<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habere Güven</title>
    <link>https://www.habereguven.com</link>
    <description>Habere Güven, tarafsız ve güncel habercilik anlayışıyla Türkiye ve dünyadan güvenilir bilgileri okurlarına sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habereguven.com/rss/cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 23:45:43 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/rss/cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin’de Varto İçin Bir Araya Geldiler: “Doğamızı ve Geleceğimizi Ranta Teslim Etmeyeceğiz”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/mersinde-varto-icin-bir-araya-geldiler-dogamizi-ve-gelecegimizi-ranta-teslim-etmeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/mersinde-varto-icin-bir-araya-geldiler-dogamizi-ve-gelecegimizi-ranta-teslim-etmeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Bizler Mersin’de yaşıyor olsak da acılarımız, duygularımız ve düşlerimiz Varto’da yaşamaktadır. Varto bizim ana kucağımızdır. Gönül dünyamıza dokunmayın.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p><strong>Mersin’de yaşayan Varto’lular, Muş’un Varto ilçesinde planlanan jeotermal kaynak arama ve santral projesine karşı bir araya gelerek sert tepki gösterdi.</strong> Mersin Varto Kültür ve Dayanışma Derneği öncülüğünde yapılan açıklamada, projenin doğaya, tarıma ve bölge halkına geri dönüşü olmayan zararlar vereceği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h3><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 14.07.56" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140756.jpeg" width="1600" /></h3>

<h3><strong>Mersin’de Varto İçin Bir Araya Geldiler</strong></h3>

<p>Mersin’in Akdeniz ilçesinde bulunan Özgür Çocuk Parkı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasına; ekolojistler, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti ve sendika temsilcileri de destek verdi.</p>

<p>Açıklamayı dernek üyesi Güler Bingöl okudu. Bingöl, konuşmasına doğa savunucularına ve katılımcılara teşekkür ederek başladı.</p>

<h3><strong>“16 Köyü Kapsayan Proje Büyük Tehdit”</strong></h3>

<p>Açıklamada, Varto ilçesi sınırları içerisinde 16 köyü kapsayan alanda, Amerikan şirketi İGNİS Enerji A.Ş. tarafından jeotermal kaynak arama ve santral projesi için sondaj çalışması yapılmak istendiği belirtildi.</p>

<p>Dernek üyeleri, bu projeye kesin bir şekilde karşı olduklarını ifade ederek şu gerekçeleri sıraladı:</p>

<ul>
 <li>Yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirlenme ve tükenme riski</li>
 <li>Mera, tarım arazileri ve ormanların şirketlerin kullanımına açılması</li>
 <li>Bölgenin temel geçim kaynakları olan hayvancılık ve küçük ölçekli tarımın zarar görmesi</li>
</ul>

<h3><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 14.07.54" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140754.jpeg" width="1600" /></h3>

<h3><strong>Deprem Riski ve Fay Hatlarına Dikkat Çekildi</strong></h3>

<p>Açıklamada, Karlıova ile birlikte aktif fay hatlarının kesişim noktasında bulunan Varto’nun geçmişte büyük depremler yaşadığı hatırlatıldı.</p>

<p>1946 ve 1966 yıllarında meydana gelen yıkıcı depremlere dikkat çekilerek, jeotermal sondaj faaliyetlerinin mevcut deprem riskini artırabileceği vurgulandı.</p>

<h3><strong>“ÇED Süreci Şeffaf Yürütülmedi”</strong></h3>

<p>Dernek üyeleri, projenin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin şeffaf yürütülmediğini ve halkın sürece dahil edilmediğini belirtti.</p>

<p>ÇED raporu alınmadan ruhsat verilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilerek, projenin kamu yararı taşımadığı, aksine “yabancı sermayeye rant sağlama” amacı güttüğü dile getirildi.</p>

<h3><strong>“Bir Göç Dalgası Daha Yaşanabilir”</strong></h3>

<p>Ekolojik dengenin bozulmasının, bölgede yeni bir göç dalgasını tetikleyebileceği uyarısı yapılan açıklamada, doğanın tahribatının sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal sonuçlar da doğuracağı ifade edildi.</p>

<h3><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 14.07.53" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140753.jpeg" width="1600" /></h3>

<h3><strong>“Varto Bizim Gönül Dünyamız”</strong></h3>

<p>Mersin’de yaşayan Varto’lular, memleketleriyle bağlarının kopmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Bizler Akdeniz’in incisi Mersin’de yaşıyor olsak da acılarımız, duygularımız ve düşlerimiz Varto’da yaşamaktadır. Varto bizim ana kucağımızdır. Gönül dünyamıza dokunmayın.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Taleplerini Sıraladılar</strong></h3>

<p>Basın açıklamasında derneğin talepleri şu şekilde sıralandı:</p>

<ol>
 <li>Varto’da planlanan tüm jeotermal enerji projeleri ve ÇED süreçlerinin iptal edilmesi</li>
 <li>Köyleri kapsayan maden ve enerji ruhsatlarının iptal edilerek alanların koruma altına alınması</li>
 <li>Mera, tarım ve içme suyu kaynaklarının şirketlere devredilmemesi</li>
 <li>Bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınması</li>
 <li>Halkın iradesini yok sayan idari kararların geri çekilmesi</li>
</ol>

<h3><strong>“Doğamızı Savunmaya Devam Edeceğiz”</strong></h3>

<p>Açıklamanın sonunda, Türkiye’nin farklı bölgelerinde doğa mücadelesi veren topluluklara da selam gönderildi. Karadeniz, Munzur, Kazdağları ve Akbelen’de süren çevre direnişlerinin haklılığına vurgu yapıldı.</p>

<p>Mersin Varto Kültür ve Dayanışma Derneği, “Ellerinizi doğamızdan, suyumuzdan ve toprağımızdan çekin” diyerek kamuoyuna çağrıda bulundu.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/mersinde-varto-icin-bir-araya-geldiler-dogamizi-ve-gelecegimizi-ranta-teslim-etmeyecegiz</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140645.jpeg" type="image/jpeg" length="61565"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oğuz ŞAHİN:"Dünya Su Geliştirme Raporu 2026, Türkiye Su Stresi Altında"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/oguz-sahindunya-su-gelistirme-raporu-2026-turkiye-su-stresi-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/oguz-sahindunya-su-gelistirme-raporu-2026-turkiye-su-stresi-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BM 2026 Dünya Su Geliştirme Raporu'nun bu yılki ana teması olan "Su ve Cinsiyet" (Water and Gender) ekseninde şekillenen bulgular, su yönetimindeki adaletsizliklerin ve iklim krizinin toplumsal etkilerini gözler önüne serdi. Raporu gazetemiz için değerlendiren Kent, Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin, Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde "kritik eşiğe" yaklaştığı uyarısında bulundu.</p>

<p>"Suyun Davranışları Artık Öngörülemez"</p>

<p>Oğuz Şahin, küresel su döngüsünün bozulduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:<br />
Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan Dünya Su Geliştirme Raporu 2026, küresel ölçekte su kaynaklarının hızla azaldığını ve özellikle iklim değişikliğinin etkisiyle “su stresi” yaşayan ülkelerin sayısının arttığını ortaya koydu. Raporda Türkiye de su riski yüksek ülkeler arasında yer aldı.</p>

<p><br />
"Bir tarafta ani ve yıkıcı taşkınlar, diğer tarafta ise aylarca süren ekstrem kuraklıklar... Suyun davranışları artık hidrolojik modellerle öngörülemez hale geldi. Bu durum sadece doğayı değil; tarımı, enerjiyi ve kent yaşamını doğrudan tehdit ediyor. Türkiye'de kişi başına düşen su miktarı 1.310 metreküp seviyelerine gerilemiş durumda. Bu, su fakiri bir ülke olma yolunda hızla ilerlediğimizi gösteriyor."</p>

<p>Türkiye İçin "Yeni Su Siyaseti" Çağrısı</p>

<p>BM raporunun sunduğu verilerin Türkiye için bir "erken uyarı" niteliği taşıdığını vurgulayan Şahin, çözüm için yapısal değişikliklerin şart olduğunu belirtti. Şahin, özellikle şehir planlamasında ve tarımda köklü bir değişim gerektiğini savundu:</p>

<p>Vahşi Sulamaya Son: Tarımda yer altı sularını bitirme noktasına getiren geleneksel yöntemlerden acilen vazgeçilmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kentsel Altyapı: Kentlerdeki kayıp-kaçak oranları iklim değişikliğine dirençli hale getirilmeli.</p>

<p>Adil Yönetim: BM raporunun da vurguladığı gibi, suya erişimde toplumsal eşitlik gözetilmeli ve su yönetimi havza ölçekli planlanmalı.</p>

<p>"İklim Göçü ve Sosyal Riskler"</p>

<p>İklim değişikliğinin en ağır sonucunun "iklim göçü" olacağını hatırlatan Şahin, "Suya erişimin zorlaştığı bölgelerde sosyal doku bozuluyor. 2026 raporu bize suyun sadece musluktan akan bir sıvı olmadığını, barışın ve toplumsal istikrarın temeli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/oguz-sahindunya-su-gelistirme-raporu-2026-turkiye-su-stresi-altinda</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/01/cevre-ve-iklim-degisikligi-uzmani-oguz-sahin.jpeg" type="image/jpeg" length="16772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ASM Çalışanlarından “Yeşil Yarınlara” Fidan Dikme Seferberliği]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/asm-calisanlarindan-yesil-yarinlara-fidan-dikme-seferberligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/asm-calisanlarindan-yesil-yarinlara-fidan-dikme-seferberligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ASM çalışanları, 5 Nisan tarihinde “Yeşil Yarınlara” sloganıyla fidan dikme etkinliği başlattıklarını kamuoyuna duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Sağlık Emekçileri Doğa İçin Harekete Geçti</strong></h2>

<p>Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) görev yapan grup elemanları, sağlık hizmeti sunumunun ötesine geçen toplumsal sorumluluk anlayışıyla anlamlı bir çevre etkinliğine imza attı. ASM çalışanları, 5 Nisan tarihinde “Yeşil Yarınlara” sloganıyla fidan dikme etkinliği başlattıklarını kamuoyuna duyurdu.</p>

<h3><strong>“Toplum Sağlığı Çevreyle Bir Bütündür”</strong></h3>

<p>ASM grup elemanları tarafından yapılan açıklamada, toplum sağlığını koruma ve geliştirme görevlerinin yalnızca sağlık hizmetleriyle sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Açıklamada, daha yaşanabilir bir çevre bırakma bilinciyle hareket edildiği vurgulanarak, dikilen her bir fidanın doğaya katkı sunacağı, geleceğe nefes ve insanlığa umut olacağı ifade edildi.</p>

<h3><strong>Zorluklara Rağmen Toplumsal Sorumluluk Vurgusu</strong></h3>

<p>Sağlık sisteminin önemli bir parçası olan ASM çalışanları, büyük bir özveriyle görev yaptıklarını ancak çalışma koşulları ve özlük hakları konusunda çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi. Buna rağmen, mesleki sorumluluklarının yanı sıra toplumsal fayda üretmeye devam etme kararlılıklarını sürdürdüklerinin altı çizildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Bu Etkinlik Dayanışmanın ve Umudun Simgesidir”</strong></h3>

<p>Gerçekleştirilen fidan dikme etkinliğinin yalnızca çevre duyarlılığıyla sınırlı olmadığına dikkat çekilen açıklamada, bu girişimin aynı zamanda emeğin, dayanışmanın ve geleceğe olan inancın güçlü bir göstergesi olduğu ifade edildi.</p>

