<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habere Güven</title>
    <link>https://www.habereguven.com</link>
    <description>Habere Güven; Türkiye ve dünyadan son dakika haberler, güncel gelişmeler, analizler ve özel dosyalarla güvenilir, hızlı ve bağımsız habercilik sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habereguven.com/rss/kadin" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 03:01:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/rss/kadin"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Rojin Kabaiş’e ne oldu?]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-rojin-kabaise-ne-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-rojin-kabaise-ne-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Platform, Rojin Kabaiş’in otopsisi ve ameliyat kayıtlarına ilişkin yeni bulguların ardından yetkililere çağrı yaptı: “Kamuoyunu oyalayacak açıklamalar değil, gerçekleri açığa çıkaracak etkin bir soruşturma istiyoruz.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3>Platform, Rojin Kabaiş’in otopsisi ve ameliyat kayıtlarına ilişkin yeni bulguların ardından yetkililere çağrı yaptı: “Kamuoyunu oyalayacak açıklamalar değil, gerçekleri açığa çıkaracak etkin bir soruşturma istiyoruz.”</h3>
</blockquote>

<p><strong>Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma sürüyor. Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, ameliyat kayıtları ile otopsi raporlarının yeniden incelenmesi sonucunda Rojin’in bedeninde Rocuronium ve Ornidazole tespit edildiğini açıkladı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ise yetkililere “gerçekleri açığa çıkaracak etkin bir soruşturma” çağrısı yaptı.</strong></p>

<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi <strong>Rojin Kabaiş’in</strong> şüpheli ölümüyle ilgili dosyada yeni bir tartışma başladı. Rojin’in ailesinin avukatı <strong>Abdurrahman Karabulut</strong>, 11 Eylül 2024’te geçirdiği ameliyata ilişkin kayıtlar ile otopsi ve Adli Tıp Kurumu raporlarını birlikte incelediklerini belirterek dikkat çekici bulgular açıkladı.</p>

<p>Karabulut’un açıklamasına göre, Rojin’in 15 Ekim 2024’te cansız bedenine ulaşılmasının ardından yapılan otopside <strong>mide ve iç organ örneklerinde Rocuronium (rokuronyum), mide içeriğinde ise Ornidazole (ornidazol)</strong> tespit edildi.</p>

<h3>Rocuronium tartışması</h3>

<p>Ailenin avukatı, özellikle Rocuronium maddesinin tespit edilmesinin açıklığa kavuşturulması gereken önemli bir nokta olduğunu savundu.</p>

<p>Rocuronium, ameliyatlarda kullanılan ve kasları, dolayısıyla solunum kaslarını geçici olarak felç edebilen bir kas gevşeticidir. Karabulut, maddenin yarılanma ömrünün yaklaşık <strong>30 ila 90 dakika</strong> olduğunu belirterek, Rojin’in 11 Eylül’de geçirdiği ameliyatın ardından haftalar sonra yapılan otopside bu maddenin tespit edilmesinin, ilacın ameliyat sırasında verilmiş olmasıyla açıklanamayacağını ileri sürdü.</p>

<p>Avukat Karabulut, bu bulguların <a href="https://www.habereguven.com/kadin">Rojin’in </a>ölümünden kısa süre önce söz konusu maddelere maruz bırakıldığı yönündeki iddialar açısından araştırılması gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: Daha önce yayımlanan <strong>Adli Tıp Kurumu raporunda</strong> da Rojin’in toksikolojik incelemelerinde çok az miktarda ornidazol ve rokuronyum bulunduğu belirtilmişti. ATK, ölümün suda boğulma sonucu meydana geldiği değerlendirmesini yaparken, ölümün intihar, kaza ya da başka bir kişinin etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tıbben belirlenemeyeceğini bildirmişti. Raporda söz konusu ilaç etken maddelerinin çürüme süreçleriyle ilişkili olabileceği değerlendirmesi de yer almıştı.</p>

<h3>“Bu maddeler Rojin’in bedenine ne zaman girdi?”</h3>

<p>Karabulut’un yeni incelemesiyle birlikte soruşturma açısından yanıt bekleyen sorular yeniden gündeme geldi.</p>

<p><strong>Rocuronium ve Ornidazole Rojin’in bedenine ne zaman ve nasıl girdi?</strong></p>

<p><strong>Rocuronium’a kimler erişebiliyordu?</strong></p>

<p><strong>Maddelerin tespit edilmesiyle ilgili değerlendirmeler bugüne kadar neden kamuoyuna ayrıntılı biçimde açıklanmadı?</strong></p>

<p><strong>Ameliyat kayıtları ile otopsi bulguları arasında nasıl bir ilişki bulunuyor?</strong></p>

<p>Bu soruların yanıtlarının belirlenebilmesi için yeni adli-tıbbi incelemelerin ve ilaçların kaynağına ilişkin kapsamlı bir araştırmanın yapılması talep ediliyor.</p>

<h3>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: “Sormaktan vazgeçmedik”</h3>

<p>Rojin Kabaiş dosyasını yakından takip eden <strong>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu</strong>, yeni bulguların ardından yaptığı açıklamada, Rojin’in ölümüne ilişkin gerçeğin ortaya çıkarılması çağrısını yineledi.</p>

<p>Platform, açıklamasında <strong>“Rojin’e ne olduğunu sormaktan vazgeçmedik”</strong> diyerek, ortaya çıkan yeni bulgular karşısında yetkililerden kamuoyunu oyalayacak açıklamalar yerine gerçeği ortaya çıkaracak etkin bir soruşturma yürütülmesini istedi.</p>

<p>Platform, Rojin’in ölümünün üzerindeki şüphelerin giderilmesi ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini vurguladı.</p>

<h3>Soruşturma tüm yönleriyle sürdürülmeli</h3>

<p>Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 18 gün süren arama çalışmalarının ardından 15 Ekim 2024’te Van Gölü’nün Mollakasım sahilinde cansız bedeni bulunmuştu.</p>

<p>Soruşturma kapsamında bugüne kadar çok sayıda kişinin DNA örneği alınırken, dosyada yeni incelemeler de yapılmaya devam ediyor. Temmuz ayında Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, yeni avukatların dosyayı yeniden ele aldığını ve daha önce yapılmayan incelemelerin gerçekleştirileceğini açıklamıştı.</p>

<p>Ağustos ayında ise soruşturma kapsamında bir tanığın tehdit edildiği iddiası da gündeme gelmiş, aile avukatı Karabulut söz konusu dosyanın ana soruşturmayla birleştirilmesini talep etmişti.</p>

<p>Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin <strong>ATK’nın mevcut değerlendirmesi suda boğulma yönünde olsa da</strong>, ölümün nasıl gerçekleştiği konusunda tıbbi olarak kesin bir sonuca varılamadığı belirtiliyor. Ailenin avukatı tarafından gündeme getirilen yeni adli-tıbbi değerlendirmeler ise dosyanın yeniden ve bütün yönleriyle incelenmesi talebini güçlendiriyor.</p>

<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da Rojin’in ölümünün üzerindeki tüm şüpheler giderilene ve olayın nasıl gerçekleştiği ortaya çıkarılana kadar soruların sorulmaya devam edeceğini belirterek şu soruyu yeniden gündeme taşıdı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Rojin Kabaiş’e ne oldu?</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-rojin-kabaise-ne-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-25-145950.png" type="image/jpeg" length="28297"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyasette kadınlara yönelik çevrimiçi saldırılar: “Burada yerin yok” mesajı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/siyasette-kadinlara-yonelik-cevrimici-saldirilar-burada-yerin-yok-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/siyasette-kadinlara-yonelik-cevrimici-saldirilar-burada-yerin-yok-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa, İrlanda, İtalya, Portekiz ve İspanya'dan araştırmaya dahil edilen adayların yaklaşık yüzde 80'i toksik içerikli yanıtlarla karşılaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3>Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yarışan 88 adayın X platformundaki 3,2 milyondan fazla yanıtını inceleyen araştırma, kadın siyasetçilerin erkeklere kıyasla daha fazla kişisel, cinsiyetçi ve cinsel içerikli saldırıya maruz kaldığını ortaya koydu. Yaklaşık 2 bin 700 toksik mesajın incelendiği çalışmaya göre, kadınlara yönelen saldırılar yalnızca daha ağır değil; aynı zamanda onların siyasetteki varlığını sorgulamayı hedefliyor.</h3>
</blockquote>

<p>Sosyal medya, siyasetin daha geniş kesimlere ulaşmasını, yurttaşların görüşlerini doğrudan ifade etmesini ve siyasetçilerle iletişim kurmasını kolaylaştırdı. Ancak aynı alanlar, özellikle kadın siyasetçiler açısından ciddi bir çevrimiçi şiddet ve taciz alanına da dönüşmüş durumda.</p>

<p>Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’nde görev yapan araştırmacıların yürüttüğü yeni bir analiz, <strong>2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yarışan 88 adayın X platformunda aldığı 3,2 milyondan fazla yanıtı</strong> inceledi. Araştırma, kadın ve erkek siyasetçilerin çevrimiçi ortamda aynı tür saldırılarla karşılaşmadığını ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmada, mesajların ne ölçüde kaba, aşağılayıcı veya tartışmayı sürdürülemez hale getirecek nitelikte olduğunu ölçmek için Perspective API adlı toksisite tespit aracı kullanıldı. Ardından en yüksek toksisite puanına sahip yaklaşık <strong>2 bin 700 yanıt</strong> araştırmacılar tarafından tek tek incelendi.</p>

<h2>Toksik yanıtların yüzde 71'i kadınlara yöneldi</h2>

<p>Fransa, İrlanda, İtalya, Portekiz ve İspanya'dan araştırmaya dahil edilen adayların yaklaşık yüzde 80'i toksik içerikli yanıtlarla karşılaştı.</p>

<p>İlk bakışta kadın adayların erkeklerden daha fazla toksik mesaj aldığı görüldü. Ancak adayların aldıkları toplam yanıt sayısı hesaba katıldığında, toksik yanıtların oranındaki cinsiyet farkı istatistiksel olarak anlamlılığını yitirdi.</p>

<p>Buna rağmen saldırıların <strong>niteliği açısından belirgin bir fark</strong> ortaya çıktı.</p>

<p>Araştırmada manuel olarak incelenen en açık biçimde toksik yanıtların <strong>yüzde 71'i kadın adaylara yöneltilmişti.</strong></p>

<p>Kadın siyasetçiler yalnızca politikaları veya siyasi tercihleri nedeniyle eleştirilmedi. Onlara yönelik saldırılarda kişisel aşağılama, cinsiyetçi hakaretler, cinsel içerikli ifadeler ve siyasetten çekilmelerini isteyen mesajlar öne çıktı.</p>

<p>Araştırmaya göre <strong>her dört kadın adaydan biri cinsel içerikli yorumlarla karşılaştı.</strong></p>

<h2>Erkeklere yönelik saldırılar daha çok siyasi tutumlarına odaklandı</h2>

<p>Erkek siyasetçiler de çevrimiçi hakaret ve saldırılardan payını aldı. Ancak erkeklere yönelen saldırıların ağırlıklı olarak siyasi kararlar, mesleki yeterlilik, karakter veya dürüstlük üzerinden şekillendiği görüldü.</p>

<p>Yolsuzluk, beceriksizlik ya da siyasi başarısızlık suçlamaları erkek siyasetçilere yönelik saldırıların öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.</p>

<p>Kadınlara yönelik saldırılarda ise hedef çoğu zaman yaptıkları siyaset değil, <strong>kadın olarak siyasette bulunmaları</strong> oldu.</p>

<p>Bu ayrım araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından birini oluşturuyor.</p>

<p>Bir siyasetçiye “Yanlış düşünüyorsun” demek ile “Senin siyasette ne işin var?” mesajı vermek aynı şey değil. İkinci yaklaşım, yalnızca siyasi görüşe itiraz etmiyor; kişinin kamusal alandaki varlığını ve söz söyleme hakkını sorguluyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu durumu, kadınları siyasi aktörler olarak gayrimeşru göstermeye çalışan <strong>“semiyotik şiddet”</strong> kavramıyla ilişkilendiriyor.</p>

<h2>Tek bir hakaret değil, üst üste bindirilen saldırılar</h2>

<p>Araştırmada yalnızca saldırıların sayısına değil, aynı mesaj içinde kaç farklı saldırı unsurunun bir araya getirildiğine de bakıldı.</p>

<p>Sonuçlar, kadınlara yönelik toksik mesajların daha yoğun bir saldırı biçimi taşıdığını gösterdi.</p>

<p>Kadınlara yöneltilen toksik yanıtların <strong>yüzde 62'sinde iki veya daha fazla saldırı unsuru</strong> bulunurken, erkeklere yönelik toksik yanıtların yüzde 52'sinde tek bir saldırı unsuru yer aldı.</p>

<p>Örneğin bir mesaj aynı anda cinsiyetçi hakaret, cinsel saldırı tehdidi, kişinin ruhsal durumunu hedef alan ifadeler ve siyaseti bırakması yönünde çağrı içerebiliyor.</p>

<p>Bu tür üst üste bindirilmiş saldırılar, tek bir hakaretten daha güçlü bir yıldırma etkisi yaratıyor. Verilen mesaj da yalnızca “sana katılmıyorum” olmaktan çıkıp <strong>“siyasette bulunmanı istemiyorum”</strong> noktasına taşınıyor.</p>

<h2>Siyasi görüş de saldırıların düzeyini etkiliyor</h2>

<p>Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu, sol eğilimli siyasi gruplardan kadın adayların daha fazla toksik yorum alması oldu.</p>

<p>Bu bulgunun, farklı ülkelerde yapılan önceki araştırmalarla da benzerlik gösterdiği belirtiliyor. Böylece cinsiyet ile siyasi ideolojinin bazı durumlarda birleşerek çevrimiçi saldırıların düzeyini artırabildiğine işaret ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla kadın siyasetçilerin karşı karşıya kaldığı çevrimiçi şiddet, yalnızca kadın olmalarından kaynaklanan saldırılarla sınırlı kalmıyor; siyasi kimlikleri de saldırıların biçimini ve yoğunluğunu etkileyebiliyor.</p>

