<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habere Güven</title>
    <link>https://www.habereguven.com</link>
    <description>Habere Güven; Türkiye ve dünyadan son dakika haberler, güncel gelişmeler, analizler ve özel dosyalarla güvenilir, hızlı ve bağımsız habercilik sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habereguven.com/rss/cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 11:07:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/rss/cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[ESÇEVDER, SAKARYA VADİSİ İÇİN KRİTİK KARAR: MADEN PROJESİNE İKİNCİ KEZ İPTAL]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/escevder-sakarya-vadisi-icin-kritik-karar-maden-projesine-ikinci-kez-iptal</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/escevder-sakarya-vadisi-icin-kritik-karar-maden-projesine-ikinci-kez-iptal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir’de doğa mücadelesi yürüten Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER), Sarıcakaya ilçesinde yapılmak istenen altın-gümüş madeni projesine karşı açılan davada bir kez daha önemli bir kazanım elde etti. Eskişehir 2. İdare Mahkemesi, söz konusu proje için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararını ikinci kez iptal etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ESÇEVDER tarafından yapılan açıklamada, mevcut iktidarın doğayı ve yaşam alanlarını maden şirketlerine açtığı öne sürülerek, yıllardır süren çevre mücadelesinin kararlılıkla devam ettiği vurgulandı.</p>

<h3><strong>MAHKEMEDEN DİKKAT ÇEKEN GEREKÇELER</strong></h3>

<p>Sarıcakaya ilçesine bağlı Bilal Habeşî Mahallesi’nde planlanan “Altın ve Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi” projesine ilişkin süreçte, Eskişehir Valiliği tarafından verilen 16 Eylül 2024 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali talep edilmişti.</p>

<p>İlk aşamada iptal kararı verilmesine rağmen, Danıştay keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştu. Yeniden görülen davada yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda hazırlanan rapor, davacıların iddialarını doğruladı.</p>

<p>Mahkeme, ikinci kararında şu önemli tespitlere yer verdi:</p>

<ul>
 <li>Projenin etki alanının yeterince belirlenmediği</li>
 <li>Kümülatif çevresel etkilerin değerlendirilmediği</li>
 <li>Hidrolojik ve ekolojik analizlerin eksik olduğu</li>
 <li>Orman ve mera alanlarının yanlış sınıflandırıldığı</li>
 <li>Verimli orman alanlarında ciddi deformasyon riski bulunduğu</li>
 <li>Toz yayılımının geniş alanlarda olumsuz etkiler yaratacağı</li>
 <li>Rehabilitasyon çalışmalarının bilimsel açıdan yetersiz olduğu</li>
 <li>Yeraltı suyu kalite analizlerinin yapılmadığı</li>
</ul>

<h3><strong>“BU HATALAR İHMAL DEĞİL”</strong></h3>

<p>ESÇEVDER açıklamasında, söz konusu eksikliklerin “basit hata veya ihmal” olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, raporu hazırlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulabileceği ifade edildi.</p>

<h3><strong>SAKARYA VADİSİ İÇİN EMSAL KARAR</strong></h3>

<p>Dernek, bu kararın yalnızca Sarıcakaya ile sınırlı kalmayacağını, Sakarya Vadisi’nde planlanan diğer projeler için de emsal niteliği taşıyacağını vurguladı. Özellikle Atalan–Alpagut bölgesindeki altın madeni projesine ilişkin davalarda bu kararın etkili olacağı belirtildi.</p>

<h3><strong>“MADENLER DEĞİL YAŞAM ÖNCELİKLİ OLMALI”</strong></h3>

<p>Açıklamada hükümete de çağrı yapılarak şu ifadeler kullanıldı:</p>

<p>“Mahkeme kararları maden politikalarının yanlışlığını ortaya koymaktadır. Yaşamla inatlaşmanın anlamı yoktur. Madenler yaşamdan önemli değildir. Yaşam sona erdiğinde çıkarılacak madenleri kullanacak canlı kalmayacaktır. Madenler kaçmaz, ancak doğa tahrip edilirse geri dönüşü olmaz.”</p>

<p>ESÇEVDER, çevre mücadelesini hem sahada hem de yargı önünde sürdürmeye devam edeceğini duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/escevder-sakarya-vadisi-icin-kritik-karar-maden-projesine-ikinci-kez-iptal</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/05/basin-bilal-habesi2526.jpeg" type="image/jpeg" length="43622"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halkların İklim Zirvesi İstanbul Buluşması İçin Çağrı: “COP31’in Ötesinde Birlikte Mücadele”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/halklarin-iklim-zirvesi-istanbul-bulusmasi-icin-cagri-cop31in-otesinde-birlikte-mucadele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/halklarin-iklim-zirvesi-istanbul-bulusmasi-icin-cagri-cop31in-otesinde-birlikte-mucadele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İklim krizine karşı gerçek ve adil çözümleri birlikte tartışmak, ortak bir söz üretmek ve mücadeleyi büyütmek amacıyla İstanbul buluşmasına davet.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL</strong> – İklim krizine karşı alternatif ve tabandan bir mücadele hattı örmeyi hedefleyen <i>Halkların İklim Zirvesi (People’s Climate Summit)</i>, İstanbul’da düzenlenecek buluşma için çağrı yaptı. Resmi iklim zirvelerinin yetersizliğine dikkat çeken çağrıda, çözümün halkların ortak mücadelesinde ve dayanışmasında olduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Resmi Zirveler Yetersiz Kalıyor”</strong></h3>

<p>Açıklamada, iklim krizinin her geçen gün derinleştiği ve mevcut uluslararası politikaların bu krize çözüm üretmekte başarısız olduğu ifade edildi. Birleşmiş Milletler öncülüğünde düzenlenen ve bu yıl Türkiye’de gerçekleştirilecek olan COP31’e dikkat çekilerek, yıllardır süren bu toplantılara rağmen doğa tahribatının arttığı ve özellikle en az kirleten toplumların en ağır bedelleri ödediği belirtildi.</p>

<h3><strong>“Söz Hakkı Mücadele Edenlerin Olmalı”</strong></h3>

<p>Halkların İklim Zirvesi girişimi, devletler ve şirketler merkezli politikaların yerine; iklim adaletsizliğinin yükünü taşıyanların, yaşam alanlarını savunanların ve direniş deneyimleri geliştirenlerin sözünü merkeze almayı amaçlıyor.</p>

<p>Çağrıda, “Çözüm yalnızca devletler arası müzakerelerde değil; mağdurların deneyimlerinde, dayanışmasında ve ortak mücadelesindedir” denilerek, alternatif bir iklim politikası hattının gerekliliği vurgulandı.</p>

<h3><strong>İstanbul Buluşması Antalya Sürecinin Parçası</strong></h3>

<p>İstanbul’da gerçekleştirilecek buluşmanın, Antalya’da yapılacak geniş katılımlı Halkların İklim Zirvesi sürecinin önemli bir adımı olduğu ifade edildi. Farklı mücadele alanlarının bir araya getirilmesi, ortak bir yol haritası oluşturulması ve dayanışma ağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<h3><strong>Katılım Çağrısı</strong></h3>

<p>Organizatörler, iklim krizine karşı gerçek ve adil çözümleri birlikte tartışmak, ortak bir söz üretmek ve mücadeleyi büyütmek amacıyla herkesi İstanbul buluşmasına davet etti.</p>

<p>📍 <strong>Adres:</strong> Asmalı Mescit, İstiklal Caddesi, Suriye Pasajı No:166 Kat:2 D:37, Beyoğlu / İstanbul<br />
📅 <strong>Tarih:</strong> 3 Mayıs Pazar<br />
🕒 <strong>Saat:</strong> 14.00</p>

<h3><img alt="Whatsapp Image 2026 05 02 At 11.54.25" class="detail-photo img-fluid" height="1350" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-02-at-115425.jpeg" width="1080" /></h3>

<h3><strong>“Adalet İçin, Yaşam İçin, Gezegen İçin”</strong></h3>

<p>Çağrının sonunda, yaşam alanlarını savunan ve iklim adaletsizliğine karşı ses yükseltmek isteyen herkese şu sözlerle çağrı yapıldı:</p>

<blockquote>
<p>“Adalet için, yaşam için, gezegen için; gelin birlikte söz kuralım. Farklılıklarımızın yarattığı zenginlikle güçlenelim, dayanışma ağlarımızı büyütelim ve Antalya’daki Halkların İklim Zirvesi’ne kol kola yürüyelim.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/halklarin-iklim-zirvesi-istanbul-bulusmasi-icin-cagri-cop31in-otesinde-birlikte-mucadele</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-02-122246.png" type="image/jpeg" length="82267"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şırnak’ta ekolojik yıkım, maden faaliyetleri, su ve hava kirliliği Meclis gündemine taşındı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/sirnakta-ekolojik-yikim-maden-faaliyetleri-su-ve-hava-kirliligi-meclis-gundemine-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/sirnakta-ekolojik-yikim-maden-faaliyetleri-su-ve-hava-kirliligi-meclis-gundemine-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, kentte giderek artan çevresel tahribatı Meclis gündemine taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h2><strong>“Şırnak’ta ekolojik yıkım derinleşiyor”</strong></h2>
</blockquote>

<p><strong>DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, kentte giderek artan çevresel tahribatı Meclis gündemine taşıdı.</strong> Hazırlanan soru önergelerinde, maden ve petrol faaliyetlerinden orman kesimlerine, su ve hava kirliliğinden Silopi Termik Santrali kaynaklı etkiler başta olmak üzere çok sayıda başlıkta ciddi çelişkiler ve denetim eksiklikleri gündeme getirildi.</p>

<p><strong>Resmi rapor ile sahadaki veriler çelişiyor</strong></p>

<p>Önergelerde, Şırnak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 2024 Çevre Durum Raporu’nda yer alan veriler ile sahaya, basına ve kamuoyuna yansıyan bilgiler arasındaki uyumsuzluklara dikkat çekildi.</p>

<p>Raporda “sadece taş ocakları bulunmaktadır” ifadesi yer alırken, aynı belgede Silopi Termik Santrali’nde 840 bin 682 ton kömür kullanıldığı; bunun sonucunda 262 bin 636 ton uçucu kül ve 192 bin 521 ton cüruf oluştuğunun belirtilmesi önemli bir çelişki olarak Bakanlığa soruldu.</p>

<p><strong>Su kaynakları ve tarım alanları risk altında</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şırnak’ın 1 milyon 68 bin 607 dekar tarım alanına sahip olduğu hatırlatılan önergelerde, su kirliliğinin tarım, hayvancılık ve toprak kalitesi üzerindeki etkilerinin yeterince incelenmediği vurgulandı.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Nerdüş Deresi’nin kömür ocaklarından kaynaklı kirlendiği,</li>
 <li>Dicle Nehri’ne Gabar petrol hattından sızan petrolün karıştığı,</li>
 <li>Siyahkaya Barajı ve Hezil Çayı çevresinde kirlilik yaşandığı</li>
</ul>

<p>gibi bulgular önergelerde yer aldı. İçme suyunun zaman zaman tedbir amaçlı durdurulmak zorunda kalındığına dikkat çekildi.</p>

<p><strong>Orman kesimleri: “Sistematik ve yaygın”</strong></p>

<p>Önergelerde, Şırnak’ın Cudi Dağı, Gabar Dağı, Besta Bölgesi, Kato Dağı ve Uludere hattında son 8 yıldır sistematik orman kesimlerinin sürdüğü belirtildi.</p>

<p>Kesimlerin güvenlik güçleri gözetiminde ve korucular eliyle yapıldığı, kesilen ağaçların kamyonlarla taşındığı ifade edilirken, bu alanların maden ve petrol faaliyetlerinin genişlediği bölgelerle örtüştüğü vurgulandı.</p>

<p>Ayrıca resmi raporda “orman varlığında değişim yok” denilmesine karşın, Şırnak Barosu’nun 2021 tarihli raporunda yalnızca 7 ayda orman varlığının yüzde 8 azaldığına dair veriler hatırlatıldı.</p>

<p><strong>Termik santral ve atıklar mercek altında</strong></p>

<p>Silopi Termik Santrali’nin 11 yıldır üç ünitesiyle çalıştığı belirtilen önergede, santralin:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Atık depolama yöntemleri</li>
 <li>Emisyon ölçümleri</li>
 <li>Soğutma suyu analizleri</li>
 <li>Hava kalitesi izleme süreçleri</li>
 <li>Hezil Çayı’nın su kaynağı olarak kullanımı</li>
 <li>Halk sağlığına etkileri</li>
</ul>