<h3><strong>Topluma Çağrı: “Doğaya Sahip Çıkalım”</strong></h3>

<p>ASM çalışanları, yetkililere, kurumlara ve tüm vatandaşlara çağrıda bulunarak bu anlamlı harekete destek verilmesini istedi. Açıklamada, daha yeşil ve yaşanabilir bir gelecek için herkesin doğaya sahip çıkması ve ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p><strong>Kamuoyuna saygıyla duyuruldu.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/asm-calisanlarindan-yesil-yarinlara-fidan-dikme-seferberligi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-06-at-103559.jpeg" type="image/jpeg" length="70140"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oğuz Şahin: Sürdürülebilirlik Bütünsel Bir Vizyon Gerektiriyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/oguz-sahin-surdurulebilirlik-butunsel-bir-vizyon-gerektiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/oguz-sahin-surdurulebilirlik-butunsel-bir-vizyon-gerektiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kent, Çevre ve Yerel Yönetimler Uzmanı Oğuz ŞAHİN, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir kavram olmadığını, ekonomik, sosyal ve yönetsel boyutlarıyla birlikte ele alınması gereken bütünsel bir vizyon olduğunu vurguladı. Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Şahin, günümüzde yaşanan iklim krizi, su kıtlığı ve hızlı kentleşme gibi sorunların, parçacı yaklaşımlarla çözülemeyeceğinin altını çizdi.</p>

<p><br />
Şahin, sürdürülebilirliğin temelinde “denge” kavramının yer aldığını belirterek, “Doğal kaynakların korunması ile ekonomik kalkınma arasında sağlıklı bir denge kurulmadığı sürece, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmamız mümkün değildir. Bu nedenle sürdürülebilirlik, yalnızca bugünü değil, geleceği de planlayan bir yönetim anlayışıdır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Yerel yönetimlerin bu süreçte kritik bir rol üstlendiğini ifade eden Şahin, şehirlerin sürdürülebilirlik politikalarının uygulama alanı olduğunu belirtti. “Enerji verimliliği, atık yönetimi, su tasarrufu, yeşil alanların artırılması ve toplu ulaşım gibi konular, doğrudan yerel yönetimlerin sorumluluğundadır. Ancak bu çalışmaların başarılı olması için merkezi yönetim, özel sektör ve vatandaşların birlikte hareket etmesi gerekir” şeklinde konuştu.</p>

<p><br />
Sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca teknik çözümlerle sağlanamayacağını da dile getiren Şahin, toplumsal bilinç ve eğitim konusuna dikkat çekti. “Sürdürülebilirlik bir yaşam biçimidir. Bireylerin günlük hayatlarında yapacakları küçük değişiklikler bile büyük etkiler yaratabilir. Su tasarrufu, enerji kullanımı, geri dönüşüm alışkanlıkları bu sürecin temel taşlarıdır” ifadelerini kullandı.<br />
Son olarak, Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmesi için uzun vadeli ve entegre politikalar geliştirmesi gerektiğini belirten Şahin, “Bütüncül bir vizyonla hareket edildiğinde, hem çevresel riskleri azaltabilir hem de ekonomik fırsatlar yaratabiliriz. Sürdürülebilirlik, aslında bir zorunluluk değil, aynı zamanda güçlü bir kalkınma aracıdır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/oguz-sahin-surdurulebilirlik-butunsel-bir-vizyon-gerektiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/01/cevre-ve-iklim-degisikligi-uzmani-oguz-sahin.jpeg" type="image/jpeg" length="22199"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'in Geleceği Tehdit Altında: Alpagut-Atalan Maden Projesine Karşı Büyük Direniş]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/eskisehirin-gelecegi-tehdit-altinda-alpagut-atalan-maden-projesine-karsi-buyuk-direnis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/eskisehirin-gelecegi-tehdit-altinda-alpagut-atalan-maden-projesine-karsi-buyuk-direnis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ESKİŞEHİR – </strong>Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER), Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır A.Ş. tarafından Tepebaşı ve Mihalgazi ilçelerinde kurulması planlanan Alpagut-Atalan Altın-Gümüş Madeni Projesi'ne karşı kamuoyunu uyardı. Yaklaşık 20 bin dönümlük devasa bir alanı kapsayan proje, bölgenin ekosistemini, tarımsal üretimini ve halk sağlığını geri dönülemez bir yıkımla karşı karşıya bırakıyor.</p>

<p></p>

<h2>Devasa Bir Yıkım Planı: 2.450 Futbol Sahası Büyüklüğünde Ruhsat Alanı</h2>

<p>Hazırlanan teknik rapora göre, maden projesi Eskişehir'in akciğerleri sayılan ormanlık alanlarda 2.450 futbol sahası büyüklüğünde bir ruhsat alanını kapsıyor. Projenin hayata geçmesi durumunda 100 binden fazla ağacın kesileceği ve bölgedeki nadir mikroklima özelliğine sahip ekosistemin tamamen çökeceği belirtiliyor. Maden ocağının derinliğinin 500 metreye (yaklaşık 160 katlı bir bina yüksekliği) ulaşacak olması, coğrafi yapının nasıl bir tahribata uğrayacağını gözler önüne seriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h3>Siyanür Tehdidi ve Su Krizi</h3>

<p>Projede kullanılacak olan "Siyanürlü Yığın Liç" yöntemi, en büyük endişe kaynağını oluşturuyor. 10 yıl boyunca açık havada sürdürülecek olan bu işlem sırasında:</p>

<p>• Yıllık 9,4 milyon ton su tüketilmesi planlanıyor. Bu miktar, kuraklıkla mücadele eden Eskişehir için sürdürülemez bir yük olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>• Siyanür gazının havaya karışması ve ağır metallerin (arsenik, kurşun, çinko) yeraltı sularına sızma riski, Sakarya Nehri ve çevresindeki tüm yerleşim yerlerini tehdit ediyor.</p>

<p>• Erzincan İliç'te yaşanan facianın bir benzerinin Eskişehir'de yaşanmasından korkuluyor.</p>

<p></p>

<h2>Tarım ve Hayvancılığın Sonu mu Geliyor?</h2>

<p>Eskişehir, Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerin sebze-meyve ihtiyacının %20'sini karşılayan bölge, maden projesiyle üretim yeteneğini kaybetme riskiyle karşı karşıya. ESÇEVDER raporunda, İliç örneğine dikkat çekilerek, maden faaliyetleri sonrası sığır varlığının 240 binden 6 bine düştüğü hatırlatılıyor. Benzer bir kaderin Eskişehirli çiftçileri ve besicileri beklediği vurgulanıyor.</p>

<p></p>

<h2>Kritik Dönemeç: 20 Nisan Bilirkişi Keşfi</h2>

<p>"ÇED Olumlu" kararına karşı Tepebaşı Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, TEMA Vakfı, Eskişehir Barosu ve ESÇEVDER tarafından açılan davalarda kritik bir aşamaya gelindi. Mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyeti, 20 Nisan 2026 Pazartesi günü bölgede incelemelerde bulunacak.</p>

<p></p>

<p><strong>ESÇEVDER</strong>, bilirkişi keşfi öncesinde yaptığı çağrıda şu talepleri sıraladı:</p>

<p>1 Projenin yürütmesinin derhal durdurulması.</p>

<p>2 Eksik olan "Sağlık Etki Değerlendirmesi"nin bağımsız kuruluşlarca yapılması.</p>

<p>3 Tüm meslek odalarının ve yerel halkın hukuki sürece dahil edilmesi.</p>

<p></p>

<h2>"Eskişehir'i Maden Çöplüğüne Dönüştürmeyeceğiz"</h2>

<p>Eskişehir topraklarının %71'inin maden ruhsatlı olduğuna dikkat çeken çevreciler, "Madenciliğe değil, yanlış yerde ve yanlış yöntemle yapılan madenciliğe karşıyız" diyerek mücadelelerini sürdüreceklerini belirttiler. "Tek bir ağacı bile kestirmeyeceğiz" sloganıyla yola çıkan platform, tüm Eskişehirlileri şehrin geleceğine sahip çıkmaya davet etti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) Kamuoyu Bilgilendirme <a href="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/doc-20260404-wa0001-1-compressed.pdf" rel="nofollow"><strong>Raporu </strong></a>(Nisan 2026)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/eskisehirin-gelecegi-tehdit-altinda-alpagut-atalan-maden-projesine-karsi-buyuk-direnis</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/remzi-yaziccvvvvvv.png" type="image/jpeg" length="72462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çevre Gönüllüleri Sivrihisar’a Hayran Kaldı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/cevre-gonulluleri-sivrihisara-hayran-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/cevre-gonulluleri-sivrihisara-hayran-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) üyeleri, çevre bilincini artırmak ve kültürel mirası yerinde tanımak amacıyla düzenledikleri gezi kapsamında Sivrihisar’ı ziyaret etti. Gezi, katılımcılara hem tarihi hem de doğal değerleri yakından tanıma fırsatı sundu.</p>

<p>Sivrihisar’da Belediye Başkanı Habil Dökmeci tarafından karşılanan heyete ilçe hakkında bilgi verildi. Ardından görevlendirilen rehber eşliğinde ilçenin önemli tarihi noktaları gezildi.</p>

<p><strong>Tarihi Mekânlar İlgi Odağı Oldu</strong></p>

<p>Gezi kapsamında Sivrihisar Halı Müzesi ve Zaim Ağa Konağı ziyaret edildi. Konağın, Mustafa Kemal Atatürk’ün Sivrihisar’da bulunduğu dönemlerde konakladığı ve önemli toplantılara ev sahipliği yaptığı aktarıldı.</p>

<p>Anadolu’nun en büyük ahşap direkli camilerinden biri olan Sivrihisar Ulu Camii de gezinin önemli durakları arasında yer aldı. 13. yüzyıldan günümüze ulaşan caminin 67 ahşap direği ve Selçuklu dönemi mimarisi, katılımcılarda hayranlık uyandırdı.</p>

<p><img alt="Sivrihisar.." class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/sivrihisar.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>Kültürel Zenginlikler Keşfedildi</strong></p>

<p>Gezi kapsamında, Nasreddin Hoca’nın doğduğu topraklar da ziyaret edilerek Anadolu kültüründeki yeri yeniden hatırlandı. Tarihi Sivrihisar evleri, dar sokakları ve taş yapılarıyla katılımcılara geçmişin izlerini sundu.</p>

<p>İlçede yer alan ve 1650 yılında inşa edilen Surp Yerrortutyun Ermeni Kilisesi de dikkat çeken yapılar arasında yer aldı. Yangın sonrası 1881 yılında yeniden inşa edilen kilisenin, Anadolu’nun en büyük ikinci Ermeni kilisesi olduğu ifade edildi.</p>

<p>Ayrıca 1899 yılında yapılan Sivrihisar Saat Kulesi ile Türkiye’nin ilk açık hava heykel bahçesi olan Metin Yurdanur Açık Hava Heykel Müzesi de ziyaret edildi.</p>

<p><img alt="Sivrihisar Gezisi 03.04.26" class="detail-photo img-fluid" height="317" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/sivrihisar-gezisi-030426.jpeg" width="538" /></p>

<p><strong>“Amacımız Farkındalık Oluşturmak”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ESÇEVDER tarafından yapılan açıklamada, gezinin amacının Sivrihisar’ın tarihi ve doğal güzelliklerini daha geniş kitlelere tanıtmak ve çevre bilincini artırmak olduğu vurgulandı.</p>

<p>Dernek yetkilileri, kültürel mirasın ve doğal çevrenin korunmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirterek, benzer etkinliklerin devam edeceğini kamuoyuna saygıyla duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/cevre-gonulluleri-sivrihisara-hayran-kaldi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/sivrihisar-gezisi3426.jpeg" type="image/jpeg" length="38375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim Krizi Sahra Tozunu Dönüştürüyor: Avrupa ve Doğu Akdeniz Alarmda]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iklim-krizi-sahra-tozunu-donusturuyor-avrupa-ve-dogu-akdeniz-alarmda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iklim-krizi-sahra-tozunu-donusturuyor-avrupa-ve-dogu-akdeniz-alarmda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sahra’dan yükselen toz bulutları artık yalnızca doğal bir olay değil; küresel iklim krizinin somut bir göstergesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliğiyle birlikte Sahra Çölü’nden taşınan toz bulutlarının yapısı ve etkisi değişiyor. Avrupa’da “kan yağmuru” olarak bilinen olaylar artarken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz hattında da sağlık ve yaşam koşullarını zorlayan yeni bir çevresel risk ortaya çıkıyor.</p>

