<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habere Güven</title>
    <link>https://www.habereguven.com</link>
    <description>Habere Güven; Türkiye ve dünyadan son dakika haberler, güncel gelişmeler, analizler ve özel dosyalarla güvenilir, hızlı ve bağımsız habercilik sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habereguven.com/rss/insan-haklari" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 02 Aug 2026 04:57:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/rss/insan-haklari"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzayan Yargılamalar Meclis Gündeminde: "Özgürlükten Çalınan Her Gün Hukuksuzluktur"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/uzayan-yargilamalar-meclis-gundeminde-ozgurlukten-calinan-her-gun-hukuksuzluktur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/uzayan-yargilamalar-meclis-gundeminde-ozgurlukten-calinan-her-gun-hukuksuzluktur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, "Uzayan yargılamaların bedeli insanların özgürlüğüyle ödetilmemelidir."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada uzun yargılama ve tutukluluk sürelerinin ağır hak ihlallerine yol açtığını belirterek, dosyaların yıllarca bekletilmesi nedeniyle insanların özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını söyledi. Aslan, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için hazırladıkları kanun teklifinin bir an önce görüşülmesi çağrısında bulundu.</strong></h3>
</blockquote>

<h2>"Uzayan yargılamalar fiili cezalandırmaya dönüştü"</h2>

<p>TBMM Genel Kurulu'nda söz alan DEM Parti Şırnak Milletvekili <strong>Nevroz Uysal Aslan</strong>, uzun yargılama süreçlerinin yalnızca adaletin gecikmesi anlamına gelmediğini, aynı zamanda kişilerin özgürlüğünü gasp eden fiili bir cezalandırma yöntemine dönüştüğünü ifade etti.</p>

<p>Aslan, istinaf ve Yargıtay aşamasındaki dosyaların yıllarca sonuçlandırılmamasının ciddi hak ihlallerine neden olduğunu belirterek, bu süreçte cezasını fiilen tamamlamış kişilerin dahi tahliye edilmediğine dikkat çekti.</p>

<h2>"Lehe karar uygulanmıyor, özgürlük gasp ediliyor"</h2>

<p>Yargı pratiğinde ciddi bir çelişki bulunduğunu dile getiren Aslan, kesinleşmemiş kararların kişi aleyhine uygulanırken, lehe sonuç doğuracak mahsup işlemlerinin ise "Dosya kesinleşmedi" gerekçesiyle yapılmadığını söyledi.</p>

<p>Bu durumun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını vurgulayan Aslan, insanların hak ettikleri tahliyelerin aylarca geciktirildiğini ve bunun özgürlük hakkının açık ihlali anlamına geldiğini ifade etti.</p>

<h2>Hüsnü Babat örneğini gündeme taşıdı</h2>

<p>Konuşmasında yaşanan hak ihlallerine somut bir örnek de veren Aslan, <strong>Beşikdüzü Hapishanesi</strong>'nde tutulan <strong>Hüsnü Babat</strong>'ın tahliye edilmesi gereken tarihin üzerinden yaklaşık dört ay geçmesine rağmen hâlâ cezaevinde bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Aslan, bu durumun yalnızca bireysel bir mağduriyet olmadığını, uzun yargılama ve kararların uygulanmamasından kaynaklanan yapısal bir sorunun göstergesi olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kanun teklifinin görüşülmesi çağrısı</h2>

<p>DEM Parti'li Aslan, yaşanan hukuksuzlukların önüne geçilmesi amacıyla TBMM Başkanlığı'na bir kanun teklifi sunduklarını hatırlatarak, teklifin gecikmeden Genel Kurul gündemine alınması çağrısında bulundu.</p>

<p>Uzun yargılama süreçlerinin ve geciken tahliyelerin temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini vurgulayan Aslan, "Uzayan yargılamaların bedeli insanların özgürlüğüyle ödetilmemelidir." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/uzayan-yargilamalar-meclis-gundeminde-ozgurlukten-calinan-her-gun-hukuksuzluktur</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-30-130743.png" type="image/jpeg" length="90817"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran'da Protestocu Mehdi Hanki İdam Edildi: Ocak Ayı Eylemleriyle Bağlantılı İdam Sayısı 24'e Yükseldi]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iranda-protestocu-mehdi-hanki-idam-edildi-ocak-ayi-eylemleriyle-baglantili-idam-sayisi-24e-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iranda-protestocu-mehdi-hanki-idam-edildi-ocak-ayi-eylemleriyle-baglantili-idam-sayisi-24e-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aynı dönemde "Jin, Jiyan, Azadî" (Kadın, Yaşam, Özgürlük) hareketine katıldıkları belirtilen Mehrab Abdullahzade ve Aref Hoşkâr da idam edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p>İran İnsan Hakları Örgütü, Kerç'teki Ocak 2026 protestoları nedeniyle idama mahkûm edilen 26 yaşındaki Mehdi Hanki'nin idam edildiğini duyurdu. Örgüt, savaşın yeniden başlamasının ardından siyasi tutuklulara yönelik idamların hız kazandığı uyarısında bulunarak uluslararası topluma acil çağrı yaptı.</p>
</blockquote>

<p>İran'da Ocak 2026 protestolarına katıldığı ve İran yönetiminin yasaklı muhalif örgüt olarak nitelendirdiği Halkın Mücahitleri Örgütü (MEK) ile bağlantılı olduğu iddiasıyla idama mahkûm edilen <strong>Mehdi Hanki</strong> idam edildi.</p>

<p>İran İnsan Hakları Örgütü'nün (IHR) açıklamasına göre Hanki, Ocak protestoları nedeniyle idam edilen <strong>24'üncü gösterici</strong>, 28 Mart 2026'dan bu yana ise Halkın Mücahitleri ile bağlantılı olduğu belirtilen <strong>10'uncu siyasi tutuklu</strong> oldu.</p>

<h2>İnsan Hakları Örgütü: "Yeni bir idam dalgası yaşanıyor"</h2>

<p>Merkezi Norveç'te bulunan İran İnsan Hakları Örgütü, Mehdi Hanki'nin idamını sert sözlerle kınadı. Örgüt, çatışmaların yeniden başlamasının ardından İran'da siyasi tutukluların hedef alındığı yeni bir idam dalgası yaşandığını belirtti.</p>

<p>İran İnsan Hakları Direktörü Mahmud Amiry-Moghaddam yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Mehdi Hanki de birçok siyasi tutuklu gibi işkence gördükten sonra, adil yargılanmanın en temel güvencelerinden yoksun bir Devrim Mahkemesi sürecinin ardından idama mahkûm edildi. Onun idamı, savaşın yeniden başlamasıyla birlikte protestocuları hedef alan yeni infaz dalgasının bir parçasıdır. Yüzlerce protestocu hâlâ idam riski altındadır. Uluslararası toplum bu devlet infazlarının siyasi maliyetini artırmadıkça bu tehlike devam edecektir."</p>
</blockquote>

<h2>İdamın bugün gerçekleştirildiği bildirildi</h2>

<p>İran yargısına bağlı Mizan Haber Ajansı, Kerç'teki Ocak 2026 protestoları kapsamında tutuklanan bir kişinin idam edildiğini duyurdu. Haberde infazın gerçekleştirildiği cezaevi ve kesin tarih belirtilmezken, Devrim Muhafızları'na yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı, idamın <strong>23 Temmuz Çarşamba sabahı</strong> gerçekleştirildiğini aktardı.</p>

<p>İran İnsan Hakları Örgütü, infazın büyük olasılıkla <strong>Gezelhisar (Qezel Hesar) Cezaevi'nde</strong> gerçekleştirildiğini ancak bu bilginin doğrulanmaya çalışıldığını açıkladı.</p>

<h2>Hakkındaki suçlamalar</h2>

<p>Mehdi Hanki, Kerç Devrim Mahkemesi tarafından;</p>

<ul>
 <li>İsrail ve ABD lehine faaliyet yürütmek,</li>
 <li>"Düşman gruplarla iş birliği yapmak",</li>
 <li>Silah ve mühimmat bulundurmak ve kullanmak</li>
</ul>

<p>suçlamalarıyla idama mahkûm edildi.</p>

<p>Yargı makamları ayrıca yeni casusluk yasasına dayanarak Hanki'nin tüm mal varlığına el konulmasına da hükmetti.</p>

<p>İran yargısı, Hanki'nin evinde silah ve mühimmat ele geçirildiğini ve yapılan balistik incelemelerde bu silahların Ocak protestoları sırasında kullanıldığının tespit edildiğini öne sürdü.</p>

<h2>İşkence iddiası</h2>

<p>Yargıya bağlı medya, Hanki'nin sorgu sırasında 2023 yılında "karşıdevrimci bir örgüte" katıldığını itiraf ettiğini ileri sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna karşılık Halkın Mücahitleri Örgütü, yaptığı açıklamada Mehdi Hanki'nin örgüt üyesi olduğunu doğrularken, 26 yaşındaki hukuk mezununun protestoların ardından uzun süre arandığını belirtti.</p>

<p>Örgüt ayrıca Hanki'nin gözaltında ağır işkenceye maruz kaldığını ve bu bilgilerin 10 Mart 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler İran Özel Raportörü ile uluslararası insan hakları kuruluşlarına iletildiğini açıkladı.</p>

<p>Öte yandan dosyaya ilişkin iddiaları bağımsız kaynaklardan doğrulayan herhangi bir bilgi bulunmuyor.</p>

<h2>Protestolar nedeniyle idam edilenlerin sayısı 24'e çıktı</h2>

<p>İran İnsan Hakları Örgütü'nün verilerine göre 28 Mart 2026'dan bu yana Ocak 2026 protestolarıyla bağlantılı olarak <strong>en az 24 kişi idam edildi.</strong></p>

<p>Aynı dönemde "Jin, Jiyan, Azadî" (Kadın, Yaşam, Özgürlük) hareketine katıldıkları belirtilen <strong>Mehrab Abdullahzade</strong> ve <strong>Aref Hoşkâr</strong> da idam edildi.</p>

<p>Örgüt ayrıca, 27 Mart 2026'dan bu yana İran'da yasaklı muhalif örgütlerle bağlantılı olduğu belirtilen <strong>13 siyasi tutuklunun</strong> ve casusluk ya da yabancı devletlerle iş birliği suçlamasıyla <strong>10 kişinin</strong> daha idam edildiğini bildirdi.</p>

<p>İran İnsan Hakları Örgütü, ülkede özellikle siyasi davalarda verilen idam cezalarının hızla arttığını belirterek uluslararası toplumu İran'daki infazları durdurmak için daha güçlü diplomatik girişimlerde bulunmaya çağırdı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iranda-protestocu-mehdi-hanki-idam-edildi-ocak-ayi-eylemleriyle-baglantili-idam-sayisi-24e-yukseldi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-23-145840-1.png" type="image/jpeg" length="60769"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KHK’lilerden Barış Sürecinde Adalet Çağrısı: “10 Yıldır Süren Hukuksuzluk Son Bulmalı”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/khklilerden-baris-surecinde-adalet-cagrisi-10-yildir-suren-hukuksuzluk-son-bulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/khklilerden-baris-surecinde-adalet-cagrisi-10-yildir-suren-hukuksuzluk-son-bulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Barış Buluşması’nda konuşan KHK Platformları Sözcüsü Münir Korkmaz, KHK’lerle başlayan hak ihlallerinin sona ermesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p><strong>Ankara'daki Barış Buluşması'nda konuşan Münir Korkmaz, KHK'lerle ihraç edilenlerin yaşadığı hak ihlallerini anlattı ve demokratikleşme sürecinin KHK mağduriyetlerinin giderilmesini de kapsaması gerektiğini söyledi.</strong></p>
</blockquote>

<p>Ankara’da düzenlenen Halkların İklim Zirvesi ve Barış Buluşması’nda konuşan KHK Platformları Sözcüsü Münir Korkmaz, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen kamu emekçilerinin yaşadığı hak ihlallerini gündeme taşıdı. Korkmaz, barış ve demokratikleşme tartışmalarının KHK mağduriyetleri giderilmeden eksik kalacağını belirterek, “KHK’lar iptal edilmeli, yeniden yargılanma hakkı tanınmalı. Biz af değil, adalet istiyoruz” dedi.</p>

<p>Ankara’da 18-19 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen Halkların İklim Zirvesi – Halklar, Savaş Karşıtı Mücadele Barış Buluşması, savaş, militarizm, ekolojik yıkım ve demokratikleşme başlıklarını farklı toplumsal kesimlerin tanıklıklarıyla ele aldı. Buluşmanın "Soykırım, Katliam, Pogrom, Zorunlu Göç Kıskacında Halklar: Adalet, Eşitlik ve Barış Arayışı" başlıklı oturumunda söz alan KHK Platformları Sözcüsü Münir Korkmaz, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından çıkarılan KHK’lerle yaşanan ihraçların ve devam eden hak ihlallerinin Türkiye’nin en önemli demokrasi sorunlarından biri olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>“KHK’lilere karşı düşman hukuku uygulanıyor”</strong></p>

<p>Konuşmasına, KESK’in Ankara’da gerçekleştirmek istediği Adalet Nöbeti’ne yönelik polis müdahalesini hatırlatarak başlayan Korkmaz, Güvenpark’ta yapılması planlanan oturma eylemine izin verilmediğini, KESK Genel Merkezi önüne yönlendirilen grubun ise polis saldırısıyla karşılaştığını söyledi.</p>

<p>Yaklaşık 20 kişinin gözaltına alındığını, çok sayıda kişinin yaralandığını belirten Korkmaz, yaşananların KHK’lilere yönelik yaklaşımın bir göstergesi olduğunu ifade ederek, "Türkiye'de KHK’lilere karşı açık bir düşman hukuku uygulanıyor" dedi.</p>

<p><strong>“162 bin ihraç, binlerce kişi hâlâ görevine dönemedi”</strong></p>

<p>Korkmaz, 2016 yılında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile yaklaşık 162 bin kamu çalışanının ihraç edildiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin tavsiyesiyle kurulan OHAL Komisyonu'nun ise hak arama sürecini yıllarca geciktirdiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beş yıl süren komisyon sürecinin ardından yaklaşık 21 bin kişinin komisyon kararıyla, 3 bin kişinin ise mahkeme kararıyla görevine döndüğünü aktaran Korkmaz, buna rağmen aradan geçen on yıla karşın binlerce kamu emekçisinin hâlâ işine iade edilmediğini dile getirdi.</p>

<p>KESK üyelerinin durumuna da değinen Korkmaz, yaklaşık 4 bin 500 KESK üyesinin ihraç edildiğini, bunların yaklaşık yarısının hâlen görevlerine dönemediğini söyledi.</p>

<p><strong>“153 ayrı hak ihlali yaşandı”</strong></p>

<p>KHK sürecinin yalnızca işten çıkarmalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Korkmaz, ihraç edilenlerin çalışma, seyahat, sosyal güvenlik ve ekonomik hakları başta olmak üzere çok sayıda alanda sistematik hak ihlallerine maruz bırakıldığını ifade etti.</p>

<p>Korkmaz, KHK Platformlarının tespitlerine göre bugüne kadar 153 ayrı hak ihlali yaşandığını, çok sayıda kişinin özel sektörde de fişlenerek çalışamadığını, deprem kredisi gibi sosyal desteklerden dahi yararlandırılmadığını söyledi.</p>

<p>Sürecin ağır insani sonuçlar doğurduğunu belirten Korkmaz, yaklaşık 1300 kişinin yaşanan mağduriyetler nedeniyle hayatını kaybettiğini, 130 kişinin ise intihar ettiğini dile getirdi.</p>

<p><strong>“Barış yalnızca silahların susması değildir”</strong></p>

<p>Konuşmasının önemli bölümünü Türkiye'de yürütülen barış ve demokratikleşme tartışmalarına ayıran Korkmaz, kalıcı bir barışın ancak demokratikleşmeyle mümkün olacağını söyledi.</p>

<p>Barışın yalnızca silah bırakma süreci olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Korkmaz, antidemokratik yasaların değiştirilmesi, özellikle Terörle Mücadele Kanunu'nun yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, demokratik hakların güvence altına alınmasının KHK mağduriyetlerinin giderilmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>“Af değil, yeniden yargılanma ve adalet istiyoruz”</strong></p>

<p>Toplumda KHK’lilere yönelik oluşturulan algının hak mücadelesini görünmez hale getirdiğini söyleyen Korkmaz, taleplerinin af olmadığını özellikle vurguladı.</p>

<p>"KHK’lar iptal edilmeli. Uydurma gerekçelerle cezalandırılan insanlar için yeniden yargılanma hakkı tanınmalı" diyen Korkmaz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu belirtti.</p>

<p>Konuşmasını, "Biz af talep etmiyoruz. İşlediğimiz bir suç yok. Talebimiz hukuk, adalet ve hak ihlallerinin sona ermesidir" sözleriyle tamamladı.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="665" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/iN6JBxu3Vbk" title="Ankara'da Barış Buluşmasında Münir Korkmaz KHK Sorununa Değindi." width="1183"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/khklilerden-baris-surecinde-adalet-cagrisi-10-yildir-suren-hukuksuzluk-son-bulmali</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-06-26-at-154646-2.jpeg" type="image/jpeg" length="70039"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD 40. Yılında: "Hakikatin Peşindeyiz, Barışta Israrlıyız"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-40-yilinda-hakikatin-pesindeyiz-barista-israrliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-40-yilinda-hakikatin-pesindeyiz-barista-israrliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>İnsan Hakları Derneği (İHD), kuruluşunun 40. yılı dolayısıyla Sultanahmet Meydanı'nda düzenlediği basın açıklamasında, insan hakları mücadelesinin 40 yıllık bilançosunu değerlendirdi. Dernek, Türkiye'de hukuk devleti, ifade özgürlüğü ve temel haklar alanında yaşanan sorunlara dikkat çekerken, kalıcı barış için demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü çağrısında bulundu.</strong></p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD), 40. kuruluş yıl dönümü kapsamında İstanbul Sultanahmet Meydanı'nda "Hakikatin Peşindeyiz, Barışta Israrlıyız" başlıklı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.</p>

<p>Açıklamada, derneğin 17 Temmuz 1986 tarihinde, 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı baskı ortamında 98 insan hakları savunucusu tarafından kurulduğu hatırlatılarak, kuruluş amacının insan onurunu ve temel hakları savunmak olduğu vurgulandı.</p>

<h2>"İHD Korkuya Karşı Cesaretin Sesi Oldu"</h2>

<p>Dernek, kuruluşunun yalnızca bir sivil toplum örgütünün hayata geçirilmesi olmadığını, aynı zamanda korkuya karşı cesaretin, inkâra karşı hakikatin, cuntaya karşı demokratik hukuk devletinin ve şiddete karşı barışın örgütlü ifadesi olduğunu belirtti.</p>

