<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habere Güven</title>
    <link>https://www.habereguven.com</link>
    <description>Habere Güven; Türkiye ve dünyadan son dakika haberler, güncel gelişmeler, analizler ve özel dosyalarla güvenilir, hızlı ve bağımsız habercilik sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habereguven.com/rss/insan-haklari" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 16:24:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/rss/insan-haklari"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD Urfa Şubesi’nden 73. Hafta Açıklaması: “Mustafa Suman’ın Akıbeti Açıklansın”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-urfa-subesinden-73-hafta-aciklamasi-mustafa-sumanin-akibeti-aciklansin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-urfa-subesinden-73-hafta-aciklamasi-mustafa-sumanin-akibeti-aciklansin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD açıklamasında, olayın üzerinden geçen yıllara rağmen faillerin ortaya çıkarılmadığına dikkat çekilerek, cezasızlık politikalarının sürdüğü ifade edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h2>İHD Urfa Şubesi’nden 73. Hafta Açıklaması: “Mustafa Suman’ın Akıbeti Açıklansın”</h2>
</blockquote>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 05 02 At 13.30.19" class="detail-photo img-fluid" height="1706" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-02-at-133019.jpeg" width="2560" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ŞANLIURFA</strong> – İnsan Hakları Derneği (İHD) Urfa Şubesi, Novada Park AVM önünde gerçekleştirdiği haftalık eylemin 73’üncüsünde, 1993 yılında Viranşehir’de öldürülen Mustafa Suman’ın akıbetini ve faillerini sormak için bir araya geldi. Açıklamada, gözaltında kayıplar gerçeğine ve cezasızlık politikalarına dikkat çekildi.</p>

<h3>“73 Haftadır Hakikat ve Adalet Arayışı Sürüyor”</h3>

<p>İHD Urfa Şubesi tarafından yapılan açıklamada, 73 haftadır sürdürülen eylemlerle Türkiye’deki gözaltında kayıplar gerçeğinin görünür kılınmaya çalışıldığı vurgulandı. Açıklamada, “Bu toprakların en uzun soluklu hakikat ve adalet arayışlarından birini sürdürüyoruz. Kayıplarımızın akıbeti açıklanana ve failler yargılanana kadar mücadelemiz devam edecek” denildi.</p>

<h3>“Sıradan Bir Esnaf, Herkesin Gözleri Önünde Katledildi”</h3>

<p>Açıklamada, Mustafa Suman’ın Viranşehir’de kuyumculuk yapan, çevresi tarafından sevilen ve tanınan bir esnaf olduğu belirtilerek, 1993 yılında yaşanan olayın tanıklığına yer verildi.</p>

<p>Suman’ın kardeşi Ahmet Suman’ın anlatımına göre olay günü iki Toros marka araç Viranşehir meydanına geldi. Araçlardan inen kar maskeli kişiler Mustafa Suman’a ateş açarken, diğer araçtakiler çevrede gözetleme yaptı. Suman’ın vurulmasının ardından saldırganların havaya ateş açarak olay yerinden uzaklaştığı aktarıldı.</p>

<p>Ahmet Suman, yaşananları şu sözlerle anlattı:<br />
“Abim ne sağ-sol bilirdi ne de herhangi bir örgütle ilgisi vardı. Onu sadece korku yaratmak için hedef aldılar. O dönem Viranşehir’de ya insanlar kaçırılıyor ya da gündüz vakti silahlı saldırılarla öldürülüyordu. Herkes büyük bir korku içindeydi.”</p>

<h3>“Cezasızlık Politikaları Sürüyor”</h3>

<p>İHD açıklamasında, olayın üzerinden geçen yıllara rağmen faillerin ortaya çıkarılmadığına dikkat çekilerek, cezasızlık politikalarının sürdüğü ifade edildi. Açıklamada, “Bu suçlara eşlik eden inkâr ve cezasızlık politikaları sona ermedikçe adalet sağlanamaz” ifadeleri kullanıldı.</p>

<h3><img alt="Whatsapp Image 2026 05 02 At 13.30.19 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1706" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-02-at-133019-1.jpeg" width="2560" /></h3>

<h3>1 Dakikalık Oturma Eylemi</h3>

<p>Basın açıklamasının ardından İHD üyeleri ve katılımcılar, kayıplar için 1 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirdi.</p>

<p>İHD Urfa Şubesi, gözaltında kayıpların akıbeti açıklanana, sorumlular yargılanana kadar eylemlerini sürdüreceklerini bir kez daha yineledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-urfa-subesinden-73-hafta-aciklamasi-mustafa-sumanin-akibeti-aciklansin</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-02-at-133018-1.jpeg" type="image/jpeg" length="94798"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ’dan TBMM’ye Çağrı: “Samsun’daki cezaevinde ağır hak ihlalleri araştırılsın”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/agri-milletvekili-heval-bozdagdan-tbmmye-cagri-samsundaki-cezaevinde-agir-hak-ihlalleri-arastirilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/agri-milletvekili-heval-bozdagdan-tbmmye-cagri-samsundaki-cezaevinde-agir-hak-ihlalleri-arastirilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bozdağ’ın başvurusunda, cezaevinde sosyal yaşamın neredeyse tamamen ortadan kaldırıldığına dikkat çekildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Heval Bozdağ</strong>, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na başvurarak, Samsun Çarşamba S Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşandığı iddia edilen hak ihlallerinin araştırılmasını talep etti. Bozdağ, özellikle 26 Mart 2026 tarihinde cezaevinde gerçekleştirildiği belirtilen müdahalenin “vahim boyutlara ulaştığını” vurguladı.</p>
</blockquote>

<h3>“Koğuşlara baskın, darp ve ters kelepçe” iddiası</h3>

<p>Başvuruda yer alan mahpus beyanlarına göre, söz konusu tarihte koğuşlara ani baskınlar düzenlendi. Mahpusların zorla yere yatırıldığı, ters kelepçe uygulandığı ve fiziksel şiddete maruz bırakıldığı ifade edildi.</p>

<p>Mahpusların aktarımlarında şu ifadeler öne çıktı:</p>

<ul>
 <li>“Koğuşlara baskın yapıldı, yere yatırıldık ve darp edildik.”</li>
 <li>“Ters kelepçe takılarak sürüklendik ve zorla başka koğuşlara götürüldük.”</li>
 <li>“Yaralanmamıza rağmen revire çıkarılmadık.”</li>
</ul>

<p>İddialar arasında, yaralanan mahpusların sağlık hizmetine erişimlerinin geciktirildiği de yer aldı.</p>

<h3>“Ağır tecrit koşulları uygulanıyor”</h3>

<p>Bozdağ’ın başvurusunda, cezaevinde sosyal yaşamın neredeyse tamamen ortadan kaldırıldığına dikkat çekildi. Mahpusların “sohbet, spor ve diğer aktivitelerinin sonlandırıldığı” ve “mektup dışında hiçbir iletişim imkanlarının kalmadığı” yönündeki beyanlarının, ağır tecrit koşullarına işaret ettiği belirtildi.</p>

<p>Ayrıca:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Kronik hastalığı bulunan mahpusların tedaviye erişiminde sorunlar yaşandığı,</li>
 <li>Sosyal faaliyetlerin herhangi bir yazılı tebligat olmadan kısıtlandığı,</li>
 <li>Disiplin uygulamalarının keyfi ve denetimsiz yürütüldüğü</li>
</ul>

<p>yönünde ciddi iddiaların bulunduğu ifade edildi.</p>

<h3>Anayasa ve uluslararası sözleşmelere vurgu</h3>

<p>Başvuruda, yaşananların Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17. maddesi (işkence ve kötü muamele yasağı) ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesi (sağlık hakkı) başta olmak üzere, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil edebileceği belirtildi.</p>

<p>Devletin, gözetimi altındaki bireylerin yaşam hakkını ve fiziksel-ruhsal bütünlüğünü koruma yükümlülüğünün “mutlak” olduğuna dikkat çekildi.</p>

<h3>Komisyona çağrı: Yerinde inceleme yapılsın</h3>

<p>Bozdağ, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’ndan şu adımların atılmasını talep etti:</p>

<ul>
 <li>Cezaevindeki hak ihlallerinin gündeme alınması,</li>
 <li>Hükümlü ve Tutuklu Hakları Alt Komisyonu’nun cezaevine ziyaret gerçekleştirmesi,</li>
 <li>Mahpuslar, avukatlar ve personelle doğrudan görüşmeler yapılması,</li>
 <li>Sağlık hizmetleri ve disiplin uygulamalarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi,</li>
 <li>Tespit edilen ihlallerin giderilmesi ve sorumlular hakkında işlem yapılması için Adalet Bakanlığı nezdinde girişimde bulunulması.</li>
</ul>

<p>Bozdağ ayrıca, yürütülecek çalışmalar hakkında bilgilendirilme talebinde bulundu.</p>

<hr />
<p>Başvuru, cezaevlerinde insan hakları ihlalleri tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, gözler Komisyon’un atacağı adımlara çevrildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/agri-milletvekili-heval-bozdagdan-tbmmye-cagri-samsundaki-cezaevinde-agir-hak-ihlalleri-arastirilsin</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/heval-bozdag-kursu-5.JPG" type="image/jpeg" length="59872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana İHD, "Çatışmasızlık ve silahsızlanma ile elde edilen bu tarihi fırsat kalıcı bir barışa dönüşmeli"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adana-ihd-catismasizlik-ve-silahsizlanma-ile-elde-edilen-bu-tarihi-firsat-kalici-bir-barisa-donusmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adana-ihd-catismasizlik-ve-silahsizlanma-ile-elde-edilen-bu-tarihi-firsat-kalici-bir-barisa-donusmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşam hakkı tehdidi ve birçok ihlal ile karşı karşıya olan hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı bu konuda yasal ve idari reformlar gerçekleştirilmelidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>İHD Adana Şube Başkanı Av. Yasemin Dora Şeker; "Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılmalı, TCK ve ilgili mevzuatın AİHM ve AYM kararları doğrultusunda öngörülebilirlik ve kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir."</p>
</blockquote>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 27 At 13.20.48 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1365" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-27-at-132048-1.jpeg" width="2048" /></p>

<p>İHD Adana Şube tarafından İnönü Parkında gerçekleştirilen basın açıklamasında, "SİLAHSIZLANMA VE BARIŞ HUKUKİ REFORMLARLA GÜVENCE ALTINA ALINMALIDIR" ifadesi kullanıldı.</p>

<p><strong>Yasemin Dora Şeker açıklamasına şu şekilde devam etti;</strong></p>

<p><strong><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/6vSJP4M5b44" title="Adana İHD, &quot;Silahsızlanma ve Barış Hukuki Reformlarla Güvence Altına Alınmalıdır&quot;" width="1242"></iframe></strong></p>

<p>Türkiye, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü konusunda toplumun tüm kesimlerinde büyük bir umut yaratan, ancak bir yandan da belirsizliklerle örtülü tarihi bir süreçten geçmektedir. 1 Ekim 2024 tarihinde başlayan süreç, PKK’nin silah bırakma ve kendini feshetme kararıyla somut bir aşamaya evrilmiş, silahların susmasıyla birlikte gelişen diyalog kanalları tüm hak savunucuları ve toplum tarafından memnuniyetle karşılanmıştır.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği olarak, silahların susmasının ve çatışmalı ortamdan kaynaklı yaşam hakkı ihlallerinin ortadan kalkmasının tek başına bütün halkların barış fikri etrafında bir araya gelmesi için yeterli bir neden olduğu kanaatindeyiz. Bununla birlikte, hukuksal reformlarla desteklenemeyen ve hukuki bir güvenceye bağlanmayan müzakere süreçlerinin kalıcı barışla sonuçlanması da mümkün görünmemektedir. Nitekim 2013–2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının sebeplerinden biri de hiç kuşkusuz sürecin gereklerine dair hukuki ve idari reformların hayata geçirilmemesiydi.</p>

<p>Türkiye’nin yakın geçmişteki başarısız çözüm girişimi ve dünya örnekleri gözetildiğinde barış sürecinin kesintiye uğramaması ve nihai olarak da başarıya ulaşması için gerekli reformların hızlıca hayata geçirilmesi hayati önem taşımaktadır. Mevcut durumda fiili silahsızlanma iradesine karşılık, devletin bu iradeyi destekleyecek "geçiş dönemi yasalarını" hayata geçirme konusunda söylem düzeyinde kalan bazı beyanlar haricinde süreci tahkim edecek somut adımlara dönüşmemiştir. Dünyadaki çatışma çözümü deneyimleri göstermiştir ki; hukuki ve idari reformlarla desteklenmeyen, yasal statüye kavuşturulmayan müzakere girişimleri, tekrarlanma ve eskiye dönüş riski taşımaktadır.</p>

<p>Kürt Meselesinin çözümü konusunda önemli bir adım olarak değerlendirdiğimiz TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, nihai raporunu tamamlayıp Meclise sunmasının üzerinden iki ayı aşkın bir süre geçmiştir. Siyasi aktörler yapılması planlanan reformlara dair bayram sonrasını işaret etmesine rağmen bugüne kadar hiçbir adımın atılmamış olması endişe vericidir. 2025 yılı içerisinde de muğlak da olsa çeşitli zaman dilimlerine infaz yasası başta olmak üzere bazı yasal düzenlemelere işaret edilmiş ancak her defasında ulusal ve bölgesel gelişmeler gerekçe gösterilerek geri adım atılmıştır.</p>

<p>Hükümet, Kürt Meselesinin çözümünü konjonktürel bir zorunluluktan ziyade temel hak ve özgürlükler perspektifinden stratejik bir bakış açısıyla ele almalıdır. Bu bağlamda süreç, yalnızca bir güvenlik veya teknik silahsızlanma meselesi olarak değil, Türkiye’nin demokratikleşme kapasitesini güçlendirme, kalıcı iç barışı kurma iradesi ve nihayet bölgesel krizler karşısında ulusal ve bölgesel istikrar üretme becerisini de kapsayacak bir şekilde düzenlenmelidir.</p>

<p>Dünya deneyimleri, çatışma çözümlerinin en zor ve uzun süren aşamasının “silahsızlanma” aşaması olduğunu göstermiştir. Buna karşılık Türkiye’de bu evre sorunsuz bir şekilde ve sürecin hemen başında gerçekleşmiş, devletin bu aşamayı tahkim edecek düzenlemeler yapması beklenmektedir. Fiili olarak sağlanan silahsızlanma, başkaca teyit ve tespit koşuluna bağlanmaksızın, yasal adımlarla güvence altına alınmalıdır. Hükümet zaman geçirmeden ve muhtemel yol kazalarına mahal vermeden PKK’nin silahsızlanma kararını tahkim edecek adımlar atmalı ve bu konuda ivedilikle gerekli yasal düzenlemeleri yapmalıdır. Bu kapsamda;</p>

<blockquote>
<p><strong>PKK’nin silah bırakmasına ilişkin çerçeve yasa, daha fazla ertelenmeden en kısa zamanda çıkarılmalı ve aşağıdaki hususları içermelidir. Bu yasa:</strong></p>
</blockquote>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/TGsP2xyiKS4" title="Av. Yasemin Dora Şeker, &quot;Silahsızlanma ve Barış Hukuki Reformlarla Güvence Altına Alınmalıdır&quot;" width="1242"></iframe></p>

<p>Yasa geniş ve kapsamlı olmalı, çatışmanın bütün sonuçlarını tamamen bertaraf etme amacı taşımalıdır. Bütünlükçü bir bakışla kaleme alınmalı, açık ve ölçülebilir bir amaç taşımalıdır. Yasa kapsamına aldığı grupları açıklıkça belirmeli ve bunu yaparken grup üyelerinden hiçbirinin dışarıda bırakılmamasına özen göstermelidir.</p>

<p>Yasa metni açık, yoruma kapalı ve öngörülebilir olmalı, infaz ve dönüş süreçlerinde idari ve hukuki keyfiliği önleyecek kesinlikler ve güvenceler içermelidir.</p>

<blockquote>
<p><strong>Silah bırakanların eğitim, sağlık, istihdam ve benzeri alanlardaki gereksinimlerini karşılamak üzere destek mekanizmaları kurmalıdır.</strong></p>
</blockquote>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="844" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/WPWciqXYBkA" title="Adana İHD, &quot;Kalıcı barışın ve demokratik bir düzenin inşası için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.&quot;" width="475"></iframe></p>

