<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habere Güven</title>
    <link>https://www.habereguven.com</link>
    <description>Habere Güven; Türkiye ve dünyadan son dakika haberler, güncel gelişmeler, analizler ve özel dosyalarla güvenilir, hızlı ve bağımsız habercilik sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habereguven.com/rss/cocuk" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 22 Aug 2026 23:12:13 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/rss/cocuk"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[X-Men ’97’nin 2. sezonu: Mutantlar bu kez zamanın ve uzayın içinde savaşıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/x-men-97nin-2-sezonu-mutantlar-bu-kez-zamanin-ve-uzayin-icinde-savasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/x-men-97nin-2-sezonu-mutantlar-bu-kez-zamanin-ve-uzayin-icinde-savasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlk sezonun finalinde dağılan X-Men ekibi, bu kez yalnızca farklı coğrafyalarda değil, farklı zaman dilimlerinde de mücadele etmek zorunda kalıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>Muhteşem retro animasyonu, nefes kesen aksiyon sahneleri, yüksek konseptli hikâyesi ve güçlü duygusal çatışmalarıyla X-Men ’97’nin ikinci sezonu, mutantlarla insanlar arasındaki güç, kimlik ve kabul mücadelesini daha da büyütüyor. İlk sezonun bıraktığı yerden devam eden yapım, X-Men üyelerini zaman ve uzayda savurarak bu kez karşılarına serinin en büyük tehditlerinden biri olan Apocalypse’i çıkarıyor.</strong></h3>
</blockquote>

<p>Marvel’ın sevilen animasyon serisi <i>X-Men ’97</i>, ikinci sezonuyla izleyiciyi yeniden 1990’ların çizgi roman estetiğine, mutantların bitmeyen mücadelesine ve zamanlar arasında gidip gelen büyük bir maceraya taşıyor. İlk sezonun finalinde dağılan X-Men ekibi, bu kez yalnızca farklı coğrafyalarda değil, farklı zaman dilimlerinde de mücadele etmek zorunda kalıyor.</p>

<h2>X-Men zamanın içinde dağılıyor</h2>

<p>İkinci sezon, ilk sezonun bıraktığı yerden devam ediyor. X-Men üyeleri zaman ve uzaya dağılmış durumda. Ekibin öncelikli amacı yeniden bir araya gelmek ve giderek büyüyen tehdide karşı savunma oluşturmak.</p>

<p>Bu tehdidin merkezinde ise Marvel evreninin en önemli mutant karakterlerinden biri olan <strong>Apocalypse</strong> bulunuyor. Seride artık bir süper kötü olarak konumlanan Apocalypse, kendi Dört Atlısı ile birlikte X-Men'in karşısına çıkıyor.</p>

<p>Hikâye iki önemli zaman dilimine uzanıyor: <strong>Antik Mısır ve 3960 yılı.</strong> Bu iki dönem arasındaki bağlantı ise 1997'de, yani dizinin ana zaman çizgisinde kuruluyor.</p>

<p>Bu tercih, 1992-1997 yılları arasında yayınlanan <i>X-Men: The Animated Series</i> ile <i>X-Men ’97</i> arasındaki bağı da güçlendiriyor.</p>

<h2>Apocalypse’in geçmişine yolculuk</h2>

<p>Sezonun en dikkat çekici hikâyelerinden biri Antik Mısır'da geçiyor.</p>

<p>Magneto, firavuna karşı isyan başlatan mutant köle <strong>En Sabah Nur</strong> ile karşılaşıyor. Ancak izleyicinin bildiği üzere En Sabah Nur, gelecekte Apocalypse'e dönüşecek.</p>

<p>Bu nedenle hikâye yalnızca bir kahraman-kötü adam çatışması olmaktan çıkıyor; karakterlerin geçmişi, geleceği ve seçimleri arasında daha karmaşık bir ilişki kuruyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>X-Men'in Apocalypse ile mücadelesi böylece yalnızca bugünde yaşanan bir savaş olmaktan çıkıyor. Karakterler, kötülüğün ortaya çıkışına ve mutant tarihinin en kritik dönemlerine de tanıklık ediyor.</p>

<h2>Jubilee’den Wolverine’e: Karakterler hâlâ dizinin kalbi</h2>

<p>İkinci sezonun güçlü taraflarından biri karakterlerin korunması ve geliştirilmesi.</p>

<p>Özellikle <strong>Jubilee</strong>, genç ve enerjik karakter yapısını koruyor. İkinci bölümde havai fişekler, müzik, baloncuklar ve bitmek bilmeyen enerjisiyle eğlenceli bir maceraya atılırken, yakalandığında diğer mutant tutukluların kurtarılmasına da yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>Wolverine, Cyclops, Morph, Magneto ve Beast</strong> gibi karakterler ise sezonun duygusal ve mizahi dengesini taşıyor.</p>

<p>Morph'un alaycı tavrı, Wolverine'e yönelik yaklaşımı ve sürekli değişen ruh hali karaktere ayrı bir dinamizm katıyor. Mizahın yoğun olduğu anlarda bile karakterlerin geçmişlerinden gelen travmalar ve suçluluk duyguları hikâyenin arka planında varlığını sürdürüyor.</p>

<p>Morph'un hayatı neredeyse bir cümleyle özetleyen esprilerinden biri de bu mizahi yaklaşımı ortaya koyuyor:</p>

<blockquote>
<p>“Haberler çocukları korkutuyordu, ben de <i>Şeytan Çıkarma</i> filmini açtım!”</p>
</blockquote>

<h2>90’ların ruhu modern animasyon teknolojisiyle buluşuyor</h2>

<p><i>X-Men ’97</i>nin en büyük avantajlarından biri görsel dünyası.</p>

<p>Yapım, orijinal serinin 90'lı yıllara özgü animasyon estetiğini korurken modern animasyon teknolojilerinden yararlanıyor. Çarpıcı renkler, hızlı kamera hareketleri ve yoğun aksiyon sahneleri dizinin temposunu sürekli yüksek tutuyor.</p>

<p>Bölümler boyunca renk patlamaları, esprili diyaloglar ve arka arkaya gelen aksiyon sahneleri izleyiciyi uzun süre bekletmiyor.</p>

<p>Bu hızlı anlatımın önemli bir avantajı var: Zaman ve mekân arasında sık sık geçiş yapılmasına rağmen hikâyeyi takip etmek genel olarak zorlaşmıyor.</p>

<p>Antik Mısır'dan geleceğin dünyasına, oradan 1997'ye uzanan hikâye çizgileri birbirine bağlanarak ilerliyor.</p>

<h2>Her bölümde yeni bir gönderme</h2>

<p>Dizi, özellikle eski <i>X-Men</i> hayranları için çok sayıda gönderme barındırıyor.</p>

<p>Orijinal serinin bazı hikâyelerini ve atmosferini hatırlatan masalsı anlar, araştırma tesisleri, kaçan mutantlar, jenerik ayrıntıları ve çeşitli görsel göndermeler dokuz bölüm boyunca karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Bu göndermeler yalnızca nostalji amacı taşımıyor. Dizinin geçmişiyle kurduğu bağı güçlendiriyor.</p>

<p>Ancak yeni izleyiciler açısından da önemli bir sorun yaratmıyor. Eski seriyi bilmeyen izleyiciler de hikâyeyi takip edebiliyor; geçmişe hâkim olanlar ise ayrıntıları yakaladıkça ikinci bir eğlence katmanı elde ediyor.</p>

<h2>Seslendirme kadrosu da güçlü</h2>

<p>Görsel açıdan yoğun bir yapımda karakterlerin kişiliklerini sesleriyle ayakta tutmak kolay değil. Ancak <i>X-Men ’97</i>nin seslendirme kadrosu bu konuda başarılı bir performans ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Ray Chase</strong> Cyclops'a, <strong>Cal Dodd</strong> Wolverine'e, <strong>JP Karliak</strong> Morph'a hayat verirken <strong>Ross Marquand</strong> hem Profesör Charles Xavier hem de Apocalypse'i seslendiriyor.</p>

<p>Jennifer Hale, Alison Sealy-Smith, Lenore Zann, George Buza, Holly Chou, Isaac Robinson-Smith ve diğer oyuncular da karakterlerin farklı kişiliklerinin belirginleşmesine katkı sağlıyor.</p>

<p>Özellikle Morph'un mizahi ve zaman zaman duygusal sahneleri, seslendirme performansının dizinin atmosferindeki önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>Beast'in ise Shakespeare yerine Jack London'dan yaptığı alıntı sezonun ruhunu özetliyor:</p>

<blockquote>
<p>“Hayat her zaman iyi kartlara sahip olmakla ilgili değildir, bazen kötü bir eli iyi oynamakla ilgilidir.”</p>
</blockquote>

<h2>Mutantlar ve insanlar arasındaki mücadele büyüyor</h2>

<p>Dizinin asıl gücü ise yalnızca süper güçlerden ve aksiyondan kaynaklanmıyor.</p>

<p><i>X-Men ’97</i>, mutantların toplumdaki konumunu; dışlanma, korku, güç, ayrımcılık ve kabul edilme arayışı üzerinden ele almaya devam ediyor.</p>

<p>Mutantlar ile insanlar arasındaki gerilim, X-Men evreninin temel meselesi olmayı sürdürüyor. Apocalypse tehdidi bu çatışmanın üzerine daha büyük ve kozmik bir mücadele ekliyor.</p>

<p>Bu nedenle ikinci sezon, yalnızca nostaljiye yaslanan bir devam yapımı olmaktan çıkıyor. Eski serinin temel meselelerini korurken onları daha geniş bir zaman ve mekân ölçeğine taşıyor.</p>

<h2>Finalde tempo yükseliyor</h2>

<p>Sezonun en belirgin zayıflığı ise final bölümünde ortaya çıkıyor.</p>

<p>Hikâyede aynı anda çok fazla olayın yaşanması ve takip edilmesi gereken çok sayıda olay örgüsünün bulunması finalin bir miktar aceleye gelmiş hissi yaratıyor.</p>

<p>Ancak bu durum genel deneyimi büyük ölçüde bozmuyor. Dokuz bölüm boyunca yüksek tempolu aksiyon, mizah, nostalji, duygusal çatışmalar ve bilimkurgu unsurları bir arada ilerliyor.</p>

<h3>9 bölüm, 30 dakikalık mutant şöleni</h3>

<p><strong>Yaratıcı:</strong> Beau DeMayo<br />
<strong>Seslendirme:</strong> Ray Chase, Jennifer Hale, Alison Sealy-Smith, Cal Dodd, JP Karliak, Lenore Zann, George Buza, AJ LoCascio, Holly Chou, Isaac Robinson-Smith, Matthew Waterson, Ross Marquand ve diğerleri<br />
<strong>Sezon:</strong> 2<br />
<strong>Bölüm sayısı:</strong> 9<br />
<strong>Bölüm süresi:</strong> Yaklaşık 30 dakika<br />
<strong>Dil:</strong> İngilizce</p>

<p>Sonuç olarak <i>X-Men ’97</i>nin ikinci sezonu, 90'ların animasyon mirasını modern anlatım olanaklarıyla birleştiren güçlü bir devam sezonu olarak öne çıkıyor. Zaman ve uzayda dağılan X-Men'in yeniden bir araya gelme mücadelesi, Apocalypse tehdidi ve mutant-insan çatışması hikâyeyi daha büyük bir ölçeğe taşıyor.</p>

<p><strong>Muhteşem retro görselliği, yüksek temposu, mizahı, güçlü seslendirme performansları ve duygusal derinliğiyle X-Men ’97, hem eski hayranlara nostaljik bir şölen sunuyor hem de yeni izleyiciler için kendi başına ayakta duran bir mutant macerası yaratıyor.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/x-men-97nin-2-sezonu-mutantlar-bu-kez-zamanin-ve-uzayin-icinde-savasiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 08:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-16-080947.png" type="image/jpeg" length="79473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yücel; Çocukların eline bıçak geçtikten sonra cezayı artırmak onları o bıçağın karşısına çıkaran düzeni değiştirmiyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/yucel-cocuklarin-eline-bicak-gectikten-sonra-cezayi-artirmak-onlari-o-bicagin-karsisina-cikaran-duzeni-degistirmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/yucel-cocuklarin-eline-bicak-gectikten-sonra-cezayi-artirmak-onlari-o-bicagin-karsisina-cikaran-duzeni-degistirmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“ÇOCUKLARIN ELİNE BIÇAK GEÇTİKTEN SONRA CEZAYI ARTIRMAK, ONLARI O BIÇAĞIN KARŞISINA ÇIKARAN DÜZENİ DEĞİŞTİRMİYOR”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>YENİ PARTİ İZMİR MİLLETVEKİLİ DENİZ YÜCEL: “ÇOCUK CİNAYETLERİ DE POLİTİKTİR”</strong></p>
</blockquote>

<p>YENİ Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel, Çocuk Koruma Kanunu'nun ikinci bölümü üzerine yaptığı konuşmada, “Bu ülkede aklınıza gelen iyi ya da kötü olayların tamamı politiktir, dolayısıyla çocuk cinayetleri de politiktir. Bugün 15 yaşındaki bir çocuğun elinde bıçak görüyoruz. Peki, o bıçağı eline alana kadar görmediğimiz yılları ne yapacağız? Çocukların eline bıçak geçtikten sonra cezayı artırmak onları o bıçağın karşısına çıkaran düzeni değiştirmiyor. Bizim sormamız gereken ‘Kaç yıl hapis cezası vereceğiz?’ değil, ‘Bu çocukların eline o bıçaklar ulaşmadan neden müdahale etmedik?’ sorusudur. Ahmet'i de Atlası da adını sayamadığımız diğer çocuklarımızı da geri getiremeyiz ama onların ölümünü yalnızca daha ağır cezaların gerekçesi hâline getirirsek yarın başka bir çocuğumuzun adını da bu kürsüde anmak zorunda kalırız” dedi.</p>

<p><strong>BU YASA GEÇMİŞTEKİ ÇOCUK CİNAYETLERİNİ ÖNLEYEBİLECEK MİYDİ?</strong></p>

<p>Çocuk cinayetlerinin, AKP'nin politik tercihlerinin bir sonucu olduğunu söyleyen Yücel, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>“Bir önceki Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç güzel bir şey söylemişti "Asıl suçlu olan suça sürükleyen nedenlerdir." demişti. Bu kanun daha önce çıkmış olsaydı 16 yaşında "Yan baktın." diye bıçaklanan Atlas Çağlayan'ı, kaykay malzemesi almaya giden 15 yaşındaki Ahmet Minguzi'yi yaşatacak mıydı? Bu yasa yüreğimizi dağlayan geçmişteki diğer çocuk cinayetlerini önleyebilecek miydi? Suça sürüklenen çocukların sürüklenme evresine müdahil olmazsanız, çocukları kullanan örgütleri çökertmezseniz, kısacası, çocuğun suça sürüklenmesine mahal vermeyecek, hukuka dayalı refah içerisinde bir toplumsal düzeni tesis etmezseniz çocukları koruyamazsınız ancak böyle eksik düzenlemelerle günü kurtardığınızı zannedersiniz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KİNDAR NESİL SÖYLEMİ ÜZERİNE YAPIŞAN İKTİDAR, SAKAT BİR ANLAYIŞLA BU SORUNU ÇÖZEMEZ</strong></p>

<p>“Yoksulluğun en dramatik hâllerini gördüğümüz ülkemizde üstünkörü bir yaklaşımla çocukları koruyamazsınız” şeklinde konuşan Yücel, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>“Kindar nesil söyleminin üzerine yapıştığı bir iktidar bu sorunu hiç ama hiç çözemez çünkü bugün yaşadığımız sorunun temeli AKP iktidarının çocukları bile ötekileştirmekten çekinmeyen sakat anlayışıdır. Oysa, sosyal devlet doğduğu andan itibaren çocuğu koruyan, ona herkesle eşit koşullarda yaşam hakkı sağlayan devlettir. Siz sosyal devlet kavramının da içini boşalttığınız için bugün çocuklar çok küçük yaşta yoksullukla ve yoksunlukla mücadele etmek zorunda. Bir çocuk için tehlike çanları çok küçük yaşta çalarken uyuyan, kulağının üzerine yatan iktidar bugün yaşananlardan sorumludur.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="665" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/YZjpAw9A4iM" title="YENİ PARTİ İZMİR MİLLETVEKİLİ DENİZ YÜCEL, ÇOCUK CİNAYETLERİ POLİTİKTİR" width="1183"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/yucel-cocuklarin-eline-bicak-gectikten-sonra-cezayi-artirmak-onlari-o-bicagin-karsisina-cikaran-duzeni-degistirmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/08/dy-2026-butce-foto-1.JPG" type="image/jpeg" length="67989"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ali Bozan; “Mersin’de çocuklar kimlere emanet”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ali-bozan-mersinde-cocuklar-kimlere-emanet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ali-bozan-mersinde-cocuklar-kimlere-emanet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ali Bozan’dan Çocuk Evlerindeki Şiddet İddialarına Tepki: “Devlet Korumasındaki Çocuklar İçin Hesap Verilmeli”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Mersin’de Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı çocuk bakım kuruluşlarında ortaya çıkan şiddet iddialarına sert tepki gösterdi. Davultepe Sevgi Evleri’nin ardından Barbaros Hayrettin Paşa Çocuk Evi’nde gündeme gelen olayların çocuk koruma sistemindeki denetim eksikliklerini gözler önüne serdiğini belirten Bozan, sorumluların ve ihmali bulunan yöneticilerin yargı önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi.</strong></h3>
</blockquote>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="676" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/c9BCJPO4RFk" title="Ali Bozan, Devlet korumasındaki çocuklara yönelik şiddetin hesabı sorulmalıdır" width="1183"></iframe></p>

<p>Mersin’de devlet koruması altındaki çocuklara yönelik şiddet iddiaları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Peş peşe gündeme gelen olayların toplum vicdanında derin yaralar açtığını belirten Bozan, çocukların güvenliğinin sağlanmasının devletin temel sorumluluğu olduğunu vurguladı.</p>

<h2>“Mersin’de çocuklar kimlere emanet?”</h2>

<p>Davultepe Sevgi Evleri’nde gündeme gelen şiddet iddialarının ardından bu kez Barbaros Hayrettin Paşa Çocuk Evi’nde yaşanan olayların ortaya çıktığını hatırlatan Bozan, yaşananların münferit vakalar olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.</p>

<p>İktidara seslenen Bozan, “Mersin’de çocuklar kimlere emanet? Devletin koruması altındaki çocukların peş peşe şiddet iddialarıyla gündeme gelmesi, çocuk koruma sistemindeki ağır ihmalleri ve denetim eksikliğini gözler önüne sermektedir” dedi.</p>

<h2>Kamera kayıtlarında çok sayıda şiddet iddiası</h2>

<p>Barbaros Hayrettin Paşa Çocuk Evi’nde 12 yaşındaki bir çocuğun ağır şekilde darp edildiği iddiası üzerine başlatılan idari incelemeye dikkat çeken Bozan, güvenlik kamerası kayıtlarının incelendiğini hatırlattı.</p>

<p>Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre görüntülerde çok sayıda çocuğa yönelik şiddet uygulandığının ileri sürüldüğünü belirten Bozan, olayın kapsamının yalnızca tek bir vakayla sınırlı olmadığının anlaşıldığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bozan ayrıca, olayla ilgili 11 personel hakkında adli işlem başlatıldığı, bunlardan 2’sinin tutuklandığı, 9 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandığı yönündeki bilgileri kamuoyuyla paylaştı.</p>