<p><strong>Turuncu gökyüzü: Bilimsel bir uyarı sinyali</strong></p>

<p>Son yıllarda özellikle İspanya, Fransa ve İngiltere’de gözlemlenen turuncu gün doğumları ve sarı pus tabakası, atmosferik bir anomali değil; Sahra kaynaklı toz taşınımının görünür hale gelen etkileri. Halk arasında “kan yağmuru” olarak adlandırılan bu olay, atmosferde taşınan demir oksit açısından zengin tozların yağışla birlikte yeryüzüne inmesiyle oluşuyor.</p>

<p>Bilimsel verilere göre Sahra Çölü, küresel toz emisyonlarının yarısından fazlasını üretiyor. Bu tozlar, uygun meteorolojik koşullarda binlerce kilometre taşınarak Avrupa’dan Amerika kıtasına kadar geniş bir coğrafyayı etkiliyor.</p>

<p><strong>İklim değişikliği toz döngüsünü nasıl değiştiriyor?</strong></p>

<p>Küresel ısınmanın Sahra tozları üzerindeki etkisi çok boyutlu:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Artan sıcaklıklar ve kuraklık, toprak yüzeyini gevşeterek toz oluşumunu artırıyor</li>
 <li>Çölleşmenin yayılması, daha fazla partikülün atmosfere karışmasına neden oluyor</li>
 <li>Yüzyıl sonuna kadar toz taşınımında %40 ila %60 artış öngörülüyor</li>
</ul>

<p>Ancak bu artış doğrusal değil. Son 20 yılda bazı bölgelerde toz fırtınalarının azalması, Sahel bölgesinde bitki örtüsünün artması ve rüzgar sistemlerindeki zayıflamayla ilişkilendiriliyor. Bu durum, iklim sisteminin karmaşık geri besleme mekanizmalarına işaret ediyor.</p>

<p><strong>Avrupa için sadece görsel değil, ciddi bir sağlık sorunu</strong></p>

<p>Sahra tozları yalnızca gökyüzünü renklendirmiyor; aynı zamanda ciddi sağlık riskleri taşıyor. Atmosferdeki <strong>PM10 partikülleri</strong>, solunum yollarının derinliklerine kadar ulaşarak:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Astım ataklarını tetikleyebiliyor</li>
 <li>Kalp-damar hastalıklarını artırabiliyor</li>
 <li>Erken ölümlere yol açabiliyor</li>
</ul>

<p>İspanya ve İtalya’da yapılan modelleme çalışmalarına göre, Sahra tozları PM10 kaynaklı ölümlerin %44’üne kadar katkı sunabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ekonomik ve ekolojik etkiler büyüyor</strong></p>

<p>Toz taşınımının etkileri sağlıkla sınırlı değil:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Alpler’de kar yüzeyini karartarak erimeyi hızlandırıyor</li>
 <li>Güneş panellerinin verimini düşürüyor</li>
 <li>Havacılık ve karayolu ulaşımında risk oluşturuyor</li>
</ul>

<p>Bu etkiler, iklim değişikliğinin dolaylı ama güçlü sonuçları arasında değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Doğu Akdeniz’de alarm: Türkiye de etki altında</strong></p>

<p>Sahra kaynaklı toz bulutları yalnızca Avrupa’yı değil, Türkiye’nin güneyini de doğrudan etkiliyor. Özellikle Adana, Hatay ve Osmaniye’de son dönemde görülen yoğun toz taşınımı, bölgesel bir çevre krizine işaret ediyor.</p>

<p>Hatay’ın Samandağ ve İskenderun ilçelerinde görüş mesafesi ciddi şekilde düşerken, Osmaniye’nin Kadirli ilçesi ve Adana kent merkezinde de benzer etkiler gözlemlendi. Yoğun toz bulutu nedeniyle:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Trafikte aksamalar yaşandı</li>
 <li>Deniz ve kara görüşü yer yer kayboldu</li>
 <li>Astım hastaları nefes almakta zorlandı</li>
</ul>

<p>Bu durum, Sahra tozlarının artık daha geniş ve sık etkili bir coğrafyaya yayıldığını gösteriyor.</p>

<p><strong>Çözüm: Yerel önlemler ve küresel iş birliği</strong></p>

<p>Uzmanlara göre bu sınır tanımayan soruna karşı iki düzeyde mücadele gerekiyor:</p>

<p><strong>Kaynak bölgede (Sahra ve çevresi):</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Aşırı otlatmanın sınırlandırılması</li>
 <li>Bitki örtüsünün yeniden kazandırılması</li>
 <li>Nehir sistemlerinin korunması</li>
 <li>Toprağı stabilize eden “biyokabuk” yapısının korunması</li>
</ul>

<p><strong>Etkilenen bölgelerde (Avrupa ve Türkiye):</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması</li>
 <li>Hava kalitesi izleme ağlarının güçlendirilmesi</li>
 <li>Kentsel yeşil alanların artırılması</li>
 <li>Hassas gruplar için sağlık önlemlerinin geliştirilmesi</li>
</ul>

<p><strong>Sonuç: Toz bulutları iklim krizinin görünür yüzü</strong></p>

<p>Sahra’dan yükselen toz bulutları artık yalnızca doğal bir olay değil; küresel iklim krizinin somut bir göstergesi. Avrupa’dan Türkiye’ye uzanan geniş bir hatta etkisini artıran bu fenomen, bilim insanlarına göre önümüzdeki yıllarda daha sık ve daha yoğun yaşanacak.</p>

<p>Turuncu gökyüzü, sadece bir doğa olayı değil; gezegenin verdiği açık bir uyarı.</p>

<p><a href="https://theconversation.com/profiles/hossein-hashemi-2633925" itemprop="url" rel="author">Hossein Hashemi</a></p>

<p>Senior Lecturer, Division of Water Resources Engineering &amp; Centre for Advanced Middle Eastern Studies, Lund University</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iklim-krizi-sahra-tozunu-donusturuyor-avrupa-ve-dogu-akdeniz-alarmda</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 21:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-03-212154.png" type="image/jpeg" length="37643"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oğuz Şahin: İklim Değişikliği Küresel Siyasetin Merkezinde]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/oguz-sahin-iklim-degisikligi-kuresel-siyasetin-merkezinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/oguz-sahin-iklim-degisikligi-kuresel-siyasetin-merkezinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin, iklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, küresel siyasetin merkezinde yer aldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oğuz Şahin, artan sıcaklıklar, deniz seviyesindeki yükselme, kuraklık ve doğal afetlerin dünya liderlerinin eylem planlarını doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Uluslararası anlaşmaların bu süreçte belirleyici olduğuna vurgu yapan Şahin, “Paris Anlaşması gibi girişimler, sera gazı emisyonlarının azaltılmasını ve küresel işbirliğini hedefliyor” dedi.<br />
Ancak iklim politikalarının yalnızca çevresel kaygılarla değil, ulusal çıkarlar, ekonomik etkiler ve endüstriyel lobi gruplarının baskısıyla da şekillendiğini hatırlatan Oğuz Şahin, ülkelerin çevre koruma ile ekonomik büyüme arasında denge kurmaya çalıştığını söyledi.<br />
Genç nesillerin de bu alanda giderek daha fazla söz sahibi olduğuna dikkat çeken Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı<br />
Oğuz Şahin, iklim değişikliği ve siyaset arasındaki ilişkinin çok yönlü ve karmaşık olduğuna işaret ederek, “Gelecekte alınacak siyasi kararların sürdürülebilir bir dünya için iklim gerçeğiyle uyumlu olması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/oguz-sahin-iklim-degisikligi-kuresel-siyasetin-merkezinde</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/01/cevre-ve-iklim-degisikligi-uzmani-oguz-sahin.jpeg" type="image/jpeg" length="85534"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ŞAHİN: “Sünger Şehirler, İklim Krizine Karşı Kentlerin En Akılcı Savunma Hattıdır”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/sahin-sunger-sehirler-iklim-krizine-karsi-kentlerin-en-akilci-savunma-hattidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/sahin-sunger-sehirler-iklim-krizine-karsi-kentlerin-en-akilci-savunma-hattidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kent ve Yerel Yönetimler Uzmanı Oğuz ŞAHİN, son yıllarda etkileri giderek artan iklim değişikliği, ani sel baskınları ve kuraklık risklerine karşı “sünger şehirler” yaklaşımının önemine dikkat çekti. ŞAHİN, gazetemize yaptığı değerlendirmede, yerel yönetimlerin bu yeni şehircilik anlayışını hızla benimsemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><br />
ŞAHİN, sünger şehir modelinin temelinde yağmur suyunun bir tehdit değil, bir kaynak olarak görülmesi gerektiğini belirterek, “Geleneksel kentleşme anlayışı yağmur suyunu hızla uzaklaştırmayı hedefler. Oysa sünger şehirler, bu suyu toprağa kazandırmayı, depolamayı ve yeniden kullanmayı esas alır. Bu yaklaşım hem sel riskini azaltır hem de su kıtlığına karşı önemli bir çözüm sunar” dedi.</p>

<p><br />
<strong>“Yerel Yönetimler Kilit Aktör”</strong><br />
Yerel yönetimlerin bu dönüşümde en kritik rolü üstlendiğini ifade eden ŞAHİN, özellikle altyapı yatırımlarının doğa temelli çözümlerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. ŞAHİN, “Geçirgen zeminler, yeşil çatılar, yağmur bahçeleri ve kent içi sulak alanlar gibi uygulamalar belediyelerin planlama süreçlerine entegre edilmelidir. Bu sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir yatırımdır” diye konuştu.</p>

<p><br />
Ayrıca şehir planlamasında betonlaşmanın azaltılması gerektiğine dikkat çeken ŞAHİN, mevcut yapı stokunun da bu anlayışa uygun şekilde dönüştürülmesinin önemine değindi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>“Adana İçin Büyük Bir Fırsat”</strong><br />
Özellikle Adana gibi sıcak iklim kuşağında yer alan şehirler için sünger şehir uygulamalarının büyük avantaj sağlayacağını belirten ŞAHİN, “Adana’da hem ani yağışlar hem de uzun kurak dönemler yaşanıyor. Bu nedenle yağmur suyunun etkin yönetimi büyük önem taşıyor. Yerel yönetimler bu fırsatı değerlendirirse, şehir hem iklim dirençli hale gelir hem de yaşam kalitesi artar” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
ŞAHİN, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Geleceğin şehirleri, doğayla savaşan değil onunla uyum içinde yaşayan şehirler olacak. Sünger şehirler bu dönüşümün en somut örneklerinden biridir. Yerel yönetimler bugünden adım atarsa, yarının krizlerini fırsata çevirebiliriz.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/sahin-sunger-sehirler-iklim-krizine-karsi-kentlerin-en-akilci-savunma-hattidir</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/01/cevre-ve-iklim-degisikligi-uzmani-oguz-sahin.jpeg" type="image/jpeg" length="50712"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akbelen’de Direnişe Tutuklama: Esra Işık Cezaevinde, Köylüler Ayakta]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/akbelende-direnise-tutuklama-esra-isik-cezaevinde-koyluler-ayakta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/akbelende-direnise-tutuklama-esra-isik-cezaevinde-koyluler-ayakta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Keşif heyetine yönelik itirazların ardından gözaltına alınan İkizköy Çevre Komitesi üyesi Esra Işık, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nda acele kamulaştırmaya karşı süren direnişte kritik bir eşik aşıldı. Keşif sürecine itiraz ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan İkizköylü Esra Işık tutuklandı. Köylüler ve hukukçular karara sert tepki gösterdi.</strong></p>
</blockquote>

<p>Akbelen Ormanı’nda kömür madeni genişletme projesi kapsamında alınan acele kamulaştırma kararına karşı açılan davalar sürerken, bölgede başlatılan keşif süreci yeni bir gerilime yol açtı. Keşif heyetine yönelik itirazların ardından gözaltına alınan İkizköy Çevre Komitesi üyesi Esra Işık, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.</p>

