. Adana DSÖ limitlerinin 5,6 katı kirli hava solumaktadır. Temiz hava, sağlıklı gelecek için vazgeçilmez şarttır. Temiz hava solumak en temel insan haklarından biridir.” şeklinde konuşan Dr. Bölükbaşı, körfeze 4 adet devasa petrokimya ve plastik ürünleri üretim tesisi yapılmak istendiğini, bu sektörlerin ciddi anlamda tatlı suya ihtiyaç duyduğunu, bu tesisler insanların yaşamı için vazgeçilmez olan suya ortak olacağını ve suların kirlenmesine neden olacağının altını çizdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.10.30" class="detail-photo img-fluid" height="1048" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-221030.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Adana Ekoloji Platformundan Umut Özşimşek’in çevre adına yaptıkları çalışmaları anlatmasının ardından ÇÜ Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi ve Bilişimi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ş. Erhan Bağcı ise eğitimin önemine değindi.</p>

<p><br />
Konuşmacıların yaptığı bilimsel çalışmaların masaya yatırılmasının ardından katılımcıların merak ettiği sorular yanıtlandı. Panel sonunda günün anısına birlikte fotoğraf çekildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.08.58" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-220858.jpeg" width="1600" /></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.10.08" class="detail-photo img-fluid" height="1052" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-221008.jpeg" width="1600" /></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.08.18" class="detail-photo img-fluid" height="992" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-220818.jpeg" width="1600" /></p>

<p><img height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-221059.jpeg" width="1600" /><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.07.58" class="detail-photo img-fluid" height="1029" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-220758.jpeg" width="1600" /></p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.10.43" class="detail-photo img-fluid" height="1010" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-221043.jpeg" width="1600" /></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 22.10.18" class="detail-photo img-fluid" height="1016" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-221018.jpeg" width="1600" /></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/prof-dr-hilal-cevre-sagligi-olmadan-insan-saglikli-olamaz</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-11-at-091045.jpeg" type="image/jpeg" length="52608"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başkan Çebi: Çevreyi korumak, gelecek nesillere karşı bir sorumluluğumuzdur]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/baskan-cebi-cevreyi-korumak-gelecek-nesillere-karsi-bir-sorumlulugumuzdur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/baskan-cebi-cevreyi-korumak-gelecek-nesillere-karsi-bir-sorumlulugumuzdur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küçükçekmece Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle 5 Haziran Dünya Çevre Günü farkındalık etkinliği düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<ul>
 <li><i><strong>KÜÇÜKÇEKMECE’DE DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ’NDE ATÖLYELERLE FARKINDALIK OLUŞTURULDU</strong></i></li>
 <li><i><strong>KÜÇÜKÇEKMECE’DE DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ’NDE ÇEVRE DOSTU BULUŞMA</strong></i></li>
 <li><i><strong>ÇOCUKLAR, YEŞİL GELECEK İÇİN ATÖLYELERDE BULUŞTU</strong></i></li>
</ul>

<p>Küçükçekmece Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle 5 Haziran Dünya Çevre Günü farkındalık etkinliği düzenlendi. Küçükçekmece Göl Kenarı’nda gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar ve gençler çevre temalı atölyelerde buluştu. Programa katılan Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, geri dönüşüm atölyelerindeki eğitimlerde çocuklara eşlik etti.</p>

<p>Etkinlikte; organik sabun, elektronik atık, döngüsel işler, tohum, tekstil, ekolojik oyun alanı ve yenilenebilir enerji atölyeleri yer aldı. Çocuklar atölyelerde hem keyifli vakit geçirdi hem de yaşam ve geri dönüşüm konusunda farkındalık edindi.</p>

<p><strong>Başkan Çebi: Çevreyi korumak, gelecek nesillere karşı bir sorumluluğumuzdur</strong></p>

<p>Küçükçekmece Belediyesi olarak çevreyi korumayı bir tercih değil, gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, “ Geri dönüşüm konusunda önemli çalışmalar gerçekleştiriyoruz. 2023 yılında sıfır atık toplama noktalarımızdan elde edilen geri dönüştürülebilir atık miktarı 25 ton iken, 2025 yılında bu rakam 306 tona yükseldi. 2026 yılında şu ana kadar 1450 ton ambalaj atığı, yaklaşık 41 ton bitkisel atık yağ ve 8,5 ton elektronik atık topladık. Bu rakamlar bize çevre konusunda gerçek bir davranış dönüşümü yaşandığını gösteriyor. İnanıyorum ki çocuklarla yaptığımız bu çalışmalar da gelecekte yerini bulacaktır. Bu çocuklar, ileride bu ülkeyi yönettiklerinde bizim kuşağımızdan çok daha iyi bir şekilde doğanın ve dünyamızın değerini anlayacak ve bu konuda çok daha sağlıklı adımlar atacaklardır” diye konuştu.</p>

<p><strong>Çocuklar hem eğlendi hem öğrendi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlik boyunca çocuklar, geri dönüşümden, yenilenebilir enerjiye, doğal yaşamdan sürdürülebilir üretime pek çok konuda uygulamalı eğitimlere katıldı. Etkinlikle çevre dostu yaşam alışkanlıklarının çocuklara küçük yaşta kazandırılması hedeflenirken, atölyelere katılan çocuklara Küçükçekmece Belediyesi tarafından günün anısına hediyeler verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/baskan-cebi-cevreyi-korumak-gelecek-nesillere-karsi-bir-sorumlulugumuzdur</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/dunya-cevre-gunu-1.JPG" type="image/jpeg" length="32820"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇMO 2. Başkanı Akdoğan, Bilimsel Ve Sürdürülebilir Politikalar Çağrısı Yaptı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/cmo-2-baskani-akdogan-bilimsel-ve-surdurulebilir-politikalar-cagrisi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/cmo-2-baskani-akdogan-bilimsel-ve-surdurulebilir-politikalar-cagrisi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>JMO’dan Dünya Çevre Günü Mesajı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>JMO 2. Başkanı Akdoğan, Bilimsel Ve Sürdürülebilir Politikalar Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p></p>

<p>TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şubesi 2. Başkanı Meltem Akdoğan, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada çevre sorunlarına dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>“Çevre Günü Artık Bir Muhasebe Günüdür”</strong></p>

<p>Meltem Akdoğan, Birleşmiş Milletler tarafından 1972 yılında düzenlenen Stockholm Konferansı sonrasında ilan edilen Dünya Çevre Günü’nün, çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla kutlandığını belirterek, günümüzde bu özel günün bir kutlamadan çok insanlığın doğayla ilişkisini sorguladığı bir muhasebe gününe dönüştüğünü ifade etti.</p>

<p>İklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı, su kaynaklarının tükenmesi ve ekosistemler üzerindeki baskının her geçen gün arttığını vurgulayan Akdoğan, bu süreçte bilimsel veriler ışığında hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Doğal Varlıklar İçin Kamu Yararı Vurgusu</strong></p>

<p>Doğal kaynakların korunmasının hayati önem taşıdığını belirten ÇMO 2. Başkanı Akdoğan, jeoloji mühendislerinin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, jeolojik risklerin belirlenmesi ve çevresel etkilerin değerlendirilmesi süreçlerinde önemli görevler üstlendiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda plansız ve bilimsel temelden uzak uygulamaların doğal alanlar üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu dile getiren Akdoğan, kontrolsüz madencilik faaliyetleri, yapılaşma ve zayıflayan denetim mekanizmalarının çevresel sorunları derinleştirdiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Çevresel Felaketler Uyarı Niteliğinde</strong></p>

<p>İliç’te yaşanan maden faciası, Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunu ve çeşitli bölgelerde yaşanan çevresel tahribatların, bilimsel uyarıların dikkate alınmamasının sonuçları olduğunu belirten Akdoğan, doğa ile toplum arasındaki dengenin giderek daha kırılgan hale geldiğini söyledi.</p>

<p><strong>“Çevre Hakkı Tüm Canlıların Yaşam Hakkıdır”</strong></p>

<p>Anayasa’nın 56. maddesine de dikkat çeken Meltem Akdoğan, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının hem devletin hem de vatandaşların sorumluluğunda olduğunu ifade etti. “Kirleten öder” anlayışının ötesine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Akdoğan, kirlenmeyi önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>Bilim Temelli Çevre Politikası Çağrısı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğal afetlerin ve çevre krizlerinin kader olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden ÇMO Adana Şubesi 2. Başkanı Meltem Akdoğan, bilimi ve kamu yararını esas alan yeni çevre politikalarına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.</p>