<h2>“İhmali olan yöneticiler de hesap vermeli”</h2>

<p>Yaşananların yalnızca bireysel sorumlular üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Bozan, çocukların güvenliğinden sorumlu kurumların ve yöneticilerin de inceleme kapsamına alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Devlet koruması altındaki çocukların güvenliğini sağlamakla yükümlü olan kurumlarda böylesine ağır iddiaların ortaya çıkması, idari denetim mekanizmalarının da sorgulanmasını gerektiriyor” diyen Bozan, ihmali, kusuru veya sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini kaydetti.</p>

<h2>Bakanlığa şeffaf soruşturma çağrısı</h2>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na çağrıda bulunan Bozan, şiddete maruz kaldığı ileri sürülen çocukların güvenliğinin derhal sağlanmasını istedi.</p>

<p>Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini belirten Bozan, “Şiddete maruz bırakılan tüm çocukların güvenliği derhal sağlanmalı, olayın tüm yönleri şeffaf biçimde ortaya çıkarılmalı ve benzer ihmallerin tekrar yaşanmaması için gerekli yapısal adımlar atılmalıdır” dedi.</p>

<p>Devlet koruması altındaki çocukların dahi güvende olmadığı yönündeki iddiaların kabul edilemez olduğunu ifade eden Bozan, sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını söyledi.</p>

<h2>Çocuk koruma sistemi yeniden tartışılıyor</h2>

<p>Mersin’de son dönemde çocuk bakım kuruluşlarında ortaya çıkan şiddet iddiaları, çocuk koruma sisteminin işleyişi ve denetim mekanizmalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Kamuoyunda, çocukların güvenliğinin sağlanması, bakım kuruluşlarının bağımsız biçimde denetlenmesi ve benzer olayların önlenmesi için daha etkin mekanizmaların oluşturulması yönündeki talepler yükseliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ali-bozan-mersinde-cocuklar-kimlere-emanet</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/dem-parti-mersin-milletvekili-av-ali-bozan-2.JPG" type="image/jpeg" length="53613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar cezaları ağırlaştırarak değil, suçları önleyerek korunur]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/cocuklar-cezalari-agirlastirarak-degil-suclari-onleyerek-korunur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/cocuklar-cezalari-agirlastirarak-degil-suclari-onleyerek-korunur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EŞİK’in açıklamasında, çocukların yetişkinler gibi yargılanmasının önünü açan hükümlerin daha önce 11. Yargı Paketi’nden çıkarıldığı hatırlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu, çocuklara yönelik cezaları ağırlaştıran kanun teklifinin suça sürüklenmenin gerçek nedenlerini görmezden geldiğini belirtti. Teklifin geri çekilmesini isteyen EŞİK, “Çocukların suça sürüklenmesinin önüne daha fazla hapis cezasıyla değil; yoksulluk, ihmal, istismar, eğitimden kopma, çeteleşme ve bireysel silahlanmayla mücadele edilerek geçilebilir. Çocukları yetişkin gibi cezalandırmak, devletin koruma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” açıklamasını yaptı.</strong></h3>
</blockquote>

<p>EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu, 14 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne tepki gösterdi. Platform, teklifin çocukların suça sürüklenmesine yol açan toplumsal koşulları ortadan kaldırmak yerine çocuklara ve ailelere verilen cezaları ağırlaştırdığını vurguladı.</p>

<p>EŞİK’in açıklamasında, çocukların yetişkinler gibi yargılanmasının önünü açan hükümlerin daha önce 11. Yargı Paketi’nden çıkarıldığı hatırlatıldı. Ardından çocukların suça sürüklenme nedenlerini bütün boyutlarıyla araştırmak ve çözüm önerileri geliştirmek amacıyla TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunun kurulduğu belirtildi.</p>

<p>Komisyonun dört aylık çalışmasının ardından hazırladığı 691 sayfalık taslak raporu 24 Haziran’da üyelerine gönderdiğine işaret edilen açıklamada, raporun son hâli açıklanmadan ve bulgular kamuoyunda tartışılmadan yeni kanun teklifinin Meclise sunulduğu kaydedildi.</p>

<p>EŞİK, teklifin daha önce 11. Yargı Paketi’nden çıkarılan hükümlerden çok daha ağır düzenlemeler içerdiğini belirterek, iktidarın araştırma komisyonunun önerileri arasından yalnızca cezaların artırılmasına ilişkin bölümleri dikkate aldığını savundu.</p>

<h2>Yaş indiriminin uygulanmaması gündemde</h2>

<p>Kanun teklifi; 12-15 ve 15-18 yaş grubundaki çocuklara verilecek cezaların artırılmasını, yaş küçüklüğü indiriminin sınırlandırılmasını, tekerrür hükümlerinin genişletilmesini ve infaz rejiminin ağırlaştırılmasını öngörüyor.</p>

<p>Teklifle birlikte “suça sürüklenen çocuk” kavramının “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilmesi de amaçlanıyor. EŞİK, bu değişikliğin çocuğun suça çoğu zaman bireysel tercihiyle değil; içinde bulunduğu sosyal çevre, yoksulluk, ihmal, istismar ve eğitimden kopma gibi koşullar nedeniyle sürüklendiği gerçeğini görünmez kılacağı görüşünde.</p>

<p>Düzenleme, hâkime kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında geniş bir takdir yetkisi tanıyor. Buna göre hâkim; “kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç veya saik, suçun işleniş biçimi ve sabıka durumu” gibi gerekçelerle 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında yaş indirimi uygulamayabilecek.</p>

<p>Aynı gerekçelerle 12-15 yaş grubundaki çocuklara da bir üst yaş grubunun ceza rejiminin uygulanmasının önü açılabilecek. EŞİK, bu yetkinin kapsamının son derece geniş olduğunu ve keyfî uygulamalara neden olabileceğini ifade etti.</p>

<h2>Çocuklar doğrudan kapalı cezaevine gönderilebilecek</h2>

<p>Teklif, tekerrür hükümlerinin uygulanmasındaki yaş sınırını da 18’den 15’e indiriyor. Böylece 15 yaşını doldurmuş çocukların işledikleri suçların, sonraki yargılamalarda tekerrüre esas alınması öngörülüyor.</p>

<p>Mevcut uygulamada, çocuğun 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği her gün iki gün olarak hesaplanıyor. Yeni düzenleme kabul edilirse bu kural; kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarında uygulanmayacak.</p>

<p>Teklif ayrıca çocukların cezalarının doğrudan eğitimevlerinde infaz edilmesi sisteminden uzaklaşılmasını öngörüyor. Buna göre infaza öncelikle kapalı çocuk ceza infaz kurumlarında başlanacak, çocuklar ancak iyi hâl değerlendirmesinden sonra eğitimevine geçebilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>EŞİK, bu düzenlemeyle özgürlüğü kısıtlayan kapalı kurumların çocuklar açısından son seçenek olmaktan çıkarılıp başlangıç modeline dönüştürüleceğini belirtti.</p>

<h2>Sorunun nedenleri kabul ediliyor, çözüm üretilmiyor</h2>

<p>Platformun açıklamasında, kanun teklifinin gerekçesinde çocukların eğitim hakkından yoksun bırakılması, bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihmal edilmesi ile ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmamasının suça sürüklenme riskini artırdığının kabul edildiğine dikkat çekildi.</p>

<p>Ancak teklifte bu sorunları önleyecek aile destek hizmetleri, sosyal yardım mekanizmaları, ebeveyn destek programları ve erken müdahale modellerine yer verilmediği vurgulandı. Bunun yerine aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlaline ilişkin cezaların artırılmasıyla yetinildiği ifade edildi.</p>

<p>EŞİK, çocukların suça sürüklenmesinin gerçek nedenlerinin bilinmesine rağmen bu nedenleri ortadan kaldıracak sosyal politikaların geliştirilmemesinin, teklifin çocukları koruma amacı taşımadığını gösterdiğini savundu.</p>

<h2>“Devletin ihmalinin bedeli çocuklara ödetilemez”</h2>

<p>Açıklamada, yetişkin hükümlüler için çeşitli infaz indirimleri yapılırken 12 yaş üzerindeki çocukların ceza sürelerinin artırılmak istenmesinin ciddi bir çelişki olduğu belirtildi.</p>

<p>Çocukları suça sürükleyen ekonomik eşitsizlikler, yoksulluk, eğitime erişim sorunları, aile içi şiddet, ihmal, istismar ve örgütlü suç yapılarıyla mücadele edilmeden cezaların ağırlaştırılmasının çözüm olmayacağı kaydedildi.</p>

<p>EŞİK, bu yaklaşımın çocuğun bireysel sorumluluğunu büyütürken devletin ve kamu kurumlarının sorumluluğunu görünmez hâle getirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Cezaların ağırlaştırılması, devletin ihmalinin sonuçlarını çocuklara yüklemektedir. Bu yaklaşım; çocuğun üstün yararı ilkesini, çocuğa özgü adalet sistemi anlayışını ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile güvence altına alınan koruyucu devlet yükümlülüğünü ihlal etmektedir.”</p>

<h2>Çocukların kazanılmış hakları da tehlikeye girebilir</h2>

<p>EŞİK, çocuklara yaş indirimi uygulanmamasının bazı durumlarda çocukların yetişkinlerden bile daha ağır biçimde cezalandırılması sonucunu doğurabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Çocukların tam ceza ehliyetine sahip olduğunun kabul edilmesi ve yetişkinler gibi yargılanmasının önünün açılmasının yalnızca ceza hukuku alanıyla sınırlı kalmayacağı belirtildi. Platform, bu anlayışın çocukların yasalar ve toplum önünde “çocuk” sayılmamasına, dolayısıyla kazanılmış haklarını kaybetmesine zemin hazırlayabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Açıklamada, çocukların yetişkin sayılmasının kötü koşullarda çalıştırılmalarını, erken yaşta evlendirilmelerini ve “rızaları bulunduğu” iddiasıyla istismar edilmelerini meşrulaştırabilecek tehlikeli bir yaklaşım olduğu vurgulandı.</p>

<p>“Devletin çocukları koruma yükümlülüğü vardır. Devlet, çocukları yetişkin sayarak bu yükümlülükten kurtulamaz” denildi.</p>

<h2>MESEM’lerden çetelerin eline verilen çocuklara kadar aynı gerçek</h2>

<p>EŞİK, Türkiye’de yaşanan temel sorunun “devletin çocuğu koruyamaması” olduğunu belirtti. Mesleki Eğitim Merkezleri aracılığıyla ağır ve güvencesiz koşullarda çalıştırılan, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren, çeteler tarafından tetikçi olarak kullanılan, istismara uğrayan ve eğlence mekânlarında çalıştırılan çocukların aynı yapısal sorunun farklı yüzleri olduğu ifade edildi.</p>

<p>Platforma göre bütün bu örnekler, çocukların korunmasında kamusal mekanizmaların yetersiz kaldığını gösteriyor. Devletin görevinin çocukların cezalarını artırmak değil, çocukları suça sürükleyen koşulları ortadan kaldırmak olduğu vurgulandı.</p>

<h2>Zorunlu tedavi düzenlemesine “keyfîlik” uyarısı</h2>

<p>Teklifte, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık veya ağır bulaşıcı hastalık gibi nedenlerle kendisi ya da başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu ileri sürülen çocuklara yönelik zorunlu tedavi süreçleri de düzenleniyor.</p>

<p>Buna göre sağlık kuruluşuna gelen veya getirilen çocuk hakkında 24 saat içerisinde rapor hazırlanacak. Sağlık kurumu yine en geç 24 saat içinde çocuk hâkimine başvuracak. Üç uzman hekimden oluşacak kurulun raporu ise 48 saat içinde mahkemeye sunulacak. Hâkim kararını en geç 48 saat içerisinde verecek; bu süre içinde çocuğa tıbbi müdahale ve tedavi uygulanabilecek, gerekli görülürse kolluk desteği istenebilecek.</p>

<p>EŞİK, teklifte yer alan “gibi nedenlerle” ve “kendisi ya da başkası için ciddi tehlike oluşturan” ifadelerinin sınırlarının belirsiz olduğuna dikkat çekti. Bu ifadelerin engelli ve özel gereksinimli çocuklar başta olmak üzere bütün çocuklar açısından keyfî uygulamalara yol açabileceği uyarısında bulunuldu.</p>

<p>Bağımlı veya yalnızca “serseri” olarak nitelendirilen çocuklara “tehlikeli” sıfatı yüklenmesinin hem evrensel hukuk ilkelerine hem de çocuk haklarına aykırı olduğu belirtildi.</p>

<h2>Bireysel silahlanmaya karşı kapsamlı önlem yok</h2>

<p>Kanun teklifi, ateşli silahların gerekli güvenlik önlemleri alınmadan ev veya araç gibi ortamlarda bulundurulması hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesini öngörüyor.</p>

<p>EŞİK ise Türkiye’de bireysel silahlanmanın yalnızca silahların çocuklardan saklanmasıyla çözülebilecek bir sorun olmadığını vurguladı. Açıklamada, ruhsatlı silah sayısının yaklaşık 4 milyon, sivil dolaşımdaki toplam silah sayısının ise 35-40 milyon civarında olduğuna ilişkin tahminler paylaşıldı.</p>

<p>Silahlı şiddet olaylarının büyük bölümünde ruhsatsız silahların kullanıldığına dikkat çekilen açıklamada, bireysel silahlar nedeniyle her yıl ortalama 4 bin 500 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.</p>

<p>Teklifte bireysel silahlanmayı sınırlandıracak, internet üzerinden silah satışını önleyecek ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek kapsamlı bir düzenlemeye yer verilmediği kaydedildi.</p>

<h2>Ailelere yönelik cezalar artırılıyor</h2>

<p>Teklif, çocukların bakım, eğitim ve desteklenmesine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere yönelik yaptırımları da ağırlaştırıyor.</p>

<p>Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler için öngörülen bir yıla kadar hapis cezası, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına çıkarılıyor.</p>

<p>Maddi ve manevi özen eksikliği nedeniyle çocuklarının ahlakını, güvenliğini veya sağlığını ağır biçimde tehlikeye sokan anne ya da babalara verilecek cezanın ise bir yıldan üç yıla kadar yükseltilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Aile yükümlülüklerinin ihlali sonucunda çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi durumunda, şikâyet aranmaksızın aile yükümlülüğünü ihlal eden kişiye verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılabilecek.</p>

<p>EŞİK, çocukları ve aileleri destekleyen sosyal politikalar hayata geçirilmeden yalnızca ceza yaptırımlarının artırılmasının çözüm üretmeyeceğini belirtti.</p>

<h2>“Önce araştırma komisyonunun raporu açıklansın”</h2>

<p>EŞİK, Avrupa’daki çocuk adalet sistemlerine ilişkin incelemelerinde, iyi örnek olarak gösterilen ülkelerin hiçbirinde 18 yaşından küçük çocukların yetişkinler gibi yargılanmadığını bildirdi.</p>

<p>Platform; çocuk suçluluğunun kök nedenlerine yönelik önlemler alınmasını, okul ve mahallelerde koruyucu mekanizmalar kurulmasını, sağlıklı ve kapsamlı veri toplanmasını istedi. Çocuk adalet sisteminde görev yapan yargı ve kolluk mensuplarıyla sosyal çalışma görevlilerinin düzenli eğitimlerle uzmanlaşması, ilgili kurumların kapasitesinin artırılması ve kurumlar arasında etkili koordinasyon kurulması gerektiği kaydedildi.</p>

<p>EŞİK, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunun sonuç raporu kamuoyuna açıklanana kadar kanun teklifinin geri çekilmesini talep etti. Komisyon raporunun ardından barolar, meslek örgütleri, çocuk ve kadın hakları örgütleri ile diğer toplumsal tarafların katılımıyla bütüncül politikalar hazırlanması çağrısında bulundu.</p>

<p>Platform açıklamasını, devlete ve ilgili bütün kurumlara yönelttiği şu sözlerle tamamladı:</p>

<p><strong>“Yasalara dokunma, uygula! Çocuklar, cezalar artırılarak değil; suçlar önlenerek korunur.”</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/cocuklar-cezalari-agirlastirarak-degil-suclari-onleyerek-korunur</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-17-114613-1.png" type="image/jpeg" length="59403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hiç aşılanmamış çocukların sayısı 25 yılda yüzde 40 azaldı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/hic-asilanmamis-cocuklarin-sayisi-25-yilda-yuzde-40-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/hic-asilanmamis-cocuklarin-sayisi-25-yilda-yuzde-40-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü, çatışmaların, yoksulluğun, zorunlu göçün ve aşı tereddüdünün milyonlarca çocuğu korumasız bıraktığı uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>Dünya genelinde 2025 yılında hiç aşılanmamış çocukların sayısı yaklaşık 750 bin azaldı. Ancak aşı takvimine başlayıp tamamlamayan çocukların sayısının yüksek kalması, özellikle kızamık başta olmak üzere önlenebilir hastalıkların yayılma riskini artırıyor. UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü, çatışmaların, yoksulluğun, zorunlu göçün ve aşı tereddüdünün milyonlarca çocuğu korumasız bıraktığı uyarısında bulundu.</strong></h3>
</blockquote>

<p><strong>CENEVRE/NEW YORK – 15 Temmuz 2026</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yayımladığı 2025 yılı ulusal aşılama verilerine göre, dünya genelindeki bebeklerin yüzde 90’ı difteri, tetanos ve boğmacaya karşı uygulanan karma aşının en az bir dozunu aldı.</p>

<p>Yaklaşık 116 milyon bebeğe ilk doz difteri-tetanos-boğmaca aşısı uygulanırken, 110 milyon çocuk üç dozluk aşı serisini tamamladı. Üç doz aşılanan çocukların oranı yüzde 85 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Her iki göstergede de bir önceki yıla göre bir puanlık artış yaşandı. Ancak küresel aşılama oranları hâlâ 2019 seviyesinin bir puan gerisinde bulunuyor. Veriler, dünya genelindeki aşılama oranlarının 2009 yılından bu yana dar bir aralıkta seyrettiğini ortaya koydu.</p>

<h2>Hiç aşılanmamış çocukların sayısı 13,5 milyona geriledi</h2>

<p>UNICEF ve DSÖ verilerine göre, 2025 yılında yaklaşık 13,5 milyon çocuk yaşamının ilk yılında hiçbir rutin aşıya ulaşamadı. “Sıfır doz çocuklar” olarak tanımlanan bu gruptaki çocukların sayısı, bir önceki yıla göre yaklaşık 750 bin azaldı.</p>

<p>Bununla birlikte, aşı takvimine başladıktan sonra gerekli dozları tamamlamayan çocukların sayısındaki artış, kaydedilen ilerlemeyi sınırlandırdı.</p>

<p>Aşıya hiç ulaşamayan ya da aşı takvimini tamamlayamayan çocukların büyük bölümünün, aşılama programları Küresel Aşı İttifakı Gavi tarafından desteklenen ülkelerde yaşadığı belirtildi.</p>

<h2>7,3 milyon çocuk aşı takvimini tamamlamadı</h2>

<p>Dünya genelinde yaklaşık 7,3 milyon bebeğin difteri, tetanos ve boğmaca aşısının ilk dozunu aldığı, ancak ilk kızamık aşısına ulaşamadan aşı takviminden koptuğu tahmin ediliyor.</p>

<p>Bu durum kızamık aşılamasında da ilerlemenin durmasına neden oldu. Çocukların yüzde 84’ü kızamık aşısının ilk dozunu, yüzde 77’si ise ikinci dozunu aldı.</p>