<p><strong>Keşif süreci gerilimi tırmandırdı</strong></p>

<p>Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de, kömür maden sahasının genişletilmesi amacıyla 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararının ardından, el konulacak alanların değer tespiti için keşif süreci başlatıldı.</p>

<p>Keşfe itiraz eden köylülerden Esra Işık, gece saat 23.50 sıralarında gözaltına alındı. Işık, “görevini yaptırmama” ve “hakaret” suçlamalarıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.</p>

<p><strong>“Hepimizi almaları gerekecek”</strong></p>

<p>İkizköy Muhtarı ve aynı zamanda Esra Işık’ın annesi Nejla Işık, adliye önünde yaptığı açıklamada karara sert tepki gösterdi:</p>

<p>“Toprağımız için adalet istiyorduk, şimdi evladımız için adalet istiyoruz. 7 yıldır direnenleri hapse atarak İkizköy’ü talan edeceklerini sanıyorlar. Esra yalnız değil; hepimizi almaları gerekecek.”</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 03 31 171523" class="detail-photo img-fluid" height="927" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-31-171523.png" width="997" /></p>

<p><strong>Hukukçular: “Bu bir çökme operasyonu”</strong></p>

<p>Köylülerin avukatlarından Arif Ali Cangı, yaşananları “özel mülke çökme operasyonu” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Cangı, henüz hukuki denetimi tamamlanmamış acele kamulaştırma kararlarıyla yurttaşların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek, hukuk çevrelerine sessiz kalmama çağrısı yaptı.</p>

<p><strong>Adliye önünde isyan: “Adliye değil, şirket kapısı”</strong></p>

<p>Tutuklama kararının ardından adliye önünde toplanan köylüler ve özellikle kadınlar, karara tepki gösterdi.</p>

<p>Bir köylü kadının, “Buraya ‘Adliye Sarayı’ değil, şirketin adını yazsınlar. Şirketlere rant kapısı açan adliye!” sözleri, bölgedeki öfkenin boyutunu ortaya koydu.</p>

<p><strong>Sivil toplumdan çağrı: “Derhal serbest bırakılmalı”</strong></p>

<p>Umut-Sen tarafından yapılan açıklamada, tutuklama kararına tepki gösterilerek şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Toprağını savunan köylüye tutuklama, şirkete koruma uygulanıyor. Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır.”</p>

<p><strong>Barodan sert tepki: “Anayasal haklara gözdağı”</strong></p>

<p>İzmir Barosu da yaptığı açıklamada, gözaltı ve tutuklama sürecinin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı.</p>

<p>Baro açıklamasında, yaşam alanlarını savunan yurttaşların anayasal haklarını kullandığına dikkat çekilerek şu değerlendirmeye yer verildi:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Gözaltı işlemi ölçüsüz ve hukuka aykırı</li>
 <li>Hak arama özgürlüğüne yönelik açık bir gözdağı</li>
 <li>Çevreyi korumanın anayasal bir hak ve sorumluluk olduğu gerçeği göz ardı ediliyor</li>
</ul>

<p>Açıklamada ayrıca, gece yarısı yapılan gözaltının “cezalandırma ve yıldırma aracına dönüştüğü” ifade edilerek, Esra Işık’ın derhal serbest bırakılması çağrısı yinelendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Direniş sürüyor</strong></p>

<p>Akbelen’de kömür madeni genişletmesine karşı yıllardır süren direniş, Esra Işık’ın tutuklanmasıyla yeni bir aşamaya girdi. Köylüler ve yaşam savunucuları, hem hukuki mücadeleyi hem de sahadaki direnişi sürdüreceklerini belirtiyor.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/XGFoeoiqm0k" title="İkizköylü Esra Işık tutuklandı. Köylüler ve hukukçular karara sert tepki gösterdi." width="1242"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/akbelende-direnise-tutuklama-esra-isik-cezaevinde-koyluler-ayakta</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-31-112138.png" type="image/jpeg" length="81848"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim Adaleti Koalisyonu: Sıfır atık üretim ve tüketim düzenine itiraz meselesidir]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iklim-adaleti-koalisyonu-sifir-atik-uretim-ve-tuketim-duzenine-itiraz-meselesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iklim-adaleti-koalisyonu-sifir-atik-uretim-ve-tuketim-duzenine-itiraz-meselesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Atığın değil, onu üreten düzenin tartışıldığı; ekolojik adaletin ve toplumsal eşitliğin merkezde olduğu bir gelecek mümkün ve gerekli."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>"Gerçek dönüşüm, üretimden tüketime, yerel yönetimlerden merkezi politikalara kadar bütünlüklü bir ekolojik ve toplumsal değişimi gerektirir."</strong></p>
</blockquote>

<p>İklim Adaleti Koalisyonu; "Sıfır atık üretim ve tüketim düzenine itiraz meselesidir" başlıklı yazılı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.</p>

<p>Açıklamada şunlar ifade edildi;</p>

<p>30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde hatırlatmak istiyoruz: Atık sorunu yalnızca çöplerin nasıl toplandığıyla ilgili değildir. Asıl mesele, neden bu kadar çok atığın ortaya çıktığı, kimlerin bu atığı ürettiği ve kimlerin bunun sonuçlarına maruz kaldığıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün “sıfır atık” kavramı giderek daha fazla resmi söylemin, şirket kampanyalarının ve belediye tanıtımlarının parçası haline geliyor. Oysa mesele birkaç geri dönüşüm kutusu yerleştirmekten, ambalajlara yeşil işaretler basmaktan ya da bireylere yeni sorumluluklar yüklemekten ibaret değildir. Üretimin ve tüketimin bugünkü örgütlenmesi değişmeden, doğa talanı sürerken, plastik ve ambalaj üretimi artarken, tarım alanları, ormanlar ve su varlıkları sermaye birikiminin konusu olmaya devam ederken “sıfır atık” söylemi gerçek bir çözüm olmaktan uzak kalmaktadır.</p>

<p>Atık, bugünkü ekonomik düzenin, kapitalizmin yan ürünü değil, temel sonuçlarından biridir. Daha fazla kâr için daha fazla üretim, daha hızlı tüketim ve daha kısa kullanım ömrü üzerine kurulu bu sistem; hem doğayı hem emeği değersizleştirerek ilerliyor. Tamir edilemeyen ürünler, tek kullanımlık malzemeler, aşırı ambalaj, plansız kentleşme, ithalata ve ihracata dayalı uzun tedarik zincirleri, devasa lojistik ağları ve kontrolsüz sanayi politikaları atık sorununu sürekli büyütüyor.</p>

<p>Türkiye’de de tablo farklı değildir. Bir yandan sıfır atık söylemi öne çıkarılırken, diğer yandan maden projeleri genişliyor, orman alanları daralıyor, kıyılar ve tarım arazileri sermayeye açılıyor, plastik kullanımı azalmak yerine yaygınlaşıyor. Adana Ceyhan’da plastik hammaddesi üretecek olan şirketin yatırımına izin ve teşvik veriliyor, plastik üretimi kışkırtılıyor. Ne kadar çok üretilirse, o kadar çok atık olacağı görmezden geliniyor. Avrupa’nın atık yükünün çoğunun “ithalat” adı altında Türkiye’ye yönlendirilmiş olması da bu tablonun bir parçasıdır. Avrupa istatistik ajansının verilerine göre, her yıl yapılan bu “ithalatın” sadece plastik atık kısmı 700 bin tondan fazladır ve her geçen yıl artmaktadır. Bu koşullarda sıfır atık, ekolojik yıkımın üzerini örten bir tanıtım başlığına indirgenmemelidir.</p>

<p>Üstelik bu sürecin emek boyutu da görünmez kılınıyor. Atık toplama, ayrıştırma ve geri dönüşüm alanlarında çalışan işçiler; çoğu zaman güvencesiz, düşük ücretli ve sağlıksız koşullarda çalıştırılıyor. Kayıt dışı atık toplayıcıları ise hem sosyal haklardan mahrum bırakılıyor hem de kamusal politikalarda yok sayılıyor. Oysa atık meselesi yalnızca çevre politikalarının değil, emek, sağlık ve adalet mücadelesinin de bir parçasıdır.</p>

<p>Bizler için gerçek bir sıfır atık yaklaşımı, atığın yalnızca sonucuna değil kaynağına müdahale etmeyi gerektirir.</p>

<p><strong>Bunun için; </strong></p>

<p>● Tek kullanımlık plastik ürünlerin üretiminin ve tüketimin sınırlandırılması, giderek yasaklanması,</p>

<p>● Plastik üretiminin azaltılması,</p>

<p>● Yeniden kullanım ve tamir mekanizmalarının güçlendirilmesi,</p>

<p>● Atık ithalatının durdurulması ve yasaklanması,</p>

<p>● Yerel yönetimlerin piyasacı değil kamusal bir atık politikası benimsemesi,</p>

<p>● Atık alanında çalışan emekçilerin haklarının güvence altına alınması,</p>

<p>● Daha da önemlisi, doğayı sınırsız bir hammadde deposu, toplumu ise sınırsız bir tüketim alanı gibi gören anlayışın terk edilmesi gerekir.</p>

<p>30 Mart vesilesiyle çağrımızdır: Sıfır atık, yalnızca bireylerin ev içi sorumluluklarına indirgenemez. Gerçek dönüşüm, üretimden tüketime, yerel yönetimlerden merkezi politikalara kadar bütünlüklü bir ekolojik ve toplumsal değişimi gerektirir. İhtiyacımız olan şey, yeşil cilalı kampanyalar değil; doğayı, emeği ve kamusal yararı esas alan bir dönüşümdür.</p>

<p>Atığın değil, onu üreten düzenin tartışıldığı; ekolojik adaletin ve toplumsal eşitliğin merkezde olduğu bir gelecek mümkün ve gerekli.</p>

<p><strong>Yaşam için, adalet için, ekoloji için mücadeleye!</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iklim-adaleti-koalisyonu-sifir-atik-uretim-ve-tuketim-duzenine-itiraz-meselesidir</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 19:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-30-195713.png" type="image/jpeg" length="88622"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ESÇEVDER, Eskişehir Maden Çöplüğü Olmasın]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/escevder-eskisehir-maden-coplugu-olmasin-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/escevder-eskisehir-maden-coplugu-olmasin-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER), Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından Türkiye genelinde ihaleye açılan 485 maden sahası kapsamında Eskişehir’de yer alan 16 ayrı sahaya ilişkin süreci yakından takip ettiklerini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dernek tarafından yapılan açıklamada, Odunpazarı, Tepebaşı, Alpu, Beylikova, Mihalıççık, Sarıcakaya ve Sivrihisar ilçelerini kapsayan sahaların, kentin su kaynakları, tarım alanları ve doğal varlıkları açısından ciddi riskler barındırdığı vurgulandı. En büyük ihale alanının ise 6 bin 581 hektarla Mihalıççık’ta bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, söz konusu ihalelerin yalnızca ekonomik bir yatırım olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade edilerek, “Eskişehir, İç Anadolu’nun önemli tarım merkezlerinden biri olmasının yanı sıra, yeraltı ve yerüstü su kaynakları bakımından hassas bir ekosisteme sahiptir. Yakın gelecekte su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalabilecek bir kentte bu tür faaliyetler ciddi sonuçlar doğurabilir” denildi.</p>

<p>ESÇEVDER, ihale kapsamındaki sahaların önemli bir bölümünün içme ve kullanma suyu havzalarıyla etkileşim riski taşıdığına, sulu tarım alanlarına yakın konumlandığına, yeraltı su besleme alanlarını etkileyebileceğine ve mera, orman ile doğal yaşam alanlarıyla çakıştığına dikkat çekti.</p>