<p>Açıklamasının sonunda TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak doğaya sahip çıkma kararlılıklarını yineleyen Akdoğan, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için bilimsel ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/cmo-2-baskani-akdogan-bilimsel-ve-surdurulebilir-politikalar-cagrisi-yapti</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/meltem-akdogan-1.jpeg" type="image/jpeg" length="35287"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“İklim Değil Sistem Değişmeli” Vurgusu: Adana’da 5 Haziran Çevre Günü Açıklaması]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iklim-degil-sistem-degismeli-vurgusu-adanada-5-haziran-cevre-gunu-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iklim-degil-sistem-degismeli-vurgusu-adanada-5-haziran-cevre-gunu-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Havamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz. Yaşanabilir bir dünya için hep birlikte mücadele ediyoruz.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h2>Abidin Dino Parkı’nda 5 Haziran Çevre Günü Açıklaması: “İklim Değil, Sistem Değişmeli”</h2>
</blockquote>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 05 At 13.12.14 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1063" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-05-at-131214-3.jpeg" width="1600" /></p>

<p>KESK Tarım Orkam-Sen, Adana Ekoloji Platformu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında Adana’daki Abidin Dino Parkı’nda ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Tarım Orkam-Sen Adana Şube Başkanı Eser Demirçin okudu. Açıklama öncesi Adana Ekoloji Platformundan Yaşar Gökoğlu kısa bir konuşma yaptı.</p>

<p>Eser Demirçin tarafından okunan basın metninde kapitalist üretim ilişkilerinin doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekilirken, “iklim krizinin bir sonuç değil, sistemsel bir tercih” olduğu vurgulandı.</p>

<h3><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/V6d_QEetI8M" title="Yaşar Gökoğlu, Dünya Çevre Günü ve Antidemokratik Sürece Dair Bir Konuşma Yaptı. " width="1242"></iframe></h3>

<h3>“KAPİTALİZMİN DOĞA DÜŞMANLIĞI DURDURULMALIDIR”</h3>

<p>Açıklamada en dikkat çeken ifadelerden biri, Eser Demirçin’in şu sözleri oldu:</p>

<blockquote>
<p>“Kapitalizmin doğa düşmanlığı durdurulmalıdır. İklimin değişmemesi için sistemin değiştirilmesi gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Demirçin, 1972 Stockholm Konferansı’nda yapılan uyarıların üzerinden 54 yıl geçmesine rağmen dünyanın daha kötü bir noktaya sürüklendiğini belirterek, “sınırları belli olan bir gezegende sınırsız büyümenin mümkün olmadığını” hatırlattı.</p>

<h3>54 Yılın Ardından: “Tehlike Azalmadı, Büyüdü”</h3>

<p>Açıklamada, Birleşmiş Milletler öncülüğünde yapılan 30’dan fazla iklim konferansına rağmen somut bir sonuç alınamadığı savunuldu. Özellikle 2015 Paris İklim Anlaşması’nda hedeflenen 1,5°C sınırının aşıldığı ve küresel sıcaklık artışının hızlandığı ifade edildi.</p>

<p>Metinde, mevcut ekonomik sistemin “kâr odaklı büyüme saplantısı” nedeniyle ekolojik yıkımı derinleştirdiği ileri sürüldü.</p>

<h3>Küresel Ekolojik Tahribat Tablosu</h3>

<p>Açıklamada dünya ölçeğinde şu başlıklara dikkat çekildi:</p>

<ul>
 <li>Biyolojik çeşitliliğin %70’inin kaybedildiği</li>
 <li>Ormansızlaşmanın enerji ve madencilik politikalarıyla hızlandığı</li>
 <li>Endüstriyel tarım ve hayvancılığın sera gazı salımında önemli paya sahip olduğu</li>
 <li>Fosil yakıt kullanımının küresel ısınmanın ana nedeni olmaya devam ettiği</li>
 <li>COP toplantılarının şirket etkisi altında sonuçsuz kaldığı</li>
</ul>

<p>Ayrıca, aşırı iklim olaylarının arttığı, kuraklık ve orman yangınlarının daha geniş coğrafyalara yayıldığı ifade edildi.</p>

<h3>Türkiye’ye Yönelik Eleştiriler</h3>

<p>Basın açıklamasında Türkiye’nin çevre politikaları da eleştirildi. Buna göre:</p>

<ul>
 <li>1990’dan bu yana sera gazı salımı %140 arttı</li>
 <li>Kömür bazlı enerji üretimi %34 seviyesinde sürüyor</li>
 <li>Yeni kömür santrali projeleri gündemde kalmaya devam ediyor</li>
 <li>2025 yılında yüzlerce maden sahasının orman ve tarım alanlarında açıldığı ifade ediliyor</li>
 <li>Avrupa’dan yılda yaklaşık 12 milyon ton atık ithal ediliyor</li>
 <li>2024’te yüz binlerce hektarlık alanın maden ihalelerine açıldığı belirtiliyor</li>
</ul>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/gPitcY6iYxA" title="Eser Demirçin, Tarım Orkam-Sen, Ekoloji Platformu ve İHD adına Çevre Günü Açıklaması Yaptı. " width="1242"></iframe></p>

<p>Metinde, özellikle Adana’nın plastik atık ithalatından olumsuz etkilendiği ve bunun çevresel riskleri artırdığı vurgulandı.</p>

<h3>“İklim Adaleti” Vurgusu</h3>

<p>Açıklamada iklim krizinin en az sorumlusu olan toplumların en ağır bedeli ödediği belirtilerek “iklim adaleti” kavramı öne çıkarıldı. COP toplantılarının ise mevcut sistemin sorunlarını çözmek yerine derinleştirdiği iddia edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Hayatımızı Savunmak Zorundayız”</h3>

<p>Basın metninin son bölümünde mücadele çağrısı yapıldı. Kömür santrallerinin kapatılması, fosil yakıt yatırımlarının durdurulması ve nükleer enerji projelerinin iptal edilmesi talep edildi.</p>

<p>Açıklamada şu ifadeler yer aldı:</p>

<blockquote>
<p>“Havamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz. Yaşanabilir bir dünya için hep birlikte mücadele ediyoruz.”</p>
</blockquote>

<p>Ayrıca 2026 Kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 toplantısına karşı “Alternatif Halkların İklim Zirvesi” çağrısı da yapıldı.</p>

<h3>Ortak İmza Metni</h3>

<p>Açıklama şu kurumların ortak imzasıyla son buldu:</p>

<ul>
 <li>KESK Tarım Orkam-Sen</li>
 <li>İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi</li>
 <li>Adana Ekoloji Platformu</li>
</ul>

<p>Basın metni, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün bir “kutlama değil, mücadele günü” olduğu vurgusuyla tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iklim-degil-sistem-degismeli-vurgusu-adanada-5-haziran-cevre-gunu-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-05-at-125018.jpeg" type="image/jpeg" length="73410"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTC Davasında 20. Yıl: Yumurtalıklı Balıkçılar Petrol Devlerine Karşı Mücadeleyi Sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/btc-davasinda-20-yil-yumurtalikli-balikcilar-petrol-devlerine-karsi-mucadeleyi-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/btc-davasinda-20-yil-yumurtalikli-balikcilar-petrol-devlerine-karsi-mucadeleyi-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yumurtalık'lı balıkçılar adına yapılan açıklamada, çevre ve yaşam alanlarının korunmasına yönelik hukuki mücadelenin devam edeceği vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p><strong>Adana'nın Yumurtalık ilçesinde faaliyet gösteren balıkçıların, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı Konsorsiyumu'na karşı açtığı davada 20. yıla girildi. Balıkçıların gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, davanın iki on yılı bulan yargılama sürecinin çevre hakkı, çalışma özgürlüğü ve adalet sistemine ilişkin önemli tartışmaları gündeme getirdiğini belirtti.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>İngiliz BP, Azerbaycan SOCAR, Amerikan Texaco, İtalyan ENI ve Fransız Total şirketlerinden oluşan BTC Konsorsiyumu'na karşı Yumurtalıklı balıkçılar tarafından 24 Nisan 2006 tarihinde açılan davanın ilk duruşması 13 Temmuz 2006'da görülmüştü. Aradan geçen 20 yıl boyunca çok sayıda duruşmanın yapıldığı dava, 3 Haziran 2026 tarihindeki son duruşmayla birlikte üçüncü on yılın eşiğine ulaştı.</p>

<p>Balıkçılar adına açıklama yapan gönüllü avukat İsmail Hakkı Atal, BTC terminali nedeniyle balıkçıların av sahalarının daraltıldığını, denizdeki faaliyet alanlarının kısıtlandığını ve bunun çalışma özgürlüğü ile mülkiyet haklarını olumsuz etkilediğini savundu.</p>