<p>gibi başlıklarda kapsamlı bir denetime tabi tutulup tutulmadığı soruldu.</p>

<p><strong>Hava kirliliği: “Sanayi yok” ifadesine tepki</strong></p>

<p>Hava kirliliğine ilişkin önergede ise kömür ocakları, termik santral, gümrük kapısındaki yoğun egzoz salımı ve doğalgaz altyapısının yetersizliği temel kirlilik kaynakları olarak sıralandı.</p>

<p>Buna rağmen raporda “İlimizde sanayi tesisleri olmadığından yazın hava kirliliğine rastlanılmamaktadır” ifadesinin yer alması eleştirildi. Kentte yalnızca bir hava kalitesi ölçüm istasyonunun bulunduğu ve bunun da sadece SO₂ ve PM10 ölçtüğü belirtilerek, özellikle Silopi’de neden ayrı bir izleme istasyonu kurulmadığı sorusu yöneltildi.</p>

<p><strong>“Ekolojik yıkım bütüncül ele alınmalı”</strong></p>

<p>Nevroz Uysal Aslan, soru önergelerinde Şırnak’taki ekolojik tahribatın tekil başlıklarla değil; petrol üretimi, madencilik, orman kesimleri, su ve hava kirliliği, termik santral faaliyetleri ile bunların tarım, hayvancılık ve halk sağlığı üzerindeki toplam etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Hazırlanan ayrıntılı soru önergeleriyle birlikte, Şırnak’taki çevresel kriz çok yönlü olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine taşınmış oldu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/sirnakta-ekolojik-yikim-maden-faaliyetleri-su-ve-hava-kirliligi-meclis-gundemine-tasindi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/photo-5874988827246529967-y-1.jpg" type="image/jpeg" length="62107"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Afşin–Elbistan’dan Dünyaya: Kömürsüz Bir Gelecek İçin Birlikteyiz]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/afsin-elbistandan-dunyaya-komursuz-bir-gelecek-icin-birlikteyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/afsin-elbistandan-dunyaya-komursuz-bir-gelecek-icin-birlikteyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bizler, kömürün gölgesinde yaşayanlar; nefes almakta zorlananlar, toprağını ve geçimini kaybedenler bir kez daha haykırıyoruz: Kömürsüz bir gelecek mümkündür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h2><strong>“Afşin–Elbistan’dan Yükselen Çağrı: Kömürden Çıkış Şimdi!”</strong></h2>
</blockquote>

<h3><strong>ÇED kararına karşı ortak itiraz: “Bu proje yaşam hakkını ihlal ediyor”</strong></h3>

<p>Kahramanmaraş’ın Afşin-Elbistan bölgesinde bulunan Afşin-Elbistan A Termik Santrali için planlanan yeni üniteler kapsamında verilen ÇED olumlu kararına karşı meslek odaları, çevre örgütleri ve yurttaşlar bir araya geldi. Santral önünde yapılan basın açıklamasında, söz konusu projenin yalnızca bölgeyi değil, Türkiye’nin enerji politikalarını ve uluslararası iklim taahhütlerini de doğrudan ilgilendirdiği vurgulandı.</p>

<p>Açıklamada, “Afşin–Elbistan, Türkiye’nin enerji politikaları açısından kritik bir eşiktir. 200 ülkeye COP31 kapsamında ev sahipliği yapacak Türkiye için bu proje önemli bir sınavdır. Türkiye yeni kömürlü santral yapmamalıdır. Afşin–Elbistan projesi derhal durdurulmalıdır” denildi.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 04 27 At 21.21.04" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-27-at-212104.jpeg" width="1182" /></h2>

<h2><strong>“Kömürün gölgesinde yaşayanlar konuştu”</strong></h2>

<p>Basın açıklamasını, Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu üyesi Mehmet Dalkanat okudu. Dalkanat, Muğla, Bursa, Bartın ve Kahramanmaraş’tan gelen katılımcılarla birlikte kömür politikalarına karşı ortak bir ses yükselttiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Bizler, kömürün gölgesinde yaşayanlar; nefes almakta zorlananlar, toprağını ve geçimini kaybedenler olarak bir kez daha haykırıyoruz: Kömürsüz bir gelecek mümkündür ve acildir.”</p>
</blockquote>

<p>Dalkanat, yıllardır enerji politikalarının bedelini bölge halkının ödediğini vurgulayarak, yaşam alanlarının şirket çıkarları uğruna yok edildiğini, buna karşı çıkanların ise baskı, yasak ve kamulaştırma politikalarıyla karşılaştığını dile getirdi.</p>

<h2><strong>“Yeni üniteler somut ve acil bir tehdit”</strong></h2>

<p>Açıklamada, Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne iki yeni ünite yapılmasını öngören proje için verilen ÇED olumlu kararının bilimsel gerçekleri ve halk sağlığını yok saydığı belirtildi.</p>

<p>Projeye karşı:</p>

<ul>
 <li>Meslek örgütleri</li>
 <li>Çevre platformları</li>
 <li>İlçe belediyeleri</li>
 <li>Yurttaşlar</li>
</ul>

<p>tarafından <strong>dört ayrı dava açıldığı</strong> bilgisi paylaşıldı.</p>

<p>Açıklamada bu yatırımın, Türkiye’de hâlen devam eden <strong>tek yeni kömürlü termik santral projesi</strong> olduğuna dikkat çekilerek, bu yönüyle Afşin–Elbistan’ın bir “eşik” anlamı taşıdığı ifade edildi.</p>

<h2><strong>Küresel çağrı: “Bu sadece yerel bir mücadele değil”</strong></h2>

<p>Basın metninde, Afşin–Elbistan’dan yükselen sesin yalnızca yerel bir itiraz olmadığı, küresel iklim mücadelesinin parçası olduğu vurgulandı. Kolombiya’da düzenlenen uluslararası buluşmalara ve fosil yakıtlardan çıkış çağrılarına atıf yapılarak Türkiye’den dayanışma mesajı gönderildi.</p>

<p>Aynı zamanda:</p>

<ul>
 <li>Çernobil Felaketi’nin 40. yılı anıldı</li>
 <li>Nükleer enerjinin de kömür gibi çözüm olmadığı ifade edildi</li>
 <li>Türkiye’deki çevre mücadelelerine ve direnişlere selam gönderildi</li>
</ul>

<p>Muğla Milas’taki kamulaştırmalar ve İkizköy direnişi de açıklamada özel olarak anıldı.</p>

<h2><strong>“Kömür bir enerji kaynağı değil, hak ihlalidir”</strong></h2>

<p>Metinde kömürün yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekildi. Kömür politikalarının:</p>

<ul>
 <li>Temiz hava hakkını</li>
 <li>Sağlıklı çevrede yaşama hakkını</li>
 <li>Yaşam hakkını</li>
</ul>

<p>ihlal ettiği belirtilerek, madencilik faaliyetlerinin iş cinayetlerine, hastalıklara ve erken ölümlere yol açtığı ifade edildi.</p>

<p>Ayrıca kömürün:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Yerel ekonomileri zayıflattığı</li>
 <li>Toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiği</li>
</ul>

<p>vurgulandı.</p>

<h2><strong>“Artık yeter”: Talepler sıralandı</strong></h2>

<p>Açıklamanın sonunda “Kömürden Adil ve Acil Çıkış” çağrısı yinelenerek şu talepler dile getirildi:</p>

<ul>
 <li>Afşin–Elbistan başta olmak üzere yeni kömürlü santral projeleri iptal edilsin</li>
 <li>Mevcut termik santraller kademeli olarak kapatılsın</li>
 <li>Emekçiler için adil geçiş programları hayata geçirilsin</li>
 <li>Kömür arama ve genişletme faaliyetleri durdurulsun</li>
 <li>Bölgedeki ekolojik ve sağlık zararları giderilsin</li>
 <li>Bilim ve kamu yararı temelinde yeni enerji politikaları oluşturulsun</li>
</ul>

<h2><strong>“Bu bir itiraz değil, hak talebidir”</strong></h2>

<p>Açıklama, güçlü bir vurgu ile son buldu:</p>

<blockquote>
<p>“Kömürün vadesi doldu. Bugün Afşin–Elbistan’dan yükselen bu ses bir itiraz değil, bir hak talebidir.<br />
Yaşam hakkı için buradayız.<br />
Sağlık hakkı için buradayız.<br />
Adalet için buradayız.<br />
<strong>Kömürden adil ve acil çıkış!</strong>”</p>
</blockquote>

<p>Afşin–Elbistan’da yükselen bu çağrı, Türkiye’nin enerji tercihleri ile iklim krizi karşısındaki yönelimine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/afsin-elbistandan-dunyaya-komursuz-bir-gelecek-icin-birlikteyiz</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 22:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-27-at-212126.jpeg" type="image/jpeg" length="26273"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görünmeyen Tehlike Ayaklarımızın Altında – Sokak Tozu Kimyasal Deposu]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/gorunmeyen-tehlike-ayaklarimizin-altinda-sokak-tozu-kimyasal-deposu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/gorunmeyen-tehlike-ayaklarimizin-altinda-sokak-tozu-kimyasal-deposu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarının yaptığı kapsamlı araştırma, kentlerde kirliliğin yalnızca havada değil, sokak tozunda biriken kimyasallar yoluyla da yayıldığını ortaya koydu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p><strong>Plastik katkı maddelerinden pestisitlere, nikotinden hidrokarbonlara kadar onlarca zararlı bileşik, her gün farkında olmadan temas ettiğimiz tozda birikiyor.</strong></p>
</blockquote>

<p>Miguel Velázquez Gómez, Marcello D'Amico ve Silvia Lacorte Bruguera tarafından yürütülen bilimsel çalışma, kent yaşamında göz ardı edilen kritik bir kirlilik kaynağına dikkat çekiyor: sokak tozu. Araştırma, bu görünmez kirliliğin yalnızca belirli şehirlerle sınırlı olmadığını, tüm kentler için yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<h2><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 04 27 071408" class="detail-photo img-fluid" height="1072" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-27-071408.png" width="1876" /></h2>

<h2><strong>Ayaklarımızın Altında Kimyasal Birikim</strong></h2>

<p>Kentlerde her gün üzerinde yürüdüğümüz toz, basit bir kir tabakasından çok daha fazlası. Araştırmaya göre bu toz;</p>

<ul>
 <li>araç egzozları,</li>
 <li>lastik ve fren aşınmaları,</li>
 <li>endüstriyel faaliyetler,</li>
 <li>evsel kimyasal kullanımı</li>
</ul>

<p>gibi çok sayıda kaynaktan gelen organik ve inorganik kirleticilerin bir karışımını barındırıyor.</p>

<p>Barselona metropol bölgesinde yürütülen çalışmada, farklı yoğunluklara sahip sokaklardan alınan örneklerde onlarca kimyasal bileşik tespit edildi. Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>hidrokarbonlar</li>
 <li>plastik katkı maddeleri (ftalatlar, bisfenol A)</li>
 <li>alev geciktiriciler</li>
 <li>pestisitler</li>
 <li>nikotin</li>
</ul>

<p>yer aldı.</p>

<p>Bilim insanlarına göre bu maddeler toprağa ulaştıktan sonra kaybolmuyor; aksine toz içinde birikerek uzun süre kalıcılığını sürdürüyor.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 04 27 At 07.17.28 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-27-at-071728-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Görünmeyen Maruziyet: Soluyoruz, Taşıyoruz, Yutuyoruz</strong></h2>

<p>Araştırma, sokak tozunun insan sağlığı açısından önemli bir maruziyet yolu olduğunu ortaya koyuyor. Bu toz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>rüzgarla havaya karışabiliyor,</li>
 <li>yağmurla taşınabiliyor,</li>
 <li>cilde yapışabiliyor,</li>
 <li>dolaylı olarak solunabiliyor veya yutulabiliyor.</li>
</ul>

<p>Bu durum, özellikle çocuklar ve astım gibi solunum hastalıklarına sahip bireyler açısından ciddi risk oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Kirlilik Sadece Trafikle Açıklanamıyor</strong></h2>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, kirliliğin yalnızca trafik yoğunluğuna bağlı olmaması.</p>

<p>Araştırmada:</p>

<ul>
 <li>bazı hidrokarbonların liman ve havaalanı etkisindeki bölgelerde yoğunlaştığı,</li>
 <li>rüzgârın kirleticileri farklı bölgelere taşıdığı,</li>
 <li>düşük trafikli alanlarda bile belirli kimyasalların birikebildiği</li>
</ul>

<p>tespit edildi.</p>

<p>Bu sonuçlar, kentsel kirliliğin “yerel” değil, aynı zamanda “taşınan ve biriken” bir süreç olduğunu gösteriyor.</p>

<h2><strong>Şehirlerin Yapısı ve İklimi Kirliliği Belirliyor</strong></h2>

<p>Araştırmaya göre kirliliğin dağılımını etkileyen başlıca faktörler şunlar:</p>