<h2>Kadınların siyasetten uzaklaşmasına neden oluyor</h2>

<p>Sorunun en önemli boyutlarından biri ise çevrimiçi saldırıların yalnızca sosyal medya ekranında kalmaması.</p>

<p>Araştırmalar, çevrimiçi tacizin kadın siyasetçiler arasında <strong>yeniden seçilme isteğinin azalmasına, öz sansüre ve dijital alanlardan tamamen çekilmeye</strong> yol açabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Bu durum demokratik siyaset açısından doğrudan bir sorun yaratıyor.</p>

<p>Çünkü çevrimiçi taciz, kadınların siyasi alana katılımını azaltıyorsa, sonuç yalnızca sosyal medya ortamının daha saldırgan hale gelmesi olmuyor. Kimlerin aday olacağı, kimlerin siyasette kalacağı ve dolayısıyla <strong>kimlerin temsil edileceği</strong> de bu saldırılardan etkileniyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, kadınları siyasetten uzaklaştıran bir çevrimiçi ortam, siyasetin kendisini de daha az kapsayıcı hale getiriyor.</p>

<h2>Sorun yalnızca Avrupa ile sınırlı değil</h2>

<p>Araştırmacılar, elde edilen bulguların tek bir ülkeye veya siyasi kültüre özgü olmadığını vurguluyor.</p>

<p>İsveç, Yeni Zelanda ve Hollanda'da yapılan farklı araştırmalar da kadınların her zaman erkeklerden daha fazla hakaret almadığını; ancak karşılaştıkları saldırıların daha <strong>kişisel, cinselleştirilmiş ve kadınların siyasi görevlerde bulunma hakkını sorgulayan</strong> bir karakter taşıdığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu nedenle siyasette kadınlara yönelik çevrimiçi şiddet, farklı ülkelerde ortak özellikler gösteren küresel bir sorun olarak öne çıkıyor.</p>

<h2>Avrupa Birliği düzenleme yapıyor</h2>

<p>Avrupa Birliği de çevrimiçi şiddet ve tacizle mücadele için yeni düzenlemeler hayata geçiriyor.</p>

<p>Kadınlara yönelik şiddetle ilgili yeni düzenlemeler kapsamında siber takip ve çevrimiçi taciz suç kapsamına alınırken, <strong>Dijital Hizmetler Yasası</strong> büyük çevrimiçi platformlara demokratik süreçlere yönelik riskleri belirleme ve azaltma yükümlülüğü getiriyor.</p>

<p>Ancak araştırmacılara göre yasal düzenlemelerin yanında platformların kendi sorumluluklarını da güçlendirmesi gerekiyor.</p>

<p>Sosyal medya şirketlerinin yalnızca kaç tane toksik mesaj gönderildiğine bakması yeterli görülmüyor. <strong>Cinsiyete dayalı tacizin niteliğinin, kullanılan dilin ve saldırının bağlamının da dikkate alınması</strong> gerekiyor.</p>

<p>Özellikle farklı dilleri, kültürel bağlamları ve yerel ifade biçimlerini anlayabilen moderasyon ve tespit sistemlerinin geliştirilmesi önem taşıyor.</p>

<h2>Kadınların siyasette var olma hakkı da korunmalı</h2>

<p>Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, kadın siyasetçilerin yalnızca erkek siyasetçilere yönelen saldırıların daha yoğun bir biçimiyle karşı karşıya olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Kadınlara yönelik saldırılar çoğu zaman onların <strong>kimliğini, bedenini, özel hayatını ve siyasette bulunma hakkını</strong> hedef alıyor.</p>

<p>Bu nedenle mesele yalnızca sosyal medya kullanıcılarının kullandığı dilin sertliği olarak görülemez.</p>

<p>Çevrimiçi saldırılar kadınları susturuyor, öz sansüre itiyor ve siyasetten uzaklaşmalarına neden oluyorsa, bunun doğrudan demokratik temsil üzerinde sonuçları bulunuyor.</p>

<p>Siyasette kadınların eşit biçimde yer alabilmesi için yalnızca seçimlerde aday olmalarının önündeki engellerin kaldırılması yeterli değil. <strong>Siyasi görüşlerini ifade ettikleri dijital alanlarda da şiddet ve tacizden korunmaları gerekiyor.</strong></p>

<p>Araştırmanın temel mesajı da burada ortaya çıkıyor: Kadın siyasetçilere yönelik çevrimiçi saldırının boyutunu anlamak için yalnızca “kaç hakaret edildiğine” değil, <strong>bu hakaretlerin ne söylediğine ve kadınları neden hedef aldığına</strong> bakmak gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/siyasette-kadinlara-yonelik-cevrimici-saldirilar-burada-yerin-yok-mesaji</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-22-130142.png" type="image/jpeg" length="68523"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana Kadın Platformu: Ayşe Katırcı korunabilirdi, şimdi hesap soruyoruz]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adana-kadin-platformu-ayse-katirci-korunabilirdi-simdi-hesap-soruyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adana-kadin-platformu-ayse-katirci-korunabilirdi-simdi-hesap-soruyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana Kadın Platformu’ndan Ayşe Katırcı için adalet çağrısı: “Erkek adalet değil, gerçek adalet”. “6284’ü etkin uygulayın”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h2>Adana Kadın Platformu: “Ayşe Katırcı için eylemdeyiz”</h2>
</blockquote>

<p>Adana Kadın Platformu, İnönü Parkı’nda Ayşe Katırcı’nın maruz kaldığı şiddete ve kadınlara yönelik erkek şiddetine tepki göstermek için basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı Seren Canbolat okurken, kadınlar 6284 sayılı yasanın etkin uygulanmasını ve Ayşe Katırcı’yı bıçaklayan Arif Tanrıkulu’nun en ağır cezayı almasını istedi.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 08 20 At 18.10.32" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-20-at-181032.jpeg" width="2048" /></h2>

<h2>“Herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun”</h2>

<p>Adana Kadın Platformu, son dönemde artan erkek şiddeti ve kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla İnönü Parkı’nda <strong>“Ayşe Katırcı İçin Eylemdeyiz”</strong> başlıklı basın açıklaması gerçekleştirdi.</p>

<p>Açıklama öncesinde kadınlar, <strong>“Herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun”</strong> sloganını attı. Platform adına açıklamayı Seren Canbolat okudu.</p>

<p>Canbolat, kadınların yaşam hakkına yönelik saldırıların münferit olaylar olmadığını, erkek şiddetinin cezasızlık politikaları ve koruma mekanizmalarının etkin işletilmemesi nedeniyle sürdüğünü belirtti.</p>

<h2>“Ayşe, sekiz uzaklaştırma kararına rağmen korunamadı”</h2>

<p>Ayşe Katırcı’nın yıllardır sistematik şiddete maruz kaldığını belirten Canbolat, Katırcı’nın 10 yıl önce boşandığı Arif Tanrıkulu tarafından boşandığı günden bu yana şiddet gördüğünü ifade etti.</p>

<p>Tanrıkulu hakkında <strong>sekiz uzaklaştırma kararı</strong> verilmesine rağmen Ayşe Katırcı’nın evine girerek saldırının gerçekleştirildiğini belirten Canbolat, kadınların korunmasına ilişkin kararların kâğıt üzerinde kalmasına tepki gösterdi.</p>

<p>Canbolat, Tanrıkulu’nun saldırıdan önce Ayşe Katırcı’ya tehdit içerikli mesajlar gönderdiğini ve evine kefen gönderdiğini belirterek, saldırının öncesinde yaşananların da ciddi bir tehlikenin göstergesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayşe Katırcı’nın saldırıdan günler önce <strong>“Yaşamak istiyorum”</strong> dediğini aktaran Canbolat, buna rağmen gerekli koruma mekanizmalarının işletilmediğini vurguladı.</p>

<h2>“Uzaklaştırma kararları neden etkin uygulanmıyor?”</h2>

<p>Platform adına yapılan açıklamada yetkililere şu sorular yöneltildi:</p>

<ul>
 <li>Kadınların aldığı uzaklaştırma kararları neden etkin biçimde uygulanmıyor?</li>
 <li>Tanrıkulu’nun Ayşe Katırcı’nın evinin önünde dolaşmasına ve tehditlerine neden müdahale edilmedi?</li>
 <li>Hakkında çok sayıda uzaklaştırma kararı bulunan bir erkek neden tutuklanmadı?</li>
 <li>Kadınların yaşam hakkını korumak için daha ne olması gerekiyor?</li>
</ul>

<p>Canbolat, kadınların korunabilmesi için yalnızca karar alınmasının yeterli olmadığını, bu kararların sahada etkin biçimde uygulanması gerektiğini söyledi.</p>

<h2>“Kadın cinayetleri tesadüf değil”</h2>

<p>Geçtiğimiz temmuz ayında yalnızca bir hafta içerisinde üç kadının birlikte oldukları erkekler tarafından öldürüldüğünü hatırlatan Canbolat, kadın cinayetlerinin münferit ve tesadüfi olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.</p>

<p>Kadınların her geçen gün erkek şiddetiyle karşı karşıya kaldığını ifade eden Canbolat, devletin görevinin kadınların ve çocukların yaşam hakkını korumak olduğunu söyledi.</p>

<p>Canbolat, <strong>“İşiniz kadınların nasıl doğum yapacağı değil. İşiniz cinayet mahalli ataerkil aileleri güçlendirmek hiç değil”</strong> diyerek, kadınların yaşam hakkını ve eşitliğini merkeze alan politikaların hayata geçirilmesini istedi.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 08 20 At 18.10.32 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-20-at-181032-2.jpeg" width="2048" /></h2>

<h2>“Göreviniz 6284 sayılı kanunu etkin uygulamak”</h2>

<p>Kadınların korunmasında <strong>6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmasının</strong> hayati önemde olduğunu vurgulayan Canbolat, uzaklaştırma kararlarının uygulanmasının devletin sorumluluğu olduğunu belirtti.</p>

<p>Canbolat, “Göreviniz kadınları ve çocukları korumak, güçlendirmek ve eşitsizliği ortadan kaldırarak kadın odaklı politikalar üretmektir. Göreviniz 6284 sayılı kanunu etkin kullanmaktır. Göreviniz uzaklaştırma kararını uygulamaktır” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“Arif Tanrıkulu en ağır cezayı alana kadar mücadele edeceğiz”</h2>

<p>Ayşe Katırcı için adalet talebini yineleyen Adana Kadın Platformu, saldırının sorumlusunun en ağır cezayı alması için mücadele edeceklerini açıkladı.</p>

<p>Canbolat, <strong>“Ayşe’ye söz veriyoruz. Arif Tanrıkulu en ağır cezayı alana kadar mücadelemiz sürecektir”</strong> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basın açıklaması, kadınların hep birlikte attığı <strong>“Erkek adalet değil, gerçek adalet”</strong> sloganıyla sona erdi. Platform, Ayşe Katırcı şahsında tüm kadınların yaşam hakkını savunmaya ve erkek şiddetine karşı mücadeleyi sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="665" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/WvAGRlYtLVY" title="Adana Kadın Platformu, &quot;Ayşe Katırcı İçin Eylemdeyiz&quot;" width="1183"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adana-kadin-platformu-ayse-katirci-korunabilirdi-simdi-hesap-soruyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-20-at-181032-1.jpeg" type="image/jpeg" length="51537"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İŞKAD’dan kadın girişimcilere ‘ödül’ çağrısı…]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri başvuru süresi, yoğun ilgi nedeniyle 11 Eylül’e kadar uzatıldı</strong></p>

<p><strong>Kadın girişimcileri ödül heyecanı sardı</strong></p>

<p></p>

<p>ADANA –<strong> </strong>15 Ağustos 2026’da sona ermesi planlanan İş Kadınları Derneği (İŞKAD) Kadın Girişimci Ödülleri 2026 başvuruları, yoğun ilgi nedeniyle 11 Eylül 2026’ya kadar uzatıldı. İŞKAD Başkanı Süheyla Gergin, Adana, Mersin, Doğu Akdeniz Bölgesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) başarılı kadın girişimcileri, yöneticileri ve kadın istihdamına katkı sunan firmaları ödül programına başvurmaya davet etti.</p>

<p><strong>7 FARKLI KATEGORİDE ÖDÜL VERİLECEK</strong></p>

<p>İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 kapsamında; Kadın Girişimci, Genç Kadın Girişimci, Kadın Girişimci (Start-Up), Sosyal Girişimci, Teknolojide Kadın Girişimciliği, Başarılı Kadın Yönetici ve Kadın İstihdamı ve Girişimciliğine Katkı Sunan Firma kategorilerinde ödüller verilecek.</p>

<p>İŞKAD Başkanı Süheyla Gergin, kadınların ekonomik yaşamın her alanında daha görünür ve güçlü olması gerektiğini belirterek, ödül programının kadınların üretim, inovasyon ve istihdama katkılarını teşvik etmeyi ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeyi amaçladığını söyledi.</p>

<p><strong>“KADINLARIN GÜÇLÜ OLDUĞU TÜRKİYE DAHA HIZLI KALKINIR”</strong></p>

<p>Kadınların iş dünyasında daha fazla yer almasının Türkiye’nin kalkınması açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Gergin, “Kadınların ekonomik hayata katılımını artırmak için yıllardır çeşitli projeler, eğitimler, çalıştaylar ve farkındalık etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Kadınların üretimde, yönetimde ve girişimcilikte daha güçlü şekilde yer aldığı bir Türkiye’nin daha hızlı kalkınacağına inanıyoruz” dedi.</p>