<p>Özellikle 4. Grup metalik maden faaliyetlerinde ortaya çıkan ağır metal kirliliği, kimyasal kullanımı ve atık depolama süreçlerinin geri dönüşü olmayan çevresel tahribatlara yol açabileceği vurgulanan açıklamada, madenciliğe kategorik olarak karşı olunmadığı, ancak yanlış yerde ve yanlış koşullarda yapılacak faaliyetlerin kamu zararına yol açacağı ifade edildi.</p>

<p><strong>Talepler sıralandı</strong></p>

<p>Dernek, sürece ilişkin taleplerini ise şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>İhaleye açılan sahaların su havzaları ve tarım alanları açısından bağımsız bilimsel kurumlarca yeniden değerlendirilmesi,</li>
 <li>Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin şeffaf, katılımcı ve bilimsel esaslara uygun yürütülmesi,</li>
 <li>Yerel halkın karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması,</li>
 <li>Kümülatif çevresel etkilerin bölgesel ölçekte değerlendirilmesi,</li>
 <li>Kamu yararını gözetmeyen, su ve tarım güvenliğini riske atan projelerin durdurulması.</li>
</ul>

<p>Açıklamada, Eskişehir’in geleceğinin kısa vadeli ekonomik getirilerle değil, uzun vadeli su güvenliği, gıda üretimi ve sağlıklı çevre politikalarıyla korunabileceği vurgulanarak, “İhaleyi alacak firmalar Eskişehir’i dikensiz gül bahçesi olarak görmemeli. Sürecin başından sonuna kadar takipçisi olacağız” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Açıklama, ESÇEVDER Yönetim Kurulu adına Selçuk Sürmeli imzasıyla kamuoyuna duyuruldu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/escevder-eskisehir-maden-coplugu-olmasin-1</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/maden-ile-ilgili-basin-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="41297"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oğuz Şahin: “Su Ayak İzi Bilinci Artırılmalı”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/oguz-sahin-su-ayak-izi-bilinci-artirilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/oguz-sahin-su-ayak-izi-bilinci-artirilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kent, Çevre ve Yerel Yönetimler Uzmanı Oğuz Şahin, su kaynaklarının giderek azaldığı günümüzde “su ayak izi” kavramının önemine dikkat çekerek gazetemize değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Su ayak izinin, bireylerin ve toplumların doğrudan ve dolaylı olarak tükettiği toplam su miktarını ifade ettiğini belirten Şahin, “Günlük yaşamda kullandığımız suyun yanı sıra, tükettiğimiz gıdalar, giyim ürünleri ve enerji kaynakları da ciddi miktarda su tüketimine neden oluyor. Bu görünmeyen su tüketimi, su ayak izinin en kritik kısmını oluşturuyor” dedi.</p>

<p><strong>“Her Birey Sorumluluk Almalı”</strong></p>

<p>Su krizinin yalnızca kuraklıktan değil, bilinçsiz tüketimden de kaynaklandığını vurgulayan Şahin, bireysel farkındalığın artırılması gerektiğini ifade etti. Şahin, “Bir kişinin günlük su tüketimi sadece musluktan akan suyla sınırlı değil. Örneğin bir kilogram et üretimi için binlerce litre su harcanıyor. Bu nedenle tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmeliyiz” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yerel Yönetimlere Kritik Görev</strong></p>

<p>Yerel yönetimlerin su yönetiminde önemli bir rol üstlendiğini belirten Şahin, sürdürülebilir şehirler için su politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Şahin, “Belediyeler gri su sistemleri, yağmur suyu hasadı ve akıllı su yönetimi uygulamalarını yaygınlaştırmalı. Aynı zamanda vatandaşlara yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları artırılmalı” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Gelecek Nesiller İçin Su Korunmalı”</strong></p>

<p>Su kaynaklarının korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesi olduğunu dile getiren Şahin, “Su ayak izimizi azaltmak, aslında geleceğimizi korumaktır. Daha az tüketen, daha bilinçli bir toplum oluşturabilirsek su krizinin etkilerini önemli ölçüde azaltabiliriz. Bu noktada hem bireylere hem de kurumlara büyük sorumluluk düşüyor” dedi.</p>

<p>Şahin, su ayak izi bilincinin yaygınlaşmasının küresel su krizine karşı atılacak en etkili adımlardan biri olduğuna dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/oguz-sahin-su-ayak-izi-bilinci-artirilmali</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-23-at-181446-1.jpeg" type="image/jpeg" length="34706"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekoloji bilincinin ilk tohumları Mersin Büyükşehir ile atılıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ekoloji-bilincinin-ilk-tohumlari-mersin-buyuksehir-ile-atiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ekoloji-bilincinin-ilk-tohumlari-mersin-buyuksehir-ile-atiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre bilincinin kazandırılması için faaliyet yürüten Mersin Büyükşehir, ekolojik dengenin korunması adına sıfır atık uygulamalarını da kent geneline hakim kılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<ul>
 <li><em><strong>MERSİN BÜYÜKŞEHİR ATIK YÖNETİMİNDE ÖNCÜ OLMAYI SÜRDÜRÜYOR</strong></em></li>
 <li><em><strong>BÜYÜKŞEHİR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKALARINI SIFIR ATIKLA GÜÇLENDİRİYOR</strong></em></li>
 <li><strong><em>MERSİN BÜYÜKŞEHİR’DEN ATIK YÖNETİMİNDE KARARLI ADIMLAR</em> </strong></li>
</ul>

<p>Küresel iklim krizi ile mücadelede öncü belediyelerden biri olan Mersin Büyükşehir Belediyesi; atık yönetimi, ekolojik farkındalık ve sıfır atık uygulamalarında başarılı projeler geliştirmeye devam ediyor. Sürdürülebilir atık yönetimini esas alan Büyükşehir, <strong><em>‘30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’</em></strong> kapsamında da farkındalık çalışmalarını ilerletiyor.</p>

<p>Çevre dostu kent olma yolunda sağlam adımlarla ilerleyen Mersin Büyükşehir Belediyesi; küresel iklim krizi ile mücadelede öncü belediyelerden biri olarak atık yönetimi, ekolojik farkındalık ve sıfır atık uygulamalarında başarılı projeler geliştirmeye devam ediyor. Sürdürülebilir atık yönetimini esas alan Büyükşehir, <strong><em>‘30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’</em></strong> kapsamında da farkındalık çalışmalarını ilerletiyor. Çevre bilincinin kazandırılması için faaliyet yürüten Mersin Büyükşehir, ekolojik dengenin korunması adına sıfır atık uygulamalarını da kent geneline hakim kılıyor.</p>

<p><strong>Yeşil dönüşümün kodları sıfır atıkla çözülüyor</strong></p>

<p>İsrafı önlemeyi, kaynakların etkin kullanımını sağlamayı, atık oluşumunun nedenlerini değerlendirerek önleme faaliyetleri yürütmeyi, oluşan atıklarda geri dönüşümü sağlayabilmeyi amaçlayan sıfır atık uygulamaları, Büyükşehir’in projeleriyle hayata geçiyor. Sıfır atık projelerini yaygınlaştırarak, çevresel sürdürülebilirliği destekleyen projelere imza atan Büyükşehir; kent genelinde atık yönetimi, geri dönüşüm ve yenilenebilir enerji dönüşümü gibi çalışmaları sürdürüyor. Atıksız bir Mersin için başarılı adımlarını sürdüren Büyükşehir, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde sürdürdüğü çalışmalarla özellikle sıfır atık konusunda kritik gelişmeler kaydetti. Yapılan çalışmalarla Büyükşehir’e ait 113 adet bina ve yerleşkeye <strong><em>‘Temel Seviye Sıfır Atık Belgesi’</em></strong> kazandırılırken, sıfır atık ayrıştırma setlerini de yaygınlaştırmaya devam ediyor. Tonlarca atığı geri dönüşüm sürecine dahil eden, çeşitli projelerle uluslararası arenada takdir toplayan ve kentteki kurumlarla iş birliklerini geliştiren Büyükşehir, yeşil dönüşümün sürdürülebilirliğini esas alıyor.</p>

<p><strong>Ekoloji bilincinin ilk tohumları Büyükşehir ile atılıyor</strong></p>

<p>Kent genelinde çevre bilincini artırmayı amaçlayan Büyükşehir, ulusal ve uluslararası projeleri uygulamayı da ilk hedefleri arasına koyuyor. AB Ufuk Avrupa Programı kapsamında hibe almaya hak kazanan ve 2025 yılında uygulamaları tamamlanan <strong>‘<em>Plastiksiz Mersin Sahilleri İçin Birleşiyoruz’</em></strong> projesiyle önemli kazanımlar elde edilirken, iş birlikleri de artırıldı. Aynı zamanda <strong><em>‘İsraf Etmiyoruz Kompost Yapıyoruz’</em></strong> sloganıyla da; park ve bahçe budama atıkları, hal atıkları, mezbahane atıkları ve çay kahve posalarından oluşan tonlarca atık, geri dönüşüm sürecine eklendi. 7’den 70’e tüm yurttaşlara sıfır artık bilincini aşılamayı hedef edinen Büyükşehir, Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi aracılığıyla da binlerce öğrenciye ulaştı.</p>

<p><strong>Işık: “2025 yılında 26 ton atığı geri dönüşüm sürecine kazandırdık”</strong></p>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı’nda görev yapan Çevre Mühendisi Yakup Berkay Işık, <strong><em>‘30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’</em></strong> aracılığıyla Büyükşehir’in sıfır atık uygulamalarına dair bilgi verdi. <strong><em>‘30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’</em></strong>nün, atık yönetimini teşvik etmeyi ve küresel olarak israfı azaltmak için farkındalık yaratmayı amaçladığını vurgulayan Işık, Büyükşehir’in bu alanda ciddi çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Geri dönüşüm adımlarına değinen Işık, <strong>“Sıfır atık yönetimi kapsamında, tüm birimlerimize 3’lü sıfır atık setleri yerleştirdik. Bu kapsamda birimlerimizden hem geri kazanılabilir atıkları, hem de organik atıkları ayrı olarak topluyoruz. Yeni açılan birimlerimize de yine 3’lü sıfır atık sistemlerini kurarak, belge edinim süreçlerini kazandırmaya devam ediyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak bu kapsamda 2025 yılında, yaklaşık 26 ton atığı geri dönüşüm sürecine kazandırdık”</strong> dedi. Sıfır atık kapsamında eğitim faaliyetlerinin de kesintisiz sürdüğünü sözlerine ekleyen Işık, <strong>“Hem kurum içi hem de kurum dışı sıfır atık farkındalık eğitimlerinin yanı sıra, talep gelmesi halinde okul ve kurumlara da eğitimler veriyoruz”</strong> diye konuştu.</p>

<p><strong>“Onlarca proje ve uygulama ile çevre dostu kent hedefimize daha da yaklaşıyoruz”</strong></p>

<p>Büyükşehir’in ulusal ve uluslararası projeleri ve uygulamalarından söz eden Işık, <strong>‘<em>Plastiksiz Mersin Sahilleri İçin Birleşiyoruz’ </em></strong>ve <strong><em>‘İsraf Etmiyoruz Kompost Yapıyoruz’ </em></strong>projeleriyle, kent genelinde başarı elde edildiğini dile getirdi. Projelerin çok yönlü olduğunu ifade eden Işık, <strong>“2025 yılında 375 ton atık topladık ve 20 ton kompost ürettik. Kompostlarımızı Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığımıza teslim ederek, çiçek ekimi gibi alanlarda kullanımına devam ediyoruz. Plastiksiz Mersin için ise Kültür Park boyunca 6 adet içme suyu çeşmesi ve basketbol potalı plastik atık kumbarası kurarak, atık azaltım ve farkındalık çalışmalarına devam ediyoruz. Atık pet şişe kapaklarını da hammadde olarak kullanarak saksı, anahtarlık ve acil afet durum düdüğü üretimi yapıyoruz. Ayrıca kendi enerjisini üreten güneş panelleriyle de akıllı otomat uygulamasını başlattık. Mercan 100. İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde, atık yönetimi ve geri dönüşüm gibi konularda 1.318 öğrenciye, sıfır atık farkındalık eğitimi verdik”</strong> sözlerini kaydetti.</p>