<p>Bu yasanın uygulanmasını izlemek üzere TBMM bünyesinde tıpkı TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu örneğinde olduğu gibi tüm siyasi partilerin katılımıyla bir “İzleme ve Denetleme Komisyonu” oluşturulmalıdır. Bu komisyon, belli aralıklarla hazırladığı raporları Meclis’e sunmalıdır. Bu Komisyon sivil toplum örgütlerinin katılımına açık, somut ve süreklilik arz eden bir çalışma yöntemi geliştirmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İHD olarak kalıcı barışın ve demokratik bir düzenin inşası için bütün siyasi mahpusları özgürlüklerine kavuşturacak bir yasal düzenlemenin yapılmasını talep ediyoruz. Demokratik bir toplum düzeni ve güvenli bir gelecek ancak geçmişle yüzleşme, hakikat ve onarım süreçlerinin işletilmesi ile mümkün olacaktır. Bu bağlamda tarafların sivillere karşı işlediği suçlar bakımından hakikat, adalet ve onarımı odağına alan koşullu sorumluluk mekanizmaları kurulmalı ve etkin bir şekilde işletilmelidir.</p>

<p>TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından meclise sunulan nihai raporun 7. Bölümünde belirtilen tüm demokratikleşme adımları ivedilikle hayata geçirilmelidir. Bu kapsamda:</p>

<p>Hukuk devletinin yeniden inşası ve hukuki güvenlik ilkesi gereğince AİHM ve AYM kararlarının gereği yerine getirilmelidir.</p>

<p>Kayyım uygulamasına son verilerek kayyım atanan belediyelerin seçilmiş başkanları görevlerine iade edilmelidir.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 27 At 13.20.48" class="detail-photo img-fluid" height="1365" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-27-at-132048.jpeg" width="2048" /></p>

<blockquote>
<p><strong>Yaşam hakkı tehdidi ve birçok ihlal ile karşı karşıya olan hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı bu konuda yasal ve idari reformlar gerçekleştirilmelidir.</strong></p>
</blockquote>

<p>Mahpusların tahliyelerini keyfi bir şekilde engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları kaldırılmalı, mahpusların infaz süreleri kanunla belirlenmeli, mahpusların denetimli serbestlik hakkından yararlanmalarını engelleyen ve açık cezaevine ayrılma taleplerinin reddeden keyfi ve gayri-hukuki tutumlara son verilmelidir.</p>

<p>Belediye Başkanları, siyasi aktörler ve gazeteciler ve sivil toplum örgütü temsilcilerine yönelik yargısal tacizden vazgeçilmeli, tutuksuz yargılama bütün yargısal süreçlerde esas alınmalıdır.</p>

<p>KHK ile işten atılan memur ve işçiler göreve iade edilmelidir.</p>

<p>Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılmalı, TCK ve ilgili mevzuatın AİHM ve AYM kararları doğrultusunda öngörülebilirlik ve kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği olarak, çatışmasızlık ve silahsızlanma ile elde edilen bu tarihi fırsatın kalıcı bir barışa dönüşmesi için siyasi ve hukuki adımların mümkün olan en kısa süre içinde hayata geçirilmesi talebimizi yineliyoruz.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/YftE4kL2wzw" title="Adana İHD, &quot;KHK ile işten atılan memur ve işçiler göreve iade edilmelidir&quot;" width="1242"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adana-ihd-catismasizlik-ve-silahsizlanma-ile-elde-edilen-bu-tarihi-firsat-kalici-bir-barisa-donusmeli</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-27-at-132051.jpeg" type="image/jpeg" length="52606"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Partili Uysal Aslan: “Ağırlaştırılmış Müebbet Rejimi İnsanlık Dışıdır”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/dem-partili-uysal-aslan-agirlastirilmis-muebbet-rejimi-insanlik-disidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/dem-partili-uysal-aslan-agirlastirilmis-muebbet-rejimi-insanlik-disidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konuşmasında ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimini sert sözlerle eleştiren Uysal Aslan, bu sistemin yalnızca bir infaz biçimi olmadığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3>DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazına ilişkin kanun teklifleri üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda söz aldı. Uysal Aslan, teklifin temel amacının, hükümlüler için 25. yılda koşullu salıverilme şartlarının değerlendirilmesini sağlamak olduğunu belirtti.</h3>
</blockquote>

<h3>“Umudu ortadan kaldıran bir sistem”</h3>

<p>Konuşmasında ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimini sert sözlerle eleştiren Uysal Aslan, bu sistemin yalnızca bir infaz biçimi olmadığını vurguladı. Rejimin, “insanı ölüme kadar hücrede tutan, umudu ortadan kaldıran ve yaşamı zamana yayılmış bir cezaya dönüştüren insanlık dışı bir sistem” olduğunu ifade etti.</p>

<h3>AİHM kararlarına rağmen değişiklik yok</h3>

<p>Uysal Aslan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Türkiye hakkında verilen kararlarda bu sorunun yıllardır ortaya konulduğunu hatırlattı. Ancak buna rağmen mevzuatta gerekli değişikliklerin yapılmadığını belirten Uysal Aslan, ağırlaştırılmış müebbet rejiminin sürdürülmesiyle binlerce mahpusun, özgürlüğe kavuşma ihtimali olmadan ağır tecrit koşullarında yaşamaya mahkûm edildiğini söyledi.</p>

<h3>“Yaşam hakkı ve insan onuru meselesi”</h3>

<p>Genel Kurul’daki konuşmasında konunun doğrudan yaşam hakkı, insan onuru ve hukuk devleti ilkesiyle ilgili olduğunun altını çizen Uysal Aslan, ağır hasta ve tecrit altında tutulan mahpusların durumuna dikkat çekti. Abdulkadir Kuday ve Mehmet Çeviren gibi isimlerin yaşadıklarının, mevcut infaz rejiminin sonuçlarını gözler önüne serdiğini ifade etti.</p>

<h3>“Umut hakkı sağlanmalı”</h3>

<p>Hazırladıkları kanun teklifinin;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Ölümü zamana yayan infaz rejimine karşı yaşamı,</li>
 <li>İşkenceye dönüşen uygulamalara karşı hukuku,</li>
 <li>Umutsuzluğa karşı ise “umut hakkını” savunduğunu belirten Uysal Aslan, Meclis’e çağrıda bulundu.</li>
</ul>

<h3>Düzenleme çağrısı: “Ertelenemez bir zorunluluk”</h3>

<p>Uysal Aslan, ceza infaz sisteminde yapılması gereken değişiklikleri şu başlıklarla sıraladı:</p>

<ul>
 <li>25. yılda koşullu salıverilme değerlendirmesinin getirilmesi,</li>
 <li>“Cezanın infazına hiçbir surette ara verilemez” hükmünün kaldırılması,</li>
 <li>İnfaz sisteminin insan hakları standartlarına uygun hale getirilmesi.</li>
</ul>

<p>DEM Partili vekil, bu düzenlemelerin artık ertelenemeyecek bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak, Meclis’in konuya sessiz kalmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/-1y1WZ2BHZo" title="Nevroz Uysal Aslan; İnfaz sistemi insan hakları standartlarına uygun hale getirilmeli." width="1242"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/dem-partili-uysal-aslan-agirlastirilmis-muebbet-rejimi-insanlik-disidir</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 07:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/e-r-h-m5078.JPG" type="image/jpeg" length="55662"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD Adana Şube Başkanı Yasemin Dora’dan çağrı: “Mahpusların yaşam hakları korunmalı”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-adana-sube-baskani-yasemin-doradan-cagri-mahpuslarin-yasam-haklari-korunmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-adana-sube-baskani-yasemin-doradan-cagri-mahpuslarin-yasam-haklari-korunmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker, yüksek güvenlikli hapishanelerde tutulan mahpusların sağlık durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, tecrit uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Dora, kamuoyunda “kuyu tipi hapishaneler” olarak bilinen YGC, Y ve S tipi cezaevlerinde mahpusların ağır izolasyon koşullarında tutulduğunu belirterek, bu durumun hem fiziksel hem de psikolojik sağlık açısından ciddi riskler yarattığını ifade etti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Tecrit koşulları sağlığı tehdit ediyor”</h3>

<p>Açıklamada, mahpusların günde yalnızca 1-2 saat havalandırmaya çıkabildiği, hücrelerde yeterli hava sirkülasyonunun bulunmadığı ve sosyal etkileşimin neredeyse tamamen ortadan kaldırıldığı vurgulandı. Bu koşulların algı zayıflaması, yalnızlık hissi, görme sorunları ve ciddi psikolojik etkiler yarattığı belirtildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 21 At 14.26.16 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1540" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-21-at-142616-1.jpeg" width="2048" /></p>

<h3>Üç mahpus açlık grevinde</h3>

<p>Antalya Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutulan Tahsin Sağaltıcı, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen’in, söz konusu cezaevi tiplerinin kapatılması ve sevk taleplerinin karşılanması için süresiz açlık grevinde olduğu aktarıldı.</p>

<p>Açıklamada, açlık grevinin 266. gününe giren Tahsin Sağaltıcı’nın 40 kilonun altına düştüğü, ciddi sağlık sorunları yaşadığı; yine 266. gündeki Gürkan Türkoğlu’nun yürüyemeyecek durumda olduğu ve iltihaplanma ile his kaybı yaşadığı ifade edildi. 247. gündeki 57 yaşındaki Hüseyin Özen’in ise denge kaybı, yaralar ve burun kanamaları yaşadığı belirtildi.</p>

<h3>Hastanede de “tecrit koşulları”</h3>

<p>Mahpusların 10 Nisan 2026’da Antalya Şehir Hastanesi’ne sevk edildiği, ancak burada da tek kişilik odalarda refakatçisiz tutuldukları kaydedildi. İHD, mahpusların kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olmalarına rağmen yalnız bırakıldıklarını ve bu durumun sağlıklarını daha da kötüleştirdiğini vurguladı.</p>

<p>Avukat görüşmelerinin de cam ve parmaklıklar arkasından, telefon aracılığıyla yapılabildiği ifade edilerek savunma hakkının kısıtlandığına dikkat çekildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 21 At 14.26.16 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-21-at-142616-2.jpeg" width="1920" /></p>

<h3>Ailelere gözaltı tepkisi</h3>

<p>Mahpusların durumuna dikkat çekmek isteyen ailelerin hastane önünde gözaltına alındığı, ancak görüş saatinden sonra serbest bırakıldıkları belirtilerek bu uygulamaya tepki gösterildi.</p>

<h3>Bakanlıklara ve kurumlara çağrı</h3>

<p>İHD, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlara şu çağrılarda bulundu:</p>

<ul>
 <li>Mahpuslara refakatçi verilmesi</li>
 <li>Aile ve avukatların düzenli bilgilendirilmesi</li>
 <li>Bağımsız hekimlerin sürece dahil edilmesi</li>
 <li>Sevk taleplerinin karşılanması</li>
 <li>Tecrit koşullarının sona erdirilmesi</li>
</ul>

<p>Açıklamada, mahpusların sağlık durumunun kritik bir aşamaya geldiği vurgulanarak, “yaşam hakkı başta olmak üzere doğabilecek olumsuz sonuçlardan yetkililerin sorumlu olacağı” ifade edildi.</p>

<p>İHD, tecrit uygulamalarından derhal vazgeçilmesi ve açlık grevindeki mahpusların taleplerinin karşılanması gerektiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-adana-sube-baskani-yasemin-doradan-cagri-mahpuslarin-yasam-haklari-korunmali</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-21-at-142616.jpeg" type="image/jpeg" length="33590"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü Raporu: “Dünya, İnsan Hakları Açısından Tehlikeli Bir Eşiğe Geldi”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/uluslararasi-af-orgutu-raporu-dunya-insan-haklari-acisindan-tehlikeli-bir-esige-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/uluslararasi-af-orgutu-raporu-dunya-insan-haklari-acisindan-tehlikeli-bir-esige-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>144 ülkenin incelendiği Dünyada İnsan Haklarının Durumu raporu: Çağımızın en zorlu dönemiyle karşı karşıyayız</strong></h2>

<p></p>

<p><strong>Uluslararası Af Örgütü, dünyanın en kapsamlı insan hakları raporunu Londra’da yapılan bir lansmanla tüm dünyaya duyurdu. 144 ülkenin değerlendirildiği, 406 sayfalık <i>Dünyada İnsan Haklarının Durumu 2025/26</i> raporunda, özellikle ABD, İsrail ve Rusya’nın etkisiyle <a name="m_2390907324204408150__Hlk227510828">2025’e uluslararası hukuka yönelik saldırgan girişimlerin damga vurduğu vurgulandı.</a> İsrail’in ateşkese rağmen hukuk dışı yerleşimler ve yardım engellemeleriyle soykırıma devam ettiğine; Lübnan, İran gibi ülkelerde de saldırılarını genişlettiğine dikkat çekildi. Devletlerin, soykırımı durdurmak veya dünyada uluslararası hukuk suçlarını körükleyen sorumsuz silah ve teknoloji transferlerine son vermek için somut adımlar atmadığı belirtildi.</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Uluslararası Af Örgütü bugün yayımladığı raporda, güçlü devletlerin ve şirketlerin çok taraflılığa, uluslararası hukuka ve insan haklarına saldırıları nedeniyle dünyanın tehlikeli yeni bir dönemin eşiğinde olduğu uyarısı yaptı. <a name="m_2390907324204408150__Hlk227252575">Raporda, devletlerin, uluslararası kuruluşların ve sivil toplumun bu yeni düzenin yerleşmesini engellemek için taviz politikalarını reddetmesi ve saldırılara kolektif olarak direnmesi gerektiği belirtildi. </a>“<i>Çağımızın en zorlu dönemiyle karşı karşıyayız. <a name="m_2390907324204408150__Hlk227251931">İnsanlık, ulus ötesi hak karşıtı hareketler ile hukuksuz savaşlarla ve açıkça ekonomik şantajla egemenliğini dayatmaya kararlı olan yırtıcı devletlerin saldırıları altında</a></i>” diyen<a name="m_2390907324204408150__Hlk227251961"><strong> Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard</strong></a>, özetle şunları kaydetti:</p>

<p>“<i>Bu dönemin temel farkı şu: En güçlü aktörler kontrol, cezasızlık ve kâr amacıyla doğrudan insan haklarının ve uluslararası kural esaslı düzenin temellerine saldırıyor. Orta Doğu’da giderek şiddetlenen çatışmalar, bu kural tanımazlığın sonucu. ABD-İsrail’in BM Şartı’na aykırı olarak başlattığı, İran’ın gelişigüzel misillemelerini tetikleyen saldırılarının ardından çatışmalar hızla sivillere ve sivil altyapıya yönelik açık bir savaşa dönüştü ve bölgede zaten derin acılar çeken insanların ızdırabını artırdı. Çatışmalar artık dünyanın dört yanındaki ülkeleri de sararak her yerde halkları etkiliyor ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını tehdit ediyor.</i></p>

<p><i>2025 raporu, şu anki çöküşü belgelerken, bunun 2026’da ve sonrasında insan hakları, küresel istikrar ve milyonlarca insanın hayatı açısından yol açacağı yıkıcı sonuçları ortaya koyuyor… Dünya liderleri, fazlasıyla teslimiyetçi davrandı. Sessizlikleri ve eylemsizlikleri affedilemez. Saldırganlara taviz vermek, hepimizi yakıp gelecek nesillerin de geleceğini mahvedecek yangına körükle gitmek demek… Rapor, devletleri, taviz politikalarından derhal vazgeçmeye, korkuyu yenmeye, sözleriyle ve eylemleriyle saldırgan bir dünya düzeninin kuruluşuna karşı koymaya çağırıyor… 2026, eyleme geçtiğimiz ve tarihin yalnızca bize dayatılan bir şey olmadığını, onu bizim yazdığımızı gösterdiğimiz yıl olsun. İnsanlık adına tarih yazmanın zamanı şimdidir.”</i></p>

<p><a href="https://drive.google.com/file/d/1OeEEp6CORtmhUZ1rwdNxp1jBDj0ngHZG/view?usp=sharing" rel="nofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>Raporu İndirmek İçin Tıklayınız</strong></span></a></p>

<p><strong>2009’DAN BU YANA EN YÜKSEK YIKIM VE ZORLA TAHLİYE YAŞANDI</strong></p>