<p>İHD'nin kuruluşundan bu yana işkence mağdurlarının, cezaevlerinde hak ihlaline uğrayanların, zorla kaybedilenlerin, düşünceleri nedeniyle baskı görenlerin ve sesi duyulmayan kesimlerin yanında yer aldığı ifade edildi.</p>

<h2>"İnsan Hakları Mücadelesinin Bedelini Ağır Ödedik"</h2>

<p>Açıklamada, özellikle 1990'lı yıllarda yaşanan çatışmalı süreçte binlerce kişinin yaşamını yitirdiği, zorla kaybedildiği ve faili meçhul cinayetlerin işlendiği hatırlatıldı.</p>

<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları'nın adalet mücadelesine dikkat çekilen açıklamada, İHD'nin kayıp yakınlarının hakikat ve adalet arayışının en önemli dayanışma adreslerinden biri olduğu vurgulandı.</p>

<p>Dernek ayrıca, bugüne kadar 23 insan hakları savunucusunun faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirdiğini, şubelerinin bombalandığını, yöneticilerinin gözaltına alındığını ve yargılandığını belirterek tüm baskılara rağmen insan hakları mücadelesinden vazgeçmediklerini ifade etti.</p>

<h2>Hukuk Devleti ve Temel Haklar Vurgusu</h2>

<p>İHD, Türkiye'de hukuk devleti ilkesinin ciddi şekilde zedelendiğini savunarak yaşam hakkı, işkence yasağı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği başta olmak üzere birçok temel hakkın ihlal edilmeye devam ettiğini dile getirdi.</p>

<p>Açıklamada, eleştirel düşüncelerin ve farklı siyasal görüşlerin yargısal baskılarla karşı karşıya kaldığı belirtilirken, demokratik toplumlarda şiddet ve nefret içermeyen düşüncelerin suç olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.</p>

<h2>Kadın Hakları, LGBTİ+ Hakları ve Emek Mücadelesi</h2>

<p>İHD, kadınların eşitlik mücadelesinin de ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirterek İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik politikaların kadın haklarını olumsuz etkilediğini savundu.</p>

<p>LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcı uygulamaların arttığı belirtilen açıklamada, herkes için eşit yurttaşlık ilkesinin insan haklarının temel unsurlarından biri olduğu vurgulandı.</p>

<p>İşçi ve emekçilerin sendikal hakları, güvencesiz çalışma koşulları ve ekonomik eşitsizliklerin de insan hakları gündeminin önemli başlıkları arasında yer aldığı ifade edildi.</p>

<h2>"Barış İçin Demokratik Adımlar Atılmalı"</h2>

<p>İHD, Türkiye'de Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümüne yönelik yürütülen sürecin önemli bir fırsat sunduğunu belirterek kalıcı barışın ancak hukuk devleti ve demokratikleşme temelinde mümkün olacağını kaydetti.</p>

<p>Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan düzenlemelerin gözden geçirilmesi, Terörle Mücadele Kanunu'nun insan hakları standartlarına uygun hale getirilmesi ve hasta mahpusların yaşam hakkının korunması çağrısında bulunuldu.</p>

<p><img alt="40. Yıl Açıklaması (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/40-yil-aciklamasi-2.jpeg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada ayrıca, barış sürecinin ilerleyebilmesi için diyalog kanallarının açık tutulması gerektiği belirtilirken, sürecin önemli aktörlerinden Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşullarının yeniden düzenlenmesi ve müzakere sürecine katılımını sağlayacak yasal adımların atılması gerektiği görüşü de dile getirildi.</p>

<h2>"Hakikatin Peşindeyiz, Barışta Israrlıyız"</h2>

<p>İHD, 40 yıllık mücadelesini "hakikat, adalet ve barış" ilkeleri doğrultusunda sürdürmeye devam edeceğini belirterek açıklamasını şu mesajla tamamladı:</p>

<p><i>"Hakikatin peşindeyiz. Barışta ısrarlıyız. İnsan haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz."</i></p>

<p><img alt="40. Yıl Açıklaması (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/40-yil-aciklamasi-1.jpeg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-40-yilinda-hakikatin-pesindeyiz-barista-israrliyiz</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 18:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/40-yil-aciklamasi-3.jpeg" type="image/jpeg" length="95662"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD: Hapishanelerde En Az 24 Bin Hak İhlali Tespit Edildi]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-hapishanelerde-en-az-24-bin-hak-ihlali-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-hapishanelerde-en-az-24-bin-hak-ihlali-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD'nin Nisan 2025 verilerine göre Türkiye hapishanelerinde en az 1.412 hasta mahpus, bunların 335'i ise ağır hasta durumda bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<h3><strong>2025 Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu açıklandı: İşkence, tecrit, sağlık hakkı ihlalleri ve keyfi uygulamalar sistematik hale geldi</strong></h3>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu tarafından hazırlanan <strong>"2025 Yılı Türkiye Hapishaneleri Hak İhlalleri İzleme Raporu"</strong>, İHD Batman Şubesi'nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. İHD Eş Genel Başkanı <strong>Cihan Aydın'ın</strong> da katıldığı toplantıda açıklanan rapor, Türkiye hapishanelerinde insan hakları ihlallerinin 2025 yılı boyunca sistematik biçimde sürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p>Raporda, İHD Genel Merkezi, şubeleri ve temsilciliklerine yapılan başvurular, avukat ve uzman heyet ziyaretleri ile yerinde incelemeler sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda <strong>2025 yılı boyunca en az 24 bin 207 hak ihlalinin</strong> tespit edildiği belirtildi.</p>

<h2><strong>889 başvuru, 24 binin üzerinde hak ihlali</strong></h2>

<p>Basın açıklamasında, İHD'nin yıl boyunca hapishanelerden ve mahpus yakınlarından toplam <strong>889 başvuru</strong> aldığı ifade edildi. Bu başvurular sonucunda en az <strong>24 bin 207 hak ihlalinin</strong> kayıt altına alındığı belirtilerek, mevcut verilerin yalnızca derneğe ulaşabilen başvuruları içerdiği, gerçek tablonun ise çok daha ağır olduğu vurgulandı.</p>

<p>Rapora göre hapishaneler, yalnızca özgürlüğün kısıtlandığı infaz kurumları olmaktan çıkıp "ek cezalandırma ve hak mahrumiyeti mekanizmalarına" dönüştü.</p>

<h2><strong>İşkence ve kötü muamele iddiaları sürüyor</strong></h2>

<p>Raporda, <strong>2 bin 945 işkence ve kötü muamele ihlali</strong> tespit edildiği açıklandı.</p>

<p>Hak ihlalleri arasında;</p>

<ul>
 <li>Çıplak arama,</li>
 <li>Ayakta tekmil,</li>
 <li>Telefon görüşmelerinde tekmil dayatması,</li>
 <li>Askeri nizamda yürütme,</li>
 <li>Darp,</li>
 <li>Hakaret,</li>
 <li>Tehdit,</li>
 <li>Ajanlık dayatması,</li>
 <li>Koğuş baskınları,</li>
 <li>Havalandırma hakkının engellenmesi,</li>
 <li>Mahrem yaşam alanlarına kamera yerleştirilmesi</li>
</ul>

<p>gibi uygulamaların sistematik şekilde sürdüğü belirtildi.</p>

<p>Raporda ayrıca ağır hasta yakınlarını ziyaret ve cenazelere katılım izinlerinin de sıklıkla engellendiği ifade edildi.</p>

<h2><strong>Sağlık hakkı en fazla ihlal edilen alan oldu</strong></h2>

<p>Rapora göre <strong>2025 yılında sağlık hakkı kapsamında 9 bin 592 hak ihlali</strong> kaydedildi.</p>

<p>İHD'nin tespitlerine göre;</p>

<ul>
 <li>Hastane sevkleri geciktirildi veya yapılmadı,</li>
 <li>Kelepçeli muayene uygulamaları devam etti,</li>
 <li>Temiz su ve yeterli beslenmeye erişim engellendi,</li>
 <li>Aşırı kalabalık ve sağlıksız yaşam koşulları sürdü.</li>
</ul>

<p>İHD'nin Nisan 2025 verilerine göre Türkiye hapishanelerinde <strong>en az 1.412 hasta mahpus</strong>, bunların <strong>335'i ise ağır hasta</strong> durumda bulunuyor.</p>

<p>Raporda, ağır hasta mahpusların önemli bölümünün tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda olduğu belirtilirken, Adli Tıp Kurumu'nun raporlarının ve infaz erteleme uygulamalarının yaşam hakkını tehdit etmeye devam ettiği ifade edildi.</p>

<h2><strong>Resmi veriler ile İHD verileri arasında büyük fark</strong></h2>

<p>İHD, Adalet Bakanlığı'nın hapishanelerde yaşamını yitiren mahpuslara ilişkin düzenli ve şeffaf veri paylaşmadığını da raporda gündeme taşıdı.</p>

<p>TBMM tutanaklarına yansıyan resmi verilere göre <strong>2025 yılı içerisinde bin 1 mahpus yaşamını yitirdi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İHD ise yalnızca <strong>62 mahpusun ölümüne ilişkin bilgiye ulaşabildiğini</strong> belirtti.</p>

<p>Dernek, bu büyük farkın veri paylaşımındaki şeffaflık eksikliğini ortaya koyduğunu ifade etti.</p>

<p>Raporda ayrıca 2026 yılının ilk aylarında 26 mahpusun intihar ettiğinin resmi makamlarca açıklandığı da hatırlatıldı.</p>

<h2><strong>İdare ve Gözlem Kurulları eleştirildi</strong></h2>

<p>Raporda ceza infaz sisteminde en çok eleştirilen başlıklardan biri de <strong>İdare ve Gözlem Kurulları</strong> oldu.</p>

<p>İHD, bu kurulların subjektif değerlendirmelerle hareket ettiğini belirterek, koşullu salıverilme hakkını kazanmasına rağmen <strong>en az 342 mahpusun tahliyesinin ertelendiğini</strong> açıkladı.</p>

<p>Kurulların uygulamalarının hukuki güvenlik ilkesini zedelediği ve infaz sisteminde belirsizlik yarattığı ifade edildi.</p>

<h2><strong>Tecrit ve iletişim hakkı ihlalleri yaygınlaştı</strong></h2>

<p>Rapora göre sosyal faaliyet hakkı kapsamında <strong>3 bin 44</strong>, haberleşme hakkı kapsamında ise <strong>645 hak ihlali</strong> tespit edildi.</p>

<p>Mahpusların;</p>

<ul>
 <li>Mektuplarına el konulduğu,</li>
 <li>Dilekçelerinin sansürlendiği,</li>
 <li>Kürtçe mektup ve yayınların aylarca bekletildiği,</li>
 <li>Görüntülü görüşme hakkının fiilen kullandırılmadığı,</li>
 <li>Haftalık 60 dakikalık görüntülü görüşme yerine 10 dakikalık sesli görüşmeye zorlandıkları</li>
</ul>

<p>belirtildi.</p>

<p>Ayrıca siyasi mahpuslara yönelik uygulamaların ayrımcı nitelik taşıdığı ifade edildi.</p>

<h2><strong>Yayın yasakları ve disiplin cezaları arttı</strong></h2>

<p>Raporda <strong>1.276 yayın hakkı ihlali</strong> kaydedildi.</p>

<p>Muhalif gazetelerin mahpuslara verilmediği, televizyon kanallarına erişimin sınırlandırıldığı, kitaplara kota getirildiği ve Kürtçe yayınların çeşitli gerekçelerle engellendiği aktarıldı.</p>

<p>Bunun yanında <strong>451 disiplin soruşturması ve disiplin cezası kaynaklı hak ihlali</strong> tespit edildiği belirtilirken, hak arayan mahpusların disiplin cezalarıyla karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.</p>

<h2><strong>"Kuyu tipi" hapishaneler yeniden gündemde</strong></h2>

<p>Raporun dikkat çeken başlıklarından biri de kamuoyunda <strong>"kuyu tipi hapishaneler"</strong> olarak bilinen yüksek güvenlikli cezaevleri oldu.</p>

<p>İHD, Yüksek Güvenlikli, S Tipi, Y Tipi ve R Tipi hapishanelerde uygulanan ağır tecrit rejiminin mahpusların fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü ciddi biçimde zedelediğini belirtti.</p>

<p>Raporda, mahpusların günün <strong>22-23 saatini hücrelerde geçirmek zorunda bırakıldığı</strong>, ortak yaşam alanlarının fiilen ortadan kaldırıldığı ve bu koşullar nedeniyle çok sayıda mahpusun açlık grevine başladığı ifade edildi.</p>

<p>2025 yılında <strong>72 mahpusun açlık grevi veya ölüm orucu eylemine</strong> katıldığı bilgisi paylaşıldı.</p>

<h2><strong>İHD'den çağrı: "Hak ihlallerine son verilmeli"</strong></h2>

<p>İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu, raporun sonunda yetkililere kapsamlı çağrıda bulundu.</p>

<p>Dernek;</p>

<ul>
 <li>İşkence ve kötü muamelenin son bulmasını,</li>
 <li>Çıplak arama ve insan onurunu zedeleyen uygulamaların kaldırılmasını,</li>
 <li>Hasta mahpusların tedaviye erişiminin sağlanmasını,</li>
 <li>Ağır tecrit uygulamalarının sona erdirilmesini,</li>
 <li>Yüksek Güvenlikli, S Tipi ve R Tipi hapishanelerin kapatılmasını,</li>
 <li>İdare ve Gözlem Kurullarının kaldırılmasını,</li>
 <li>Sürgün niteliğindeki sevklerin durdurulmasını,</li>
 <li>Haberleşme ve ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını,</li>
 <li>Hapishanelerde yaşanan ölümlerin bağımsız biçimde soruşturulmasını,</li>
 <li>Cezaevlerinin bağımsız ulusal ve uluslararası denetime açılmasını</li>
</ul>

<p>talep etti.</p>

<p>İHD, raporda yer alan verilerin yalnızca ulaşılabilen başvuruları kapsadığını belirterek, bağımsız denetimin önündeki engeller ve resmi veri paylaşımındaki eksiklikler nedeniyle Türkiye hapishanelerindeki gerçek hak ihlali tablosunun açıklanan rakamların çok üzerinde olduğunu vurguladı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-hapishanelerde-en-az-24-bin-hak-ihlali-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 05:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-14-054758.png" type="image/jpeg" length="96845"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşler Onurumuzdur: 35 yıldır dinmeyen özlem, tükenmeyen mücadele]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/besler-onurumuzdur-35-yildir-dinmeyen-ozlem-tukenmeyen-mucadele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/besler-onurumuzdur-35-yildir-dinmeyen-ozlem-tukenmeyen-mucadele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Beşler'in bıraktığı mücadele mirası insan hakları savunucularının yolunu aydınlatmaya devam ediyor"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>İHD Adana Şubesi, insan hakları savunucuları Av. Elif Tuncer, Celal Ölçmez, İmam Turan, Hasan Üzüm ve Yusuf Üzüm'ü aramızdan ayrılışlarının 35. yılında Buruk Mezarlığı'nda andı. Anmada, adalet, barış ve insan hakları mücadelesinin onların bıraktığı mirasla sürdürüleceği vurgulandı.</p>
</blockquote>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 11 At 13.32.26" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-11-at-133226.jpeg" width="2048" /></p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi, 1991 yılında yaşamını yitiren ve kamuoyunda "Beşler" olarak anılan eski İHD Adana Şube Başkanı Av. Elif Tuncer ile dernek yöneticileri Celal Ölçmez, İmam Turan, Hasan Üzüm ve Yusuf Üzüm'ü, ölümünün 35. yılında Buruk Mezarlığı'nda düzenlenen törenle andı. Törende yapılan konuşmalarda, insan hakları mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanırken, "Beşler onurumuzdur" mesajı öne çıktı.</p>

<h2><strong>Buruk Mezarlığı'nda anma töreni düzenlendi</strong></h2>

<p>İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi'nin çağrısıyla Buruk Mezarlığı'nda bulunan Beşler Anıtı önünde gerçekleştirilen anmaya, yaşamını yitirenlerin aileleri, İHD üyeleri, Emek Partisi ve DEM Parti'nin üye ve yöneticileri ile çok sayıda insan hakları savunucusu katıldı.</p>

<p>Saygı duruşuyla başlayan törende mezarlara karanfiller bırakıldı. Meral Bayram, Beşler için kaleme aldığı şiiri okuyarak anmaya duygusal bir katkı sundu.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 07 11 At 13.32.25 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-11-at-133225-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Av. Yasemin Dora Şeker: "Beşler insan hakları mücadelesinin simgeleri oldu"</strong></h2>

<p>Anma programının açılış konuşmasını yapan İHD Adana Şube Başkanı <strong>Av. Yasemin Dora Şeker</strong>, Elif Tuncer ve mücadele arkadaşlarının yalnızca bir dönemin tanıkları olmadığını, yaşamları ve bedelleriyle insan hakları mücadelesinin simgeleri haline geldiklerini ifade etti.</p>

<p>Şeker, hak savunucularının bıraktığı mücadele mirasının bugün de aynı kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek, insan hakları savunucularının baskılar karşısında geri adım atmayacağını vurguladı.</p>

<h2><strong>Sevim Ölçmez: "Anıları mücadelemizde yaşamaya devam edecek"</strong></h2>

<p>Törende söz alan <strong>Sevim Ölçmez</strong>, Beşler'in insan hakları mücadelesinde bıraktıkları izlerin bugün de yol gösterici olduğunu söyledi.</p>

<p>Ölçmez, geçmişte verilen mücadelenin yalnızca tarihsel bir hatıra olmadığını, bugün hak ve özgürlük mücadelesi veren herkes için önemli bir sorumluluk anlamına geldiğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>Av. Tugay Bek ve Av. Yakup Ataş'tan mücadele vurgusu</strong></h2>

<p>Anma programında konuşan <strong>Av. Tugay Bek</strong> ile <strong>Av. Yakup Ataş</strong> da insan hakları mücadelesinin ağır bedellerle bugüne taşındığını belirterek, yaşamını yitiren hak savunucularının bıraktığı mirasın yaşatılmasının ortak sorumluluk olduğunu ifade etti.</p>

<p>Konuşmalarda, insan hakları savunucularının adalet, eşitlik ve özgürlük taleplerinden vazgeçmeyeceği vurgulandı.</p>

<h2><strong>İHD adına Mevlüt Kenan Kaya konuştu: "Beşler halkın vicdanına dönüştü"</strong></h2>

<p>Anmada İHD Adana Şubesi adına basın açıklamasını <strong>Mevlüt Kenan Kaya</strong> okudu.</p>

<p>Kaya, kamuoyunda "Beşler" olarak anılan eski İHD Adana Şube Başkanı <strong>Av. Elif Tuncer</strong> ile dernek yöneticileri <strong>Celal Ölçmez, İmam Turan, Hasan Üzüm ve Yusuf Üzüm'ü</strong> aralarından ayrılışlarının 35. yılında saygı, özlem ve mücadele kararlılığıyla andıklarını söyledi.</p>