<p><strong>BAŞVURU SÜRESİ 11 EYLÜL’E UZATILDI</strong></p>

<p>İŞKAD’ın Anadolu’da kadın girişimciliğini teşvik eden önemli bir hareketin öncüsü olduğunu ifade eden Gergin, yoğun ilgi gören ödül programının bu yıl da geniş bir katılımla gerçekleştirilmesini beklediklerini söyledi. Gergin, Adana, Mersin ve Doğu Akdeniz Bölgesi’nde faaliyet gösteren kadın girişimcileri, genç girişimcileri, sosyal girişimcileri, yöneticileri ve kadın istihdamına katkı sunan firmaları başvuru yapmaya çağırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“TÜM GİRİŞİMCİ KADINLARI BAŞVURUYA BEKLİYORUZ”</strong></p>

<p>Başvuru süresinin yoğun ilgi nedeniyle 11 Eylül 2026’ya kadar uzatıldığını açıklayan Gergin, tüm girişimci kadınlara çağrıda bulunarak, “Bölgemizde başarılı çalışmalar yürüten, üreten, istihdam sağlayan ve yenilikçi projeler geliştiren tüm kadınlarımızı bu önemli platformda yer almaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 başvuruları <a href="https://www.iskadodulleri.com/" rel="nofollow" target="_blank">https://www.iskadodulleri.com</a> adresi üzerinden gerçekleştirilebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/iskad-suheyla-gergin-3.jpg" type="image/jpeg" length="85153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EŞİK’ten AYM’ye tepki: “Soyadımızdan, kimliğimizden, kütüğümüzden vazgeçmiyoruz!”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/esikten-aymye-tepki-soyadimizdan-kimligimizden-kutugumuzden-vazgecmiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/esikten-aymye-tepki-soyadimizdan-kimligimizden-kutugumuzden-vazgecmiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EŞİK, “Kadınların nüfus kayıt sistemindeki varlığı önce baba, sonra erkek eş üzerinden tanımlanıyor. Bu düzeni kabul etmiyoruz” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu, Anayasa Mahkemesi’nin evlenen kadının nüfus kaydının eşinin hanesine taşınmasını düzenleyen hükmün iptal istemini reddetmesine tepki gösterdi. Kararın kadınların eşit yurttaşlık ve kimlik hakkını görmezden geldiğini belirten EŞİK, “Kadınların nüfus kayıt sistemindeki varlığı önce baba, sonra erkek eş üzerinden tanımlanıyor. Bu düzeni kabul etmiyoruz” dedi.</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin, evlenen kadının nüfus kaydının eşinin hanesine taşınmasını öngören Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 23. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesine ilişkin kararı, kadın örgütlerinin tepkisine yol açtı.</p>

<p>10 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararda AYM, söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetti. EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu ise kararın kadınların kimlik ve eşitlik mücadelesi açısından ciddi bir geriye gidiş anlamına geldiğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemenin iptali istemi, kadınlar aleyhine cinsiyet ayrımcılığı yarattığı gerekçesiyle Av. Gülbahar Yılmaz ve eşi Av. Ömer Çakıröz tarafından açılan dava kapsamında İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla AYM’nin önüne taşınmıştı.</p>

<h2><strong>“AYM, cinsiyetçiliği teknik düzenlemenin arkasına sakladı”</strong></h2>

<p>EŞİK açıklamasında, AYM’nin kararında eşitlik ilkesinin merkezde olması gerekirken, düzenlemenin yalnızca nüfus kayıt sisteminin işleyişine ilişkin teknik bir mesele olarak ele alındığı belirtildi.</p>

<p>Platform, mahkemenin “evlenen kadının kaydının kocasının hanesine taşınması” uygulamasının neden kadın üzerinden değil erkek üzerinden kurulduğunu sorgulamadığını belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<blockquote>
<p>“Ataerkinin tarafında duran Mahkeme, erkeği önceleyen ve kadını evlenmekle onun nüfus sistemine tabi kılan kanunu ‘nüfus kayıt sisteminin işleyişinin belli bir düzen içinde sürmesi için kurulmuş olan teknik düzenleme’ tanımı altına saklamayı tercih etmiştir.”</p>
</blockquote>

<p>EŞİK’e göre asıl tartışılması gereken nokta, nüfus sisteminin neden erkeğin kaydını esas aldığı. Platform, kadın hareketinin yıllardır sürdürdüğü “kütüğümüzü geri alacağız” mücadelesinin de tam olarak bu eşitsizliğe itiraz ettiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“Kütük, kadının kimliğinin parçasıdır”</strong></h2>

<p>AYM kararında nüfus kütüğü kayıtlarının gizli tutulduğu ve bu nedenle kişinin kimliğinin bir parçası olarak değerlendirilemeyeceği yönündeki yaklaşım da EŞİK’in eleştirilerinin odağında yer aldı.</p>

<p>Platform, nüfus kütüğü hanesinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartında yer almamasının, bu kaydın kadınların kimliğiyle ilişkisini ortadan kaldırmadığını belirtti.</p>

<p>Açıklamada, kadınların çeşitli resmi işlemlerde vukuatlı nüfus kayıt örneği sunmak zorunda kaldığı hatırlatılarak, <strong>“Nüfus kaydının erkek üzerinden oluşturulması, gizlilik esas olsun olmasın, kadın özerkliğine ve kimliğine açık bir müdahaledir”</strong> denildi.</p>

<p>EŞİK, kadınların nüfus sistemindeki konumunun önce babaları, ardından erkek eşleri üzerinden tanımlanmasının kadınların bağımsız hukuki kimliği açısından sorgulanması gerektiğini savundu.</p>

<h2><strong>Karar 10’a karşı 5 oyla alındı</strong></h2>

<p>AYM’nin kararının <strong>10’a karşı 5 oyla</strong> alınmasına dikkat çeken EŞİK, beş üye tarafından kaleme alınan iki ayrı karşı oyun kadınların eşitlik talebini daha açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p>Platforma göre karşı oyların temel vurguları, çoğunluk kararında yeterince ele alınmayan <strong>cinsiyet eşitliği ve aile içinde eşitlik</strong> ilkeleri oldu.</p>

<p>EŞİK, Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik hükmü ile devletin cinsiyet temelli eşitsizlikleri ortadan kaldırma yükümlülüğünün kararın değerlendirilmesinde belirleyici olması gerektiğini savundu. Platform ayrıca Anayasa’nın 41. maddesinde düzenlenen aile içindeki eşitlik ilkesine de dikkat çekti.</p>

<h2><strong>“Kadının soyadı ve kütüğü neden sürekli değişiyor?”</strong></h2>

<p>EŞİK açıklamasında, kadınların evlenme ve boşanma süreçlerinde soyadı ve nüfus kayıtlarının değişmesinin de aynı eşitsizlik zincirinin parçası olduğu ifade edildi.</p>

<p>Platform, kadınların önce babalarının, ardından evlendikleri erkeğin nüfus sistemi üzerinden tanımlanmasını eleştirerek, bu durumun kadınların kendi kimlikleri üzerindeki özerkliğini sınırladığını belirtti.</p>

<p>EŞİK’e göre mesele yalnızca bir nüfus kaydının hangi hanede tutulduğu değil; <strong>kadının hukuk önünde bağımsız ve eşit bir birey olarak tanınıp tanınmadığı</strong> meselesi.</p>

<h2><strong>“Aynı gün verilen karar neden 10 Ağustos’ta yayımlandı?”</strong></h2>

<p>EŞİK, AYM kararının yayımlanma zamanlamasına da dikkat çekti.</p>

<p>Platform, mahkemenin “kadının kütüğü” olarak nitelendirdiği bu kararı <strong>4 Haziran’da</strong>, “süresiz nafaka” kararının verildiği gün aldığını belirtti. Ancak kütük kararının o tarihte kamuoyuna duyurulmadığını, yalnızca nafakaya ilişkin kısa kararın açıklandığını ifade etti.</p>

<p>EŞİK, iki kararın aynı gün kamuoyuna açıklanmasının kadın hakları açısından oluşabilecek tepkiyi artırabileceği ihtimaline dikkat çekerek, kararların zamana yayılarak birer birer duyurulmasının “stratejik bir görünüm” sergilediğini savundu.</p>

<p>Platform, bunun bilinçli bir tercih olup olmadığı konusunda doğrudan hüküm vermese de, <strong>kadın haklarını ilgilendiren iki önemli kararın aynı gün alınmış olmasına rağmen farklı zamanlarda kamuoyuna sunulmasının açıklanmaya muhtaç olduğunu</strong> belirtti.</p>

<h2><strong>“Anayasa’yı koruması gereken Mahkeme, Anayasa’yı görmezden gelemez”</strong></h2>

<p>EŞİK, açıklamasının sonunda AYM’nin konumuna dikkat çekti. İç hukukta temel hak ve özgürlükler açısından başvurulabilecek son mercilerden biri olan Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’nın eşitlik hükümlerini görmezden gelmesinin kabul edilemez olduğu belirtildi.</p>

<p>Platform, AYM’nin kadınlara ve kadın haklarına karşı “alenen eşitlik ilkesine aykırı bir strateji” izlediğini düşünmek istemediklerini ifade ederken, kararın kadınların ikincil konumunu yeniden üreten bir yaklaşımı güçlendirdiğini savundu.</p>

<p>EŞİK ayrıca hükümet tarafından ilan edilen <strong>“Aile 10 Yılı”</strong> politikalarının kadınların eşitlik mücadelesi açısından yarattığı tabloya dikkat çekerek, bunun uzun soluklu bir eşitlik karşıtı stratejinin parçası olduğunu ileri sürdü.</p>

<p>Platform, kadınların mücadeleyi sürdüreceğini vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p><strong>“Soyadımızdan, kimliğimizden, kütüğümüzden vazgeçmiyoruz!”</strong></p>

<p>EŞİK, kadınların emeği, bedeni ve kimliği üzerindeki söz ve karar hakkının kendilerine ait olduğunu belirterek <strong>“#EmeğimizBedenimizKimliğimizBizim”</strong> ve <strong>“#Vazgeçmiyoruz”</strong> etiketleriyle mücadeleyi sürdüreceğini duyurdu.</p>

<p><a href="https://esik.org.tr?utm_source=chatgpt.com" rel="noopener" target="_blank">EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/esikten-aymye-tepki-soyadimizdan-kimligimizden-kutugumuzden-vazgecmiyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-12-100234.png" type="image/jpeg" length="74979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran’da genç kadın kendini savunduğu olay nedeniyle idam edildi]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iranda-cinsel-saldiriya-karsi-kendini-savundugunu-soyleyen-23-yasindaki-kadin-idam-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iranda-cinsel-saldiriya-karsi-kendini-savundugunu-soyleyen-23-yasindaki-kadin-idam-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, çocukken zorla evliliğe zorlanan 24 yaşındaki Marzieh Nayeri'yi, Choubindar Hapishanesi olarak da bilinen Kazvin Merkezi Cezaevi'nde idam etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>İran’da 24 yaşındaki Marzieh Nieri, cinsel saldırı girişimine karşı kendisini savunduğunu söylemesine rağmen idam edildi. 17 yaşında ailesinin baskısıyla evlendirildiği belirtilen Nieri, 18 yaşındayken eşinin iş ortağının cinsel saldırı girişimine karşı mutfak bıçağıyla kendisini savunduğunu anlattı. Olay sırasında eşi de hayatını kaybetti. Mahkeme, genç kadının meşru müdafaa savunmasını kabul etmedi ve mağdur yakınlarının talebi üzerine hakkında kısas yoluyla ölüm cezası uygulandı.</strong></h3>
</blockquote>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 08 11 152301" class="detail-photo img-fluid" height="1272" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-11-152301.png" width="1209" /></p>

<p>İran'da kadınlara yönelik idamlar sürerken, genç bir kadının infazı ülkedeki ölüm cezası uygulamasının kadınlar açısından yarattığı ağır sonuçları yeniden gündeme getirdi.</p>

<p><strong>24 yaşındaki Marzieh Nieri</strong>, cumartesi günü şafak saatlerinde İran'ın Kazvin kentindeki Merkez Cezaevi'nde, diğer adıyla <strong>Çubindar Cezaevi'nde</strong> idam edildi.</p>

<p>İran İnsan Hakları Örgütü'nün aktardığı bilgilere göre Nieri, henüz <strong>17 yaşındayken ailesinin baskısıyla evlendirilmişti.</strong> İnfazına neden olan olay ise Ekim 2021'de, Nieri 18 yaşındayken yaşandı.</p>

<h2>“Kendimi savunmak için bıçağı aldım”</h2>

<p>Nieri'nin mahkeme sürecinde yaptığı savunmaya göre, eşinin iş ortaklarından biri alkollü haldeyken kendi evlerinde kendisine cinsel saldırıda bulunmaya çalıştı.</p>

<p>Nieri, saldırıya karşı koymak için mutfak bıçağı aldığını ve kendisini savunurken erkeği yaraladığını söyledi.</p>

<p>Çatışma sırasında <strong>eşi de hayatını kaybetti.</strong></p>

<p>Nieri, olayın ardından kaçmak yerine dört gün sonra kardeşinin evine gitti ve polise teslim oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genç kadının mahkemeye, olaydan önce de eşinin bazı ortakları tarafından defalarca cinsel saldırıya uğradığını veya saldırı girişimiyle karşı karşıya kaldığını anlattığı aktarıldı.</p>

<p>Ancak mahkeme, Nieri'nin <strong>meşru müdafaa iddiasını kabul etmedi.</strong></p>

<h2>Mahkeme “meşru müdafaa” savunmasını reddetti</h2>

<p>Nieri'nin savunmasının mahkeme tarafından kabul edilmemesi, davanın en kritik noktalarından biri oldu.</p>

<p>Genç kadının anlatımına göre olay, kendisine yönelik cinsel saldırı girişiminin ardından yaşanan bir mücadele sırasında meydana geldi. Buna rağmen mahkeme, cinayet suçlaması üzerinden değerlendirme yaptı.</p>

<p>Mağdur yakınlarının <strong>kısas</strong> talebinde bulunmasının ardından Nieri hakkında ölüm cezası kararı verildi.</p>

<p>İran hukukunda kısas, öldürülen kişinin yakınlarına hükümlünün idamını talep etme hakkı tanıyor. Aile, bunun yerine <strong>diyye</strong>, yani kan bedeli karşılığında affetme yolunu da seçebiliyor. Kısas davalarında infazın gerçekleştirilebilmesi için mağdur yakınlarının talebi belirleyici oluyor.</p>