<ul>
 <li>rüzgâr hareketleri</li>
 <li>güneş ışınımı</li>
 <li>yağmur suyu akışı</li>
 <li>bina yoğunluğu ve şehir planlaması</li>
</ul>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>güneş bazı kimyasalları parçalayabiliyor,</li>
 <li>rüzgâr kirleticileri ya dağıtıyor ya da yoğunlaştırıyor,</li>
 <li>yağmur suyu nikotin gibi maddeleri su ekosistemlerine taşıyabiliyor.</li>
</ul>

<h2><strong>Toz Bir “Hafıza” Taşıyor</strong></h2>

<p>Bilim insanları sokak tozunu bir “rezervuar” olarak tanımlıyor. Buna göre:</p>

<ul>
 <li>kirleticiler zamanla tozda birikiyor,</li>
 <li>farklı maddeler birbirine karışıyor,</li>
 <li>uygun koşullarda yeniden havaya karışabiliyor.</li>
</ul>

<p>Bu durum, kentsel kirliliğin yalnızca anlık emisyonlardan değil, geçmiş birikimlerden de beslendiğini ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>Kent Politikaları Değişmek Zorunda</strong></h2>

<p>Araştırma, mevcut çevre politikalarının yetersiz kaldığını vurguluyor. Sadece hava kirliliğine odaklanmak yeterli değil.</p>

<p>Bilim insanlarına göre kentlerde şu önlemler kritik önem taşıyor:</p>

<ul>
 <li>sokak temizliğinin iyileştirilmesi</li>
 <li>suyla temizlik uygulamalarının artırılması</li>
 <li>kentsel havalandırmanın planlanması</li>
 <li>sentetik kimyasalların kullanımının azaltılması</li>
 <li>araç bağımlılığının düşürülmesi</li>
 <li>toz birikimini azaltan şehir tasarımları</li>
</ul>

<h2><strong>Tüm Kentler İçin Ortak Tehlike</strong></h2>

<p>Çalışmanın en güçlü mesajı, bu sorunun tek bir kente özgü olmadığı. Barselona’da elde edilen veriler, benzer yapı ve yoğunluğa sahip tüm kentler için geçerli bir tablo sunuyor.</p>

<p>Araştırmacılar, sokak tozunun bugüne kadar yeterince dikkate alınmayan bir kirlilik bileşeni olduğunu ve sağlıklı şehirler için bu görünmez tehdidin mutlaka hesaba katılması gerektiğini vurguluyor.</p>

<hr />
<h2><strong>Sonuç:</strong></h2>

<p>Kent kirliliği yalnızca soluduğumuz havada değil; bastığımız zeminde, temas ettiğimiz yüzeylerde ve gündelik yaşamın en sıradan anlarında da varlığını sürdürüyor. Sokak tozu, modern şehirlerin görünmeyen ama kalıcı bir kimyasal arşivi haline gelmiş durumda. Bu gerçeği anlamadan, sağlıklı kentler kurmak mümkün görünmüyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/gorunmeyen-tehlike-ayaklarimizin-altinda-sokak-tozu-kimyasal-deposu</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 07:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-27-at-071728.jpeg" type="image/jpeg" length="15538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nükleer Felaketlerin Görünmeyen İzleri: Radyasyon Nasıl Yayılıyor, Nasıl Kontrol Altına Alınıyor?]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/nukleer-felaketlerin-gorunmeyen-izleri-radyasyon-nasil-yayiliyor-nasil-kontrol-altina-aliniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/nukleer-felaketlerin-gorunmeyen-izleri-radyasyon-nasil-yayiliyor-nasil-kontrol-altina-aliniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çernobil ve Fukuşima'da yapılan araştırmalar, radyoaktif maddelerin çevrede nasıl hareket ettiğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p>Nükleer kazalar söz konusu olduğunda kamuoyunda en yaygın kanılardan biri, radyasyonun kontrolsüz biçimde her yere yayıldığı ve etkisinin sonsuza kadar sürdüğüdür. Ancak Eduardo B. Farfán tarafından kaleme alınan kapsamlı analiz, bu algının gerçeği tam olarak yansıtmadığını ortaya koyuyor. Bilimsel araştırmalar, radyoaktif maddelerin çevredeki hareketinin çok daha karmaşık, dinamik ve belirli koşullara bağlı olduğunu gösteriyor.</p>
</blockquote>

<h3>Çernobil ve Fukuşima: İki Büyük Felaketin Ortak Dersleri</h3>

<p>1986’daki Çernobil Faciası ve 2011’deki Fukuşima Daiichi Nükleer Felaketi, büyük miktarda radyoaktif maddenin atmosfere, toprağa ve suya karışmasına neden oldu. Bu maddelere genel olarak “radyonüklitler” adı veriliyor.</p>

<p>Bazı radyonüklitler hızla bozunarak etkisini yitirirken, iyot, sezyum, stronsiyum ve plütonyum izotopları gibi bazıları uzun yıllar çevrede kalabiliyor. Bu maddelerin insan sağlığı üzerindeki etkisi, kimyasal davranışlarına bağlı olarak değişiyor:</p>

<ul>
 <li><strong>Sezyum</strong>, vücutta potasyum gibi davranarak dokularda birikebiliyor</li>
 <li><strong>Stronsiyum</strong>, kemiklerde kalsiyum gibi depolanabiliyor</li>
</ul>

<p>Bu özellikler, uzun vadeli sağlık risklerini artıran temel faktörler arasında yer alıyor.</p>

<h2>Radyasyonun Yayılma Mekanizması</h2>

<h3>Atmosferden Toprağa</h3>

<p>Nükleer kazalar sırasında radyoaktif maddeler, mikroskobik parçacıklar halinde atmosfere salınıyor. Rüzgarlar bu parçacıkları kıtalar arası mesafelere taşıyabiliyor. Yağmur ve kar ise bu parçacıkları yere indirerek toprağa karışmasını sağlıyor.</p>

<h3>Toprakta Hareket</h3>

<p>Toprak, radyonüklitlerin kaderini belirleyen en kritik unsurlardan biri:</p>

<ul>
 <li>Bazı maddeler toprağa sıkıca bağlanarak yerinde kalıyor</li>
 <li>Diğerleri yeraltı sularına sızarak nehir ve göllere taşınıyor</li>
</ul>

<h3>Su Yoluyla Yayılım</h3>

<p>Fukuşima örneğinde olduğu gibi, radyoaktif maddeler doğrudan okyanusa karışabiliyor. Yapılan gözlemler şunu ortaya koyuyor:</p>

<ul>
 <li>Sezyum gibi maddeler başlangıçta yoğun şekilde yayılıyor</li>
 <li>Zamanla seyrelerek daha düşük ve stabil seviyelere geriliyor</li>
 <li>Deniz ürünlerindeki radyoaktivite, mesafe ve zamanla azalıyor</li>
</ul>

<h2>Gıda Zinciri ve İnsan Sağlığı</h2>

<p>Radyonüklitler yalnızca çevrede kalmıyor; aynı zamanda biyolojik döngülere de giriyor:</p>

<ul>
 <li>Bitkiler, toprağın içindeki radyoaktif maddeleri emiyor</li>
 <li>Hayvanlar bu bitkileri tüketiyor</li>
 <li>Radyoaktif maddeler süt ve et ürünlerine geçebiliyor</li>
</ul>

<p>Bu nedenle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Dünya Sağlık Örgütü ve Gıda ve Tarım Örgütü gibi uluslararası kurumlar, gıda güvenliğini sağlamak için sürekli izleme programları yürütüyor.</p>

<h2>Radyasyon Görünmez Ama Ölçülebilir</h2>

<p>İnsan duyuları radyasyonu algılayamaz. Ancak bilimsel cihazlar bu görünmez tehdidi hassas şekilde ölçebiliyor:</p>

<ul>
 <li>Geiger sayaçları</li>
 <li>Laboratuvar analiz sistemleri</li>
 <li>Sabit çevresel izleme istasyonları</li>
</ul>

<p>Modern teknolojiler sayesinde bu veriler üç boyutlu haritalara dönüştürülerek radyasyonun yayılımı görselleştirilebiliyor. Bu yöntemler özellikle Fukuşima sonrası temizlik çalışmalarında kritik rol oynadı.</p>

<h2>Temizlik ve Müdahale Yöntemleri</h2>

<p>Radyasyonla mücadelede kullanılan başlıca yöntemler şunlar:</p>

<h3>1. Kirlenmiş Toprağın Kaldırılması</h3>

<p>Radyoaktif toprak, özel kaplarda depolanmak üzere güvenli tesislere taşınıyor.</p>

<h3>2. Yüzey Kaplama</h3>

<p>Kirli alanlar:</p>

<ul>
 <li>Temiz toprak</li>
 <li>Kil</li>
 <li>Beton</li>
</ul>

<p>ile kaplanarak radyasyonun yayılması engelleniyor.</p>

<h3>3. Kimyasal Müdahale</h3>

<p>Toprağa eklenen maddelerle radyonüklitlerin hareketi azaltılıyor. Örneğin:</p>

<ul>
 <li>Potasyum gübreleri, bitkilerin sezyum emilimini azaltıyor</li>
</ul>

<h2>Uzun Vadeli Araştırmalar Ne Gösteriyor?</h2>

<p>Çernobil yasak bölgesinde yapılan onlarca yıllık çalışmalar, radyonüklitlerin çevredeki davranışına dair önemli bulgular ortaya koydu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Toprak yapısı, nem ve biyolojik aktivite yayılımı doğrudan etkiliyor</li>
 <li>Radyonüklitler onlarca yıl hareketli kalabiliyor</li>
 <li>Bitkiler ve hayvanlar aracılığıyla ekosisteme yayılabiliyor</li>
</ul>

<p>Araştırmalar ayrıca, radyoaktif maddelerin beton yapılara bile nüfuz edebildiğini ve uzun süre kalıcı olabildiğini gösteriyor.</p>

<h2>En Kritik Ders: Şeffaf ve Zamanında İletişim</h2>

<p>Her iki büyük felaketin ardından yapılan incelemeler, teknik müdahalelerin yanı sıra iletişimin de hayati önemde olduğunu ortaya koydu:</p>

<ul>
 <li>Bilgiler çoğu zaman gecikmeli veya eksik paylaşıldı</li>
 <li>Bu durum halk arasında güvensizlik ve panik yarattı</li>
</ul>

<p>Günümüzde acil durum planları:</p>

<ul>
 <li>Şeffaf bilgi paylaşımı</li>
 <li>Düzenli güncellemeler</li>
 <li>Çok kanallı iletişim</li>
</ul>

<p>üzerine kuruluyor.</p>

<h2>Sonuç: Radyasyon Yönetilebilir Bir Risk</h2>

<p>Bilimsel veriler, radyasyonun kontrolsüz ve sonsuz bir tehdit olmadığını; doğru ölçüm, izleme ve müdahale yöntemleriyle yönetilebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Nükleer kazaların etkileri ciddi ve uzun vadeli olsa da, geliştirilen teknolojiler ve uluslararası iş birlikleri sayesinde riskler daha iyi anlaşılabiliyor ve kontrol altına alınabiliyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/nukleer-felaketlerin-gorunmeyen-izleri-radyasyon-nasil-yayiliyor-nasil-kontrol-altina-aliniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-26-094158.png" type="image/jpeg" length="60404"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Buzul Çağından Günümüze: Deniz Seviyesi Nasıl Değişti?]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/buzul-cagindan-gunumuze-deniz-seviyesi-nasil-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/buzul-cagindan-gunumuze-deniz-seviyesi-nasil-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İklim eylemini şimdi ertelemenin 2100 yılına kadar deniz seviyesinin yükselmesine yol açmasının nedenleri – yeni araştırma]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Helen Millman, Martin Siegert ve Richard Alley tarafından kaleme alınan yeni bilimsel değerlendirme, küresel deniz seviyesi artışına ilişkin beklentilerde kritik bir kırılma yaşandığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, daha önce mümkün görülen en düşük riskli senaryolar artık gerçekçi olmaktan uzaklaşıyor.</p>
</blockquote>

<h2>Buzul Çağından Günümüze: Deniz Seviyesi Nasıl Değişti?</h2>

<p>Bilim insanları, bugünkü durumu anlamak için yaklaşık 20 bin yıl öncesine, son buzul çağına işaret ediyor. O dönemde Dünya’nın ortalama sıcaklığı günümüze kıyasla yaklaşık 5°C daha düşüktü. Kanada, Kuzey Avrupa ve diğer geniş bölgeler dev buz tabakalarıyla kaplıydı.</p>