<h2>"Keşif 28 Kez Ertelendi"</h2>

<p>Atal'ın açıklamasına göre, davanın en dikkat çekici aşamalarından biri keşif süreci oldu. Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada keşif işleminin 28 kez ertelendiğini belirten Atal, ancak 2013 yılında BTC terminali üzerinde keşif yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunda, BTC faaliyetlerinin deniz ekosistemi üzerinde olumsuz etkiler yarattığı ve deniz kirliliğine bağlı olarak balık popülasyonunun zarar gördüğü yönünde tespitlerin bulunduğunu ileri süren Atal, buna rağmen davanın 22 Kasım 2013 tarihinde reddedildiğini söyledi.</p>

<p>Atal, keşfi gerçekleştiren hakimin karar duruşmasından kısa süre önce görev yerinin değiştirildiğini, yerine atanan hakimin bilirkişi raporuna rağmen davayı reddettiğini iddia etti.</p>

<h2><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 06 04 110357" class="detail-photo img-fluid" height="1263" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-04-110357.png" width="1762" /></h2>

<h2>Yargıtay Bozma Kararı Vermişti</h2>

<p>Yerel mahkemenin ret kararının ardından dosya temyize taşındı. Atal'ın verdiği bilgilere göre, Yargıtay 9 Haziran 2015 tarihinde yerel mahkemenin kararını bozdu. Ancak davanın halen sonuçlandırılamamış olması, balıkçılar tarafından yargılamanın uzunluğu açısından eleştiriliyor.</p>

<h2>"Balıkçıların Bir Kısmı Yaşamını Yitirdi"</h2>

<p>Davanın açıldığı dönemde 82 balıkçının taraf olduğunu belirten Atal, aradan geçen 20 yılda bu balıkçılardan 20'sinin kanser veya kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi.</p>

<p>Açıklamada, Yumurtalık'ta faaliyet gösteren sanayi tesisleri ve enerji yatırımlarının çevre ve halk sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin daha önce açılan davalara da atıf yapıldı. Atal, bölgedeki çevresel kirliliğin sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğunu savunurken, bu konuda çeşitli dava dosyalarında bilimsel veriler ve resmi istatistiklerin gündeme getirildiğini ifade etti.</p>

<h2><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="701" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/E6ot0mEEBzM" title="YUMURTALIK'LI BALIKÇILARIN BAKÜ TİFLİS CEYHAN PETROL BORU HATTI ŞİRKETİNE KARŞI AÇTIĞI DAVA 20. YIL" width="1242"></iframe></h2>

<h2>İsrail'e Petrol Sevkiyatı Tartışması</h2>

<p>Açıklamada ayrıca BTC terminalinden yılda yaklaşık 50 milyon ton ham petrol taşıyan tankerler aracılığıyla İsrail'e de petrol sevkiyatı yapıldığı iddia edildi. Bu durumun hükümetin dış politika söylemleriyle çeliştiğini öne süren Atal, petrol sevkiyatlarının bölgesel çatışmalar bağlamında da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.</p>

<h2>"Mücadelemiz Sürecek"</h2>

<p>Yumurtalıklı balıkçılar adına yapılan açıklamada, çevre ve yaşam alanlarının korunmasına yönelik hukuki mücadelenin devam edeceği vurgulandı.</p>

<p>Gönüllü avukat İsmail Hakkı Atal, "Mücadelenin kendisi kazanımdır" diyerek, küresel enerji şirketlerine ve çevreyi tehdit ettiğini düşündükleri projelere karşı hukuki girişimlerini sürdüreceklerini ifade etti.</p>

<p>20 yıldır devam eden dava, Türkiye'de çevre hukuku, enerji yatırımları ve adil yargılanma tartışmalarının en uzun soluklu örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/btc-davasinda-20-yil-yumurtalikli-balikcilar-petrol-devlerine-karsi-mucadeleyi-surduruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-04-at-073851.jpeg" type="image/jpeg" length="31087"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Çevre Platformu “İklim krizine, su kıtlığına ve ekolojik yıkıma karşı yaşamı savunuyoruz”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/turkiye-cevre-platformu-iklim-krizine-su-kitligina-ve-ekolojik-yikima-karsi-yasami-savunuyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/turkiye-cevre-platformu-iklim-krizine-su-kitligina-ve-ekolojik-yikima-karsi-yasami-savunuyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>5 Haziran Dünya Çevre Günü: “İklim krizine, su kıtlığına ve ekolojik yıkıma karşı yaşamı savunuyoruz”</h2>

<p>5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında yapılan açıklamada, Türkiye’de derinleşen çevre sorunlarına dikkat çekilerek iklim krizi, su kıtlığı ve doğa tahribatına karşı kapsamlı bir mücadele çağrısı yapıldı.</p>

<p>Türkiye Çevre Platformu tarafından yayımlanan basın açıklamasında, çevre krizinin artık geleceğe dair bir risk değil, “bugünün somut gerçeği” olduğu vurgulandı.</p>

<p><img alt="Türçep Ve Esçevder-1" class="detail-photo img-fluid" height="379" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/turcep-ve-escevder-1.jpg" width="960" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Çevre krizi yanlış politikaların sonucu”</h2>

<p>Açıklamada Türkiye’de yaşanan ekolojik sorunların temel nedenleri arasında:</p>

<ul>
 <li>Rant odaklı kentleşme</li>
 <li>Fosil yakıt ve maden yatırımları</li>
 <li>Tarım alanlarının yapılaşmaya açılması</li>
 <li>Ekosistemlerin korunmaması</li>
</ul>

<p>gibi başlıklar sıralandı.</p>

<p>İklim krizinin etkilerinin artık daha yıkıcı hale geldiği belirtilirken, plansız kentleşmenin ve dere yataklarının imara açılmasının riskleri artırdığı ifade edildi.</p>

<hr />
<h2>“Türkiye su fakiri ülke olma yolunda”</h2>

<p>Açıklamada su krizine özel vurgu yapılarak, göllerin kuruduğu ve yeraltı su kaynaklarının hızla tükendiği belirtildi.</p>

<p>Su yönetiminin parçalı ve ticarileştirici bir anlayışla yürütüldüğü savunularak, suyun “yaşam hakkı” olduğu ve piyasa malı olarak görülemeyeceği ifade edildi.</p>

<hr />
<h2>Madenler ve ekolojik yıkım uyarısı</h2>

<p>Metinde özellikle maden politikaları eleştirilerek:</p>

<ul>
 <li>Ormanların ve meraların madenciliğe açılması</li>
 <li>ÇED süreçlerinin zayıflatılması</li>
 <li>Siyanürlü altın madenciliği uygulamaları</li>
</ul>

<p>gibi konuların ciddi çevresel risk oluşturduğu vurgulandı.</p>

<hr />
<h2>“Çevre davalarına erişim zorlaşıyor” eleştirisi</h2>

<p>Açıklamada çevre davalarında yurttaşların ve sivil toplumun yüksek maliyetler nedeniyle adalete erişimde zorlandığı ifade edildi. Bu giderlerin kamu tarafından karşılanması gerektiği savunuldu.</p>

<hr />
<h2>Talepler sıralandı</h2>

<p>Platform, çevre politikalarına ilişkin şu çağrılarda bulundu:</p>

<ul>
 <li>İklim krizini büyüten politikaların sonlandırılması</li>
 <li>Maden Kanunu’nun doğa aleyhine düzenlemelerinin geri çekilmesi</li>
 <li>Orman, zeytinlik ve su havzalarının korunması</li>
 <li>ÇED süreçlerinin bilimsel hale getirilmesi</li>
 <li>Su kaynaklarının kamusal yönetimi</li>
 <li>Çevre davalarında adalete erişimin güvence altına alınması</li>
 <li>Ekokırımın suç olarak tanınması</li>
</ul>

<hr />
<h2>“İklim adaleti olmadan toplumsal adalet olmaz”</h2>

<p>Açıklama, “Su yaşamdır, satılamaz” ve “Doğa halkındır, şirketlerin değil” ifadeleriyle sona erdi.</p>

<p>Türkiye Çevre Platformu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü bir kutlama değil, ekolojik yıkıma karşı mücadele günü olarak değerlendirdiklerini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/turkiye-cevre-platformu-iklim-krizine-su-kitligina-ve-ekolojik-yikima-karsi-yasami-savunuyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/turcep-ve-escevder-1.jpg" type="image/jpeg" length="60513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da Dumansız Sahil Dönemi Başlıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/antalyada-dumansiz-sahil-donemi-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/antalyada-dumansiz-sahil-donemi-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Kasım 2026’da düzenlenecek COP31’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanan Antalya, kıyıların korunmasına yönelik önemli bir çevre uygulamasını hayata geçiriyor. Antalya Valiliği koordinasyonunda başlatılan “Mavi Akdeniz İnisiyatifi” kapsamında, belirlenen sahillerde dumansız alan uygulaması yarın başlıyor.</p>