<p>Nieri'nin dosyasında ise bu hak, genç kadının idamıyla sonuçlandı.</p>

<h2>17 yaşında evlilik, 18 yaşında ölüm cezasına giden yol</h2>

<p>Marzieh Nieri'nin hikâyesi, İran'da kadınların karşı karşıya kaldığı <strong>erken yaşta evlilik, aile baskısı, ekonomik ve hukuki bağımlılık ile aile içi şiddet</strong> sorunlarını da yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>İnsan hakları örgütleri, İran'da ölüm cezasına çarptırılan kadınların önemli bir bölümünün eşlerini veya partnerlerini öldürmekle suçlandığına dikkat çekiyor.</p>

<p>İran İnsan Hakları Örgütü, kadınların ölüm cezasıyla karşı karşıya kaldığı davalarda geçmişte yaşanan aile içi şiddetin çoğu zaman yeterince dikkate alınmadığını belirtiyor. Örgütün verilerine göre 2025 yılında İran'da idam edilen kadınların en az 21'i, eşlerini veya nişanlılarını öldürdükleri gerekçesiyle kısas cezasına çarptırılmıştı.</p>

<p>Kadın hakları örgütleri ise bu davaların bir bölümünde kadınların uzun süreli şiddet geçmişine dikkat çekiyor. <strong>Çocuk yaşta ve zorla evlilik, boşanmaya erişimdeki güçlükler, ekonomik bağımlılık ve hukuki korumanın yetersizliği</strong>, şiddet içeren ilişkilerden çıkmayı zorlaştıran başlıca faktörler arasında gösteriliyor.</p>

<h2>2026'da idam edilen kadın sayısı en az 14</h2>

<p>Marzieh Nieri'nin infazı, İran'da 2026 yılında idam edilen kadınların sayısını <strong>en az 14'e çıkardı.</strong></p>

<p>Bu rakam, kadınlara yönelik idamların son yıllarda ulaştığı boyut açısından dikkat çekiyor.</p>

<p>İran İnsan Hakları Örgütü, kadınların idam edilmesinde İran'ın dünya genelinde en yüksek rakamlara sahip ülkelerden biri olduğunu belirtiyor. Örgüt, 2025 yılında İran'da en az 61 kadının idam edildiğine ilişkin uluslararası verileri de aktarıyor.</p>

<p>2025'te İran'da kadınlara yönelik idamların önemli bir bölümü cinayet suçlamalarıyla gerçekleştirildi. Özellikle eşlerini öldürmekle suçlanan kadınların kısas kapsamında ölüm cezasına çarptırılması, kadın hakları örgütlerinin uzun süredir eleştirdiği uygulamalar arasında bulunuyor.</p>

<h2>Aynı gün bir başka kadına 10 kez ölüm cezası</h2>

<p>Marzieh Nieri'nin idam edildiği gün İran'ın Mazenderan eyaletinde <strong>Kolthoum Akbari</strong> hakkında da dikkat çekici bir karar açıklandı.</p>

<p>Akbari, çoğu kendisiyle geçici evlilik yaptığı belirtilen yaşlı erkeklerin öldürülmesiyle ilgili davada <strong>10 ayrı kısas cezasına</strong> çarptırıldı.</p>

<p>Soruşturma, 2023 yılında 82 yaşındaki bir erkeğin şüpheli ölümü üzerine başlatıldı. Erkeğin ailesinin polise başvurmasının ardından soruşturmanın genişletildiği ve başka yaşlı erkeklerin ölümlerinin de dosyaya dahil edildiği bildirildi.</p>

<p>Akbari'nin 11 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulduğu, ancak 11'inci kişinin ailesinin ölüm cezası yerine maddi tazminatı tercih ettiği aktarıldı.</p>

<p>Böylece Akbari hakkında <strong>10 ayrı kısas cezası</strong> gündeme geldi.</p>

<h2>İran'da ölüm cezası geniş ölçekte uygulanıyor</h2>

<p>İran, dünyada ölüm cezasının en yoğun şekilde uygulandığı ülkeler arasında bulunuyor.</p>

<p>İnsan hakları örgütleri, 2025 yılında İran'da <strong>1.600'ün üzerinde infaz</strong> gerçekleştirildiğini bildiriyor. Bu infazların uyuşturucu suçlarından cinayetlere, siyasi ve güvenlik suçlamalarına kadar geniş bir alana yayıldığı belirtiliyor.</p>

<p>İran İnsan Hakları'nın verileri, kadınların da bu infaz politikasının önemli bir bölümünü oluşturduğunu ortaya koyuyor. 2025 yılında Kazvin Çubindar Cezaevi'nde başka bir Marzieh'nin, Marzieh Esmaili'nin de idam edildiği örgüt tarafından kayda geçirilmişti. Bu durum, Nieri ile aynı isimde farklı bir kişinin de daha önce aynı cezaevinde infaz edilmiş olması nedeniyle isim ve dosya bilgilerinin dikkatle ayırt edilmesini gerektiriyor.</p>

<p>Marzieh Nieri'nin infazı ise özellikle <strong>cinsel saldırı iddiasına karşı meşru müdafaa savunmasının reddedilmesi, çocuk yaşta evlilik ve kısas uygulaması</strong> nedeniyle İran'daki kadınların adalete erişimi ve ölüm cezası tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>İnsan hakları kuruluşları, ölüm cezasının geri döndürülemez niteliği nedeniyle İran'da kısas dahil tüm infazların durdurulması çağrısını yineliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iranda-cinsel-saldiriya-karsi-kendini-savundugunu-soyleyen-23-yasindaki-kadin-idam-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-11-152222.png" type="image/jpeg" length="87693"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EŞİK: "İstanbul Sözleşmesi'nden ve kazanılmış haklarımızdan vazgeçmiyoruz"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/esik-istanbul-sozlesmesinden-ve-kazanilmis-haklarimizdan-vazgecmiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/esik-istanbul-sozlesmesinden-ve-kazanilmis-haklarimizdan-vazgecmiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA</strong> – Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 1 Ağustos dolayısıyla yayımladığı açıklamada, platformun kuruluşunun altıncı yılını ve İstanbul Sözleşmesi'nin Türkiye bakımından yürürlüğe giriş yıl dönümünü kutladı. Açıklamada, kadınların eşitlik, özgürlük ve şiddetten uzak bir yaşam mücadelesinin süreceği vurgulanarak, "Kadınların yaşam hakkını, laikliği, eşit yurttaşlığı, sosyal demokratik hukuk devletini ve İstanbul Sözleşmesi'ni savunmaktan vazgeçmeyeceğiz" denildi.</p>

<p>EŞİK tarafından yapılan açıklamada, 1 Ağustos'un yalnızca bir yıl dönümü olmadığı belirtilerek, bu tarihin hem kadınların ortak mücadelesinin simgesi olan EŞİK'in kuruluşunu hem de İstanbul Sözleşmesi'nin yürürlüğe girişini temsil ettiği ifade edildi.</p>

<h3><strong>"EŞİK, kadınların ortak mücadelesiyle doğdu"</strong></h3>

<p>Platform, EŞİK'in 1 Ağustos 2020'de, kadınların ve LGBTİ+'ların kazanılmış haklarına yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde kurulduğunu hatırlattı. Çocuk cinsel istismarı faillerine af girişimine karşı başlayan dayanışmanın, İstanbul Sözleşmesi'ne yönelik saldırılar sonrasında daha geniş bir kadın ağına dönüştüğü belirtilen açıklamada, farklı şehirlerden, kuşaklardan ve siyasal görüşlerden kadınların eşit söz hakkına dayalı, hiyerarşisiz bir dayanışma modeli oluşturduğu kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, EŞİK'in kuruluşunun yalnızca yeni bir platformun ortaya çıkışı değil, Türkiye kadın hareketinin yıllara dayanan mücadelesinin yeni bir örgütlenme biçimi olduğu vurgulandı.</p>

<h3><strong>"İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşam güvencesidir"</strong></h3>

<p>İstanbul Sözleşmesi'nin yalnızca uluslararası bir metin olmadığına dikkat çekilen açıklamada, sözleşmenin devletlere kadınlara yönelik şiddeti önleme, mağdurları koruma, etkin soruşturma yürütme ve bütüncül politikalar geliştirme yükümlülüğü getirdiği ifade edildi.</p>

<p>Platform, sözleşmenin uygulanması için meydanlarda, Meclis'te, sosyal medyada ve hukuk alanında mücadele yürüttüklerini belirterek, Danıştay'da görülen davalarda da kadınların yaşam hakkını ve hukukun üstünlüğünü savunduklarını dile getirdi.</p>

<h3><strong>"İstanbul Sözleşmesi hâlâ yürürlüktedir"</strong></h3>

<p>EŞİK açıklamasında, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının hukuka aykırı olduğu yönündeki görüşünü yineleyerek, sözleşmenin Anayasa'nın 90. maddesi, 6284 Sayılı Kanun ve 6251 Sayılı Onay Kanunu çerçevesinde yürürlükte olduğunu savundu.</p>

<p>Açıklamada ayrıca, insan hakları hukukunun temel ilkelerinden biri olan <strong>geriye götürülemezlik (non-regression)</strong> ilkesine dikkat çekilerek, devletlerin kadınların eşitlik ve yaşam hakkını güvence altına alan kazanılmış hakları ortadan kaldıracak düzenlemeler yapamayacağı ifade edildi.</p>

<h3><strong>"Kadın haklarına yönelik tehditler sürüyor"</strong></h3>

<p>Platform, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının ardından kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve kadına yönelik şiddetin arttığını öne sürerek, kadınların nafaka hakkına, Medeni Kanun'un temel ilkelerine ve toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışına yönelik girişimlerin kaygı verici olduğunu belirtti.</p>

<h3><strong>"Hiçbir kazanılmış hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz"</strong></h3>

<p>Açıklamanın sonunda, kadınların elde ettiği tüm hakların uzun yıllara dayanan mücadelenin ürünü olduğu vurgulanarak şu mesaj verildi:</p>

<blockquote>
<p>"Bugün EŞİK'in kuruluşunun altıncı yılında bizi ayakta tutan yalnızca haklılığımız değil, örgütlü mücadelemiz ve dayanışmamızdır. Kadınların yaşam hakkını, laikliği, eşit yurttaşlığı, sosyal demokratik hukuk devletini ve İstanbul Sözleşmesi'ni savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Kadın dayanışması varsa her zaman umut da vardır."</p>
</blockquote>

<p>EŞİK, açıklamasını <strong>"EŞİK'in doğum günü ve İstanbul Sözleşmesi'nin yürürlüğe girdiği gün kutlu olsun"</strong> sözleriyle tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/esik-istanbul-sozlesmesinden-ve-kazanilmis-haklarimizdan-vazgecmiyoruz</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/esik1x-kopya.webp" type="image/jpeg" length="46107"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana Kadın Platformu: "Kadın katliamı politiktir, yaşam hakkı kadınlar için kasten değersizleştirildi"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/adana-kadin-platformu-kadin-katliami-politiktir-yasam-hakki-kadinlar-icin-kasten-degersiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/adana-kadin-platformu-kadin-katliami-politiktir-yasam-hakki-kadinlar-icin-kasten-degersiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Açıklamada konuşan Reyhan Acar'ın annesi Selma Acar,"Ne istediler kızımdan. Kadınlardan ne istiyorlar. Biz öldürenlerin bulunmasını istiyoruz."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana Kadın Platformu, son günlerde kentte art arda yaşanan kadın cinayetlerinin ardından düzenlediği basın açıklamasıyla erkek şiddetine ve kadın cinayetlerine tepki gösterdi. Platform adına açıklamayı Belgin Işık okurken, kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde değersizleştirildiği vurgulandı.</p>

<p>Açıklamada, yıllardır kadın cinayetlerini durdurmak ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi için bir araya geldiklerini belirten Platform, "Bu kaçıncı kez kadına şiddeti önleyin deyişimiz, bu kaçıncı kez erkek şiddetini durdurun diye haykırışımız. Kadın cinayetlerinin politik olduğunu yıllardır söylüyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="579" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/-OEM2aPH6SQ" title="Adana Kadın Platformu: &quot;Kadın cinayetleri politiktir" width="1026"></iframe></p>

<p>Kadınların erkek şiddetinden korunması için gerekli önlemlerin bilinçli şekilde alınmadığını savunan Platform, yalnızca son günlerde Adana'da üç kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü hatırlattı. Açıklamada, Reyhan Acar, Hatice Mine Korkmaz ve Semra Yılmaz'ın yaşamlarını yitirdiği belirtilerek, "Bir günde üç ayrı kadın, üç ayrı vahşet biçimi yaşandı. Kadınlar ateşli silahlarla, kesici aletlerle ya da boğularak öldürülüyor. Her yer suç mahalli, her yer kadın cesedi" denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 29 At 18.17.31" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-29-at-181731.jpeg" width="2048" /></p>

<p>Şüpheli kadın ölümlerinin de giderek arttığına dikkat çekilen açıklamada, 2026 yılının ilk altı ayında 150 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, temmuz ayı itibarıyla bu sayının 207'ye ulaştığı ifade edildi.</p>

<p>Platform, kadına yönelik şiddetin münferit olaylar olmadığını belirterek, şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslendiğini ve ataerkil düzen tarafından güçlendirildiğini savundu.</p>

<p>Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı, 6284 sayılı Kanun'un etkin uygulanmaması, cezasızlık politikaları ve iyi hal indirimlerinin erkek şiddetini cesaretlendirdiği öne sürüldü. "Devlet kadınları değil, erkek şiddetini koruyor" ifadelerine yer verildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 29 At 18.17.30" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-29-at-181730.jpeg" width="2048" /></p>

<p>Kadınların evde, sokakta, iş yerinde ve kamusal alanlarda can güvenliğinden yoksun bırakıldığını belirten Platform, "Susmuyoruz, yaşananları söylüyoruz. Korkmuyoruz, haklarımızla var olmak istiyoruz. Abartmıyoruz, gerçekleri haykırıyoruz" mesajını verdi.</p>