<p>Kaya, 5 Temmuz 1991'de gözaltına alındıktan sonra işkence sonucu yaşamını yitiren HEP Diyarbakır İl Başkanı ve İHD Diyarbakır eski Şube Başkanı <strong>Vedat Aydın'ın</strong> 10 Temmuz 1991'deki cenaze törenine giderken meydana gelen ve halen tüm yönleriyle aydınlatılmadığını belirttiği trafik kazasında Beşler'in yaşamını yitirdiğini hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"İHD 40 yıldır hak mücadelesinin ortak vicdanı oldu"</strong></h2>

<p>Bu yıl aynı zamanda İnsan Hakları Derneği'nin kuruluşunun 40. yılı olduğunu anımsatan Kaya, derneğin dört on yıllık mücadelesinde 27 insan hakları savunucusunu faili belli cinayetlerde kaybettiğini belirtti.</p>

<p>Yaşamını yitirenlerin yalnızca isimlerden ibaret olmadığını ifade eden Kaya, onların baskıya boyun eğmeyen, hakikati savunmanın bedelini ödeyen ve insan hakları mücadelesinin yolunu aydınlatan bir geleneğin temsilcileri olduğunu söyledi.</p>

<p>İHD'nin yalnızca hak ihlallerini belgeleyen bir kurum olmadığını vurgulayan Kaya, derneğin işkenceye karşı direnenlerin, gözaltında kaybedilenlerin yakınlarının, cezaevlerinde hak arayan mahpusların ve barışı savunanların ortak vicdanı olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>"Barış, adalet ve özgürlük mücadelesi sürecek"</strong></h2>

<p>Konuşmada, Ortadoğu'da ve dünyada savaşların, otoriterleşmenin ve ağır insan hakları ihlallerinin arttığına dikkat çekilerek, insan hakları savunucularının sorumluluğunun her zamankinden daha büyük olduğu belirtildi.</p>

<p>Türkiye'de cezasızlık politikalarının, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik baskıların, yaşam hakkı ihlallerinin, işkence ve kötü muamele iddialarının, hasta mahpusların yaşadığı hak ihlallerinin, gözaltı ve tutuklamaların sürdüğü ifade edilen açıklamada, buna rağmen insan hakları mücadelesinin büyütülmeye devam edeceği vurgulandı.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 07 11 At 13.32.30 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-11-at-133230-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>"Beşler onurumuzdur, mücadeleleri yaşamaya devam edecek"</strong></h2>

<p>Basın açıklamasının sonunda İHD Adana Şubesi, Av. Elif Tuncer, Hasan Üzüm, Yusuf Üzüm, Celal Ölçmez ve İmam Turan'ın bıraktığı mücadele mirasına sahip çıkacaklarını belirterek şu mesajı verdi:</p>

<blockquote>
<p>"Savaşa karşı barışı, baskıya karşı özgürlüğü, ayrımcılığa karşı eşitliği ve cezasızlığa karşı adaleti savunmaya devam edeceğiz. Aramızdan ayrılışlarının 35. yılında Elif Tuncer'i ve tüm mücadele arkadaşlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyor; onların emanet ettiği özgürlük, adalet, barış ve insan hakları mücadelesini aynı inanç ve kararlılıkla sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz. Anıları mücadelemizde yaşamaya devam edecektir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/besler-onurumuzdur-35-yildir-dinmeyen-ozlem-tukenmeyen-mucadele</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-11-at-133228.jpeg" type="image/jpeg" length="32087"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD Adana'dan NATO Zirvesi operasyonlarına tepki: "İşkencesiz bir dünya mümkün"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-adanadan-nato-zirvesi-operasyonlarina-tepki-iskencesiz-bir-dunya-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-adanadan-nato-zirvesi-operasyonlarina-tepki-iskencesiz-bir-dunya-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Açıklamada ters kelepçenin işkence ve kötü muamele yöntemi olduğu vurgulanarak, gözaltına alınan kişilerin savcılığa da ters kelepçeli sevk edildiği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>İHD Adana Şubesi, 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Ankara'da NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek yapılan operasyonlara tepki gösterdi. Basın metnini okuyan İHD Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker, 23 Haziran'daki operasyonu "yasal dayanaktan yoksun önleyici operasyon" olarak nitelendirerek işkence yasağının hiçbir koşulda istisnası olamayacağını vurguladı.</p>
</blockquote>

<p><strong>İHD Adana'da 26 Haziran açıklaması</strong></p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi, NATO Zirvesi gerekçesiyle yapılan gözaltı ve tutuklamalar ile 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü kapsamında dernek binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İHD'nin ortak metni kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p>Basın metnini okuyan İHD Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker, 23 Haziran 2026 tarihinde Ankara'da, 7 Temmuz'da başlayacak NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek "önleyici operasyon" adı altında çok sayıda kişinin hedef alındığını belirtti. Şeker, söz konusu uygulamaların yasal dayanaktan yoksun olduğunu ifade ederek güvenlik gerekçelerinin temel hak ve özgürlükleri askıya almanın aracı haline getirilemeyeceğini söyledi.</p>

<p>Ankara'daki operasyon, 7-8 Temmuz'da yapılması planlanan NATO Zirvesi öncesi artırılan güvenlik önlemleriyle birlikte gündeme geldi. Zirve öncesinde eylem yasakları, yol kısıtlamaları ve geniş güvenlik tedbirleri tartışılırken, insan hakları örgütleri bu tür uygulamaların muhalif kesimler, hak savunucuları, avukatlar, siyasetçiler ve toplumsal hareketler üzerinde baskıya dönüştüğü uyarısında bulunuyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 26 At 13.13.53" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-26-at-131353.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>"Tutuklamaların takipçisiyiz"</strong></p>

<p>İHD'nin 26 Haziran tarihli "Tutuklamaların takipçisiyiz" başlıklı açıklamasında, 23 Haziran 2026 günü Ankara'da 200'den fazla kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Açıklamada, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre operasyonun 7 Temmuz'da başlayacak NATO Zirvesi öncesinde "önleyici operasyon" adı altında yürütüldüğü, ancak bunun yasal bir dayanağının bulunmadığı ifade edildi.</p>

<p>Gözaltına alınanlar arasında insan hakları savunucuları, avukatlar, gençler, akademisyenler, Tema Vakfı çalışanları, üniversite öğrencileri, sınava hazırlanan öğrenciler ve farklı toplumsal çevrelerden kişilerin bulunduğu kaydedildi. İHD yöneticileri ve avukatlarının süreci başından itibaren takip ettiği aktarıldı.</p>

<p>İHD, edindiği bilgilere göre gözaltına alınan kişilerin evlerine kapılar kırılarak girildiğini, gözaltına alınanların ve bazı aile bireylerinin evlerde uzun süre ters kelepçeli şekilde bekletildiğini bildirdi. Açıklamada ters kelepçenin işkence ve kötü muamele yöntemi olduğu vurgulanarak, gözaltına alınan kişilerin savcılığa da ters kelepçeli sevk edildiği belirtildi.</p>

<p>Tutuklananlar arasında, benzer bir soruşturma kapsamında 4 ayı aşkın süredir ev hapsinde tutulan İHD Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi ile Ankara Şube Gençlik Komisyonu üyelerinin de bulunduğu ifade edildi. Gözaltına alınan ve tutuklanan kişilere somut iddiaya dayanmayan sorular yöneltildiği belirtilen açıklamada, soruşturmanın başından sonuna kadar ulusal mevzuata ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı yöntemler kullanıldığı savunuldu.</p>

<p>İHD, gözaltı ve tutuklama işlemlerinin hukuki dayanaktan yoksun, soyut gerekçelerle yapıldığını belirterek gözaltına alınan kişilerin işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığını, müdafi olarak görev yapan bazı avukatlara da şiddet uygulandığını bildirdi. Açıklamada, yaşanan hak ihlallerinin kamuoyuna duyurulması, sorumluların hesap vermesi ve tutuklanan kişilerin özgürlüklerine kavuşması için sürecin takipçisi olunacağı vurgulandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 26 At 15.46.46 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1059" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-26-at-154646-2.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>"İşkence yasağı mutlak bir haktır"</strong></p>

<p>Açıklamada 26 Haziran'ın, işkenceye karşı küresel mücadelenin simgesel günlerinden biri olduğu hatırlatıldı. Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme'nin 26 Haziran 1987'de yürürlüğe girdiği, BM'nin de 1997 yılında bu tarihi "İşkence Görenlerle Dayanışma Günü" ilan ettiği belirtildi.</p>

<p>TİHV ve İHD metninde, Türkiye'nin de taraf olduğu sözleşmenin işkenceyi mutlak biçimde yasakladığı vurgulandı. Açıklamada, savaş hali, savaş tehdidi, iç siyasi istikrarsızlık ya da olağanüstü hal dahil hiçbir gerekçenin işkenceyi meşrulaştıramayacağı ifade edildi.</p>

<p>Metinde, işkence yasağının modern insan hakları hukukunun en temel kurallarından biri olduğu belirtilerek, bu yasağın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insan onurunu koruyan evrensel bir ilke olduğu kaydedildi.</p>

<p><strong>"Güvenlik politikaları hak ihlallerini derinleştiriyor"</strong></p>

<p>İHD Adana Şubesi'nin açıklamasında, Türkiye'de işkence ve kötü muamelenin yalnızca askeri darbe dönemlerine özgü olmadığı, cumhuriyet tarihi boyunca sistematik bir devlet pratiği olarak varlığını koruduğu savunuldu.</p>

<p>Açıklamada, son yıllarda güvenlikçi politikaların yaygınlaşmasıyla birlikte gözaltı süreçlerinde avukata, hekime ve yakınlara erişim gibi temel güvencelerde ihlaller yaşandığı belirtildi. Gözaltı sürelerinin uzatılması, hakim önüne çıkarılmada gecikmeler, ters kelepçe, kaba dayak, tehdit, hakaret, çıplak arama ve soyarak arama gibi uygulamaların raporlara ve başvurulara yansıdığı ifade edildi.</p>

<p>Barışçıl toplantı ve gösterilere yönelik müdahalelere de dikkat çekilen açıklamada, kadınlar, LGBTİ+'lar, çevre ve yaşam savunucuları, işçiler, öğrenciler, öğretmenler, siyasi parti ve meslek örgütü temsilcileri ile insan hakları savunucularının kolluk şiddetiyle karşı karşıya kaldığı belirtildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 26 At 15.46.47" class="detail-photo img-fluid" height="1059" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-26-at-154647.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Hapishaneler ve tecrit uygulamaları da gündemde</strong></p>

<p>TİHV ve İHD, açıklamada hapishanelerdeki koşullara da geniş yer verdi. Hapishanelerin her dönem işkence ve kötü muamele iddialarının yoğunlaştığı alanlar olduğu belirtilirken, aşırı nüfus, sağlık hizmetlerine erişimde sorunlar ve izolasyon uygulamalarının mahpusların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü zedelediği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>S Tipi, Y Tipi ve yüksek güvenlikli hapishanelerin izolasyon koşullarını ağırlaştırdığına dikkat çekilen metinde, tek kişilik ya da küçük grup izolasyonuna dayalı infaz rejimlerinin sona erdirilmesi istendi. Açıklamada ayrıca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahpuslar bakımından "umut hakkı" tartışmasına değinildi ve şartlı tahliye imkanının evrensel hukuk ilkeleriyle uyumlu biçimde ele alınması gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>Cezasızlık eleştirisi ve talepler</strong></p>

<p>Açıklamanın en güçlü vurgularından biri cezasızlık oldu. TİHV ve İHD, işkence iddialarının hızlı, etkin, tarafsız ve bağımsız biçimde soruşturulması gerektiğini belirtti. İşkencenin belgelenmesinde İstanbul Protokolü ilkelerinin esas alınması, gözaltı koşullarındaki usul güvencelerinin eksiksiz uygulanması ve gözaltı sürelerinin kısaltılması talep edildi.</p>

<p>Metinde ayrıca Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nun (TİHEK) kaldırılarak, BM İşkenceye Karşı Sözleşme'ye Ek Protokol ve Paris Prensipleri'ne uygun, bağımsız bir Ulusal Önleme Mekanizması oluşturulması istendi. Hapishanelerin insan hakları, sağlık ve hukuk örgütlerinin bağımsız denetimine açılması da talepler arasında yer aldı.</p>

<p><strong>"Görüyoruz, susmuyoruz, mücadele ediyoruz"</strong></p>

<p>İHD Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker'in okuduğu ortak açıklama, işkenceye karşı mücadelenin yalnızca devletlerin değil toplumun da sorumluluğu olduğu vurgusuyla sona erdi.</p>

<p>TİHV ve İHD, işkence görenlerin yaşadıklarını görünür kılmak, ihlalleri belgelemek, fiziksel ve ruhsal onarım süreçlerine destek vermek, adalete erişimi güçlendirmek ve cezasızlıkla mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini belirtti.</p>

<p>Açıklamada, "Görüyoruz, susmuyoruz, mücadele ediyoruz. İnsanlık onuru işkenceyi mutlaka yenecek. İşkencesiz bir dünya mümkün" mesajı verildi.</p>

<p>Açıklamanın ardından Zeki Karataş ve Mehmet Yardımcı, yaşadıkları hak ihlallerini, mücadele süreçlerini ve kaleme aldıkları kitapları katılımcılarla paylaştı. Programda ayrıca İHD üyeleri de kendi tanıklıklarını aktararak, işkencenin bireyler ve toplum üzerindeki etkilerine ilişkin deneyimlerini anlattı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-adanadan-nato-zirvesi-operasyonlarina-tepki-iskencesiz-bir-dunya-mumkun</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-26-at-154646.jpeg" type="image/jpeg" length="48325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşkenceye Karşı Ortak Çağrı: "İnsanlık Onuru Mutlaka Kazanacak"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iskenceye-karsi-ortak-cagri-insanlik-onuru-mutlaka-kazanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iskenceye-karsi-ortak-cagri-insanlik-onuru-mutlaka-kazanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ile İnsan Hakları Derneği (İHD), 26 Haziran İşkence ile Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladıkları ortak açıklamada, Türkiye'de işkencenin en temel insan hakları sorunlarından biri olmaya devam ettiğini belirterek cezasızlık politikalarına son verilmesi çağrısında bulundu.</strong></p>

<h2>"İşkencesiz Bir Dünya Mümkün"</h2>

<p>TİHV ve İHD tarafından yapılan açıklamada, 26 Haziran'ın yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda insan hakları mücadelesinin evrensel sembollerinden biri olduğu vurgulandı. Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmesi'nin 26 Haziran 1987'de yürürlüğe girdiği, 1997 yılında ise bu tarihin "İşkence Görenlerle Dayanışma Günü" ilan edildiği hatırlatıldı.</p>

<p><img alt="26 Haziran Ba (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/26-haziran-ba-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Açıklamada, işkence yasağının hiçbir koşulda istisnası bulunmayan evrensel ve mutlak bir hukuk ilkesi olduğu belirtilerek, savaş, olağanüstü hâl ya da siyasi istikrarsızlık gibi gerekçelerin işkenceyi meşrulaştıramayacağı ifade edildi.</p>

<h2>"Türkiye'de İşkence Sistematik Bir Sorun"</h2>

<p>Ortak açıklamada, Türkiye'nin İşkenceye Karşı Sözleşme'yi 1988 yılında kabul etmesine rağmen, işkence ve kötü muamelenin yalnızca darbe dönemlerinde değil, Cumhuriyet tarihi boyunca sistematik biçimde varlığını sürdürdüğü kaydedildi. Son yıllarda ise baskı ve denetim politikalarının yoğunlaşmasıyla birlikte işkence uygulamalarının daha görünür hale geldiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsan hakları örgütleri, gözaltı süreçlerinde avukat ve hekime erişimin kısıtlanması, gözaltı sürelerinin keyfi biçimde uzatılması ve temel hukuki güvencelerin ihlal edilmesinin işkenceyle mücadeledeki gerilemeyi ortaya koyduğunu ifade etti.</p>

<h2>Barışçıl Gösterilere Müdahaleler Eleştirildi</h2>

<p>Açıklamada, kadınlar, öğrenciler, işçiler, öğretmenler, çevre savunucuları, LGBTİ+ bireyler ve seçilmiş yöneticilere destek veren yurttaşların yıl boyunca kolluk güçlerinin sert müdahalelerine maruz kaldığı belirtildi. Barışçıl toplantı ve gösteri hakkının kullanımının fiilen engellendiği savunuldu.</p>

<p>Gözaltı sırasında ters kelepçe, darp, tehdit, hakaret, çıplak arama ve soyarak arama gibi uygulamaların yaygın ve sistematik biçimde sürdüğüne ilişkin çok sayıda başvuru ve rapor bulunduğu vurgulandı.</p>

<p><img alt="26 Haziran Ba (5)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/26-haziran-ba-5.jpeg" width="1600" /></p>

<h2>Zorla Kaybetmeler ve Hapishaneler Gündemde</h2>

<p>TİHV ve İHD, zorla kaybetme vakalarının yeniden artış göstermesinden duydukları kaygıyı da dile getirdi. 2019 yılında kaçırılan Yusuf Bilge Tunç'tan hâlâ haber alınamadığı belirtilirken, Türkiye'nin BM Zorla Kaybetmelere Karşı Uluslararası Sözleşmesi'ni onaylamamış olmasının ciddi bir eksiklik olduğu ifade edildi.</p>

<p>Hapishanelerde yaşanan aşırı nüfus yoğunluğu, tecrit uygulamaları ve yüksek güvenlikli cezaevlerinin yaygınlaşmasının da işkence ve kötü muamele riskini artırdığı kaydedildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahpuslar için "umut hakkı"nın tanınması gerektiği vurgulandı.</p>

<p><img alt="26 Haziran Ba (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/26-haziran-ba-4.jpeg" width="1600" /></p>

<h2>Cezasızlığa Son Verilmesi İstendi</h2>

<p>İnsan hakları örgütleri, işkencenin sürmesindeki en önemli nedenlerden birinin cezasızlık politikaları olduğunu belirterek hükümete şu çağrılarda bulundu:</p>

<h3>Talepler şöyle sıralandı:</h3>

<ul>
 <li>İşkence suçlarında cezasızlık uygulamalarına son verilmesi,</li>
 <li>Gözaltı güvencelerinin eksiksiz uygulanması ve sürelerin kısaltılması,</li>
 <li>Bağımsız bir ulusal önleme mekanizmasının oluşturulması,</li>
 <li>İşkence iddialarının İstanbul Protokolü doğrultusunda etkin biçimde soruşturulması,</li>
 <li>Hapishanelerin bağımsız insan hakları örgütlerinin denetimine açılması,</li>
 <li>Tecrit ve izolasyon uygulamalarının sona erdirilmesi,</li>
 <li>Uluslararası insan hakları mekanizmalarının tavsiyelerinin eksiksiz yerine getirilmesi.</li>
</ul>