<h2>İlk Uygulama Dört Sahilde</h2>

<p>Proje kapsamında ilk etapta Lara, Belek, Çamyuva ve Beach Park sahillerinde sigara kullanımının sınırlandırılması hedefleniyor. Uygulama kapsamında sigara içenler için özel kabinlerin kurulması da planlanıyor.</p>

<p>İnisiyatifin koordinatörü Ebru Şahin, sigara izmaritlerinin deniz ekosistemi üzerinde ciddi kirlilik oluşturduğunu belirterek, uygulamanın hem çevrenin korunmasına hem de çocukların pasif içiciliğe maruz kalmasının önlenmesine katkı sağlayacağını söyledi.</p>

<h2>“Mavi Akdeniz İnisiyatifi” Neleri Kapsıyor?</h2>

<p>Antalya Valiliği tarafından yürütülen proje; deniz ve kıyı temizliği, akarsularda atık bariyerleri kurulması, atık toplama kapasitesinin artırılması, tarımsal ve kimyasal kirliliğin azaltılması, geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi ve depozito sisteminin yaygınlaştırılması gibi çok sayıda çevre uygulamasını içeriyor.</p>

<p>Hulusi Şahin, COP31 öncesinde Antalya’nın çevre konusunda güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayarak, denizlerin ve kıyıların korunmasının öncelikli hedefler arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<h2>Kemer Üç Adalar İçin Koruma Planı</h2>

<p>İnisiyatif kapsamında, yoğun tekne trafiği nedeniyle zarar gören Kemer Üç Adalar bölgesinde özel koruma alanı oluşturulması da gündemde. Yetkililer, deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmaların tamamlanmasıyla bölgenin Akdeniz’de örnek bir koruma alanına dönüşmesini hedefliyor.</p>

<p>Öte yandan kent genelinde plastik tüketimini azaltmak amacıyla içme suyu istasyonları ve depozito iade makinelerinin yaygınlaştırılması için çalışmalar sürdürülüyor.</p>

<h2>Dünyada da Yaygınlaşıyor</h2>

<p>Sahillerde sigara yasağı son yıllarda birçok ülkede yaygınlaşmaya başladı. Fransa, 1 Temmuz 2025 itibarıyla plajlar dahil çocukların bulunduğu açık alanlarda sigara kullanımını yasaklayan düzenlemeyi yürürlüğe koymuştu. İspanya ise plajlar ve çeşitli açık alanları kapsayan benzer bir düzenleme üzerinde çalışıyor.</p>

<h2>Türkiye’de Plaj Düzenlemesi Gündemde</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni tütün düzenlemesi taslağında da plajlar, sigara kullanımının sınırlandırılabileceği alanlar arasında yer alıyor. Taslağın yasalaşması halinde Türkiye’de açık alanlarda tütün kullanımına ilişkin kuralların daha da sıkılaştırılması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Antalya’da başlayacak dumansız sahil uygulaması, çevre koruma ve halk sağlığı hedeflerini bir araya getiren ilk kapsamlı kıyı projelerinden biri olarak dikkat çekiyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/antalyada-dumansiz-sahil-donemi-basliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 08:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/sahil.webp" type="image/jpeg" length="24299"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tisan Koyu’nda devam eden “Faras Tisania” otel ve konut projesine karşı yürütülen hukuki mücadele kritik aşamada]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/tisan-koyunda-devam-eden-faras-tisania-otel-ve-konut-projesine-karsi-yurutulen-hukuki-mucadele-kritik-asamada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/tisan-koyunda-devam-eden-faras-tisania-otel-ve-konut-projesine-karsi-yurutulen-hukuki-mucadele-kritik-asamada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vahap Seçer, Tisan Koyu’nun kıyı karakterinin, ekolojik dengesinin ve doğal yaşam alanlarının korunması kamu yararı açısından bir zorunluluktur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Mersin’in Silifke ilçesinde yer alan ve ‘Dünyanın En Güzel 13. Koyu’ arasında gösterilen Tisan Koyu’nda devam eden “Faras Tisania” otel ve konut projesine karşı yürütülen hukuki mücadelede kritik bir aşamaya gelindi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer tarafından açılan iptal davasında Danıştay’ın bozma kararı sonrasında gözler bugün gerçekleştirilecek keşif ve bilirkişi incelemesine çevrildi.</p>
</blockquote>

<p>Mersin Büyükşehir Belediye<strong> </strong>Başkanı Vahap Seçer, Tisan kıyılarının betonlaştırılmasına karşı 2024 yılında Kıyı Kanunu’na, Şehircilik İlkeleri ve Planlama Esasları ile bölgenin yapılaşma dokusuna aykırılık gerekçesi ile kamu yararını gözeterek yerel mahkemeye başvurarak Faras Akdeniz Konut Yapı Kooperatifi’ne karşı hukuki süreci başlattı. Sürecin Danıştay’a taşınmasıyla yerel mahkeme kararı iptal edildi ve söz konusu mahallin yeniden keşif işlemlerinin 1 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilmesine karar verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bugün gerçekleşecek keşfe atanan heyetin önceki dava kararları tartışmalara yol açtı</strong></p>

<p>Danıştay tarafından dava dosyasında yer alan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğine, yeterli teknik değerlendirme yapılmadan karar verildiğine ve yargılama sürecinin eksik yürütüldüğüne hükmedilmesiyle Tisan’da yeni bir bilirkişi heyeti incelemelerini bugün gerçekleştirecek. Ancak keşif öncesinde Isparta’dan görevlendirilen bilirkişi heyeti kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Daha önce Mersin’de uzun süre gündemde kalan ve çevresel etkileri nedeniyle kamuoyunda yoğun şekilde tartışılan Mersin Limanı Genişleme Projesi, Kumkuyu Rezerv Yapı Alanı ve Kumkuyu Turizm Bölgesi gibi önemli davalarda da görev alan heyetin yeniden görevlendirilmesi dikkat çekti. Mersin Büyükşehir Belediyesi ise; bilirkişi heyetinin daha önce görev aldığı davalarda hazırlanan raporlar ve ortaya çıkan sonuçları göz önünde bulundurarak, kenti ve kentin kimliğini tanımayan, hükümet kaynaklı projelerin kararlarında etkin rol oynayan heyetin reddi konusunda hukuki adımları attı. Ancak sürece dair hukuki mercilere sunulan itirazlar mahkeme tarafından kabul edilmedi.</p>

<p>Tisan Koyu’nun doğal yapısının korunması için hukuki mücadelesini sürdüren Başkan Vahap Seçer, bölgenin kıyı karakterinin, ekolojik dengesinin ve doğal yaşam alanlarının korunmasının kamu yararı açısından zorunluluk taşıdığını vurguladı. Mersin Büyükşehir, yıllardır doğal dokusunu koruyan koyda gerçekleştirilen betonlaştırma girişimlerinin bölgenin özgün yapısına zarar vereceğini savunurken, hukuki sürecin de bu çerçevede takip edildiği belirtildi. Başkan Vahap Seçer’in süreç boyunca ortaya koyduğu ekoloji ve kamu yararı odaklı yaklaşım doğrultusunda yürütülen dava sürecinde, bugün gerçekleştirilecek keşif ve hazırlanacak bilirkişi raporu belirleyici rol oynayacak. Tisan’ın geleceğine ilişkin önem arz eden inceleme Mersin’in doğal değerlerinin korunmasını isteyen tüm kent paydaşları tarafından da dikkatle takip ediliyor.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/F-yBVhgQswA" title="TİSAN KOYU’NUN BETONLAŞTIRILMASINA KARŞI HUKUKİ MÜCADELESİNDE YENİDEN KEFİŞ YAPILACAK" width="1242"></iframe></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/tisan-koyunda-devam-eden-faras-tisania-otel-ve-konut-projesine-karsi-yurutulen-hukuki-mucadele-kritik-asamada</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/05/tisan-davasinda-gozler-yeniden-kesif-surecinde-1.jpg" type="image/jpeg" length="92576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OĞUZ ŞAHİN’DEN YEREL YÖNETİM POLİTİKALARINA DAİR ÇARPICI DEĞERLENDİRME]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/oguz-sahinden-yerel-yonetim-politikalarina-dair-carpici-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/oguz-sahinden-yerel-yonetim-politikalarina-dair-carpici-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yerel yönetimler üzerine uzun yıllar akademik çalışma yürüten ve Bahçeşehir Üniversitesi Yerel Yönetimler Akademisi, Diplomat Okulu ve Siyaset Okulu mezunu olan Oğuz Şahin, kentlerin geleceğini şekillendirecek politika uygulamalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi – İşletme eğitimi alan, Kapadokya Üniversitesi’nde ise Kent, Çevre ve Yerel Yönetimler yüksek lisansını tamamlayan Şahin, yerel yönetimlerde doğru politika üretiminin kentlerin yaşam kalitesini belirlediğini vurguladı.</p>