<p>Her iki oran da son derece bulaşıcı olan kızamık virüsünün salgınlara yol açmasını önlemek için gerekli görülen yüzde 95 aşılama oranının oldukça altında kaldı.</p>

<p>2025 yılında 57 ülkede geniş çaplı ya da sağlık sistemini ciddi biçimde etkileyen kızamık salgınları görüldü.</p>

<h2>UNICEF: Milyonlarca çocuk hâlâ korumasız bırakılıyor</h2>

<p>UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, hükümetlerin ve sağlık çalışanlarının çabalarıyla COVID-19 salgını döneminde önemli ölçüde gerileyen aşılama oranlarının yeniden yükselmeye başladığını söyledi.</p>

<p>Buna karşın çatışmalar, yerinden edilme ve yoksulluk nedeniyle milyonlarca çocuğun hâlâ aşılara ulaşamadığını belirten Russell, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Her çocuğa ulaşmalı ve zayıflayan güveni yeniden oluşturmalıyız. Hiçbir çocuk, basit bir aşıyla önlenebilecek bir hastalık nedeniyle acı çekmemeli.”</p>

<h2>65 ülkede aşılama oranları geriliyor ya da yerinde sayıyor</h2>

<p>Toplam 195 ülkenin verilerine göre, 100 ülke 2019 yılından bu yana difteri, tetanos ve boğmaca aşısının üç dozunda en az yüzde 90 kapsama oranını korudu.</p>

<p>Ancak bu yüksek aşılama oranına ulaşan ülke sayısında kayda değer bir artış yaşanmadı.</p>

<p>2019 yılında yüzde 90’ın altında bulunan ülkelerden 30’u son altı yılda aşılama oranlarını yükseltirken, 65 ülkede ilerleme sağlanamadı ya da oranlar geriledi. Bu ülkelerin 13’ünün kırılgan, çatışmalardan etkilenen veya yüksek risk taşıyan ülkeler olduğu belirtildi.</p>

<h2>Güneydoğu Asya salgın öncesi düzeyin üzerine çıktı</h2>

<p>2019 verileriyle karşılaştırıldığında Amerika kıtası ile Güneydoğu Asya, COVID-19 salgını döneminde yaşanan kayıpları telafi ederek aşılama oranlarını artırdı.</p>

<p>Güneydoğu Asya, aşılama oranlarının en yüksek olduğu bölge haline geldi.</p>

<p>Afrika, Doğu Akdeniz ve Avrupa bölgelerinde geçen yıl ilerleme kaydedilmesine rağmen aşılama oranları hâlâ salgın öncesi düzeylerin altında bulunuyor.</p>

<p>Batı Pasifik bölgesinde ise aşılama oranları geriledi. Bölge, 2019 seviyesinin en fazla gerisinde kalan bölge oldu.</p>

<h2>Hiç aşılanmamış çocukların yarıdan fazlası çatışma bölgelerinde</h2>

<p>Hiç aşılanmamış çocukların yarısından fazlası, kırılganlığın, çatışmaların ve güvenlik sorunlarının yaşandığı ülkelerde bulunuyor. Oysa bu ülkeler dünya çocuk nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturuyor.</p>

<p>Bu bölgelerde aşılama programları siyasi istikrarsızlık, güvenlik sorunları ve yetersiz finansman nedeniyle ciddi baskı altında bulunuyor.</p>

<p>Suriye’de bir yıl içinde difteri, tetanos ve boğmaca aşısının ilk dozuna ulaşan çocukların oranı 6 puan, kızamık aşısının ilk dozuna ulaşanların oranı ise 12 puan geriledi.</p>

<p>Sudan ise devam eden çatışmalara rağmen dünyada en yüksek yıllık artışı kaydeden ülke oldu. Ülkede difteri, tetanos ve boğmaca aşısının ilk dozuna ulaşan çocukların oranı 35 puan, kızamık aşısının ilk dozuna ulaşanların oranı ise 22 puan arttı.</p>

<p>UNICEF ve DSÖ, Sudan örneğinin çatışma koşullarında dahi sağlık hizmetlerine erişimin artırılması halinde önemli ilerlemeler sağlanabileceğini gösterdiğini bildirdi.</p>

<h2>Aşı tereddüdü yüksek gelirli ülkeleri de etkiliyor</h2>

<p>Orta ve yüksek gelirli ülkelerde aşıların erişilebilir olmasına rağmen siyasi kararlılığın zayıflaması, sağlık sistemlerindeki yapısal sorunlar ve artan aşı tereddüdü nedeniyle aşılama oranlarında düşüş yaşanıyor.</p>

<p>Güney Afrika’da difteri, tetanos ve boğmaca aşısının ilk dozuna ulaşan çocukların oranı 2019 yılından bu yana 20 puan geriledi. Düşüş 2025 yılında da devam etti.</p>

<p>Bosna Hersek ise 2024 yılında bölgesindeki en yüksek kızamık aşısı artışını kaydetmesine rağmen 2025 yılında ilk doz kızamık aşısı oranında 23 puanlık düşüş yaşadı.</p>

<h2>DSÖ: Aşılar en etkili ve eşitlikçi sağlık uygulamalarından biri</h2>

<p>DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, her çocuğun doğduğu ülke, gelir düzeyi ya da yaşadığı çatışma koşulları ne olursa olsun aşıların sağladığı korumadan yararlanma hakkına sahip olduğunu belirtti.</p>

<p>Tedros, aşılama çalışmalarının çocukların sağlığını ve yaşamını korumada en düşük maliyetli, en eşitlikçi ve en güvenilir halk sağlığı uygulamalarından biri olduğunu vurguladı.</p>

<p>Tedros, “En büyük güvencemiz, nerede yaşarsa yaşasın herkesin aşılarla önlenebilecek ölümcül hastalıklara karşı korunmasını sağlamaktır” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Hiç aşılanmamış çocukların sayısı 25 yılda yüzde 40 azaldı</h2>

<p>Hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların yatırımları, toplumların katılımı, sağlık programlarının güçlendirilmesi ve aşılara duyulan güven sayesinde hiç aşılanmamış çocukların yıllık sayısı son 25 yılda yüzde 40 azaldı.</p>

<p>Gavi tarafından desteklenen ülkelerde çocuklar geçmişe göre daha fazla hastalığa karşı korunuyor. Bu ülkelerde DSÖ tarafından önerilen aşıların tamamlanma oranı ortalama yüzde 74’e ulaştı.</p>

<p>Gavi Üst Yöneticisi Dr. Sania Nishtar, düşük gelirli ülkelerde ulaşılan aşılama oranlarının, tarafların ortak hedef doğrultusunda birlikte hareket etmesi halinde nelerin başarılabileceğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Nishtar, gelecek beş yıllık dönemde finansman kısıtlamaları, jeopolitik belirsizlikler ve artan salgınlar karşısında mevcut ilerlemenin korunmasının temel sorunlardan biri olacağını belirtti.</p>

<h2>Uluslararası sağlık finansmanındaki kesintiler risk oluşturuyor</h2>

<p>UNICEF ve DSÖ, son iki yılda uluslararası sağlık finansmanında açıklanan kesintilerin etkilerinin henüz aşılama verilerine tam olarak yansımadığına dikkat çekti.</p>

<p>Ancak kesintilerin etkisini izlemek ve aşılama oranlarındaki gerilemeyi önlemek için gerekli veri sistemlerinin şimdiden zayıfladığı bildirildi.</p>

<p>Son değerlendirme döneminde yalnızca 18 ulusal aşılama araştırması yapılarak kurumlara sunuldu. Bu sayı 2024 yılında 50, 2015-2019 yılları arasında ise yıllık ortalama 33’tü.</p>

<p>UNICEF ve DSÖ, aşıya ulaşamayan çocukları belirlemek ve bu çocuklara erişmek için kullanılan veri sistemlerine yönelik yatırımların azaltılmasının önlenebilir salgınlara ve ölümlere yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<h2>Hükümetlere dört temel çağrı</h2>

<p>UNICEF ve DSÖ, Aşılama Gündemi 2030 hedeflerine ulaşılması için hükümetlere ve uluslararası ortaklara şu çağrılarda bulundu:</p>

<ul>
 <li>Çatışma ve kırılganlık koşullarındaki ülkelerde aşılama hizmetleri güçlendirilmeli, çocukların aşı takvimine başlaması ve takvimi tamamlaması sağlanmalı.</li>
 <li>Sağlık alanındaki yanlış ve yanıltıcı bilgilerle mücadele edilmeli, aşıya güveni ve aşılanma oranlarını artıracak çalışmalar desteklenmeli.</li>
 <li>Ulusal ve uluslararası aşılama programlarına ayrılan finansman artırılmalı ve sürdürülebilir hale getirilmeli.</li>
 <li>Aşıya ulaşamayan çocukların belirlenmesi için veri toplama, hastalık izleme ve salgın gözetim sistemlerine yatırım yapılmalı.</li>
</ul>

<p>UNICEF ve DSÖ, Gavi ve diğer ortaklarla birlikte Aşılama Gündemi 2030 kapsamında aşıların her ülkede, her yaşta ve herkes için erişilebilir hale gelmesini hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak mevcut veriler, dünyanın hiç aşılanmamış çocukların sayısını azaltmaya yönelik küresel hedeflerin gerisinde kaldığını ortaya koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/hic-asilanmamis-cocuklarin-sayisi-25-yilda-yuzde-40-azaldi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-15-085537.png" type="image/jpeg" length="21846"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar Neden Ekrandan Kopamıyor? İşte Uzaklaşmayı Kolaylaştıracak 4 İpucu]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/cocuklar-neden-ekrandan-kopamiyor-iste-uzaklasmayi-kolaylastiracak-4-ipucu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/cocuklar-neden-ekrandan-kopamiyor-iste-uzaklasmayi-kolaylastiracak-4-ipucu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Parlak renkler, hızlı tempo, ani ve öngörülemeyen geçişler ile dikkati canlı tutan çeşitli tasarım unsurları, çocukların ekrana bağlı kalmasını sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Çocuğunuza bundan sonra ne olacağını önceden söylemek de geçişleri kolaylaştırır. Kısa ama eğlenceli bir etkinlik planlamak yararlı olabilir. Bir oyun oynamak, küçük bir engel parkuru kurmak ya da izlediği içerikle ilgili sorular sormak bu geçişi yumuşatabilir.</strong></p>
</blockquote>

<p>Çocukların ekran kullanımına ilişkin sorunlar ve sonuçları, İngiltere’deki ailelerin en önemli kaygılarından biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Özellikle ebeveynlerin çocuklarından ekran başındaki bir etkinliği sonlandırmalarını istemeleri ya da yeni bir dijital etkinliğe başlamalarına izin vermemeleri durumunda ortaya çıkan direnç, tartışmalar ve duygusal çatışmalar, yani “teknolojik öfke nöbetleri”, önemli bir sorun alanı oluşturuyor. Küçük çocuk sahibi ailelerin büyük bölümü bu durumlarla en azından zaman zaman, bazıları ise oldukça sık karşılaşıyor.</p>

<p>Dijital içerikler, kullanıcıların ilgisini çekmek ve sürdürmek amacıyla özel olarak tasarlanıyor. İçerik üreticilerinin ekonomik modelleri de çoğu zaman bunu zorunlu kılıyor. Parlak renkler, hızlı tempo, ani ve öngörülemeyen geçişler ile dikkati canlı tutan çeşitli tasarım unsurları, çocukların ekrana bağlı kalmasını sağlıyor. Algoritmalar ise kullanıcıya en fazla ilgi göstereceği içerikleri sunarak bu süreci güçlendiriyor.</p>

<p>Daha tartışmalı olan ise, çocuklara yönelik birçok dijital içeriğin, onları normal şartlarda yapmayacakları ve kendi yararlarına olmayabilecek seçimlere yönlendiren özellikler taşımasıdır.</p>

<p>Örneğin, sevilen bir çizgi film karakterinin çocuğu belirli bir uygulama içi seçeneği seçmeye teşvik etmesi, çocuk ile karakter arasındaki duygusal bağı kullanabilir. Benzer şekilde, sınırlı süreli ücretli teklifler, çocukları düşünmeye zaman bırakmadan hızlı karar vermeye zorlayabilir.</p>

<p>Bu nedenle çocukların dijital etkinlikleri artık yalnızca kendi ilgi ve tercihleri doğrultusunda şekillenmiyor. Dijital tasarım unsurları; dikkati çekmeyi ve sürdürmeyi, belirli seçimleri teşvik etmeyi ve etkinlik sona erdikten sonra kullanıcıyı yeniden ekrana döndürmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Ekran kullanımının sağladığı tatmin ile gerektiğinde cihazı bırakabilme arasındaki mücadele yalnızca çocuklara özgü değildir. Ebeveynler de kendi dijital alışkanlıklarının çocuklarıyla olan ilişkilerini kesintiye uğrattığını veya olumsuz etkilediğini sıklıkla ifade ediyor. Ancak çocukların, dikkatlerini çekmek için kullanılan bu yöntemlere karşı direnç geliştirme kapasiteleri yetişkinlere göre çok daha sınırlıdır.</p>

<p>Bu durum, ailelerin mücadeleden vazgeçmesi ya da tüm dijital etkinlikleri zararlı görmesi gerektiği anlamına gelmez. Çocukların ekran kullanımını daha sağlıklı biçimde düzenlemelerine yardımcı olacak ve gelecekte karşılaşacakları dijital dünyaya hazırlanmalarını sağlayacak bazı yöntemler bulunmaktadır.</p>

<h2>1. Daha yavaş tempolu seçenekler sunun</h2>

<p>Çocuklara daha sakin tempolu, eğitici ve aktif katılım gerektiren dijital içerikler sunmaya özen gösterin. İkna edici tasarım özellikleri barındıran uygulama ve platformlara karşı dikkatli olun.</p>

<p>Bu yaklaşım, çocukların gelişimsel ihtiyaçlarına içerik, tempo ve tasarım açısından daha uygun dijital deneyimler yaşamalarını sağlar. Çocuklara yönelik dijital içerikleri değerlendiren güvenilir uzman kuruluşların önerilerinden yararlanmak da faydalı olabilir.</p>

<h2>2. Çocukların ekran kullanımına eşlik edin</h2>

<p>Bugüne kadar yapılan kapsamlı araştırmalar, ekran başında geçirilen süre ile olumsuz sonuçlar arasında görece zayıf bir ilişki bulunduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın, yetişkinlerin çocuklarla birlikte dijital etkinliklere katılması durumunda bazı etkilerin olumlu yönde değiştiği görülüyor.</p>

<p>Birlikte ekran kullanımı, ebeveynlerin çocuklarının ne izlediğini ve ne yaptığını anlamalarına yardımcı olur. Aynı zamanda ortak ilgi alanları geliştirilmesine, deneyimlerin paylaşılmasına ve dijital etkinlikler sonrasında sohbet edilmesine olanak tanır.</p>

<h2>3. Ekranları dikkat dağıtıcı bir araç olarak kullanırken temkinli olun</h2>

<p>Çocukları oyalamak ya da sakinleştirmek amacıyla dijital cihazlara başvurmayı mümkün olduğunca sınırlamaya çalışın.</p>

<p>Doktor muayenehanesinde, restoranda ya da uzun araba yolculuklarında çocukların can sıkıntısı, heyecan, hayal kırıklığı ve benzeri duygularla karşılaşmaları doğaldır. Bu duygularla baş etmeyi öğrenmeleri için onları deneyimlemeleri gerekir. Çocuklar, hiç karşılaşmadıkları zorluklarla mücadele etmeyi öğrenemezler.</p>

<h2>4. Net ve tutarlı bir rutin oluşturun</h2>

<p>Çocuğunuzun dijital etkinliklerine ilişkin beklentileri önceden belirleyin ve bunları tutarlı biçimde uygulayın.</p>

<p>Ailece film geceleri gibi ekran kullanımının daha serbest olduğu belirli zaman dilimleri oluşturabilir, kullanılabilecek uygulama veya oyun seçeneklerini sınırlandırabilir, ekran süresinin nerede ve ne kadar olacağını netleştirebilirsiniz.</p>

<p>Çocuğunuza bundan sonra ne olacağını önceden söylemek de geçişleri kolaylaştırır. Kısa ama eğlenceli bir etkinlik planlamak yararlı olabilir. Bir oyun oynamak, küçük bir engel parkuru kurmak ya da izlediği içerikle ilgili sorular sormak bu geçişi yumuşatabilir.</p>

<p>Ekran süresi bitmeden önce bir veya iki kez hatırlatma yapmak da önemlidir. Örneğin, “Beş dakika sonra bunu kapatıp parka gitmeye hazırlanacağız” gibi ifadeler çocukların zihinsel olarak hazırlanmasına yardımcı olur.</p>

<p>Mümkün olduğunca çocuklara belirli ölçüde kontrol alanı tanımak da faydalıdır. Süre dolduğunda cihazı kendilerinin kapatmasına izin vermek veya sonrasında yapılacak etkinlik konusunda fikirlerini almak, geçiş sürecini daha kolay hale getirebilir.</p>

<p>Yeni rutinler genellikle hemen sonuç vermez ve ailelerin uyum sürecinde çeşitli zorluklar yaşaması doğaldır. Ancak bu yaklaşımların tutarlı biçimde uygulanması, çocukların dijital cihazlardan daha sağlıklı şekilde uzaklaşmalarına yardımcı olurken, aynı zamanda teknolojiyle dengeli ve faydalı bir ilişki kurmalarının temelini de oluşturur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Steven Howard</i><br />
<i>Çocuk Gelişimi ve Eğitim Alanında Kıdemli Akademik Araştırma Lideri, Oxford Üniversitesi</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/cocuklar-neden-ekrandan-kopamiyor-iste-uzaklasmayi-kolaylastiracak-4-ipucu</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-04-110253.png" type="image/jpeg" length="74781"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erol Eren: “Çocuk işçiliği ciddi bir halk sağlığı krizidir”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/erol-eren-cocuk-isciligi-ciddi-bir-halk-sagligi-krizidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/erol-eren-cocuk-isciligi-ciddi-bir-halk-sagligi-krizidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SES Adana’dan Çocuk İşçiliği Uyarısı: “MESEM Uygulamasına Son Verilmeli, Çocuklara Burs Sağlanmalı”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şubesi, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada çocuk işçiliğinin önlenmesi için acil adımlar atılması çağrısında bulundu. Şube Eş Başkanı Erol Eren, özellikle Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasının çocuk emeğini yaygınlaştırdığını savunarak, “Çocuk işçiliği önlenmeli, ihtiyaç sahibi öğrencilere burs verilmeli ve MESEM uygulamasına son verilmelidir” dedi.</strong></h3>
</blockquote>

<h2><strong>“Çocuk işçiliği temel hak ihlalidir”</strong></h2>

<p>SES Adana Şubesi Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Erol Eren, çocuk işçiliğinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda ciddi bir insan hakları ve halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.</p>

<p>Çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyen çalışma koşullarının eğitim yaşamından kopuşa neden olduğunu ifade eden Eren, yapılan araştırmaların uzun çalışma saatleri ve düşük sosyal desteğin çocuklarda kaygı, depresyon ve travma riskini artırdığını ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<h2><strong>“Dünyada her 10 çocuktan biri çalışıyor”</strong></h2>

<p>Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2021 verilerine dikkat çeken Eren, dünya genelinde 5-17 yaş grubunda yaklaşık 160 milyon çocuğun çalıştığını, bunun her 10 çocuktan birine karşılık geldiğini belirtti.</p>