<h2>"Görüyoruz, Susmuyoruz, Mücadele Ediyoruz"</h2>

<p>Açıklamanın sonunda, işkenceyle mücadelenin yalnızca devletlerin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğu vurgulanarak şu ifadeler kullanıldı:</p>

<blockquote>
<p>"İnsanlık onuruna sahip çıkmak ve işkenceyi önlemek aynı zamanda tüm toplumun sorumluluğudur. Görüyoruz, susmuyoruz, mücadele ediyoruz. İnsanlık onuru işkenceyi mutlaka yenecek. İşkencesiz bir dünya mümkün."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iskenceye-karsi-ortak-cagri-insanlik-onuru-mutlaka-kazanacak</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/26-haziran-ba-3.jpeg" type="image/jpeg" length="39308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pentagon’a Minab Tepkisi: “Okul Katliamının Soruşturması Derhal Tamamlanmalı”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/pentagona-minab-tepkisi-okul-katliaminin-sorusturmasi-derhal-tamamlanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/pentagona-minab-tepkisi-okul-katliaminin-sorusturmasi-derhal-tamamlanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran’ın Minab kentindeki Şecere-i Tayyibe İlkokulu’na yönelik hava saldırısına ilişkin Pentagon’un yürüttüğü soruşturmanın gecikmesine sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>Uluslararası Af Örgütü ABD Şubesi, İran’ın Minab kentindeki Şecere-i Tayyibe İlkokulu’na yönelik hava saldırısına ilişkin Pentagon’un yürüttüğü soruşturmanın gecikmesine sert tepki gösterdi. Kuruluş, 120’si çocuk 150’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği saldırıyla ilgili gerçeklerin açıklanmasını, sorumluların yargılanmasını ve mağdur ailelere adalet sağlanmasını talep etti.</strong></h3>
</blockquote>

<h2>“Dört aydır hiçbir yanıt alamadık”</h2>

<p>Uluslararası Af Örgütü ABD Şubesi Hükümetle İlişkiler ve Savunuculuk Direktörü Amanda Klasing, saldırının üzerinden yaklaşık dört ay geçmesine rağmen ABD yönetiminin kamuoyunu tatmin edecek hiçbir açıklama yapmadığını belirtti.</p>

<p>Klasing, “Yakın hafızamızda sivillere karşı gerçekleştirilen en ölümcül ABD hava saldırısının üzerinden dört ay geçti ancak ABD yetkililerinden hâlâ bu olayın neden meydana geldiği ve kimin sorumlu olduğu konusunda hiçbir yanıt almadık” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Öldürülenlerin ailelerinin hakikat, adalet ve tazminata erişim hakkı bulunduğunu vurgulayan Klasing, Pentagon’un soruşturmayı geciktirmesinin kamuoyundaki tepkileri büyüttüğünü söyledi.</p>

<h2>“Okul olduğu bilinmeliydi”</h2>

<p>Af Örgütü, ABD ordusunun çocuklarla dolu bir okulu hassas güdümlü Tomahawk füzeleriyle vurduğunu ve sivillere yönelik zararı önlemek için gerekli tüm tedbirleri almadığını savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Klasing açıklamasında, “Pentagon’un, okulu hedef alırken yapay zekâ kullanmış olsun ya da olmasın, sivillere zarar vermemek veya zararı en aza indirmek için mümkün olan bütün önlemleri almadığı açıktır” dedi.</p>

<p>Binanın uzun yıllardır okul olarak kullanıldığının saldırının hemen ardından bağımsız kuruluşlar ve medya tarafından doğrulandığını belirten Klasing, gelişmiş istihbarat kapasitesine sahip Pentagon’un da bu bilgiye sahip olması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2>Yapay zekâ tartışması büyüyor</h2>

<p>Saldırıda yapay zekâ destekli hedefleme sistemlerinin kullanılıp kullanılmadığına ilişkin tartışmalar da sürüyor.</p>

<p>Klasing, bu konuda kamuoyuna hâlâ net bilgi verilmediğini belirterek, Anthropic CEO’su Dario Amodei’nin açıklamalarına dikkat çekti. Amodei’nin, şirketin Claude adlı yapay zekâ yazılımının kullanılmış olup olmadığını bilmediğini söylediğini aktaran Klasing, nihai sorumluluğun insan karar vericilerde olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Amodei’nin, “Nihai kararı Claude değil, bir insan verdi” sözlerinin, yapay zekâ kullanımındaki etik ve hukuki sorumluluk tartışmalarını sona erdirmediği değerlendiriliyor.</p>

<h2>“Suç şüphesi taşıyan herkes yargılanmalı”</h2>

<p>Uluslararası Af Örgütü, Pentagon’un yürüttüğü soruşturmanın yalnızca saldırının teknik boyutlarını değil, istihbarat toplama süreçlerini, hedefleme kararlarını, alınan önlemleri ve yapay zekâ kullanımını da kapsamlı biçimde incelemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Klasing, yeterli kanıtların bulunması halinde suç şüphesi taşıyan tüm kişilerin yargı önüne çıkarılması çağrısında bulunarak, sivillere zarar verilmesini önlemeye yönelik askeri programların yeniden devreye sokulmasını istedi.</p>

<p>“Bunların gerisinde kalan her adım, ciddi bir uluslararası insancıl hukuk ihlalinin örtbas edilmesi ve bu korkunç saldırıda hayatını kaybedenlerin ve sağ kurtulanların yüzüstü bırakılması anlamına gelir” dedi.</p>

<h2>Kongre’den Pentagon’a baskı</h2>

<p>Minab’daki okul saldırısına ilişkin soruşturmanın sonuçlandırılmaması, ABD Kongresi’nde de tartışma konusu oldu.</p>

<p>Senato Silahlı Hizmetler Komitesi tarafından hazırlanan yeni Milli Savunma Yetki Yasası taslağı, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in seyahat bütçesine kısıtlama getirilmesini öngörüyor. Taslağa göre bu kısıtlama, Minab’daki okul saldırısı ile Yemen’de sivillerin zarar gördüğü diğer olaylara ilişkin soruşturma sonuçlarının açıklanmasına kadar sürecek.</p>

<p>Beyaz Saray ise 10 Mart’ta yaptığı açıklamada soruşturmaların devam ettiğini ve Savunma Bakanlığı’nın kapsamlı bir rapor yayımlayacağını duyurmuştu. Ancak aradan geçen sürede kamuoyuna herhangi bir sonuç açıklanmadı.</p>

<h2>İran’daki sivil kayıplar gündemde</h2>

<p>Resmî verilere göre, İran’da 28 Şubat ile 7 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen hava saldırılarında 383’ü çocuk olmak üzere en az 2 bin 362 sivil yaşamını yitirdi, 32 binden fazla kişi yaralandı. Saldırılar, sivil altyapıda da geniş çaplı yıkıma neden oldu.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü, Minab’daki Şecere-i Tayyibe İlkokulu’na yönelik saldırının aydınlatılmasının yalnızca kurban aileleri için değil, gelecekte benzer ihlallerin önlenmesi açısından da hayati önem taşıdığını vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/pentagona-minab-tepkisi-okul-katliaminin-sorusturmasi-derhal-tamamlanmali</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-25-144126.png" type="image/jpeg" length="25596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mahmut Tanal'dan 12. Yargı Paketi Tepkisi: "KHK'liler Yine Yok Sayıldı"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/mahmut-tanaldan-12-yargi-paketi-tepkisi-khkliler-yine-yok-sayildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/mahmut-tanaldan-12-yargi-paketi-tepkisi-khkliler-yine-yok-sayildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahmut Tanal: 12.Yargı Paketi’nde; KHK mağdurları yok, 31 Temmuz Covid düzenlemesi mağdurları yok, Çek ve IBAN mağdurları yok.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p><strong>CHP Şanlıurfa Milletvekili Av. Mahmut Tanal, 12. Yargı Paketi'nde KHK'liler, 31 Temmuz Covid düzenlemesinden yararlanamayanlar ile çek ve IBAN işlemleri nedeniyle sorun yaşayan yurttaşlara ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemesini eleştirdi.</strong></p>
</blockquote>

<p>Tanal, yaptığı açıklamada 12. Yargı Paketi'nin önemli toplumsal mağduriyet alanlarına çözüm üretmediğini belirterek, KHK'liler başta olmak üzere çeşitli kesimlerin beklentilerinin karşılanmadığını söyledi.</p>

<h2>"Hukuk Mağduriyetleri Gidermek İçin Vardır"</h2>

<p>Hukukun yeni mağduriyetler yaratmak için değil, var olan haksızlıkları ortadan kaldırmak için var olduğunu ifade eden Tanal, hak arama mücadelesinin meşru ve vicdani bir hak olduğunu vurguladı.</p>

<p>"KHK mağdurları yok, 31 Temmuz Covid düzenlemesi mağdurları yok, çek ve IBAN mağdurları yok" diyen Tanal, yargı reformu adı altında hazırlanan düzenlemelerin toplumdaki adalet beklentisini karşılaması gerektiğini kaydetti.</p>

<h2><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 06 24 120223" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-24-120223.png" width="882" /></h2>

<h2>"Toplumsal Barış İçin Adalet Şart"</h2>

<p>Devletin görevinin yalnızca cezalandırmak olmadığını belirten Tanal, adaletin sağlanmasının ve mağduriyetlerin giderilmesinin toplumsal barış açısından zorunlu olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tanal açıklamasında, "Devletin görevi cezalandırmak kadar adaleti sağlamak, toplumsal barışı güçlendirmek ve mağduriyetleri gidermektir. Adalet; herkese lazım" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 24 At 11.18.22" class="detail-photo img-fluid" height="1522" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-24-at-111822.jpeg" width="1072" /></p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/mahmut-tanaldan-12-yargi-paketi-tepkisi-khkliler-yine-yok-sayildi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-24-115128-1.png" type="image/jpeg" length="20491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD: "Onur Haftası Eşitlik, Özgürlük ve İnsan Hakları Mücadelesinin Simgesidir"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihd-onur-haftasi-esitlik-ozgurluk-ve-insan-haklari-mucadelesinin-simgesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihd-onur-haftasi-esitlik-ozgurluk-ve-insan-haklari-mucadelesinin-simgesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi LGBTİ+ Komisyonu, Onur Haftası dolayısıyla yayımladığı açıklamada, LGBTİ+'ların eşit, özgür, güvenli ve onurlu yaşam taleplerinin temel insan hakları kapsamında olduğunu vurguladı. Açıklamada, Onur Haftası ve Onur Yürüyüşleri üzerindeki yasakların kaldırılması çağrısı yapılırken, ayrımcılık ve nefret politikalarına karşı dayanışma mesajı verildi.</strong></p>

<h2>Stonewall direnişinin mirasına vurgu</h2>

<p>İHD açıklamasında, bundan 57 yıl önce New York'taki Stonewall Inn'e düzenlenen polis baskınına karşı LGBTİ+'ların gösterdiği direnişin, dünya genelindeki hak mücadelelerine ilham verdiği belirtildi.</p>

<p>Stonewall'dan yükselen direnişin, kimliklerini gizlemek zorunda bırakılan LGBTİ+'ların görünür olmasına, örgütlenmesine ve eşit yaşam mücadelesine katılmasına cesaret verdiği ifade edilen açıklamada, günler süren direnişin ardından haklarından ve varoluşlarından vazgeçmeyenler saygıyla anıldı.</p>

<h2>"Onur Yürüyüşleri baskılara rağmen sürüyor"</h2>

<p>Açıklamada, Türkiye'de Onur Haftası etkinlikleri ve Onur Yürüyüşlerinin tüm yasaklama ve engellemelere rağmen devam ettiği belirtildi.</p>

<p>Özellikle 2013 ve 2014 yıllarında yüz bini aşkın kişinin katıldığı İstanbul Onur Yürüyüşlerinin Türkiye'deki LGBTİ+ mücadelesinin en kitlesel ve görünür anlarından biri olduğu hatırlatılarak, sonraki yıllarda uygulanan baskılara rağmen mücadelenin kararlılıkla sürdüğü ifade edildi.</p>

<h2>"Kazanılmış görünürlük alanları daraltılmaya çalışılıyor"</h2>

<p>İHD, 2013-2015 yılları arasında belediyelerin resmî hesaplarında gökkuşağı temalı paylaşımlar yaptığına, uluslararası kurum ve şirketlerin Onur Ayı kapsamında kampanyalar düzenlediğine dikkat çekti.</p>

<p>Açıklamada, geçmişte elde edilen görünürlük alanlarının daraltılmasını hedefleyen politikalara karşı kadınların ve LGBTİ+'ların mücadelelerini sürdürdüğü vurgulandı.</p>

<h2>"Aile Yılı" söylemine eleştiri</h2>

<p>İHD, iktidarın ilan ettiği "Aile Yılı" kapsamında yürütülen politikaların kadınların ve LGBTİ+'ların hak mücadelelerini görünmez kılmayı amaçladığını savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna rağmen LGBTİ+'ların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için mücadele etmeyi sürdürdüğü belirtilen açıklamada, baskı, nefret ve ayrımcılık politikalarına karşı dayanışmanın büyütüldüğü ifade edildi.</p>

<h2>"LGBTİ+'ların hakları temel insan haklarıdır"</h2>

<p>İHD, kuruluşundan bu yana özellikle trans bireylerin maruz kaldığı hak ihlallerine karşı mücadele yürüttüğünü belirterek, LGBTİ+ mücadelesini desteklemeye devam edeceğini açıkladı.</p>

<p>Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:</p>

<blockquote>
<p>"LGBTİ+'ların eşit, özgür, güvenli ve onurlu bir yaşam sürme talepleri en temel insan hakları kapsamındadır. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelinde gerçekleştirilen her türlü ayrımcılık, dışlama ve şiddet uygulaması insan hakları ihlalidir ve kabul edilemezdir."</p>
</blockquote>

<h2>Onur Yürüyüşü yasaklarının kaldırılması çağrısı</h2>

<p>İHD, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 34. maddesinin herkese önceden izin almaksızın barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı tanıdığını hatırlatarak, Onur Haftası etkinlikleri ve Onur Yürüyüşleri üzerindeki tüm yasakların kaldırılması çağrısında bulundu.</p>

<p>Açıklamada, herkesin barışçıl toplantı ve gösteri hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli güvenlik önlemlerinin alınması gerektiği belirtilirken, şu ifadelerle çağrı tamamlandı:</p>

<blockquote>
<p>"Eşitlik, özgürlük ve ayrımcılıktan uzak bir yaşam mücadelesinin simgesi olan Onur Haftası'nı dayanışmayla selamlıyor; tüm LGBTİ+'ların ve hak savunucularının Onur Haftası'nı kutluyoruz."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihd-onur-haftasi-esitlik-ozgurluk-ve-insan-haklari-mucadelesinin-simgesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/onur-haftasi-kutlu-olsun-1.JPG" type="image/jpeg" length="84081"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Partili Nevroz Uysal Aslan: Hapishanelerde hukuk askıya alınıyor, insan hayatı riske atılıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/dem-partili-nevroz-uysal-aslan-hapishanelerde-hukuk-askiya-aliniyor-insan-hayati-riske-atiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/dem-partili-nevroz-uysal-aslan-hapishanelerde-hukuk-askiya-aliniyor-insan-hayati-riske-atiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, cezaevlerinde yaşandığını belirttiği hak ihlallerine ilişkin dört ayrı soru önergesini TBMM Başkanlığı'na sundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<p>Aslan, cezasını tamamladığı halde tahliye edilmeyen mahpuslardan uzun süreli tecrit altında tutulanlara ve sağlık durumu ağır olan mahpuslara kadar birçok ihlalin Adalet Bakanlığı tarafından açıklığa kavuşturulmasını istedi.</p>
</blockquote>

<h3>Dört ayrı dosya Meclis gündemine taşındı</h3>

<p>DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı dört ayrı soru önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunduğunu açıkladı.</p>

<p>Aslan, soru önergelerinde Trabzon Beşikdüzü Cezaevi'nde bulunan Hüsnü Babat, Samsun Çarşamba Cezaevi'nde tutulan Salih Kutluk, Tokat T Tipi Cezaevi'ndeki Hamit Acu ile Samsun Çarşamba S Tipi Cezaevi'nde bulunan Cengiz Sinan Halis Çelik'in durumlarını Adalet Bakanlığı'na yöneltti.</p>

<p>Açıklamasında bu dört dosyanın birbirinden bağımsız olmadığını vurgulayan Aslan, yaşananların ortak bir infaz anlayışının sonucu olduğunu belirterek, "Mahpusu bir hak öznesi olarak değil, idarenin üzerinde sınırsız yetki kullanabileceği bir kişi olarak gören ceza infaz anlayışı bu ihlallerin temelini oluşturuyor" dedi.</p>

<h3>"Cezası bittiği halde tahliye edilmiyor"</h3>

<p>Aslan'ın açıklamasına göre Trabzon Beşikdüzü Cezaevi'nde bulunan Hüsnü Babat'ın, beraatle sonuçlanan dosyalarda tutuklu kaldığı sürelerin aldığı 6 yıl 3 aylık cezadan mahsup edilmesi halinde tahliye edilmesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak mahkûmiyet kararının henüz kesinleşmemiş olması ve Babat'ın "hükümözlü" statüsünde bulunması gerekçe gösterilerek mahsup işlemlerinin yapılmadığını belirten Aslan, aynı kararın tutukluluğun devamı açısından hükümlülük gibi uygulanırken tahliye hesabında dikkate alınmamasının hukuki çelişki oluşturduğunu savundu.</p>

<p>Aslan, Hüsnü Babat'ın yaklaşık üç aydır ceza süresini aşan şekilde cezaevinde tutulduğunu belirterek bunun hukuka aykırı biçimde özgürlüğünden yoksun bırakma anlamına geldiğini ifade etti.</p>

<h3>"Tecrit idari uygulamalarla kalıcı hale getiriliyor"</h3>

<p>Milletvekili Aslan, Samsun Çarşamba Cezaevi'nde bulunan Salih Kutluk'un aynı suç tipinden başka mahpus bulunmadığı gerekçesiyle 1 yıl 2 ay boyunca spor, sohbet, eğitim, kurs ve diğer ortak etkinliklerden yararlandırılmadığını söyledi.</p>

<p>Tokat T Tipi Cezaevi'nde bulunan Hamit Acu'nun ise yaklaşık 2 yıl 5 aydır tek kişilik odada tutulduğunu ve günlük havalandırma hakkını dahi yalnız kullandığını belirten Aslan, her iki mahpusun da tecrit koşullarının sona erdirilmesi amacıyla yaptığı nakil başvurularının reddedildiğini aktardı.</p>