<p>Bu buz kütleleri, okyanuslardan buharlaşan suyun kar olarak düşmesi ve binlerce yıl boyunca birikmesiyle oluştu. Suyun büyük bölümü buz içinde hapsolduğu için deniz seviyesi yaklaşık 130 metre daha düşüktü. Bu durum, kıyı şeritlerini köklü biçimde değiştirirken, bugün su altında kalan birçok alan o dönemde kara parçasıydı.</p>

<p>Yaklaşık 20 bin ile 10 bin yıl önce sıcaklıkların artmasıyla buzullar eridi ve deniz seviyesi yükseldi. Bu süreç, kıyı ovalarını ve nehir vadilerini sular altında bırakarak bugünkü kıyı coğrafyasını şekillendirdi.</p>

<h2>Deniz Seviyesi Yükselişinin Üç Temel Nedeni</h2>

<p>Araştırma, günümüzde deniz seviyesinin yükselmesine yol açan üç ana faktörü ortaya koyuyor:</p>

<ol>
 <li><strong>Termal genleşme:</strong> Okyanus suları ısındıkça hacmi genişliyor.</li>
 <li><strong>Dağ buzullarının erimesi:</strong> Dünya genelindeki yüz binlerce buzul denizlere su ekliyor.</li>
 <li><strong>Kutup buz tabakalarının kaybı:</strong> Grönland ve Antarktika’daki dev buz kütleleri hızla küçülüyor.</li>
</ol>

<p>1850 yılından bu yana fosil yakıt kullanımı nedeniyle atmosferdeki sera gazı yoğunluğu milyonlarca yıldır görülmemiş seviyelere ulaştı. Bu süreçte küresel sıcaklık yaklaşık 1,5°C arttı ve deniz seviyesi 20 santimetreden fazla yükseldi.</p>

<h2>Son 30 Yılda Hızlanan Kriz</h2>

<p>Bilim insanlarının dikkat çektiği en çarpıcı noktalardan biri, değişimin hızındaki artış oldu. 1850’den bu yana gerçekleşen toplam deniz seviyesi yükselişinin yaklaşık yarısı yalnızca son 30 yılda meydana geldi.</p>

<p>Bu dönemde:</p>

<ul>
 <li>Grönland ve Antarktika’nın katkısı, diğer tüm buzulların toplamını aştı</li>
 <li>Kutup buzlarının etkisi, okyanus ısınmasını geride bıraktı</li>
 <li>Antarktika’daki buz kaybı, 30 yıl öncesine göre yaklaşık 6 kat arttı</li>
</ul>

<p>Araştırma, küçük buzulların tamamen erimesi halinde deniz seviyesinin yaklaşık 24 cm yükseleceğini, buna karşılık kutup buz tabakalarının erimesi durumunda bu artışın 65 metreyi aşabileceğini vurguluyor.</p>

<h2>Kritik Bölgelerde Geri Dönüşsüz Süreçler</h2>

<p>Çalışmada özellikle Batı Antarktika’nın Amundsen Denizi bölgesi ile Grönland buz örtüsünün kenarlarının kırılganlığına dikkat çekiliyor. Bu bölgelerde başlayan geri çekilme süreçlerinin, kendi kendini hızlandıran dinamikleri tetikleyebileceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmaya göre, bu tür süreçler başladıktan sonra durdurulması mümkün olmayabilir ve uzun vadede metrelerce deniz seviyesi artışına yol açabilir.</p>

<h2>IPCC Tahminleri ve Artan Risk</h2>

<p>Bilim insanları, mevcut gözlemlerin Intergovernmental Panel on Climate Change (IPCC) tarafından sunulan orta ve yüksek senaryolarla uyumlu olduğunu belirtiyor. Buna göre:</p>

<ul>
 <li>2100 yılına kadar deniz seviyesinin 0,5 metreden fazla yükselmesi giderek daha olası</li>
 <li>Bu durum, kıyı bölgelerinde büyük ölçekli yer değiştirmelere yol açabilir</li>
 <li>Birçok kıyı alanı ciddi ekonomik maliyetlerle terk edilmek zorunda kalabilir</li>
</ul>

<h2>Emisyonlar ve Gelecek Senaryosu</h2>

<p>Araştırma, küresel ısınmanın seyrinin hâlâ insan faaliyetlerine bağlı olduğunu vurguluyor. Net sıfır emisyon hedefine ulaşıldığında, küresel sıcaklık artışının kısa sürede durabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Ancak mevcut ulusal taahhütler ile bilimsel öneriler arasında önemli bir fark bulunuyor. Mevcut politikaların dünyayı yaklaşık 3°C’lik bir ısınma yoluna soktuğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu bağlamda, Grönland buz örtüsünün geri döndürülemez kaybı için kritik eşik değerinin 1,7°C ile 2,3°C arasında olduğu hatırlatılıyor.</p>

<h2>Kıyı Şeritleri Yeniden Şekilleniyor</h2>

<p>Bilim insanları, kıyı şeritlerinin sabit olmadığını, geçmişteki iklim değişimlerinin ürünü olduğunu ve günümüzdeki ısınma ile yeniden şekillendiğini belirtiyor.</p>

<p>Araştırma, artık temel sorunun deniz seviyesinin yükselip yükselmeyeceği değil;</p>

<ul>
 <li>ne kadar yükseleceği,</li>
 <li>ne kadar hızlı yükseleceği</li>
 <li>ve bunun yol açacağı hasarın ne ölçüde kabul edileceği</li>
</ul>

<p>olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Eylemlerin gecikmesi durumunda, kıyı bölgelerinin daha büyük bir kısmının deniz seviyesindeki artış karşısında kaybedileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/buzul-cagindan-gunumuze-deniz-seviyesi-nasil-degisti</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-26-090418.png" type="image/jpeg" length="29028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç Birlik Adana'dan “Yeşil Vatan” İçin Anlamlı Seferberlik: Gençler Kampüste Doğaya Nefes Oldu]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/genc-birlik-adanadan-yesil-vatan-icin-anlamli-seferberlik-gencler-kampuste-dogaya-nefes-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/genc-birlik-adanadan-yesil-vatan-icin-anlamli-seferberlik-gencler-kampuste-dogaya-nefes-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Mustafa Furkan Ürün “Sıfır Atık Bilinci Yaygınlaşıyor”</strong></h2>

<p>Adana’da Genç Birlik Adana Şube Başkanlığı öncülüğünde, “Yeşil Vatan” bilinciyle Sıfır Atık kapsamında örnek bir çevre etkinliği gerçekleştirildi. Genç Birlik Adana Şube Başkanlığı tarafından organize edilen etkinlik, Çukurova Üniversitesi yerleşkesinde eğitim gören gençlerin yoğun katılımıyla hayata geçirildi.</p>

<p><strong>Kampüste Geniş Kapsamlı Temizlik Çalışması</strong></p>

<p>“Yeşil Vatan” anlayışını merkeze alan etkinlikte, kampüs genelinde çevre temizliği yapılarak doğaya zarar veren atıklar titizlikle toplandı. Toplanan atıklar geri dönüşüm sürecine kazandırılırken, gönüllü gençlerin özverili çalışması dikkat çekti. Gerçekleştirilen faaliyet, yalnızca bir temizlik çalışması olmanın ötesine geçerek çevre bilincinin artırılmasına yönelik güçlü bir farkındalık hareketi olarak değerlendirildi.</p>

<p><img height="498" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/image-4722.png" width="813" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sıfır Atık Bilinci Yaygınlaşıyor</strong></p>

<p>Sıfır Atık vizyonu doğrultusunda düzenlenen etkinlikte, sürdürülebilir bir gelecek için toplumsal sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi hedeflendi. Kampüs genelinde oluşturulan çevre hareketi, “Yeşil Vatan” idealine katkı sunan önemli bir adım olarak öne çıktı.</p>

<p><strong>Başkan Ürün: “Bu Hassasiyet Umut Veriyor”</strong></p>

<p>Etkinlik sonunda açıklamalarda bulunan Genç Birlik Adana Şube Başkanı Mustafa Furkan Ürün, gençlerin çevre konusundaki duyarlılığına dikkat çekerek şunları söyledi:</p>

<p>“Yeşil Vatan anlayışıyla çıktığımız bu yolda gençlerimizin gösterdiği hassasiyet bizler için büyük bir umut kaynağıdır. Sıfır Atık bilincinin toplumun her kesiminde yaygınlaşması, geleceğimiz adına hayati önem taşımaktadır. Bugün burada sadece bir temizlik yapmadık; aynı zamanda çevreye karşı sorumluluk bilincini sahaya taşıdık. Bu tür çalışmalarımız artarak devam edecektir.”</p>

<p>Genç Birlik Adana Şube Başkanlığı, çevre duyarlılığını artırmaya yönelik faaliyetlerini sürdürerek “Yeşil Vatan” hedefi doğrultusunda yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini bildirdi.</p>

<p><img height="587" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/image-4723.png" width="443" /></p>

<p><img height="602" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/image-4724.png" width="451" /></p>

<p><img height="564" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/image-4725.png" width="819" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/genc-birlik-adanadan-yesil-vatan-icin-anlamli-seferberlik-gencler-kampuste-dogaya-nefes-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/image-4725.png" type="image/jpeg" length="73374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Enerji, Karbon ve Su Yönetimi Eğitimi Gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/enerji-karbon-ve-su-yonetimi-egitimi-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/enerji-karbon-ve-su-yonetimi-egitimi-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilal Uludağ, programın amacının, verimli enerji tüketimi, doğru su kullanımı, karbon ayak izi azaltılmasının hedeflendiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>SARIÇAM BELEDİYESİ’NDEN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK HAMLESİ</p>
</blockquote>

<p>Sarıçam Belediyesi tararından, çevresel sürdürülebilirliği güçlendirmek ve kurumsal kapasiteyi artırmak amacıyla Enerji, Karbon ve Su Yönetimi Eğitimi Gerçekleştirildi. Sarıçam Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü koordinesinde, Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen tarafından verilen eğitimlerde, enerji tüketiminin izlenmesi ve verimliliğin artırılması, karbon ayak izinin hesaplanarak azaltım stratejilerinin geliştirilmesi ile su kaynaklarının verimli kullanımı konularında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Programla birlikte, Sarıçam Belediyesi’nin çevre dostu uygulamaları daha sistematik ve etkin hale getirmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuyla ilgili bir açıklama yapan Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ, programın amacının son yıllarda artan iklim değişikliğiyle birlikte sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda, verimli enerji tüketimi, doğru su kullanımı, karbon ayak izi azaltılmasının hedeflendiğini söyledi.</p>

<p>Günümüzde çevresel sorumluluğun kurumsal başarının en önemli göstergelerinden biri haline geldiğine dikkati çeken Başka Uludağ açıklamasında şu ifadeleri kullandı “Bugün artık belediyecilik anlayışı yalnızca hizmet üretmekten ibaret değildir. Dünyada değişen iklimle birlikte, enerjiyi ne kadar verimli kullandığımız, suyu ne kadar koruduğumuz ve karbon ayak izimizi ne ölçüde azaltabildiğimiz, hem çevresel sorumluluğumuzun hem de kurumsal başarımızın en önemli göstergelerinden biri haline gelmiştir. Bu doğrultuda düzenlediğimiz bu eğitimle amacımız sadece bilgi edinmek değil, bu bilinci tüm çalışma arkadaşlarımızın günlük iş uygulamalarına da yansıtmaktır. Bu anlamda Sarıçam Belediyesi olarak, sürdürülebilirlik odaklı eğitim ve uygulamalarla hem çevresel farkındalığı artırmaya hem de daha güçlü bir kurumsal yapı oluşturmaya yönelik çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ayrıca çevreye duyarlı, kaynaklarını verimli kullanan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir şehir bırakan bir yönetim anlayışını kararlılıkla sürdürüyoruz. Attığımız her adımda hem doğamızı korumayı hem de hemşehrilerimize daha kaliteli hizmet sunmayı öncelik haline getiriyoruz” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/enerji-karbon-ve-su-yonetimi-egitimi-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/01-1-6.jpeg" type="image/jpeg" length="43394"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekoloji Platformu: “Nehir kıyıları halkındır, ticari alan haline getirilemez”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ekoloji-platformu-nehir-kiyilari-halkindir-ticari-alan-haline-getirilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ekoloji-platformu-nehir-kiyilari-halkindir-ticari-alan-haline-getirilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana Ekoloji Platformu, Türkiye’de şehir içinden geçen nehir kıyılarının anayasal ve yasal olarak kamusal alan sayıldığını hatırlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p>Adana Ekoloji Platformu, Seyhan Nehri kıyılarının kullanımına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaparak, nehir kenarlarının kamusal alan olduğuna vurgu yaptı ve son dönemde başlatılan yeni projelere sert tepki gösterdi. Platform, nehir kıyılarının halkın ortak kullanımına ait olduğunu hatırlatarak, bu alanların ticari faaliyetlere açılmasının hukuki ve toplumsal açıdan sorunlu olduğunu belirtti.</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Adana’nın kuruluşunda nehir belirleyici oldu”</strong></h3>