<p><strong>“Sıfır atık yönetimini, sürdürülebilir bir felsefe kılmayı hedefliyoruz”</strong></p>

<p>Sivil toplum kuruluşları ve kurumlarla iş birliklerini sürdürdüklerini de belirten Işık, binlerce gönüllü ile çeşitli etkinliklerde buluştuklarını söyleyerek, <strong>“Yaptığımız etkinliklerle; 299 kilogramı plastik atık olmak üzere, 580 kilogram denizel atığı toplayıp geri dönüşüme kazandırdık. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak yaptığımız bu çalışmaları oldukça verimli görüyoruz. Böylece sıfır atık yönetimini, sürdürülebilir bir felsefe kılmayı hedefliyoruz”</strong> dedi.</p>

<p><strong>Tekin: “Gelecek nesillere güzel bir dünya bırakmayı hedefliyoruz”</strong></p>

<p>Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde Coğrafya Öğretmeni olarak görev yapan Sercan Tekin ise, erken yaşta çevre bilincini aşılamanın önemine değindi. Mercan’da bu alandaki farkındalık eğitimlerinin sürdüğünü ifade eden Tekin, <strong>“Sürdürülebilir bir gelecek için sıfır atık bilincini bir zorunluluk olarak değil, ortak bir sorumluluk olarak görüyoruz. Öğrencilerimizin ve bireysel ziyaretçilerimizin sıfır atık temasını deneyimlemelerini ve farkındalık kazanmalarını sağlıyoruz. Deney düzeneklerimizin yanı sıra, atölyelerimizde birçok yaptığımız etkinlik yapıyoruz. Küçük yaşlarda sıfır atık eğitimi vererek, gelecek nesillere güzel bir dünya bırakmayı hedefliyoruz”</strong> diye konuştu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ekoloji-bilincinin-ilk-tohumlari-mersin-buyuksehir-ile-atiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/mersin-buyuksehir-atik-yonetiminde-oncu-olmayi-surduruyor-15.JPG" type="image/jpeg" length="80256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Şahin'den; Adana’da Öğrencilere “Su Bilinci” Semineri]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/uzman-sahinden-adanada-ogrencilere-su-bilinci-semineri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/uzman-sahinden-adanada-ogrencilere-su-bilinci-semineri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da çevre bilinci oluşturmak amacıyla önemli bir etkinlik gerçekleştirildi. DSİ Baraj Ortaokulu öğrencileri, “Su Tasarrufu ve Suyun Önemi” konulu seminerde bir araya geldi. Seminere konuşmacı olarak katılan Kent, Çevre ve Yerel Yönetimler Uzmanı Oğuz ŞAHİN, öğrencilere suyun hayati değeri ve bilinçli kullanımının önemi hakkında kapsamlı bilgiler aktardı.</p>

<p><br />
Seminerde suyun yalnızca günlük yaşamın bir parçası değil, aynı zamanda geleceğin en stratejik kaynaklarından biri olduğuna dikkat çeken ŞAHİN, özellikle iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerine değindi. Öğrencilere erken yaşta su bilinci kazandırmanın önemine vurgu yapan ŞAHİN, “Bugün alınacak küçük önlemler, yarının büyük su krizlerinin önüne geçebilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 03 26 At 19.12.20" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-26-at-191220.jpeg" width="1200" /><br />
Programda, günlük hayatta uygulanabilecek basit su tasarrufu yöntemleri de anlatıldı. Muslukların gereksiz yere açık bırakılmaması, diş fırçalarken suyun kapatılması ve suyun israf edilmemesi gibi temel alışkanlıkların önemine dikkat çekildi. Öğrenciler, interaktif anlatım ve örneklerle konuyu daha yakından anlama fırsatı buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Okul yönetimi ise bu tür bilinçlendirme faaliyetlerinin öğrencilerin çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesine katkı sağladığını belirterek, seminerden duydukları memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p><br />
Seminer, öğrencilerin sorularının yanıtlanması ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Etkinlik, suyun korunmasına yönelik farkındalığın artırılması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/uzman-sahinden-adanada-ogrencilere-su-bilinci-semineri</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 23:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-26-at-191224.jpeg" type="image/jpeg" length="60689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana Ekoloji Platformu: “Savaşlar Biter, Yıkımlar Kalıcıdır. Savaşlar Ekolojik Yıkımı Hızlandırıyor”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adana-ekoloji-platformu-savaslar-biter-yikimlar-kalicidir-savaslar-ekolojik-yikimi-hizlandiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adana-ekoloji-platformu-savaslar-biter-yikimlar-kalicidir-savaslar-ekolojik-yikimi-hizlandiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Petrol 150 yıldır emperyalist-kapitalist sistemin vazgeçilmez yakıtı olmayı sürdürüyor. Bir avuç petrol tekeli egemenliklerini sürdürmek istiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Yıllardır savunduğumuzu bir kere daha ve haklılığımızdan aldığımız güçle tekrarlıyoruz: Kömür, Petrol, Gaz Gibi Fosil Yakıtların Kullanımı Hem Yaşamı Tehdit Ediyor, Hem De Egemenlik Savaşlarına Neden Oluyor. Fosil Yakıt Kullanımı Sınırlandırılmalı, Adil Geçiş Aşamasından Sonra Yasaklanmalıdır. Gezegenin Daha Fazlasına Tahammülü Yok. Bırakın Kömür, Petrol Ve Gaz Yerin Altında Kalsın.</p>
</blockquote>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 03 26 205433" class="detail-photo img-fluid" height="1053" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-26-205433.png" width="1942" /></p>

<p>Adana Ekoloji Platformu, yaptığı yazılı açıklamada savaşların yalnızca insani değil, aynı zamanda derin ve kalıcı ekolojik yıkımlara yol açtığını vurguladı. Platform, fosil yakıt temelli küresel sistemin hem savaşların hem de iklim krizinin başlıca nedeni olduğuna dikkat çekerek, acil önlem çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>“Kötülükler çağında yaşıyoruz”</strong></p>

<p>Adana Ekoloji Platformu açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“SAVAŞLAR BİTER, YIKIMLAR KALICIDIR.<br />
Kötülükler çağında yaşıyoruz.<br />
Milyarlarca insana her gün füzelerin, dronların, bombaların patlamaları ve ölümler, yıkımlar izlettiriliyor.<br />
Gözümüzün önünde okullar vuruluyor, masum çocuklar öldürülüyor.<br />
İsrail haydut devlet örneği vermeye devam ederek, güvenlik gerekçesi ile Lübnan’ı bombalıyor, yüzbinlerce insan evlerini terk edip sokaklarda yaşamaya çalışıyor.<br />
Trump yönetimdeki ABD en güçlü ordu bizimki diyerek elindeki sopayı beğenmediği ülkenin başına indiriyor. ABD’nin, hepsi de yalanlar üzerine kurulan bu kaçıncı saldırganlığı?”</p>

<p><strong>“Savaşlar ekolojik yıkımı hızlandırıyor”</strong></p>

<p>Platform, savaşların doğaya verdiği zararın küresel ölçekte geri dönüşü zor sonuçlar doğurduğunu belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Nükleer santraller hedef alınıyor, petrol tankerleri, rafinerileri ve depoları vuruluyor, günlerce zehirli dumanlar atmosfere karışıyor.<br />
Neden bütün bunlar? Adına savaş denilen bu saldırganlığı neden her gün izlemek zorunda bırakılıyoruz?<br />
Dünyaya egemen olan güçler petrol için saldırmaktan, yakıp yıkmaktan çekinmiyorlar. Petrol 150 yıldır emperyalist-kapitalist sistemin vazgeçilmez yakıtı olmayı sürdürüyor. Bir avuç petrol tekeli egemenliklerini sürdürmek istiyor.<br />
Kömür, petrol, gaz gibi fosil yakıtların kullanımı küresel yaşam dengelerini çoktan bozdu. İklim giderek ısınıyor ve her yıl artan oranda ölümcül sonuçları bütün dünyada yaşanır oldu. Savaşların yol açtığı ekolojik yıkımlar bu gidişi hızlandırıyor.”</p>

<p><strong>“Silahlanma yerine gezegen korunmalı”</strong></p>

<p>Açıklamada, küresel kaynakların savaş ve silahlanma yerine doğanın korunmasına ayrılması gerektiği ifade edildi:</p>

<p>“Gezegenimizdeki bu körlemesine gidişi durdurmak için harcanması gereken kaynaklar silahlanmaya ayrılıyor. Dünyadaki orduların küresel kirlenmede önemli payları var.<br />
Savaş denilen bu saldırganlık sonucu atmosfere zehirli gazlar salınıyor, tarım alanları tahrip oluyor, yer üstü ve altı su kaynakları kirletiliyor, yaşam alanları tahrip ediliyor, bütün canlılar zarar görüyor.<br />
Savaş denilen bu saldırganlık sonucu insanlar göç etmek zorunda kalıyor, milliyetçilik, ırkçılık ve militarizm güçleniyor, yoksulluk derinleşiyor, otoriterlik güçleniyor.”</p>

<p><strong>“İhtiyacımız olan barış ve iklim adaleti”</strong></p>

<p>Platform, uluslararası kurumlara çağrı yaparak barış ve iklim adaleti vurgusunda bulundu:</p>

<p>“Kaynak ve tahakküm için çıkarılan savaş saldırganlığı son bulmalıdır, bu yangın söndürülmelidir. Kaldığı kadarıyla Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk harekete geçmelidir.<br />
İhtiyacımız olan barıştır, ulusların kendi geleceklerini tayin hakkını savunmaktır, iklim adaleti için mücadele etmektir.”</p>

<p><strong>“Ekolojik yıkımın izleri kalıyor”</strong></p>

<p>Savaşların geçici, ancak etkilerinin kalıcı olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Savaşlar sonsuza kadar süremez, en gözü kara saldırganın bile buna gücü yetmez, bir şekilde barış sağlanır. Geri getirilemez ölümler kalır. Ekolojik yıkımlar kalır. Siyah dumanlarla zehirlenen atmosfer iklimsel yıkımı tetikler. Tahrip edilen ormanların, tarım alanlarının, suların düzelmesi yıllarca sürer.”</p>

<p><strong>“Fosil yakıtlar yasaklanmalı”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamanın sonunda fosil yakıt kullanımına karşı net bir çağrı yapıldı:</p>

<p>“Saldırganlığın, egemenlik savaşının, ateşin, yıkımın, ölümlerin pasif seyircileri olmayı reddediyoruz. Adaleti, halkların dayanışmasını ve yaşayan bütün canlıların hayatını savunuyoruz.<br />
Yıllardır savunduğumuzu bir kere daha ve haklılığımızdan aldığımız güçle tekrarlıyoruz:</p>

<p>KÖMÜR, PETROL, GAZ GİBİ FOSİL YAKITLARIN KULLANIMI HEM YAŞAMI TEHDİT EDİYOR, HEM DE EGEMENLİK SAVAŞLARINA NEDEN OLUYOR.<br />
FOSİL YAKIT KULLANIMI SINIRLANDIRILMALI, ADİL GEÇİŞ AŞAMASINDAN SONRA YASAKLANMALIDIR.<br />
GEZEGENİN DAHA FAZLASINA TAHAMMÜLÜ YOK. BIRAKIN KÖMÜR, PETROL VE GAZ YERİN ALTINDA KALSIN.”</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adana-ekoloji-platformu-savaslar-biter-yikimlar-kalicidir-savaslar-ekolojik-yikimi-hizlandiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 20:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-26-205515.png" type="image/jpeg" length="71347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karbon Ayak İzi Raporu Nedir, Nasıl Hazırlanır?]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/karbon-ayak-izi-raporu-nedir-nasil-hazirlanir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/karbon-ayak-izi-raporu-nedir-nasil-hazirlanir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karbon ayak izi raporu, bir kurumun belirli bir dönemde oluşturduğu sera gazı emisyonlarını, hesaplama yaklaşımını ve sonuçların yorumunu birlikte sunan dokümandır. Bu rapor yalnızca toplam emisyon miktarını vermek için hazırlanmaz; hangi faaliyetlerin etkili olduğunu, hangi verilerin kullanıldığını ve sonuçların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini de açıklar. Bu nedenle sağlıklı bir <a href="https://cimpactpro.com/"rel="dofollow">karbon ayak izi raporu</a>, teknik hesaplama ile kurumsal karar desteği arasında önemli bir köprü kurar.</p>