<p>Aslan, ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin farklı cezaevlerine tek tek yerleştirildiğini, ardından da "aynı statüde" veya "aynı suç kategorisinde" başka mahpus bulunmadığı gerekçesiyle ortak faaliyetlerden yararlandırılmadıklarını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<blockquote>
<p>"İdarenin kendi yerleştirme politikasıyla yarattığı sosyal izolasyon, yine idari kararlarla süresiz hale getirilmektedir. Ceza, insan temasından, aile bağlarından ve toplumsal yaşamdan bütünüyle koparma cezasına dönüştürülemez."</p>
</blockquote>

<h3>"Epilepsi hastasının yaşam güvenliği başka bir mahpusa bırakılamaz"</h3>

<p>Samsun Çarşamba S Tipi Cezaevi'nde bulunan Cengiz Sinan Halis Çelik'in aktif epilepsi hastası olduğunu belirten Aslan, daha önce kanser tedavisi gören ve vücudunda şarapnel parçaları bulunan Çelik'in sağlık durumuna uygun olmayan fiziksel koşullarda tutulduğunu söyledi.</p>

<p>Açıklamaya göre Çelik, merdivenli ve klozeti bulunmayan dar bir odada kalıyor. Özellikle uyku sırasında geçirebileceği epilepsi nöbetleri nedeniyle düşme, yaralanma veya müdahalesiz kalma riski bulunduğu belirtilirken, aynı odada kalan Hamdi Işık'ın gece boyunca olası nöbetlere müdahale edebilmek amacıyla onu gözetlemek zorunda kaldığı ifade edildi.</p>

<p>Aslan, "Devlet, özgürlüğünden yoksun bıraktığı kişinin yaşamını ve sağlığını korumakla yükümlüdür. Bu sorumluluk, herhangi bir tıbbi eğitimi olmayan başka bir mahpusun omuzlarına bırakılamaz" dedi.</p>

<p>Çelik hakkında verilen hücre cezalarının sağlık durumu nedeniyle başka disiplin cezalarına çevrildiğini de hatırlatan Aslan, idarenin hücre koşullarının sağlık açısından riskli olduğunu kabul etmesine rağmen günlük yaşam koşullarını iyileştirmediğini savundu.</p>

<h3>Adalet Bakanlığı'na dört kritik soru</h3>

<p>Nevroz Uysal Aslan, verdiği soru önergeleriyle Adalet Bakanlığı'ndan şu sorulara yanıt istedi:</p>

<ul>
 <li>Cezasını tamamladığı halde Hüsnü Babat neden cezaevinde tutulmaya devam ediyor?</li>
 <li>Kanunda yer almayan "aynı suç kategorisi" uygulaması hangi hukuki gerekçeyle mahpusların yıllarca sosyal izolasyona maruz bırakılmasının dayanağı haline getiriliyor?</li>
 <li>Aile bağlarının korunması ve tecrit koşullarının sona erdirilmesi amacıyla yapılan sevk talepleri neden sürekli reddediliyor?</li>
 <li>Epilepsi hastası bir mahpusun yaşam güvenliği neden başka bir mahpusun gözetimine bırakılıyor?</li>
</ul>

<h3>"Hak ihlallerinin takipçisi olacağız"</h3>

<p>Aslan, Adalet Bakanlığı'nın Hüsnü Babat'ın mahsup ve tahliye işlemlerini gecikmeksizin sonuçlandırması, Salih Kutluk ile Hamit Acu'nun fiili tecrit koşullarını sona erdirmesi ve Cengiz Sinan Halis Çelik'in sağlık durumuna uygun barınma ile tedavi koşullarını sağlaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Açıklamasını, "Bir insanın fazladan hapiste tutulduğu her gün, tecrit altında geçirdiği her saat ve sağlık koşulları nedeniyle karşı karşıya kaldığı her yaşamsal risk devletin doğrudan sorumluluğundadır. Bu dört dosyanın ve hapishanelerde yaşanan tüm hak ihlallerinin takipçisi olacağız" sözleriyle tamamladı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/dem-partili-nevroz-uysal-aslan-hapishanelerde-hukuk-askiya-aliniyor-insan-hayati-riske-atiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/photo-5874988827246529970-y-1.jpg" type="image/jpeg" length="71327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsan Hakları Konseyi 20. Yılını Kutlarken Eski ve Yeni Zorluklarla Karşı Karşıya]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/insan-haklari-konseyi-20-yilini-kutlarken-eski-ve-yeni-zorluklarla-karsi-karsiya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/insan-haklari-konseyi-20-yilini-kutlarken-eski-ve-yeni-zorluklarla-karsi-karsiya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En savunmasız kesimlerin temel haklarını korumak ve geliştirmek amacıyla faaliyetlerine başlamasının üzerinden tam 20 yıl geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin, dünyanın dört bir yanında, özellikle de en savunmasız kesimlerin temel haklarını korumak ve geliştirmek amacıyla faaliyetlerine başlamasının üzerinden tam 20 yıl geçti.</strong></h3>
</blockquote>

<p>Yeni atanan İnsan Hakları Yüksek Komiser Yardımcısı Awa Dabo, "İnsan hakları; hakların baskı altına alındığı, insanların korunmaya ihtiyaç duyduğu ve ilkelerin somut eylemlere dönüşmesi gereken zamanlar için vardır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun yerine kurulan Konsey'in 47 üye devletine, dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 19 Haziran 2006'da yaptığı konuşmada, "siyasi puan toplama ya da dar siyasi hesaplarla hareket etmekten" kaçınmaları çağrısında bulunulmuştu.</p>

<p>Bugün Cenevre'de 62. oturumunu gerçekleştiren İnsan Hakları Konseyi, hem yeni ortaya çıkan acil krizlerde hem de yıllardır çözülemeyen çatışmalarda hesap verebilirliğin sağlanması için her zamankinden daha yoğun bir çalışma yürütüyor.</p>

<p>Peki Konsey, kuruluşundan bu yana beklentileri karşılayabildi mi? Ve BM Genel Sekreteri António Guterres'in, Konsey'in 20. yılı dolayısıyla düzenlenen özel etkinlikte vurguladığı gibi, "insan haklarının saldırı altında olduğu ve açıkça ihlal edildiği" günümüz dünyasına uyum sağlayabildi mi?</p>

<h3>"Kolay değildi"</h3>

<p>Konsey'in ilk başkanı Luis Alfonso de Alba Góngora, kuruluş sürecini şu sözlerle hatırlıyor:</p>

<p>"Konseyi kurmak hiç kolay olmadı. Üye devletlerin, eski İnsan Hakları Komisyonu'nda nelerin değiştirilmesi, nelerin ise korunması gerektiği konusunda birbirinden çok farklı görüşleri vardı."</p>

<p>De Alba, uluslararası ortamın da elverişli olmadığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>"İnsan Hakları Konseyi'nin kurulmasına karşı çıkan ve yeni kurumun oluşumunu desteklemeyen ülkeler vardı. Gazze'de çatışmalar yaşanıyordu; bugün olduğu gibi Lübnan'da da çatışmalar sürüyordu. Dolayısıyla süreç hiç kolay değildi."</p>

<h3>Her Sesin Duyulması Amaçlandı</h3>

<p>Diğer BM organlarında olduğu gibi, Konsey'in kuruluşundaki temel hedeflerden biri de hükümet temsilcilerinden sivil toplum kuruluşlarına, bağımsız araştırmacılardan insan hakları savunucularına kadar mümkün olan en geniş katılımı sağlayarak farklı sesleri tartışmalara dahil etmekti.</p>

<h3>Finansman Krizi Çalışmaları Zorluyor</h3>

<p>İnsan hakları, barış ve güvenlik ile kalkınma birlikte Birleşmiş Milletler'in üç temel sütunundan biri olmasına rağmen, kurum genelinde yaşanan mali kriz, İnsan Hakları Konseyi'nin çalışmalarını ciddi biçimde tehdit ediyor.</p>

<p>Bütçe yetersizliği nedeniyle delegelerin konuşma süreleri kısaltılırken, tercüme hizmetlerinde de kesintiye gidildi.</p>

<p>İnsan Hakları Yüksek Komiseri'nin dile getirdiği ağır mali tabloya dikkat çeken bağımsız uzmanlar da, kaynak yetersizliği nedeniyle artan iş yüklerini yeniden düzenlemek zorunda kaldıklarını sık sık vurguluyor.</p>

<h3>İlk Günlerin Heyecanı</h3>

<p>Konsey'in karşı karşıya olduğu tüm zorluklara rağmen, kıdemli iletişim yetkilisi Rolando Gomez, 2006 yılında gerçekleştirilen ilk oturumun yarattığı heyecanı hâlâ unutmadığını söylüyor.</p>

<p>"Göreve başlayan küçük medya ekibinin bir parçası olarak, yeni bir dönemin başlangıcına tanıklık ettiğimizi hissediyorduk. Bu, uluslararası toplumun BM'nin insan hakları çalışmalarını güçlendirme ve insan haklarını küresel gündemde daha görünür hâle getirme yönündeki yenilenmiş kararlılığının bir göstergesiydi."</p>

<p>Gomez, Konsey'in yıllar içinde yaşadığı tartışmalara rağmen vazgeçilmez bir kurum hâline geldiğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>"Çeşitli zorluklar ve tartışmalar yaşansa da Konsey, dünya genelinde insan hakları konusunda diyalog, hesap verebilirlik ve eylem için vazgeçilmez bir platform hâline geldi."</p>

<p>"Beni en çok etkileyen yönü ise başka platformlarda sesi duyulmayan mağdurlara, insan hakları savunucularına, bağımsız uzmanlara ve sivil toplum temsilcilerine söz hakkı tanıması oldu. Onların tanıklıkları, insan hakları ihlallerinin gerçek boyutunu açık biçimde ortaya koyuyor."</p>

<h3>"İlk Gün Umut ve Heyecan Hakimdi"</h3>

<p>Konsey'in kuruluşundan bu yana görev yapan isimlerden biri olan İngiltere Misyonu'nun deneyimli siyasi danışmanı Bob Last da ilk günü şu sözlerle anlattı:</p>

<p>"İlk gün salonda hem heyecan hem de umut hâkimdi. Çünkü büyük bir işe başlıyorduk ve yeni bir kurum inşa etme fırsatı yakalamıştık. BM'de çalışan birçok kişi böyle bir deneyimi hayatı boyunca yaşayamaz."</p>

<p>Last, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Aynı zamanda umutluyduk. Çünkü bu süreç, İnsan Hakları Komisyonu'nun eksikliklerini gidermek için önemli bir fırsattı. Bu eksikliklerin neler olduğu konusunda o dönemde de bugün olduğu gibi farklı görüşler vardı. Ancak ilk gün Kofi Annan, Komisyon'un hangi yönlerini yetersiz bulduğunu, neden değişim istediğini ve yeni Konsey'den beklentilerini son derece açık bir şekilde ortaya koymuştu."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/insan-haklari-konseyi-20-yilini-kutlarken-eski-ve-yeni-zorluklarla-karsi-karsiya</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 07:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-20-072614.png" type="image/jpeg" length="69710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran, savaş sonrası baskıların genişlemesiyle birlikte bağımsız avukatlara yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iran-savas-sonrasi-baskilarin-genislemesiyle-birlikte-bagimsiz-avukatlara-yonelik-saldirilarini-yogunlastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iran-savas-sonrasi-baskilarin-genislemesiyle-birlikte-bagimsiz-avukatlara-yonelik-saldirilarini-yogunlastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hadi Ghaemi, "İslam Cumhuriyeti'nin bağımsız avukatlara yönelik saldırısı, savunma hakkının kendisine yönelik bir saldırıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong><i>Ocak 2026'dan bu yana İran'da en az 32 avukat tutuklandı, yargılandı veya hapse atıldı.</i></strong></h3>
</blockquote>

<p>19 Haziran 2026 — İran genelinde iç baskı yoğunlaşırken, yetkililer dikkatlerini giderek ülkenin bağımsız hukuk camiasına yöneltiyor. Sadece 2026 yılının ilk beş ayında <strong>en az 32 avukat tutuklandı, mahkemeye çağrıldı, yargılandı veya hapse atıldı</strong> ; bu da bağımsız avukatları sindirme, siyasi davalarda hukuki savunmayı engelleme ve devletin suistimallerini hesap verebilirlikten koruma yönünde sistematik bir çabayı ortaya koyuyor.</p>

<p>İran İnsan Hakları Merkezi (CHRI) Genel Direktörü Hadi Ghaemi, "İslam Cumhuriyeti'nin bağımsız avukatlara yönelik saldırısı, savunma hakkının kendisine yönelik bir saldırıdır" dedi.</p>

<p>Ghaemi, “Ocak 2026'daki baskıdan sonra binlerce siyasi tutuklu hâlâ hapisteyken, hükümetin bağımsız avukatları sindirme, hapse atma ve susturma çabası, suistimallerin denetimsiz bir şekilde gerçekleşmesini ve mağdurların adalete anlamlı bir şekilde erişiminin engellenmesini sağlamayı amaçlamaktadır” dedi.</p>

<p>Ocak 2026 protestolarına katıldıkları için <a href="https://www.hra-iran.org/the-crimson-winter-a-50-day-record-of-irans-2025-2026-nationwide-protests/" rel="nofollow" target="_blank">hâlâ parmaklıklar ardında bulunan binlerce kişiye</a> ek olarak , <a href="https://iranhumanrights.org/2026/04/irans-execution-machine-political-hangings-surge-as-dozens-face-imminent-death/" rel="nofollow" target="_blank">siyasi infazlar da benzeri görülmemiş seviyelere ulaştı</a> . Sadece Mart 2026'dan bu yana, adil yargılama ve bağımsız avukatlara erişimin engellendiği ve işkence altında zorla alınan itirafların rutin hale geldiği hızlandırılmış yargılamaların ardından en az 42 siyasi infaz gerçekleşti. Hükümetin bağımsız avukatlara yönelik yoğunlaştırılmış zulmü ve siyasi davaları üstlenmelerine izin vermemesi, İran'da çok sayıda insanın yıllarca parmaklıklar ardında kalmasına veya uydurma, hukuka aykırı davalarla idam edilmesine yol açacaktır.</p>

<p><strong>CHRI, BM'yi ve dünya genelindeki hükümetleri derhal şu ​​adımları atmaya çağırıyor:</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>İslam Cumhuriyeti'nin bağımsız avukatlara yönelik saldırılarını şiddetle kınıyoruz;</li>
 <li>İranlı yetkililerden, yasal hakları savundukları için hapsedilen tüm avukatlara yönelik suçlamaları derhal düşürmelerini ve onları serbest bırakmalarını talep edin;</li>
 <li>İranlı yetkilileri, avukatların rolünü ve bağımsızlığını tehdit veya tacize maruz kalmadan güvence altına alan BM Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler de dahil olmak üzere uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya çağırıyoruz.</li>
</ul>

<p><strong>Özellikle İran'ın taşra şehirlerinde amansız bir baskı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran'da bağımsız insan hakları avukatlarının sayısı son yıllarda <a href="https://iranhumanrights.org/wp-content/uploads/lawyers-in-Iran-Fact-Sheet.pdf" rel="nofollow" target="_blank">sürekli olarak azalmıştır ; yetkililer, devletin suistimallerine karşı çıkan avukatları susturmak için tutuklamalar, yargılamalar, meslekten men ve hapis cezaları kullanarak hukuk mesleğine yönelik saldırılarını yoğunlaştırmıştır. Avukatlar, devletin suistimallerinin mağdurlarını savunmak ve yargı içindeki suistimallere meydan okumak nedeniyle rutin olarak "devlete karşı propaganda" ve "yalan yaymak" gibi belirsiz ve siyasi amaçlı suçlamalara </a><a href="https://iranhumanrights.org/wp-content/uploads/lawyers-in-Iran-Fact-Sheet.pdf" rel="nofollow" target="_blank">maruz kalmakta</a> , avukatlık yapmaları engellenmekte ve hapse atılmaktadır.</p>

<p>CHRI'nin araştırmasına göre, avukatlara yönelik yargı baskısı, yasal süreçlere erişimin ve kamuoyu denetiminin önemli ölçüde sınırlı olduğu büyük şehirlerin dışında genellikle daha şiddetlidir. Daha küçük şehirlerde çalışan avukatlar, özellikle siyasi veya güvenlik ile ilgili davaları ele alırken, tutuklanma, meslekten men edilme ve diğer cezai tedbirlerle karşı karşıya kalma riskleriyle daha fazla karşılaşmaktadır.</p>

<p>İran'ın taşra şehirlerindeki avukatların karşılaştığı koşulları yakından tanıyan bir insan hakları avukatı CHRI'ye şunları söyledi:</p>

<p><i>“Asıl sorun, sözde güvenlik davalarının genellikle küçük şehirlerde ele alınmaması veya karara bağlanmamasıdır. Bu davalar, il başkentlerinde bulunan Devrim Mahkemelerine havale edilir; küçük kasabalarda Devrim Mahkemeleri yoktur. Sonuç olarak, bu davalar hakkında bilgiye erişim ve hatta yerel yargı kurumları aracılığıyla bunları takip etme, sunma veya inceleme olanağı ciddi şekilde sınırlıdır. Bu durum, siyasi ve güvenlik ile ilgili davaları üstlenen küçük şehirlerdeki avukatlar için büyük zorluklar yaratmakta ve doğal olarak tutuklanma ve avukatlık yapma yasağı da dahil olmak üzere daha sert yargısal baskı biçimlerine maruz kalmaktadırlar.”</i></p>

<p>Tahran'daki avukatlar farklı bir baskı türüyle karşı karşıya. CHRI'nin görüştüğü Tahran merkezli bir insan hakları avukatına göre, yetkililer bağımsız avukatları kontrol etmek için resmi hapis cezası yerine giderek daha çok mahkeme celbi, tehdit ve yıldırma yöntemlerine başvuruyor.</p>

<p><i>"Tahran'da yetkililerin avukatları tehdit etme ve baskı altına alma yöntemleri giderek 'yumuşak baskı' biçimine benzemektedir. Amaç, tutuklama veya hapis cezasıyla sonuçlanmayan önlemler yoluyla hukuk camiasını yönetmek ve kontrol etmektir."</i></p>

<p><i>“Kadın, Yaşam, Özgürlük hareketi sonrasında, çok sayıda bağımsız avukat adli makamlar tarafından çağrıldı ve siyasi ve güvenlik ile ilgili davalara devam etmelerinin sonuçları olacağı konusunda uyarıldı. Hatta bazılarından yazılı taahhüt imzalamaları istendi. Ocak 2026 protestolarından sonra ve savaşın patlak vermesinin ardından bu uygulamalar yeniden başladı. En son olarak, iki avukat sadece ölüm cezasına çarptırılmış bir mahkumun davası hakkında kamuoyunu bilgilendirdikleri için çağrıldı.”</i></p>