<p>Kadına yönelik şiddetin organize ve politik bir tercih olduğu görüşünü dile getiren Platform, kadın hakları mücadelesini sürdüreceklerini belirterek, kadın cinayetlerinin önlenmesi ve erkek şiddetinin durdurulması için iktidarı ve tüm kamu kurumlarını acil önlem almaya çağırdı.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="643" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/cQu1RB9rWPw" title="Bir kişi daha eksilmemek için hemen şimdi harekete geçin" width="362"></iframe></p>

<blockquote>
<h2><strong>Reyhan Acar'ın annesi Selma Acar,"Ne istediler kızımdan. Kadınlardan ne istiyorlar. Biz katilimizin bulunmasını istiyoruz.</strong></h2>
</blockquote>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 29 At 19.49.09" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-29-at-194909.jpeg" width="2048" /></p>

<p>Açıklamada konuşan Reyhan Acar'ın annesi Selma Acar,"Ne istediler kızımdan. Kadınlardan ne istiyorlar. Biz katilimizin bulunmasını istiyoruz. Katil bulunsun ve yargılansın. Kadın cinayetlerine hayır" şeklinde konuştu. Konuşma ardından kadınlar bir süre oturma eylemi yaptı. Eylem sonrası kadınlar, yürüyüşle Reyhan Acar için kurulan taziyeyi ziyaret etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 29 At 19.49.12" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-29-at-194912.jpeg" width="2048" /></p>

<p>Basın açıklaması, "Bir kişi daha eksilmemek için hemen şimdi harekete geçin" çağrısı ve "Yaşasın kadın dayanışması" sloganıyla sona erdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 29 At 18.17.30 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-29-at-181730-1.jpeg" width="2048" /></p>

<p><img height="1536" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-29-at-181832-2.jpeg" width="2048" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/adana-kadin-platformu-kadin-katliami-politiktir-yasam-hakki-kadinlar-icin-kasten-degersiz</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 18:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-29-at-181832-1.jpeg" type="image/jpeg" length="85841"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İŞKAD’dan kadın girişimcilere ödül çağrısı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başvurular 15 Ağustos 2026 Cumartesi gününe kadar devam edecek</strong></p>

<h2><strong>Süheyla Gergin: “Kadınlar her alanda daha güçlü temsil edilmelidir”</strong></h2>

<p></p>

<p>ADANA -<strong> </strong>İş Kadınları Derneği (İŞKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Gergin, tüm girişimci kadınları “İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri”ne başvurmaya çağırdı. İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 kapsamında başvuruların 15 Ağustos 2026 Cumartesi gününe kadar devam edeceğini bildiren Başkan Gergin, kadınların üretimden yönetime kadar ekonominin her alanında daha güçlü temsil edilmesinin Türkiye'nin kalkınmasına önemli katkı sağlayacağını belirterek, İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri'nin kadın girişimcileri teşvik eden en önemli organizasyonlardan biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Kadınların ekonomik hayattaki rolünün her geçen gün daha da güçlendiğine dikkat çeken Gergin, İŞKAD olarak yıllardır eğitimler, projeler, çalıştaylar ve farkındalık etkinlikleriyle kadın girişimciliğini desteklediklerini ifade etti.</p>

<p>Kadınların üretime, inovasyona, istihdama ve sürdürülebilir kalkınmaya sunduğu katkının görünür hale getirilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Gergin, "Kadınlar ürettikçe ekonomi güçleniyor. Başarı hikâyelerinin ödüllendirilmesi, yeni girişimcilik hikâyelerinin de önünü açacaktır. İŞKAD olarak amacımız yalnızca başarılı kadınları ödüllendirmek değil, onların deneyimlerini ve başarılarını diğer kadınlara ilham verecek güçlü rol modeller haline getirmektir" dedi.</p>

<p><strong>"TÜM KADIN GİRİŞİMCİLERİMİZİ BAŞVURUYA BEKLİYORUZ"</strong></p>

<p>Bölgedeki tüm kadın girişimcilere çağrıda bulunan Süheyla Gergin, girişimcilik ekosisteminin kadınların bilgi, cesaret ve üretkenliğiyle daha da güçleneceğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>"Kadınlarımızın ekonomik yaşamda daha görünür olduğu, daha fazla ürettiği ve daha çok istihdam yarattığı bir Türkiye hepimizin ortak hedefidir. Bu nedenle kriterleri taşıyan tüm kadın girişimcilerimizi İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri'ne başvurmaya davet ediyoruz."</p>

<p><strong>YEDİ KATEGORİDE ÖDÜL SAHİPLERİNİ BULACAK, BAŞVURULAR 15 AĞUSTOS'A KADAR DEVAM EDECEK</strong></p>

<p>İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 kapsamında başvurular 1 Temmuz-15 Ağustos 2026 tarihleri arasında kabul edilecek. Ön değerlendirme ve jüri sürecinin ardından ödül almaya hak kazanan isimler, 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek görkemli törende açıklanacak.</p>

<p>Alanında uzman isimlerden oluşan jüri, başvuruları titizlikle değerlendirecek. Jüri Başkanlığını Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azmi Yalçın üstlenirken, iş dünyası, akademi ve girişimcilik ekosisteminden deneyimli isimler de değerlendirme kurulunda yer alacak.</p>

<p><strong>ÖDÜL KATEGORİLERİ</strong></p>

<p>İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 kapsamında ödüller şu kategorilerde verilecek:</p>

<p>- Kadın Girişimci Ödülü</p>

<p>- Genç Kadın Girişimci Ödülü</p>

<p>- Kadın Girişimci (Start-Up) Ödülü</p>

<p>- Sosyal Girişimci Ödülü</p>

<p>- Teknolojide Kadın Girişimciliği Ödülü</p>

<p>- Başarılı Kadın Yönetici Ödülü</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Kadın İstihdamı ve Girişimciliğine Katkı Sunan Firma Ödülü</p>

<p>Başkan Süheyla Gergin, İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri'nin yalnızca başarıyı taçlandıran bir organizasyon olmadığını, aynı zamanda kadın girişimciliğinin gelişmesine katkı sağlayan önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu vurgulayarak, "Üreten, istihdam sağlayan, katma değer oluşturan ve topluma ilham veren tüm kadınlarımızı bu anlamlı organizasyona başvurmaya davet ediyoruz. Kadınlarımızın başarısı, ülkemizin başarısıdır. İŞKAD olarak kadın girişimcilerimizin yanında olmaya, onları desteklemeye ve başarılarını görünür kılmaya kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/iskad-suheyla-gergin-3.jpg" type="image/jpeg" length="37953"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ne Sokakta Ne Evde Güvendeler: Adana'da Aynı Gecede İki Kadın Katledildi]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/ne-sokakta-ne-evde-guvendeler-adanada-ayni-gecede-iki-kadin-katledildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/ne-sokakta-ne-evde-guvendeler-adanada-ayni-gecede-iki-kadin-katledildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana'da Aynı Gece İki Kadın Katledildi: Şiddetin Adresi Bu Kez Hem Sokak Hem Ev Oldu. "Kadın katliamını durdurmanın yolu yaşam hakkını korumaktan geçiyor"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Kadınlara Yönelik Şiddet Durmuyor: Adana'da Aynı Gecede İki Kadın Cinayeti</strong></h2>

<h3><strong>Seyhan'da 24 yaşındaki Reyhan Acar silahlı saldırıyla yaşamını yitirdi, Yüreğir'de ise boşanma aşamasındaki Hatice Mine Kocamaz evinde öldürüldü. Aynı gecede yaşanan iki kadın cinayeti, kadına yönelik şiddetin ulaştığı vahim tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi.</strong></h3>

<p>Adana'da aynı gece yaşanan iki ayrı kadın cinayeti kentte büyük üzüntü yarattı. Seyhan ilçesinde 24 yaşındaki Reyhan Acar, sokakta uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybederken, Yüreğir ilçesinde 40 yaşındaki Hatice Mine Kocamaz ise boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından evinde uyuduğu sırada silahla öldürüldü.</p>

<p>İki farklı ilçede saatler arayla yaşanan cinayetler, kadınların hem kamusal alanda hem de en güvenli olması gereken yaşam alanlarında hedef alınmaya devam ettiğini ortaya koydu.</p>

<h2><strong>Reyhan Acar sokak ortasında vuruldu</strong></h2>

<p>İlk olay Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçe Mahallesi'nde meydana geldi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre 24 yaşındaki Reyhan Acar, sokakta yürüdüğü sırada kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişilerin silahlı saldırısına uğradı. Vücuduna isabet eden kurşunlarla ağır yaralanan genç kadın, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.</p>

<p>Ancak doktorların tüm müdahalesine rağmen Reyhan Acar kurtarılamadı. Genç kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polis ekipleri olay yerinden kaçan saldırgan ya da saldırganların yakalanması için geniş çaplı soruşturma başlattı.</p>

<h2><strong>Hatice Mine Kocamaz evinde uykusunda öldürüldü</strong></h2>

<p>Aynı gece ikinci kadın cinayeti ise Yüreğir ilçesi Kışla Mahallesi'nde yaşandı.</p>

<p>40 yaşındaki Hatice Mine Kocamaz, evinde uyuduğu sırada boşanma aşamasında olduğu belirtilen H.K. tarafından ateşli silahla vurularak öldürüldü.</p>

<p>Silah seslerini duyan mahalle sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Eve giren ekipler, Kocamaz'ın olay yerinde yaşamını yitirdiğini belirledi.</p>

<p>Cinayetin ardından kaçan H.K., polis ekiplerinin çalışması sonucu kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.</p>

<h2><strong>Kadın cinayetleri alarm vermeye devam ediyor</strong></h2>

<p>Adana'da aynı gece yaşanan iki kadın cinayeti, Türkiye'de kadına yönelik erkek şiddetine ilişkin kaygıları yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin raporuna göre Türkiye genelinde bu yılın ilk yarısında <strong>150 kadın öldürüldü</strong>, <strong>151 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.</strong></p>

<p>Raporda ayrıca geçmiş yıllarda "şüpheli ölüm" olarak kayda geçen 12 olayın daha sonra kadın cinayeti olduğunun ortaya çıktığına dikkat çekildi.</p>

<h2><strong>Kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor</strong></h2>

<p>Platformun verilerine göre öldürülen kadınların büyük çoğunluğu en yakınındaki erkekler tarafından yaşamdan koparıldı.</p>

<p>İlk altı ayda öldürülen 150 kadından;</p>

<ul>
 <li>64'ü evli olduğu erkek,</li>
 <li>17'si birlikte olduğu erkek,</li>
 <li>10'u eski eşi,</li>
 <li>4'ü eski partneri tarafından öldürüldü.</li>
</ul>

<p>Böylece toplam <strong>95 kadın</strong>, evli olduğu, birlikte yaşadığı ya da ayrılmak istediği erkekler tarafından öldürüldü.</p>

<p>Raporda ayrıca;</p>

<ul>
 <li>10 kadının akrabası,</li>
 <li>9 kadının babası,</li>
 <li>6 kadının oğlu,</li>
 <li>2 kadının ise kardeşi tarafından öldürüldüğü belirtildi.</li>
</ul>

<p>Platform, kadınların özellikle boşanmak, ayrılmak ya da kendi yaşamlarına ilişkin karar almak istediklerinde hedef hâline geldiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>Kadınların yüzde 61'i evlerinde öldürüldü</strong></h2>

<p>Raporun dikkat çeken başlıklarından biri de cinayetlerin işlendiği yerler oldu.</p>

<p>2026'nın ilk altı ayında öldürülen kadınların <strong>92'si</strong>, yani yaklaşık <strong>yüzde 61'i</strong>, kendi evlerinde öldürüldü.</p>

<p>Platform, "Aile Yılı" söylemiyle kadınların ev içine hapsedildiği bir dönemde, evlerin birçok kadın açısından güvenli bir yaşam alanı olmaktan çıkarak şiddetin görünmezleştiği mekânlara dönüştüğünü ifade etti.</p>

<p>Öte yandan kadınların yalnızca evlerinde değil; sokakta, iş yerinde, araç içinde ve kamusal alanların birçok noktasında da öldürüldüğüne dikkat çekildi.</p>

<h2><strong>"Kadın cinayetlerini durdurmanın yolu yaşam hakkını korumaktan geçiyor"</strong></h2>

<p>Raporda kadın cinayetlerinin gerekçelerine ilişkin de çarpıcı veriler yer aldı.</p>

<p>İlk altı ayda öldürülen kadınlardan;</p>

<ul>
 <li>17'si kendi yaşamına ilişkin karar almak istediği,</li>
 <li>11'i ekonomik gerekçeler bahane edilerek,</li>
 <li>5'i farklı nedenlerle öldürüldü.</li>
</ul>

<p>117 kadının ise hangi gerekçeyle öldürüldüğü tespit edilemedi.</p>

<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:</p>

<blockquote>
<p>"Kadına yönelik şiddetin bahanesi olmaz. Kadın cinayetlerini durdurmanın yolu, faillerin gerekçelerini değil, kadınların yaşam hakkını merkeze almaktan geçer."</p>
</blockquote>

<p>Platform ayrıca Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin üzerinden geçen dört yıl içinde kadın cinayetlerinin her yıl yüksek seviyelerde seyrettiğine dikkat çekerek, kadınların yaşam hakkını güvence altına alacak etkili politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/ne-sokakta-ne-evde-guvendeler-adanada-ayni-gecede-iki-kadin-katledildi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-25-172456.png" type="image/jpeg" length="26337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kadınlar İçin Her Yer Suç Mahalli': DEM Partili Özgül Saki'den Meclis'te İktidara Sert Tepki]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/kadinlar-icin-her-yer-suc-mahalli-dem-partili-ozgul-sakiden-mecliste-iktidara-sert-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/kadinlar-icin-her-yer-suc-mahalli-dem-partili-ozgul-sakiden-mecliste-iktidara-sert-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Kadınlar için artık bu ülkede her yer suç mahalli hâline gelmiş durumda. Her gün en az üç kadın erkekler tarafından öldürülüyor"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada kadın cinayetleri, cinsel saldırı davalarında cezasızlık politikaları ve İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesini sert sözlerle eleştirdi. Saki, "Kadınlar için artık bu ülkede her yer suç mahalli hâline gelmiş durumda. Her gün en az üç kadın erkekler tarafından öldürülüyor" dedi.</p>
</blockquote>