<h2><a name="_vardombcvda"></a><strong>Karbon Ayak İzi Raporu Neden Önemlidir?</strong></h2>

<p>Bir şirketin emisyonlarını bilmesi tek başına yeterli değildir; bu bilginin doğru yapılandırılmış ve paylaşılabilir hale gelmesi gerekir. Karbon ayak izi raporu, bu ihtiyaca yanıt verir. İç yönetim açısından hangi alanlarda iyileştirme gerektiğini gösterirken, dış paydaşlar açısından da şirketin çevresel etkisini daha şeffaf biçimde ortaya koyar.</p>

<p>Özellikle sürdürülebilirlik hedefleri belirleyen kurumlar için raporlama, emisyon yönetiminin temel araçlarından biridir. Düzenli raporlar sayesinde ilerleme izlenebilir ve alınan aksiyonların etkisi zaman içinde karşılaştırılabilir.</p>

<h2><a name="_9mnae4eua22w"></a><strong>Bir Karbon Ayak İzi Raporunda Hangi Bilgiler Yer Alır?</strong></h2>

<p>Raporun güçlü olması için yalnızca sonuç tablosu değil, hesaplamaya dayanak oluşturan bilgiler de açıkça belirtilmelidir. Organizasyonel sınırlar, operasyonel kapsam, kullanılan veri kaynakları, metodoloji ve emisyon faktörleri raporun temel parçalarıdır. Bunun yanında yorum bölümü, hangi emisyon kaynaklarının öne çıktığını anlamak için önem taşır.</p>

<h3><a name="_equbli7a65me"></a><strong>Kapsam ve Sınırlar</strong></h3>

<p>Hangi tesislerin, şirket birimlerinin veya faaliyetlerin rapora dahil edildiği açık biçimde belirtilmelidir. Bu bilgi olmadan raporun neyi temsil ettiği doğru anlaşılamaz. Kurumun yalnızca merkez ofisini kapsayan bir çalışma ile tüm grup yapısını kapsayan çalışma aynı anlamı taşımaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><a name="_oq4x5my3n0mt"></a><strong>Metodoloji ve Veri Dayanağı</strong></h3>

<p>Raporun güvenilir olabilmesi için hangi standartların esas alındığı, verilerin hangi kaynaklardan toplandığı ve hangi varsayımların kullanıldığı açıklanmalıdır. Bu, hem izlenebilirlik sağlar hem de gerektiğinde tekrar hesaplama yapılmasına imkan verir.</p>

<h2><a name="_2uwp3yprcg1b"></a><strong>Karbon Ayak İzi Raporu Nasıl Hazırlanır?</strong></h2>

<p>İlk aşamada hangi dönemin raporlanacağı, hangi organizasyonel yapının kapsama alınacağı ve hangi emisyon kaynaklarının değerlendirileceği belirlenir. Ardından enerji, yakıt, ulaşım, satın alma ve diğer ilgili faaliyetlere ait veriler toplanır. Toplanan veriler uygun emisyon faktörleriyle hesaplanır ve sonuçlar ortak bir ölçü birimine dönüştürülür.</p>

<p>Rapor hazırlama sürecinin ikinci kısmı, sayısal sonuçların doğru çerçeveye yerleştirilmesidir. Hangi alanların toplam emisyona daha çok etki ettiği, hangi verilerin tahmini olduğu ve hangi süreçlerde veri kalitesinin artırılması gerektiği bu bölümde açıklanır. Böylece rapor, yalnızca teknik bir dosya değil, aynı zamanda bir değerlendirme aracı haline gelir.</p>

<h2><a name="_wzkxspgfexla"></a><strong>Raporlama ile Doğrulama Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?</strong></h2>

<p>Karbon ayak izi raporu, doğrulama sürecinin temel referans noktalarından biridir. Doğrulama yapılacaksa yalnızca sonuçlara değil, bu sonuçların hangi veri ve metodolojiyle üretildiğine de bakılır. Bu nedenle açık, düzenli ve izlenebilir biçimde hazırlanmış raporlar sonraki süreçleri kolaylaştırır.</p>

<p>Eksik veri, belirsiz varsayım ya da yetersiz dokümantasyon doğrulama aşamasında sorun yaratabilir. Bu nedenle raporu yalnızca sonuç paylaşımı olarak görmek yerine, sürecin tamamını belgeleyen bir çerçeve olarak ele almak gerekir.</p>

<h2><a name="_ll28kitlgnmo"></a><strong>En Sık Yapılan Raporlama Hataları Nelerdir?</strong></h2>

<p>En yaygın hatalardan biri kapsamların net belirtilmemesidir. Hangi tesislerin veya faaliyetlerin raporda yer aldığı belirsiz olduğunda sonuç yanlış yorumlanabilir. Bunun yanında veri kaynaklarının yeterince belgelenmemesi, güncel olmayan emisyon faktörleri kullanılması ve tahmini verilerin açıkça ayrılmaması da önemli zayıflıklar yaratır.</p>

<p>Bir başka sorun da raporun sadece sonuç tablosuna indirgenmesidir. Sayılar tek başına değerli olsa da metodoloji ve yorum olmadan karar verme açısından yeterli bilgi sunmaz. Bu nedenle raporun hem teknik hem açıklayıcı yönünün dengeli kurulması gerekir.</p>

<h2><a name="_8r0gxe97triw"></a><strong>Raporlama Süreci Nasıl Daha Kolay Hale Getirilir?</strong></h2>

<p>Raporlama sürecinin kolaylaşması için verilerin dönem boyunca düzenli toplanması gerekir. Hesaplama yapılacağı zaman geriye dönük belge aramak yerine, veri akışını baştan planlamak çok daha verimli sonuç verir. Bu yaklaşım hem zaman kazandırır hem de kaliteyi artırır.</p>

<p><a href="https://cimpactpro.com/"rel="dofollow">CimpactPro</a>, veri toplama, hesaplama ve raporlama akışını daha düzenli kurmak isteyen şirketler için süreci merkezileştirmeye yardımcı olabilir. Böylece kurumlar yalnızca bir rapor üretmekle kalmaz, raporlamayı sürdürülebilir bir yönetim pratiğine dönüştü</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/karbon-ayak-izi-raporu-nedir-nasil-hazirlanir</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-26-144326.jpg" type="image/jpeg" length="91084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Perihan Koca, Mersin Körfezi’ndeki Mikroplastik Tehlikesini Meclis Gündemine Taşıdı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/perihan-koca-mersin-korfezindeki-mikroplastik-tehlikesini-meclis-gundemine-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/perihan-koca-mersin-korfezindeki-mikroplastik-tehlikesini-meclis-gundemine-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir soru önergesi veren Koca, ekosistemi ve halk sağlığını tehdit eden bu duruma karşı Bakanlığın acil eylem planlarını sordu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Mersin Milletvekili Perihan Koca, Doğu Akdeniz’in en önemli biyoçeşitlilik alanlarından biri olan Mersin Körfezi’ndeki giderek artan plastik ve mikroplastik kirliliğini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi veren Koca, ekosistemi ve halk sağlığını tehdit eden bu duruma karşı Bakanlığın acil eylem planlarını sordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p><strong>Kirlilik Sadece Yüzeyde Değil, Suyun Tamamında ve Sediman Yapısında</strong></p>

<p>Milletvekili Koca, körfezin deniz çayırları, lagünler ve resif sistemleriyle birçok balık türü ve deniz kaplumbağası için kritik bir yaşam alanı olduğuna dikkat çekti. Bilimsel araştırmalar ve Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin verilerine atıfta bulunan Koca, kirliliğin sadece kıyı yüzeyleriyle sınırlı kalmadığını; sediman yapısına ve su kolonunun tamamına nüfuz ederek biyoçeşitliliği ciddi boyutta tehdit ettiğini vurguladı. Ayrıca, mikroplastiklerin besin zincirine karışmasının ve ağır metal taşıyıcı platformlara dönüşmesinin yarattığı büyük tehlikenin altı çizildi.</p>

<p><strong>Önergede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a şu sorular yöneltildi:</strong></p>

<p>1. Bakanlığınızın Mersin Körfezi’ndeki plastik kirliliğinin ulaştığı boyutlara dair güncel bir izleme raporu veya envanter çalışması bulunmakta mıdır?</p>

<p>2. Körfezdeki hassas ekosistemlerin (deniz çayırları, lagünler) plastik kirliliğinden korunması amacıyla yürütülen bir koruma eylem planı var mıdır?</p>

<p>3. Plastik atıkların parçalanarak mikroplastiklere dönüşmesini engellemek adına, körfeze plastik girişini kaynağında durduracak ne gibi denetim ve yaptırımlar uygulanmaktadır?</p>

<p>4. Mersin kıyılarında biriken makro ve mezoplastiklerin temizlenmesi ve sediman yapısının iyileştirilmesi için yerel yönetimlerle eşgüdümlü bir çalışma planlanmakta mıdır?</p>

<p>5. Denizel biyoçeşitliliği ve besin zincirini korumak adına, Doğu Akdeniz’deki plastik kirliliğine karşı bölgesel bir acil müdahale stratejisi geliştirilmesi gündeminizde midir?</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/perihan-koca-mersin-korfezindeki-mikroplastik-tehlikesini-meclis-gundemine-tasidi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 21:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-25-213837.png" type="image/jpeg" length="31941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim Alarmı Büyüyor: Dünya ‘Enerji Dengesizliği’ Sarmalında]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iklim-alarmi-buyuyor-dunya-enerji-dengesizligi-sarmalinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iklim-alarmi-buyuyor-dunya-enerji-dengesizligi-sarmalinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BM meteoroloji ajansı, küresel ısınmanın hızlanmasıyla birlikte rekor düzeyde 'iklim dengesizliği' konusunda uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p>Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), küresel ısınmanın hızlanmasıyla birlikte iklim sisteminde benzeri görülmemiş bir dengesizlik yaşandığı uyarısında bulundu. Kurum, atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun rekor seviyelere ulaşmasının, hem karada hem de okyanuslarda sıcaklık artışlarını tetiklediğini ve bunun insanlık için uzun vadeli sonuçlar doğuracağını açıkladı.</p>
</blockquote>

<h2><strong>Son 10 Yıl: Tarihin En Sıcak Dönemi</strong></h2>

<p>WMO’ya göre, son on yıl gezegen tarihinde kaydedilen en sıcak dönem oldu. WMO Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett, 2015–2025 yılları arasında kayıtlara geçen en sıcak 11 yılın yaşandığını belirtti.</p>

<p>Geçtiğimiz yıl yalnızca kara sıcaklıkları değil, okyanus sıcaklıkları da rekor kırdı. Küresel ortalama sıcaklık, sanayi öncesi dönem olarak kabul edilen 1850–1900 ortalamasının yaklaşık <strong>1,43°C üzerine</strong> çıktı.</p>

<h2><strong>“İklim Tarihte Hiç Olmadığı Kadar Dengesiz”</strong></h2>

<p>WMO değerlendirmesinde, gezegenin ikliminin “gözlemlenen tarihte hiç olmadığı kadar dengesiz” hale geldiği vurgulandı.</p>

<p>Barrett, 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde şu noktalara dikkat çekti:</p>

<ul>
 <li>Buzullar hızla geri çekiliyor</li>
 <li>Kutup ve karasal buz örtüsü eriyor</li>
 <li>Okyanusların ısınması hızlanıyor</li>
 <li>Deniz seviyeleri uzun vadeli yükseliş trendine giriyor</li>
</ul>