<p><strong>Avukatların Sistematik Olarak Hedef Alınması</strong></p>

<p>CHRI'nin tespitine göre <strong>, 8 Ocak ile 11 Haziran 2026 tarihleri ​​arasında İran'da en az 32 avukat yargı mercileri tarafından tutuklandı, mahkemeye çağrıldı, yargılandı, mahkum edildi veya hapse atıldı</strong> . Bu vakalar, İran'da hukuk mesleğinin bağımsızlığının giderek aşınmasını ve siyasi tutukluları, protestocuları ve insan hakları ihlallerinin mağdurlarını temsil eden avukatların karşı karşıya kaldığı artan riskleri vurgulamaktadır.</p>

<p>Hedef alınanlar arasında, Kadın, Yaşam, Özgürlük hareketinin sanıklarını temsil eden avukatlar da vardı; bunlardan biri olan <strong>Fatemeh Rohandeh</strong> , Mayıs 2026'nın sonlarında Kerman'da yetkililer tarafından yargısal kısıtlamaları ihlal etmekle suçlanarak tutuklanmıştı.</p>

<p>Avukatlar <strong>Amir Raisian ve Milad Panahipour,</strong> Ocak 2026 protestolarıyla bağlantılı olarak ölüm cezasına çarptırılan protestocu Ehsan Hosseinipour'un davası hakkında kamuoyuna açıklamalarda bulunmalarının ardından Tahran Güvenlik Savcılığı'na çağrıldılar.</p>

<p><strong>Aralarında Elham Zeraatpisheh, Setareh Ansari, Jafar Keshavarz, Jafar Zarei, Sepideh Taheri, Amir Bahadorifar ve Teymour Salari'nin</strong> de bulunduğu çok sayıda avukat, kamuya açıklanan suçlamalar olmaksızın gözaltına alındı . Diğerleri yasal çalışmaları veya kamu savunuculuğuyla bağlantılı faaliyetler nedeniyle kovuşturmaya maruz kaldı.</p>

<p>Şiraz'da görev yapan en az üç avukat – <strong>Nazanin Salari, Mahmoud Taravat-Rouy ve Masoud Ahmadian</strong> – Şiraz Devrim Mahkemesi 1. Şubesi tarafından üçer yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, onları “ulusal güvenliğe karşı suç işlemek için toplanma ve iş birliği yapma” ve “devlete karşı propaganda” suçlarından mahkum etti. Üçünün de ayrıca iki yıl boyunca ülkeyi terk etmeleri yasaklandı ve pasaportları iptal edildi.</p>

<p>İslam Cumhuriyeti'nde insan hakları avukatları <a href="https://iranhumanrights.org/wp-content/uploads/lawyers-in-Iran-Fact-Sheet.pdf" rel="nofollow" target="_blank">uzun zamandır zulüm görürken</a> , 2022'de İran genelinde patlak veren <a href="https://www.ohchr.org/en/press-releases/2024/09/iran-intensifying-efforts-repress-women-and-girls-second-anniversary-nation" rel="nofollow" target="_blank">Kadın, Yaşam, Özgürlük protestolarının ardından İran hükümeti muhaliflere yönelik baskısını ve </a><a href="https://iranhumanrights.org/2023/01/iran-protests-at-least-44-defense-attorneys-arrested-since-september/" rel="nofollow" target="_blank">bağımsız avukatlara karşı yürüttüğü kampanyayı yoğunlaştırdı. İngiltere ve Galler Barosu'na</a> göre, ülke çapındaki gösteriler sırasında <a href="https://www.lawsociety.org.uk/contact-or-visit-us/press-office/press-releases/lawyers-in-iran-face-perpetual-state-of-fear#:~:text=%2525E2%252580%25259CMost%252520prominently%25252C%252520during%252520the%252520Woman,forced%252520to%252520flee%252520the%252520country." rel="nofollow" target="_blank">en az 66 avukat protestocuları savundukları için tutuklandı</a> ; bu durum 11 avukatın hapse atılmasına ve diğerlerinin zulümden kaçmak için ülkeyi terk etmesine yol açtı. Endişe verici bir şekilde, gözaltından serbest bırakıldıktan sonra şüpheli koşullar altında <a href="https://www.fidh.org/IMG/pdf/iran_notes_-_3_-_civil_society_-_february_2024.pdf" rel="nofollow" target="_blank">en az üç kadın avukatın ölümü,</a> İran'da devletin suistimallerine karşı çıkan hukuk profesyonellerinin karşı karşıya kaldığı tehlikeli ortamı vurgulamaktadır.</p>

<p><strong>Ocak 2026'dan Beri Avukatlar Hedef Alındı ​​(Bildirilmemiş Ek Vakalar Olabilir) </strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><a href="https://x.com/Emtedadnews/status/2025936532343775237" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Kerman'da avukatlık yapan ve 2022 Kadın, Yaşam, Özgürlük protestolarından dolayı gözaltına alınan birçok kişiyi temsil eden Fatemeh Rohandeh</strong></a> , 19 Mayıs 2026'da, yerel bir sosyal medya platformuna üye olması nedeniyle adli denetim emrini ihlal ettiği gerekçesiyle yetkililer tarafından tutuklandı. Rohandeh daha önce Mart ayında gözaltına alınan protestoculara destek ifade ettiği için tutuklanmış ve "yanlış bilgi yaymak" suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştı. Bunun sonucunda bir yıl süreyle avukatlık yapmaktan men edilmiş, çevrimiçi faaliyetlerden men edilmiş ve bir ay süreyle geçici olarak gözaltına alınmıştı.</li>
 <li><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-af8adea5/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Fars Barosu üyesi Elham Zeraatpisheh</strong></a> , 4 Mayıs 2026'da Şiraz'da tutuklandı. Yetkililer, kendisine yöneltilen suçlamaları, tutuklanma nedenini veya gözaltında bulunduğu yeri açıklamadı.</li>
 <li><a href="https://www.en-hrana.org/attorney-at-law-astareh-ansari-arrested-in-shiraz/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Fars Barosu üyesi Astareh Ansari</strong></a> , 3 Mayıs 2026'da Şiraz'da tutuklandı. Hakkındaki suçlamalar, tutuklanma gerekçeleri veya nerede olduğuna dair herhangi bir bilgi kamuoyuna açıklanmadı. Siyasi ve güvenlik ile ilgili davalarda çok sayıda sanığı temsil eden Ansari, daha önce Kadın, Yaşam, Özgürlük protestoları sırasında da tutuklanmıştı.</li>
 <li><a href="https://www.en-hrana.org/attorney-bahar-sahraeian-arrested-charged/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Bahar Sahraeian,</strong></a> 17 Mayıs 2026'da tutuklandı ve Şiraz Savcılığı'nda "ulusal güvenliğe karşı eylem amacıyla toplanma ve iş birliği yapma", "rejime karşı propaganda" ve "yalan yayma" suçlarından yargılandı. Adelabad cezaevine nakledildi. Daha önce de çalışmaları nedeniyle tutuklanmıştı.</li>
 <li><a href="https://t.me/hranews/111763" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Fars Barosu üyesi Nazanin Baradaran'ın</strong></a> Ocak 2026'da tutuklandığı bildirildi. Ancak tutuklanma tarihi ve davanın detayları hala belirsizliğini koruyor.</li>
 <li><a href="https://www.google.com/url?q=https://t.me/hranews/111763&amp;sa=D&amp;source=docs&amp;ust=1781722986858642&amp;usg=AOvVaw2mI7YjgJNgbEoSsFBvROV3" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Fars Barosu üyesi Cafer Keşavarz</strong></a> , 28 Ocak 2026'da tutuklandı. Yetkililer, kendisine yöneltilen suçlamaları veya gözaltı yerini açıklamadı.</li>
 <li><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-ae3f3531/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Şiraz'da avukatlık yapan Mehran Ansari</strong></a> , Ocak 2026 protestoları sırasında tutuklandı ve daha sonra "devlete karşı propaganda" suçlamasıyla bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.</li>
 <li><a href="https://ir.voanews.com/a/islamic-republic-s-pressure-on-independent-lawyers-convicted-prison-criticizing-regime-leaders/8154497.html" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Azerbaycan Barosu üyesi Muhammed Tarighat Esfanjani</strong></a> , Mayıs 2025'te Devrim Mahkemesi tarafından "rejime karşı propaganda" ve "Yüksek Lidere hakaret" suçlarından üç yıl hapis cezasına çarptırıldı.</li>
 <li><a href="https://www.frontlinedefenders.org/en/case/nasrin-sotoudeh-facing-new-charge-and-reports-torture-and-ill-treatment-detention" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Önde gelen insan hakları avukatı Nasrin Sotoudeh</strong> ,</a> 2 Mayıs 2026'da Tahran'da tutuklandı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</li>
 <li><a href="https://www.en-hrana.org/seyed-mohammadreza-razavi-fard-attorney-at-law-tried-in-court/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Seyed Mohammadreza Razavi-Fard,</strong></a> 5 Haziran 2026'da Kum Devrim Mahkemesi 1. Şubesi'nde "devlete karşı propaganda" da dahil olmak üzere çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kaldı. 17 Haziran'da Kum Devrim Mahkemesi tarafından 10 yıl hapis cezasına çarptırıldığını bildirdi.</li>
 <li><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-5361e873/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Amir Raisian</strong></a> , Ocak 2026 protestolarıyla bağlantılı olarak ölüm cezasına çarptırılan protestocu Ehsan Hosseinipour'un davasını kamuoyu önünde tartışmasının ardından Tahran Güvenlik Savcılığı'na çağrıldı. Daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</li>
 <li><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-5361e873/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Milad Panahipour</strong></a> da Hosseinipour'un davasıyla ilgili kamuoyuna yaptığı açıklamalar nedeniyle ifadeye çağrıldı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</li>
 <li>Tahran Barosu üyesi<a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-8b3e3da0/?tg_rhash=22a41dd9689763" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Shima Ghosheh</strong></a><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-8b3e3da0/?tg_rhash=22a41dd9689763" rel="nofollow" target="_blank"> , 17 Ocak 2026'da Tahran'da tutuklandı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</a></li>
 <li>Meşhed'deki Adalet Avukatları Merkezi üyesi<a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-baa5f029/" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Enayatollah Karamati</strong></a><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-baa5f029/" rel="nofollow" target="_blank"> , 10 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçici olarak gözaltına alındı.</a></li>
 <li>Fars Barosu üyesi<a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-baa5f029/" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Hamid Norouzi</strong></a><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-baa5f029/" rel="nofollow" target="_blank"> , 14 Şubat 2026'da Şiraz'da tutuklandı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</a></li>
 <li>Tahran Barosu üyesi<a href="https://x.com/SinaYousefilaw/status/2023300230582554972" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Hadi Şerifzade , 16 Şubat 2026'da Şiraz'da tutuklandı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</strong></a></li>
 <li><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-baa5f029/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Fars Barosu üyesi Mehdi Ansari</strong></a> , 28 Ocak 2026'da tutuklandı ve daha sonra "ulusal güvenliğe karşı toplanma ve işbirliği" suçlamalarıyla beş yıl hapis ve iki yıl seyahat yasağına çarptırıldı.</li>
 <li><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-baa5f029/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Fars Barosu üyesi Cafer Zarei</strong></a> , 28 Ocak 2026'da tutuklandı. Yetkililer, kendisine yöneltilen suçlamaları veya gözaltı yerini açıklamadı.</li>
 <li>Tahran Barosu üyesi<a href="https://x.com/SinaYousefilaw/status/2017900239273759140" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Zohreh Javani , Ocak 2026 protestoları sırasında tutuklanmış ve daha sonra kefaletle serbest bırakılmıştı.</strong></a></li>
 <li>İlam vilayetindeki Adalet Avukatları Merkezi üyesi<a href="https://x.com/dadban4/status/2017302223328297222" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Hossein Shokri , 25 Ocak 2026'da tutuklandı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</strong></a></li>
 <li>Tahran Barosu üyesi<a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-baa5f029/" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Omid Darabi , 29 Ocak 2026'da Tahran'da tutuklandı.</strong></a></li>
 <li><a href="https://dadgostaran.org/detained-lawyers/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Hormozgan Barosu üyesi Sepideh Taheri</strong></a> , Şiraz Savcılığı'na çağrıldıktan sonra gözaltına alındı. Yetkililer, kendisine yöneltilen suçlamaları veya gözaltı yerini açıklamadı.</li>
 <li>Fars Barosu üyesi<a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-baa5f029/" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Mohammad Hadi Jafarpour , 18 Ocak 2026'da Şiraz'da tutuklandı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</strong></a></li>
 <li>Huzistan Barosu üyesi<a href="https://x.com/dadban4/status/2019756626287140866" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Alireza Farzaneh Jajromi , 9 Ocak 2026'da Ahvaz'da tutuklandı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</strong></a></li>
 <li>Tahran Barosu üyesi<a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-0bb2cedf/" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Mesud Şirmardi Şahgazemi , 9 Ocak 2026'da Tahran'da tutuklandı ve halen Evin Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor.</strong></a></li>
 <li><a href="https://www.facebook.com/photo.php?fbid=823740637382624&amp;set=a.115597534863608&amp;type=3" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Hormozgan Barosu üyesi Teymour Salari</strong></a> , 11 Ocak 2026'da Kerman Eyaleti, Jiroft'ta tutuklandı ve halen cezaevinde bulunuyor. Yetkililer kendisine yöneltilen suçlamaları açıklamadı.</li>
 <li>Horasan Barosu üyesi<a href="https://hengaw.net/fa/news/2026/02/article-35" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Amir Bahadorifar , 10 Ocak 2026'da Meşhed'de tutuklandı. Hakkındaki suçlamalar henüz bilinmiyor.</strong></a></li>
 <li>Horasan Barosu üyesi olan<a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-0bb2cedf/" rel="nofollow" target="_blank"><strong> Mesud Darginnejad da 10 Ocak 2026'da Meşhed'de tutuklandı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.</strong></a></li>
 <li><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-e54f8bec/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>2022'de Arak'ta düzenlenen protestolar sırasında öldürülen gösterici Mehrshad Shahidi'nin ailesini temsil eden Babak Eslami Farsani</strong></a> , Tahran Kamu ve Devrim Savcılığı'nın 4. Şubesine çağrıldı.</li>
 <li><a href="https://www.hra-news.org/2026/hranews/a-e39a2e9d/?tg_rhash=22a41dd9689763" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Şiraz'da yaşayan ve kadın ve çocuk hakları savunuculuğu alanında önde gelen isimler olan avukatlar Nazanin Salari</strong> , <strong>Mahmoud Taravat-Rouy</strong> ve <strong>Masoud Ahmadian</strong></a> , Şiraz Devrim Mahkemesi 1. Şubesi tarafından üçer yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, onları "ulusal güvenliğe karşı suç işlemek için toplanma ve iş birliği yapma" ve "devlete karşı propaganda yapma" suçlarından mahkum etti. Üçünün de iki yıl boyunca ülkeyi terk etmeleri yasaklandı ve pasaportları iptal edildi.</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iran-savas-sonrasi-baskilarin-genislemesiyle-birlikte-bagimsiz-avukatlara-yonelik-saldirilarini-yogunlastiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-19-131731.png" type="image/jpeg" length="64174"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nikaragua’da kadınlara ve LGBTİQ+ bireylere yönelik baskı “sistematik” boyutta]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/nikaraguada-kadinlara-ve-lgbtiq-bireylere-yonelik-baski-sistematik-boyutta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/nikaraguada-kadinlara-ve-lgbtiq-bireylere-yonelik-baski-sistematik-boyutta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nikaragua’da 2018’den bu yana yürütülen siyasi baskının kadınları, kız çocuklarını ve LGBTİQ+ bireyleri özel olarak hedef aldığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h2><strong>Birleşmiş Milletler uzmanları, Nikaragua’da 2018’den bu yana yürütülen siyasi baskının kadınları, kız çocuklarını ve LGBTİQ+ bireyleri özel olarak hedef aldığını bildirdi. Rapora göre cinsel şiddet, zorla kaybetme, vatandaşlıktan çıkarma ve aile bağları üzerinden cezalandırma, muhalif sesleri susturmanın araçları olarak kullanıldı.</strong></h2>
</blockquote>

<p>Birleşmiş Milletler Nikaragua İnsan Hakları Uzmanları Grubu, ülkede kadınlara yönelik siyasi baskının toplumsal cinsiyet kalıplarından yararlanılarak uygulandığını açıkladı.</p>

<p>“Nikaragua: Toplumsal Cinsiyet Merceğinden Baskı” başlıklı raporda, Nisan 2018’den bu yana kadın insan hakları savunucularının, feministlerin, gazetecilerin, öğrencilerin ve siyasi, yerel, köylü, Yerli ve Afrika kökenli topluluk liderlerinin ayrımcılık, şiddet ve siyasi takibata maruz bırakıldığı belirtildi.</p>

<p>Uzmanlar, muhaliflerin kadın yakınlarının da yakınlık ilişkileri üzerinden cezalandırıldığını kaydetti.</p>

<h2>“Cinsiyet, kontrol ve susturma aracı olarak kullanıldı”</h2>

<p>Rapora göre Nikaragua yönetimi, kadınların siyasi temsilindeki artışı toplumsal cinsiyet eşitliğinin göstergesi olarak sunuyor. Ancak kadınların siyasi katılımı, merkezî ve sıkı biçimde kontrol edilen yapılar içinde gerçekleşiyor ve gerçek bir özerklik sağlamıyor.</p>

<p>Yetkililerin annelik, aile ve itaatle özdeşleştirilen geleneksel bir kadınlık modelini teşvik ettiği; kamusal alanda bağımsız biçimde hareket eden kadınları ise toplumsal düzene yönelik tehdit olarak gösterdiği ifade edildi.</p>

<p>Muhalif kadınların “kötü anne”, “kürtajcı”, “vatan haini” ve “aile düşmanı” gibi ifadelerle damgalandığı aktarıldı. LGBTİQ+ kadınların homofobik saldırılarla, Yerli ve Afrika kökenli kadın liderlerin ise siyasi baskının yanı sıra ırkçılıkla karşı karşıya kaldığı belirtildi.</p>

<h2>En az 988 kadın keyfî olarak gözaltına alındı</h2>

<p>Sivil toplum kuruluşlarının kayıtlarına dayanan rapora göre Nisan 2018 ile Nisan 2026 arasında 5 binden fazla kişi keyfî biçimde gözaltına alındı. Bu kişiler arasında en az 988 kadın bulunuyor.</p>

<p>Uzmanlar Grubu, 62 kadın muhalifin keyfî olarak gözaltına alındığı vakaları ayrıntılı biçimde inceledi. Bu kadınların yakalama kararı olmadan gözaltına alındığı, avukata erişimlerinin engellendiği, dış dünyayla bağlantılarının kesildiği ve asılsız ya da orantısız suçlamalarla karşı karşıya bırakıldığı bildirildi.</p>