<p><i>Dünyada İnsan Haklarının Durumu 2025/26</i> raporundan öne çıkan bazı tespitler:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>İsrail</strong>, Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasına rağmen <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/israilisgal-altindaki-filistin-topragi-israilin-gazzede-filistinlilere-yonelik-soykirimi-ateskese-ragmen-tum-siddetiyle-devam-ediyor" rel="nofollow" target="_blank">Gazze’de soykırımına</a> ve tüm Filistinlilere yönelik apartheid sistemine devam etti. <strong>Gazze</strong>’nin neredeyse tüm konutlarını, tarihi binalarını ve sivil altyapısını imha etti; 2 milyon Filistinlinin çoğu hukuka aykırı şekilde yerinden edildi. Doğu Kudüs dahil işgal altındaki <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/israilisgal-altindaki-filistin-topragi-kuresel-cezasizlik-israilin-bati-seriadaki-hukuksuz-ilhak-uygulamalarini-korukluyor" rel="nofollow" target="_blank">Batı Şeria’daki yasadışı yerleşimlerin genişlemesini hızlandırdı</a>. 2025 itibarıyla bölgede 849 kontrol noktası ve yol engeli tespit edildi. İsrail yetkilileri, yerleşimcilerin cezasızlıkla Filistinlilere saldırmalarına daha fazla izin verdi. Gazze’de 2025’te 26 bin 791 Filistinli öldürüldü, 64 bin 65 kişi yaralandı. 2025 ortası itibarıyla yarım milyondan fazla Filistinli kıtlık seviyesinde açlık riskiyle karşı karşıyaydı. Yalnızca temmuz ayında 13 bin çocuğun akut yetersiz beslenme nedeniyle hastanelerde tedavi altına alındığı rapor edildi. İsrail yetkilileri, Filistinlilere yönelik keyfi gözaltı ve tutukluların işkenceye maruz bırakılması da dahil şiddet eylemlerinden övgüyle söz etti. İsrail aynı zamanda Lübnan, İran, Katar, Suriye ve Yemen’de askeri saldırılar düzenledi, siviller öldürüldü veya yaralandı.</li>
 <li><strong>ABD, İsrail ve Rusya</strong>, uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarını, özellikle de Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) daha da zayıflattı. Trump yönetimi, <a href="http://amnesty.org/en/latest/news/2025/02/usa-sanctions-against-international-criminal-court-betray-international-justice-system/" rel="nofollow" target="_blank">UCM çalışanlarına</a>, <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/09/israel-opt-us-sanctions-against-palestinian-ngos-a-blatant-attack-on-human-rights/" rel="nofollow" target="_blank">mahkemeyle işbirliği yapan kuruluşlara</a> ve <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/07/usa-sanctions-against-un-special-rapporteur-francesca-albanese-are-a-disgraceful-affront-to-international-justice/" rel="nofollow" target="_blank">İşgal Altındaki Filistin Toprağı’na İlişkin BM Özel Raportörü’ne</a> yaptırım uygularken, <strong>Rusya</strong> mahkemeleri UCM yetkilileri hakkında yakalama kararları çıkardı. Birçok devlet Roma Statüsü’nden, misket bombalarını ve anti-personel mayınlarını yasaklayan sözleşmelerden çekildi veya çekilme niyetini açıkladı.</li>
 <li>Devletlerin çoğu, <strong>ABD, Rusya, İsrail veya Çin</strong>’in gerçekleştirdiği saldırgan eylemleri tutarlı bir dille kınamakta veya diplomatik çözümler üretmekte isteksizdi veya yapamadı. <a name="m_2390907324204408150__Hlk227510403">AB ve çoğu Avrupa devleti, ABD’nin uluslararası hukuka ve çok taraflı mekanizmalara saldırısına göz yumdu. İsrail’in soykırımını durdurmak veya dünyadaki uluslararası hukuk suçlarını körükleyen sorumsuz silah ve teknoloji transferlerine son vermek için somut adımlar atmadı. </a>UCM hakimleri ve savcıları da dahil ABD yaptırımlarına hedef olan kişileri korumak için engelleme mekanizmalarını etkinleştirmekte de isteksiz davrandılar.</li>
 <li><strong>ABD, Karayipler ve Pasifik</strong>’te tekneleri bombalayarak <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2026/03/usa-amnesty-international-condemns-extrajudicial-killing-of-six-more-people-in-international-waters/" rel="nofollow" target="_blank">150’den fazla kişiyi yargısız infaz etti</a> ve Ocak 2026’da <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/abd-venezuelaya-yonelik-saldiri-eylemi-kural-esasli-uluslararasi-duzeni-daha-da-zayiflatti-ulke-ici-ihlallerde-adalet-bekleyen-venezuelalilar-cozumsuz-kaldi" rel="nofollow" target="_blank">Venezuela’ya bir saldırı </a>gerçekleştirdi.</li>
 <li>Rusya, <strong>Ukrayna</strong>’da <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/ukrayna-yeni-tanikliklar-rusyanin-enerji-altyapisina-yonelik-saldirilari-nedeniyle-agir-yasam-sartlarini-belgeliyor" rel="nofollow" target="_blank">temel sivil altyapıya yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı</a>.</li>
 <li><strong>Myanmar</strong> ordusu köylere havadan patlayıcı silahlar atmak için motorlu paraşütçüler kullanarak çocuklar da dahil onlarca sivili öldürdü.</li>
 <li><strong>Birleşik Arap Emirlikleri</strong>, <strong>Sudan</strong>’da Faşir’i 18 aylık kuşatmadan sonra ele geçiren ve <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/11/sudan-el-fasher-survivors-tell-of-deliberate-rsf-killings-and-sexual-violence-new-testimony/" rel="nofollow" target="_blank">toplu sivil öldürme ve cinsel şiddet suçları</a> işleyen <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/05/sudan-advanced-chinese-weaponry-provided-by-uae-identified-in-breach-of-arms-embargo-new-investigation/" rel="nofollow" target="_blank">Hızlı Destek Kuvvetleri’ne Çin yapımı gelişmiş silahlar sağlayarak</a> ülkedeki çatışmaları körükledi.</li>
 <li><strong>Kongo Demokratik Cumhuriyeti</strong>’nde M23 silahlı grubu, <strong>Ruanda</strong>’nın desteğiyle Goma ve Bukavu şehirlerini ele geçirdi, <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/05/drc-m23-kill-torture-and-hold-civilians-hostage-at-detention-sites-new-investigation/" rel="nofollow" target="_blank">sivilleri hukuk dışı öldürdü ve tutuklulara işkence yaptı</a>.</li>
 <li><strong>Brezilya Rio de Janeiro</strong>’da sivil ve askeri polis, “favela” denilen yoksul mahallelerde uyuşturucuyla mücadele operasyonu düzenledi; çoğu Siyah ve yoksulluk içinde yaşayan 120’den fazla kişi öldürüldü, çok sayıda yargısız infaz bildirildi.</li>
 <li>2026 başında ABD ve İsrail’in BM Şartı’nı ihlal ederek İran’a karşı hukuksuz güç kullanımı, İran’ın İsrail’e ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine karşı misilleme saldırılarını tetikledi. İsrail, <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2026/03/lebanon-israeli-militarys-overly-broad-mass-evacuation-orders-sowing-panic-and-fuelling-humanitarian-suffering/" rel="nofollow" target="_blank">Lübnan’daki saldırılarını artırdı</a>. <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/abdiran-100den-fazla-cocugun-hayatini-kaybettigi-okula-yonelik-olumcul-ve-hukuka-aykiri-abd-saldirisindan-sorumlu-olanlar-hesap-vermeli" rel="nofollow" target="_blank">ABD’nin İran’da bir okula yönelik hukuksuz saldırısında</a> 100’den fazla çocuğun öldürülmesinden <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2026/03/middle-east-all-parties-to-the-conflict-must-refrain-from-unlawful-attacks-on-energy-infrastructure/" rel="nofollow" target="_blank">tüm tarafların enerji altyapısını hedef alan yıkıcı saldırılarına</a> kadar, çatışmalar milyonlarca sivilin hayatını tehlikeye attı. Halihazırda istikrarsız bir bölgede ve ötesinde sivillere ve çevreye geniş çaplı, öngörülebilir ve uzun vadeli zarar verme tehdidi oluşturarak enerji, sağlık, gıda ve suya erişimi olumsuz etkiledi.</li>
 <li><strong>Afganistan</strong>’da Taliban, kadınların okula gitmesini, çalışmasını ve serbestçe seyahat etmesini yasaklayarak saldırgan politikalarını tırmandırdı.</li>
 <li><strong>İran</strong>’da yetkililer, muhtemelen onlarca yıldır gerçekleştirilen en ölümcül baskı kapsamında Ocak 2026’da <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/iran-protestocularin-katliami-kuresel-capta-cezasizliga-son-verecek-diplomatik-adimlar-gerektiriyor" rel="nofollow" target="_blank">protestocuları katletti</a>.</li>
 <li><strong>Suriye</strong>’de mezhep temelli öldürmeler yaşanırken, bu konuda adalet sağlanamadı.</li>
 <li><a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/12/nepal-government-must-ensure-accountability-for-unlawful-killings-and-use-of-force-during-gen-z-protests/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Nepal</strong></a><strong> ve </strong><a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/12/tanzania-security-forces-used-unlawful-lethal-force-in-election-protest-crackdown-and-took-away-dead-bodies/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Tanzanya’da</strong></a> yetkililer, protestoları bastırmak için pervasızca öldürücü güç kullandı. <strong>Çin, Mısır, Hindistan, Kenya, ABD ve Venezuela</strong> gibi ülkeler de protestoları şiddetle bastırdı, terörle mücadele ve güvenlik yasalarıyla muhalefeti kriminalize etti veya suistimal içeren kolluk taktiklerine başvurdu, zorla kaybetmeler veya yargısız infazlar gerçekleştirdi.</li>
 <li><strong>Birleşik Krallık</strong>’ta yetkililer, özellikle İsrailli silah üreticilerini hedef alan protesto ağı Palestine Action’ı aşırı geniş terörle mücadele yasaları kapsamında yasaklı örgüt ilan etti ve 2.700’den fazla kişiyi gözaltına aldı. Yüksek Mahkeme Şubat 2026’da <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/birlesik-krallik-mahkeme-terorle-mucadele-yetkilerinin-kotuye-kullanilamayacagi-konusunda-son-noktayi-koydu" rel="nofollow" target="_blank">kararı hukuksuz buldu</a> ama hükümet, temyize başvurdu.</li>
 <li><strong>Türkiye’de</strong> <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/turkiye-ibb-baskaninin-gozaltina-alinmasi-da-dahil-suregelen-baskilarda-buyuk-artis" rel="nofollow" target="_blank"><strong>İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu</strong>’nun</a> gözaltına alınmasının ardından yüzlerce barışçıl protestocu gözaltına alındı. İmamoğlu, 400’den fazla kişiyle sözde yolsuzluk suçlamaları nedeniyle siyasi güdümlü bir davada yargılanıyor.</li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ABD’DEN KENYA’YA BİRÇOK ÜLKEDEN TEKNOLOJİK DESTEKLİ BASKI TAKTİĞİ</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Birçok hükümet, şirketlerin de desteğiyle, ifade özgürlüğünü ve bilgiye erişim hakkını kısıtlamak için casus yazılım kullandı ve dijital sansür uyguladı. ABD yetkilileri, Filistinlilerle dayanışan yabancı öğrencileri gözaltı ve sınırdışı işlemleriyle hedef almak için <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/08/usa-global-tech-made-by-palantir-and-babel-street-pose-surveillance-threats-to-pro-palestine-student-protestors-migrants/" rel="nofollow" target="_blank">yapay zekâ destekli gözetim araçları kullandı</a>. <strong>Sırbistan</strong> hükümeti, protestocu öğrencilere, sivil topluma ve gazetecilere karşı casus yazılım ve adli bilişim araçlarını; <strong>Kenya</strong> yetkilileri, gençlerin öncülüğündeki protestoları bastırmak için sistematik olarak çevrimiçi sindirme, nefrete tahrik ve hukuka aykırı gözetim de dahil <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/11/kenyan-weaponized-social-media-and-digital-tools-to-suppress-gen-z-protests/" rel="nofollow" target="_blank">teknoloji destekli baskı taktiklerini</a> kullandı.</li>
 <li><strong>ABD, Kanada, Almanya ve Birleşik Krallık</strong>, yardım kesintilerinin milyonlarca önlenebilir ölüme yol açabileceğini bilse de bütçelerinde ciddi kesintiler uygularken, askeri harcamalarda büyük artışlara imza attı.</li>
 <li>Birçok devlet, milyarderlerin ve dev şirketlerin agresif vergi kaçırma ve vergiden kaçınma girişimlerini dizginlemediği gibi kısıtlamaları gevşetti.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>İSRAİL’E SİLAH AKIŞINA KARŞI KÜRESEL DİRENİŞ ARTTI</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>2025’te <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/gen-z-hareketi-neden-hayatimizi-tehlikeye-atarak-protesto-ediyoruz" rel="nofollow" target="_blank">Gen Z protestoları</a> <strong>Endonezya, Kenya, Madagaskar, Fas, Nepal ve Peru</strong> gibi onlarca ülkeye yayıldı. 2026 boyunca protestocular, ABD’nin göçmenlere yönelik şiddetli ve askerileşmiş baskınlarına karşı <strong>Los Angeles’tan Minneapolis</strong>’e sokak sokak örgütlendi.</li>
 <li>Soykırıma ve İsrail’e silah akışına karşı küresel aktivizm genişledi; Fransa, Yunanistan, İtalya, Fas, İspanya ve İsveç’te liman işçileri silah sevkiyatı rotalarını durdurmaya çalıştı. Aktivizm ve hukuki baskı, birçok devletin İsrail’e silah ihracatını kısıtlamasını veya yasaklamasını sağladı. Artan sayıda devlet İsrail’in soykırım işlediğini kabul etti. Bazı devletler İsrail’i uluslararası hukuk ihlallerinden sorumlu tutmayı amaçlayan Lahey Grubu’na katıldı, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail’e açtığı davaya katkı sundu.</li>
 <li>BM İnsan Hakları Konseyi, <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/10/afghanistan-establishment-of-accountability-mechanism-a-landmark-moment-in-pursuit-of-justice/" rel="nofollow" target="_blank">Afganistan hakkında bağımsız bir soruşturma mekanizması</a> ile <strong>Doğu Kongo Demokratik Cumhuriyeti</strong> hakkında veri toplama ve soruşturma komisyonu kurdu, <a href="https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/04/iran-un-expands-fact-finding-missions-mandate-in-landmark-development-to-address-human-rights-crisis/" rel="nofollow" target="_blank">İran hakkında veri toplama misyonunun görev süresini uzattı</a>. Bağlayıcı bir BM vergi anlaşması ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlara İlişkin Sözleşme yönünde önemli gelişmeler kaydedildi.</li>
 <li>2026’da daha fazla devlet, otoriter uygulamalara ve kural esaslı düzene yönelik saldırılara alenen karşı çıkmaya başladı. İspanya hükümeti özellikle ilkeli bir duruş sergiledi.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/uluslararasi-af-orgutu-raporu-dunya-insan-haklari-acisindan-tehlikeli-bir-esige-geldi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-21-090303.jpg" type="image/jpeg" length="23576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2025’te 900, son 10 yılda yaklaşık 5 bin Rohingya mültecisi yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/2025te-900-son-10-yilda-yaklasik-5-bin-rohingya-multecisi-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/2025te-900-son-10-yilda-yaklasik-5-bin-rohingya-multecisi-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2025’te 900, son 10 yılda yaklaşık 5 bin Rohingya mültecisi yaşamını yitirdi: Andaman Denizi “isimsiz mezarlık”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<h3>Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (<strong>UNHCR</strong>), Andaman Denizi ve Bengal Körfezi’nde yaşanan mülteci trajedisinin boyutlarını ortaya koyan çarpıcı veriler paylaştı. Kuruma göre, <strong>2025 yılı boyunca yaklaşık 900 Rohingya mülteci kayıp ya da ölü olarak kayda geçti</strong>. Bu rakam, Güney ve Güneydoğu Asya’daki deniz geçişleri açısından <strong>şimdiye kadar kaydedilen en ölümcül yıl</strong> oldu.</h3>
</blockquote>

<p>Son on yıla bakıldığında ise tablo daha da ağır: <strong>yaklaşık 5 bin Rohingya mülteci denizde hayatını kaybetti.</strong></p>

<h2><strong>“Deniz, çaresizler için isimsiz mezarlığa dönüştü”</strong></h2>

<p>UNHCR Sözcüsü Babar Baloch, Cenevre’de yaptığı açıklamada, Andaman Denizi ve Bengal Körfezi’nin artık <strong>“binlerce çaresiz Rohingya için isimsiz bir mezarlığa dönüştüğünü”</strong> vurguladı.</p>