<p><br />
“HALKIN KATILIMI OLMAZSA OLMAZ”<br />
Yerel yönetimlerin doğrudan vatandaşların gündelik yaşamına temas eden bir alan olduğunu belirten Oğuz Şahin, altyapıdan ulaşıma, çevreden sağlığa kadar tüm temel hizmetlerde sürdürülebilir, kapsayıcı ve katılımcı politika tasarımının zorunluluk olduğunu söyledi.</p>

<p><br />
Şahin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:“Yerel yönetim politikalarının etkinliği; halkın katılımı, kaynakların doğru kullanımı ve ihtiyaç analizinin doğru yapılmasına bağlıdır. İnsan merkezli bir anlayış benimsemeyen yerel yönetimlerin başarılı olması mümkün değildir.”</p>

<p><br />
Türkiye’de yerel yönetimlerin, değişen toplumsal ihtiyaçlara uygun şekilde kendini yenilemesi gerektiğine dikkat çeken Şahin, kentlerin geleceğini belirleyen asıl unsurun katılımcı planlama olduğunun altını çizdi.</p>

<p><br />
KATILIMCI YÖNETİM VE ŞEFFAFLIK VURGUSU<br />
Şahin’e göre yerel politikanın başarısındaki temel koşul, halkın karar alma süreçlerine doğrudan dahil edilmesi.<br />
Muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve ilçe meclislerinin bu noktada kritik görev üstlendiğini belirten Şahin şöyle dedi: “Geniş katılımlı bütçe planlamaları ve ortak akılla hazırlanan bölgesel projeler, yerel demokrasiyi güçlendirir. Sorunları en iyi halk bilir; çözümün parçası yapılmaları şarttır.”</p>

<p><br />
PLANLI KENTLEŞME, ALTYAPI VE DİJİTALLEŞME ÖNCELENMELİ</p>

<p><br />
Plansız kentleşmenin hala yerel yönetimlerin en büyük sorunu olduğunu ifade eden Şahin, özellikle afet riski altındaki bölgelerde altyapı ve yapı denetimlerinin hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><br />
Açıklamasında ayrıca teknolojinin yerel yönetimlere sunduğu fırsatlara değinerek: “E-belediye ve akıllı şehir uygulamaları; ulaşım, enerji ve güvenlik gibi alanlarda hem şeffaflığı hem de verimliliği artırır. Dijitalleşme artık bir tercih değil zorunluluktur.”dedi.</p>

<p><br />
ÇEVRESEL VE SOSYAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÖN PLANDA OLMALI</p>

<p><br />
Oğuz Şahin, çevre odaklı politikalara dikkat çekerek geri dönüşüm, yenilenebilir enerji, yeşil alanların korunması ve bisiklet yollarının yaygınlaştırılması gibi uygulamaların yerel yönetimlerin öncelikli gündemi olması gerektiğini belirtti.“Avrupa’da birçok kent, sürdürülebilir ulaşım projeleri ve yeşil dönüşüm hamleleriyle çevre kirliliğini azaltmayı başardı. Türkiye’de de yerel yönetimlerin bu adımları hızla uygulaması gerekiyor.”</p>

<p><br />
“YEREL YÖNETİMLERİN YENİ DÖNEM ŞİFRELERİ: KATILIMCILIK, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, DİJİTALLEŞME”</p>

<p><br />
Şahin, mevcut tabloyu özetleyerek yeni dönemde yerel yönetimlerin izlemesi gereken yol haritasını şu sözlerle ifade etti:“Katılımcılık, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme… Bu üç ilkeyi benimseyen belediyeler geleceği inşa edecek. Kentlerin refahını artıracak olan şey; insan odaklı, bilimsel ve planlı yönetimdir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/oguz-sahinden-yerel-yonetim-politikalarina-dair-carpici-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-29-at-221016.jpeg" type="image/jpeg" length="53068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim Krizi Anne Karnını da Tehdit Ediyor: Aşırı Sıcaklıklar Erken Doğum Riskini Artırıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iklim-krizi-anne-karnini-da-tehdit-ediyor-asiri-sicakliklar-erken-dogum-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iklim-krizi-anne-karnini-da-tehdit-ediyor-asiri-sicakliklar-erken-dogum-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmaya göre orta derecede sıcak günlerde erken doğum riski yüzde 2,8 artarken, aşırı sıcak günlerde bu oran yüzde 3,8’e kadar çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p>İklim değişikliğinin yol açtığı aşırı sıcaklıklar artık yalnızca çevreyi değil, anne ve bebek sağlığını da doğrudan tehdit ediyor. 13 ülkede 36 milyondan fazla doğumun incelendiği kapsamlı araştırma, sıcak hava dalgalarının erken doğum riskini ciddi biçimde artırdığını ortaya koydu. Bilim insanlarına göre, küresel ısınmanın devam etmesi halinde milyonlarca hamile kadın daha büyük sağlık riskleriyle karşı karşıya kalacak.</p>
</blockquote>

<h3>36,6 milyon doğum incelendi</h3>

<p>Bilimsel dergi <i>Environment International</i>’da yayımlanan araştırmada, 1979-2019 yılları arasında 13 ülkede gerçekleşen 36,6 milyon doğum analiz edildi. Araştırma; Avustralya, Brezilya, Kanada, Şili, Ekvador, Estonya, İsrail, İtalya, Japonya, Paraguay, İspanya, İsviçre ve Amerika Birleşik Devletleri dahil olmak üzere 250 şehir ve kasabayı kapsıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, doğumdan önceki günlerde maruz kalınan sıcaklığın etkilerini incelemek için gelişmiş istatistiksel modeller kullandı. Sonuçlar ise çarpıcı: Sıcaklık arttıkça erken doğum riski de doğrusal biçimde yükseliyor.</p>

<h3>Aşırı sıcak günlerde risk yüzde 3,8 artıyor</h3>

<p>Araştırmaya göre orta derecede sıcak günlerde erken doğum riski yüzde 2,8 artarken, aşırı sıcak günlerde bu oran yüzde 3,8’e kadar çıkıyor.</p>

<p>Bilim insanları, yaz aylarında gerçekleşen tüm erken doğumların yüzde 1,41’inin doğrudan sıcaklıkla bağlantılı olduğunu belirtiyor. Bu oran, her bir milyon doğumda yaklaşık 855 ek erken doğum anlamına geliyor.</p>

<p>Araştırma, sıcaklığın etkisinin yalnızca erken doğumlarla sınırlı olmadığını da ortaya koydu. Normal kabul edilen gebeliklerde bile aşırı sıcaklıkların doğumu hızlandırdığı belirlendi. Özellikle 37-38’inci haftalarda doğum riski yüzde 3,66 oranında artarken, 39 hafta ve üzerindeki gebeliklerde risk yüzde 2,97’ye ulaşıyor.</p>

<h3>En yüksek risk Paraguay’da</h3>

<p>Ülkeler arasındaki farklılıklar dikkat çekiyor. Araştırmada, sıcağa bağlı erken doğum oranının en yüksek olduğu ülke Paraguay oldu. Burada her milyon doğumda yaklaşık 1.347 erken doğumun aşırı sıcaklıklarla bağlantılı olduğu hesaplandı.</p>

<p>En düşük oran ise İsviçre’de görüldü. İsviçre’de bu sayı milyonda 628 olarak kaydedildi. İspanya ise milyonda 1.080 erken doğum oranıyla orta-üst sıralarda yer aldı.</p>

<p>Bilim insanları, bu farkların yalnızca iklim koşullarıyla değil; ülkelerin sağlık altyapısı, sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi ve sıcak hava dalgalarına karşı uyum kapasitesiyle de ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<h3>Yoksulluk ve iklim eşitsizliği iç içe</h3>

<p>Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de tüm kadınların sıcaklıktan eşit düzeyde etkilenmemesi oldu. Düşük gelirli, eğitim seviyesi düşük, genç ve bekar annelerin daha büyük risk altında olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Ekonomik açıdan dezavantajlı kadınların çoğu zaman “kentsel ısı adası” etkisinin yoğun olduğu bölgelerde yaşadığına dikkat çekiliyor. Ayrıca açık havada çalışma zorunluluğu, klima ve serinleme imkanlarına erişememe gibi nedenler de riskleri artırıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, sosyal eşitsizlik ile iklim krizinin birbirini beslediğini belirterek, “İklim adaletsizliğinin en ağır yükünü kırılgan gruplar taşıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>