<p>İncelenen 62 kadından 15’inin zorla kaybedildiği belirtildi. Bazı kadınlardan haftalarca, bazılarından aylarca veya bir yıldan uzun süre haber alınamadı. Nisan 2026 sonu itibarıyla üç kadının hâlâ kayıp olduğu kaydedildi.</p>

<h2>Tecavüz ve çocuklarla tehdit iddiaları</h2>

<p>Raporda, gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde kadınlara yönelik işkence ve kötü muamelenin cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı biçimler aldığı vurgulandı.</p>

<p>Kadınların bireysel ya da toplu tecavüze, tecavüz tehdidine, zorla çıplak bırakılmaya, cinsel tacize ve cinsiyetçi hakaretlere maruz kaldığı bildirildi. Bazı kadınların çocuklarının velayetini kaybetmekle veya çocuklarına zarar verilmesiyle tehdit edildiği aktarıldı.</p>

<p>Uzmanlar, bu uygulamaların münferit olaylar değil; muhalifleri küçük düşürmeyi, korkutmayı, cezalandırmayı ve etkisiz hâle getirmeyi amaçlayan sistematik devlet politikasının parçaları olduğu sonucuna vardı.</p>

<h2>Kadın ve LGBTİQ+ örgütleri kapatıldı</h2>

<p>Rapora göre Nikaragua’da Ağustos 2025’e kadar 5 bin 400’den fazla kâr amacı gütmeyen kuruluşun tüzel kişiliği iptal edildi. Bu kuruluşların mülklerine, binalarına ve arşivlerine de çoğu zaman el konuldu.</p>

<p>Kasım 2018 ile Eylül 2025 arasında kadınların, çocukların ve LGBTİQ+ bireylerin haklarını savunan en az 282 kuruluş kapatıldı. Böylece toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağdurlarına hukuki ve psikososyal destek veren, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri sağlayan önemli dayanışma ağları ortadan kaldırıldı.</p>

<h2>84 kadın vatandaşlıktan çıkarıldı</h2>

<p>Uzmanlar Grubu, Şubat 2023’ten itibaren 452 Nikaragualının mahkeme kararlarıyla keyfî biçimde vatandaşlıktan çıkarıldığını belgeledi. “Vatan haini” ilan edilen bu kişilerin 84’ünü kadınlar oluşturdu.</p>

<p>Haziran 2018 ile Nisan 2026 arasında ülkeye girişleri engellenen 339 kişinin 180’inin kadın veya kız çocuğu olduğu bildirildi. Ayrıca 21 kadının pasaport alma ya da pasaportunu yenileme talebinin reddedildiği, 78 kadının ise sınır dışı edilen 443 kişi arasında bulunduğu kaydedildi.</p>

<p>Bu uygulamaların kadınları ailelerinden kopardığı, ekonomik güvencesizliğe sürüklediği ve bazı durumlarda fiilen ya da hukuken vatansız bıraktığı ifade edildi.</p>

<h2>Ortega ve Murillo’ya sorumluluk suçlaması</h2>

<p>Uzmanlar Grubu, Devlet Eş Başkanları Daniel Ortega ve Rosario Murillo ile üst düzey kamu görevlilerinin, 2018’den bu yana işlenen ciddi ve yaygın insan hakları ihlalleri ile insanlığa karşı suçlardan ilk değerlendirmeye göre sorumlu olduğunu belirtti.</p>

<p>Raporda hapsetme, işkence, zorla kaybetme, sınır dışı etme ve siyasi nedenlerle zulüm fiillerinin insanlığa karşı suç oluşturabileceği sonucuna varıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BM uzmanları Nikaragua yönetimine keyfî biçimde tutulan kişileri derhâl serbest bırakma, ihlalleri bağımsız biçimde soruşturma, kapatılan kuruluşların tüzel kişilikleri ile mal varlıklarını iade etme ve sürgüne zorlananların güvenli dönüşünü sağlama çağrısında bulundu. Uluslararası toplumdan ise izleme faaliyetlerini sürdürmesi, hesap verebilirlik mekanizmalarını desteklemesi ve sürgündeki Nikaragualı kadınlara koruma sağlaması istendi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Süleyman Devrim Boğa</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/nikaraguada-kadinlara-ve-lgbtiq-bireylere-yonelik-baski-sistematik-boyutta</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 06:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-19-061702.png" type="image/jpeg" length="40946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD’den KHK Çağrısı: “İhraç Edilenler Tüm Özlük Haklarıyla Görevlerine İade Edilmeli”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ihdden-khk-cagrisi-ihrac-edilenler-tum-ozluk-haklariyla-gorevlerine-iade-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ihdden-khk-cagrisi-ihrac-edilenler-tum-ozluk-haklariyla-gorevlerine-iade-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD, Ankara’da gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu ve Şube Eş Başkanları Toplantısı’nın ardından sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3>İnsan Hakları Derneği (İHD), 13-14 Haziran tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu ve Şube Eş Başkanları Toplantısı’nın sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, olası bir geçiş dönemi yasasının <strong>KHK’larla kamudan ihraç edilen tüm personelin özlük haklarıyla birlikte kamu görevlerine iadesini sağlaması gerektiği</strong> vurgulanırken, kayyum düzenlemelerinin kaldırılması ve siyasi mahpusları kapsayan genel af çağrısı da yapıldı.</h3>
</blockquote>

<h2><strong>İHD’den kapsamlı sonuç bildirgesi</strong></h2>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD), 13-14 Haziran 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu ve Şube Eş Başkanları Toplantısı’nın ardından sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Bildirgede, insan hakları ihlallerinden demokratikleşme taleplerine, ekonomik sorunlardan barış sürecine kadar çok sayıda başlık ele alındı.</p>

<h3><strong>“KHK mağduriyetleri geçiş dönemi yasasıyla giderilmeli”</strong></h3>

<p>İHD, desteklediğini belirttiği barış sürecinin kalıcı hale gelebilmesi için kapsamlı bir “geçiş dönemi yasası” çıkarılması gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda hazırlanacak yasanın, <strong>Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kamudan ihraç edilen tüm personelin özlük haklarıyla birlikte kamu görevlerine iadesini sağlayacak düzenlemeler içermesi gerektiği</strong> belirtildi.</p>

<p>Bildirgede ayrıca KHK ile belediye mevzuatına eklenen kayyum düzenlemelerinin kaldırılması, yerine kayyum atanan belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi ve süreci denetleyecek siyasi partiler, kamu görevlileri ile sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir izleme kurulunun oluşturulması çağrısı yapıldı.</p>

<h3><strong>“Ajanlık dayatmaları araştırılsın”</strong></h3>

<p>Toplantıda şube eş başkanlarının aktardığı bilgilere göre son dönemde çok sayıda kişiye yönelik “ajanlık dayatması” iddialarının arttığı ve uygulamanın yaygınlaştığı ifade edildi. Yapılan suç duyurularının etkili şekilde soruşturulmadığı belirtilirken, mağdurların can güvenliği ile kişi özgürlüğü ve güvenliği açısından ciddi endişeler yaşadığı kaydedildi.</p>

<p>İHD, bu iddialarla ilgili kapsamlı bir rapor hazırlanmasına ve İçişleri ile Adalet bakanlıklarına başvuruda bulunulmasına karar verildiğini açıkladı.</p>

<h3><strong>İşsizlik, yoksulluk ve intiharlar gündemde</strong></h3>

<p>Bildirgede, işsizlik ve yoksullaştırma politikalarının özellikle gençleri yasa dışı sanal bahis ağları ve çeşitli suç örgütlerine ittiği değerlendirmesi yapıldı. Psikososyal ve ekonomik nedenlerle intihar oranlarında artış gözlendiği belirtilirken, gelir dağılımındaki adaletsizlik, hukuk ve adalet endekslerindeki gerileme ile sabit gelirli çalışanların alım gücünün düşmesinin bu tabloyu ağırlaştırdığı ifade edildi.</p>

<p>İHD, artan güvenlik harcamalarına karşın eğitim, sağlık ve sosyal politika bütçelerinin küçüldüğünü belirterek önümüzdeki dönemde bütçe izleme programlarının hayata geçirilmesini önerdi.</p>

<h3><strong>“Hak ve özgürlüklerde otoriterleşme derinleşiyor”</strong></h3>

<p>İktidarın basın özgürlüğü, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, mahpus hakları ile kadın, çocuk ve LGBTİ+ hakları başta olmak üzere birçok alanda yasaklayıcı ve sınırlayıcı politikalar izlediği savunulan bildirgede, TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 18 Şubat 2026 tarihli raporunda yer alan demokratikleşme önerilerinin hayata geçirilmesi çağrısı yinelendi.</p>

<h3><strong>CHP’ye yönelik yargı süreçlerine tepki</strong></h3>

<p>İHD, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan ve CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarla devam eden süreci “yargı yoluyla siyasete müdahale” olarak değerlendirdi.</p>

<p>Ana muhalefet partisinin büyük kongresinin iptal edilmesine ilişkin kararın demokrasi açısından kaygı verici olduğu belirtilen bildirgede, CHP’ye yönelik yargı baskısına son verilmesi, tutuklu belediye başkanları ile parti üyelerinin serbest bırakılması ve hukuka aykırı olduğu ifade edilen butlan kararının Yargıtay tarafından kaldırılması talep edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>AİHM kararları uygulanmalı çağrısı</strong></h3>

<p>Bildirgede, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 9-11 Haziran 2026 tarihli toplantısında Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerine de yer verildi.</p>

<p>Komitenin, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkındaki tutukluluk ve mahkûmiyet kararlarının siyasi saiklerle verildiğine yönelik AİHM değerlendirmelerini yinelediği belirtilirken, Osman Kavala için de benzer tespitlerin yapıldığı aktarıldı. İHD, iktidarı AİHM ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararlarını uygulamaya çağırarak ilgili davalarda tutuklu bulunan siyasetçilerin serbest bırakılmasını istedi.</p>

<h3><strong>“Geçiş dönemi yasası genel af ve umut hakkını içermeli”</strong></h3>

<p>İHD, Ekim 2024’ten bu yana silahlı çatışmalardan kaynaklanan yaşam hakkı ihlallerinin yaşanmamasını olumlu bulduğunu ancak örgütün fesih ve silah bırakma açıklamasının üzerinden 13 ay geçmesine rağmen gerekli yasal düzenlemelerin yapılmamasının endişe verici olduğunu ifade etti.</p>

<p>Dernek, çıkarılmasını önerdiği geçiş dönemi yasasının tüm silahlı militanların geri dönüşünü güvence altına almasını, ekonomik ve sosyal yaşama katılım mekanizmaları oluşturmasını, tüm siyasi mahpusları kapsayan genel af düzenlemesi içermesini ve infaz eşitsizliğini giderecek şekilde yeniden düzenlenmesini istedi. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standartlarına uygun biçimde umut hakkının güvence altına alınması ve koruculuk sisteminin kaldırılarak silahsızlandırma ve yeniden istihdam politikalarının uygulanması gerektiği ifade edildi.</p>

<h3><strong>“Kalıcı barış ve demokratikleşme için mücadele sürecek”</strong></h3>

<p>Sonuç bildirgesinin sonunda İHD, hukukun üstünlüğünün, demokratik siyasetin ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, çatışmasızlığın kalıcı barışa dönüştüğü bir coğrafya için mücadelesini sürdüreceğini kamuoyuna duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ihdden-khk-cagrisi-ihrac-edilenler-tum-ozluk-haklariyla-gorevlerine-iade-edilmeli</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-15-205423.png" type="image/jpeg" length="27700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana İHD ve ÖHD raporu: Adana cezaevlerinde hak ihlalleri derinleşiyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adana-ihd-ve-ohd-raporu-adana-cezaevlerinde-hak-ihlalleri-derinlesiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adana-ihd-ve-ohd-raporu-adana-cezaevlerinde-hak-ihlalleri-derinlesiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi ile Suluca 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde sistematik hak ihlalleri devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3>İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Adana Temsilciliği tarafından hazırlanan cezaevleri raporunda, Adana’daki birçok ceza infaz kurumunda sağlık hakkına erişimin engellenmesinden çıplak arama uygulamalarına, infazların keyfi biçimde uzatılmasından tecrit koşullarına kadar çok sayıda sistematik hak ihlalinin sürdüğü belirtildi. Raporda, hukuka aykırı uygulamalara son verilmesi çağrısı yapıldı.</h3>
</blockquote>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Adana Temsilciliği, Adana’daki cezaevlerinde yaşandığı belirtilen hak ihlallerine ilişkin hazırladığı kapsamlı raporu İHD Adana Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. Toplantıya çok sayıda avukatın yanı sıra Adana Demokratik Kurumlar Platformu bileşenleri de katılarak destek verdi.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 15.17.41 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-151741-3.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2>“Cezaevleri hak ihlallerinin mekânına dönüştü”</h2>

<p>Raporu kamuoyuyla paylaşan ÖHD Adana Temsilciliği Eş Sözcüsü Aziz Sari, özellikle Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi ile Suluca 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde sistematik hak ihlallerinin devam ettiğini söyledi. Sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, infazların yakılması, çıplak arama dayatmaları, Kürtçe yazışmalara yönelik kısıtlamalar ve İdare ve Gözlem Kurulu uygulamalarına dikkat çeken Sari, cezaevlerinin giderek “tecrit ve sessizleştirme mekânlarına dönüştürüldüğünü” ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşkence ve kötü muamelenin derhal son bulması gerektiğini vurgulayan Sari, infaz süreçlerinde yaşanan keyfi uygulamaların kaldırılması ve koşullu salıverme hakkının güvence altına alınması çağrısında bulundu. Hasta ve yaşlı mahpusların durumuna da değinen Sari, Adli Tıp Kurumu’nun tek yetkili merci olarak görülmesinin eleştirilmesi gerektiğini belirterek, bağımsız ve bilimsel sağlık kurullarının esas alınmasının önemine işaret etti.</p>

<h2>Kürkçüler F Tipi Cezaevi’nde çok sayıda ihlal tespit edildi</h2>

<p>Raporda, Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’ne ilişkin çok sayıda hak ihlali sıralandı. Buna göre mahpusların mahkeme veya hastane dönüşlerinde hukuka aykırı aramalara maruz kaldığı, çıplak aramaya varan uygulamaların sürdüğü ve oda aramalarının haftada birkaç kez gerçekleştirildiği belirtildi. Gerekçe gösterilmeksizin kişisel eşyalara el konulduğu, oda değişikliklerinin ayda bire indirildiği ve yasaklama kararı bulunmayan kitap ile dergilere el konulduğu aktarıldı.</p>

<p>Raporda ayrıca mahpusların araştırma kaynaklarına erişiminin sınırlandırıldığı, ailelerine ve kurumlara gönderdikleri mektupların sansürlendiği veya teslim edilmediği ifade edildi. Disiplin soruşturmalarında verilen hücre cezalarının orantısız olduğu ve bu cezaların infaz sürelerinin uzamasına neden olduğu kaydedildi.</p>

<p>Mahpusların spor ve sohbet haklarından yararlanamadığı, kurs saatlerinin görüş saatleriyle çakıştırıldığı için eğitim faaliyetlerinden faydalanamadıkları da raporda yer aldı. Ekonomik desteği bulunmayan yabancı uyruklu mahpuslara diğer tutukluların temel ihtiyaç malzemesi vermesine izin verilmediği, ağız içi arama uygulaması nedeniyle uzun süredir hastane sevklerinin gerçekleşmediği veya tedavilerin yarım kaldığı belirtildi. Yemeklerin hijyen koşullarına uygun olmadığı, besin değerinin düşük olduğu ve sıcak hava koşullarına rağmen yeterli soğutma ile hijyen imkanlarının sağlanmadığı da raporda dikkat çeken tespitler arasında yer aldı.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 15.22.39 (3)-1" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-152239-3-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2>Suluca Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları</h2>

<p>ÖHD’nin raporunda Suluca 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki uygulamalara da geniş yer verildi. Mahpusların yaklaşık 8’e 5 adımlık tek kişilik odalarda tutulduğu, mutfak ve banyo dahil son derece dar alanlarda yaşamlarını sürdürdüğü, pencerelerin ise küçük ve tel örgüler nedeniyle hava ile güneş ışığını yeterince geçirmediği ifade edildi.</p>

<p>Raporda, mahpusların günün 23 saatini tek başlarına geçirdikleri, yalnızca günde bir saat aynı koridordaki sınırlı sayıdaki kişiyle havalandırmaya çıkarıldıkları ve farklı koridorlardaki mahpuslarla bir araya getirilmelerinin engellendiği belirtildi. İçme suyunun kota ile verildiği ve hijyen açısından uygun olmadığı yönündeki şikâyetlere de yer verildi.</p>

<p>Üç kişilik odalar bulunmasına rağmen mahpusların tekli hücrelerde tutulduğu, üç kişilik odalara geçiş taleplerinin ise kamera bulunan odaları kabul etmedikleri gerekçesiyle reddedildiği aktarıldı. Sevk edilen mahpusların eşyalarının eksik teslim edildiği, kitap ve gazete sayısına ciddi sınırlamalar getirildiği, spor ve atölye faaliyetlerinin ise fiilen uygulanmadığı kaydedildi.</p>

<p>Hastane sevklerinde ağız içi arama dayatmasının sürdüğü, bunu kabul etmeyen mahpusların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldığı ve haklarında disiplin soruşturması başlatıldığı ifade edildi. Sevklerin aylarca geciktirildiği, gerçekleştirilen sevklerde ise mahpusların uzun süre ring araçlarında bekletildiği belirtildi.</p>

<p>Raporda ayrıca haftalık oda ve genel aramaların yapıldığı, telefon görüşmelerinin yalnızca 10 dakika ile sınırlandığı, yemeklerin yetersiz ve kalitesiz olduğu, mahpusların birbirleriyle haberleşmelerinin engellendiği ve ailelerinden gelen kargoların gerekçesiz biçimde geciktirildiği ya da teslim edilmediği ifade edildi. İdareye verilen dilekçelerin yanıtsız bırakıldığı, ziyaretçilere kötü muameleye varan ince aramalar uygulandığı ve İdare ve Gözlem Kurullarının “paralel mahkeme gibi hareket ederek” infaz erteleme veya infaz yakma kararları verdiği yönündeki tespitler de raporda yer aldı.</p>