<p>2012’den bu yana yaklaşık <strong>200 bin Rohingya</strong>, Myanmar’daki baskı, şiddet ve yoksulluktan kaçarak tehlikeli deniz yolculuklarına çıktı. Özellikle <strong>2017’de Myanmar’da yaşanan ve uluslararası çevrelerce “etnik temizlik” olarak tanımlanan saldırılar</strong>, yüz binlerce kişinin Bangladeş’e sığınmasına neden olmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Bir yılda 6.500 kişi denize açıldı: Her 7 kişiden biri öldü ya da kayboldu</strong></h2>

<p>UNHCR verilerine göre yalnızca 2025 yılında <strong>6.500’den fazla Rohingya</strong> bu ölümcül deniz rotasına çıktı. Ancak bu yolculukların bedeli ağır oldu:</p>

<ul>
 <li><strong>Her 7 kişiden biri kayıp ya da ölü olarak kaydedildi</strong></li>
 <li>Bu oran, dünyadaki tüm mülteci deniz rotaları içinde <strong>en yüksek ölüm oranı</strong> olarak kayıtlara geçti</li>
</ul>

<p>Son yıllarda deniz yolculuğuna çıkanların <strong>yarısından fazlasını kadınlar ve çocuklar</strong> oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Nisan’daki faciada yüzlerce kişi kayboldu</strong></h2>

<p>Trajedinin en son örneklerinden biri, <strong>26 Mart’ta Bangladeş’ten hareket eden aşırı yüklü bir teknenin</strong> Andaman Denizi’nde alabora olması oldu.</p>

<ul>
 <li>Yaklaşık <strong>250 kişinin kayıp olduğu</strong> tahmin ediliyor</li>
 <li><strong>9 kişi 9 Nisan’da kurtarıldı</strong></li>
</ul>

<p>UNHCR, hayatta kalanlara psikososyal destek ve tıbbi yardım sağlandığını açıkladı.</p>

<h2><strong>“Myanmar’a dönüş güvenli değil”</strong></h2>

<p>UNHCR Sözcüsü Baloch, Rohingyaların büyük bölümünün aslında ülkelerine dönmek istediğini ancak bunun şu an mümkün olmadığını belirtti:</p>

<ul>
 <li>Myanmar’da <strong>devam eden çatışmalar ve sistematik zulüm</strong></li>
 <li>Rohingyaların <strong>vatandaşlık hakkından mahrum bırakılması</strong></li>
 <li>Güvenli ve onurlu geri dönüş koşullarının bulunmaması</li>
</ul>

<p>Baloch, “Eğer insanlar umutsuz olmasaydı, hayatta kalma ihtimali bu kadar düşük olan yolculuklara çocuklarını bindirmezdi” diyerek durumun vahametini özetledi.</p>

<h2><strong>2026’da da tehlike sürüyor</strong></h2>

<p>2026 yılının ilk aylarında da tablo değişmedi.</p>

<ul>
 <li><strong>1 Ocak – 13 Nisan arasında 2.800’den fazla Rohingya</strong> denize açıldı</li>
</ul>

<p>Bu durum, krizinin kalıcı bir çözümden hâlâ uzak olduğunu gösteriyor.</p>

<h2><strong>Uluslararası topluma çağrı: “2026 yeni bir felaket yılı olmasın”</strong></h2>

<p>Bölgede şu anda <strong>1,3 milyondan fazla Rohingya mülteci ve sığınmacı</strong> yerinden edilmiş durumda. Bunların <strong>1,2 milyonu Bangladeş’te</strong> yaşıyor. Ancak insani yardımlar ciddi şekilde yetersiz:</p>

<ul>
 <li>2025 yılı için hazırlanan yardım planı yalnızca <strong>%53 oranında finanse edilebildi</strong></li>
</ul>

<p>UNHCR, uluslararası topluma şu çağrıyı yaptı:</p>

<ul>
 <li>Göçün <strong>temel nedenlerini ortadan kaldıracak politikalar geliştirilmesi</strong></li>
 <li><strong>Güvenli ve yasal göç yollarının açılması</strong></li>
 <li>İnsan kaçakçılığı ve sömürüyle <strong>daha güçlü mücadele edilmesi</strong></li>
</ul>

<p>Kuruma göre, gerekli adımlar atılmazsa <strong>Andaman Denizi’nde yaşanan ölümler artarak devam edecek</strong> ve 2026 da yeni bir trajedi yılına dönüşebilir.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/2025te-900-son-10-yilda-yaklasik-5-bin-rohingya-multecisi-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-18-084504.png" type="image/jpeg" length="70383"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cezaevinde Şüpheli Ölüm: Mehmet Çeviren İntihar mı Etti? İHD’den Soruşturma Çağrısı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/cezaevinde-supheli-olum-mehmet-ceviren-intihar-mi-etti-ihdden-sorusturma-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/cezaevinde-supheli-olum-mehmet-ceviren-intihar-mi-etti-ihdden-sorusturma-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD, tarafından yapılan açıklamada, söz konusu ölümün “şüpheli” olduğuna dikkat çekilerek etkili bir soruşturma yürütülmesi çağrısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>“Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü vardır”</strong></h2>

<p>Batman Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tek kişilik hücrede tutulan mahpus Mehmet Çeviren’in intihar ederek yaşamına son verdiğine ilişkin iddialar kamuoyuna yansıdı. Olay, cezaevlerindeki koşullar ve devletin sorumluluğu tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishane Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu ölümün “şüpheli” olduğuna dikkat çekilerek etkili bir soruşturma yürütülmesi çağrısı yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Anayasa ve AİHS vurgusu</strong></h3>

<p>Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 17 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 2 hükümlerine işaret edilerek, devletin gözetimi altındaki bireylerin yaşam hakkını koruma konusunda “pozitif yükümlülük” altında olduğu vurgulandı.</p>

<p>İHD, bu yükümlülüğün yalnızca müdahale etmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda riskleri önceden tespit etme ve gerekli önleyici tedbirleri alma sorumluluğunu da içerdiğini belirtti.</p>

<h3><strong>“İhmal varsa bu doğrudan hak ihlalidir”</strong></h3>

<p>Açıklamada, cezaevi yönetiminin gerekli denetim mekanizmalarını işletmemesi ve olası riskleri ortadan kaldırmamasının, doğrudan yaşam hakkı ihlali anlamına geleceği ifade edildi.</p>

<p>Mahpusların tutulma koşullarının insan onuruna aykırı olması durumunda bunun da temel hak ihlali olduğuna dikkat çekilerek, hukuk devleti ilkesiyle çeliştiği vurgulandı.</p>

<h3><strong>Bağımsız ve şeffaf soruşturma talebi</strong></h3>

<p>İHD, Mehmet Çeviren’in ölümüne ilişkin:</p>

<ul>
 <li>Etkili, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesini</li>
 <li>İhmali ya da sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında idari ve adli süreçlerin başlatılmasını</li>
</ul>

<p>talep etti.</p>

<p>Açıklamada, “insan onuruna yaraşır bir infaz rejimi inşa edilene kadar mücadelenin süreceği” belirtilerek sürecin takipçisi olunacağı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/cezaevinde-supheli-olum-mehmet-ceviren-intihar-mi-etti-ihdden-sorusturma-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-14-171459.png" type="image/jpeg" length="62452"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD Adana, Mersin, Hatay, İskenderun, Antalya Şubeleri: Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-adana-mersin-hatay-iskenderun-antalya-subeleri-hasta-mahpuslar-serbest-birakilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-adana-mersin-hatay-iskenderun-antalya-subeleri-hasta-mahpuslar-serbest-birakilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan Hakları Derneği Akdeniz Bölge Şubeleri Adana'da İnönü Parkında, "Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın" Başlıklı Açıklama Yaptılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>İNSAN HAKLARI DERNEĞİ AKDENİZ BÖLGESİ ŞUBELERİ (İHD ADANA- MERSİN -HATAY- İSKENDERUN - ANTALYA ŞUBELERİ): HASTA MAHPUSLAR SERBEST BIRAKILSIN!</strong></p>
</blockquote>

<p>İnsan Hakları Derneği Akdeniz Bölge Şubeleri Adana'da İnönü Parkında, "Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın" Başlıklı Basın Açıklaması Yaptılar.</p>

<h3><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 14.02.39" class="detail-photo img-fluid" height="1365" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140239.jpeg" width="2048" /></h3>

<h3><strong>İHD’den Adana’da İnsan Hakları ve Hasta Mahpuslar Çağrısı</strong></h3>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Demir, Adana’da yaptığı açıklamada hasta tutsakların serbest bırakılması çağrısında bulundu. Demir, dünyada ve Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekerek cezaevlerindeki ağır tabloya vurgu yaptı.</p>

<p>Adana’da insan hakları savunucuları ve kurum temsilcilerinin katıldığı açıklamada konuşan Demir, özellikle hasta mahpusların durumunun acil bir sorun olduğunu belirtti.</p>

<h3><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/DCIW00njiEg" title="İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Demir Adana'da &quot;Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın&quot; dedi. " width="1242"></iframe></h3>

<h3><strong>“Dünya ağır bir insan hakları kriziyle karşı karşıya”</strong></h3>

<p>Hakkı Demir konuşmasında, küresel ölçekte yaşanan çatışmaların insan hakları ihlallerini derinleştirdiğini ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“Dünya ağır bir insan hakları kriziyle karşı karşıya ve coğrafyamız neredeyse bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Savaşların ve çatışmaların yaşandığı ortamlarda hak ihlalleri de en yoğun şekilde yaşanıyor.”</p>

<h3><strong>“Türkiye’de barış süreci adımları atılmalı”</strong></h3>

<p>Türkiye’de de zorlu bir süreçten geçildiğini belirten Demir, farklı adlandırmalar yapılsa da bu dönemin “barış süreci” olarak tanımlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Demir, sürecin ilerleyebilmesi için karşılıklı adımların önemine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Sürecin bir tarafı üzerine düşen adımları atmasına rağmen diğer tarafın neredeyse hiçbir adım atmadığını görüyoruz. Halkın barışa inanabilmesi için bazı basit ama önemli adımların atılması gerekir.”</p>

<h3><strong>“Hasta mahpuslar içeride tutulmaya devam ediyor”</strong></h3>

<p>Demir, cezaevlerindeki hasta mahpusların durumuna dikkat çekerek uygulamaları eleştirdi:</p>

<p>“Niçin halen hasta mahpuslar içeride tutuluyor? Ağır hasta mahpuslar yaşamını yitirerek dışarı çıkabiliyor. Bazılarının ise insan hakları örgütlerinin mücadelesiyle serbest bırakılması ancak çok sınırlı şekilde mümkün oluyor.”</p>

<h3><strong>“AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluk sürüyor”</strong></h3>

<p>Siyasi mahpuslara da değinen Demir, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen bazı kişilerin hâlâ cezaevinde tutulduğunu belirterek bunun ciddi bir güvensizlik yarattığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Mücadelemizi sürdüreceğiz”</strong></h3>

<p>Demir, tüm olumsuzluklara rağmen hak ve adalet mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>“Biz ne olursa olsun bu hükümetten, bu devletten bağımsız olarak inatla barış mücadelesini sürdüreceğiz. İnatla hak ve hakikat mücadelesini sürdüreceğiz.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 14.02.30" class="detail-photo img-fluid" height="1365" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140230.jpeg" width="2048" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmanın ardından, hasta mahpuslara ilişkin hazırlanan metni okumak üzere İHD Adana Şube Eş Başkanı ve MYK üyesi Yasemin Dora Şeker’e söz verildi.</p>

<blockquote>
<p><strong>İHD Akdeniz Bölge Şubeleri adına Av. Yasemin Dora Şeker; "Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın"</strong></p>
</blockquote>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/8uyZoDX4Vyw" title="İHD Akdeniz Bölge Şubeleri adına Av. Yasemin Dora Şeker; &quot;Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın&quot;" width="1242"></iframe></p>

<p>Bugün burada, hapishanelerde her geçen gün ağırlaşan insan hakları ihlallerine karşı sesimizi yükseltmek; “Hasta mahpuslar meselesi çözülene kadar susmuyoruz!” demek için; İnsan Hakları Derneği Adana, Mersin, Hatay, İskenderun ve Antalya şubelerimizin yönetim kurullarının katılımıyla, İHD Akdeniz Bölgesi şubeleri olarak Adana’daki üyelerimiz ve duyarlı hak savunucularıyla bir aradayız.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği kurulduğu günden bu yana, hapishanelerde yaşatılan hak ihlallerine dair</p>

<p>çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmaların başında da hapishanelerde yaşam hakkının korunması, sağlığa erişim hakkının kesintisiz sağlanması ve sağlık hakkı gelmektedir. <strong>Türkiye hapishanelerinde bulunan hasta mahpuslar her geçen gün eksilerek artmakta, yaşamını yitiren her hasta mahpusu tabutlarla çıkarmanın acısını yaşarken yeni birçok hasta mahpusun ismini listelere yazmak zorunda kalıyoruz.</strong></p>

<p>Derneğimize gelen bilgiler, avukat müvekkil görüşmeleri, mektuplar, aile ve yakınlarının başvuruları, hapishane ziyaretlerinde yapılan görüşmeler sonucunda mahpusların yaşadığı sağlık sorunlarına dair tespitler yapılmaktadır. Bu tespitler doğrultusunda hasta mahpuslara dair takip listesi hazırlanmaktadır.</p>

<p>Ağır hasta olmasına rağmen ısrarla hapsedilen insanların hayatlarından ve sağlıklarından başta devlet kurumları ve yetkililer olmak üzere toplum olarak hepimiz sorumluyuz.</p>

<p><strong>Bu nedenle suç türü ne olursa olsun, tedavi hakkı engellenen hasta mahpusların yaşam ve sağlık hakkını savunmak; kamuoyunu ve yetkilileri bu hak ihlallerine son vermeye çağırmak için buradayız.</strong></p>

<p>Bilindiği üzere devletlerin baskı ve şiddet politikalarının kendini en hızlı hissettirdiği ve yapısı gereği de en kolay uygulandığı mekanların başında hapishaneler gelmektedir.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği’nin 28 Nisan 2025 tarihli Hasta Mahpuslar Raporu’na göre, Türkiye hapishanelerinde 395 hapishanede toplam 403.060 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Tespit edilebildiği kadarıyla 161’i kadın, 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta mahpus vardır. Bunların 335’i ağır hasta olup, 230’u yaşamını tek başına sürdürememekte, 105’i sürekli bakıma ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca 188 mahpusun düzenli tıbbi kontrol altında tutulması gerekmektedir.</p>

<p>Rapora göre hasta mahpusların önemli bir bölümü kanser, kalp hastalıkları, KOAH, böbrek yetmezliği, diyabet, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarla mücadele etmektedir. Hastane sevklerinin geciktirilmesi, ring araçlarında uzun süre bekletilme<strong>, kelepçeli muayene ve ağız içi arama</strong> dayatması nedeniyle tedaviye erişim ciddi biçimde engellenmektedir.</p>

<p><strong>Türkiye’de hapishaneler giderek birer “ölüm bekleme odasına” dönüşmektedir</strong>.</p>

<p>Derneğimizin tespitleri, sağlık hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini ve ağır hasta mahpusların serbest bırakılmamasının doğrudan yaşam hakkı ihlali anlamına geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>Tedaviye erişemeyen mahpusların durumu her geçen gün ağırlaşmakta, bir kısmı ise yaşamını yitirmektedir.</p>

<p><strong>TEDAVİYE ERİŞİMDE SİSTEMATİK ENGELLER</strong></p>

<p>İHD 2025 raporunda da belirtildiği üzere, hastane sevkleri geciktirilmekte; sevk gerçekleşse dahi ağız içi arama dayatması nedeniyle birçok mahpus tedaviden mahrum bırakılmaktadır. Bu uygulamayı kabul etmeyen mahpuslar aylarca tedaviye erişememekte, hastalıkları ilerlemektedir.</p>

<p>Ağız içi arama uygulaması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi, BM Mandela Kuralları ve Evrensel Beyannamede ifinsan onuru ilkeleriyle açıkça çelişmektedir.</p>

<p>Sevk sürecinde ise mahpuslar, insan onuruna aykırı ring araçlarında, dar bölmelerde, kelepçeli şekilde saatlerce bekletilmektedir. Yazın klimasız, kışın ısıtmasız bu araçlar; epilepsi, astım ve kronik hastalığı olan mahpuslar için hayati risk oluşturmaktadır.</p>

<p>Hastanelerde ise mahpuslar çoğu zaman hijyen koşullarından yoksun ortamlarda, refakatsiz şekilde ve yatağa kelepçeli olarak tutulmaktadır. Muayene sırasında kelepçelerin çıkarılmaması ve infaz koruma personelinin jandarmanın muayene odasında bulunması, hasta–hekim mahremiyetini ortadan kaldırmaktadır.</p>