<p>Açıklamada, tarih boyunca insan yerleşimlerinin su kaynakları etrafında şekillendiği hatırlatılarak, Adana’nın da bu tarihsel gerçeklik doğrultusunda geliştiği ifade edildi. Adana kentinin, ilk çağlardan bu yana Seyhan Nehri çevresinde kurulduğu ve büyüdüğü belirtilirken, nehrin kentin yaşam kaynağı olduğu vurgulandı.</p>

<h3><strong>Yasalar ne diyor, uygulama ne?</strong></h3>

<p>Platform, Türkiye’de şehir içinden geçen nehir kıyılarının anayasal ve yasal olarak kamusal alan sayıldığını hatırlattı. Buna göre bu alanların özel mülkiyete konu olamayacağı, belediyelerin ise yalnızca kamu yararını gözeterek bu alanları düzenleyebileceği ifade edildi.</p>

<p>Ancak açıklamada, Adana’daki uygulamaların bu ilkelere uygun olmadığı savunularak dikkat çekici örnekler sıralandı. Sabancı Merkez Camii, Adana HiltonSA, Sheraton Grand Adana ve eski Galeria AVM gibi yapılaşmaların yanı sıra Seyhan Baraj Gölü çevresindeki yoğun betonlaşmanın “utanç verici boyutlara” ulaştığı ifade edildi.</p>

<p>Nehir kıyılarının çok sayıda işletme ile dolduğuna dikkat çekilen açıklamada, kamuya ait alanların giderek ticari kullanıma açıldığı eleştirisi yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Merkez Park’taki yeni proje tartışma yarattı</strong></h3>

<p>Platformun gündeme taşıdığı son konu ise Merkez Park sınırları içerisinde başlatılan “sahil çay bahçesi ve kır salonu” projesi oldu.</p>

<p>Projenin, ihale alan firmanın diktiği tabela ile öğrenildiği belirtilen açıklamada, şu sorular yöneltildi:</p>

<ul>
 <li>Bu proje öncesinde neden halka danışılmadı?</li>
 <li>Yapının kaplayacağı alan ne kadar olacak?</li>
 <li>Oluşturulacak alan bir işletmeye devredilecek ticari bir alan mı olacak?</li>
 <li>Belediyenin bu yönde tasarruf yetkisi var mı?</li>
</ul>

<p>Platform, “katılımcılık” ilkesinin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmasını eleştirerek, kamuya ait alanlarla ilgili karar süreçlerinde halkın söz sahibi olması gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>“Geçmiş yanlışlar yeni yanlışları meşrulaştıramaz”</strong></h3>

<p>Açıklamada, daha önce aynı bölgede benzer işletmelerin bulunmasının yeni projeyi haklı kılmayacağı belirtilerek, geçmişte yapılan hataların tekrarlanmaması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Platform ayrıca, Merkez Park içinde geçmişte kiraya verilmiş alanların boşaltılmasını beklerken yeni ticari girişimlerle karşılaşmanın kabul edilemez olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>Adanalılara çağrı: “Kent hakkınıza sahip çıkın”</strong></h3>

<p>Adana Ekoloji Platformu, açıklamasının sonunda kent halkına çağrıda bulunarak, Seyhan Nehri kıyılarının korunması ve kamusal kullanımının sürdürülmesi için daha fazla duyarlılık gösterilmesini istedi.</p>

<p>Kent hakkı, kentlilik bilinci ve katılımcı yönetim ilkelerine dikkat çeken platform, Adanalıları haklarının farkında olmaya ve ortak yaşam alanlarına sahip çıkmaya davet etti.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ekoloji-platformu-nehir-kiyilari-halkindir-ticari-alan-haline-getirilemez</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-03-28-at-204139.jpeg" type="image/jpeg" length="75196"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şahin: "Sahra Çölüne Büyük Yeşil Duvar"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/sahin-sahra-colune-buyuk-yesil-duvar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/sahin-sahra-colune-buyuk-yesil-duvar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Afrika'nın çehresini değiştirmeyi hedefleyen Büyük Yeşil Duvar projesi, küresel iklim krizi ve gıda güvenliği tartışmalarının odağında yer almaya devam ediyor. Konuyla ilgili gazetemize özel açıklamalarda bulunan Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, projenin sadece bir ağaçlandırma hamlesi değil, bir "kıtasal direniş sembolü" olduğunu vurguladı.<br />
İşte Oğuz Şahin’in değerlendirmeleriyle Sahra’nın yeşil geleceğine dair öne çıkan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bu Sadece Bir Ağaçlandırma Değil, Bir Ekolojik Devrimdir"</p>

<p>Oğuz Şahin, projenin 2007 yılında Afrika Birliği tarafından başlatıldığını hatırlatarak, hedefin Sahra’nın güney sınırı boyunca 8.000 kilometre uzunluğunda ve 15 kilometre genişliğinde bir bitki örtüsü koridoru oluşturmak olduğunu belirtti. Şahin, projenin önemini şu sözlerle ifade etti:</p>

<p>"Birçok kişi bunu sadece kumları durduracak bir duvar olarak görüyor. Oysa bu, çölleşen toprakları geri kazanmak, biyoçeşitliliği canlandırmak ve yerel halka sürdürülebilir bir yaşam alanı sunmak için kurgulanmış devasa bir ekosistem mühendisliğidir."</p>

<p>Ekonomik ve Sosyal Kalkınmanın Anahtarı</p>

<p>Şahin’e göre projenin başarısı, ekolojik faydalarından ziyade sosyal etkilerinde gizli. Değerlendirmesinde şu kritik noktalara değindi:</p>

<p>İstihdam ve Göç: Yeşil Duvar, bölge halkı için yeni tarım alanları ve iş imkanları yaratarak, iklim değişikliği kaynaklı kitlesel göçlerin önüne geçebilir.</p>

<p>Gıda Güvenliği: Toprak kalitesinin artmasıyla birlikte, bölgedeki milyonlarca insan için sürdürülebilir gıda üretimi hedefleniyor.</p>

<p>Su Yönetimi: Dikilen ağaçlar ve oluşturulan bitki örtüsü, yeraltı sularının korunmasına ve nem dengesinin sağlanmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Karşılaşılan Zorluklar ve "Yerel Katılım" Vurgusu</p>

<p>Gazetemize yaptığı açıklamada projenin önündeki engelleri de gizlemeyen Şahin, finansman sıkıntıları ve bölgesel çatışmaların süreci yavaşlattığını belirtti. Ancak en önemli kriterin "yerel sahiplenme" olduğunu vurguladı:<br />
"Dışarıdan fonlanan ve yerel halkın dahil edilmediği hiçbir çevre projesi kalıcı olamaz. Büyük Yeşil Duvar, ancak köylülerin, çiftçilerin ve yerel toplulukların bu ağaçları kendi gelecekleri olarak görmesiyle tamamlanabilir."</p>

<p>Projenin 2030 Hedefleri</p>

<p>Şahin, değerlendirmesinin sonunda projenin 2030 yılına kadar ulaşmayı planlıyorlar.</p>

<p>Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, Sahra Çölü’ndeki bu mücadelenin tüm dünya için bir laboratuvar görevi gördüğünü belirterek, "Eğer Afrika başarırsa, dünya iklim kriziyle mücadelede umudunu tazeleyecektir," diyerek sözlerini noktaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/sahin-sahra-colune-buyuk-yesil-duvar</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/01/cevre-ve-iklim-degisikligi-uzmani-oguz-sahin.jpeg" type="image/jpeg" length="36920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekoloji Platformu: Atık Plastik İşyerlerinde Çıkan Veya Çıkarılan Yangınları Önlemek Mümkündür!]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ekoloji-platformu-atik-plastik-isyerlerinde-cikan-veya-cikarilan-yanginlari-onlemek-mumkundur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ekoloji-platformu-atik-plastik-isyerlerinde-cikan-veya-cikarilan-yanginlari-onlemek-mumkundur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Plastik atık işyerlerinde defalarca çıkan bu yangınlar için tutulan raporlarda hiç kasıt unsuru bulunmuş mudur?"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>ADANA EKOLOJİ PLATFORMU: </strong>PLASTİK ATIK İTHALATI YASAKLANMALIDIR!</p>
</blockquote>

<p><strong>Adana Ekoloji Platformu, "Atık Plastik İşyerlerinde Çıkan Veya Çıkarılan Yangınları Önlemek Mümkündür!" başlıklı basın açıklaması gerçekleştirdi.</strong></p>

<p>Platform yaptığı yazılı açıklamada; "17 Nisan 2026 Cuma günü Adana Sarıhamzalı’da bulunan bir plastik atık işyerinde büyük bir yangın çıktı. Adana Büyükşehir İtfaiye Müdürlüğü ekipleri Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile birlikte yangını söndürebilmek için saatlerce çalıştı. Yangından yükselen siyah zehirli duman bütün gün çevreye yayıldı" dedi.</p>

<p><strong>Adana Ekoloji Platformu açıklamanın devamında şunları ifade etti;</strong></p>

<p>Adana Valisi ve Seyhan Kaymakamı olay yerine gidip söndürme çalışmalarına nezaret ederek açıklamalarda bulundular. Ölen ve yaralanan olmadığını, yangını söndürebilmek için itfaiye ekiplerinin yoğun bir çalışma içinde olduğunu olay yerindeki basın mensuplarına söylediler. Plastik atık işyerlerinde neden bu kadar sık yangın çıktığı konusunda ise konuşmadılar.</p>

<p>Bu konuda söylenmeyen gerçekleri kamuoyuna açıklamak gerekiyor. Her yıl yüzbinlerce ton plastik atık Avrupa ülkelerinden “ithalat” adı altında Türkiye’ye getirilmekte, bunların büyük çoğunluğu da Mersin limanına, oradan da Adana’ya gelmektedir. “Geri dönüşüm” adı altında bu plastik çöplerin yarısından daha az kısmı plastik atık işletmelerinde işlenip, tekrar ikinci sınıf plastik üretilmekte, işe yaramayan büyük kısmı ise kanallara, derelere dökülmekte, gelişigüzel atılmakta ve son çare olarak ta yakılmaktadır. Plastik atık işletmelerinde bu kadar sık yangın çıkmasının nedeni budur. Bu söylediğimiz gerçek bütün Adanalılar tarafından bilinmektedir ve kayıtları itfaiye belgelerinde bulunmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu konuda kamuoyunda konuşulmayan bir gerçeğin daha belirtilmesi gerekiyor. Plastiğin hammaddesi petroldür, ama plastik sadece petrolden ibaret değildir. Plastiğin birçok çeşidi vardır ve istenilen çeşit plastik elde etmek için içine binlerce sayıda olan kimyasallardan uygun olanlar ilave edilir. İçine karıştırılan bu kimyasal maddeler plastiği daha da tehlikeli hale getirir. Plastik atık yangınlarında atmosfere karışan siyah duman, petrol ve kimyasalların zehirleyici etkisini birlikte taşır. Sadece nefes aldığımız havayı kirletmekle kalmaz, bütün canlılara ve doğaya kalıcı zarar verir.</p>

<p>Her yıl defalarca yaşamak zorunda bırakıldığımız bu yangınlar konusunda şu soruların cevaplarını ısrarla almak istiyoruz:</p>

<p>— Plastik atık işyerleri Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından aldıkları çalışma lisansıyla faaliyetlerini sürdürüyorlar. Bakanlığın Adana İl Müdürlüğü yetkilileri bu işyerlerini yeterince denetliyor mudur? Cevap “evet” ise, bu işyerlerinde neden bu kadar sık yangın çıkmaktadır? İki ihtimal var. Ya iyi denetlenmiyor veya yangınlar kasıtlı çıkarılıyor. Hangisi doğrudur?</p>

<p>— Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü her yangından sonra rapor tutmak zorundadır. Plastik atık işyerlerinde defalarca çıkan bu yangınlar için tutulan raporlarda hiç kasıt unsuru bulunmuş mudur? Bulunmuş ise, savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş mudur? Sonuç ne olmuştur? Yoksa, bütün yangınlardan sonra tutulan raporlarda yangının kendiliğinden çıktığı mı söylenmiştir? Aynı tür işyerlerinde çıkan bu kadar çok yangın hep “kendiliğinden” mi çıkmıştır? Tesadüfün bu kadarı fazla değil midir?</p>