<p>Saki: "Kadınlar İçin Artık Hiçbir Yer Güvenli Değil"</p>

<p>DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada kadınlara yönelik erkek şiddetinin sistematik bir hâl aldığını belirterek, kadın cinayetleri ve cinsel saldırı davalarında yaşanan cezasızlık uygulamalarını gündeme taşıdı.</p>

<p>Kadınların yaşam hakkının korunamadığını ifade eden Saki, "Kadınlar için artık bu ülkede her yer suç mahalli hâline gelmiş durumda. Evde, iş yerinde, sokakta, hatta Meclis'te bile kadınlar güvende değil" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Esenyurt'taki Cinsel Saldırı Davasını Örnek Gösterdi</strong></p>

<p>Konuşmasında İstanbul Esenyurt'ta yaşanan bir cinsel saldırı davasını ayrıntılarıyla anlatan Saki, 11 Haziran 2025 tarihinde Yusuf Şener hakkında nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla tutuklama kararı verildiğini, yerel mahkeme ile istinaf mahkemesinin sanığa 12 yıl hapis cezası verdiğini hatırlattı.</p>

<p>Saki, buna rağmen dosyanın Yargıtay'a gitmesinin ardından kısa sürede karar verildiğini ve sanığın 22 Haziran 2026 tarihinde tahliye edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Fail tahliye edilir edilmez sosyal medya üzerinden tehditlerine devam etti. Mağdur kadının avukatları elektronik kelepçe talebinde bulundu ancak bu talep de reddedildi."</p>

<p>Şikâyetçi kadının tehditlere rağmen geri adım atmadığını aktaran Saki, "Benim mücadelem sadece kendim için değil, tüm kadınlar için" sözlerini Meclis kürsüsünden paylaştı.</p>

<p><strong>"Erkek Şebekesi Kamu Kurumlarında da Karşımıza Çıkıyor"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınlara yönelik şiddetin münferit olaylar olmadığını savunan Saki, kamu kurumları ve yargının da bu yapının bir parçası hâline geldiğini ileri sürdü.</p>

<p>"Bir örüntü hâlinde kamu görevlileri, kolluk güçleri ve yargının içinde yer aldığı bir erkek şebekesi kadınlara adeta savaş açmış durumda" diyen Saki, cezasızlık politikalarının failleri cesaretlendirdiğini öne sürdü.</p>

<p>"İstanbul Sözleşmesi'nden Çıkılması Şiddeti Artırdı"</p>

<p>Saki, kadınlara yönelik şiddetin artışında İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının önemli bir dönüm noktası olduğunu savundu.</p>

<p>İstanbul Sözleşmesi ile 6284 sayılı Kanun'un kadınların yaşam hakkını güvence altına alan temel mekanizmalar olduğunu söyleyen Saki, bu düzenlemelerin etkin biçimde uygulanmadığını ifade etti.</p>

<h3><strong>Kadın cinayetlerine ilişkin verileri de paylaşan Saki, şunları söyledi:</strong></h3>

<p>2022 yılında 327 kadın öldürüldü.</p>

<p>2023 yılında 333 kadın öldürüldü.</p>

<p>2026 yılının ilk altı ayında ise 142 kadın yaşamını yitirdi.</p>

<p>Saki, "İstanbul Sözleşmesi ve 6284, kadın hareketinin yıllarca verdiği mücadelenin ürünüdür. Bunlar uygulanmadığı sürece kadınların yaşam hakkı korunamaz" dedi.</p>

<p><strong>"Şüpheli Kadın Ölümlerinin Üzeri Kapatılıyor"</strong></p>

<p>Konuşmasında "şüpheli kadın ölümü" olarak kayıtlara geçen vakalara da değinen Saki, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarını örnek gösterdi.</p>

<p>Bu ölümlerin arkasındaki gerçeklerin açığa çıkarılması gerektiğini belirten Saki, "Biz kadınlar, şüpheli denilen birçok ölümün arkasında erkek şiddeti olduğunu biliyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ayşe Tokyaz Davasına Dikkat Çekti</p>

<p>Özgül Saki, polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülen Ayşe Tokyaz davasının da erkek şiddetinin örgütlü yapısını ortaya koyduğunu savundu.</p>

<p>Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler'in davayı yakından takip ettiğini belirten Saki, cezasızlık politikalarının failleri güçlendirdiğini ifade ederek, kadın örgütlerinin "Erkek şiddeti son bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" çağrısını Meclis kürsüsünden aktardı.</p>

<p>"Araştırma Önergeleri Reddediliyor, Kadınların Talepleri Görmezden Geliniyor"</p>

<p></p>

<p>Kadınların yıllardır güvenli yaşam talebiyle mücadele ettiğini belirten Saki, Meclis'e sunulan araştırma önergelerinin reddedildiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Kadınların "Sokakta da evde de öldürülmek istemiyoruz" çağrısına rağmen iktidarın kadın politikalarını yalnızca aile ve doğurganlık ekseninde şekillendirdiğini öne süren Saki, şu sözlerle konuşmasını tamamladı:</p>

<p></p>

<p>"Kadınların yaşam hakkını korumaya yönelik etkili politikalar üretilmiyor. Varsa yoksa kadınların çocuk doğurması ve ucuz iş gücü olması konuşuluyor. Artık yeter."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/kadinlar-icin-her-yer-suc-mahalli-dem-partili-ozgul-sakiden-mecliste-iktidara-sert-tepki</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-24-222745.png" type="image/jpeg" length="70592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EŞİK'ten "Kadın Sünneti" Reklamına Sert Tepki: "Bu Bir İnsan Hakları İhlali ve Suçtur"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/esikten-kadin-sunneti-reklamina-sert-tepki-bu-bir-insan-haklari-ihlali-ve-suctur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/esikten-kadin-sunneti-reklamina-sert-tepki-bu-bir-insan-haklari-ihlali-ve-suctur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ne Şiddet Ne Estetik: Bu kadına şiddet ve suçtur]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), sosyal medyada "kadın sünneti" adı altında yapılan tanıtım ve reklamların kabul edilemez olduğunu belirterek, kadın cinsel organı sakatlamasının hiçbir dini, kültürel ya da estetik gerekçeyle meşrulaştırılamayacağını açıkladı. Platform, ilgili bakanlıklara uygulamanın yasaklanması ve sorumlular hakkında hukuki işlem başlatılması çağrısında bulundu.</strong></p>

<p>EŞİK tarafından yapılan yazılı açıklamada, kamuoyunda "kadın sünneti" olarak adlandırılan uygulamanın gerçekte <strong>kadın cinsel organı sakatlaması (Female Genital Mutilation-FGM)</strong> olduğu vurgulandı. Açıklamada, "sünnet" kavramının yapılan ağır yaralama eylemini dini bir kavram üzerinden meşrulaştırmak amacıyla bilinçli şekilde kullanıldığı ifade edildi.</p>

<p><img height="689" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/image-5384.png" width="687" /></p>

<h2>"230 milyon kadın ve kız çocuğu mağdur"</h2>

<p>Platform, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler verilerine işaret ederek, dünya genelinde yaklaşık <strong>230 milyon kız çocuğu ve kadının</strong> kadın genital mutilasyonuna maruz kaldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) tahminlerine göre yalnızca <strong>2026 yılında yaklaşık 4,5 milyon kız çocuğunun</strong> bu uygulamayla karşı karşıya kalma riski bulunduğu ifade edildi. UNFPA ve UNICEF'in uygulamanın tamamen sona erdirilmesi için uzun yıllardır uluslararası çalışmalar yürüttüğü hatırlatıldı.</p>

<h2>"'Hud derisi alma' ifadesi uygulamanın niteliğini değiştirmez"</h2>

<p>EŞİK, gelen tepkiler sonrasında işlemin "hud derisi alma" olarak tanımlanmasının da gerçeği değiştirmediğini belirtti.</p>

<p>Açıklamada, klitoral başlığın (klitoral hood) kadın anatomisinin doğal bir parçası olduğu ve klitorisi dış etkenlerden koruma işlevi gördüğü vurgulanarak, kadın bedenine yönelik bu tür müdahalelerin ister ticari kazanç amacıyla ister dini ya da estetik gerekçelerle yapılsın suç niteliği taşıdığı ifade edildi.</p>

<p><img height="697" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/image-5385.png" width="555" /></p>

<h2>"Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır yaralama"</h2>

<p>Platform, kadınların yeterli bilimsel ve hukuki bilgilendirme yapılmaksızın bu tür işlemlere yönlendirilmesinin ciddi hak ihlallerine yol açtığını belirtti.</p>

<p>Açıklamada, kadın genital mutilasyonunun <strong>Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır yaralama suçu</strong> niteliğinde olduğu savunulurken, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin de devlete bu uygulamaları önleme yükümlülüğü getirdiği kaydedildi.</p>

<h2>İstanbul Sözleşmesi ve CEDAW vurgusu</h2>

<p>EŞİK açıklamasında, <strong>CEDAW Komitesi'nin tavsiye kararları</strong> ile <strong>İstanbul Sözleşmesi'nin 38. maddesinin</strong> kadın cinsel organı sakatlamasını açık biçimde suç olarak tanımladığına dikkat çekildi.</p>

<p>Platform, söz konusu düzenlemelerin kültürel, dini veya geleneksel gerekçelerin bu uygulamayı meşrulaştıramayacağını ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<h2>Bakanlıklara çağrı</h2>

<p>EŞİK, Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekim ve Kadın Sağlığı Kolu ile Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Sağlığı Çalışma Grubu'nun girişimlerini takip ettiklerini belirterek, açılan disiplin soruşturmalarının bir an önce sonuçlandırılmasını istedi.</p>

<p>Platform, <strong>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'na</strong> çağrıda bulunarak, kadın cinsel organı sakatlamasına yönelik tüm girişimlerin yasaklanmasını, sorumlular hakkında gerekli hukuki işlemlerin başlatılmasını ve toplumda farkındalık oluşturacak kapsamlı bir kamu kampanyası yürütülmesini talep etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/esikten-kadin-sunneti-reklamina-sert-tepki-bu-bir-insan-haklari-ihlali-ve-suctur</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/izliyorumesik.png" type="image/jpeg" length="90971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM Kadın Birimi raporu: Fon kesintileri kadın örgütlerini kırılma noktasının ötesine taşıdı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/bm-kadin-birimi-raporu-fon-kesintileri-kadin-orgutlerini-kirilma-noktasinin-otesine-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/bm-kadin-birimi-raporu-fon-kesintileri-kadin-orgutlerini-kirilma-noktasinin-otesine-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UN Women’ın yeni raporu yayında!
UN Women’ın yeni raporuna göre, yaklaşık her 10 kadın örgütünden 9’u mevcut ihtiyaçları karşılamakta zorlandığını bildiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CENEVRE</strong> – BM Kadın Birimi'nin (UN Women) yayımladığı <strong>"Beyond the Breaking Point: The Continuing Impact of Funding Cuts on Women's Organizations in Humanitarian Settings"</strong> başlıklı rapor, uluslararası insani yardım fonlarındaki kesintilerin kadın örgütlerini ağır bir krizle karşı karşıya bıraktığını ortaya koydu. Rapora göre, artan ihtiyaçlara rağmen kadın liderliğindeki ve kadın hakları alanında çalışan kuruluşlar hizmetlerini azaltmak zorunda kalırken, milyonlarca kadın ve kız çocuğu hayati destek hizmetlerine erişimini kaybediyor.</p>

<p>Nisan-Haziran 2026 döneminde hazırlanan araştırma, insani krizlerin yaşandığı <strong>52 ülke ve bölgede faaliyet gösteren 855 kadın örgütünün</strong> katılımıyla gerçekleştirildi. Çalışmada ayrıca örgüt temsilcileri ve hizmet alan kadınlarla yapılan görüşmelere de yer verildi.</p>

<h3>İhtiyaç artıyor, hizmet kapasitesi düşüyor</h3>

<p>Rapora göre kuruluşların <strong>yüzde 84'ü</strong>, 2025 başından bu yana destek ihtiyacı duyan kadın ve kız çocuklarının sayısının arttığını belirtirken, <strong>yüzde 88'i</strong> mevcut kapasitelerinin ihtiyaçların gerisinde kaldığını ifade etti.</p>

<p>Fon kesintileri nedeniyle ekonomik güçlendirme programları, güvenli yaşam alanları, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağdurlarına yönelik destek, eğitim, hukuki yardım ve psikososyal hizmetlerde ciddi daralmalar yaşandığı kaydedildi. En fazla etkilenen gruplar arasında ergen kız çocukları, engelli kadınlar, yerinden edilmiş kadınlar, tek ebeveynli aileler ve çatışma bölgelerinde yaşayan kadınlar bulunuyor.</p>

<h3>Kadınlara yönelik riskler büyüyor</h3>

<p>Araştırmaya katılan kuruluşların gözlemlerine göre destek mekanizmalarının zayıflamasıyla birlikte kadın ve kız çocuklarının karşı karşıya kaldığı riskler de arttı.</p>

<p>Katılımcıların:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüzde <strong>92'si</strong> ekonomik kırılganlığın arttığını,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yüzde <strong>88'i</strong> ruh sağlığı sorunlarının ağırlaştığını,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yüzde <strong>86'sı</strong> toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin arttığını,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yüzde <strong>82'si</strong> okul terklerinin yükseldiğini,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yüzde <strong>72'si</strong> erken ve zorla evliliklerin arttığını,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Yüzde <strong>61'i</strong> ise hayatta kalabilmek için cinsel sömürü ve benzeri riskli durumların arttığını bildirdi.</p>
 </li>
</ul>