<p>Bu çocukların yaklaşık yarısının sağlıklarını, güvenliklerini ve ahlaki gelişimlerini tehdit eden tehlikeli işlerde çalıştırıldığını ifade eden Eren, Türkiye’de de tabloyu kaygı verici olarak değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Türkiye’de sayı kayıt dışıyla birlikte 4 milyona ulaşıyor”</strong></h2>

<p>TÜİK’in 2019 verilerine göre Türkiye’de 5-17 yaş grubunda yaklaşık 720 bin çocuğun hizmet, tarım ve sanayi sektörlerinde çalıştığını hatırlatan Eren, 2023 raporunda ise aynı yaş grubunun iş gücüne katılım oranının 2020’de yüzde 16,4’ten yüzde 22,1’e yükseldiğini söyledi.</p>

<p>Kayıt dışı çalışan çocuklar ve MESEM kapsamındaki öğrencilerin de hesaba katılması durumunda çocuk işçi sayısının yaklaşık 4 milyona ulaştığını öne süren Eren, ekonomik kriz ve yoksulluğun çocukları eğitimden uzaklaştırarak çalışma hayatına ittiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“Çocuk işçi ölümleri artıyor”</strong></h2>

<p>Açıklamada, 2024 yılında 71, 2025 yılında ise 94 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği belirtilerek bu artışın ekonomik koşullar ve çocuk emeğinin yaygınlaşmasıyla bağlantılı olduğu ifade edildi.</p>

<p>Eren, çocukların çalışmak zorunda bırakılmasının yalnızca eğitim haklarını değil yaşam haklarını da tehdit ettiğini söyledi.</p>

<h2><strong>“MESEM çocukları ucuz iş gücüne dönüştürüyor”</strong></h2>

<p>Erol Eren, Mesleki Eğitim Merkezleri uygulamasının çocuk işçiliğini artıran bir işleve dönüştüğünü savunarak, işsizlik sigortası fonundan karşılanan ödemelerle çocukların işverenlere ucuz iş gücü olarak sunulduğunu dile getirdi.</p>

<p>Staj adı altında çalışan öğrencilerin fiilen işçi gibi uzun saatler çalıştırıldığını, izin haklarından mahrum bırakıldığını ve yeterli eğitim alamadığını ifade eden Eren, “Mesleki eğitim” adı altında 560 bini aşkın çocuğun sanayi tesislerinde, atölyelerde ve şantiyelerde ucuz iş gücü olarak kullanıldığını söyledi.</p>

<p>MESEM öğrencilerinin yüzde 53,6’sının iş yerlerinde fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kaldığını belirten Eren, uygulama kapsamında şimdiye kadar 18 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini kaydetti.</p>

<h2><strong>“Çocuk işçiliği ciddi bir halk sağlığı krizidir”</strong></h2>

<p>Açıklamada çocuk işçiliğinin sağlık üzerindeki etkilerine de geniş yer verildi.</p>

<p>Erol Eren, ağır yük taşıma ve uzun çalışma saatlerinin çocuklarda kas ve iskelet sistemi bozukluklarına yol açtığını, sanayi ve tamirhanelerde kullanılan korumasız ekipmanların uzuv kayıpları ve kalıcı sakatlıklara neden olabildiğini ifade etti.</p>

<p>Kimyasal maddelere maruz kalan çocuklarda astım, kronik solunum yolu hastalıkları ve ağır metal zehirlenmeleri görüldüğünü belirten Eren, yetersiz beslenme ve hijyen koşullarının da anemi ile bulaşıcı hastalık riskini artırdığını söyledi.</p>

<p>Çalışma yaşamının çocukların ruh sağlığını da olumsuz etkilediğini vurgulayan Eren, eğitimden ve akran çevresinden kopan çocukların depresyon, anksiyete ve duygusal gelişim bozuklukları yaşadığını, özellikle tarım, sokak işleri ve hizmet sektöründe çalışan çocukların fiziksel ve psikolojik istismara karşı daha savunmasız hale geldiğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>SES’ten çözüm önerileri</strong></h2>

<p>SES Adana Şubesi, çocuk işçiliğinin önlenmesi için şu talepleri sıraladı:</p>

<ul>
 <li>MESEM uygulamasına son verilmesi,</li>
 <li>Yoksul ailelere yönelik sosyal yardımların artırılması,</li>
 <li>Yetişkinlere istihdam olanaklarının genişletilmesi,</li>
 <li>Yoksul öğrencilere burs sağlanması,</li>
 <li>Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek verilmesi,</li>
 <li>Mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına yönelik özel eğitim programlarının oluşturulması,</li>
 <li>İş yerlerinin etkin ve düzenli şekilde denetlenmesi,</li>
 <li>Çocuk işçi çalıştıran işverenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanması,</li>
 <li>Mesleki eğitimin okul bünyesindeki modern atölyelerde ve öğretmen gözetiminde bilimsel esaslara göre verilmesi.</li>
</ul>

<p>Açıklamanın sonunda, çocuk işçiliğinin “kaçınılmaz” ya da “normal” bir durum olmadığı vurgulanarak, çocukların eğitim, sağlık ve güvenli bir gelecek hakkının korunmasının devletin ve kamunun temel sorumluluğu olduğu ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/erol-eren-cocuk-isciligi-ciddi-bir-halk-sagligi-krizidir</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-13-090316-1.png" type="image/jpeg" length="85429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana’da çocuk işçiliğine karşı çağrı: “Yoksul çocukların kaderi ömür boyu ucuz işçilik olmasın”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adanada-cocuk-isciligine-karsi-cagri-yoksul-cocuklarin-kaderi-omur-boyu-ucuz-iscilik-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adanada-cocuk-isciligine-karsi-cagri-yoksul-cocuklarin-kaderi-omur-boyu-ucuz-iscilik-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk hakları savunucularından (TÖP Çocuk Hakları Meclisi ve Her Yer Çocuk) çağrı: “Sermayeden değil çocuklardan yana olun”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>12 Haziran Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü kapsamında TÖP Çocuk Hakları Meclisi ve Her Yer Çocuk tarafından Adana Atatürk Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasında, çocuk işçiliğinin giderek yaygınlaştığına dikkat çekildi. Açıklamada, derinleşen ekonomik kriz ve yoksulluk politikalarının çocukları eğitimden koparıp ucuz iş gücüne dönüştürdüğü vurgulanarak, “Yoksul çocukların kaderi ömür boyu ucuz işçilik olsun isteniyor” denildi.</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 19.58.35 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-195835-3.jpeg" width="1063" /></h2>

<h2><strong>“Çocuk işçiliği tarihin en yüksek seviyelerinde”</strong></h2>

<p>Basın açıklamasını okuyan Ece İdil Ceylan, 12 Haziran Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü’nde çocukların karşı karşıya olduğu tabloya dikkat çekerek, ekonomik krizin her geçen gün daha fazla çocuğu çalışma yaşamına ittiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, “Çocuk işçiliğine sıfır tolerans” söylemine rağmen bugün çocuk işçiliğinin tarihsel olarak en yüksek seviyelerden birine ulaştığı belirtilerek, neredeyse her hafta bir çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği ifade edildi.</p>

<h2><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="844" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/zLnAADkDHrE" title="Ece İdil Ceylan, &quot;12 Haziran Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü&quot; başlıklı basın açıklamasını okudu." width="475"></iframe></h2>

<h2><strong>“Yoksulluk çocukları çalışmaya zorluyor”</strong></h2>

<p>Çocukların çalışmak zorunda kalmasının temel nedeninin yoksulluk olduğuna işaret edilen açıklamada, hane gelirleri düştükçe yalnızca yetişkinlerin değil çocuklar ve yaşlıların da çalışma hayatına yöneldiği kaydedildi.</p>

<p>İktidarın ekonomi politikalarının yoksulluğu daha da derinleştirdiği savunulan açıklamada, bunun sermaye için ucuz emek yaratmayı hedeflediği ileri sürülerek, çocukların en düşük ücretlerle ve en uzun çalışma saatlerinde istihdam edilen kesim haline getirildiği belirtildi.</p>

<h2><strong>“Eğitim hakkı yerine işçileştirme politikaları uygulanıyor”</strong></h2>

<p>Açıklamada, eğitimin giderek daha maliyetli hale gelmesinin de çocukların okuldan kopmasına neden olduğu ifade edildi. Parasız olması gereken eğitimin birçok aile için ulaşılmaz hale geldiği belirtilirken, özel okulların yaygınlaşmasının ve kamu eğitimindeki nitelik kaybının çocukları erken yaşta çalışma hayatına ittiği dile getirildi.</p>

<p>Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) ve mesleki ortaokulların yaygınlaştırılmasına da tepki gösterilen açıklamada, “Çocuklar erkenden meslek öğrenecek” söylemiyle sunulan uygulamaların gerçekte çocuk işçiliğini kurumsallaştırdığı savunuldu.</p>

<h2></h2>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 19.58.35 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1063" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-195835-2.jpeg" width="1600" /><strong>“Şiddet, uyuşturucu ve çeteler arasında sıkışan çocuklar”</strong></h2>

<p>Basın açıklamasında yalnızca ekonomik sorunların değil, toplumdaki şiddet ortamının da çocukları tehdit ettiği belirtildi.</p>

<p>Uyuşturucu, mafya yapılanmaları, çeteler, işsizlik ve geleceksizlik arasında sıkışan çocukların çok yönlü hak ihlallerine maruz kaldığı ifade edilirken, çocukların yaşamlarını sürdürebilmek için ağır koşullar altında büyümeye çalıştıkları kaydedildi.</p>

<h2><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="844" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/xnyAYXIMkaY" title="Adana'da &quot;Çocuk Emeği Sömürüsüne Son&quot; Başlıklı Basın Açıklaması Okundu." width="475"></iframe></h2>

<h2><strong>İSİG verileri: 3 milyon çocuk çalışıyor, yüzlercesi yaşamını yitirdi</strong></h2>

<p>Açıklamada İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine de yer verildi.</p>

<p>Buna göre Türkiye’de tarım, sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde yaklaşık 3 milyon çocuk işçi bulunduğu, bunların yaklaşık 2 milyonunun ise MESEM ve meslek liseleri kapsamında olduğu aktarıldı.</p>

<p>2013 yılından bu yana en az 852 çocuğun çalışırken yaşamını yitirdiği belirtilen açıklamada, 2024 yılında 71, 2025 yılında ise 94 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği ifade edildi. Ayrıca bugüne kadar en az 20 MESEM öğrencisinin çalışırken yaşamını yitirdiği, 2025 yılı sonuna kadar ise MESEM kapsamında en az 2 bin iş kazasının meydana geldiği kaydedildi.</p>

<h2><strong>“1,5 milyona yakın çocuk örgün eğitimin dışında”</strong></h2>

<p>Açıklamada yaklaşık 1,5 milyon çocuğun örgün eğitim dışında kaldığı belirtilerek, son bir yılda okul terklerinin arttığı ve çocukların eğitim yerine çalışma yaşamına yönlendirildiği ifade edildi.</p>

<p>Çocuk işçiliğinin yalnızca yasaklarla çözülemeyeceği vurgulanan açıklamada, çocuk hakları örgütleri, sendikalar ve sosyalist yapıların ortak mücadele yürütmesi gerektiği savunuldu.</p>

<h2><strong>“Sermaye değil çocuk hakları kazanana kadar mücadele sürecek”</strong></h2>

<p>TÖP Çocuk Hakları Meclisi ve Her Yer Çocuk, açıklamanın sonunda çocuk işçiliğiyle mücadelenin aynı zamanda çocuk yoksulluğuna ve eğitim hakkı ihlallerine karşı mücadele anlamına geldiğini belirtti.</p>

<p>“Çocuk hakları için mücadele etmek aynı zamanda sermayeye karşı mücadele etmektir” denilen açıklamada, çocukların sermayenin ucuz iş gücü haline getirilmesine karşı ortak mücadele çağrısı yapılarak, “Sermaye değil çocuk hakları kazanana kadar mücadeleye devam edeceğiz” mesajı verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adanada-cocuk-isciligine-karsi-cagri-yoksul-cocuklarin-kaderi-omur-boyu-ucuz-iscilik-olmasin</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 20:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-195835-1.jpeg" type="image/jpeg" length="74974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana İHD adına Gözde Akbaba: Çocuktan İşçi Olmaz, Çocuk Emeği Sömürüsü Önlensin!]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adana-ihd-adina-gozde-akbaba-cocuktan-isci-olmaz-cocuk-emegi-somurusu-onlensin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adana-ihd-adina-gozde-akbaba-cocuktan-isci-olmaz-cocuk-emegi-somurusu-onlensin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD Adana Çocuk Hakları Komisyonu: her çocuğun şiddetten, sömürüden ve ihmalden uzak, güvenli ve sağlıklı bir ortamda büyüme hakkını bir kez daha vurguluyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h2>"Bugün, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü."</h2>
</blockquote>

<p><strong>Gözde Akbaba tarafından yapılan açıklamada şunlar ifade edildi:</strong> İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu olarak, her çocuğun şiddetten, sömürüden ve ihmalden uzak, güvenli ve sağlıklı bir ortamda büyüme hakkını bir kez daha vurguluyoruz. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (BMÇHS) ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (İLO) ilgili sözleşmeleri, çocukların bu haklarını koruma altına almaktadır.</p>

<p>Ne yazık ki, dünyada ve ülkemizde çocuk işçiliği, hükümet politikaları ve ekonomik tercihler nedeniyle artarak devam etmektedir. Bu politikalar sonucunda her yıl binlerce çocuk iş kazalarında hayatını kaybetmekte, yüz binlercesi ise tarım, sanayi, atölye, sokak ve ev işleri gibi ağır ve tehlikeli koşullarda çalıştırılmaktadır. Bu çocuklar, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 28. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkından mahrum bırakılmakta, fiziksel ve psikolojik sağlıkları riske atılmakta ve çocukluklarını yaşama fırsatından yoksun bırakılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) programları, çok sayıda çocuğu eğitimden kopararak ağır çalışma koşullarına yönlendirmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) tarafından yasaklanan tehlikeli işlerde çalışan çocuklar, her gün yaşamlarını yitirme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.</p>

<p>Çocuk işçiliği bir insan hakları sorunu olduğu gibi aynı zamanda emek sömürüsünün en vahşi şekillerinden birisidir. Ekonomik eşitsizliklerin, göçlerin, işsizliğin, yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin, savaşların, çatışmaların, yetersiz eğitimin yaygınlaşması gibi faktörlerin çocukların eğitimden koparak çalışmak zorunda kalmasına yol açmış, hem dünyada hem de Türkiye’de çocuk işçiliği riskini ön plana çıkarmıştır.</p>

<p>Çocuk haklarına yönelik en büyük ihlallerden birisidir çocuk işçiliği. Çocuk işçiliği ve sömürüsü bugünün dünyasında milyonlarca çocuk için her gün tekrar eden acı bir gerçektir. Bu çocuklar tehlikeli koşullar altında çalışmalarının yanı sıra çoğu zaman çocuk istismarına ve sömürüye de maruz kalmaktadırlar.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi çocuk işçiliğini yasaklamaktadır. Ayrıca, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 182 sayılı En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Acil Eylem Sözleşmesi de çocuk işçiliğiyle mücadelede önemli kararlardandır.</p>

<p>Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat ve yaptırımlara rağmen sorunun çözülmediği ve/veya çözülmek istenmediği aksine her geçen gün dünyadaki gelişmelere paralel olarak çeşitlenerek arttığı, utanç kaynağı olarak da varlığını korumaya devam ettiği bilinen gerçektir.</p>

<p>Çocuk işçiliğini belli bir ücret karşılığında bir işverene karşı bağımlı şekilde iş görme edimini yerine getiren, ucuz ve esnek bir işgücü biçimi olarak tanımlayabiliriz.</p>

<p>Çocukların zihinsel, sosyal, fiziksel, ahlaki ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyen “işçilik,” onları köleleştirir. Çocukların ucuz emek karşılığında, çoğu zaman tehlikeli koşullarda, saatlerce çalıştırılmalarına yol açar. Çalışma koşulları; bu çocukların okula gitmelerine, akranlarıyla vakit geçirmelerine, oyun oynamalarına ve boş zamanlarını değerlendirmelerine engel olur, en kötüsü de işyerlerinde yaşanan kazaların, çocukların yaralanması, sakatlanması veya ölümleriyle sonuçlanmasına yol açmasıdır.</p>

<p>TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de toplam çocuk nüfusu 21 milyon 375 bin 930 olarak açıklandı. Bu, toplam nüfusun %24,8’ine karşılık geliyor. Yani ülkede yaklaşık her 4 kişiden biri çocuk.</p>

<p>İSİG Meclisi tarım, sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde toplamda 3 milyon çocuk işçinin çalıştırıldığını ifade ederken bunun 2 milyonunun MESEM ve meslek liselerinde öğrenci olduğunu bildirdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 15.22.39 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-152239-4.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre</strong>;</p>

<p>2024 yılı: En az 71 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi.</p>

<p>2025 yılı: En az 94 çocuk işçi hayatını kaybetti. Bu sayı, İSİG'in veri tutmaya başladığı 2013 yılından bu yana kaydedilen en yüksek yıllık veri olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>2023 Eylül’ünden 2025 aralık ayı sonuna kadar MESEM kapsamında çalışırken ölen çocuk sayısı 18.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF tarafından açıklanan verilere göre, dünya genelinde 5-17 yaş grubunda yaklaşık 138 milyon çocuk işçi bulunmaktadır. Bu çocukların 54 milyonu ise sağlıklarını, güvenliklerini ve gelişimlerini doğrudan tehlikeye atan ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır.</p>

<p>Türkiye’de de durum küresel ölçekle karşılaştırıldığında daha iç açıcı olmadığı görülmektedir.</p>

<p>TÜİK Çocuk İşgücü Anketi sonuçlarında mülteci çocuklar yer almamaktadır. Mülteci çocuk işçiler bugün Türkiye’de, Türkiye vatandaşlarının çocukları gibi sokaklarda, tekstil sektöründe, inşaat sektöründe ucuz işgücü olmuşlardır. Bunun nedeni de yine yoksulluktur ve mülteciler de yoksuldur.</p>

<p>Çocuk işçiliği, çalışma yaşamının önemli sorunları olan güvencesiz ve kayıt dışı çalışmanın yanı sıra çocukların eğitim hakkını engeller. Oysa Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Buna ek olarak, ILO 182 sayılı Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Sözleşmesi, çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasında eğitimin önemini vurgular.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 15.22.39 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-152239-3.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>ÖNERİLER:</strong></p>

<p>-Yoksulluk ortadan kaldırılmalıdır.</p>

<p>-Ucuz çocuk işgücünü teşvik eden ve bunun altyapısını oluşturan eğitim sistemi ve eğitim politikalarına son verilmelidir.</p>

<p>-Çocuk işçiliğiyle mücadelede, uluslararası alanda gündeme gelen ve çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasını hedefleyen sözleşmeler ve bildirgelerin öngördüğü önlemler tam ve kesintisiz hızla hayata geçirilmelidir.</p>