<p>Aşırı kalabalık koğuşlar, yetersiz hijyen, ısınma ve kişisel alan eksikliği sağlık sorunlarını derinleştirmektedir. Yüksek güvenlikli hapishanelerde tek kişilik hücrelerde tutulma uygulaması da özellikle hasta ve engelli mahpuslar açısından yaşam hakkı ihlaline dönüşmektedir.</p>

<p>Adli Tıp Kurumu ve hastane raporlarıyla “cezaevinde kalamaz” denilen ağır hasta mahpuslar serbest bırakılmamakta, infaz ertelemesi yapılmamakta ve bu durum sistematik bir hak ihlaline dönüşmektedir.</p>

<p><strong>HUKUKİ ÇERÇEVE AÇIKTIR</strong></p>

<p>Anayasa’nın 17. maddesi yaşam hakkını ve işkence yasağını güvence altına almaktadır. 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi hastalık nedeniyle infazın ertelenmesini, 110. maddesi konutta infazı, 105/A maddesi ise denetimli serbestliği düzenlemektedir.</p>

<p>Bu hükümler açıkça göstermektedir ki ağır hasta mahpusların cezaevinde tutulması hukuka aykırıdır.</p>

<p><strong>BARIŞ VE TOPLUMSAL SORUMLULUK BAĞLAMI</strong></p>

<p><strong>Hasta mahpusların serbest bırakılmaması, insan onuruna aykırı bir muamele, işkence ve sürece yayılmış bir idam cezasıdır. Türkiye hapishanelerinde bulunan ve hapiste kalamayacak düzeyde hasta olan, gerekli tedavilere ulaşmak için dışarıda olması gereken ya da hastalığı ağırlaşan insanlar derhal serbest bırakılmalıdır.</strong></p>

<p><strong>Türkiye’de barışın tesisine ve güçlendirilmesine dair çalışmaların sürdüğü bu dönemde, hapishanelerde yaşanan ağır hak ihlallerinin görmezden gelinmesi mümkün değildir. </strong></p>

<p><strong>Hasta mahpuslar meselesi yalnızca bir sağlık hakkı sorunu değil,</strong> <strong><u>aynı zamanda barışın, adaletin ve toplumsal güvenin inşasıyla doğrudan bağlantılı temel bir insan hakları meselesidir.</u></strong> Yaşam hakkının ihlal edildiği, tedaviye erişimin engellendiği ve insanların hapislerde ağır koşullar altında ölüme sürüklendiği bir infaz sistemi<u>, oluşturulmaya çalışılan toplumsal barışın da zeminini zayıflatmaktadır</u>.</p>

<p>Hasta mahpuslar meselesi hiçbir şekilde siyasi tartışmalara, idari takdirlere ya da farklı alanlardaki pazarlıklara konu edilmemelidir. Yaşam hakkı, insan onuru ve sağlık hakkı devredilemez, ertelenemez ve koşullara bağlanamaz temel haklardır. Ağır hasta mahpusların serbest bırakılması bir “iyi niyet” ya da “taviz” meselesi değil, doğrudan hukukun ve insan haklarının zorunlu sonucudur.</p>

<p>Hasta mahpusların durumu sürecin, müzakerenin ya da politik hesabın parçası haline getirilemez; derhal ve koşulsuz biçimde çözülmesi gereken bir insanlık sorunudur.</p>

<p>Bu nedenle hasta mahpusların serbest bırakılması, yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, <strong>aynı zamanda barışın ve toplumsal vicdanın gereğidir.</strong></p>

<p><strong>ÇAĞRIMIZ VE ÖNERİLERİMİZ :</strong></p>

<p>• Acil şekilde ağır hasta mahpusların yaşam hakkını korumak ve tedaviye erişimlerini hızlandırmak için infazları derhal durdurulmalı ve serbest bırakılmalıdır<strong>.</strong></p>

<p>• Tam teşekküllü ve Üniversite Hastanelerinin raporları esas alınarak tahliyeler sağlanmalıdır.</p>

<p>• Ağız içi arama, kelepçeli muayene ve ring araçlarıyla sevk uygulamaları sonlandırılmalıdır.</p>

<p>• Hastaneye sevkler hızlandırılmalı, uzman hekim erişimi güvence altına alınmalıdır.</p>

<p>• Hapishanelerdeki sağlık personeli artırılmalı; hijyen, beslenme ve temiz suya erişim sağlanmalıdır. Hastaların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır.</p>

<p>• Adli Tıp Kurumu tek ve son belirleyici merci olmaktan çıkarılmalıdır.</p>

<p>• Savcılıkların takdir yetkisi sınırlandırılmalı, tıbbi raporlar bağlayıcı olmalıdır.</p>

<p>• İnfaz rejimi BM Mandela Kuralları’na uygun hale getirilmelidir. TMK bakımından infazda ayrımcılığa son verilmelidir.</p>

<p>• Mahpusların insan onuruna uygun koşullarda yaşamaları sağlanmalıdır.</p>

<p><strong>Sonuç olarak t</strong>üm yetkililere sesleniyoruz;</p>

<p><strong>En temel insan hakkı olan yaşam hakkının, hasta bedenlerin hapsedilmesi yoluyla ihlal edilmesi kabul edilemez. Bir hikâye daha bitmeden, bir hayat daha eksilmeden, bir hasta mahpus daha ölmeden tüm hasta mahpuslar serbest bırakılsın…</strong></p>

<p>Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!</p>

<p>Hapishanelerde ölümler dursun!</p>

<p>Ağız içi arama işkencedir bu uygulamaya derhal son verilsin!</p>

<p>Tedavi hakkı engellenemez!</p>

<p>İNSANLIK ONURU İŞKENCEYİ YENECEK!</p>

<p><strong>ADANA-11 NİSAN 2026</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-adana-mersin-hatay-iskenderun-antalya-subeleri-hasta-mahpuslar-serbest-birakilsin</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-140253.jpeg" type="image/jpeg" length="23481"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran’da infazlar artarken, halk 1000 saattir dijital karartmada yaşıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iranda-infazlar-artarken-halk-1000-saattir-dijital-karartmada-yasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iranda-infazlar-artarken-halk-1000-saattir-dijital-karartmada-yasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, 28 Şubat’tan bu yana 90+ milyon kişiyi dış dünyadan kopararak, hayati önemdeki bilgilere erişimlerini ve yakınlarıyla iletişim kurmalarını engelliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>İran halkının 1000 saattir dijital karartma koşullarında yaşadığına dikkat çeken Uluslararası Af Örgütü, internete erişimin temel bir insan hakkı ve çatışma dönemlerinde vazgeçilmez olduğunu hatırlatarak, İran yetkililerine, derhal internet erişimini açmaları çağrısında bulundu.</strong></p>
</blockquote>

<p>Öte yandan İran’da 30 Mart’tan bu yana 10 gün içinde 10 muhalif ve protestocu, işkenceye dayalı ve hiçbir şekilde adil olmayan yargılamaların ardından keyfi olarak infaz edildi. Uluslararası Af Örgütü, infazlardaki bu korkunç artışın, uluslararası tepki gerektirdiğine dikkat çekerek, uluslararası toplumu, İran yetkilileri üzerinde baskı kurarak yeni infazların durdurulması ve ölüm cezalarının kaldırılması için gerekli tüm adımları atmaya çağırdı. Uluslararası Af Örgütü’nün, İran’da çocuklar da dahil ölüm cezası riskiyle karşı karşıya olan protestocular için dünya çapında başlattığı Acil Eylem ise sürüyor.</p>

<p><strong>Ebulfazl Salihi Siyavuşhani de her an infaz edilebilir</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnfaz edilenler arasında, Ocak 2026’da gözaltına alınmalarının ardından yalnızca birkaç hafta içinde ölüme mahkum edilen dört protestocu Amirhüseyin Hatemi, Muhammed Emin Biglari, Ali Fehim ve Şahin Vahidparast Kulur da var. Onlarla aynı davada yargılanan Ebulfazl Salihi Siyavuşhani de her an infaz edilebilir.</p>

<p>Altı muhalif, Vahid Bani Ameryan, Ebulhasan Muntazer, Babek Alipur, Puya Gobadi, Ekber Danişverker ve Muhammed Tagavi Sangdehi de İran’da yasaklı bir muhalif grup olan Halkın Mücahitleri Örgütü’yle bağlantılı oldukları iddiasıyla gizlice infaz edildi.</p>

<p>İran’da korku yaymayı ve köklü değişim talep eden bir halkın moralini yerle bir etmeyi amaçlayan yetkililer, artan bir biçimde ölüm cezası verilmesi ve cezanın gözaltıdan sonraki birkaç hafta içinde uygulanması çağrısı yapıyor. Bu bağlamda mahkeme sistemi de infazlar için bir ara mekanizma olarak kullanılıyor. İran’da infazları durdurmak için uluslararası kamuoyu oluşturmayı hedefleyen Acil Eylem’e buradan ulaşabilirsiniz: https://www.amnesty.org.tr/icerik/iranda-cocuklar-da-dahil-30-kisi-protestolar-baglaminda-olum-cezasi-riski-altinda</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iranda-infazlar-artarken-halk-1000-saattir-dijital-karartmada-yasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-10-172333.png" type="image/jpeg" length="72700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Parti’li Ayten Kordu: “KHK mağduriyeti 10 yıldır sürüyor, hukuk devleti askıda”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/dem-partili-ayten-kordu-khk-magduriyeti-10-yildir-suruyor-hukuk-devleti-askida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/dem-partili-ayten-kordu-khk-magduriyeti-10-yildir-suruyor-hukuk-devleti-askida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kordu, “On binlerce kamu emekçisi işinden, ekmeğinden ve yaşamından koparıldı. Anayasal güvenceler yok sayıldı, eşit yurttaşlık hakkı ihlal edildi” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin durumuna ilişkin yaptığı konuşmada, aradan geçen 10 yıla rağmen mağduriyetlerin giderilmediğini vurguladı. Kordu, “On binlerce kamu emekçisi işinden, ekmeğinden ve yaşamından koparıldı. Anayasal güvenceler yok sayıldı, eşit yurttaşlık hakkı ihlal edildi” dedi.</strong></p>
</blockquote>

<p><strong>“Mahkeme kararları uygulanmıyor”</strong></p>

<p>Kordu, bazı kamu emekçileri hakkında mahkemeler tarafından iade kararları verilmesine rağmen bu kararların hayata geçirilmediğine dikkat çekerek, bunun hukuk devleti ilkesinin açık ihlali olduğunu ifade etti.</p>

<p>“Mahkeme kararlarına rağmen iade süreçlerinin işletilmemesi, hukuk devletinin hâlâ askıda olduğunu göstermektedir” diyen Kordu, yüzlerce emekçinin hâlâ görevine dönemediğini belirtti.</p>

<p><strong>“Derin sosyal adaletsizlik ve yoksulluk yaratıldı”</strong></p>

<p>KHK’lerle gerçekleştirilen ihraçların yalnızca bir idari işlem olmadığını, geniş çaplı bir toplumsal yıkıma yol açtığını vurgulayan Kordu, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>• Binlerce emekçinin bir gecede işsiz bırakıldığını</p>

<p>• Sosyal güvencelerinin ortadan kaldırıldığını</p>

<p>• Aileleriyle birlikte derin bir yoksulluğa sürüklendiklerini</p>

<p>Kordu, bu sürecin “siyasi iktidarın kendi tercihleri doğrultusunda şekillendirdiği bir cezalandırma mekanizması” haline geldiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“Toplumsal barış için iade şart”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasında toplumsal adalet ve barış vurgusu yapan Kordu, KHK ile ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesi gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:</p>

<p>“Hukuksuzca ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilmeli, uğradıkları maddi ve manevi zararlar telafi edilmelidir. Bu aynı zamanda demokrasinin gereğidir.”</p>

<p><strong>10 yıl geçti, mağduriyet sürüyor</strong></p>

<p>KHK uygulamalarının üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini hatırlatan Kordu, buna rağmen yüzlerce kişinin hâlâ görevine iade edilmediğini söyledi. Kordu, “Toplumsal adaleti tesis etmek hepimizin görevidir. Bu zulme son verilmelidir” ifadeleriyle çağrısını yineledi.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="699" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/qlqsTzAEZNs" title="Ayten Kordu, Hukuksuzca ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilmeli." width="1242"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/dem-partili-ayten-kordu-khk-magduriyeti-10-yildir-suruyor-hukuk-devleti-askida</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 19:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-07-at-141410.jpeg" type="image/jpeg" length="84025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinan Üstev İçin Adalet Çağrısı: “Ölümü Önlenebilirdi”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/sinan-ustev-icin-adalet-cagrisi-olumu-onlenebilirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/sinan-ustev-icin-adalet-cagrisi-olumu-onlenebilirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm delillerin eksiksiz toplanması ve sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında gerekli işlemlerin başlatılması talep edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Romani Godi, CİSST ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Hapishanesi’nde yaşamını yitiren 26 yaşındaki Roman mahpus Sinan Üstev’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın yetersiz olduğunu belirterek, etkin ve bağımsız bir inceleme çağrısında bulundu.</strong></p>
</blockquote>

<p>Bugün saat 13.00’te İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde, Romani Godi ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) tarafından, Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde hayatını kaybeden Sinan Üstev için ortak bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada, Üstev’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın maddi gerçeği ortaya çıkarmaktan uzak olduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“İntihar riski biliniyordu, önlem alınmadı”</strong></p>

<p>Açıklamada, 26 yaşında ve üç çocuk babası olan Sinan Üstev’in cezaevi sürecinde psikolojik olarak kırılgan bir durumda olduğunun resmi kayıtlarla sabit olduğu ifade edildi. Üstev’in 27 Ekim 2025’te bulunduğu koğuşta jilet yutarak kendine zarar verdiği, bu durumun ise açık bir intihar riski göstergesi olduğu belirtildi.</p>

<p>Buna rağmen Üstev hakkında disiplin soruşturmaları yürütüldüğü ve 6 Kasım 2025’te 11 günlük hücre cezası verildiği aktarıldı. Açıklamada, intihar riski taşıyan bir mahpusa hücre cezası verilmesinin uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğu kaydedildi.</p>

<p><strong>“Hücre cezası ölüm riskini artırdı”</strong></p>

<p>Basın metninde, Üstev’in hücre cezasının infazı sırasında, 25 Aralık 2025 tarihinde intihar ettiği ve hayatını kaybettiğinin iddia edildiği belirtildi. Daha önce kendine zarar verme geçmişi bulunan bir mahpusun izolasyon koşullarında tutulmasının ölüm riskini doğrudan artırdığı vurgulandı.</p>

<p>Ayrıca, Üstev hakkında verilen “hücrede kalabilir” raporunun da tıbbi özen yükümlülüğüne aykırı olduğu ifade edilerek, ilgili sağlık personelinin sorumluluğunun hem idari hem de cezai boyutlarıyla incelenmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>Soruşturmada ciddi eksiklikler</strong></p>

<p>Açıklamada, soruşturma dosyasında önemli eksikliklerin bulunduğuna dikkat çekildi. Üstev’in infaz ve sağlık dosyalarının tamamının, kamera kayıtlarının ham hâlinin, sosyal gözlem raporlarının ve tanık ifadelerinin dosyada yer almadığı ifade edildi.</p>

<p>Ayrıca, Üstev’in ölümünden önce yazdığı iddia edilen mektupların da eksik olduğu ve bilirkişi incelemesine rağmen yazarlığının henüz kesinleşmediği aktarıldı.</p>

<p><strong>“Ölüm öngörülebilir ve önlenebilirdi”</strong></p>

<p>Romani Godi ve CİSST temsilcileri, Üstev’in ölümünün öngörülebilir ve önlenebilir olduğunu belirterek, kamu makamlarının risk altındaki bir mahpusu cezalandırmak yerine koruma yükümlülüğü bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>Açıklamada, hapishane yönetiminin ve ilgili kamu görevlilerinin sorumluluğunun etkili bir şekilde araştırılması gerektiği ifade edildi.</p>

<p><strong>Yetkililere çağrı</strong></p>

<p>Açıklamanın sonunda başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunularak, soruşturmanın bağımsız, tarafsız ve etkin şekilde yürütülmesi istendi. Tüm delillerin eksiksiz toplanması ve sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında gerekli işlemlerin başlatılması talep edildi.</p>

<p>Açıklamada, “Sinan Üstev’in ailesi ve kamuoyu için adalet sağlanana kadar sürecin takipçisi olacağız” denildi.</p>