<h3>Isı anne bedenini nasıl etkiliyor?</h3>

<p>Bilim insanlarına göre aşırı sıcaklıklar, hamile kadınların bedeninde bir dizi biyolojik değişime yol açıyor.</p>

<p>Sıcak hava:</p>

<ul>
 <li>Vücut sıcaklığını yükseltiyor,</li>
 <li>Rahim kasılmalarını tetikleyebiliyor,</li>
 <li>Dehidrasyona neden oluyor,</li>
 <li>Plasentaya giden kan akışını azaltıyor,</li>
 <li>İltihaplanma ve oksidatif stresi artırıyor.</li>
</ul>

<p>Hamilelik sürecinde kadın bedeninin zaten normalden daha fazla ısı ürettiği, buna karşılık artan kilo nedeniyle bu ısıyı dışarı atma kapasitesinin azaldığı belirtiliyor. Bu durum, hamile kadınları aşırı sıcaklara karşı daha savunmasız hale getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Aşırı sıcak artık bir halk sağlığı sorunu”</h3>

<p>Araştırmacılar, küresel ısınmanın devam etmesiyle birlikte sıcak hava dalgalarının daha sık, daha uzun ve daha şiddetli hale geleceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle sağlık sistemlerinin hamile kadınlar için sıcaklığı bir risk faktörü olarak değerlendirmesi gerektiği ifade ediliyor. Uzmanlar özellikle:</p>

<ul>
 <li>Gebelik takibinde sıcaklık risklerinin dikkate alınmasını,</li>
 <li>Kentlerde daha fazla yeşil alan oluşturulmasını,</li>
 <li>“İklim sığınakları” kurulmasını,</li>
 <li>Erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesini,</li>
 <li>Fosil yakıt emisyonlarının azaltılmasını öneriyor.</li>
</ul>

<p>Araştırmanın vardığı sonuç net: Aşırı sıcaklık artık yalnızca bir konfor sorunu değil; doğrudan halk sağlığı, sosyal eşitlik ve iklim adaleti meselesi. Ve bu krizin en ön saflarında hamile kadınlar bulunuyor.</p>

<p><strong>Dominic Royé</strong></p>

<p>Investigador Ramon y Cajal, Consejo Superior de Investigaciones Científicas (CSIC)</p>

<p><strong>Ana M Vicedo-Cabrera</strong></p>

<p>Head Climate Change &amp; Health research group, University of Bern</p>

<p><strong>Aurelio Tobias</strong></p>

<p>Associate professor, Instituto de Diagnóstico Ambiental y Estudios del Agua (IDAEA - CSIC)</p>

<p><strong>Carmen Íñiguez</strong></p>

<p>Profesora en el Departamento de Estadística e Investigación Operativa, Universitat de València</p>

<p><strong>Coral Salvador</strong></p>

<p>Senior Research Assistant, University of Bern</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iklim-krizi-anne-karnini-da-tehdit-ediyor-asiri-sicakliklar-erken-dogum-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-28-181459.png" type="image/jpeg" length="31389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Bir Damla Yarın: Türkiye’de Ekofeminizm ve Susuzluk’ adlı projesiyle, Beril Eylül Özdamar, Türkiye 2.’liğini elde etti]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/bir-damla-yarin-turkiyede-ekofeminizm-ve-susuzluk-adli-projesiyle-beril-eylul-ozdamar-turkiye-2ligini-elde-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/bir-damla-yarin-turkiyede-ekofeminizm-ve-susuzluk-adli-projesiyle-beril-eylul-ozdamar-turkiye-2ligini-elde-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİGEM’de eğitim alan Özdamar’ın ‘Fikrim Gelecek Yarışması’nda kazandığı projesi, hem çevresel farkındalık hem de toplumsal bakış açısıyla dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Yenişehir MERCEK’te yürütülen DİGEM projesi kapsamında eğitim alan Beril Eylül Özdamar, <strong><i>‘Bugünün Gençleri Geleceğin Meslekleri’</i></strong> projesi kapsamında düzenlenen <strong><i>‘Fikrim Gelecek Yarışması’</i></strong>nda önemli bir başarıya imza attı. <strong><i>‘Bir Damla Yarın: Türkiye’de Ekofeminizm ve Susuzluk’</i></strong> adlı projesiyle, Türkiye'de su krizine ekofeminist bir perspektiften dikkat çeken Özdamar, yarışmanın bireysel kategorisinde Türkiye 2.’liğini elde etti.</p>
</blockquote>

<p>Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından, Avrupa Birliği (AB) finansmanı ve Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğiyle hayata geçirilen <strong><i>‘Bugünün Gençleri Geleceğin Meslekleri’ </i></strong>projesi<strong> </strong>kapsamında Yenişehir MERCEK’te kurulan Dijital Gençlik Merkezi (DİGEM), gençlerin başarı hikâyelerine bir yenisini daha ekledi. DİGEM’de eğitim alan Beril Eylül Özdamar’ın <strong><i>‘Fikrim Gelecek Yarışması’</i></strong>nda kazandığı <strong><i>‘Bir Damla Yarın: Türkiye’de Ekofeminizm ve Susuzluk’ </i></strong>projesi, hem çevresel farkındalık hem de toplumsal bakış açısıyla dikkat çekti.</p>

<p><strong>Tümtaş: “Bireysel kategoride Türkiye 2.’liğini kazandık, çok gururluyuz”</strong></p>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin Yenice Kurs Merkezi'nde Fen Bilgisi Öğretmeni olan Begüm Ece Yüksel Tümtaş, öğrencisi Beril Eylül Özdamar ile katıldıkları <strong><i>‘Fikrim Gelecek Yarışması’</i></strong> için yoğun bir emek verdiklerini belirterek, Özdamar’ın başarısıyla gurur duyduğunu söyledi. Projenin detaylarına ilişkin bilgi veren Tümtaş, <strong>“Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliğinde gerçekleşen <i>‘Bugünün Gençleri Geleceğin Meslekleri’</i> projesi kapsamında yapılan bu yarışmada, Beril Eylül çok güzel bir başarıya imza attı. Emek vererek gece gündüz çalıştı. Bu sürecin mentörlüğünü yapmak da beni çok mutlu etti. Ayrıca bireysel kategoride Türkiye 2.’liğini kazandık. Kendimi çok gururlu hissediyorum. Büyükşehir Belediyemizin böyle bir olaya imza atması da ayrıca bizi çok mutlu ediyor” </strong>sözleriyle, duygularını aktardı.</p>

<p><strong>Özdamar: “81 ilde su kaynaklarının tükenme hızını görünür kılmak istiyoruz”</strong></p>

<p>Yenişehir MERCEK’te kurulan DİGEM’de eğitim alan 8. sınıf öğrencisi Beril Eylül Özdamar, proje süresince en büyük destekçisinin Fen Bilgisi Öğretmeni Begüm Ece Yüksel Tümtaş olduğunu söyledi. Projenin detaylarını aktaran Özdamar, <strong>“<i>Bir Damla Yarın: Türkiye'de Ekofeminizm ve Susuzluk</i> adlı projemiz, Türkiye'de su krizine ekofeminist bir perspektiften dikkat çeken bir araştırma ve farkındalık projesi. Her damlanın yaşam için taşıdığı değeri hatırlatarak, 81 ilde su kaynaklarının tükenme hızını görünür kılmak istiyoruz. Kadınların suya erişimdeki rolünü ve çözümdeki gücünü öne çıkarırken, toplumun her kesiminin geleceği için ortak bir sese davet etmek istiyoruz”</strong> diye konuştu. Proje içerisinde interaktif bir web platformu tasarladıklarını belirten Özdamar<strong>, “Platformda bir Türkiye haritamız var. Ana sayfada büyük, detaylı bir Türkiye haritası yer alıyor. Mavi ve pembe butonlarımız var. Mavi butonda illerdeki baraj doluluk oranları ve su tükenme tahminleri, pembe butonumuzda da şehirlerin kadın ve kız çocuk nüfus verileri var”</strong> dedi. Özdamar, proje için büyük bir emek sarf ettiklerinin altını çizerek, <strong>“DİGEM hizmeti için Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’e ve herkese çok teşekkür ediyorum. Yarışmanın ödülü olarak bir tablet kazandığım için de çok mutluyum”</strong> ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/bir-damla-yarin-turkiyede-ekofeminizm-ve-susuzluk-adli-projesiyle-beril-eylul-ozdamar-turkiye-2ligini-elde-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/05/mersin-buyuksehir-digem-genclerin-basarilarina-bir-yenisini-daha-ekledi-3.jpg" type="image/jpeg" length="88352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oğuz Şahin’den İklim Krizi Uyarısı: “Çanlar İnsanlık İçin Çalıyor”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/oguz-sahinden-iklim-krizi-uyarisi-canlar-insanlik-icin-caliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/oguz-sahinden-iklim-krizi-uyarisi-canlar-insanlik-icin-caliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oğuz Şahin, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkileri üzerine yaptığı değerlendirmede, doğadaki dengenin her geçen yıl daha fazla bozulduğunu söyledi. Mevsimlerin artık eski düzeninde yaşanmadığını belirten Şahin, “Doğa bize açık bir mesaj veriyor; çanlar aslında insanlık için çalıyor” dedi.</p>