<p>Anayasada temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı açıkça yazmaktadır. Birleşmiş Milletler ve Yüksek Adalet Divanı da aldıkları birçok karar ile çevre kirliliğinin bir insan hakkı ihlali olduğunu ve bütün insanların çevre kirliliğine karşı korunmasının temel insan haklarından olduğunu belirtmişlerdir. Adana’da plastik atık işyerlerinde çıkan veya çıkarılan yangınlara, neden olduğu zehirleyici kirliliğe artık tahammülümüz kalmamıştır. Avrupa ülkelerinin plastik çöplerinin Adana’ya getirilip, yakılmasına son verilmelidir. Yüzyıllardır devam eden sömürgeciliğin bu şekilde sürdürülmesinin, ülkemizin buna sahne olmasının ayıbı buna izin verenlerin üzerindedir. “Sıfır atık” kampanyası düzenleyen siyasi iktidar konuyu tekrar düşünmelidir. Bu yıl Kasım ayında Antalya’da yapılacak olan Birleşmiş Milletler COP31 toplantısına Türkiye ev sahipliği yapacaktır. Milyonlarca ton “atık” adı altında çöp ithal eden bir ülke, bu durumu uluslararası camiaya nasıl izah edecektir?</p>

<p>Yetkilileri uyarıyor ve talep ediyoruz:</p>

<p>PLASTİK ATIK İTHALATI YASAKLANMALIDIR!</p>

<p>18 Nisan 2026</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ekoloji-platformu-atik-plastik-isyerlerinde-cikan-veya-cikarilan-yanginlari-onlemek-mumkundur</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-18-134324.png" type="image/jpeg" length="26772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsan Hakları ve Doğanın Hakları Olmadan Sürdürülebilir Kalkınma Mümkün mü?]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/insan-haklari-ve-doganin-haklari-olmadan-surdurulebilir-kalkinma-mumkun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/insan-haklari-ve-doganin-haklari-olmadan-surdurulebilir-kalkinma-mumkun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Farid Lamara: İnsan hakları ve doğanın hakları, gerçek anlamda sürdürülebilir kalkınmanın temel taşlarıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p>Farid Lamara tarafından kaleme alınan kapsamlı bilimsel çalışma, sürdürülebilir kalkınma tartışmalarına yeni bir perspektif getiriyor. Agence Française de Développement (AFD) bünyesinde hazırlanan makale, insan hakları ile doğanın haklarının birlikte ele alınmadığı bir kalkınma modelinin başarısızlığa mahkûm olduğunu ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h2>2030 Gündemi: Hedefler Var, Ama Yeterli Değil</h2>

<p>2015 yılında Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin oy birliğiyle kabul ettiği sürdürülebilir kalkınma gündemi, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SKH) ve 169 alt hedefle küresel bir yol haritası çizdi. Bu çerçeve, Ortak Geleceğimiz’nda tanımlanan “gelecek nesilleri riske atmadan bugünün ihtiyaçlarını karşılama” ilkesine dayanıyor.</p>

<p>Ancak dikkat çekici bir eksiklik var:<br />
Hiçbir hedef doğrudan insan haklarına ayrılmış değil.</p>

<p>Buna rağmen uzmanlara göre insan hakları, hedeflerin büyük çoğunluğunun temelini oluşturuyor. Nitekim Danimarka İnsan Hakları Enstitüsü verilerine göre SKH hedeflerinin %92’si uluslararası insan hakları hukukuna dayanıyor. Ayrıca BM Genel Kurulu’nun 2022’de sağlıklı çevreyi bir insan hakkı olarak tanıması, ekolojik kriz ile haklar arasındaki bağı daha da görünür hale getirdi.</p>

<h2>“Güçlü Sürdürülebilirlik” Vurgusu</h2>

<p>Makale, sürdürülebilir kalkınma anlayışındaki iki yaklaşımı karşılaştırıyor:</p>

<ul>
 <li><strong>Zayıf sürdürülebilirlik:</strong> Doğal kaynakların yerine yenilerinin konabileceği varsayımı</li>
 <li><strong>Güçlü sürdürülebilirlik:</strong> Doğanın ikame edilemez olduğu ve korunması gerektiği yaklaşımı</li>
</ul>

<p>Lamara’ya göre gerçek çözüm, güçlü sürdürülebilirlikte yatıyor. Bu yaklaşım üç temel ilkeye dayanıyor:</p>

<ul>
 <li>Doğanın sınırlı olduğu gerçeği</li>
 <li>Sosyal adaletin zorunluluğu</li>
 <li>Ekonomik büyümenin sınırları</li>
</ul>

<p>Bu çerçevede doğanın yalnızca korunması gereken bir varlık değil, <strong>hukukun öznesi</strong> olarak tanınması gerektiği vurgulanıyor. Dünya genelinde doğanın haklarını tanıyan 650’den fazla girişim bulunması da bu yaklaşımın yükselişte olduğunu gösteriyor.</p>

<h2>Ekolojik Kriz, İnsan Haklarını Aşındırıyor</h2>

<p>AFD’nin araştırmaları ve uluslararası konferanslardan elde edilen bulgular, insan kaynaklı ekolojik krizin sadece çevresel değil, aynı zamanda <strong>derin bir hak ihlali krizi</strong> yarattığını ortaya koyuyor.</p>

<p>En çok etkilenen gruplar ise:</p>

<ul>
 <li>Kadınlar</li>
 <li>Çocuklar</li>
 <li>Yerli halklar</li>
 <li>Göçmenler ve yerinden edilmiş kişiler</li>
 <li>Çevre ve insan hakları savunucuları</li>
</ul>

<p>Bu süreçte yalnızca yaşam, sağlık ve gıda hakkı gibi temel haklar değil; katılım, bilgi edinme ve adalet arama gibi usule ilişkin haklar da zayıflıyor.</p>

<h2>Gezegenin Sınırları Aşıldı</h2>

<p>Bilimsel verilere göre dünyada tanımlanan 9 gezegen sınırından 7’si aşılmış durumda. Bu durum yalnızca doğayı değil, doğrudan insan yaşamını etkiliyor.</p>

<p>Öne çıkan sonuçlar:</p>

<ul>
 <li>Hava kirliliği her yıl <strong>4 milyondan fazla insanın ölümüne</strong> neden oluyor</li>
 <li>Kimyasal kirlilik kanser ve kronik hastalıkları artırıyor</li>
 <li>İklim değişikliği, yetersiz beslenme ve su krizi erken ölümleri tetikliyor</li>
</ul>

<p>Bu etkiler özellikle yoksul toplumlarda daha yıkıcı sonuçlar doğuruyor.</p>

<h2>Eşitsizlik Krizin Merkezinde</h2>

<p>Makale, ekolojik krizin arkasındaki temel itici gücün <strong>küresel eşitsizlik</strong> olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>2025 verilerine göre:</p>

<ul>
 <li>En yoksul %50, emisyonların sadece %10’undan sorumlu</li>
 <li>En zengin %1, toplam emisyonların %41’ini oluşturuyor</li>
</ul>

<p>Üstelik en az sorumluluğu olan kesimler, krizden en fazla zarar gören gruplar.</p>

<p>Gelir dağılımında da tablo çarpıcı:<br />
Dünya nüfusunun en zengin %10’u, kalan %90’dan daha fazla gelire sahip.</p>

<h2>2030 Hedefleri Alarm Veriyor</h2>

<p>Birleşmiş Milletler’in 2025 raporuna göre:</p>

<ul>
 <li>Hedeflerin sadece %18’i istenen yolda ilerliyor</li>
 <li>%66’sında ilerleme sınırlı ya da gerileme var</li>
</ul>

<p>Özellikle şu alanlarda başarısızlık riski yüksek:</p>

<ul>
 <li>Yoksulluk</li>
 <li>Cinsiyet eşitliği</li>
 <li>Suya erişim</li>
 <li>Adalet ve kurumlar</li>
</ul>

<p>Bu tablo, sürdürülebilir kalkınma politikalarında <strong>adaletin yeterince merkezde olmadığını</strong> gösteriyor.</p>

<h2>Demokratik Gerileme de Engelleyici</h2>

<p>Makale yalnızca ekonomik ve çevresel değil, siyasi faktörlere de dikkat çekiyor.</p>

<p>CIVICUS Monitor verilerine göre dünya nüfusunun sadece %7,2’si açık ya da kısmen özgür bir kamusal alanda yaşıyor. Geri kalan büyük çoğunluk ise baskı altında veya kapalı sistemlerde bulunuyor.</p>

<p>Bu durum:</p>

<ul>
 <li>Gazetecilerin</li>
 <li>Aktivistlerin</li>
 <li>Barışçıl protestocuların</li>
</ul>

<p>baskı altına alınmasıyla kendini gösteriyor ve sürdürülebilir kalkınmayı doğrudan sekteye uğratıyor.</p>

<h2>Çözüm: İnsan ve Doğa Haklarının Birlikte Ele Alınması</h2>

<p>Lamara’nın çalışmasına göre çözüm açık:<br />
İnsan hakları ile doğanın haklarını birlikte ele alan, <strong>ekosantrik</strong> bir yaklaşım benimsenmeli.</p>

<p>Bu yaklaşım:</p>

<ul>
 <li>Hesap verebilirliği artırıyor</li>
 <li>Sosyal ve çevresel adaleti güçlendiriyor</li>
 <li>Vatandaş katılımını genişletiyor</li>
</ul>

<p>Ayrıca Uluslararası Doğa Koruma Birliği kararları ve biyolojik çeşitlilik zirvelerinde alınan kararlar da bu yönelimi destekliyor.</p>

<h2>Sonuç: Gelecek İçin “Simbiyoz” Şart</h2>

<p>Makale, insan hakları ile doğanın hakları arasında karşılıklı bir güçlendirme ilişkisi olduğunu vurguluyor. Buna göre:</p>

<blockquote>
<p>İnsan hakları doğayı korumadan sürdürülemez, doğa da insan hakları güvence altına alınmadan korunamaz.</p>
</blockquote>

<p>Bu nedenle sürdürülebilir kalkınma politikalarının merkezine yalnızca ekonomik büyüme değil, <strong>yaşamın bütününü kapsayan hak temelli bir anlayışın</strong> yerleştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/insan-haklari-ve-doganin-haklari-olmadan-surdurulebilir-kalkinma-mumkun-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-17-092159.png" type="image/jpeg" length="17358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana’da Geri Dönüşüm Fabrikasında Yangın ve Patlama Paniği]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adanada-geri-donusum-fabrikasinda-yangin-ve-patlama-panigi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adanada-geri-donusum-fabrikasinda-yangin-ve-patlama-panigi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sarıhamzalı Mahallesi’nde bulunan bir geri dönüşüm tesisinde çıkan yangına çok sayıda ekip müdahale ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto"><strong>Seyhan’da yükselen alevler mahalleyi sardı, ekipler seferber oldu</strong></section>

<section dir="auto">
<p>Adana’da sabah saatlerinde çıkan fabrika yangını, kısa sürede büyüyerek patlama sesleriyle birlikte paniğe neden oldu. Sarıhamzalı Mahallesi’nde bulunan bir geri dönüşüm tesisinde çıkan yangına çok sayıda ekip müdahale ediyor.</p>

<h3><strong>Alevler kısa sürede yayıldı, patlama sesleri duyuldu</strong></h3>

<p>Adana’nın Seyhan ilçesinde bulunan geri dönüşüm fabrikasında sabah saatlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Plastik ve kimyasal atıkların bulunduğu tesiste başlayan yangın, kısa sürede büyüyerek fabrikanın büyük bölümünü sardı.</p>

<p>Yangın sırasında art arda patlama seslerinin duyulması çevrede büyük korkuya yol açtı. Olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edilirken, ekiplerin yangını kontrol altına alma çalışmaları sürüyor.</p>

<h3><strong>Güvenlik önlemleri artırıldı</strong></h3>

<p>Yangının yayılma riskine karşı çevrede geniş güvenlik önlemleri alındı. Polis ekipleri, vatandaşları bölgeden uzaklaştırarak olası bir faciayı önlemeye çalıştı. Yoğun duman nedeniyle çevre mahallelerde hava kalitesinin ciddi şekilde etkilendiği bildirildi.</p>

<h3><strong>“Adana plastik çöple boğuluyor” uyarısı yeniden gündemde</strong></h3>

<p>Yaşanan yangın, kentte uzun süredir tartışma konusu olan plastik atık ve geri dönüşüm tesisleri sorununu bir kez daha gündeme taşıdı. Daha önce yapılan açıklamalarda, Adana’nın özellikle Avrupa’dan gelen plastik atıklarla ciddi bir çevre yükü altında olduğu vurgulanmıştı.</p>