<p>-Çocukların zihinsel ve bedensel gelişimlerini engellemeyen, onların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran koşullar için adımlar atılmalıdır. Bu çerçevede Türkiye, taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uygun davranmalı ve kapsayıcı uygulamaları işler kılmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adana-ihd-adina-gozde-akbaba-cocuktan-isci-olmaz-cocuk-emegi-somurusu-onlensin</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-152239-1.jpeg" type="image/jpeg" length="62403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk İşçiliğine Karşı Seferberlik: 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü İçin Etkinlik Takvimi Açıklandı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/cocuk-isciligine-karsi-seferberlik-12-haziran-dunya-cocuk-isciligiyle-mucadele-gunu-icin-etkinlik-takvimi-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/cocuk-isciligine-karsi-seferberlik-12-haziran-dunya-cocuk-isciligiyle-mucadele-gunu-icin-etkinlik-takvimi-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Etkinlik programının ilk ayağı, 09 Haziran 2026 tarihinde saat 10.00’da gerçekleştirilecek olan “Görünmeyeni Gör” sergisi olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Çocuk İşçiliğini İzleme ve Önleme Derneği, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında çocuk işçiliğine dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek amacıyla bir dizi etkinlik düzenleneceğini duyurdu. Etkinlikler, hem saha deneyimini görünür kılmayı hem de çözüm odaklı politikaların geliştirilmesine katkı sunmayı hedefliyor.</strong></p>
</blockquote>

<h2>Farkındalık ve Empati Odaklı Açılış: “Görünmeyeni Gör” Sergisi</h2>

<p>Etkinlik programının ilk ayağı, 09 Haziran 2026 tarihinde saat 10.00’da gerçekleştirilecek olan <strong>“Görünmeyeni Gör” sergisi</strong> olacak.</p>

<p>Deneyimsel bir kurguya sahip sergi, çocuk işçiliğinin çoğu zaman görünmeyen yönlerini kamuoyuna aktarmayı amaçlıyor. Sergiyle birlikte ziyaretçilerin, çocuk emeği sömürüsüne dair toplumsal algıyı yeniden değerlendirmesi ve empati düzeyinin artırılması hedefleniyor.</p>

<h2>Kurumlar Arası İş Birliği Masaya Yatırılacak</h2>

<h3>11 Haziran 2026 | Ortak Çözüm Buluşması</h3>

<p>Etkinlikler kapsamında 11 Haziran 2026 saat 10.00’da, tarihi Eski İstasyon’da <strong>“Çocuk İşçiliğine Karşı Ortak Çözüm Buluşması”</strong> düzenlenecek.</p>

<p>Buluşmada:</p>

<ul>
 <li>Kamu kurumlarının mevcut uygulamaları</li>
 <li>Yerel yönetimlerin saha çalışmaları</li>
 <li>Sivil toplum kuruluşlarının izleme ve müdahale mekanizmaları</li>
</ul>

<p>çok boyutlu biçimde ele alınacak. Amaç, çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik daha güçlü ve koordineli bir yapı oluşturmak.</p>

<h2>Çözüm Arayışında Katılımcı Model: Çalıştay Süreci</h2>

<h3>11 Haziran 2026 | Ortak Çözüm Çalıştayı</h3>

<p>Aynı gün saat 14.00’te gerçekleştirilecek <strong>“Çocuk İşçiliğine Karşı Ortak Çözüm Çalıştayı”</strong>, risk alanlarının ve mevcut sorunların katılımcı yöntemlerle tartışılacağı bir platform olacak.</p>

<p>Çalıştayda:</p>

<ul>
 <li>Çocuk işçiliğine yol açan yapısal riskler</li>
 <li>Koruma mekanizmalarındaki eksiklikler</li>
 <li>Yerel ve ulusal ölçekte çözüm önerileri</li>
</ul>

<p>ele alınacak. Çalıştayın sonunda ortak bir sonuç bildirgesi hazırlanarak kamuoyu ile paylaşılması planlanıyor.</p>

<h2>Kurumlara Katılım Çağrısı</h2>

<p>Dernek tarafından yapılan bilgilendirmede, özellikle 11 Haziran’da gerçekleştirilecek iki etkinlik için kurum temsilcilerinin katılımının kritik önemde olduğu vurgulandı.</p>

<p>Bu kapsamda:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Kurumların bir temsilci görevlendirmesi</li>
 <li>Katılımcı bilgisinin <strong>0555 800 12 03</strong> numaralı telefona iletilmesi</li>
 <li>Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi</li>
</ul>

<p>talep edildi.</p>

<h2>Amaç: Güçlü Bir Koruma Ağı Oluşturmak</h2>

<p>Çocuk İşçiliğini İzleme ve Önleme Derneği Başkanı <strong>Dilan Kaya</strong>, imzasıyla yayımlanan bilgilendirmede, etkinliklerin temel amacının çocukların çalışma hayatına erken yaşta itilmesinin önüne geçmek ve koruyucu sosyal politikaları güçlendirmek olduğu belirtildi.</p>

<p>Dernek, etkinlikler aracılığıyla hem kamu kurumlarını hem de sivil toplumu aynı masa etrafında buluşturarak sürdürülebilir bir mücadele zemini oluşturmayı hedefliyor.</p>

<h2>12 Haziran’a Doğru</h2>

<p>Dünya genelinde çocuk işçiliğiyle mücadeleye dikkat çekilen 12 Haziran süreci kapsamında düzenlenen etkinliklerin, yerel düzeyde farkındalık oluşturması ve politika üretim süreçlerine katkı sağlaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/cocuk-isciligine-karsi-seferberlik-12-haziran-dunya-cocuk-isciligiyle-mucadele-gunu-icin-etkinlik-takvimi-aciklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-05-104845.png" type="image/jpeg" length="61155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yıldırım-Kara: MESEM İle Çocuk İşçiliği Yasal Kılıfa Sokuldu]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/yildirim-kara-mesem-ile-cocuk-isciligi-yasal-kilifa-sokuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/yildirim-kara-mesem-ile-cocuk-isciligi-yasal-kilifa-sokuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MESEM’lerde aynı ilde yaşamayan insanların bile öğrenci olarak kayıt ettirildiği, bu merkezlerden para elde ettiği iddia edilmektedir.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, ucuz-iş gücü, çocuk işçiliği ve iş cinayetleri başta olmak üzere MESEM projesinin sorunlarının araştırılması için meclis araştırması önergesi verdi.</strong></h3>
</blockquote>

<p>Araştırma önergesinin gerekçesinde öğrencilerin başta eğitim haklarının ihlal edildiğine dikkat çeken Nermin Yıldırım Kara, “25 Aralık 2021 tarihinde 7346 sayılı kanun ile yapılan düzenleme neticesinde MESEM kapsamında staj yapacak 9,10, ve 11. sınıf öğrencilerine asgari ücretin en az yüzde 30’u, 12.sınıftaki kalfalığa yükselen öğrencilerin ise asgarin ücretin en az yüzde 50’si kadar ödeme yapılması kararlaştırıldı. Böylece MESEM kapsamındaki öğrencilerin hem ücretleri hem de iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sigortaları devlet tarafından karşılanmaya başlandı. Bu durumda işverenler maddi bir sorumluluk altına girmeden öğrencileri çalıştırma hakkı kazandı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından ‘işverenin üzerinden maddi yükü aldık’ ve ‘aradığım elemanı bulamıyorum retoriği tarih olacak’ diyerek müjdelediği değişiklikler neticesinde; öğrencilerin eğitim hakları ihlal edilerek ucuz iş gücü olarak kullanılmalarının ve çocuk işçiliğinin yasal kılıfa sokulmasının önü açıldı. İşyerleri maliyetlerinden arındırılmış, öğrencileri çırak-kalfa adı altında talep ederken öğrencilerin ise bir güne sıkıştırılmış teorik eğitimden sağlıklı şekilde faydalanamadığı ortaya çıkmaktadır. Buna ek olarak; birçok işletme MESEM kapsamında öğrencileri mesai dışındaki saatlerde kayıt dışı olarak verilen ücretlerle ya da ücretsiz şekilde istihdam etmektedir. Bazı MESEM’lerde ise aynı ilde yaşamayan insanların bile öğrenci olarak kayıt ettirildiği, akrabalık ve hısımlık dolayısıyla bu merkezlerden para elde ettiği iddia edilmektedir.” dedi.</p>

<p><b>İŞ CİNAYETLERİNE SEBEP OLUYOR </b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>&nbsp;</b>Geçtiğimiz haftalarda yitirdiğimiz Erol Can Yavuz ve Arda Tonbul’un ölüm sebeplerini gerekçesinde dile getiren Hatay Milletvekili, “MESEM projesi kapsamında çalıştırılan öğrencilerin iş yerlerindeki durumlarına dair nasıl bir denetleme yapıldığına dair kamuoyunu aydınlatıcı bir açıklama bulunmamaktadır. Çocuk işçiliği yoksulluğun en önemli nedenlerinin başında gelmekle beraber son zamanlarda topluma yayılan derin yoksulluk neticesinde aileler asgari ücretin belirli bir tutarındaki ödemeleri alabilmek için bu duruma razı olmaktadır. Özellikle çocuk yaştaki kişilerin yeterli tecrübe edinmeden çok tehlikeli işlerde çalıştırılması ve emek sömürüsüne maruz kalması sonucunda birçok iş cinayeti meydana gelmektedir. Geçtiğimiz haftalarda, Kütahya’da, staj gördüğü atölyede üzerine sunta blokları devrilmesi sonucunda 15 yaşındaki Erol Can Yavuz hayatını kaybederken, yine İstanbul’da demir-çelik fabrikasında staj yapan 14 yaşındaki Arda Tonbul sac bükme makinesine sıkışarak hayatını kaybetmiştir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin iş cinayetleri raporuna göre; 2023 yılında 14 yaş ve altı 22 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 32 çocuk işçi hayatını kaybetmiştir. MESEM gibi projeler de hali hazırda çözülemeyen çocuk işçiliği sorununu daha da yıkıcı hale getirmektedir.” dedi.</p>

<p><b>MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURALIM </b></p>

<p><b>&nbsp;</b>MESEM projesinin sorunlarının tespit edilmesi için meclis araştırma komisyonu kurulmasını teklif eden Yıldırım-Kara, “Madem ki eğitim gelişmemizde en önemli kriter diyoruz o zaman çocuklarımızın ucuz-iş gücü olarak kullanılmasına ve iş yerlerinde ölümüne sebep olan bu projenin sorunlarını hep beraber tespit edelim. Buradaki ana amacın işverene maliyetsiz işçi sağlamak mı yoksa çocukların mesleki eğitimi mi olup olmadığını hep beraber tartışalım. Kurulan bu yoksulluk düzenine başka çocuklarımızı da feda etmeyelim. En temel hakları olan yaşam hakkını ve eğitim hakkını tesis edelim.” dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/yildirim-kara-mesem-ile-cocuk-isciligi-yasal-kilifa-sokuldu</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2024/01/ekran-goruntusu-2024-01-25-130053.png" type="image/jpeg" length="83663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze krizi: Bebekler çaresiz yardım kıtlığının ortasında 'cehennemde' doğuyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/gazze-krizi-bebekler-caresiz-yardim-kitliginin-ortasinda-cehennemde-doguyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/gazze-krizi-bebekler-caresiz-yardim-kitliginin-ortasinda-cehennemde-doguyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anneler doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrasında yeterli tıbbi bakım, beslenme ve korumaya erişim konusunda zorluklar yaşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>BM insani yardım görevlileri Cuma günü yaptığı açıklamada, bebeklerin Gazze'de "cehenneme gönderildiğini", pek çok kişinin de İsrail ile yaşanan çatışma ve bölgedeki giderek zorlaşan koşullar nedeniyle muhtemelen öldüğünü bildirdi.</p>
</blockquote>

<p><a href="https://www.unicef.org/" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><font><font>BM Çocuklara Yardım Fonu ( UNICEF</font></font></a><font><font>&nbsp;) , ateşkes yönündeki acil uluslararası çağrıları yineleyerek,&nbsp;</font><font>yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne ve yaklaşık 250 kişinin rehin alınmasına neden olan Hamas liderliğindeki İsrail saldırılarına yanıt olarak İsrail'in yaygın bombardımanının başlamasından bu yana yaklaşık 20.000 doğum gerçekleştiğini bildirdi.</font></font></p>

<p><strong><font><font>BM ajansı, kronik yardıma erişim sorunlarının , sezaryen doğumlarının anestezi olmadan gerçekleştirilmesi&nbsp;</font></font></strong><font><font>&nbsp;anlamına geldiğini&nbsp;</font><font>, diğer kadınların ise sağlık personelinin yoğunluğundan dolayı ölü doğan bebeklerini doğuramadıklarını söyledi.</font></font></p>

<p><font><font>UNICEF İletişim Uzmanı Tess Ingram, "Anneler doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrasında yeterli tıbbi bakım, beslenme ve korumaya erişim konusunda hayal edilemeyecek zorluklarla karşı karşıya kalıyor" dedi.</font></font></p>

<p><font><font>“Anne olmak bir kutlama zamanı olmalı.&nbsp;</font><font>Gazze'de cehenneme gönderilen bir çocuk daha oldu.”</font></font></p>

<h3><strong><font><font>Hepatit şoku</font></font></strong></h3>

<p></p>

<p><font><font>Kötüleşen insani duruma ilişkin derin endişelerini dile getiren BM Dünya Sağlık Örgütü (&nbsp;</font></font><a href="http://www.who.int/en/" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><font><font>WHO</font></font></a><font><font>&nbsp;) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze'de hepatit A enfeksiyonlarının doğrulandığı yönündeki alarmı dile getirdi.</font></font></p>

<p><font><font>Tedros, eski Twitter hesabı olan X'te şöyle bir tweet attı: "İnsanlık dışı yaşam koşulları -neredeyse hiç temiz su, temiz tuvalet ve çevreyi temiz tutma olanağı- hepatit A'nın daha da yayılmasını sağlayacak ve çevrenin hastalığın yayılması açısından ne kadar patlayıcı derecede tehlikeli olduğunu vurgulayacak." , Perşembe günü.</font></font></p>

<p><font><font>En son DSÖ verileri, ortalama 500 kişinin aynı tuvaleti paylaştığını ve 2.000'den fazla kişinin tek bir duşu kullanmak zorunda kaldığını, bunun da hastalığın yayılma riskini artırdığını gösteriyor.</font></font></p>

<p><font><font>BM sağlık kurumu&nbsp;</font><font>, üst solunum yolu enfeksiyonlarındaki keskin artışın yanı sıra, 2023'ün son üç ayında kaydedilen beş yaşın altındaki çocuklar arasındaki ishal vakalarının,&nbsp;</font></font><strong><font><font>2022'nin aynı dönemine ait raporlardan 26 kat daha yüksek olduğunu kaydetti.</font></font></strong></p>

<p><font><font>“İnsanlar gittikçe daha küçük yerlere itiliyor;&nbsp;</font><font>DSÖ sözcüsü Tarık Jasarevic, "Temiz suya ve tuvalete erişimleri olmayan, aşırı kalabalık barınaklarda bulunuyorlar" dedi.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font><font>DSÖ yetkilisi, "Gazze'deki nüfusun büyük bir bölümünün, yani yaralanan ve bombalanan insanların acil tıbbi yardıma ihtiyacı olduğunu" belirterek, Han Yunus'taki Nasser Tıp Kompleksi'nin&nbsp;</font><font>acil servisinde, savaş öncesindeki 24 doktorla karşılaştırıldığında&nbsp;</font></font><strong><font><font>yalnızca iki doktorun kaldığını</font></font></strong><font><font>&nbsp;belirtti. Savaşta, yoğun bakım yatağı sayısı 45'ten bugün yalnızca 14'e düştü ve başlangıçta 20 hemşireden yalnızca dördü mevcuttu.</font></font></p>

<h2><strong><font><font>Biraz rahatlama</font></font></strong></h2>

<p><font><font>UNICEF, Gazze'deki en savunmasız kadın ve çocuklara yardım etmek amacıyla, emziremeyecek kadar zayıf olan annelere süt formülü ve takviyelerinin yanı sıra aşırı zorlanan sağlık ekiplerine tıbbi malzeme sağlanmasını sağladı, ancak çok daha fazlasına ihtiyaç var.</font></font></p>

<p><font><font>Güney Gazze'den döndükten sonra Ürdün'ün Amman şehrinden konuşan Bayan Ingram, Refah'taki aşırı yük altındaki Emirlik Hastanesi personelinin anneleri "sezaryenden sonraki üç saat içinde" taburcu etmek zorunda kaldıklarını, bunun "&nbsp;</font></font><strong><font><font>inanılmaz ve acil eylem gerektiren</font></font></strong><font><font>&nbsp;bir durum" olduğunu açıkladı. ”.</font></font></p>

<p><font><font>Savaşın başlangıcından yaklaşık 105 gün sonra, sürekli bombardıman ve yerinden edilmenin "yeni doğanları doğrudan etkilediğini, bunun da daha yüksek oranda yetersiz beslenmeye, gelişim sorunlarına ve diğer sağlık komplikasyonlarına yol açtığını" ısrarla vurguladı.</font></font></p>

<p><img alt="Ekran görüntüsü 2024-01-20 085155" class="img-fluid detail-photo" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2024/01/ekran-goruntusu-2024-01-20-085155.png" style="width: 100%" / width="1262" height="572"></p>

<h2><strong><font><font>'İnsanlık dışı' koşullar</font></font></strong></h2>

<p><font><font>Bayan Ingram, bugün iki yaşın altındaki yaklaşık 135.000 çocuğun derme çatma barınaklar, yetersiz beslenme ve güvensiz su ile karakterize edilen "insanlık dışı" koşullar altında ciddi yetersiz beslenme riski altında olduğuna inanıldığını söyledi.</font></font></p>

<p><font><font>"&nbsp;</font></font><strong><font><font>Bazı anneler kan kaybından ölürken yeni doğan bebeklerin acı çektiğini görmek geceleri hepimizi uyanık tutmalı</font></font></strong><font><font>&nbsp;" dedi.&nbsp;</font><font>"7 Ekim'de kaçırılan çok küçük iki İsrailli çocuğun hâlâ serbest bırakılmadığını bilmek de bizi uyanık tutmalı."</font></font></p>

<p><img alt="Ekran görüntüsü 2024-01-20 085136" class="img-fluid detail-photo" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2024/01/ekran-goruntusu-2024-01-20-085136.png" style="width: 100%" / width="1262" height="636"></p>

<h2><strong><font><font>Ölü sayısı 25.000'e yaklaştı</font></font></strong></h2>

<p><font><font>Bu endişeleri yineleyen BM insan hakları ofisi&nbsp;</font></font><a href="http://www.ohchr.org/EN/pages/home.aspx" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><font><font>OHCHR , Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre&nbsp;</font></font></a><strong><font><font>yaklaşık 25.000 kişinin</font></font></strong><font><font>&nbsp;öldürüldüğü&nbsp;</font><font>yönündeki raporlardan derin endişe duyduğunu ifade etti .&nbsp;</font><font>Bunların yüzde 70'inin kadın ve çocuk olduğuna inanılıyor ve en az&nbsp;</font></font><strong><font><font>61.500 kişi de yaralandı</font></font></strong><font><font>&nbsp;, "birkaç binlerce kişi de enkaz altında, birçoğunun öldüğü tahmin ediliyor".</font></font></p>

<p><a href="https://www.unocha.org/" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><font><font>BM yardım koordinasyon ofisi OCHA</font></font></a><font><font>&nbsp;, krizle ilgili son güncellemesinde,&nbsp;</font><font>"Gazze'nin herhangi bir yerindeki" güvenli ve etkili yardım misyonlarının "uygun iletişim cihazları da dahil olmak üzere kritik ekipmanların ithalatına yönelik İsrail kısıtlamaları nedeniyle büyük ölçüde tehlikeye atıldığı" yönündeki derin kaygılarını yineledi.</font></font></p>