<p>Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Şahin, son yıllarda dünya genelinde artan aşırı hava olaylarının tesadüf olmadığını ifade ederek, sıcaklık artışlarının tarımdan su kaynaklarına, kent yaşamından insan sağlığına kadar birçok alanı doğrudan etkilediğini vurguladı.</p>

<h3>“Mevsim dengesi bozuldu”</h3>

<p>İklim krizinin artık günlük yaşamın bir gerçeği haline geldiğini belirten Şahin, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Artık mevsimler eski mevsimler değil. Kış aylarında bahar havası yaşarken, yaz aylarında kavurucu sıcaklıklar ve kuraklıkla karşı karşıya kalıyoruz.”</p>
</blockquote>

<p>Ani yağışlar, seller, kuraklık ve orman yangınlarının iklim değişikliğinin somut sonuçları olduğuna dikkat çeken Şahin, özellikle yağış rejimindeki değişimin ciddi riskler yarattığını söyledi.</p>

<h3>“Şehir altyapıları zorlanıyor”</h3>

<p>Şahin, geçmişte belirli dönemlerde görülen yağış düzenlerinin tamamen değiştiğini ifade ederek:</p>

<blockquote>
<p>“Bahar aylarında beklenen yağmurlar ya hiç yağmıyor ya da kısa sürede aşırı yağış şeklinde gerçekleşiyor. Bu durum hem tarımsal üretimi hem de şehir altyapılarını ciddi şekilde zorluyor.”</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h3>Yerel yönetimlere çağrı</h3>

<p>Kentleşme politikalarının iklim değişikliğine uyumlu hale getirilmesi gerektiğini belirten Şahin, özellikle yerel yönetimlerin sorumluluğunun arttığını kaydetti.</p>

<p>Yeşil alanların artırılması, yağmur suyu hasadı sistemlerinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliği uygulamaları ve sürdürülebilir şehir planlamalarının artık zorunluluk olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Bireysel sorumluluk şart”</h3>

<p>Vatandaşların da iklim krizine karşı bireysel önlemler alması gerektiğini belirten Şahin, su tasarrufu, enerji tüketiminin azaltılması, geri dönüşüm alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve karbon ayak izinin düşürülmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<h3>“İklim krizi bir güvenlik sorunudur”</h3>

<p>Açıklamasının sonunda iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir mesele olmadığını vurgulayan Şahin, şu uyarıda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>“İklim değişikliği ekonomik, sosyal ve yaşamsal bir güvenlik sorunudur. Eğer gerekli önlemleri bugün almazsak, gelecekte çok daha ağır sonuçlarla karşılaşacağız.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/oguz-sahinden-iklim-krizi-uyarisi-canlar-insanlik-icin-caliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/01/cevre-ve-iklim-degisikligi-uzmani-oguz-sahin.jpeg" type="image/jpeg" length="41815"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şahin: Doğal Afetlerde Korkutan Artış: "Ekosistem Alarm Veriyor"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/sahin-dogal-afetlerde-korkutan-artis-ekosistem-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/sahin-dogal-afetlerde-korkutan-artis-ekosistem-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2025 yılı iklim değişikliği verilerini gazetemize değerlendiren Araştırmacı Yazar ve Çevre Uzmanı Oğuz Şahin, rekor kıran kavurucu sıcaklıklar, artan doğal afetler ve küresel liderlerin yarım kalan kararları hakkında çarpıcı uyarılarda bulundu.<br />
Dünya genelinde ekolojik dengelerin altüst olduğu, küresel sıcaklık rekorlarının peş peşe kırıldığı zorlu bir yılı geride bıraktık. Yaşanan bu çevresel kriz dalgası, iklim politikalarının güvenirliğini yeniden tartışmaya açtı. Kent, Çevre ve Yerel Yönetimler Uzmanı, Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, gazetemize özel açıklamalarda bulunarak 2025 yılının iklim bilançosunu çıkardı ve insanlığın karşı karşıya olduğu büyük tehlikeye dikkat çekti.</p>

<p>"2025 Yılı Sadece Bir Uyarı Değil, Yıkımın Başlangıcı"</p>

<p>Geçtiğimiz yıl yaşanan aşırı hava olaylarının ve kavurucu sıcaklık dalgalarının artık "olağan dışı" olmaktan çıkıp yeni normal haline geldiğini belirten Oğuz Şahin, durumun ciddiyetini şu sözlerle aktardı:</p>

<p>"2025 yılı, küresel ısınmanın sinsi bir tehdit olmaktan çıkıp, günlük hayatımızı doğrudan felç eden somut bir gerçeğe dönüştüğü kırılma noktası oldu. Yaz aylarında termometrelerin tarihte görülmemiş seviyelere ulaşması, sadece konforumuzu bozmadı; su kaynaklarımızı kuruttu, tarımsal üretimi baltaladı ve hidrolojik sistemleri altüst etti. Su kaynaklarımızın üçte ikisinde tehlikeli dalgalanmalar var. Bir tarafta ani taşkınlar, diğer tarafta ise çölleşmeye varan kuraklıklarla boğuşuyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğal Afetlerde Korkutan Artış: "Ekosistem Alarm Veriyor"</p>

<p>Şahin, küresel sıcaklık artışının domino etkisi yaratarak doğal afetlerin sıklığını ve şiddetini katladığını vurguladı. Özellikle sel felaketleri, ani fırtınalar ve orman yangınlarının küresel çapta milyarlarca dolarlık zarara ve kitlesel göçlere neden olduğunu ifade eden yazar:<br />
"Sera gazı emisyonlarının atmosferde ısıyı hapsetmesi, doğanın dengesini tamamen bozdu. Artık sadece meteorolojik olayları değil, 'iklim mülteciliği' kavramını konuşuyoruz. Tarım alanları yok olan, içecek su bulamayan topluluklar göç etmek zorunda kalıyor. Eğer kentlerimizde acilen 'yeşil dönüşüm' hamleleri başlatmaz, sıfır atık ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmazsak, bu afetlerin önünü almamız imkansız hale gelecek" dedi.<br />
"Gelişmiş ülkeler dünyayı fütursuzca kirletmeye devam ederken, küresel iklim kararları maalesef kâğıt üzerinde kalıyor. Taahhütler büyük, ancak uygulama zayıf. Küresel kararların yarım kalması, iklim kriziyle mücadelede en büyük bariyerdir. Siyasetin, sürdürülebilir bir dünya için iklim gerçeğiyle ivedilikle uyumlu hale gelmesi gerekiyor."</p>

<p>"Çözüm Yerel Yönetimlerde ve Ekolojik Kentlerde"</p>

<p>Raporlar ve güncel veriler ışığında son bir çağrıda bulunan Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, merkezi hükümetlerin politikaları kadar yerel yönetimlerin de proaktif rol oynaması gerektiğini hatırlatarak şunları söyledi:<br />
"Merkezi yönetimin oluşturduğu iklim politikaları, yerel yönetimlerin uygulama kapasitesiyle entegre edilmelidir. Kent ormanlarının artırılması, yeşil ulaşım ağlarının kurulması ve döngüsel ekonomi modelleri bir tercih değil, gelecek nesillere olan borcumuzdur. Zaman daralıyor; ya hep birlikte bu dönüşümü gerçekleştireceğiz ya da yarım kalan kararların gölgesinde kavrulmaya devam edeceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/sahin-dogal-afetlerde-korkutan-artis-ekosistem-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/01/cevre-ve-iklim-degisikligi-uzmani-oguz-sahin.jpeg" type="image/jpeg" length="10568"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Temiz bir şehirde, temiz bir denizle, temiz bir sahilde yaşamak istiyoruz]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/temiz-bir-sehirde-temiz-bir-denizle-temiz-bir-sahilde-yasamak-istiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/temiz-bir-sehirde-temiz-bir-denizle-temiz-bir-sahilde-yasamak-istiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Büyükşehir, çevre bilincini artırmak ve sahil temizliğine dikkat çekmek amacıyla, Adanalıoğlu sahilinde atık toplama etkinliği gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<ul>
 <li><strong>MERSİN BÜYÜKŞEHİR İLE ÖĞRENCİLER ADANALIOĞLU SAHİLİNİ ATIKLARDAN ARINDIRDI </strong></li>
 <li><strong>BÜYÜKŞEHİR, TEMİZ BİR KENT İÇİN FARKINDALIK ÇALIŞMALARINA İMZA ATIYOR </strong></li>
</ul>
</blockquote>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinesinde, çevre bilincini artırmak ve sahil temizliğine dikkat çekmek amacıyla, Eyüp Aygar Fen Lisesi öğrencilerinin katılımıyla Adanalıoğlu sahilinde atık toplama etkinliği gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi personeli ve öğretmenleri eşliğinde öğrenciler; kıyı boyunca geniş bir alana yayılan plastik, cam ve çeşitli evsel atıkları topladı. Özellikle Caretta Carettaların yuvalama alanlarından biri olan Adanalıoğlu sahilinde gerçekleştirilen temizlik çalışması sayesinde, sahil büyük oranda atıklardan arındırıldı.</p>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinesinde, çevre bilincini artırmak ve sahil temizliğine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Eyüp Aygar Fen Lisesi öğrencileri, Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu sahilinde düzenlenen atık toplama etkinliğinde çevre için seferber oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Öğrenciler Büyükşehir ile doğa için mesai yaptı </strong></p>