<h3></h3>

<h3></h3></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/sinan-ustev-icin-adalet-cagrisi-olumu-onlenebilirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/aciklama-gorselleri-0304-1.JPG" type="image/jpeg" length="98335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD’den İran’a Sert Çağrı: “İdam Politikasından Vazgeçin”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihdden-irana-sert-cagri-idam-politikasindan-vazgecin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihdden-irana-sert-cagri-idam-politikasindan-vazgecin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD, siyasi mahpuslara yönelik idam politikasından derhal vazgeçilmesini ve mevcut idam kararlarının durdurulmasını talep etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3>İnsan Hakları Derneği, İran’da özellikle siyasi mahpuslara yönelik idam uygulamalarının son dönemde arttığını belirterek, idamların derhal durdurulması çağrısında bulundu. Dernek, uluslararası insan hakları örgütlerini de sürece müdahil olmaya davet etti.</h3>
</blockquote>

<p><strong>İdamlarda Artış Uyarısı</strong></p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD), İran İslam Cumhuriyeti’nde uzun süredir devam eden idam uygulamalarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, özellikle siyasi mahpuslara yönelik idamların son dönemde artış gösterdiğine dikkat çekildi.</p>

<p>İHD, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail silahlı kuvvetlerinin İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından, ülkede idam uygulamalarında artış yaşandığına dair raporların kamuoyuna yansıdığını belirtti.</p>

<p><strong>Kerec’teki İnfazlar Gündemde</strong></p>

<p>Açıklamada, İran’ın Kerec kentinde bulunan Qêzêlhêsar Hapishanesi’nde tutulan iki mahpusun idam edildiğinin, İran Yargı Erki’ne bağlı Mizan Haber Ajansı tarafından duyurulduğu hatırlatıldı.</p>

<p>Bununla birlikte, insan hakları örgütleri ve çeşitli haber ajanslarının; çok sayıda mahpusun hapishanelerden alınarak askeri birimlerin bulunduğu noktalara götürüldüğünü ve bu kişilerin akıbetine dair bilgi alınamadığını aktardığı ifade edildi.</p>

<p><strong>“İdamlar Derhal Durdurulmalı”</strong></p>

<p>İHD, açıklamasında İran devletine açık çağrıda bulunarak, siyasi mahpuslara yönelik idam politikasından derhal vazgeçilmesini ve mevcut idam kararlarının durdurulmasını talep etti.</p>

<p>Dernek ayrıca, uluslararası insan hakları örgütlerine de çağrıda bulunarak, yaşanan süreçte daha aktif rol alınması ve gerekli girişimlerin başlatılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Uluslararası Topluma Çağrı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İHD Merkezi Hapishane Komisyonu imzasıyla yayımlanan açıklamada, idam cezalarının geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurduğu hatırlatılarak, insan haklarının korunması için uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekildi.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 04 02 115443" class="detail-photo img-fluid" height="1336" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-02-115443.png" width="1384" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihdden-irana-sert-cagri-idam-politikasindan-vazgecin</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-02-120330.png" type="image/jpeg" length="24055"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail’in ayrımcı yasası, kasıtlı öldürmeden mahkûm edilen Filistinlilere ölüm cezası verecek]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/israilin-ayrimci-yasasi-kasitli-oldurmeden-mahkum-edilen-filistinlilere-olum-cezasi-verecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/israilin-ayrimci-yasasi-kasitli-oldurmeden-mahkum-edilen-filistinlilere-olum-cezasi-verecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Failler cezasız kalırken, İsrail yetkililerinin ölüm cezası kullanımını genişleten yasa değişikliği, devlet destekli infazlara izin verecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>İsrail’in yeni ölüm yasası, Filistinlilerin devlet destekli infazına izin verecek</strong></p>
</blockquote>

<p><strong>Filistinlilere karşı yargısız infazlar yıllardır sürüyor. Failler cezasız kalırken, İsrail yetkililerinin ölüm cezası kullanımını genişleten yasa değişikliği, devlet destekli infazlara izin verecek. Af hakkının olmaması, yasayı dünyanın en aşırı uçtaki ölüm cezası yasası haline getiriyor. Uluslararası Af Örgütü, bunun Filistinlilere karşı onlarca ayrımcı yasayla sürdürülen apartheid sistemini daha da güçlendireceği uyarısında bulunarak, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor.</strong></p>

<p>Uluslararası Af Örgütü, İsrail yetkililerinin ölüm cezası kullanımını genişleten ve 30 Mart’ta Knesset’te 48’e karşı 62 milletvekilinin oyuyla kabul edilen yasa değişikliklerini derhal iptal etmesi gerektiğini belirtti. <strong>Uluslararası Af Örgütü Araştırma, Savunuculuk, Politika ve Kampanyalar Kıdemli Direktörü Erika Guevara-Rosas</strong>, “<em>İsrail parlamentosu Knesset, aleni bir acımasızlık, ayrımcılık ve insan haklarının mutlak surette hiçe sayılmasının göstergesi olarak ölüm cezası kullanımını kolaylaştıran bir dizi yasanın ilkini onayladı. İsrail Ceza Kanunu’na eklenen ve ‘Teröristler İçin Ölüm Cezası’ adıyla bilinen yasa değişikliği, ölüm cezasının kaldırılması yönünde küresel eğilimin olduğu bir dönemde, en ağır cezanın kapsamını genişletiyor ve kullanımını kolaylaştırıyor. Yasa aynı zamanda yaşam hakkından keyfi olarak yoksun bırakmanın önlenmesine ve adil yargılanma hakkının korunmasına ilişkin güvenceleri ortadan kaldırıyor ve İsrail’in Filistinlilere karşı onlarca ayrımcı yasayla sürdürdüğü apartheid sistemini daha da güçlendiriyor</em>” dedi. <strong>Guevara-Rosas</strong>, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“<em>Bu yasanın, Başbakan ve birçok bakan tarafından kutlanan bir kararla, İsrail askeri savcısının, Filistinli bir mahkûma cinsel saldırıda bulunmakla suçlanan İsrail askerleri hakkındaki tüm suçlamaları düşürdüğü ayda çıkarılması, İsrail’in Filistinlileri insanlık dışına çıkarmasının boyutlarını gözler önüne seriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlardan hakkında yakalama kararı çıkardığı Başbakan Binyamin Netanyahu, yasa lehine oy kullananlar arasındaydı. Yıllardır, Filistinlilere karşı açıkça yargısız infazların ve hukuk dışı öldürmelerin gerçekleştiği, faillerin neredeyse tamamen cezasız kaldığı kaygı verici eğilimi izliyoruz. Devlet destekli infazlara izin veren bu yasa, bu tür politikaların geldiği son noktadır.</em>”</p>

<p><strong>Ölüme mahkûm edilenlerin af hakkı olmayacak</strong></p>

<p>Yeni yasa, yasadışı olarak ilhak edilen Doğu Kudüs hariç işgal altındaki Batı Şeria’da ve İsrail’de ölüm cezasının kullanımı için iki yasal çerçeve kuruyor. İşgal altındaki Batı Şeria’da askeri mahkemeler, İsrail’in ayrımcı terörle mücadele yasası uyarınca terör suçları olarak tanımlanan eylemlerle kasıtlı öldürmeden mahkûm edilen Filistinlilere ölüm cezası verecek. Mahkemeler, yalnızca yasanın belirleyemediği özel koşullarda müebbet hapis (ve yalnızca müebbet hapis) cezası verebilecek. Batı Şeria’dan sanıkların askeri ya da sivil mahkemelerde yargılanacağına Savunma Bakanı karar verecek. Ölüme mahkûm edilenlerin af hakkı olmayacak; bu da yasayı, dünyanın en aşırı uçtaki ölüm cezası yasası haline getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Erika Guevara-Rosas</strong>, “<em>İsrail, Filistinli sanıklar hakkında yüzde 99’un üzerinde mahkûmiyet oranı olan, kanuna dayalı yargı sürecini ve adil yargılanma güvencelerini hiçe saydığı bilinen askeri mahkemelere, fiilen zorunlu ölüm cezası verme ve nihai kararın açıklanmasından sonraki 90 gün içinde infazın gerçekleştirilmesini isteme yetkisi veriyor. Böylece Filistinlileri en temel adil yargılanma güvencelerinden yoksun bırakarak askeri mahkemelere infaz konusunda açık çek veriyor</em>” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>“İsrail devletinin varlığını reddetmek amacıyla” kasten öldürmek…</strong></p>

<p>İsrail’de ve yasadışı olarak ilhak edilen Doğu Kudüs’te geçerli ikinci çerçeve uyarınca, sivil mahkemelerin ölüm cezasına hükmetme yetkisi, “İsrail devletinin varlığını reddetmek amacıyla” kasten öldürmekten suçlu bulunan herkesi kapsayacak şekilde genişletiliyor. Kastın belirlenmesinde bu tür bir ideolojik kıstas, yasanın Filistinlileri hedef almak için tasarlandığı anlamına geliyor.</p>

<p><strong>Erika Guevara-Rosas</strong>, “<em>Önceki taslaklarda yapılan birkaç değişikliğe rağmen bu yasa uyarınca verilen tüm ölüm cezaları yaşam hakkının ihlali olacak ve İşgal Altındaki Filistin Toprağı’ndan Filistinliler hakkında verildiğinde aynı zamanda savaş suçu da teşkil edebilecektir. Uluslararası toplum, İsrail yetkililerine bu yasayı iptal etmeleri, ölüm cezasını tamamen kaldırmaları ve Filistinlilere yönelik apartheid sistemini güçlendiren tüm yasa ve uygulamalara son vermeleri için azami baskı yapmalı</em>” dedi.</p>

<p><strong>Arka Plan</strong></p>

<p>Ölüm cezası yasasında yapılan değişikliğe ek olarak, Knesset’in Anayasa, Hukuk ve Adalet Komisyonu 24 Mart’ta, 7 Ekim saldırılarına katılmakla suçlanan kişileri yargılamak için fiilen askeri bir mahkeme gibi işleyecek olan geçici bir mahkemenin kurulmasını öngören Mahkemeler Yasası (“7 Ekim Katliamı Olaylarına Karışanların Yargılanması”) teklifini ikinci ve üçüncü kez görüştü. Teklif, mahkemeye suçlu bulunanlar hakkında ölüm cezasına hükmetme yetkisi veriyor ve “hakikatin ortaya çıkarılması ve adaletin tesisi için gerekli görüldüğü” takdirde mahkemenin standart usul kurallarından ve kanıta dayalı hukuktan önemli ölçüde uzaklaşmasını mümkün kılıyor.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü istisnasız her koşulda ölüm cezasına karşı çıkmaktadır. İsrail’in taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6(1) Maddesi, uluslararası teamül hukuku, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca mutlak surette yasaklanan işkence ve diğer türde kötü muamele ile yaşam hakkından keyfi olarak yoksun bırakmaya karşı koruma sağlamaktadır.</p>

<p>Yargı sisteminin, özellikle de askeri yargı sisteminin Filistinlilere karşı yapısal olarak ayrımcı niteliğiyle bilindiği ve mahkumiyetlerin genellikle rutin şekilde işkence ve diğer türde kötü muamele altında elde edilen kanıtlara dayandığı İsrail bağlamında, ölüm cezasının bu tür yasalar kapsamında kullanılması, yaşam hakkının ve işkence ile diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele ve cezalandırma yasağının ihlali olacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/israilin-ayrimci-yasasi-kasitli-oldurmeden-mahkum-edilen-filistinlilere-olum-cezasi-verecek</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-31-152406.png" type="image/jpeg" length="79386"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KHK’lılar Adalet ve İade Talebiyle Yeniden Ses Yükseltti: "KHK'lıyız Haklıyız"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/khklilar-adalet-ve-iade-talebiyle-yeniden-ses-yukseltti-khkliyiz-hakliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/khklilar-adalet-ve-iade-talebiyle-yeniden-ses-yukseltti-khkliyiz-hakliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KHK ile ihraç edilen yüz binlerce kişi, “#KHKlıyızHaklıyız” diyerek 10 yıllık mücadelelerini yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>2016 sonrası çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen yüz binlerce kişi, “#KHKlıyızHaklıyız” diyerek 10 yıllık mücadelelerini yeniden gündeme taşıdı. KHK’lılar, <strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)</strong>’ni somut adımlar atmaya çağırırken, <strong>Anayasa Mahkemesi (AYM)</strong> ve <strong>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)</strong> kararlarının uygulanmasını talep etti.</p>
</blockquote>

<p><strong>“Yüzyılın En Büyük Hukuksuzluklarından Biri”</strong></p>

<p>KHK’lılar tarafından yapılan açıklamada, 10 yılı aşkın süredir devam eden mağduriyetler “yüzyılın en büyük hukuksuzluklarından biri” olarak tanımlandı.</p>

<p>Açıklamada şu ifadeler öne çıktı:</p>

<p>“Bizler 10 yıldır #KHKlıyızHaklıyız diyerek sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bu hukuksuzluğa karşı susmadık, susmayacağız.”</p>

<p>İhraç edilen kamu çalışanları, yaşadıkları sürecin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir vicdan meselesi olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“Bu Mücadele Toplumun Vicdan Mücadelesidir”</strong></p>

<p>KHK’lılar, yürüttükleri mücadelenin sadece kendi haklarını değil, hukuk devletinin temel ilkelerini de ilgilendirdiğini belirtti.</p>

<p>Açıklamada, yaşananların yalnızca işten çıkarılma ile sınırlı olmadığına dikkat çekilerek şu değerlendirmeye yer verildi:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>“En temel haklarımız gasp edildi”</li>
 <li>“Yargısız infaza maruz bırakıldık”</li>
 <li>“Sivil ölüm bize reva görüldü”</li>
</ul>

<p>Bu ifadeler, KHK sürecinin sosyal, ekonomik ve psikolojik boyutlarına işaret etti.</p>

<p><strong>TBMM’ye Açık Çağrı: “İnisiyatif Alın, Bu Zulüm Bitsin”</strong></p>

<p>KHK’lılar, çözümün adresi olarak <strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi</strong>’ni işaret etti. Açıklamada, Meclis’in sorumluluk alması gerektiği vurgulanarak şu çağrı yapıldı:</p>

<p>“TBMM çözüm için inisiyatif almalı, bu zulüm bitmeli.”</p>

<p>Ayrıca siyasi partilerin zaman zaman yaptığı ortak çağrılara atıf yapılarak, bu çağrıların somut düzenlemelere dönüşmesi gerektiği ifade edildi.</p>

<p><strong>AYM ve AİHM Kararlarının Uygulanması Talebi</strong></p>

<p>Açıklamada, hukukun üstünlüğü ilkesine vurgu yapılarak, bağlayıcı nitelikteki yüksek yargı kararlarının uygulanmadığı eleştirisi dile getirildi.</p>

<p>KHK’lıların talepleri şu başlıklarda özetlendi:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması</li>
 <li>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının dikkate alınması</li>
 <li>Adil yargılanma hakkının güvence altına alınması</li>
 <li>Masumiyet karinesinin esas alınması</li>
 <li>Mağduriyetlerin gecikmeden giderilmesi</li>
</ul>

<p><strong>“10 Yıldır Onlarca Türlü Zulüm Yaşıyoruz”</strong></p>

<p>KHK’lılar, geçen 10 yıl boyunca çok yönlü mağduriyetler yaşadıklarını belirterek, sürecin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insani bir kriz haline geldiğini ifade etti.</p>

<p>Açıklamada şu ifadeler dikkat çekti:</p>

<p>“10 yıldır zulmün onlarca çeşidini yaşıyoruz. Hak, hukuk, adalet kimin umurunda?”</p>

<p>Bu sözler, kamuoyuna yönelik güçlü bir eleştiri olarak değerlendirildi.</p>

<p><strong>“KHK’lar Gidecek, Biz Kalacağız”</strong></p>

<p>Açıklamanın sonunda mücadele kararlılığı vurgulanarak şu mesaj verildi:</p>

<p>“KHK’lar gidecek, biz kalacağız. Çünkü haklıyız.”</p>

<p>KHK’lılar, adalet taleplerini yineleyerek sürecin daha fazla uzatılmaması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>Toplumsal Beklenti: Gecikmeyen Adalet</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KHK’lıların açıklaması, kamuoyunda uzun süredir tartışılan bir sorunu yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>“#KHKlıAdaletİstiyor” etiketiyle yapılan çağrıda, adaletin gecikmemesi gerektiği vurgulanırken, çözümün hukuki ve siyasi iradeyle mümkün olduğu ifade edildi.</p>