<h3>Kuruluşlar kapanma riskiyle karşı karşıya</h3>

<p>Rapora göre kadın örgütlerinin <strong>yüzde 88'i</strong> fon kesintilerinden orta veya ağır düzeyde etkilendiğini belirtirken, <strong>yüzde 61'i</strong> son bir yılda mali durumunun kötüleştiğini ifade etti. Kuruluşların yaklaşık yarısının yalnızca altı aylık veya daha kısa süre yetecek finansmanının kaldığı, her beş örgütten ikisinin ise gelecek bir yıl içinde faaliyetlerini askıya alma ya da tamamen kapanma riskiyle karşı karşıya olduğu aktarıldı.</p>

<p>Maliyetleri azaltmak amacıyla kuruluşların <strong>yüzde 77'si</strong> personel kaybı yaşarken, <strong>yüzde 65'i</strong> gönüllü veya ücretsiz emeğe yöneldi. Maaş kesintileri ve tükenmişlik sendromunun da yaygınlaştığı vurgulandı.</p>

<h3>Temel kurumsal yapı da zayıflıyor</h3>

<p>Rapor, yalnızca hizmetlerin değil, kurumların sürdürülebilirliğini sağlayan temel mekanizmaların da zarar gördüğünü ortaya koydu.</p>

<p>Kuruluşların:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüzde <strong>68'i</strong> kira ve temel işletme giderlerini karşılamakta zorlandığını,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yüzde <strong>41'i</strong> izleme ve değerlendirme sistemlerini küçülttüğünü,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yüzde <strong>38'i</strong> mali yönetim ve denetim kapasitesini azalttığını,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaklaşık üçte biri ise güvenlik, veri yönetimi ve hesap verebilirlik mekanizmalarını zayıflatmak zorunda kaldığını bildirdi.</p>
 </li>
</ul>

<h3><img height="281" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/07/image-5338.png" width="610" /></h3>

<h3>Yeni kaynak arayışı yeterli olmadı</h3>

<p>Fon kayıplarını telafi etmek isteyen kuruluşların <strong>yüzde 71'i</strong> yeni bağışçılara ulaşmaya çalışırken, <strong>yüzde 64'ü</strong> mevcut bağışçılardan ek destek talep etti, <strong>yüzde 63'ü</strong> ise operasyonel giderlerini azalttı. Buna rağmen örgütlerin <strong>yüzde 40'ı</strong>, 2025 ve 2026 yıllarında hiçbir yeni finansman sağlayamadığını bildirdi.</p>

<h3>BM Kadın Birimi: Uzun vadeli yatırım şart</h3>

<p>Raporda, kadın liderliğindeki örgütlerin kriz dönemlerinde yalnızca hizmet sunan kurumlar olmadığı, aynı zamanda toplumsal dayanıklılık, hesap verebilirlik ve yerel insani yardım sistemlerinin temel aktörleri olduğu vurgulandı.</p>

<p>UN Women, donörlere; kadın örgütlerine doğrudan erişilebilen, esnek ve çok yıllı finansman sağlanması, aracı mekanizmaların azaltılması, kadın örgütlerinin karar alma süreçlerine etkin katılımının güvence altına alınması ve bu kuruluşların uzun vadeli kurumsal kapasitesine yatırım yapılması çağrısında bulundu.</p>

<h2 id="view">View online/download</h2>

<ul>
 <li><a href="https://www.unwomen.org/sites/default/files/2026-07/beyond-the-breaking-point-the-continuing-impact-of-funding-cuts-on-womens-organizations-in-humanitarian-settings-en.pdf" rel="nofollow" title="beyond-the-breaking-point-the-continuing-impact-of-funding-cuts-on-womens-organizations-in-humanitarian-settings-en.pdf">Publication (PDF, 1.2 MB)</a></li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/bm-kadin-birimi-raporu-fon-kesintileri-kadin-orgutlerini-kirilma-noktasinin-otesine-tasidi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/image-5338.png" type="image/jpeg" length="51068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Parti Kadın Meclisi: NATO Zirvesinin Güvenliği Değil, Savaşın ve Şiddetin Hedefi Olan Kadınlar Korunmalıdır]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/dem-parti-kadin-meclisi-nato-zirvesinin-guvenligi-degil-savasin-ve-siddetin-hedefi-olan-kadinlar-korunmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/dem-parti-kadin-meclisi-nato-zirvesinin-guvenligi-degil-savasin-ve-siddetin-hedefi-olan-kadinlar-korunmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Kadın Meclisi'nden NATO Zirvesi Tepkisi: "Korunması Gereken Zirve Değil, Savaşın Hedefindeki Kadınlardır"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>DEM Parti Kadın Meclisi, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde yazılı bir açıklama yayımlayarak, zirveye yönelik protestolar nedeniyle gerçekleştirilen gözaltıları eleştirdi. Açıklamada, NATO'nun savaş ve militarizm politikalarının kadınları doğrudan hedef aldığı savunulurken, "Hiçbir güvenlik zirvesi, halkların ve kadınların özgür, eşit ve barış içinde yaşama talebinin önüne geçemez" denildi.</p>
</blockquote>

<h2><strong>DEM Parti Kadın Meclisi'nden NATO Zirvesi Öncesi Açıklama</strong></h2>

<p>DEM Parti Kadın Meclisi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde kamuoyuna yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, zirveye yönelik itirazların savaş karşıtı ve barış talebini dile getiren demokratik bir hak olduğu belirtilirken, bu kapsamda gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarına tepki gösterildi.</p>

<p>Kadın Meclisi, şafak operasyonlarıyla gözaltına alınan kadınların ve gençlerin "güvenlik sorunu" olarak gösterilemeyeceğini belirterek, bu kişilerin "barışın ve demokratik geleceğin inşacıları" olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>"Güvenlik İçin Yapılan Harcamalar, Kadınların Yoksulluğunu Görmezden Geliyor"</strong></h2>

<p>Açıklamada, NATO Zirvesi öncesinde güvenlik gerekçesiyle alınan önlemler ve protokol güzergâhlarında yapılan düzenlemeler de eleştirildi.</p>

<p>Kadın Meclisi, zirve için yapılan harcamaların kadınların giderek derinleşen yoksulluğu karşısında tercih edilen politikaları ortaya koyduğunu savunarak, "Yollara çekilen bariyerler, ekonomik krizle birlikte evlere ve yaşam alanlarına yansıyan yoksulluğun önüne çekilmiş bariyerlerdir" değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"NATO'nun Kuruluş Kodlarında Militarizm ve Erkek Egemenlik Var"</strong></h2>

<p>Açıklamada, NATO'nun kuruluş felsefesinin cinsiyetçilik, milliyetçilik, militarizm ve savaş politikaları üzerine kurulu olduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Kadın Meclisi, NATO ve benzeri askeri ittifakların temel amacının emperyal çıkarlar doğrultusunda tekçi ve erkek egemen politikaları hayata geçirmek olduğunu savunarak, bugüne kadar düzenlenen zirvelerin savaş politikalarının yeniden üretildiği ve meşrulaştırıldığı platformlara dönüştüğünü ifade etti.</p>

<p>Özellikle Ortadoğu'da sürdürülen savaş politikalarının kadınları doğrudan hedef aldığı belirtilen açıklamada, kadınların bedenlerinin, emeklerinin, haklarının ve yaşamlarının savaş politikalarından en ağır şekilde etkilendiği vurgulandı.</p>

<h2><strong>"Kadınların Güvenliği Değil, Savaş Politikalarının Güvenliği Esas Alınıyor"</strong></h2>

<p>DEM Parti Kadın Meclisi, NATO zirvelerinde halkların ve kadınların güvenliğinin değil, sermayenin, emperyal çıkarların ve savaş politikalarının güvenliğinin esas alındığını öne sürdü.</p>

<p>Açıklamada, "Bu zirvelerde esas alınan halkların ve kadınların güvenliği değil; sermayenin, emperyal çıkarların ve savaş politikalarının güvenliğidir" denilerek, bu nedenle NATO Zirvesi'ne yönelik demokratik itirazların meşru olduğu savunuldu.</p>

<h2><strong>"Kadın Mücadelesi Sınırları Aşıyor"</strong></h2>

<p>Açıklamada, Afganistan'dan İran'a, Suriye'den Sudan'a, Lübnan'dan Türkiye'ye kadar birçok ülkede kadınların haklarına ve yaşamlarına yönelik saldırılara karşı yükselen kadın mücadelesinin ortak bir direniş hattı oluşturduğu ifade edildi.</p>

<p>Bu mücadelenin, aynı zamanda Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'ne yönelik itirazların da temelini oluşturduğu belirtilirken, kadınların savaşa ve militarizme karşı barış talebini büyüttüğü kaydedildi.</p>

<h2><strong>Gözaltı ve Tutuklamalara Tepki</strong></h2>

<p>DEM Parti Kadın Meclisi, NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamaları da eleştirerek, bu uygulamaların demokratik hakların kullanılmasını engellemeye yönelik olduğunu savundu.</p>

<p>Açıklamada, "Bu itirazı susturmaya yönelik yapılan hiçbir gözaltı ve tutuklamayı kabul etmedik, etmeyeceğiz" ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Kadın Meclisi, "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın ruhunun, savaşı besleyen ittifakları değil kadınların özgürlük mücadelesini esas aldığını" belirterek, kadınların erkek egemen düzene karşı mücadelesinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>"Korunması Gereken Zirve Değil, Kadınlardır"</strong></h2>

<p>Açıklamanın sonunda ise NATO Zirvesi'nin güvenliğine odaklanılmasının yerine, savaşın, şiddetin ve sömürünün hedefi haline gelen kadınların korunması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>DEM Parti Kadın Meclisi, "Bu ülkenin gerçek güvenlik sorunu savaştan ve sömürüden beslenen, halkların ve kadınların yaşamını hedef alan emperyalist, kapitalist ve kadın düşmanı ittifaklardır. Sınırları aşan kadın mücadelemizle, dayanışmamızla savaşın karşısında olacak, barışın kurucu özneleri olacağız. NATO Zirvesi'nin güvenliği değil, savaşın ve şiddetin hedefi olan kadınlar korunmalıdır" çağrısıyla açıklamasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/dem-parti-kadin-meclisi-nato-zirvesinin-guvenligi-degil-savasin-ve-siddetin-hedefi-olan-kadinlar-korunmalidir</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-06-093748.png" type="image/jpeg" length="87774"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da Her Üç Kadından Biri Şiddet Yaşıyor, "Eşitlik Paradoksu" Dikkat Çekiyor]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/avrupada-her-uc-kadindan-biri-siddet-yasiyor-esitlik-paradoksu-dikkat-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/avrupada-her-uc-kadindan-biri-siddet-yasiyor-esitlik-paradoksu-dikkat-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[27 ülkede 114 binden fazla kadınla gerçekleştirdiği araştırma, kadınların yüzde 30,7'sinin 15 yaşından sonra fiziksel şiddete maruz kaldığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h1>AB araştırması: Kadına şiddette eşitlik paradoksu</h1>
</blockquote>

<h2>Avrupa'da her üç kadından biri şiddet yaşadı</h2>

<p>Avrupa Birliği'nin 27 üye ülkede 114 bini aşkın kadınla yürüttüğü son cinsiyete dayalı şiddet araştırması, kadınlara yönelik şiddetin yalnızca yoksulluk, düşük eğitim ya da kurumsal zayıflıkla açıklanamayacağını gösterdi. Verilere göre AB'de kadınların yüzde 30,7'si 15 yaşından sonra fiziksel şiddet, tehdit veya cinsel şiddet yaşadı. Finlandiya, İsveç ve Danimarka gibi toplumsal cinsiyet eşitliği göstergelerinde üst sıralarda yer alan ülkelerde oranların daha yüksek çıkması ise "Nordic paradox" tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Avrupa Birliği'nde kadınlara yönelik şiddet, on yıllardır süren yasal reformlara, farkındalık kampanyalarına ve toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarına rağmen aynı yakıcılıkla varlığını sürdürüyor. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı (FRA), Avrupa Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü (EIGE) ve Eurostat tarafından yayımlanan "EU Gender-based Violence Survey - Key results" raporu, 2020-2024 döneminde toplanan verilerle AB genelinde kadınların şiddet deneyimlerine ilişkin en kapsamlı fotoğraflardan birini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırma, AB-27 ülkelerinde 18-74 yaş aralığındaki 114 bin 23 kadınla yapılan görüşmelere dayanıyor. Bulgulara göre kadınların yüzde 30,7'si 15 yaşından bu yana fiziksel şiddet, fiziksel şiddet tehdidi veya cinsel şiddet yaşadığını belirtti. Bu oran, AB nüfusu içinde yaklaşık 50 milyon kadına karşılık geliyor.</p>

<p>Raporun en çarpıcı yanı, şiddetin yalnızca görülme sıklığını değil, sonuçlarını ve mağdurların yardım mekanizmalarıyla temasını da ölçmesi. Kadınların önemli bir bölümü yaşadıkları şiddeti yakın çevreleriyle paylaşsa da resmi kurumlara başvuru oranları düşük kalıyor. Hayatı boyunca şiddet yaşayan kadınların yalnızca yüzde 20,5'i sağlık veya sosyal hizmet sağlayıcılarıyla temas kurdu; yüzde 13,9'u olayı polise bildirdi; yüzde 6,4'ü ise yardım hattı ya da mağdur destek hizmetine ulaştı. Başka bir ifadeyle, şiddetin büyük bölümü adli ve kurumsal kayıtlara hiç girmiyor.</p>

<h2>On yıl sonra aynı tablo</h2>

<p>AB'nin 2014'te yayımlanan ilk geniş ölçekli kadınlara yönelik şiddet araştırması da benzer bir tablo ortaya koymuştu: Her üç kadından biri fiziksel veya cinsel şiddet deneyimi bildirmişti. Aradan geçen on yıl içinde İstanbul Sözleşmesi'nin AB düzeyinde kabulü, ulusal mevzuat düzenlemeleri, mağdur haklarına ilişkin yeni adımlar ve 2024'te kabul edilen AB'nin kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele direktifi gibi önemli gelişmelere rağmen oranlar belirgin biçimde düşmedi.</p>