<p>Açıklamalarda şu ifadelere yer verilmişti:</p>

<blockquote>
<p>“Yaşadığımız mahalleler her geçen gün daha fazla kirletiliyor. Fabrikaların yaydığı zehirli gazları solumaktan hasta olduk. Kasten çıkarılan yangınların ortasında yaşamaya zorlanıyoruz.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Avrupa’dan gelen atıklar ve “çöp ithalatı” tartışması</strong></h3>

<p>Çevre aktivistleri ve bölge halkı, Türkiye’ye her yıl yüz binlerce ton plastik atık ithal edildiğini, bunun önemli bir bölümünün Adana’ya yönlendirildiğini belirtiyor.</p>

<p>İngiltere, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerden gelen plastik atıkların “geri dönüşüm” adı altında kabul edildiği, ancak büyük kısmının doğaya bırakıldığı ya da yakıldığı iddia ediliyor. Bu durumun hem çevre hem de halk sağlığı açısından ciddi riskler yarattığı ifade ediliyor.</p>

<h3>“Zehirli dumanları çocuklarımız soluyor”</h3>

<p>Özellikle geçmişte yaşanan yangınlara dikkat çekilen açıklamalarda, zehirli gazların çocuklar ve yaşlılar üzerinde ağır etkiler yarattığı vurgulandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Zehirli dumanlar Adana’nın dört bir yanından görüldü. Bu dumanları en çok çocuklarımız soludu. Solunan zehirler vücutta birikiyor.”</p>
</blockquote>

<p>Bilimsel çalışmalara da atıf yapılan değerlendirmelerde, mikroplastiklerin insan kanında, akciğerlerde ve beyin dokusunda biriktiğinin tespit edildiği hatırlatıldı.</p>

<h3>Yetkililere çağrı: Denetim ve yasak talebi</h3>

<p>Bölge halkı ve çevre örgütleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara çağrıda bulunarak şu talepleri dile getirdi:</p>

<ul>
 <li>Plastik atık ithalatının yasaklanması</li>
 <li>Geri dönüşüm tesislerinin sıkı denetlenmesi</li>
 <li>Mahallelerde kapsamlı sağlık taramaları yapılması</li>
 <li>Çevreyi kirleten işletmelere yaptırım uygulanması</li>
</ul>

<p>Açıklamada ayrıca, “Avrupa ülkelerinin çöplerini Türkiye’ye göndermesinin ekolojik sömürgecilik olduğu” vurgulanarak, “Adana Avrupa’nın çöplüğü değildir” ifadeleri öne çıktı.</p>

<h3>Yangın sürüyor, inceleme başlatılacak</h3>

<p>Ekiplerin yangını kontrol altına alma çalışmaları sürerken, olayın çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatılması bekleniyor. Yetkililerin gün içinde detaylı bir açıklama yapması öngörülüyor.</p>

<p>Bölgedeki gelişmeler yakından takip ediliyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adanada-geri-donusum-fabrikasinda-yangin-ve-patlama-panigi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-17-083529.png" type="image/jpeg" length="83097"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ESKİŞEHİR’DE “ESKİ DEVLET HASTANESİ” TEPKİSİ: “SATILMASIN, HALKA KALSIN”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/eskisehirde-eski-devlet-hastanesi-tepkisi-satilmasin-halka-kalsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/eskisehirde-eski-devlet-hastanesi-tepkisi-satilmasin-halka-kalsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Sadık Yurtman, eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasına tepki göstererek, alanın yeniden hastane ya da kamusal alan olarak değerlendirilmesini istedi.</strong></p>

<p>Eskişehir’de Yenidoğan Mahallesi’nde bulunan eski Devlet Hastanesi arazisinin satışa açılmasının önünü açan karar kamuoyunda tartışma yarattı. Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Sadık Yurtman, 16-17 Mart 2026 tarihlerinde Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 44 bin metrekarelik alanın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kapsamına alınmasına tepki gösterdi.</p>

<p>Yurtman, söz konusu alanın yıllarca kentin sağlık yükünü taşıdığını hatırlatarak, “Şehrimizin merkezinde, halkın kolaylıkla ulaşabildiği bu alanın ranta açılmasını kabul etmiyoruz. Burası herhangi bir şahsa ait değil, Eskişehir halkının ortak değeridir” dedi.</p>

<p><strong>“NEDEN SATILIYOR?”</strong></p>

<p>Kararın gerekçesini sorgulayan Yurtman, kamuya ait bu büyüklükteki bir alanın ticari projelere açılmasının kent yararına olmadığını vurguladı.</p>

<p><strong>“TALEBİMİZ NET”</strong></p>

<p>Dernek olarak taleplerini sıralayan Yurtman, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Arazinin özelleştirme kapsamından çıkarılması,</li>
 <li>Bölgenin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde en az 750 yataklı devlet hastanesi olarak yeniden planlanması,</li>
 <li>Hastane yapılmayacaksa alanın yalnızca park veya sosyal donatı alanı olarak halkın kullanımına açılması.</li>
</ul>

<p><strong>“DEPREM GERÇEĞİ GÖZ ARDI EDİLİYOR”</strong></p>

<p>Deprem riskine dikkat çeken Yurtman, bu tür geniş kamu arazilerinin aynı zamanda toplanma ve lojistik alan olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Bu alanı betonlaşmaya açmak Eskişehir’in geleceğine zarar verir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>İMZA KAMPANYASI BAŞLATILIYOR</strong></p>

<p>Karara karşı mücadele edeceklerini belirten Yurtman, başlatılacak imza kampanyasıyla Eskişehirlilerin iradesini yetkililere ulaştıracaklarını söyledi.</p>

<p>“Bu karar geri çekilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Eskişehir halkı kendi malına sahip çıkacaktır” diyen Yurtman, yetkililere çağrıda bulunarak eski Devlet Hastanesi’nin yeniden hizmete açılmasını talep etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/eskisehirde-eski-devlet-hastanesi-tepkisi-satilmasin-halka-kalsin</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/devlet-hastanesi-basinpeg.jpeg" type="image/jpeg" length="61645"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin’de Varto İçin Bir Araya Geldiler: “Doğamızı ve Geleceğimizi Ranta Teslim Etmeyeceğiz”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/mersinde-varto-icin-bir-araya-geldiler-dogamizi-ve-gelecegimizi-ranta-teslim-etmeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/mersinde-varto-icin-bir-araya-geldiler-dogamizi-ve-gelecegimizi-ranta-teslim-etmeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Bizler Mersin’de yaşıyor olsak da acılarımız, duygularımız ve düşlerimiz Varto’da yaşamaktadır. Varto bizim ana kucağımızdır. Gönül dünyamıza dokunmayın.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p><strong>Mersin’de yaşayan Varto’lular, Muş’un Varto ilçesinde planlanan jeotermal kaynak arama ve santral projesine karşı bir araya gelerek sert tepki gösterdi.</strong> Mersin Varto Kültür ve Dayanışma Derneği öncülüğünde yapılan açıklamada, projenin doğaya, tarıma ve bölge halkına geri dönüşü olmayan zararlar vereceği vurgulandı.</p>
</blockquote>

<h3><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 14.07.56" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140756.jpeg" width="1600" /></h3>

<h3><strong>Mersin’de Varto İçin Bir Araya Geldiler</strong></h3>

<p>Mersin’in Akdeniz ilçesinde bulunan Özgür Çocuk Parkı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasına; ekolojistler, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti ve sendika temsilcileri de destek verdi.</p>

<p>Açıklamayı dernek üyesi Güler Bingöl okudu. Bingöl, konuşmasına doğa savunucularına ve katılımcılara teşekkür ederek başladı.</p>

<h3><strong>“16 Köyü Kapsayan Proje Büyük Tehdit”</strong></h3>

<p>Açıklamada, Varto ilçesi sınırları içerisinde 16 köyü kapsayan alanda, Amerikan şirketi İGNİS Enerji A.Ş. tarafından jeotermal kaynak arama ve santral projesi için sondaj çalışması yapılmak istendiği belirtildi.</p>

<p>Dernek üyeleri, bu projeye kesin bir şekilde karşı olduklarını ifade ederek şu gerekçeleri sıraladı:</p>

<ul>
 <li>Yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirlenme ve tükenme riski</li>
 <li>Mera, tarım arazileri ve ormanların şirketlerin kullanımına açılması</li>
 <li>Bölgenin temel geçim kaynakları olan hayvancılık ve küçük ölçekli tarımın zarar görmesi</li>
</ul>

<h3><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 14.07.54" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140754.jpeg" width="1600" /></h3>

<h3><strong>Deprem Riski ve Fay Hatlarına Dikkat Çekildi</strong></h3>

<p>Açıklamada, Karlıova ile birlikte aktif fay hatlarının kesişim noktasında bulunan Varto’nun geçmişte büyük depremler yaşadığı hatırlatıldı.</p>

<p>1946 ve 1966 yıllarında meydana gelen yıkıcı depremlere dikkat çekilerek, jeotermal sondaj faaliyetlerinin mevcut deprem riskini artırabileceği vurgulandı.</p>

<h3><strong>“ÇED Süreci Şeffaf Yürütülmedi”</strong></h3>

<p>Dernek üyeleri, projenin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin şeffaf yürütülmediğini ve halkın sürece dahil edilmediğini belirtti.</p>

<p>ÇED raporu alınmadan ruhsat verilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilerek, projenin kamu yararı taşımadığı, aksine “yabancı sermayeye rant sağlama” amacı güttüğü dile getirildi.</p>

<h3><strong>“Bir Göç Dalgası Daha Yaşanabilir”</strong></h3>

<p>Ekolojik dengenin bozulmasının, bölgede yeni bir göç dalgasını tetikleyebileceği uyarısı yapılan açıklamada, doğanın tahribatının sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal sonuçlar da doğuracağı ifade edildi.</p>

<h3><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 14.07.53" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140753.jpeg" width="1600" /></h3>

<h3><strong>“Varto Bizim Gönül Dünyamız”</strong></h3>

<p>Mersin’de yaşayan Varto’lular, memleketleriyle bağlarının kopmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Bizler Akdeniz’in incisi Mersin’de yaşıyor olsak da acılarımız, duygularımız ve düşlerimiz Varto’da yaşamaktadır. Varto bizim ana kucağımızdır. Gönül dünyamıza dokunmayın.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Taleplerini Sıraladılar</strong></h3>

<p>Basın açıklamasında derneğin talepleri şu şekilde sıralandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol>
 <li>Varto’da planlanan tüm jeotermal enerji projeleri ve ÇED süreçlerinin iptal edilmesi</li>
 <li>Köyleri kapsayan maden ve enerji ruhsatlarının iptal edilerek alanların koruma altına alınması</li>
 <li>Mera, tarım ve içme suyu kaynaklarının şirketlere devredilmemesi</li>
 <li>Bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınması</li>
 <li>Halkın iradesini yok sayan idari kararların geri çekilmesi</li>
</ol>

<h3><strong>“Doğamızı Savunmaya Devam Edeceğiz”</strong></h3>

<p>Açıklamanın sonunda, Türkiye’nin farklı bölgelerinde doğa mücadelesi veren topluluklara da selam gönderildi. Karadeniz, Munzur, Kazdağları ve Akbelen’de süren çevre direnişlerinin haklılığına vurgu yapıldı.</p>

<p>Mersin Varto Kültür ve Dayanışma Derneği, “Ellerinizi doğamızdan, suyumuzdan ve toprağımızdan çekin” diyerek kamuoyuna çağrıda bulundu.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/mersinde-varto-icin-bir-araya-geldiler-dogamizi-ve-gelecegimizi-ranta-teslim-etmeyecegiz</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140645.jpeg" type="image/jpeg" length="53795"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oğuz ŞAHİN:"Dünya Su Geliştirme Raporu 2026, Türkiye Su Stresi Altında"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/oguz-sahindunya-su-gelistirme-raporu-2026-turkiye-su-stresi-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/oguz-sahindunya-su-gelistirme-raporu-2026-turkiye-su-stresi-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BM 2026 Dünya Su Geliştirme Raporu'nun bu yılki ana teması olan "Su ve Cinsiyet" (Water and Gender) ekseninde şekillenen bulgular, su yönetimindeki adaletsizliklerin ve iklim krizinin toplumsal etkilerini gözler önüne serdi. Raporu gazetemiz için değerlendiren Kent, Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin, Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde "kritik eşiğe" yaklaştığı uyarısında bulundu.</p>

<p>"Suyun Davranışları Artık Öngörülemez"</p>

<p>Oğuz Şahin, küresel su döngüsünün bozulduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:<br />
Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan Dünya Su Geliştirme Raporu 2026, küresel ölçekte su kaynaklarının hızla azaldığını ve özellikle iklim değişikliğinin etkisiyle “su stresi” yaşayan ülkelerin sayısının arttığını ortaya koydu. Raporda Türkiye de su riski yüksek ülkeler arasında yer aldı.</p>