<p>“Adalet gecikmemelidir. Gerçekler susturulamaz.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/khklilar-adalet-ve-iade-talebiyle-yeniden-ses-yukseltti-khkliyiz-hakliyiz</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 22:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-30-220547.png" type="image/jpeg" length="77768"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[FIFA ve Dünya Kupası ev sahibi ülkeleri, herkesin güvende olduğu bir turnuva için acil eyleme geçmeli]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/fifa-ve-dunya-kupasi-ev-sahibi-ulkeleri-herkesin-guvende-oldugu-bir-turnuva-icin-acil-eyleme-gecmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/fifa-ve-dunya-kupasi-ev-sahibi-ulkeleri-herkesin-guvende-oldugu-bir-turnuva-icin-acil-eyleme-gecmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FIFA, 2026 Dünya Kupası’ndan rekor gelirler elde ederken bunun bedeli taraftarlara, topluluklara, futbolculara, gazetecilere ve işçilere ödetilemez.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Uluslararası Af Örgütü bugün yayımladığı açıklamada, Kanada, Meksika ve ABD’nin ev sahipliğindeki 2026 FIFA Erkekler Dünya Kupası’na katılacak milyonlarca futbol taraftarının, başta ABD’nin suistimaller içeren ölümcül göç politikalarından kaynaklanan saldırılar olmak üzere insan haklarına yönelik kaygı verici saldırılarla karşılaşma riski altında olduğunu belirtti. Örgüt, Dünya Kupası’nın başlamasına 10 haftadan biraz fazla bir süre kala, FIFA’nın herkesin “güvende olduğunu, kapsandığını ve haklarını kullanmak konusunda özgür hissettiği” bir turnuva için acil eyleme geçme çağrısında bulundu.</p>
</blockquote>

<p>Uluslararası Af Örgütü’nün <a href="https://www.amnesty.org/en/documents/ior10/0837/2026/en/" rel="nofollow" target="_blank"><em>İnsanlık Kazanmalı: 2026 FIFA Dünya Kupası’nda hakları savunmak, baskılarla başa çıkmak</em></a> başlıklı yeni raporu, turnuvaya ev sahipliği yapan üç ülkede taraftarların, futbolcuların, gazetecilerin, işçilerin ve yerel toplulukların karşı karşıya olduğu ciddi riskleri ve etkileri inceliyor. Dünya Kupası maçlarının dörtte üçünün oynanacağı ABD, Trump yönetiminde ayrımcı göç politikalarının, toplu halde gözetim altında tutmanın, Göç ve Gümrük Muhafaza Kurumu (ICE), Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu (CBP) ile diğer kolluk kuvvetlerinden maskeli ve silahlı görevliler tarafından gerçekleştirilen keyfi gözaltıların damga vurduğu bir <a href="https://www.amnestyusa.org/reports/ringing-the-alarm-bells-rising-authoritarian-practices-and-erosion-of-human-rights-in-the-united-states/" rel="nofollow" target="_blank">insan hakları acil durumu</a> yaşıyor.</p>

<p><strong>Kupa finalini, MetLife Stadyumu’nda izleyecek kişi sayısının altı katı 2025’te sınırdışı edildi</strong></p>

<p><strong>Uluslararası Af Örgütü Ekonomik ve Sosyal Adalet Birimi Direktörü Steve Cockburn</strong>, ABD hükümetinin 2025’te 500 binden fazla kişiyi sınırdışı ettiğine ve bunun, MetLife Stadyumu’nda Dünya Kupası finalini izleyecek kişi sayısının altı katından fazla olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>

<p>“<em>Hukuka aykırı gözaltı ve sınırdışı işlemlerindeki bu rekor seviyedeki artış, yargı süreci güvencelerinin aşınmasıyla mümkün oldu ve yüz binlerce göçmenin, mültecinin özgürlük ve güvenlik haklarını zayıflattı. Bu politikalar, aileleri birbirinden kopardı ve ABD genelinde bir korku iklimi oluşturdu. ABD’de son derece kaygı verici bir dönem yaşanıyor. Muhakkak ki bu, Dünya Kupası kutlamalarına katılmak isteyen taraftarları da etkileyecek</em>.</p>

<p><em>Dudak uçuklatan sayıdaki gözaltı ve sınırdışılara rağmen ne FIFA ne de ABD yetkilileri taraftarların ve yerel toplulukların etnik ve ırksal profillemeden, ayrımcı baskınlardan, hukuka aykırı gözaltı ve sınırdışı işlemlerinden korunacağı garantisini veriyor.</em></p>

<p><em>Bu Dünya Kupası artık FIFA’nın daha önce değerlendirdiği gibi ‘orta riskli’ bir turnuva değildir. İster insanların ICE’tan korunması olsun, isterse protesto hakkının güvence altına alınması veya evsizliğin engellenmesi olsun, bu Dünya Kupası’nın gerçekliğinin özgün vaadiyle örtüşmesini sağlamak için acilen adım atılmalı</em>.</p>

<p><em>FIFA, 2026 Dünya Kupası’ndan rekor gelirler elde ederken bunun bedeli taraftarlara, topluluklara, futbolculara, gazetecilere ve işçilere ödetilemez. Futbol hükümetlere, sponsorlara ve FIFA’ya değil, bu insanlara aittir ve onların hakları turnuvanın merkezinde olmalı.”</em></p>

<p><strong>ABD’de göçmenler, Meksika’da protestocular, Kanada’da evsizler hedefte…</strong></p>

<p>Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak kentler, ABD hükümetinin haklar üzerindeki baskısından olumsuz etkileniyor. Başkan Trump Haziran 2025’te, göçmenlere yönelik baskınlara karşı düzenlenen protestoların ardından Los Angeles’ta yaklaşık 4 bin Kaliforniya Ulusal Muhafız askeri görevlendirerek, birliklerin kontrolünü eyalet valisine verdi. Dünya Kupası maçlarının oynanacağı Dallas, Houston ve Miami kentlerinin üçü de, yerel kolluk kuvvetlerinin, ırksal profillemeyi ve göçmenlerin hedef alınmasını artıran, topluluklarla kolluk kuvvetleri arasındaki güveni aşındırarak kamu güvenliğini azaltan ICE ile işbirliği yapmalarını içeren sorunlu anlaşmalar imzaladı. Öte yandan Ocak 2025 ile 18 Mart 2026 arasında ICE gözaltı merkezlerinde 43 kişi hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diğer ev sahibi ülkelerden Meksika, yüksek şiddet seviyeleri nedeniyle ordu da dahil 100 bin güvenlik personelini seferber ederek, protestoculara yönelik riskleri artırdı. Meksiko’daki Aztek Stadyumu’nda oynanacak açılış maçı öncesinde, zorla kaybedilen yakınları için hakikat, adalet ve tazminat talebiyle barışçıl bir protesto gerçekleştirmeyi planlayan kadın aktivistler de buna dahil. Kanada’da, Vancouver’daki 2010 Kış Olimpiyatları’nın etkisi ve giderek büyüyen barınma krizi, evsizlerin bir kez daha yerinden edileceği ve daha da toplum dışına itileceği kaygılarına yol açtı. 15 Mart’ta Toronto’daki yetkililer, evsizlere barınma sağlayan kış ısınma merkezini FIFA önceden rezerve ettiği için kapattı.</p>

<p><strong>ABD’nin seyahat kısıtlamaları ve göç politikaları etkinliğe gölge düşürüyor</strong></p>

<p>ABD’deki birçok göçmen topluluğun Dünya Kupası’nı izlemek için bir araya gelmek isteyeceği ve dünyanın dört yanından milyonlarca taraftarın ABD’ye geleceği düşünüldüğünde, ICE ve diğer kolluk kuvvetleri ABD’de yaşayanlar, maç izlemeye gelenler ve bizzat futbolcular için ciddi tehdit oluşturuyor.</p>

<p>Trump yönetiminin seyahat yasakları nedeniyle Fildişi Sahili, Haiti, İran ve Senegal vatandaşı futbolseverler, 1 Ocak 2026’dan önce alınmış vizeleri yoksa takımlarını desteklemek için ABD’ye giremeyecek. Diğer taraftarlar da, ziyaretçilerin sosyal medya hesaplarının incelenmesine ve “Amerikan karşıtlığı” taramasından geçmesine izin vermeye zorlanmaları gibi teklifler nedeniyle müdahaleci gözetime maruz kalabilir.<br />
Dünya Kupaları genellikle protestoların gerçekleştirildiği etkinliklerdir. Bu yıl, protestoların bastırılabileceği yönünde ciddi riskler söz konusu. ABD, Kanada ve Meksika genelinde ifade ve barışçıl toplanma özgürlüğü hakları kısıtlanıyor. Trump yönetimi, İsrail hükümetinin Gazze’de devam eden soykırımını protesto eden yabancı uyruklu öğrencileri özel olarak hedef alırken, göçmenlere yönelik saldırgan kolluk operasyonlarını protesto eden ve takip eden ABD vatandaşları, federal kolluk görevlileri tarafından öldürüldü. Kanada’da, Gazze’deki soykırıma karşı geniş çaplı barışçıl gösteriler ve öğrenci kampları da dahil bir protesto dalgası yaşandı. Protestocular, polis tarafından haksız şekilde dağıtıldı veya uzaklaştırıldı. Meksika’da da ev sahibi kentlerdeki altyapı geliştirme projeleriyle bağlantılı su kesintileri, arazilere erişimin aksaması, artan maliyetler ve kentsel dönüşüm nedeniyle öfkeli vatandaşlar Dünya Kupası odaklı bir dizi protesto gerçekleştirdi. Meksika’nın turnuva için başlattığı güvenlik seferberliğinin askeri niteliği, diğer protestoların da bastırılabileceği konusunda risk oluşturuyor.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/fifa-ve-dunya-kupasi-ev-sahibi-ulkeleri-herkesin-guvende-oldugu-bir-turnuva-icin-acil-eyleme-gecmeli</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/graphic-03.jpg" type="image/jpeg" length="79886"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD Urfa Şubesi, 70. Haftada Kayıp Ramazan Keskin İçin Basın Açıklaması Yaptı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-urfa-subesi-70-haftada-kayip-ramazan-keskin-icin-basin-aciklamasi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-urfa-subesi-70-haftada-kayip-ramazan-keskin-icin-basin-aciklamasi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seydi Keskin, aile olarak avukata başvurduklarını ve avukatın Ramazan’ın üzerine atılı bir suç olmadığını, serbest bırakılabileceğini söylediğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Urfa Şubesi, kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması talebiyle 70. haftadır sürdürdüğü eylemler kapsamında, 1994 yılında gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Ramazan Keskin’in anısına Novada Park’ta basın açıklaması yaptı.</p>
</blockquote>

<p><strong>Ramazan Keskin’in Hikayesi</strong></p>

<p>İHD Urfa Şubesi ve kayıp yakınları, bu haftaki eylemde Ramazan Keskin’in kaybını gündeme taşıdı. 1994 yılında gözaltına alınan Ramazan Keskin’den bir daha haber alınamadı. Kardeşi Seydi Keskin, Ramazan’ın eğitim hayatını anlatarak, Viranşehir’de ilkokul, ortaokul ve liseyi tamamladıktan sonra Dicle Üniversitesi Tarih Bölümü’nde okumaya başladığını belirtti.</p>

<p><strong>Seydi Keskin, Ramazan’ın gözaltına alınmasını şöyle aktardı:</strong></p>

<p>“Okulun ikinci yarısında bir arkadaşının telefon etmesi üzerine kardeşimin gözaltına alındığını öğrendik. Üniversite çıkışı arkadaşları ile birlikte gözaltına alınan Ramazan’ı sormak için Terörle Mücadele Şubesi’ne gittik. Görevliler, ‘Ramazan burada gözlem altında sorgudadır’ dediler ve mahkemeye ne zaman çıkarılacağını bilmediklerini söylediler.”</p>

<p><strong>Adalet Arayışının Başlangıcı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seydi Keskin, aile olarak avukata başvurduklarını ve avukatın Ramazan’ın üzerine atılı bir suç olmadığını, serbest bırakılabileceğini söylediğini ifade etti. Bu bilgiyle bir nebze rahatlayan aile, Viranşehir’e döndü. Ancak pazartesi günü Diyarbakır’a tekrar gittiklerinde Devlet Güvenlik Mahkemesi sürecinde Ramazan’ın mahkemeye çıkarılanlar arasında olmadığını öğrendiler.</p>

<p>“Çok korkmuş ve endişelenmiştik çünkü o dönemde gözaltında kayıplar oldukça fazlaydı. Terörle Mücadele Şubesi’ndeki görevliler bize Ramazan’ın sorguda olduğunu söyledikleri için bir nebze rahatlamıştık.”</p>

<p><strong>Cenaze ve Kaybedilen Adalet</strong></p>

<p>Bir hafta sonra aileye, Diyarbakır’ın Silvan ilçesi kırsalında bir köprünün altında iki ceset bulunduğu ve birinin Ramazan’a ait olabileceği bildirildi. Aile teşhis için çağrıldı ve Ramazan Keskin’in cenazesi teslim alındı.</p>

<p>Seydi Keskin, gözaltında kaybedilen kardeşinin katillerinin belli olduğunu ancak hiçbir işlem yapılmadığını vurgulayarak şöyle dedi:</p>

<p>“Bizler İnsan Hakları Savunucuları olarak, kaç yıl geçerse geçsin kayıplarımız için adalet arayışından vazgeçmeyeceğiz.”</p>

<p>İHD Urfa Şubesi, her hafta olduğu gibi bu haftaki eylemle de kayıpların bulunması ve sorumluların yargılanması çağrısını yineledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-urfa-subesi-70-haftada-kayip-ramazan-keskin-icin-basin-aciklamasi-yapti</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-28-at-124453.jpeg" type="image/jpeg" length="94612"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana İHD’den Acil Çağrı: 74 Yaşındaki Hasta Mahpus Mehmet Emin Çam’ın Durumu Ağırlaşıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adana-ihdden-acil-cagri-74-yasindaki-hasta-mahpus-mehmet-emin-camin-durumu-agirlasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adana-ihdden-acil-cagri-74-yasindaki-hasta-mahpus-mehmet-emin-camin-durumu-agirlasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batman T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan Mehmet Emin Çam’ın sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine geçtiğimiz hafta hastaneye kaldırıldığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Adana’da İnsan Hakları Derneği (İHD) Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında, 74 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Emin Çam’ın sağlık durumunun kritik olduğu belirtilerek tahliyesi için acil çağrı yapıldı. Açıklamayı İHD adına Av. Dilan Genç Ataş okudu.</strong></p>
</blockquote>

<p><strong>Hastaneye Sevk Edildi, Ailesine Bilgi Verilmedi</strong></p>

<p>İHD’nin hasta mahpuslar listesinde yer alan ve Batman T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan Mehmet Emin Çam’ın sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine geçtiğimiz hafta hastaneye kaldırıldığı bildirildi.</p>

<p>18 Mart 2026’da Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülen Çam, ertesi gün “tüberküloz (verem) şüphesiyle” Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Ancak tedavi sürecinin ardından yeniden hapishaneye götürüldüğü, ailesine ise sağlık durumu hakkında net bir bilgilendirme yapılmadığı ifade edildi.</p>

<p>Aile görüşlerine göre Çam’ın 25 Mart’ta yeniden hastaneye kaldırıldığı ve sağlık durumunun daha da ağırlaştığı belirtildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 03 26 At 13.08.45" class="detail-photo img-fluid" height="1540" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-26-at-130845.jpeg" width="2048" /></p>

<p><strong>“Hayati Risk Altında”</strong></p>

<p>Açıklamada, Mehmet Emin Çam’ın ayakta duramadığı, konuşmakta zorlandığı ve zaman zaman hafıza kaybı yaşadığı aktarıldı. Yakınlarını tanıyamadığı belirtilen Çam’ın çoklu ve ağır sağlık sorunları bulunduğu vurgulandı.</p>

<p>Çam’ın sağlık durumuna ilişkin şu bilgiler paylaşıldı:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Beyninin sağ tarafında tümör bulunuyor</li>
 <li>Beyin damarlarında ciddi tıkanıklık var, inme ve beyin kanaması riski taşıyor</li>
 <li>İleri düzey kalp hastası, daha önce kalp krizi geçirdi</li>
 <li>5 damarının tıkalı olduğu tespit edildi, sadece 2’sine müdahale edilebildi</li>
 <li>Böbrek hastası, iki kez ameliyat geçirdi</li>
 <li>Sol tarafında felç ve kas zayıflığı bulunuyor</li>
 <li>Görme ve işitme kaybı mevcut</li>
 <li>Prostat hastası</li>
 <li>Son haftalarda öksürükle birlikte ağızdan kan geldiği bildirildi</li>
</ul>