<p>Büyükşehir Belediyesi personeli ve öğretmenleri eşliğinde öğrenciler; kıyı boyunca geniş bir alana yayılan atıkları tek tek toplayarak, sahilin temizlenmesine katkı sundu. Öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği etkinlikte; doğaya bırakılan plastik, cam ve çeşitli evsel atıklar toplanarak, çevre kirliliğinin önüne geçilmesi hedeflendi.</p>

<p>Özellikle Caretta Carettaların yuvalama alanlarından biri olan Adanalıoğlu sahilinde gerçekleştirilen temizlik çalışması sayesinde, sahil büyük oranda atıklardan arındırıldı. Öğrenciler hem çevre temizliği yaptı, hem de doğal yaşamın korunmasının önemine dikkat çekti. Etkinlikte Büyükşehir’in sağlık personeli de olası bir duruma karşı sahilde hazır bulundu.</p>

<p><strong>Dr. Halisdemir: “Ö</strong><strong>ğrenci arkadaşlarımızla </strong><strong>kısa sürede </strong><strong>ciddi </strong><strong>miktarda </strong><strong>atık topladık</strong><strong>”</strong></p>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Bülent Halisdemir, kentin temizliği için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirterek, özellikle Mersin’in 321 kilometrelik sahil şeridinin korunmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Bazı sahillerin ciddi şekilde kirlendiğine dikkat çeken Halisdemir, Adanalıoğlu sahilinde Eyüp Aygar Fen Lisesi öğrencileriyle birlikte düzenlenen etkinlikle çevre farkındalığı oluşturmayı amaçladıklarını ifade ederek, <strong>“Adanalıoğlu-Kazanlı </strong><strong>bölgesindeki sahilimizde, öğrenci arkadaşlarımızla </strong><strong>kısa sürede </strong><strong>ciddi </strong><strong>miktarda </strong><strong>atık topladık.</strong> <strong>Hepimiz aynı coğrafyada yaşıyoruz. Temiz bir şehirde, </strong><strong>temiz bir denizle</strong><strong>, temiz bir sahilde yaşamak istiyoruz. </strong><strong>Biz sadece insanları değil, </strong><strong>denizde yaşayan birçok deniz canlısını da düşünüyoruz. İlimiz, nadir bulunan deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanlarına da ev sahipliği yapıyor. Fakat kirlenmiş bir kumsalda bu deniz canlıları yumurtaların</strong><strong>ı rahatlıkla bırakamıyor y</strong><strong>a da yumurtalardan çıkan yavrular rahatlıkla denize gidemiyor</strong><strong>” </strong>dedi.<strong> </strong></p>

<p><strong>“</strong><strong>Herkesin bilinç</strong><strong>lenerek, </strong><strong>çevreye duyarlı olmasını istiyoruz</strong><strong>”</strong></p>

<p>Halisdemir, Mersin’in deniziyle barışık bir kent olması için vatandaşlardan sahilleri temiz kullanmalarını ve atıkları çöp kutularına bırakmalarını istedi. Büyükşehir Belediyesi’nin temizlik çalışmalarını 7 gün 24 saat sürdürdüğünü belirten Halisdemir, çevreye gelişigüzel atılan atıkların çevreyi, havayı ve yeraltı sularını kirlettiğini, ayrıca haşere oluşumuna neden olduğunu söyledi. Düzenlenen etkinlikle kısa sürede ne kadar fazla atık toplanabildiğini göstererek, çevre konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını ifade eden Halisdemir, <strong>“</strong><strong>Bugün yaptığımız faaliyet ilk ve son olmayacak. </strong><strong>B</strong><strong>u gibi etkinlikleri belki onlarca defa daha yapacağız. Herkesin bilinç</strong><strong>lenerek, </strong><strong>çevreye duyarlı olmasını istiyoruz. Bu konuda </strong><strong>çalışmalarımıza devam edeceğiz”</strong> diye konuştu.</p>

<p><strong>Akdeniz: “Öğrencilerimiz görerek, deneyimleyerek yola çıktılar”</strong></p>

<p>Eyüp Aygar Fen Lisesi’nde görev yapan İngilizce Öğretmeni Zehra Akdeniz, Mersin Üniversitesi Deniz Kaplumbağaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Akdeniz Kaplumbağaları ve Doğa Koruma Derneği iş birliğiyle yürütülen ve Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin de farkındalık etkinliği ile katkı sunduğu <strong><i>‘Blue Minds The Guardians of Oceans’</i></strong> projesi kapsamında anlamlı bir temizlik etkinliğinde bir araya geldiklerini anlattı. Akdeniz, “<strong>Ö</strong><strong>ğrencilerimize okyanusların korunması gerektiği, temiz olması, özellikle plastik atıklardan arındırılması gerektiğiyle ilgili proje başlattık. Çok geniş kapsamlı bir proje. Adanalıoğlu sahilindeyiz ve çok mutluyuz. Öğrencilerimiz görerek, deneyimleyerek yola çıktılar.</strong><strong> </strong><strong>Bu imkanı verdiği için Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyoruz” </strong>dedi.<strong> </strong></p>

<p><strong>Öğrenciler, doğaya olan sorumluluklarını yerine getirdi </strong></p>

<p>Öğrencilerden Eylül Kurnaz, sahilin kirlenmeye çok eğilimli alanlar olduğunu ifade ederek, <strong>“O görüntü insanı çok rahatsız ediyor. Hem deniz canlıları için, hem de bizlerin ortak alanı olduğu için bu temizliği yapmak hepimizin göreviydi ve çok güzel hissettirdi. Her çöpü topladığımızda insanların nasıl bu kadar bilinçsiz, nasıl bu kadar düşünmeden kirletebildiğine hayret ettik” </strong>dedi.<strong> </strong></p>

<p>Öğrencilerden Mert Büçgün, sahildeki çöpleri temizleyerek doğayı korumaya geldiklerini belirterek,<strong> “Bu etkinlik bizim için çok anlamlıydı. Her türden atık topladık. Plastik ürünleri çok fazlaydı. Organik atıklar da vardı. Bu tür projelerde yer almak bizim için çok kıymetli” </strong>diye konuştu.</p>

<p>Yağız Karaca, Büyükşehir Belediyesi ile çok güzel bir amaca hizmet ettiklerini kaydederek,<strong> “Adanalıoğlu sahilini temizledik. Gerçekten sahil çok pisti. İnsanlar çok fazla kirletmişler. Bu durum karşısında üzüldük. Böyle bir sosyal sorumluluk projesi yaptığı için Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederiz” </strong>ifadelerine yer verdi.<strong> </strong></p>

<p>Doğaya karşı sorumluluklarını yerine getirdiklerini hissettiğini anlatan Nur Berçem Işık,<strong> “Poşet poşet atık topladık. Gerçekten faydalı bir çalışma oldu. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin bize böyle bir şans vermesi, sorumluluklarımızı yerine getirmemiz güzel bir çalışma oldu” </strong>diye konuştu.</p>

<p>Candemir Kasap ise <strong>“İyi ki biz buradayız. Çünkü manzaraya baktığımda, kumdan çok çöp görüyorum. </strong><strong> G</strong><strong>üzel bir amaca hizmet ettik. En ufak bir yararımız dokunduysa ne mutlu bize” </strong>dedi.<strong> </strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/temiz-bir-sehirde-temiz-bir-denizle-temiz-bir-sahilde-yasamak-istiyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/05/mersin-buyuksehir-ile-ogrenciler-adanalioglu-sahilini-atiklardan-arindirdi-6.jpg" type="image/jpeg" length="35815"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