<p></p>

<p><font><font>BM ofisi, İsrail ordusunun Gazze Vadisi'nin kuzeyindeki bölgelere erişiminin engellenmesinin "burada hayat kurtarıcı yardım sağlanmasını artırma çabalarını da engellediğini ve genel müdahaleye önemli bir maliyet kattığını" ileri sürdü.</font></font></p>

<h2><strong><font><font>Düdüklü tencere ortamı</font></font></strong></h2>

<p><font><font>İşgal altındaki Filistin topraklarındaki BM İnsan Hakları Bürosu (OHCHR) başkanı Ajith Sunghay, Cenevre'de Gazze'den gazetecilere brifing verirken, yerinden edilmiş insanların "binlerce" Refah'a gelmeye devam ettiğini söyledi.</font></font></p>

<p><font><font>"Plastik torbalardan yapılmış çadırları yerinde tutabilmek için tuğla kazan erkek ve çocuklar gördüm" dedi. "&nbsp;</font></font><strong><font><font>Bu çok büyük bir insan hakları krizi</font></font></strong><font><font>&nbsp;ve insan yapımı büyük bir insani felakettir.&nbsp;</font><font>Gazze'nin, koruma müdahalesi de dahil olmak üzere insani yardımın acilen artırılması gerekiyor."</font></font></p>

<p><font><font>Günlerce süren telekomünikasyon kesintisinin devam ettiğini söyleyen Bay Sunghay, bunun Gazzelilerin hizmetlere ve nereye tahliye edilmeleri gerektiğine ilişkin bilgilere erişimini engellediği için "kafa karışıklığı ve korkuyu artırdığını" vurguladı.</font></font></p>

<p><font><font>OHCHR yetkilisi şöyle devam etti: "Korkunç insani durum, kıtlıklar ve yaygın korku ve öfke göz önüne alındığında, tam bir kaosun ortasında, burası düdüklü tencere bir ortamdır." Özellikle geceleri Refah'tan görülebilir ve duyulabilir.</font></font></p>

<p><font><font>Pazartesi günü Gazze'ye vardıktan sonra Bay Sunghay, "bazen saatte birkaç kez bombalama sesi duyduğunu" söyledi.&nbsp;</font><font>Gazzeliler için saldırılar sırasında gecenin "en korkunç zaman" olduğunu ve bölgede hâlâ rehin tutulan, "görünmeyen (ve) kesinlikle aynı sesleri duyan ve aynı korkuyu hisseden" 100'den fazla sivilin olduğunu söyledi.</font></font></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/gazze-krizi-bebekler-caresiz-yardim-kitliginin-ortasinda-cehennemde-doguyor</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jan 2024 08:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2024/01/ekran-goruntusu-2024-01-20-085222.png" type="image/jpeg" length="84346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa ve Orta Asya'da 450.000'den fazla çocuk yatılı bakımevlerinde yaşıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/avrupa-ve-orta-asyada-450000den-fazla-cocuk-yatili-bakimevlerinde-yasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/avrupa-ve-orta-asyada-450000den-fazla-cocuk-yatili-bakimevlerinde-yasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı Avrupa'da bu tür kurumlara sığınma talebinde bulunan refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocukların sayısı da artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>UNICEF'in Perşembe günü yayınladığı rapora göre, Avrupa ve Orta Asya'da 450.000'den fazla çocuk yatılı bakımevlerinde yaşıyor; bu da ihmal, istismar, sömürü ve psikolojik travmadan oluşan "acı bir mirasın" henüz sona ermediğini gösteriyor.</p>

<p><font><font>BM Çocuklara Yardım Fonu'nun&nbsp;</font></font><a href="https://www.unicef.org/press-releases/nearly-half-million-children-europe-and-central-asia-live-residential-care" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><font><font>Daha İyi Korumaya Giden Yollar</font></font></a><font><font>&nbsp;araştırması , verilerin mevcut olduğu durumda, bakım altındakilerin yüzde 87'sini engelli çocukların oluşturduğunu ortaya koyuyor.</font></font></p>

<p><font><font>Batı Avrupa'da bu tür kurumlara sığınma talebinde bulunan refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocukların sayısı da artıyor.&nbsp;</font></font></p>

<p><a href="https://www.unicef.org/" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><font><font>UNICEF'in</font></font></a><font><font>&nbsp;bölge direktörü&nbsp;</font><font>Regina De Dominicis, “Avrupa ve Orta Asya'nın çocukların kurumlara yerleştirilmesine ilişkin uzun ve acı verici mirasına son vermek için almamız gereken uzun bir yol var” dedi .</font></font></p>

<p><font><font>Kurumlardaki çocuklar genellikle çocukluk ve yetişkinlik boyunca olumlu ilişkiler kurmakta zorlanır, bu da kendilerini izole ve yalnız hissetmelerine neden olur.</font></font></p>

<p><font><font>Üstelik yatılı bakımda olanlar, özellikle de genç yaştan itibaren bilişsel, dilsel ve diğer gelişimsel gecikmeler yaşayabilir, bu da onları hukuk sistemiyle çatışmaya ve yeniden kurumsallaşmaya karşı daha duyarlı hale getirebilir.</font></font></p>

<p></p>

<blockquote>
<h3><strong><font><font>Bu zorluklara rağmen UNICEF raporu bazı olumlu eğilimlerin altını çiziyor. &nbsp;</font></font></strong></h3>
</blockquote>

<p><font><font>Bulgaristan, Moldova ve Gürcistan'da, Hükümet politikaları ve artan yatırımlar sayesinde aile temelli bakım, resmi alternatif bakım yerine norm haline geldi.</font></font></p>

<p><font><font>Türkiye ve Romanya'da önleme, aile desteği ve koruyucu bakımın desteklenmesine yönelik yatırımlar, belirli türdeki yatılı bakım tesislerinde kalan çocuk sayısında azalmaya yol açmıştır.</font></font></p>

<p><font><font>Ancak raporda engelli çocuklar konusunda ilerleme sağlanamadığının altı çiziliyor.&nbsp;</font><font>Verilerin mevcut olduğu ülkelerde, 2015 ile 2021 yılları arasında tüm ortamlarda rakamlar arttı.</font></font></p>

<blockquote>
<h3><strong><font><font>UNICEF, Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS), Engelli Hakları Sözleşmesi (CRPD) ve BM Alternatif Bakım İlkeleri'ne uyum sağlamak amacıyla, kullanılan büyük ölçekli kurumların sistematik olarak kapatılması ihtiyacını vurguladı. çocukları barındırmak ve eğitmek.</font></font></strong></h3>
</blockquote>

<p><font><font>Bu, engelli çocuklara veya refakatsiz ve ayrılmış çocuklara yönelik konaklama tesislerinin yüksek kaliteli aile ve toplum temelli bakımla değiştirilmesini içerir.</font></font></p>

<p><font><font>UNICEF, risk altındaki çocuklara erken teşhis ve müdahaleyi desteklemek için kaynakların artırılması, güçlü bir sosyal hizmet iş gücü, gereksiz aile ayrılıklarını önlemek için aile destek hizmetleri ve korunmaya muhtaç çocuklar için kaliteli koruyucu bakımın sağlanması çağrısında bulundu.</font></font></p>

<p><font><font>Ajans, kaynakların kurumsal bakımdan aile ve toplum temelli bakıma yeniden tahsis edilmesinin ve kaliteli verilere yatırım yapılmasının sağlanmasının önemini vurguladı.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<pre>
<code>&lt;blockquote class="twitter-tweet"&gt;&lt;p lang="en" dir="ltr"&gt;Mental health problems.&lt;br&gt;Psychological distress.&lt;br&gt;Trauma.&lt;br&gt;Children in residential care facilities face risks to their health, development, and well-being. They may carry the scars of institutionalization for the rest of their lives. &lt;a href="https://t.co/IDFaLeV2OJ"&gt;pic.twitter.com/IDFaLeV2OJ&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&amp;mdash; UNICEF Europe C.Asia (@UNICEF_ECA) &lt;a href="https://twitter.com/UNICEF_ECA/status/1747982909208674788?ref_src=twsrc%5Etfw"&gt;January 18, 2024&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt; &lt;script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"&gt;&lt;/script&gt;</code></pre>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/avrupa-ve-orta-asyada-450000den-fazla-cocuk-yatili-bakimevlerinde-yasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jan 2024 07:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2024/01/ekran-goruntusu-2024-01-19-072727.png" type="image/jpeg" length="88255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[10'a kadar saymak çocukların sayıların anlamını öğrenmesine nasıl yardımcı olur?]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/10a-kadar-saymak-cocuklarin-sayilarin-anlamini-ogrenmesine-nasil-yardimci-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/10a-kadar-saymak-cocuklarin-sayilarin-anlamini-ogrenmesine-nasil-yardimci-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklar sayıları öğrenmeye başladıklarında doğal olarak 42 gibi sayılarda onlukları ve birleri görmezler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Somut araçlar veya nesneler kullanmak matematiksel gelişimi teşvik etmek açısından önemlidir; ancak çocuklar 10'a kadar saymayı en iyi şekilde nasıl öğrenebilirler?&nbsp;</strong></p>
</blockquote>

<p><font><font>Çocuklar okula başladıklarında sayıları (“bir, iki, üç…”) okumayı ve yazmayı (1, 2, 3…) öğrenirler.&nbsp;</font><font>Bu sayıların ne anlama geldiğini öğrenmek daha da zordur ve sayılar birden fazla rakama sahip olduğunda (42 ve 608 gibi) bu daha da karmaşık hale gelir.</font></font></p>

<p><font><font>Bu tür “çok basamaklı” sayıların anlamının sadece onlara bakarak veya onlarla hesaplamalar yaparak anlaşılamayacağı ortaya çıktı.&nbsp;</font><font>Sayı sistemimizin şeffaf olmayan pek çok gizli anlamı vardır ve bu da&nbsp;</font></font><a href="https://doi.org/10.1037/dev0001145" rel="nofollow"><font><font>çocukların</font></font></a><font><font>&nbsp;bunu anlamasını zorlaştırır.</font></font></p>

<p><a href="https://www.concordia.ca/" rel="nofollow"><font><font>Concordia Üniversitesi</font></font></a><font><font>&nbsp;Matematik Öğretme ve Öğrenim Laboratuvarı, ilkokul öğretmenleriyle işbirliği içinde,&nbsp;</font><font>küçük çocukların çok basamaklı sayıları anlamalarını destekleyebilecek araçları araştırıyor.</font></font></p>

<p><font><font>Somut nesneler kullanmanın (kamışları 10'lu gruplar halinde demetlemek gibi) etkisini araştırıyoruz.&nbsp;</font><font>Ayrıca sayı çizgileri ve çizelgeleri gibi görsel araçların veya sayıları temsil eden kelimelerin (40 için kullanılan kelime "kırk") ve yazılı gösterimlerin (örneğin, 42) kullanımını da araştırıyoruz.</font></font></p>

<h3><strong><font><font>Sayılar nasıl çalışır?</font></font></strong></h3>

<p></p>

<p><font><font>Son araştırmamız, 1'den 100'e kadar sayıları içeren 10'a 10'luk tablolardan oluşan ve grafikteki her satırın 10'lu gruplar halinde sayılar içerdiği "yüzler tablosunun" çocuklara 10'a kadar saymayı öğretmek için yararlı olup olamayacağını inceledi; bu, anlama için temel bir şeydir.</font></font></p>

<p></p>

<h2><strong><font><font>Bir sayının içinde ne var?</font></font></strong></h2>

<p><font><font>Yetişkinlerin çoğu, 42'deki "4" ve "2" rakamlarının sırasıyla dört onluk ve iki birlik anlamına geldiğini bilir.</font></font></p>

<p><font><font>Ancak küçük çocuklar sayıları öğrenmeye başladıklarında doğal olarak 10'ları ve 42 gibi bir sayıdaki birleri görmezler. "4" ve "2" rakamlarının anlamını ayırt etmeden sayının birden 42'ye kadar sayılan 42 şeyi temsil ettiğini düşünürler. ”&nbsp;</font><font>Zamanla sayma ve diğer aktiviteler yoluyla çocuklar dördünü&nbsp;</font></font><a href="https://doi.org/10.1177/1053451221994827" rel="nofollow"><font><font>40'tan oluşan bir koleksiyon</font></font></a><font><font>&nbsp;olarak görürler .</font></font></p>

<p><font><font>Ancak bu farkındalık matematikte&nbsp;</font></font><a href="https://doi.org/10.1111/ssm.12258" rel="nofollow"><font><font>daha ileri konuların öğrenilmesi</font></font></a><font><font>&nbsp;için yeterli değildir.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><font><font>Bir sonraki önemli adım, 42'nin 10 ve iki birden oluşan dört farklı gruptan oluştuğunu ve dört 10'un sanki birmiş gibi sayılabileceğini görmektir (örneğin, 42 bir, iki, üç, dört 10'dur ve bir, iki, “birler”).</font></font></p>

<p><a href="https://doi.org/10.17226/12519" rel="nofollow"><font><font>Sonuçta sayıları anlamanın en zorlu yönlerinden biri, onlu ve birli grupların farklı türde birimler</font></font></a><font><font>&nbsp;olmasıdır&nbsp;</font><font>.</font></font></p>

<h2><strong><font><font>Sayılar farklı şekillerde düzenlenebilir</font></font></strong></h2>

<p><font><font>Yüzlerce çizelgedeki sayılar farklı şekillerde düzenlenebilir.&nbsp;</font><font>Yukarıdan aşağıya yüzler grafiğinin sol üst köşesinde “1” rakamı, sağ alt köşesinde ise 100 rakamı bulunur.</font></font></p>

<p><img alt="Ekran görüntüsü 2023-12-30 104950" class="img-fluid detail-photo" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2023/12/ekran-goruntusu-2023-12-30-104950.png" style="width: 100%" / width="823" height="777"></p>

<figure>
<figcaption><font><font>Yukarıdan aşağıya yüzlerce grafik.&nbsp;</font></font><font><font>(Vera Wagner)</font></font><font><font>&nbsp;,&nbsp;</font></font><font><font>Yazar sağlanmıştır (yeniden kullanılamaz)</font></font></figcaption>
</figure>

<p><font><font>Sayılar her seferinde bir satır aşağıya doğru 10'ar artar, örneğin bir aşağı atlama kullanarak 24'ten 34'e çıkmak gibi.&nbsp;</font><font>İkinci bir grafik türü, sayıların ters yönde arttığı "aşağıdan yukarıya" grafiktir.</font></font></p>

<p><img alt="Ekran görüntüsü 2023-12-30 105116" class="img-fluid detail-photo" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2023/12/ekran-goruntusu-2023-12-30-105116.png" style="width: 100%" / width="845" height="787"></p>

<p></p>

<figure>
<figcaption><font><font>Aşağıdan yukarıya yüzlerce grafik.&nbsp;</font></font><font><font>(Vera Wagner)</font></font><font><font>&nbsp;,&nbsp;</font></font><font><font>Yazar sağlanmıştır (yeniden kullanılamaz)</font></font></figcaption>
</figure>

<h2><strong><font><font>10'ar saniye sayma</font></font></strong></h2>

<p><a href="https://doi.org/10.5951/teacchilmath.24.3.00e1" rel="nofollow"><font><font>Çocuklar problemleri çözmek</font></font></a><font><font>&nbsp;için çizelgede bir sayıdan diğerine geçebilirler&nbsp;</font><font>.&nbsp;</font><font>Örneğin 24 + 20 dikkate alındığında çocuklar 24'ten başlayabilir ve 20 alan hareket ederek 44'e inebilirler.</font></font></p>

<p><font><font>Başka bir yol da, 44'e gelene kadar iki sıra yukarı (veya grafiğe bağlı olarak aşağı) hareket etmektir (örneğin, "bir", "iki" diye sayarak). Bu ikinci yöntem, çok basamaklı sayıların aşağıdakilerden oluştuğuna dair gelişen bir anlayışı göstermektedir. Sayı sistemine ilişkin ileri düzey bilgi için kritik olan 10'lu farklı gruplar.</font></font></p>

<p><font><font>Bu hikayenin yazarlarından biri olan Vera Wagner, Concordia Üniversitesi'ndeki yüksek lisans araştırması için, çocukların yukarıya doğru hareket ettikçe sayıların büyüdüğü aşağıdan yukarıya grafikle problemleri çözmeyi daha sezgisel bulabileceklerini düşündü.</font></font></p>

<p><font><font>Sonuçta bitkiler uzar ve bardak dolduruldukça içindeki sıvı yükselir.&nbsp;</font></font><a href="https://doi.org/10.1111/tops.12278" rel="nofollow"><font><font>Bu tür tanıdık deneyimler</font></font></a><font><font>&nbsp;nedeniyle&nbsp;</font><font>çocukların aşağıdan yukarıya grafikte yukarıdan aşağıya tabloya göre onlarca kat daha sık hareket edeceğini düşünüyordu.</font></font></p>

<h2><strong><font><font>Anaokulu öğrencileri ve 1. Sınıf öğrencileriyle çalışma</font></font></strong></h2>

<p><font><font>Bu hipotezi incelemek için Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki 47 anaokulu ve birinci sınıf öğrencisiyle çalıştık.&nbsp;</font><font>Evde biri hariç tüm çocuklar İngilizce konuşuyordu.&nbsp;</font><font>Evde İngilizcenin yanı sıra 14'ü Fransızca, dördü İspanyolca, biri Rusça, biri Arapça, biri Mandarin Çincesi konuşuyordu ve biri de bir dereceye kadar ASL ile iletişim kuruyordu.</font></font></p>

<p><font><font>Çalışmadaki tüm çocuk katılımcılara, aritmetik kelime problemlerini çözmek için araştırma asistanı André Loiselle tarafından programlanan&nbsp;</font></font><a href="http://mathchart.ca/chart.html#nt" rel="nofollow"><font><font>yukarıdan aşağıya</font></font></a><font><font>&nbsp;veya&nbsp;</font></font><a href="https://mathchart.ca/chart.html#reversednt" rel="nofollow"><font><font>aşağıdan yukarıya</font></font></a><font><font>&nbsp;yüzler tablosunun çevrimiçi bir versiyonunu atadık.</font></font></p>

<p><a href="https://doi.org/10.1111/ssm.12593" rel="nofollow"><font><font>Bulduğumuz şey bizi şaşırttı</font></font></a><font><font>&nbsp;: Çocuklar yukarıdan aşağıya grafikte aşağıdan yukarıya olana göre onlarca kat daha fazla sayıldı.&nbsp;</font><font>Bu yapabileceklerini düşündüğümüz şeyin tam tersiydi!</font></font></p>

<p><font><font>Bu bulgu, yukarıdan aşağıya grafiğin, çocukların sanki birermiş gibi (yani her seferinde bir satır yukarı veya aşağı) onlarca kez saymalarını teşvik ettiğini ve bu onların matematiksel gelişimlerinde önemli bir adım olduğunu göstermektedir.&nbsp;</font><font>Aşağıdan yukarıya grafiği kullanan çocukların rakamları karıştırma ve yanlış yöne gitme olasılıkları daha yüksekti.</font></font></p>

<h2><strong><font><font>Araçlar öğrenmeyi etkileyebilir</font></font></strong></h2>