<p>Bu süreçlerin birleşimi, küresel ölçekte ciddi çevresel ve sosyoekonomik riskler yaratıyor.</p>

<h2><strong>Rekor Seviyede Sera Gazı Artışı</strong></h2>

<p>WMO’nun bilimsel yetkililerinden John Kennedy, 2024 yılı verilerinin üç temel sera gazında (karbondioksit, metan ve azot oksit) tarihi zirvelere işaret ettiğini açıkladı.</p>

<p>Bu artışın, bir önceki yıla göre şimdiye kadar ölçülen <strong>en büyük sıçrama</strong> olduğu belirtildi. Ayrıca 2025 verilerinin de bu yükseliş trendinin sürdüğünü gösterdiği ifade edildi.</p>

<h2><strong>Enerji Dengesizliği: Krizin Yeni Göstergesi</strong></h2>

<p>WMO’nun dikkat çektiği en kritik kavramlardan biri ise “enerji dengesizliği” oldu.</p>

<p>Normal koşullarda Dünya’ya giren ve çıkan enerji miktarının dengede olması gerekirken, artan sera gazları bu dengeyi bozuyor. Kennedy’ye göre:</p>

<ul>
 <li>Atmosferde tutulan enerji miktarı artıyor</li>
 <li>Uzaya geri yansıyan enerji azalıyor</li>
 <li>Sonuç olarak gezegenin enerji yükü giderek büyüyor</li>
</ul>

<p>Bu durum, küresel ısınmanın hızlanmasının temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<hr />
<h2><strong>Fazla Enerjinin %90’ı Okyanuslarda Birikiyor</strong></h2>

<p>Bilimsel verilere göre, iklim sistemindeki fazla enerjinin yaklaşık <strong>yüzde 90’ı okyanuslarda depolanıyor</strong>.</p>

<p>Bu durumun kritik sonuçları şöyle sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>Deniz ekosistemlerinde bozulma</li>
 <li>Balıkçılık ve kıyı ekonomilerinde risk</li>
 <li>Deniz seviyesinde artış</li>
 <li>Kıyı bölgelerinde yaşayan milyonlar için tehdit</li>
</ul>

<p>Dünya genelinde üç milyardan fazla insan geçimini deniz ve kıyı kaynaklarından sağlarken, nüfusun yaklaşık yüzde 11’i doğrudan kıyı tehlikelerine açık bölgelerde yaşıyor.</p>

<hr />
<h2><strong>Erken Uyarı Sistemleri Hayati Önemde</strong></h2>

<p>WMO, elde edilen verilerin yalnızca riskleri ortaya koymakla kalmadığını, aynı zamanda çözüm için de yol gösterdiğini vurguladı.</p>

<p>Kuruma göre:</p>

<ul>
 <li>Erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması</li>
 <li>İklim tahminlerinin erişilebilir hale getirilmesi</li>
 <li>Savunmasız toplulukların korunması</li>
</ul>

<p>önümüzdeki dönemde hayati önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p>Küresel ölçekte artan bu “iklim dengesizliği”, yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal krizlerin de derinleşebileceğine işaret ediyor. WMO’nun verileri, gezegenin artık geri dönüşü zor bir eşikten geçmekte olduğuna dair güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iklim-alarmi-buyuyor-dunya-enerji-dengesizligi-sarmalinda</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 06:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-24-062216.png" type="image/jpeg" length="18148"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tek Kullanımlık Plastik Yönetmeliği Taslağı: Önemli Bir Adım, Ancak Güçlendirilmesi Gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/tek-kullanimlik-plastik-yonetmeligi-taslagi-onemli-bir-adim-ancak-guclendirilmesi-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/tek-kullanimlik-plastik-yonetmeligi-taslagi-onemli-bir-adim-ancak-guclendirilmesi-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kamuoyunun görüşüne sunulan "Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı", plastik kirliliğiyle mücadelede kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Doğa ve çevre koruma alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek oluşturduğu Plastiksiz Türkiye Platformu, taslağı olumlu bir başlangıç olarak nitelendirse de, etkinliğini artırmak için bazı temel güçlendirmelerin şart olduğunu vurguluyor.</p>

<h2>Küresel Bir Kriz: Plastik Kirliliği</h2>

<p>Plastik kirliliği, günümüzde yalnızca bir atık yönetimi sorunu olmaktan çıkmış, ekolojik, ekonomik ve sağlık boyutlarıyla küresel bir krize dönüşmüştür. Denizel ve karasal ekosistemlerin tahribatına yol açan, insan ve çevre sağlığını tehdit eden bu kirlilik, yerel yönetimlere ağır temizlik maliyetleri yüklemekte ve iklim krizini derinleştirmektedir. Özellikle birkaç dakikalık kullanım ömrüne sahip tek kullanımlık plastikler, doğada yüzlerce yıl kalarak bu krizin en görünür unsurlarını oluşturmaktadır. Dünya genelinde üretilen plastiğin yaklaşık %40'ı tek kullanımlık ürünlerden oluşmakta ve deniz çöplerinin büyük bir kısmını teşkil etmektedir. Araştırmalar, tarım toprakları, tatlı su kaynakları ve sulak alanlardaki plastik birikiminin denizlerden daha fazla olduğunu göstermektedir. Mikroplastikler, besin zincirine dahil olarak canlıların yaşam hakkını ihlal etmekte, insan organlarında dahi bulunarak Alzheimer, Parkinson, davranış bozuklukları, kısırlık ve çeşitli kanser türleriyle ilişkilendirilmektedir .</p>

<h2>Taslağın Olumlu Yönleri ve Eksiklikleri</h2>

<p>Türkiye'de Sıfır Atık politikası, plastik poşet ücretlendirmesi ve depozito iade sistemi gibi adımlarla plastik kirliliğiyle mücadelede ilerlemeler kaydedilmiştir. Yeni yönetmelik taslağı da, bazı problemli ürünlerin yasaklanmasını ve belirli ürünlerde tüketimin azaltılmasını öngörmesi bakımından önemli bir başlangıçtır. Ancak Plastiksiz Türkiye Platformu, taslağın nihai halinin toplumsal ve çevresel etkisini güçlendirmek için şu kritik eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirtmektedir:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>1. Ölçülebilir Tüketim Azaltım Hedefleri Eksikliği</h3>

<p>Platforma göre, taslakta ölçülebilir tüketim azaltım hedefleri bulunmamaktadır. Özellikle paket servis ve restoran sektörünü kapsayan HORECA (Otel, Restoran ve Kafeterya) alanında yeniden kullanım sistemlerine geçiş için kademeli ve ölçülebilir hedefler taslakta yer almamaktadır. Yönetmeliğin 'Tüketimin Azaltılması' başlıklı 6. maddesindeki "azaltılması esastır" şeklindeki genel ifade, somut bir karşılık bulmaktan uzaktır. Bu nedenle, özellikle içecek bardakları ve gıda kapları için bağlayıcı, ölçülebilir ve yıllık bazda kademeli olarak artan sayısal azaltım hedeflerinin metne açıkça dahil edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, denetim karmaşasını önlemek adına "tek kişilik porsiyon" ve "tüketim şekli" gibi ayırt edici teknik kriterlerin tanımlarda netleştirilmesi önerilmektedir .</p>

<h3>2. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) Mekanizmasının Güçlendirilmesi</h3>

<p>Plastiksiz Türkiye Platformu, "Plastiği Üreten=Atığı Üreten’dir" ilkesinden hareketle, Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) mekanizmasının daha güçlü biçimde düzenlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Tek kullanımlık plastiklerin neden olduğu atık toplama, temizleme ve yönetim maliyetlerinin yalnızca belediyeler ve toplum tarafından karşılanması yerine, üreticilerin de bu maliyetlere katkı sağlaması elzemdir. Taslakta üretici yükümlülükleri büyük oranda 'işaretleme' ve 'bilgilendirme' gibi idari adımlarla sınırlı kalmıştır. Platform, üreticilerin plastik atıkların doğadan temizlenmesi, toplanması ve yönetilmesi süreçlerindeki sokak/belediye temizlik giderlerini doğrudan üstlendiği mali bir mekanizmanın yönetmeliğin ana eksenine yerleştirilmesini talep etmektedir. Bu durum, üreticiyi ekolojik tasarıma teşvik edecektir .</p>

<h3>3. Dar Kapsamlı Yönetmelik ve Atık Sızıntıları</h3>

<p>Yönetmeliğin etkisini sınırlayabilecek bir diğer önemli eksiklik ise bazı yaygın ambalaj türlerinin düzenleme kapsamı dışında kalmasıdır. Özellikle üzerine plastik pipet bağlı tetra pak ambalajlar, genişletilmiş polistiren (EPS) köpük tabldot tabakları, gıda kapları ve streç filmler gibi ürünler plastik kirliliğinde önemli paya sahiptir. Ayrıca, miktarı 500 ml'den az olan tek kullanımlık içecek ambalajları ve hacimsel olarak 7 oz'dan küçük karton görünümlü bardaklar da yaygın olarak tüketilmektedir. Platform, tüm bu malzemelerin de yönetmelik kapsamında yasaklamaya dahil edilmesi gerektiğini belirtmektedir. İçecek şişeleri için getirilen '3 litreye kadar' kriterinin, cips/bisküvi paketleri, sargılar ve diğer gıda kapları gibi tüm kirletici ürün grupları için ortak bir üst eşik olarak tanımlanması gerektiği de vurgulanmaktadır .</p>

<h3>4. Veri Toplama ve Raporlama Sistemi</h3>

<p>Yönetmeliğin etkin uygulanabilmesi için şeffaf veri toplama ve raporlama sisteminin kurulması büyük önem taşımaktadır. Plastik üretimi, tüketimi ve atık miktarına ilişkin düzenli veri olmadan politika araçlarının etkinliğinin ölçülemeyeceği ifade edilmektedir .</p>

<h3>5. Üretim Kısıtlamasının Gerekliliği</h3>

<p>En önemli eksikliklerden biri ise yönetmeliğin tüketimin azaltılması ve iç piyasaya arz ile sınırlandırılmış olmasıdır. Platform, buradaki ibarenin "iç piyasaya sürülmek üzere üretimin ve tüketimin kısıtlanması" şeklinde genişletilmesi gerektiğini belirtmektedir. Kirliliğe sadece bir 'atık yönetimi' penceresinden bakmak yerine, sorunu kaynağında kesmek için 'belirlenen ürünlerin üretiminin de kısıtlanması' ifadesinin metne açıkça eklenmesi gerekmektedir. Sadece iç piyasa yasağı ile yetinilmesi, üretimin devam etmesine ve çevresel yükün sürmesine neden olacaktır. Bu değişikliğin yönetmeliğin önleyici niteliğini güçlendireceği ifade edilmektedir .</p>

<h2>Sonuç ve Çağrı</h2>

<p>Plastiksiz Türkiye Platformu, yönetmelik taslağının bu öneriler doğrultusunda güçlendirilmesi halinde Türkiye'nin plastik kirliliğiyle mücadelede önemli bir ilerleme kaydedebileceğine inanmaktadır. Üretimin kısıtlanmasının açık bir şekilde ifade edilmesi, yeniden kullanım sistemlerinin yaygınlaştırılması, üretici sorumluluğunun güçlendirilmesi ve ölçülebilir azaltım hedeflerinin belirlenmesi, plastik kirliliğini kaynağında azaltacak ve döngüsel bir modele geçişi hızlandıracaktır. Doğayı, denizleri ve yaşam alanlarını korumak için tek kullanımlık plastiklere bağımlılığı üretim kısıtlaması da dahil tüm olası araçların kullanımı ile azaltan güçlü ve uygulanabilir politikaların hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/tek-kullanimlik-plastik-yonetmeligi-taslagi-onemli-bir-adim-ancak-guclendirilmesi-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 19:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/izliyorumcxxxx.png" type="image/jpeg" length="50145"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