<h2>“Hak ihlallerine son verilmeli”</h2>

<p>Basın açıklamasının sonunda konuşan Aziz Sari, cezaevlerinde işkence, kötü muamele ve tecrit uygulamalarının sona erdirilmesi gerektiğini belirterek, infaz yakma uygulamaları ile keyfi İdare ve Gözlem Kurulu kararlarının kaldırılması çağrısı yaptı. Anadilde iletişim hakkının güvence altına alınmasını, ayrımcı ve cinsiyetçi uygulamaların son bulmasını ve ağır hasta mahpusların derhal tahliye edilmesini isteyen Sari, toplumsal barışın ancak halkların eşitliğini tanıyan, geçmişle yüzleşen ve adaleti güvence altına alan bütüncül bir hukuk anlayışıyla mümkün olacağını ifade etti.</p>

<p>Sari, hiçbir baskı ve inkâr politikasının hak arama mücadelesini durduramayacağını vurgulayarak, toplumsal barış için gerekli tüm yüzleşme süreçlerinin takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adana-ihd-ve-ohd-raporu-adana-cezaevlerinde-hak-ihlalleri-derinlesiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-151741-4.jpeg" type="image/jpeg" length="51791"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü: İsrail Batı Şeria’da etnik temizliği hızlandırıyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/uluslararasi-af-orgutu-israil-bati-seriada-etnik-temizligi-hizlandiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/uluslararasi-af-orgutu-israil-bati-seriada-etnik-temizligi-hizlandiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırma kapsamında 2023-2025 yılları arasında zorla yerinden edilen veya edilme tehlikesi altında bulunan 27 Bedevi ve çoban topluluğu mercek altına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>Uluslararası Af Örgütü’nün yayımladığı yeni rapor, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’nın C Bölgesi’nde Filistinli Bedevi ve çoban topluluklarına yönelik “devlet destekli etnik temizlik” politikası yürüttüğünü öne sürdü. Raporda, yerleşimci şiddetinin sistematik biçimde teşvik edildiği, zorla yerinden etme uygulamalarının arttığı ve uluslararası topluma yaptırım çağrısı yapıldı.</strong></h3>
</blockquote>

<p>Uluslararası Af Örgütü, bugün kamuoyuyla paylaştığı <strong>“Filistinlilerin izini silmek: İsrail’in Batı Şeria’daki Bedevi ve çoban topluluklarına yönelik etnik temizlik politikası”</strong> başlıklı raporunda, İsrail yönetiminin işgal altındaki Batı Şeria’nın C Bölgesi’nde ilhak sürecini hızlandırmak amacıyla Filistinlilere yönelik sistematik bir zorla yerinden etme politikası izlediğini savundu.</p>

<p>Rapora göre, Filistinli topluluklar yalnızca evlerinden çıkarılmıyor; aynı zamanda geçim kaynaklarından mahrum bırakılıyor, su ve otlak alanlarına erişimleri engelleniyor ve yoğun yerleşimci saldırılarıyla yaşadıkları bölgeleri terk etmeye zorlanıyor.</p>

<h2>27 topluluk incelendi</h2>

<p>Araştırma kapsamında 2023-2025 yılları arasında zorla yerinden edilen veya edilme tehlikesi altında bulunan 27 Bedevi ve çoban topluluğu mercek altına alındı.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü araştırmacıları, 12 farklı topluluktan 45 Filistinliyle görüşürken, avukatlar, gazeteciler, aktivistler ve İsrailli ile Filistinli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri dahil toplam 19 kişiyle mülakat gerçekleştirdi. Ayrıca 420 fotoğraf ve video doğrulandı; hükümet belgeleri, uydu görüntüleri, mahkeme kayıtları ve Birleşmiş Milletler raporları analiz edildi.</p>

<h2>“Yerleşimci şiddeti devlet politikasının parçası”</h2>

<p>Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, rapora ilişkin değerlendirmesinde yaşananların münferit olaylar olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Yerleşimci şiddeti birkaç kişinin işi değil, devlet destekli etnik temizlik politikasının merkezinde yer alıyor ve İsrail’in apartheid sisteminin sürdürülmesinde temel rol oynuyor.”</p>
</blockquote>

<p>Callamard, özellikle ABD, Almanya, Birleşik Krallık, İtalya ve Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere uluslararası topluma çağrıda bulunarak İsrail’in işgal, ilhak ve yerleşim politikalarına katkı sağlayan tüm ticari ve mali ilişkilerin durdurulmasını istedi.</p>

<p>Ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile hükümette görev yapan bazı bakanlara yönelik seyahat yasağı ve mal varlığı dondurma gibi hedefli yaptırımlar uygulanması gerektiğini savundu.</p>

<h2>Üç yılda 117 Filistinli topluluk yerinden edildi</h2>

<p>Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Ocak 2023 ile Nisan 2026 arasında çoğunluğu Bedevi ve çoban topluluklarından oluşan en az <strong>117 Filistinli topluluk tamamen ya da kısmen yerinden edildi.</strong></p>

<p>Aynı dönemde İsrail makamlarının C Bölgesi’nde Filistinlilere ait <strong>3 bin 407 ev ve yapıyı yıktığı</strong>, bunun sonucunda <strong>2 bin 996 kişinin yerinden edildiği</strong> belirtildi.</p>

<h2>Yerleşimler rekor hızla büyüyor</h2>

<p>Raporda, sivil toplum kuruluşu Peace Now verilerine de yer verildi.</p>

<p>Buna göre Nisan 2026 sonu itibarıyla Batı Şeria’da <strong>363 İsrail yerleşimci ileri karakolu</strong> bulunuyor. Bunların <strong>212’si yalnızca 2023 yılından sonra kuruldu.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail hükümetinin 2023-2025 döneminde <strong>50 bin 785 yeni yerleşim konutunun planını ilerlettiği</strong>, sadece 2025 yılında ise <strong>27 bin 941 konutun onay aldığı</strong> kaydedildi. Bu rakamın bugüne kadar ulaşılan en yüksek yıllık seviyeyi oluşturduğu ifade edildi.</p>

<h2>Silah ruhsatlarında 15 kat artış</h2>

<p>Rapor, 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından İsrail hükümetinin bireysel silah ruhsatı koşullarını gevşettiğine de dikkat çekti.</p>

<p>Ocak 2026 itibarıyla <strong>240 binden fazla İsrail vatandaşına silah ruhsatı verildiği</strong>, bunun önceki yıllardaki yıllık ortalamanın yaklaşık <strong>15 katına</strong> karşılık geldiği belirtildi.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü, bu değişiklik sonrasında silahlı yerleşimci saldırılarında belirgin artış yaşandığını, Filistinli sivillerin askerlerle silahlı yerleşimcileri ayırt etmekte zorlandığını ve saldırıların çoğunda failler hakkında etkili soruşturma yürütülmediğini ileri sürdü.</p>

<h2>“Yaygın cezasızlık yeni ihlalleri teşvik ediyor”</h2>

<p>Raporun sonuç bölümünde, İsrail makamlarının yerleşimci şiddetini önlemek yerine fiilen kolaylaştırdığı ve faillerin büyük bölümünün cezasız kaldığı iddia edildi.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü, Batı Şeria’daki zorla yerinden etme uygulamalarının durdurulması, uluslararası hukuk kapsamındaki suçlara ilişkin bağımsız soruşturmaların yürütülmesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Filistin soruşturmasına tam destek verilmesi çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/uluslararasi-af-orgutu-israil-bati-seriada-etnik-temizligi-hizlandiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-10-152612.png" type="image/jpeg" length="93461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AİHM’den Kışanak–Tuncel kararında OHAL ve KHK içtihadına açık atıf]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/aihmden-kisanak-tuncel-kararinda-ohal-ve-khk-ictihadina-acik-atif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/aihmden-kisanak-tuncel-kararinda-ohal-ve-khk-ictihadina-acik-atif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkeme, hem bireysel sorumluluk ilkesini hem de KHK/OHAL rejiminde dahi geçerli olan insan hakları standartlarını yeniden ve güçlü biçimde vurgulamış oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 9 Haziran 2026 tarihli <strong>Kışanak ve Tuncel v. Türkiye kararı</strong> kararında, tutuklamalara ilişkin gerekçelerin yeterli somutluk taşımadığına hükmederek Türkiye açısından kritik bir içtihada daha imza attı.</h3>
</blockquote>

<p>Mahkeme, yalnızca bireysel tutuklamaları değerlendirmekle kalmadı; aynı zamanda OHAL dönemine ilişkin <strong>derogasyon (askıya alma)</strong> rejiminin sınırlarına da dikkat çekti ve daha önce verilen KHK dosyalarına ilişkin kararlara açık biçimde atıf yaptı.</p>

<p><strong>OHAL savunması AİHM’de karşılık bulmadı</strong></p>

<p>Kararda en dikkat çekici başlıklardan biri, Türkiye’nin <strong>OHAL nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni askıya alma bildirimine</strong> yaptığı dayanma oldu.</p>

<p>AİHM, daha önceki içtihadını hatırlatarak:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>OHAL ilanının tek başına tutuklamaları meşrulaştıramayacağını</li>
 <li>Her durumda <strong>somut ve bireysel gerekçelendirme</strong> gerektiğini</li>
 <li>Derogasyonun sınırsız bir yetki alanı yaratmadığını</li>
</ul>

<p>vurguladı.</p>

<p>Bu değerlendirme, Mahkeme’nin daha önce verdiği <strong>Parıldak v. Türkiye kararı</strong> ile doğrudan bağlantılı şekilde yeniden hatırlandı. Söz konusu kararda da AİHM, OHAL bildirimine rağmen uygulanan tutuklamaların Sözleşme standartlarını karşılamadığına hükmetmişti.</p>

<p><strong>“Kişisel sorumluluk kurulmadı” vurgusu</strong></p>

<p>Kışanak–Tuncel kararında Mahkeme, tutuklama gerekçelerinin büyük ölçüde:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Belediye başkanlığı görevi</li>
 <li>Kurumsal sorumluluk varsayımı</li>
 <li>Genel siyasi faaliyetler</li>
</ul>

<p>üzerinden kurulduğunu belirtti.</p>

<p>Ancak AİHM’e göre bu yaklaşım yeterli değil:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Kararlarda <strong>kişisel fiil, talimat veya katkı</strong> gösterilmedi</li>
 <li>Sadece görev pozisyonu üzerinden suç isnadı yapıldı</li>
 <li>Somut nedensellik bağı kurulmadı</li>
</ul>

<p>Mahkeme bu nedenle, makul şüphe standardının oluşmadığını ve tutuklamaların <strong>AİHS’nin 5. maddesini ihlal ettiğini</strong> tespit etti.</p>

<p><strong>KHK içtihadına açık atıf: Parıldak kararı yeniden gündemde</strong></p>

<p>Kararda en önemli hukuki bağlantılardan biri, AİHM’in <strong>KHK dosyalarına ilişkin içtihadı</strong> oldu.</p>

<p>Mahkeme, özellikle <strong>Parıldak v. Türkiye kararı</strong> kararına atıf yaparak şu çizgiyi yeniden teyit etti:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>OHAL kapsamında alınan tedbirler de denetime tabidir</li>
 <li>Bireysel durum analiz edilmeden verilen tutuklama kararları Sözleşme’ye aykırı olabilir</li>
 <li>Genel güvenlik gerekçeleri otomatik meşruiyet sağlamaz</li>
</ul>

<p>Bu atıf, KHK davalarının yalnızca disiplin veya idari süreçlerle sınırlı değil, doğrudan insan hakları yargısının merkezinde değerlendirildiğini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p><strong>DTK ve siyasi faaliyetler değerlendirmesi</strong></p>

<p>Kararda ayrıca, sanıkların Demokratik Toplum Kongresi (DTK) etkinlikleri ve siyasi konuşmalarının tutuklama gerekçesi yapılmasına da değinildi.</p>

<p>AİHM, bu faaliyetlerin:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Tek başına suç bağlantısı oluşturmadığını</li>
 <li>Demokratik ifade ve örgütlenme alanı içinde değerlendirilmesi gerektiğini</li>
 <li>Ceza hukuku ile otomatik ilişkilendirilemeyeceğini</li>
</ul>

<p>belirtti.</p>

<p><strong>“Makul şüphe standardı oluşmadı”</strong></p>

<p>Kararın özünde Mahkeme şu sonuca ulaştı:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Tutuklama kararları somut delile dayanmıyor</li>
 <li>Bireysel sorumluluk gösterilmiyor</li>
 <li>Siyasi faaliyetler suç bağlantısı olarak kabul ediliyor</li>
 <li>Bu nedenle <strong>“objective observer” açısından makul şüphe oluşmuyor</strong></li>
</ul>

<p>Bu gerekçelerle AİHM, <strong>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin ihlal edildiğine</strong> hükmetti.</p>

<p><strong>Hukuk çevreleri için kritik mesaj</strong></p>

<p>Karar, yalnızca iki siyasetçiye ilişkin bir bireysel başvuru olmaktan öte, AİHM’in son yıllarda geliştirdiği çizginin devamı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Özellikle üç nokta öne çıkıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>OHAL rejimi → sınırsız yetki değil</li>
 <li>KHK uygulamaları → bireysel inceleme zorunlu</li>
 <li>Siyasi faaliyetler → otomatik suçlama konusu olamaz</li>
</ul>

<p><strong>İçtihadın genişleme ihtimali</strong></p>

<p>Hukuk çevrelerine göre bu kararın ardından, AİHM’in benzer dosyalarda:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>suçun manevi unsuru (kast)</strong></li>
 <li>siyasi aidiyetin ceza hukukuna etkisi</li>
 <li>görev nedeniyle sorumluluk tartışmaları</li>
</ul>

<p>gibi alanlarda daha ayrıntılı bir standarda yönelmesi bekleniyor.</p>

<p>Bu kapsamda, özellikle Türkiye’den gelen başvurularda içtihadın <strong>Selahattin Demirtaş (no. 4) çizgisi</strong> ile daha da birleşmesi olasılığı dile getiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Kışanak–Tuncel kararı, AİHM’in Türkiye’ye yönelik OHAL ve tutuklama dosyalarında geliştirdiği yaklaşımın devamı niteliğinde görülüyor. Mahkeme, hem bireysel sorumluluk ilkesini hem de KHK/OHAL rejiminde dahi geçerli olan insan hakları standartlarını yeniden ve güçlü biçimde vurgulamış oldu.</p>

<p><strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd#vvzi1e" jsuid="QKBpqc_f">(Derogasyon</strong>, hukuki ve ticari bağlamda <strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd#vvzi1e" jsuid="QKBpqc_g">ayrıklık, istisna veya mevcut kuralların geçici olarak askıya alınması<!--TgQPHd|[]--></strong> anlamına gelir.)</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Güven BOĞA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/aihmden-kisanak-tuncel-kararinda-ohal-ve-khk-ictihadina-acik-atif</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-10-110803.png" type="image/jpeg" length="61150"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Af Örgütü Türkiye Türkiye’de hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı gösterilmeli        Ankara Bölge Adliye Mahkem]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/af-orgutu-turkiye-turkiyede-hukukun-ustunlugune-ve-insan-haklarina-saygi-gosterilmeli-ankara-bolge-adliye-mahkem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/af-orgutu-turkiye-turkiyede-hukukun-ustunlugune-ve-insan-haklarina-saygi-gosterilmeli-ankara-bolge-adliye-mahkem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Uluslararası Af Örgütü: Türkiye’de Hukukun Üstünlüğüne ve İnsan Haklarına Saygı Gösterilmeli</h2>

<p><strong>Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’de hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin endişelerini dile getirerek, siyasi muhalefete yönelik baskıların sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, CHP’ye yönelik yargı süreçleri ile ifade ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin gelişmelerin ciddi kaygı yarattığı belirtildi.</strong></p>

<p>Uluslararası Af Örgütü Türkiye tarafından yapılan açıklamada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin Kasım 2023 kurultayı ve sonrasındaki kurultayları iptal eden ara kararının hukukun üstünlüğü ve insan hakları açısından ciddi sonuçlar doğurduğu savunuldu.</p>

<p>Açıklamada, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Mart 2025’te tutuklanmasının ardından partiye, seçilmiş temsilcilere ve belediye görevlilerine yönelik baskıların arttığı ileri sürülerek, örgütlenme özgürlüğünün siyasi saiklerle hedef alındığı iddia edildi.</p>

<h2>“Siyasi muhalefete yönelik baskılar sona ermeli”</h2>

<p>Uluslararası Af Örgütü Avrupa Araştırmalar Direktör Yardımcısı Esther Major, yaptığı değerlendirmede son dönemde yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından kritik bir dönüm noktasına işaret ettiğini belirtti.</p>

<p>Major, yetkililerin siyasi muhalefete ve muhaliflere yönelik baskıları sona erdirmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alması gerektiğini ifade ederek, devletin uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülüklerine uygun hareket etmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Açıklamada ayrıca, yalnızca temel hak ve özgürlüklerini barışçıl biçimde kullandıkları gerekçesiyle tutuklandığı belirtilen kişilerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması ve haklarındaki suçlamaların düşürülmesi istendi.</p>

<h2>CHP Genel Merkezi’ne yönelik müdahaleye eleştiri</h2>

<p>Uluslararası Af Örgütü açıklamasında, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin CHP kurultayının iptali istemini reddetmesine rağmen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararı bozarak eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve getirilmesine hükmettiği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kararın uygulanması sırasında polis ekiplerinin CHP Genel Merkezi’ne müdahale ettiği öne sürülen açıklamada, bina içerisinde biber gazı kullanıldığı ve genel merkez önünde toplanan kalabalığa tazyikli suyla müdahale edildiği iddia edildi.</p>

<p>Örgüt, kişilerin güvenli şekilde tahliye olamayacağı kapalı alanlarda biber gazı kullanılmasının hukuka aykırı olabileceğini ve işkence ya da kötü muamele kapsamında değerlendirilebileceğini savundu. Tazyikli su kullanımının ise yalnızca zorunlu ve orantılı durumlarla sınırlı olması gerektiği vurgulandı.</p>

<h2>İmamoğlu davasına ilişkin adil yargılanma endişesi</h2>

<p>Açıklamada, Ekrem İmamoğlu ile birlikte çok sayıda belediye yöneticisi, çalışan ve iş insanının yargılandığı davaya ilişkin de değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>Suçlamaların önemli ölçüde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin ifadeleri ile kimlikleri savunma tarafına açıklanmayan gizli tanık beyanlarına dayandığı belirtilen açıklamada, kapsamlı iddianame ve soruşturma dosyalarının etkili savunma hakkı bakımından ciddi sorunlar doğurabileceği öne sürüldü.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü, ceza adalet sisteminin siyasi muhalefeti bastırmak amacıyla araçsallaştırıldığı yönünde kaygılar bulunduğunu ifade ederek, Türkiye’de yargı bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi çağrısını yineledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İnsan Hakları</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/af-orgutu-turkiye-turkiyede-hukukun-ustunlugune-ve-insan-haklarina-saygi-gosterilmeli-ankara-bolge-adliye-mahkem</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 08:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2025/05/af-orgutu.jpeg" type="image/jpeg" length="39678"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