<p><font><font>Araştırmamız, matematik sınıfında kullanılan araç türlerinin çocukların öğrenimini&nbsp;</font></font><a href="https://doi.org/10.1016/j.learninstruc.2008.03.005" rel="nofollow"><font><font>farklı şekillerde</font></font></a><font><font>&nbsp;etkileyebileceğini öne sürüyor.</font></font></p>

<p><font><font>Yukarıdan aşağıya grafiğin bir avantajı, çocukların çalışmamızdaki okullarda resmi eğitim dilleri olan İngilizce ve Fransızca'da okumayı öğrendikleri yönle eşleşen soldan sağa ve aşağı doğru hareket olabilir.&nbsp;</font><font>Farklı bir yönde okumayı öğrenen çocuklar (örneğin,&nbsp;</font></font><a href="https://escholarship.org/uc/item/4tt0k00j" rel="nofollow"><font><font>Arapça'da olduğu gibi sağdan sola</font></font></a><font><font>&nbsp;), ana dili İngilizce veya Fransızca olan çocuklardan bazı matematik araçlarıyla farklı şekilde etkileşime girebilirler.</font></font></p>

<p><font><font>Matematik öğreniminde kültürel deneyimlerin rolü, sınıf için öğretim araçlarının tasarımı ve&nbsp;</font></font><a href="https://theconversation.com/culturally-responsive-teaching-in-a-globalized-world-109881" rel="nofollow"><font><font>kültüre duyarlı</font></font></a><font><font>&nbsp;matematik öğretiminin uygunluğu hakkında soruların ortaya çıkmasına neden olur.&nbsp;</font><font>Gelecekteki araştırmalar, okuma yönü ile yüzler tablosunun kullanımı arasındaki ilişkiyi doğrudan incelemeye çalışabilir.</font></font></p>

<p></p>

<ol>
 <li id="author-542514" itemprop="author" itemscope="" itemtype="http://schema.org/Person"><a href="https://theconversation.com/profiles/helena-osana-838918" itemprop="url" rel="author"><font><font>Helena Osana</font></font></a>

 <p><font><font>Profesör, Matematik Öğretme ve Öğrenme Laboratuvarı Baş Araştırmacısı, Concordia Üniversitesi</font></font></p>
 </li>
 <li id="author-544557" itemprop="author" itemscope="" itemtype="http://schema.org/Person"><a href="https://theconversation.com/profiles/jairo-a-navarrete-ulloa-1488907" itemprop="url" rel="author"><font><font>Jairo A. Navarrete-Ulloa</font></font></a>
 <p><font><font>Yardımcı Doçent, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Universidad de O'Higgins (Şili)</font></font></p>
 </li>
 <li id="author-548777" itemprop="author" itemscope="" itemtype="http://schema.org/Person"><a href="https://theconversation.com/profiles/vera-wagner-1491084" itemprop="url" rel="author"><font><font>Vera Wagner</font></font></a>
 <p><font><font>Araştırma Görevlisi, Matematik Öğretme ve Öğrenme Laboratuvarı, Concordia Üniversitesi</font></font></p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk, Eğitim</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/10a-kadar-saymak-cocuklarin-sayilarin-anlamini-ogrenmesine-nasil-yardimci-olur</guid>
      <pubDate>Sat, 30 Dec 2023 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2023/12/ekran-goruntusu-2023-12-30-105611.png" type="image/jpeg" length="48981"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD, ÇOCUK İNTİHARLARI ARAŞTIRILSIN]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-cocuk-intiharlari-arastirilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-cocuk-intiharlari-arastirilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p align="center"><b>ÇOCUK İNTİHARLARI ARAŞTIRILSIN</b></p>

<p>Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan savaş ve çatışmalar en çok çocukları etkilemektedir. Bu savaş ve çatışmalarda en çok çocuklar ölmekte, yaralanmakta ve uzuv kaybı yaşamaktadır. Milyonlarca çocuk göç etmek zorunda kalmakta, mülteci/ göçmen durumuna düşmektedir. Sağlıksız koşullarda, eğitimden, sağlıktan ve sosyal güvenlikten yoksun yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Ortadoğu ve coğrafyamızda bitmeyen savaş ve çatışmalar nedeniyle çocuklar eşit ve adil bir yaşama erişme imkânı bulamamaktadır. Bugün halen Ukrayna’da, Irak’ta, Suriye’de Rojava’da ve son olarak da Filstin/Gazze’de her gün onlarca çocuk bu savaş ve çatışma ortamlarında hayatlarını kaybetmektedir.</p>

<p>Savaş ve çatışma ortamları toplumsal barışı ortadan kaldırdığı gibi, ekonomik ve sosyal yapıyı da bozmaktadır. Ülkelerin ekonomileri çocukların ve toplumun refahını artırmak için harcanmak yerine “güvenlik” gerekçesiyle silaha ve savaş araçlarına harcanmaktadır. Bu politikaların ısrarla uygulanması toplumsal dokuyu bozmakta, yoksulluk, işsizlik artmakta, daha az sağlık, daha az eğitim olarak topluma geri dönmektedir. Bitmeyen güvenlikçi politikalar toplumun tüm fertlerinde olduğu gibi çocuklarda da umutsuzluğa ve güvensizliğe yol açmaktadır.</p>

<p>Coğrafyamızda 40 yılı aşkın bir süredir süren “düşük yoğunluklu” çatışma ortamı en çok çocukları etkilemiş, çocuklar köylerini, şehirlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Köylerden kent merkezlerine göç eden aileler ve çocuklar ciddi adaptasyon sorunları yanında ekonomik ve sosyal sorunlarla da uğraşmak zorunda kalmıştır. Sosyal destek ve güven ortamında yoksun kalan çocuklarda uyum sorunları ile intihar eğilimlerinin de arttığı gözlenmektedir.</p>

<p>TÜİK’in geçtiğimiz aylarda açıkladığı 2022 yılı toplam&nbsp;<b>4146 intihar</b>&nbsp;vakalarının&nbsp;<b>81’i</b>&nbsp;15 yaş altı;&nbsp;<b>410’ u</b>&nbsp;da 15-19 yaş aralığındaki çocuklar olmak üzere 2022 yılında toplam&nbsp;<b>491 çocuğun intihar</b>&nbsp;sonucu hayatını kaybettiğini göstermektedir. 2021 yılında ise 15 yaş altı 71; 15-19 yaş aralığında ise 377 çocuğun intihar ettiği açıklanmıştır.</p>

<p>Son bir hafta içerisinde Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 yaşındaki I.A adlı çocuğun evde intihar ederek hayatını kaybettiği basına yansıdı. Yine Cizre'de 16 yaşındaki Z.C ile 17 yaşındaki Z.C adlı iki kız kardeşin Dicle Nehrine atlayarak intihar girişiminde bulundukları 16 yaşındaki çocuğun kurtarılarak hastaneye kaldırıldığı 17 yaşındaki çocuğun ise nehirde kaybolduğu ve halen bulunamadığı bilgisi kamuoyuna yansıdı.</p>

<p>Son zamanlarda Türkiye’nin her yerinde çocuk ve genç intiharlarında artışın ürkütücü boyutlara ulaştığını maalesef büyük bir kaygı ile izliyoruz. Son iki yılda çocuk intiharlarının yüzde 40 oranında arttığı istatistiki verilerle ortaya konmaktadır. Bu verileri detaylı bir şekilde incelediğimizde bazı bölgelerde kız çocuğu intiharlarının daha fazla olduğu görülmektedir.</p>

<p>Çocuk intiharlarının ekonomik, sosyal ve kültürel yapıların olumsuz etkileri nedeniyle gelişebileceği gibi, savaş ve çatışma ortamlarının yarattığı baskılar, kuşatılmışlık hissi, umutsuzluk ve değersizlik duygusundan kaynaklı olarak da gelişebilmektedir. Türkiye de yaşanan çocuk intiharlarında büyük oranda ekonomik yoksulluk, erken yaşta zorla evlilikler, çocuk cinsel istismarı gibi nedenlerin de etkili olduğu bilinmektedir. Ayrıca Kürt illerinde yıllardır devam eden çatışma, yasaklar ve toplumsal gerilimin yarattığı güvensizlik ve umutsuzluğun da intiharlarda etkili olduğu bilinmektedir.</p>

<p>Cizre'de yaşanan son çocuk intiharları başta olmak üzere tüm çocuk intiharları etkili bir şekilde soruşturulmalı, çocukları intihara sürükleyen ekonomik, sosyal ve psikolojik nedenler tespit edilerek çocukları güçlendirecek politikalara öncelik verilmelidir.</p>

<p></p>

<p><b>ÇOCUK İNTİHARLARI SORUŞTURULSUN</b></p>

<p><b>ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME UYGULANSIN</b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>&nbsp;İHD MERKEZİ ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU</b></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-cocuk-intiharlari-arastirilsin</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Nov 2023 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2023/11/xcvbbbbb.jpg" type="image/jpeg" length="13279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adanalı minik öğrencilerden ağaçlandırma seferberliği]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adanali-minik-ogrencilerden-agaclandirma-seferberligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adanali-minik-ogrencilerden-agaclandirma-seferberligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>ÇEVRECİ ÖĞRENCİLER,</h2>

<h2>ÖRNEK ÖĞRETMENLER</h2>

<p></p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlamalarına, Ağaçlandırma Günü etkinliği de katılınca, Adanalı minik öğrenciler, öğretmenlerinin desteği ile anlamlı ve örnek bir organizasyona imza attılar. Şehit Duran İlkokulunun minik çevrecileri 250 çam fidanını toprakla buluşturmayı başardılar.</p>

<p></p>

<p><img alt="3dbe4267-f749-416d-9f83-eaea6a52d5af" class="img-fluid detail-photo" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2023/11/3dbe4267-f749-416d-9f83-eaea6a52d5af.jpg" style="width: 100%" / width="1393" height="1600"></p>

<p>ADANA- Minik yüreklerdeki çevre ve ağaç sevgisine örnek bir hareket Adana’da gerçekleştirildi. Seyhan İlçede bulunan Şehit Duran İlkokulu öğrencileri, duyarlı ve örnek öğretmenlerinin önderliğinde hem Cumhuriyetimizin 100. Yılını, hem de Ağaçlandırma Günü etkinliğini birlikte kutlamanın heyecanını yaşadılar.</p>

<p>Sarıçam’ın Hakkıbey bölgesindeki ağaçlandırmaya uygun alanda 250 çam fidanını toprakla buluşturan minik öğrencilerin heyecanı, öğrencilerine doğa sevgisini aşılamanın heyecanını taşıyan öğretmenleri ve kendilerine bu konuda destek olan iletişimci gönüllülerle birleşince ortaya unutulmaz bir heyecan ve muhteşem bir sevgi seli çıktı.</p>

<p></p>

<p>ŞÖLEN GİBİ FİDAN DİKME TÖRENİ</p>

<p></p>

<p>Adana Orman Bölge Müdürlüğü’nün katkıları ve rehberliği ve Adana Büyükşehir Belediyesi Otobüs İşletme Müdürlüğünden araç temini ile yola çıkan Şehit Duran İlkokulu’ndan 4 öğretmen ve 80 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilen fidan dikme etkinliği tam anlamıyla bir görsel şölene dönüştü.</p>

<p>Fidan dikme etkinliğinin organizasyonuna katkıda bulunan İletişim Uzmanı Bünyamin Deniz Kıraç, “Fidan dikmenin önemini tüm çocuklarınızın gülen gözlerinde gördük.&nbsp; 80 minik öğrencimiz ve 4 örnek öğretmenimizle katıldığımız bu güzel etkinlikte 250 çam fidanını toprakla buluşturduk” dedi.</p>

<p><img alt="de06b369-72ac-47dc-a090-77738559f18c" class="img-fluid detail-photo" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2023/11/de06b369-72ac-47dc-a090-77738559f18c.jpg" style="width: 100%" / width="621" height="490"></p>

<h2>ÖRNEK ÖĞRETMENLERİN HEYECANI</h2>

<p></p>

<p>Şehit Duran İlkokulu’nda görev yapan Sibel Toğrul, Oya Meriç, Ayşe Pınar Verdi ve Güzide Belgin Sarı isimli öretmenlerin, öğrencilerine ağaç dikmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmaları, gelecekte kulaklarına küpe olacak nitelikli olduğunu belirten Kıraç, “Bizler öncelikle çocuklarımıza ve tüm insanlara ormanlarımızın önemini anlatmalıyız. Bu konuda onlara yol göstermeli, rehberlik yapmalıyız” şeklinde konuştu.</p>

<p>Ağaçların, temiz bir hava için vazgeçilmez hazinelerimiz olduğunu belirten öğretmenler de, “Bugün küresel ısınma, akciğer sorunları ve aşırı yorgunluk hissi gibi sorunların kaynağında dolaylı olarak oksijen azlığının ve karbondioksit fazlalığının büyük bir etkisi vardır. Karbondioksiti azaltmak için havadaki oksijen miktarını artırmamız gerekiyor ve bunun için de milyonlarca ağaç dikmemiz bile yeterli olmuyor. Herkesin her sene en az 5 fidan dikmesini gerekiyor” diye konuştular.</p>

<p><img alt="bbd683e7-12da-4d6e-a30a-4fdd1b9f81fc" class="img-fluid detail-photo" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2023/11/bbd683e7-12da-4d6e-a30a-4fdd1b9f81fc.jpg" style="width: 100%" / width="1084" height="913"></p>

<h2>YAŞANABİLİR BİR HAYAT İÇİN</h2>

<p></p>

<p>Yemyeşil bir dünya, yaşanabilir bir hayat için, “Hiçbir şey zor değil. İş işten geçmeden sonra doğaya karşı saygılı olmanın gerekliliğini vurgulayan öğretmenler, “Zaman kaybetmeden, çocuklarımızı daha ilkokul çağında ağaç ve doğa sevgisi ile tanıştırmalı ve yarınlara onları bu sevgi ortamında büyümelerine katkı sağlamalıyız. Bu tüm eğitimcilerin, tüm öğretmenlerin, tüm anne ve babaların en öncelikli görevi olmalıdır” dediler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yıl hem Cumhuriyetimizin 100. Yıl coşkusu, hem de Ağaçlandırma günü etkinliğini birlikte kutladıklarını, öğrenciler ve öğretmen arkadaşları ile bu etkinliğe&nbsp; çok heyecanlı gittiklerini, öncelikle çocuklarla çok mutlu bir şekilde döndüklerini belirten öğretmenler, “Bu girişimimizin tüm eğitim caimasına örnek olacağını, Orman Müdürlüğü yetkilileri ile görüşerek uygun zamanlarda, işaret edilen yerlere fidanlar dikilerek, yemyeşil bir dünya için çocuklarımız küçük yaşta bilgi sahibi yapılmalı, bu konuda eğitilmeli ve bilinçlendirilmelidir” diye konuştular.</p>

<p>Öğretmenler ve etkinliği organize eden gönüllüler, bu etkinlik nedeniyle kendilerine büyük destek sağlayan, öncülük yapan Adana Orman Bölge Müdürlüğü ve orman alanında kendilerine yol gösteren görevliler ile ulaşım konusunda her türlü desteği ortaya koyan Adana Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığına da teşekkür ettiler.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adanali-minik-ogrencilerden-agaclandirma-seferberligi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Nov 2023 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2023/11/3fafffe9-78e5-4676-8c33-6682cd2ed895.jpg" type="image/jpeg" length="93208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cengiz Çiçek, çocukların yaşadıkları sorunlara ilişkin TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/cengiz-cicek-cocuklarin-yasadiklari-sorunlara-iliskin-tbmm-baskanligina-arastirma-onergesi-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/cengiz-cicek-cocuklarin-yasadiklari-sorunlara-iliskin-tbmm-baskanligina-arastirma-onergesi-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>HDK Eş Sözcüsü ve HEDEP İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, çocukların yaşadıkları sorunlara ilişkin&nbsp;TBMM Başkanlığı’na araştırma&nbsp;önergesi verdi.</p>

<h2>HEDEP İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek,&nbsp; araştırma önergesinde şu ifadelere yer verdi.</h2>

<p>20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ardından her yıl 20 Kasım tarihi, Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kabul edilmektedir. Türkiye’de çocuklar ulus devletin hizmetkarı olarak kodlanarak cumhuriyetin kuruluşundan bu yana belli bir siyasal çerçevede değerlendirilmiştir. Çocukların korunması ve desteklenmesi için gerekli politikalar yerine devlet ulusunun tesisi ve devlete biat eden nesiller yetiştirme amacı güdülmüştür. Türkiye’de çocukların karşı karşıya bulunduğu sorunlar giderek artmaktadır.</p>

<p>Çocukların yaşadıkları temel problemlerin başında çocuk işçiliği gelmektedir. Türkiye’de de resmi olmayan verilere göre 2 milyonun üzerinde çocuk işçi bulunmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın faaliyet raporunda, 2021 yılına göre 2022 yılında 15-17 yaş arasında çalışan çocuk sayısının 101 bin artışla 620 bine ulaştığı kaydedildi. Buna göre çalışan çocuk sayısı yıllık yaklaşık yüzde 20 arttı. İşverenler için ucuz ve kayıt dışı işgücü olarak görülen ve oldukça ağır ve tehlikeli şartlarda çalıştırılan çocuklar okula gidememekte, akranlarının yaptığı etkinliklerin hiçbirini yapamamakta ve birçok haktan mahrum bırakılmaktadırlar. Geçtiğimiz günlerde TÜİK’in paylaştığı verilere göre; çocuklardan, yaş grubu 15-17 olanların işgücüne katılma oranı yüzde 18,7’dir.</p>

<p>Özellikle çıraklık ve stajyerlik uygulamalarıyla çocuk işçiliğinin önü açılmış, 4+4+4 olarak tanımlanan eğitim sistemi sebebiyle çocuk işçiliği yaşı oldukça düşmüştür. Stajyer ve çırak olan çocukların dışında sayısı belirsiz birçok çocuk mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmakta, kâğıt toplayıcılığı ve seyyar satıcılık yapmakta, veya dilendiricilik yaptırılmaktadır. Çocuk işçiliğinin oldukça artmış olması elbette Türkiye’de mültecilerin yaşama koşullarından, metropollere göç etmek zorunda kalan Kürt ailelerin maddi problemlerinden, derinleşen ekonomik krizden ve uygulanan ayrımcı politikaların etkilerinden azade değildir. Ekonomik kriz ve salgınla birlikte gelir dağılımındaki adaletsizlik hat safhaya ulaşmıştır. Bu sonuçlardan en çok etkilenenler de çocuklar olmuştur. Çocukların yaşam hakları başta olmak üzere en temel hakları gasp edilmekte, sömürüye daha açık hale getirilmektedir. İSİG verilerine göre AKP’li yıllarda en az 900 çocuk işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş olması çocuk düşmanı politikaların en yalın göstergesidir.</p>

<p>Her iki çocuktan birinin yoksulluk içerisinde yaşadığı Türkiye’de, Meclis’in çocukların sorunlarına ivedilikle çözüm bulması gerekmektedir. Bu nedenle Türkiye’de çocukların yoksulluktan şiddete ve istismardan geleceksizliğe kadar karşı karşıya oldukları çok boyutlu sorunların belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla Meclis araştırması açılmasını talep ediyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/cengiz-cicek-cocuklarin-yasadiklari-sorunlara-iliskin-tbmm-baskanligina-arastirma-onergesi-verdi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Nov 2023 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2023/07/cengiz.png" type="image/jpeg" length="21096"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TÖP Çocuk Hakları Meclisi; Çocukların hakkını size yedirmeyeceğiz! Her bir haklarını hayata geçireceğiz!]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/top-cocuk-haklari-meclisi-cocuklarin-hakkini-size-yedirmeyecegiz-her-bir-haklarini-hayata-gecirecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/top-cocuk-haklari-meclisi-cocuklarin-hakkini-size-yedirmeyecegiz-her-bir-haklarini-hayata-gecirecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk istismarı son 15 yılda yüzde 400 artarken sadece 2020 yılında 15-17 yaş arasında yaklaşık 9 bin kız çocuğu doğum yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü.</strong></h3>
</blockquote>