<p>İHD, bu tablonun “ciddi ve acil bir risk” oluşturduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Adli Tıp “Cezaevinde Kalabilir” Raporu Verdi</strong></p>

<p>Tüm bu sağlık sorunlarına rağmen Adli Tıp Kurumu’nun 3 Aralık 2025 tarihinde “cezaevinde kalabilir” raporu verdiği, infaz erteleme talebinin ise 10 Mart 2026’da reddedildiği açıklandı.</p>

<p>İHD, bu kararın mevcut sağlık durumu ile çeliştiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Hapishane Koşullarında Yaşaması Mümkün Değil”</strong></p>

<p>Açıklamada, Mehmet Emin Çam’ın ileri yaşı ve kronik hastalıkları nedeniyle cezaevi koşullarında yaşamını sürdüremeyeceği vurgulandı.</p>

<p>5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16. maddesine dikkat çekilerek, ağır hastalık durumunda infazın ertelenmesinin mümkün olduğu hatırlatıldı.</p>

<p>Ayrıca Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında yaşam hakkı ve insan onuruna uygun muamele yükümlülüğüne işaret edildi.</p>

<p><strong>AİHM İçtihatlarına Vurgu</strong></p>

<p>İHD, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına da dikkat çekerek, ağır hasta mahpusların cezaevinde tutulmasının yaşam hakkı ihlali anlamına gelebileceğini belirtti.</p>

<p>Gerekli ve sürekli sağlık hizmetine erişimin sağlanmamasının, işkence ve insanlık dışı muamele yasağının ihlali sonucunu doğurabileceği ifade edildi.</p>

<p><strong>İHD’den Yetkililere Çağrı</strong></p>

<p>İnsan Hakları Derneği, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm ilgili kurumlara çağrıda bulunarak, Mehmet Emin Çam ve diğer hasta mahpusların serbest bırakılması için acil adım atılmasını istedi.</p>

<p>Açıklama şu sloganlarla son buldu:</p>

<p><strong>“Mehmet Emin Çam’a özgürlük!”</strong><br />
<strong>“Hasta mahpuslara özgürlük!”</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adana-ihdden-acil-cagri-74-yasindaki-hasta-mahpus-mehmet-emin-camin-durumu-agirlasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-26-at-130846.jpeg" type="image/jpeg" length="34315"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antik Köleliğin “O Kadar da Kötü Olmadığı” Efsanesi]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/antik-koleligin-o-kadar-da-kotu-olmadigi-efsanesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/antik-koleligin-o-kadar-da-kotu-olmadigi-efsanesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarih boyunca var olmuş tüm kölelik biçimleri, kendi bağlamları içinde son derece gerçek, yaygın ve çoğu zaman son derece acımasız sistemlerdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Antik Akdeniz dünyasında, özellikle de İncil’de köleliği araştıran biri olarak, sık sık şu tür yorumlarla karşılaşıyorum: “O zamanlar kölelik tamamen farklıydı, değil mi?”, “O kadar da kötü olamazdı” ya da “Köleler özgürlüklerini satın alamaz mıydı?”</strong></p>
</blockquote>

<ol start="21" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri veya Avrupa’da yaşayan birçok insan, transatlantik köle ticareti hakkında daha fazla bilgiye sahiptir ve bu ticaretten derinden etkilenmiş toplumlarda yaşamaktadır. İnsanlar, kitlesel hapis cezalarından konut ayrımcılığına, oy verme davranışlarından toplumsal eşitsizliklere kadar modern köleliğin etkilerini farklı alanlarda gözlemleyebilmektedir.</li>
</ol>

<p>Buna karşılık, antik çağlardaki köleliğin etkileri bugün aynı ölçüde somut değildir. Bu nedenle birçok kişi, antik köleliğin nasıl bir deneyim olduğuna dair yalnızca belirsiz bir fikre sahiptir. Kimi insanlar İncil’deki anlatılardan, örneğin Yusuf’un kardeşleri tarafından köle olarak satılmasından söz ederken; kimileri “Spartacus” gibi filmleri ya da Mısır piramitlerinin köleler tarafından inşa edildiği yönündeki yaygın efsaneleri hatırlamaktadır.</p>

<p>Bu tarihsel mesafe ve antik köleliğin modern ırkçılığa dayanmaması, bazı kişilerde bu sistemlerin daha az sert ya da daha az şiddet içeren yapılar olduğu izlenimini yaratmaktadır. Nitekim bu algı, Hristiyan ilahiyatçı ve analitik filozof William Lane Craig gibi kamuoyunda tanınan bazı isimlerin, eski köleliğin köleleştirilen insanlar için kimi açılardan faydalı olabileceğini savunmasına da zemin hazırlamaktadır.</p>

<p>Kapitalizm ve ırkçı sözde bilim gibi modern faktörler, transatlantik köle ticaretini benzersiz derecede acı verici ve kalıcı sonuçlar doğuran bir sistem haline getirmiştir. Örneğin köle emeği, ekonomistlerin “serbest piyasa” ve küresel ticaret üzerine geliştirdikleri teorileri doğrudan etkilemiştir.</p>

<p>Ancak köleliği anlamak — ister geçmişteki ister günümüzdeki biçimleriyle — yalnızca modern örneklere bakılarak mümkün değildir. Gönülsüz emeğin uzun tarihsel gelişimini kavramak gerekir. Antik kölelik ve erken Hristiyanlık tarihi üzerine çalışan bir akademisyen olarak, bu alandaki tartışmaları zorlaştıran üç temel efsaneyle sıklıkla karşılaşıyorum.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 03 24 070101" class="detail-photo img-fluid" height="916" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-24-070101.png" width="1161" /></p>

<p><strong>1. Efsane: “İncil’e Göre Köleliğin Tek Bir Türü Vardır”</strong></p>

<p>İncil metinleri, Akdeniz ve Mezopotamya’nın farklı bölgelerinde, farklı dönemlerde ve farklı toplumsal koşullarda yaşamış yazarlar tarafından kaleme alınmıştır. Bu nedenle “İncil toplumlarında kölelik” hakkında tek tip bir genelleme yapmak mümkün değildir.</p>

<p>Hristiyanların “Eski Ahit” olarak adlandırdığı İbranice İncil, esas olarak eski Yakın Doğu bağlamında ortaya çıkarken; Yeni Ahit, erken Roma İmparatorluğu döneminin ürünüdür.</p>

<p>Örneğin Mısır, Suriye ve İran gibi bölgelerde görülen bazı köleleştirme biçimleri, her zaman insanların mal olarak kabul edildiği bir “mal mülk köleliği” değildi. Bazı durumlarda insanlar borçlarını ödemek amacıyla geçici olarak köleleştiriliyordu.</p>

<p>Ancak bu durum, tüm antik toplumlar için geçerli değildir. Özellikle geç Roma Cumhuriyeti ve erken Roma İmparatorluğu döneminde, milyonlarca insan insan ticareti yoluyla köleleştirilmiş; ev içi hizmetlerde, kentlerde ve tarım alanlarında zorla çalıştırılmıştır.</p>

<p>Bu çeşitlilik nedeniyle tek bir “İncilsel kölelik”ten söz etmek mümkün değildir. Aynı şekilde kölelik konusunda tek bir “İncil bakış açısı” da yoktur. Bununla birlikte, İncil metinlerinde kölelik kurumunun ya da mal mülk köleliğinin açık bir biçimde kınandığına dair net bir ifade bulunmamaktadır.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 03 24 070155" class="detail-photo img-fluid" height="898" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-24-070155.png" width="1173" /></p>

<p>Hristiyan düşüncesinde köleliğe yönelik daha güçlü eleştiriler, ancak MS 4. yüzyılda, Kapadokya’da yaşamış teolog Nyssalı Gregory gibi isimlerle birlikte belirginleşmeye başlamıştır.</p>

<p><strong>2. Efsane: Antik Kölelik O Kadar da Acımasız Değildi</strong></p>

<p>Bu efsane, çoğunlukla Yakın Doğu’daki borç köleliği gibi sınırlı ve geçici uygulamaların, Yunan ve Roma dünyasındaki yaygın “mal mülk köleliği” ile karıştırılmasından kaynaklanmaktadır.</p>

<p>Antik Akdeniz dünyasında köleleştirilmiş insanların maruz kaldığı şiddet oldukça çeşitlidir ve ağırdır: damgalama, kırbaçlama, bedensel sakat bırakma, cinsel saldırı, yargı süreçlerinde işkence, hapis ve çarmıha germe bunlardan yalnızca bazılarıdır. Örneğin İtalya’daki antik Puteoli kentinden bir yazıt, köle sahiplerinin köleleştirilmiş kişileri kırbaçlatmak ya da çarmıha gerdirmek için ne kadar ödeme yaptıklarını göstermektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 03 24 070248" class="detail-photo img-fluid" height="1350" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-24-070248.png" width="1069" /></p>

<p>Hristiyan köle sahipleri de bu uygulamalardan muaf değildir. İtalya ve Kuzey Afrika’da bulunan arkeolojik buluntular arasında, kölelerin kaçmaları halinde geri getirilmeleri için ödül vaat eden tasmalar yer almaktadır. Bu tasmalardan bazılarında Hristiyan sembolleri de bulunmaktadır. Hatta bir örnekte, kölenin “Başdiyakoz Felix’e” iade edilmesi gerektiği açıkça yazılıdır.</p>

<p>Her ne kadar modern ahlaki ölçütleri antik dünyaya doğrudan uygulamak zor olsa da, köleliğin yaygın olduğu bir çağda bile bu düzenin herkes tarafından kabul edilmediği açıktır. Yunanistan ve İtalya’da çok sayıda köle isyanı kaydedilmiştir. Bunların en bilineni ise gladyatör Spartacus önderliğinde gerçekleşen isyandır.</p>

<p><strong>3. Efsane: Antik Kölelik Ayrımcı Değildi</strong></p>

<p>Antik Akdeniz dünyasında kölelik, transatlantik köle ticaretinde olduğu gibi doğrudan ırk veya ten rengine dayanmıyordu. Ancak bu durum, sistemin ayrımcı olmadığı anlamına gelmez.</p>

<p>Aksine, köleleştirme pratiği büyük ölçüde “öteki” olarak görülen topluluklara yönelmiştir. Atinalılar Atinalı olmayanları, Spartalılar Spartalı olmayanları, Romalılar ise Romalı olmayanları köleleştirmiştir. Bu kişiler çoğu zaman savaş esiri olarak ele geçirilmiş, zorla başka bölgelere götürülmüş ya da kendi topraklarında kalmaya zorlanarak fatihler için çalıştırılmıştır.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 03 24 070518" class="detail-photo img-fluid" height="1474" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-24-070518.png" width="1022" /></p>

<p>Roma hukukunda kölelerin “natio”su, yani kökeni, açık artırmalar sırasında belirtilmek zorundaydı. Bu durum, köleleştirilen insanların kimliklerinin ve kökenlerinin sistematik biçimde ayrımcılığa tabi tutulduğunu göstermektedir.</p>

<p>Ayrıca antik köle sahipleri, farklı halklara ilişkin kalıplaşmış yargılar üzerinden seçim yapmaktaydı. Tarım üzerine yazılar yazan Marcus Terentius Varro, bir köle sahibinin aynı dili konuşan çok sayıda köleye sahip olmaması gerektiğini, çünkü bu durumun örgütlenme ve isyan riskini artıracağını savunmuştur.</p>

<p>Bu örnekler, antik köleliğin de belirli insan gruplarını “ötekileştirme” ve onları farklı, aşağı ve denetlenmesi gereken varlıklar olarak görme üzerine kurulu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Günümüzde yaygın olan kölelik algısı, büyük ölçüde modern ırkçılık ve kapitalizmin etkisiyle şekillenmiştir. Ancak bu durum, antik kölelik biçimlerinin daha hafif ya da daha az gerçek olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tarih boyunca var olmuş tüm kölelik biçimleri, kendi bağlamları içinde son derece gerçek, yaygın ve çoğu zaman son derece acımasız sistemlerdir. Bu sistemleri ve arkasındaki dinamikleri anlamak, özellikle günümüzde bazı siyasal söylemlerde köleliğin “faydalı” olduğuna dair iddiaların yeniden gündeme geldiği bir dönemde, hem geçmişle yüzleşmek hem de gelecekte benzer yapılarla mücadele edebilmek açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Chance Bonar</strong></p>

<p>Postdoctoral Fellow, Center for the Humanities, Tufts University</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/antik-koleligin-o-kadar-da-kotu-olmadigi-efsanesi</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 06:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-24-070936.png" type="image/jpeg" length="40293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[15 yaşındaki çocuğun “Kürdistan” yazılı tişört giydiği gerekçesiyle şiddete maruz kalması Meclis’e taşındı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/15-yasindaki-cocugun-kurdistan-yazili-tisort-giydigi-gerekcesiyle-siddete-maruz-kalmasi-meclise-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/15-yasindaki-cocugun-kurdistan-yazili-tisort-giydigi-gerekcesiyle-siddete-maruz-kalmasi-meclise-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başvuruda, çocuğun darp edildiği, yerde sürüklendiği, ters kelepçeyle gözaltına alındığı ve ayakkabısız şekilde emniyete götürüldüğü belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Şırnak’ın Cizre ilçesinde 17 Mart 2026 tarihinde 15 yaşındaki bir çocuğun “Kürdistan” yazılı tişört giydiği gerekçesiyle polis şiddetine maruz bırakılması Meclis’e taşındı. DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın ile Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na (İHİK) başvuruda bulunarak olayın araştırılmasını istedi.</p>
</blockquote>

<p>Başvuruda, çocuğun darp edildiği, yerde sürüklendiği, ters kelepçeyle gözaltına alındığı ve ayakkabısız şekilde emniyete götürüldüğü belirtildi. Kamuoyuna yansıyan görüntülerde çocuğun herhangi bir şiddet eylemine karışmadığının görüldüğü vurgulandı.</p>

<p>Milletvekillerinin emniyet yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde, çocuğun ailesine gözaltı sürecine ilişkin zamanında bilgi verilmediği, çocuğun emniyette yalnız bırakıldığı ve avukat ile sosyal hizmet desteği gibi çocuklara özgü koruma mekanizmalarının işletilmediğinin tespit edildiği aktarıldı.</p>

<p>Başvuruda, çocuğun ellerinde kelepçe izleri, yüzünde kızarıklık ve şişlik bulunduğu, buna rağmen darp bulgularının resmi kayıtlara geçirilmediği ifade edildi. Ayrıca çocuğun telefonundaki kayıtların zorla sildirildiğine dair beyanların, delil karartma şüphesi doğurduğu kaydedildi.</p>

<p>Olayın, herhangi bir suç isnadından ziyade çocuğun giydiği tişört nedeniyle gerçekleştiğine dikkat çekilen başvuruda, tişörte el konulmasının da bunu doğruladığı belirtildi. Bu durumun kötü muamele yasağının yanı sıra ifade özgürlüğü ve ayrımcılık yasağının ihlali anlamına geldiği vurgulandı.</p>

<p>Başvuruda ayrıca, gözaltı sürecinde çocuk savcısı ve sosyal hizmet mekanizmalarının devreye sokulmadığı, sağlık kontrollerinin usulüne uygun yapılmadığı ve kötü muamele beyanlarının kayıt altına alınmadığı ifade edilerek, yaşananların münferit değil sistematik bir sorun olduğuna işaret edildi.</p>

<p>DEM Parti milletvekilleri, İHİK bünyesinde Çocuk Hakları Alt Komisyonu ile Ayrımcılıkla Mücadele Alt Komisyonu’nun birlikte inceleme başlatmasını talep etti. Başvuruda, olayda görev alan polisler hakkında soruşturma açılıp açılmadığının araştırılması, kamera kayıtlarının incelenmesi, çocuğun gözaltı sürecinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve son iki yılda Şırnak’ta çocuklara yönelik polis şiddeti iddialarına dair verilerin açıklanması istendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milletvekilleri ayrıca, çocukların gözaltı süreçlerinde maruz kaldığı ihlallerin önlenmesine yönelik yapısal önerileri içeren bir rapor hazırlanması çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/15-yasindaki-cocugun-kurdistan-yazili-tisort-giydigi-gerekcesiyle-siddete-maruz-kalmasi-meclise-tasindi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-19-075027.png" type="image/jpeg" length="75758"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