<p><br />
"Bir tarafta ani ve yıkıcı taşkınlar, diğer tarafta ise aylarca süren ekstrem kuraklıklar... Suyun davranışları artık hidrolojik modellerle öngörülemez hale geldi. Bu durum sadece doğayı değil; tarımı, enerjiyi ve kent yaşamını doğrudan tehdit ediyor. Türkiye'de kişi başına düşen su miktarı 1.310 metreküp seviyelerine gerilemiş durumda. Bu, su fakiri bir ülke olma yolunda hızla ilerlediğimizi gösteriyor."</p>

<p>Türkiye İçin "Yeni Su Siyaseti" Çağrısı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BM raporunun sunduğu verilerin Türkiye için bir "erken uyarı" niteliği taşıdığını vurgulayan Şahin, çözüm için yapısal değişikliklerin şart olduğunu belirtti. Şahin, özellikle şehir planlamasında ve tarımda köklü bir değişim gerektiğini savundu:</p>

<p>Vahşi Sulamaya Son: Tarımda yer altı sularını bitirme noktasına getiren geleneksel yöntemlerden acilen vazgeçilmeli.</p>

<p>Kentsel Altyapı: Kentlerdeki kayıp-kaçak oranları iklim değişikliğine dirençli hale getirilmeli.</p>

<p>Adil Yönetim: BM raporunun da vurguladığı gibi, suya erişimde toplumsal eşitlik gözetilmeli ve su yönetimi havza ölçekli planlanmalı.</p>

<p>"İklim Göçü ve Sosyal Riskler"</p>

<p>İklim değişikliğinin en ağır sonucunun "iklim göçü" olacağını hatırlatan Şahin, "Suya erişimin zorlaştığı bölgelerde sosyal doku bozuluyor. 2026 raporu bize suyun sadece musluktan akan bir sıvı olmadığını, barışın ve toplumsal istikrarın temeli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/oguz-sahindunya-su-gelistirme-raporu-2026-turkiye-su-stresi-altinda</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/01/cevre-ve-iklim-degisikligi-uzmani-oguz-sahin.jpeg" type="image/jpeg" length="77681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ASM Çalışanlarından “Yeşil Yarınlara” Fidan Dikme Seferberliği]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/asm-calisanlarindan-yesil-yarinlara-fidan-dikme-seferberligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/asm-calisanlarindan-yesil-yarinlara-fidan-dikme-seferberligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ASM çalışanları, 5 Nisan tarihinde “Yeşil Yarınlara” sloganıyla fidan dikme etkinliği başlattıklarını kamuoyuna duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Sağlık Emekçileri Doğa İçin Harekete Geçti</strong></h2>

<p>Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) görev yapan grup elemanları, sağlık hizmeti sunumunun ötesine geçen toplumsal sorumluluk anlayışıyla anlamlı bir çevre etkinliğine imza attı. ASM çalışanları, 5 Nisan tarihinde “Yeşil Yarınlara” sloganıyla fidan dikme etkinliği başlattıklarını kamuoyuna duyurdu.</p>

<h3><strong>“Toplum Sağlığı Çevreyle Bir Bütündür”</strong></h3>

<p>ASM grup elemanları tarafından yapılan açıklamada, toplum sağlığını koruma ve geliştirme görevlerinin yalnızca sağlık hizmetleriyle sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Açıklamada, daha yaşanabilir bir çevre bırakma bilinciyle hareket edildiği vurgulanarak, dikilen her bir fidanın doğaya katkı sunacağı, geleceğe nefes ve insanlığa umut olacağı ifade edildi.</p>

<h3><strong>Zorluklara Rağmen Toplumsal Sorumluluk Vurgusu</strong></h3>

<p>Sağlık sisteminin önemli bir parçası olan ASM çalışanları, büyük bir özveriyle görev yaptıklarını ancak çalışma koşulları ve özlük hakları konusunda çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi. Buna rağmen, mesleki sorumluluklarının yanı sıra toplumsal fayda üretmeye devam etme kararlılıklarını sürdürdüklerinin altı çizildi.</p>

<h3><strong>“Bu Etkinlik Dayanışmanın ve Umudun Simgesidir”</strong></h3>

<p>Gerçekleştirilen fidan dikme etkinliğinin yalnızca çevre duyarlılığıyla sınırlı olmadığına dikkat çekilen açıklamada, bu girişimin aynı zamanda emeğin, dayanışmanın ve geleceğe olan inancın güçlü bir göstergesi olduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Topluma Çağrı: “Doğaya Sahip Çıkalım”</strong></h3>

<p>ASM çalışanları, yetkililere, kurumlara ve tüm vatandaşlara çağrıda bulunarak bu anlamlı harekete destek verilmesini istedi. Açıklamada, daha yeşil ve yaşanabilir bir gelecek için herkesin doğaya sahip çıkması ve ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p><strong>Kamuoyuna saygıyla duyuruldu.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/asm-calisanlarindan-yesil-yarinlara-fidan-dikme-seferberligi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-06-at-103559.jpeg" type="image/jpeg" length="53692"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oğuz Şahin: Sürdürülebilirlik Bütünsel Bir Vizyon Gerektiriyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/oguz-sahin-surdurulebilirlik-butunsel-bir-vizyon-gerektiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/oguz-sahin-surdurulebilirlik-butunsel-bir-vizyon-gerektiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kent, Çevre ve Yerel Yönetimler Uzmanı Oğuz ŞAHİN, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir kavram olmadığını, ekonomik, sosyal ve yönetsel boyutlarıyla birlikte ele alınması gereken bütünsel bir vizyon olduğunu vurguladı. Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Şahin, günümüzde yaşanan iklim krizi, su kıtlığı ve hızlı kentleşme gibi sorunların, parçacı yaklaşımlarla çözülemeyeceğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Şahin, sürdürülebilirliğin temelinde “denge” kavramının yer aldığını belirterek, “Doğal kaynakların korunması ile ekonomik kalkınma arasında sağlıklı bir denge kurulmadığı sürece, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmamız mümkün değildir. Bu nedenle sürdürülebilirlik, yalnızca bugünü değil, geleceği de planlayan bir yönetim anlayışıdır” dedi.</p>

<p><br />
Yerel yönetimlerin bu süreçte kritik bir rol üstlendiğini ifade eden Şahin, şehirlerin sürdürülebilirlik politikalarının uygulama alanı olduğunu belirtti. “Enerji verimliliği, atık yönetimi, su tasarrufu, yeşil alanların artırılması ve toplu ulaşım gibi konular, doğrudan yerel yönetimlerin sorumluluğundadır. Ancak bu çalışmaların başarılı olması için merkezi yönetim, özel sektör ve vatandaşların birlikte hareket etmesi gerekir” şeklinde konuştu.</p>

<p><br />
Sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca teknik çözümlerle sağlanamayacağını da dile getiren Şahin, toplumsal bilinç ve eğitim konusuna dikkat çekti. “Sürdürülebilirlik bir yaşam biçimidir. Bireylerin günlük hayatlarında yapacakları küçük değişiklikler bile büyük etkiler yaratabilir. Su tasarrufu, enerji kullanımı, geri dönüşüm alışkanlıkları bu sürecin temel taşlarıdır” ifadelerini kullandı.<br />
Son olarak, Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmesi için uzun vadeli ve entegre politikalar geliştirmesi gerektiğini belirten Şahin, “Bütüncül bir vizyonla hareket edildiğinde, hem çevresel riskleri azaltabilir hem de ekonomik fırsatlar yaratabiliriz. Sürdürülebilirlik, aslında bir zorunluluk değil, aynı zamanda güçlü bir kalkınma aracıdır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/oguz-sahin-surdurulebilirlik-butunsel-bir-vizyon-gerektiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/01/cevre-ve-iklim-degisikligi-uzmani-oguz-sahin.jpeg" type="image/jpeg" length="97440"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'in Geleceği Tehdit Altında: Alpagut-Atalan Maden Projesine Karşı Büyük Direniş]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/eskisehirin-gelecegi-tehdit-altinda-alpagut-atalan-maden-projesine-karsi-buyuk-direnis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/eskisehirin-gelecegi-tehdit-altinda-alpagut-atalan-maden-projesine-karsi-buyuk-direnis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ESKİŞEHİR – </strong>Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER), Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır A.Ş. tarafından Tepebaşı ve Mihalgazi ilçelerinde kurulması planlanan Alpagut-Atalan Altın-Gümüş Madeni Projesi'ne karşı kamuoyunu uyardı. Yaklaşık 20 bin dönümlük devasa bir alanı kapsayan proje, bölgenin ekosistemini, tarımsal üretimini ve halk sağlığını geri dönülemez bir yıkımla karşı karşıya bırakıyor.</p>

<p></p>

<h2>Devasa Bir Yıkım Planı: 2.450 Futbol Sahası Büyüklüğünde Ruhsat Alanı</h2>

<p>Hazırlanan teknik rapora göre, maden projesi Eskişehir'in akciğerleri sayılan ormanlık alanlarda 2.450 futbol sahası büyüklüğünde bir ruhsat alanını kapsıyor. Projenin hayata geçmesi durumunda 100 binden fazla ağacın kesileceği ve bölgedeki nadir mikroklima özelliğine sahip ekosistemin tamamen çökeceği belirtiliyor. Maden ocağının derinliğinin 500 metreye (yaklaşık 160 katlı bir bina yüksekliği) ulaşacak olması, coğrafi yapının nasıl bir tahribata uğrayacağını gözler önüne seriyor.</p>

<p></p>

<h3>Siyanür Tehdidi ve Su Krizi</h3>

<p>Projede kullanılacak olan "Siyanürlü Yığın Liç" yöntemi, en büyük endişe kaynağını oluşturuyor. 10 yıl boyunca açık havada sürdürülecek olan bu işlem sırasında:</p>

<p>• Yıllık 9,4 milyon ton su tüketilmesi planlanıyor. Bu miktar, kuraklıkla mücadele eden Eskişehir için sürdürülemez bir yük olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>• Siyanür gazının havaya karışması ve ağır metallerin (arsenik, kurşun, çinko) yeraltı sularına sızma riski, Sakarya Nehri ve çevresindeki tüm yerleşim yerlerini tehdit ediyor.</p>

<p>• Erzincan İliç'te yaşanan facianın bir benzerinin Eskişehir'de yaşanmasından korkuluyor.</p>

<p></p>

<h2>Tarım ve Hayvancılığın Sonu mu Geliyor?</h2>

<p>Eskişehir, Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerin sebze-meyve ihtiyacının %20'sini karşılayan bölge, maden projesiyle üretim yeteneğini kaybetme riskiyle karşı karşıya. ESÇEVDER raporunda, İliç örneğine dikkat çekilerek, maden faaliyetleri sonrası sığır varlığının 240 binden 6 bine düştüğü hatırlatılıyor. Benzer bir kaderin Eskişehirli çiftçileri ve besicileri beklediği vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h2>Kritik Dönemeç: 20 Nisan Bilirkişi Keşfi</h2>

<p>"ÇED Olumlu" kararına karşı Tepebaşı Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, TEMA Vakfı, Eskişehir Barosu ve ESÇEVDER tarafından açılan davalarda kritik bir aşamaya gelindi. Mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyeti, 20 Nisan 2026 Pazartesi günü bölgede incelemelerde bulunacak.</p>

<p></p>

<p><strong>ESÇEVDER</strong>, bilirkişi keşfi öncesinde yaptığı çağrıda şu talepleri sıraladı:</p>

<p>1 Projenin yürütmesinin derhal durdurulması.</p>

<p>2 Eksik olan "Sağlık Etki Değerlendirmesi"nin bağımsız kuruluşlarca yapılması.</p>

<p>3 Tüm meslek odalarının ve yerel halkın hukuki sürece dahil edilmesi.</p>

<p></p>

<h2>"Eskişehir'i Maden Çöplüğüne Dönüştürmeyeceğiz"</h2>

<p>Eskişehir topraklarının %71'inin maden ruhsatlı olduğuna dikkat çeken çevreciler, "Madenciliğe değil, yanlış yerde ve yanlış yöntemle yapılan madenciliğe karşıyız" diyerek mücadelelerini sürdüreceklerini belirttiler. "Tek bir ağacı bile kestirmeyeceğiz" sloganıyla yola çıkan platform, tüm Eskişehirlileri şehrin geleceğine sahip çıkmaya davet etti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) Kamuoyu Bilgilendirme <a href="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/doc-20260404-wa0001-1-compressed.pdf" rel="nofollow"><strong>Raporu </strong></a>(Nisan 2026)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/eskisehirin-gelecegi-tehdit-altinda-alpagut-atalan-maden-projesine-karsi-buyuk-direnis</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/remzi-yaziccvvvvvv.png" type="image/jpeg" length="40129"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