<p>Toplumsal Özgürlük Partisi Çocuk Hakları Meclisi adına Derya Çiçek Nar parti binasında konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı;</p>

<p>Cumhuriyetin 100. yılını geride bırakan ülkemizde çocukların haklarından, onların toplumun parçası sayılmasından bahsedemiyoruz.</p>

<p>100 yıldır, despotik bir cumhuriyet yönetimi içinde yaşayan çocuklar AKP’li yıllarla birlikte artık neredeyse her an hak ihlaline uğruyorlar. Özellikle son 10 yılda bu ülke çocuklar için bir ölüm, ihmal ve istismar makinesi gibi işliyor.</p>

<p>Faşist bir rejimi inşa etmek derdiyle ilerleyen iktidar koalisyonu ülkeyi hızla uçuruma sürüklüyor.</p>

<p>Ülkeye açtıkları savaş şiddetleniyor; yoksulluk katlanarak artıyor, kış koşulları her şeyi zorlaştırıyor, öğrenci intiharlarından işçi ölümlerine kadar her şeyin ucu gelip yönetenlere, sermaye sahiplerine dayanıyor. Birileri bu ülkenin, bu ülkenin işçilerinin sırtından, alın terinden servet yaratırken, birileri lüksünü halkın gözüne sokmaktan gram utanmazken bizlerin de içinde olduğu çoğunluk işsizlikle, kiralarla, faturalarla mücadele ediyor. Lafa gelince çocuklar konusunda her şeyi yaptıklarını iddia edenler halkın, işçinin emekçinin çocuğuna da savaş açmış durumda!</p>

<blockquote>
<h3><b>Çocukların kazanılmış haklarından çalıyorlar! </b></h3>
</blockquote>

<p>Mecliste bütçe komisyonlarında tartışmalar yürütülüyor. Yaklaşık 30 milyon çocuğun olduğu ülkemizde sadece çocuklara özel bir bütçe yok! Ama bununla birlikte çocukların da içinde olduğu bütçe kalemleri giderek azalıyor!</p>

<p>Çocukların eğitimine ayrılan bütçenin merkezi bütçedeki yeri giderek küçülüyor. “MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında yüzde 17,18 iken bu oran 2023’te ise 9,18’de kaldı.” Milyonlarca çocuk okula beslenme çantası boş giderken bu hükümet “kamu tasarrufu” gerekçesiyle az sayıda çocuk için verdiği okul yemeğini de kaldırdı! Eğitimin parasız olduğunu iddia ediyorlar! Çocukların okul yemeğini, servisini, kırtasiye malzemelerini, kıyafetleri, okulun ampulünden tutalım da görevlilerine kadar her şeyin parasının ebeveynlerden toplanıyor çünkü bütçe yetmiyor. Var olan bütçe çocuklara harcanmıyor! Oysa resmi veriler bile en az 7,5 milyon çocuğun ağır yoksulluk içinde yaşadığını gösteriyor.</p>

<p>Toplumun giderek daha fazla dini kodlarla şekillendirilmesi hamleleri yine en çok eğitimde ve çocukların üzerinde kendini gösteriyor. Psikolog, sosyal hizmet uzmanı, rehber öğretmeni atamadıkları okullara projeler adı altında tarikatları, cemaatleri sokuyorlar!</p>

<p>Özel okullara sürekli teşvik yapılırken kamu okulları kaderine terk ediliyor. Deprem bölgesinde hala milyonlarca çocuk eğitime erişemiyor. Deprem bölgesinde çocukların yemeğini veriyoruz diyenler acaba içinden sadece bir reçel ve yarım ekmek çıkan gıda paketlerini hiç gördüler mi soruyoruz?</p>

<p>TÜİK’in Haziran 2023 verilerine göre Türkiye’de 5 milyon çocuk çalışıyor. Geçen ay en az 3 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Yoksulluk derinleştikçe eve giren para azalıyor ve çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren çalışmak zorunda kalıyorlar. Tarımdan sanayiye inşaattan moto kuryeliğe pek çok işte, yetişkinlerle aynı sürelerde çalışan ama daha az ücret alan çocuklar eğitimden de uzaklaşıyorlar. MESEM adı altındaki sistemle çocuk işçiliği meşrulaştıran, yasallaştıran iktidar ise zincir marketlerde, köftecilerde çalışan çocuklarla övünüyor! Çalışmak zorunda kalan çocuklar çalışırken yaşadıkları hak ihlallerine karşı çıkamıyor, örgütlenemiyor; çalışırken ölen çocukların katilleri yargılanmıyor, bu iş cinayetlerinin üzeri kapatılıyor.</p>

<p>Çocuk istismarlarının önüne geçilmesi noktasında pozitif hiçbir adım atmayan, ilgili sözleşmeleri uygulamayan iktidar bunların aksine yıllardır çocuk istismarını “evlilik” yoluyla aklamaya, “rıza” arayarak üzerini kapatmaya çalışıyor. Çocuk cinsel istismarında Avrupa ülkeleri arasında üçüncü olan Türkiye’de sadece son 10 yılda 300 binden fazla kız çocuğu evlendirildi. Çocuk istismarı son 15 yılda yüzde 400 artarken sadece 2020 yılında 15-17 yaş arasında yaklaşık 9 bin kız çocuğu doğum yaptı.</p>

<p>Savaş ve yıkım politikaları her yıl onlarca çocuğun ölümüne, yaralanmasına sebep oluyor. Kürt çocukları, sadece Kürt oldukları için ayrımcılığa uğruyor, zırhlı araçların altında kalarak ölüyor, anadilini konuşamıyor. Varlığı ve demokratik hakları kabul edilmeyen Kürt halkının çocukları bu savaş politikalarının bedelini ödüyor. Bugün Filistin’de binlerce çocuğun öldürülmesine güya karşı çıkan iktidar kendi ülkesindeki Kürt çocuklarının ölümünü “terör” adı altında normalleştiriyor.</p>

<p>İşte bu iktidar ülkeyi bir işçi emekçi cehennemine, halk düşmanlığı rejimine sürüklerken çocuklar bunları yaşıyor. Saraydan savaşa, şirketlerin desteklenmesinden seçim çalışmalarına hemen her şeye milyarlık bütçeler ayıranlar çocukların hakları için tek kuruş artışa gitmiyor! 100. yılda şahlanıyoruz diyenler çocukların okul yemeğini kaldırıyor!</p>

<blockquote>
<h3><b>Biz buradayız, çocuklardan yanayız!</b></h3>
</blockquote>

<p>Çocukların korkmadan, özgürce, barış içerisinde yaşayacakları bir toplumu çocuklarla birlikte inşa edeceğiz ve ülkede her çocuk kendini güvende hissedene kadar mücadeleye devam edeceğiz.</p>

<p>Bizler çocukların tüm hakları demokratik bir anayasanın güvencesine alınana, çocuğa karşı işlenen tüm suçlar en üst sınırdan cezalandırılana kadar mücadele edeceğiz.&nbsp;Sadece çocuklar için kullanılmak üzere bir bütçenin ayrılması, bu bütçenin tüm çocuklara ulaştırılması için ses çıkarmaya devam edeceğiz. Tüm bunları içeren bütünlüklü bir çocuk politikası oluşturacağız.&nbsp;</p>

<p>Toplumsal Özgürlük Partisi Çocuk Hakları Meclisi olarak bu ülkede yaşayan çocuklar için çocuklarla birlikte başka bir eşit, özgür dünyanın mümkünlüğünü gösterecek ve birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.&nbsp;</p>

<p>Bu düzenin tek bir çocuğu daha öldürmesine, sömürmesine izin vermeyeceğiz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çünkü çocukların hakları var!</p>

<p>Tekrar ediyoruz: 20 Kasım Çocuk Hakları Günü’nde buradan çocuklar için bütçe istiyoruz. Zenginliğinizde çocukların hakkı var, buradan söylüyoruz, çocukların hakkını size yedirmeyeceğiz! Her bir haklarını hayata geçireceğiz!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/top-cocuk-haklari-meclisi-cocuklarin-hakkini-size-yedirmeyecegiz-her-bir-haklarini-hayata-gecirecegiz</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Nov 2023 22:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2023/11/whatsapp-image-2023-11-20-at-215515.jpeg" type="image/jpeg" length="91951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KHK'lı Platformları Birliği; Cezaevlerinde son istatistiklere göre tutsak olan 2500'e yakın çocuk var]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/khkli-platformlari-birligi-cezaevlerinde-son-istatistiklere-gore-tutsak-olan-2500e-yakin-cocuk-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/khkli-platformlari-birligi-cezaevlerinde-son-istatistiklere-gore-tutsak-olan-2500e-yakin-cocuk-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Bizlerin en büyük görevi çocuklara; sömürüsüz, eşit, adil, özgür ve savaşsız daha yaşanılabilir bir dünyayı miras bırakmaktır."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>KHK'lı Platformları Birliği; Dünya Çocuk Hakları Gününde duyarlı herkesi öteki çocukların da haklarını hatırlatmak için 21.00 de yapılacak etkinliğe davet ediyoruz.</strong></p>
</blockquote>

<p>KHK'lı Platformları Birliği tarafından konuyla ilgili şu açıklama yapıldı;</p>

<p>Bu akşam #UçurtmayıVurmasınlar etiketiyle toplumun bütün katmanlarına sesleneceğiz.</p>

<p>Cezaevlerinde son istatistiklere göre tutsak olan 2500'e yakın çocuk var. Bunun dışında annesi babası cezaevinde olan ama çocukların dışarıda kaldığı beşizler var.</p>

<p>Yine örnekleri çoğaltabileceğimiz pek çok uygulama var. Hasta, bakıma muhtaç çocuklarımız var. İşçi çocuklarımız var, mağdur edilen çocuklarımız var...</p>

<p>Eğitim hakkı elinden alınan çocuklarımız var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistin’de kurşunlara ve yoğun bombardımana maruz kalan çocuklar, Rojava’da katledilen ve asimilasyonun her türlüsüne maruz bırakılan çocuklar, Doğu Türkistan’da dinleri ve dilleri bahane edilerek zulmün her türlüsüyle karşılaşan çocukların varlığı unutulmasın diye bu akşam</p>

<p>#UçurtmayıVurmasınlar diyoruz 21.00'da bütün arkadaşlarımızı etikete destek vermeye bekliyoruz...</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/khkli-platformlari-birligi-cezaevlerinde-son-istatistiklere-gore-tutsak-olan-2500e-yakin-cocuk-var</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Nov 2023 20:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2023/11/ekran-goruntusu-2023-11-20-204102.png" type="image/jpeg" length="64619"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD Adana Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu; Çocuk hak ihlallerinin önüne geçilememiştir]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-adana-subesi-cocuk-haklari-komisyonu-cocuk-hak-ihlallerinin-onune-gecilememistir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-adana-subesi-cocuk-haklari-komisyonu-cocuk-hak-ihlallerinin-onune-gecilememistir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu; Çocuk hak ihlallerinin önüne geçilememiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h2><strong>İHD; 20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ&nbsp;</strong></h2>
</blockquote>

<p></p>

<p>İHD Adana Şube Binasında Gerçekleştirilen Basın Açıklamasını Yönetim Kurulu Adına Havin Ölmez okudu.</p>

<p>Ölmez sözlerine şu şekilde devam etti;</p>

<p>Çağlar boyu ihmal edildiği, hemen hemen hiçbir hukuki düzenlemenin söz konusu olmadığı çocuk hakları, ancak 20. yüzyılda gündem olmaya başlamıştır. Nihayetinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca 20 Kasım 1989’da Çocuk Hakları Sözleşmesi kabul edilmiştir. 1990 yılında Türkiye tarafından imzalanmıştır. 1994 yılında 17., 29. ve 30. maddelerine çekince konularak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce onaylanmış ve&nbsp; 1995 yılında da Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.</p>

<p>Sözleşme, Amerika Birleşik Devletleri ve Somali dışında 197 ülke tarafından onaylanmıştır.</p>

<p><img alt="WhatsApp Görsel 2023-11-20 saat 12.48.11_bd793add" class="img-fluid detail-photo" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2023/11/whatsapp-gorsel-2023-11-20-saat-124811-bd793add.jpg" style="width: 100%" / width="1600" height="901"></p>

<p>Tüm çocukların aynı haklara sahip olduğunu ve bütün hakların eşit derecede önemli olduğunu vurgulayan Sözleşme toplam elli dört maddeden oluşmuştur. Her biri ayrı bir hakkı özetleyen dört kısımdan meydana gelmektedir. Bu haklar; hayatta kalma hakkı, gelişme hakkı, korunma hakkı ve katılım hakkıdır.</p>

<p>Çocuk hakları, çocukların zihinsel, bedensel, sosyal, duygusal ve ahlaki bakımdan bağımsız bir şekilde gelişebilmesi için hukuk kuralları ile korunan durumlarıdır.</p>

<p>Dünyada en çok ülke tarafından imzalanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin kabulünün 33. yılındayız. Peki çocuk haklarında 33 yılda nereye gelindi?</p>

<p>BM Çocuk Hakları Komisyonu’na göre imzacı ülkeler arasında BM’ye rapor gönderen 43 ülkeden sadece 14’ü sözleşme ilkelerini iç hukuklarına uyarlamış, diğer ülkeler sözleşmeye uyum sağlamak için yeni ve benzer yasalar çıkarmış veya uyum sağlamak yerine çocukları kendi hakları konusunda bilinçlendirmeyi tercih etmişlerdir.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü’nün verdiği bilgilere göre pornografi, şiddet ve yasa dışı faaliyetlerin çokça görüldüğü ülkelerde çocuk istismarı had safhalara ulaşmaktadır. Dünyada iş çevrelerinde istihdam edilen 5-17 yaş arası yaklaşık 152 milyon çocuğun 64 milyonu kız, 88 milyonu erkek ve bu oranın yüzde 71'i tarım sektöründe çalışırken, yüzde 69'u kendi aile işlerinde karşılıksız çalışmakta; çocuk işçilerin 72,5 milyonu sağlığını, güvenliğini ve ahlaki gelişimini tehdit eden sektörlerde çalışmak zorunda bırakılmaktadır.</p>

<p>Yine UNİCEF raporlarına göre dünya çapında erken yaşta evliliklerin sayısının toplamda 765 milyon olduğu tahmin edilirken, kadınların 5'te 1'i, erkeklerin 30’da 1’i 18'den küçük yaşta evlilik yapmaktadır. Bugün çocuklar hâlâ toplumun istismara en açık ve savunmasız grubunu teşkil etmektedir.</p>

<p>Ülkemize bakıldığında sözleşmenin yürürlüğe girmesinin üstünden geçen yıllara rağen Türkiye'de hala tarımda çalışan 2 milyona yakın çocuk işçi bulunduğu gibi erken yaşta zorla evlendirilen, her türlü istismara ve şiddete maruz kalan, cezaevinde bulunan, okula gidemeyen, çatışma ortamında kaybedilen, yükselen enflasyon nedeniyle yoksullaşan ve yaşına göre fiziksel gelişimi geri düzeyde bulunan çocuklar bulunmaktadır.</p>

<p>İstismarla mücadele için etkin çözümler bulunması gerekirken günlük politik ihtiyaçlar nedeni ile çocukların istismarcıları ile evliliklerini çözüm olarak sunan, suça sürüklenen çocuklar için cezaevi dışında çözüm üretmeyen, çocuk işçiliğini ortadan kaldırmayan, her çocuğa eşit okul imkânı sağlamayan, ayırımcılığın ortadan kalkmasına yönelik önlem almayan, yoksulluğa çözüm bulamayan, ayrımcılığın önüne geçmeyen, çocuğu birey yerine koymayıp önemsemeyen, çocuğun yüksek yararına aykırı her türlü anlayış ve uygulamanın karşısında olduğumuzu vurgulamak istiyoruz.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede yer aldığı şekilde, devletlerin çocukların haklarının gözetilmesinde uymakla yükümlü oldukları asgari standartları esas alan ve 2005 yılında yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu, çocuğu yargı dışında ele alan yapıyı kuramamış, çocuklar için cezaevi dışında onarıcı adalet sağlayacak kurum ve kuruluşlar oluşturulmadığı için suça sürüklenen çocuklar ve risk altında olan çocuklar için gerekli korumayı sağlayamamaktadır. Bu nedenle idari alt yapının güçlendirilmesi, kurumlar arasında etkin koordinasyonu sağlayacak politikalar geliştirilmesi ve eksikliklerin giderilmesi bir an önce sağlanmalıdır.</p>

<p>Adana’ya bakıldığında ise, çocuklar, hırsızlık, gasp, tehdit, şantaj, kasten adam yaralama, taksirle adam yaralama, resmi belgede sahtecilik, kendisinden yaşça küçük çocuğa cinsel istismar/taciz/saldırıda bulunma gibi suçlara itilmişlerdir.&nbsp;İhmal, istismar, çocuk işçiliği, sokakta çalıştırılma gibi suçun mağduru olmuşlardır. Bu sorunun yalnızca bir hukuki sorun olmayıp aynı zamanda bir sosyal sorun olduğu gerçeğini de ortaya çıkarmaktadır.</p>

<p>Suça itilen çocuk, korunmaya ihtiyacı olan çocuk ve suç mağduru çocuk sorunu her yıl artarak devam etmiş, sorunun çözümünde ise, ne yazık ki bir arpa boyu yol kat edilememiştir. Çocuk hak ihlallerinin önüne geçilememiştir.</p>

<p>Çocuklar ve çocuk haklarına ilişkin düzenlemeler günlük ihtiyaçlara ve politikalara göre değil çocuğun yüksek yararını esas alan bütünlüklü bir politika içinde ele alınmalıdır. Çocuklar dahil hiç kimse renklerine, cinsiyetlerine, tabiiyetleri ve inançlarına göre farklı muameleye tabi tutulamaz. İşkence ve kötü muameleye maruz kalamaz. Yaşam hakları ellerinden alınamaz. Çocuklar hayatta kalmalı, özgürce yaşamalı ve gelişmelidir. Bunu sağlamak ise bizlerin ve tüm devletlerin görevidir.</p>

<p>Tüm çocukların, Çocuk Hakları Sözleşmesinde belirtildiği gibi ayrımcılığa uğramayacağı, yaşama ve gelişme haklarının etkili şekilde yerine getirileceği, çocukların yüksek yararının gözetileceği ve kendisi hakkında alınan kararlarda görüş belirteceği yani Çocuk Hakları Sözleşmesinin bu temel ilkelerine uygun günlerin gelmesi için mücadelemiz her zaman devam edecektir.</p>

<p>20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü tüm dünya çocuklarının eşit, adil bir dünyada yaşamasının hepimizin sorumluluğu olduğunu hatırladığımız gün olsun.&nbsp; 20.11.2023</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-adana-subesi-cocuk-haklari-komisyonu-cocuk-hak-ihlallerinin-onune-gecilememistir</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Nov 2023 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2023/11/whatsapp-gorsel-2023-11-20-saat-125321-f3486a47.jpg" type="image/jpeg" length="16129"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