<p>FRA Direktörü Sirpa Rautio'nun raporun duyurusundaki değerlendirmesi bu durağanlığı özetliyor: On yıl sonra AB, kadınların güvenliğini hâlâ garanti edemiyor ve aynı düzeyde şiddete tanıklık ediyor. Bu saptama, sorunun artık "farkındalık eksikliği" sınırlarının ötesine geçtiğini gösteriyor. Avrupa'da konu biliniyor, ölçülüyor, yasa metinlerine giriyor; ancak nüfus düzeyinde kalıcı azalma yaratacak ölçekte ve süreklilikte politika üretilemiyor.</p>

<h2>Nordic paradox: Eşitlik tek başına yetmiyor</h2>

<p>Araştırmanın en tartışmalı bulgularından biri ülke dağılımında ortaya çıkıyor. Kadınların 15 yaşından sonra fiziksel şiddet, tehdit veya cinsel şiddet yaşama oranı Finlandiya'da yüzde 57,1, İsveç'te yüzde 52,5 olarak ölçüldü. Danimarka'da ise herhangi bir fail tarafından cinsel şiddet görülme oranı yüzde 33,3 ile AB ortalamasının üzerinde yer aldı.</p>

<p>Bu tablo, literatürde "Nordic paradox" olarak adlandırılan tartışmayı güçlendiriyor. Kuzey Avrupa ülkeleri, insani gelişme ve toplumsal cinsiyet eşitliği endekslerinde dünyanın en üst sıralarında yer almasına rağmen kadınlara yönelik şiddet araştırmalarında yüksek oranlar bildirebiliyor. Bu durum, "ülkeler zenginleştikçe ve kadın-erkek eşitliği güçlendikçe şiddet kendiliğinden azalır" varsayımının yetersizliğini gösteriyor.</p>

<p>Uzmanlara göre yüksek oranların bir bölümü, bu ülkelerde kadınların şiddeti tanıma, adlandırma ve anketlerde ifade etme olasılığının daha yüksek olmasıyla açıklanabilir. Ancak bu açıklama tek başına yeterli değil. Toplumsal cinsiyet eşitliği kurumlarının güçlü olması, şiddetin kök nedenlerini otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. Eşitlik politikaları, erkek şiddetini önlemeye dönük uzun vadeli, ölçülebilir ve kaynaklandırılmış programlarla desteklenmediğinde yapısal ilerleme sahada aynı hızda karşılık bulmayabiliyor.</p>

<h2>Ev, iş yeri ve dijital alan güvenli değil</h2>

<p>AB araştırması, şiddetin yalnızca kamusal alanda değil evde ve iş yerinde de sürdüğünü gösteriyor. Her beş kadından biri, partneri, akrabası veya hane içinden başka bir kişi tarafından fiziksel ya da cinsel şiddet yaşadığını belirtti. Her üç kadından biri iş yerinde cinsel tacize maruz kaldığını bildirdi. 18-29 yaş aralığındaki genç kadınlarda iş yerinde cinsel taciz oranı daha da yükselerek beşte iki düzeyine ulaşıyor.</p>

<p>Bu bulgu, genç kuşakların daha fazla eşitlik diliyle büyümüş olmasının şiddet riskini tek başına azaltmadığını ortaya koyuyor. Aksine, genç kadınların hem geleneksel şiddet biçimleriyle hem de dijital ortamda büyüyen yeni saldırı kanallarıyla karşı karşıya olduğu görülüyor. Çevrim içi takip, sosyal medyada tehdit, mahrem görüntülerin rıza dışı paylaşılması, "sextortion" ve yapay zekâ ile üretilen cinsel içerikli sahte görüntüler, şiddeti daha hızlı yayılan, daha zor silinen ve mağduru daha uzun süre kontrol altında tutan bir yapıya dönüştürüyor.</p>

<p>AB'nin 2024 tarihli direktifi bu nedenle yalnızca fiziksel şiddeti değil, kadın sünneti, zorla evlendirme, mahrem ya da manipüle edilmiş materyalin rıza dışı paylaşımı, siber takip, siber taciz ve cinsiyete dayalı şiddet veya nefret kışkırtması gibi çevrim içi ve çevrim dışı farklı şiddet biçimlerini de hedef alıyor. Ancak mevzuatın etkisi, uygulanması, fonlanması ve mağdurların bu mekanizmalara güven duymasıyla sınırlı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Yardım mekanizmalarına erişim hâlâ zayıf</h2>

<p>Araştırma, şiddetin görünmez kalmasının temel nedenlerinden birinin düşük başvuru oranları olduğunu ortaya koyuyor. Kadınlar çoğu zaman korku, utanç, faille aynı evde yaşama, ekonomik bağımlılık, çocukların güvenliği, kurumlara güvensizlik veya suçlanma endişesi nedeniyle polise ya da sosyal hizmetlere başvurmuyor.</p>

<p>AB düzeyinde 116016 numaralı ortak yardım hattı, üye ülkelerdeki ulusal destek hatlarına erişimi kolaylaştırmak için oluşturuldu. Ancak tek bir numaranın varlığı, mağdurların güvenli barınma, hukuki destek, psikososyal yardım, sağlık hizmeti ve uzun vadeli koruma mekanizmalarına kesintisiz erişebileceği anlamına gelmiyor. Veriler, şiddet mağdurlarının büyük bölümünün kurumsal sistemin dışında kaldığını gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle uzmanlar, yalnızca "daha fazla bildirim" çağrısı yapmanın yeterli olmadığını vurguluyor. Kadınların bildirim yaptıklarında korunacaklarına, suçlanmayacaklarına, ekonomik ve sosyal olarak yalnız bırakılmayacaklarına güvenmesi gerekiyor. Aksi hâlde şiddet kayıtlara girmiyor; kayıtlara girmediğinde de politika yapıcıların önündeki tablo olduğundan daha küçük görünüyor.</p>

<h2>Küresel ölçekte de ilerleme yavaş</h2>

<p>Avrupa'daki tablo, küresel verilerle de uyumlu. Dünya Sağlık Örgütü, kadınlara yönelik şiddeti "pandemi boyutlarında" bir halk sağlığı sorunu olarak tanımlıyor. DSÖ'nün 2025'te yayımlanan son tahminlerine göre dünya genelinde kadınların yüzde 30,4'ü yaşamları boyunca fiziksel veya cinsel partner şiddeti ya da partner dışı cinsel şiddet yaşadı; bu yaklaşık 840 milyon kadına karşılık geliyor.</p>

<p>Nature Communications'da 16 Haziran 2026'da yayımlanan akademik değerlendirme de BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 5.2 hedefinin, yani kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddetin 2030'a kadar ortadan kaldırılması hedefinin mevcut hızla gerçekçi görünmediğini savunuyor. Çalışmaya göre sorun, bilgi eksikliğinden çok ölçek, süreklilik, siyasi irade ve hesap verebilirlik eksikliğinde düğümleniyor.</p>

<h2>Çözüm biliniyor, ölçek yetersiz</h2>

<p>DSÖ'nün RESPECT Women çerçevesi, kadınlara yönelik şiddeti azaltmak için kanıta dayalı yedi strateji öneriyor: kadınların güçlendirilmesi, ilişkilerde eşitlikçi becerilerin geliştirilmesi, hizmetlerin güçlendirilmesi, yoksulluğun azaltılması, güvenli ortamların oluşturulması, çocuk ve ergen istismarının önlenmesi ve zararlı toplumsal cinsiyet normlarının dönüştürülmesi.</p>

<p>Ancak bu stratejilerin etkili olabilmesi için kampanya düzeyinde kalmaması gerekiyor. Uzmanlara göre kısa süreli farkındalık çalışmaları, tek başına nüfus düzeyinde kalıcı düşüş yaratmıyor. Hukuk, eğitim, sağlık, sosyal hizmet, yerel yönetimler, adli mekanizmalar ve sivil toplumun aynı hedef doğrultusunda, uzun vadeli bütçelerle ve ölçülebilir göstergelerle çalışması gerekiyor.</p>

<p>AB araştırmasının gösterdiği gerçek şu: Kadına yönelik şiddet, yalnızca "geri kalmışlık" sorunu değil; en gelişmiş, en eşitlikçi toplumlarda da kendini yeniden üretebilen yapısal bir kriz. Bu nedenle çözüm, ekonomik kalkınmanın ya da eşitlik mevzuatının kendiliğinden sonuç vermesini beklemek değil; şiddeti azaltmayı açık, ölçülebilir ve denetlenebilir bir kamu politikası hedefi hâline getirmekten geçiyor.</p>

<p>2030 hedefi bugünkü tempoyla uzak görünse de hedefin kendisi terk edilemez. Milyonlarca kadının yaşamını, sağlığını, güvenliğini ve özgürlüğünü etkileyen bu kriz, ikincil bir sosyal politika başlığı olarak ele alınamayacak kadar büyük. Avrupa'nın son verileri, kadınlara yönelik şiddetin görünmez olmadığını; aksine göz önünde duran, ölçülen ama hâlâ yeterince güçlü yanıt verilmeyen bir kriz olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<ul>
 <li>FRA, EIGE, Eurostat: <a href="https://fra.europa.eu/en/publication/2024/eu-gender-violence-survey-key-results" rel="nofollow">EU Gender-based Violence Survey - Key results</a></li>
 <li>FRA: <a href="https://fra.europa.eu/en/news/2024/one-three-women-eu-have-experienced-violence" rel="nofollow">One in three women in the EU have experienced violence</a></li>
 <li>Nature Communications: <a href="https://www.nature.com/articles/s41467-026-74656-y" rel="nofollow">Is the elimination of violence against women a realistic goal for the near future?</a></li>
 <li>WHO: <a href="https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/violence-against-women" rel="nofollow">Violence against women fact sheet</a></li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/avrupada-her-uc-kadindan-biri-siddet-yasiyor-esitlik-paradoksu-dikkat-cekiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-06-at-092636.jpeg" type="image/jpeg" length="96681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku Dosyasında Yeni Gelişme: 108 Kamu Görevlisi İçin Soruşturma Talebi]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme-108-kamu-gorevlisi-icin-sorusturma-talebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme-108-kamu-gorevlisi-icin-sorusturma-talebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku Dosyasında Yeni Dönemeç: 108 Kamu Görevlisi Hakkında Suç Duyurusu, Gözler ABD’deki Duruşmada.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h3><strong>Dersim’de 2020 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada kritik gelişmeler yaşanıyor. Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, delillerin karartıldığı iddiasıyla 108 kamu görevlisi hakkında suç duyurusunda bulunurken, dosyanın firari şüphelisi Umut Altaş’ın bugün ABD’de hakim karşısına çıkması bekleniyor.</strong></h3>
</blockquote>

<p>Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolmasının ardından geçen altı yılı aşkın sürede dosyadaki belirsizlik sürerken, hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda yeni hukuki adımlar atılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, soruşturma sürecinde delillerin karartıldığı ve dosyanın aydınlatılmasının engellendiği gerekçesiyle 108 kamu görevlisi hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.</p>

<p>Dilekçede, kamu görevlilerinin “suç delillerini gizleme, değiştirme veya yok etme” ile “görevi kötüye kullanma” suçları kapsamında soruşturulması ve şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınması talep edildi.</p>

<h2><strong>Avukat Çimen: “Delil Karartma Bir Bütün Halinde Gerçekleştirildi”</strong></h2>

<p>Savcılığa sunulan başvuruda, dosyada yaşananların yalnızca bireysel ihmallerle açıklanamayacağı ifade edildi. Dilekçede, delillerin karartılmasına yönelik işlemlerin birbirini tamamlayan bir zincir halinde yürütüldüğü ve soruşturmanın ilk günlerinden itibaren bazı uygulamaların gerçeğin ortaya çıkarılmasını zorlaştırdığı öne sürüldü.</p>

<p>Başvuruda, sorumluluğu bulunduğu iddia edilen kamu görevlileri hakkında etkin ve kapsamlı bir adli soruşturma yürütülmesi istendi.</p>

<h2><strong>Firari Şüpheli Umut Altaş Bugün ABD’de Hakim Karşısına Çıkacak</strong></h2>

<p>Dosyanın firari şüphelisi Umut Altaş’a ilişkin uluslararası süreç de devam ediyor. Hakkında çıkarılan kırmızı bülten kapsamında ABD’de yakalanan Altaş’ın bugün hakim karşısına çıkması bekleniyor.</p>

<p>Duruşmada, Türkiye’nin iade talebine ilişkin hukuki sürecin de gündeme gelmesi öngörülüyor. Bu nedenle söz konusu duruşma, Gülistan Doku soruşturmasının uluslararası boyutu açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2><strong>Altı Yıldır Yanıt Bekleyen Sorular</strong></h2>

<p>Gülistan Doku’nun kayboluşuna ilişkin soruşturma, aradan geçen yıllara rağmen kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Ailenin adalet arayışı sürerken, bir yandan Türkiye’de delil karartıldığı iddiaları yargıya taşınıyor, diğer yandan firari şüphelinin iadesine ilişkin süreç ABD’de devam ediyor.</p>

<p>Dosyada yaşanan son gelişmeler, Gülistan Doku’nun akıbetinin aydınlatılması yönündeki beklentileri yeniden gündeme taşıdı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme-108-kamu-gorevlisi-icin-sorusturma-talebi</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-30-105841.png" type="image/jpeg" length="48601"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DOĞU AKDENİZ’İN BAŞARILI KADINLARI İŞKAD ÖDÜLLERİNDE BULUŞACAK]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/dogu-akdenizin-basarili-kadinlari-iskad-odullerinde-bulusacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/dogu-akdenizin-basarili-kadinlari-iskad-odullerinde-bulusacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İŞKAD KADIN GİRİŞİMCİ ÖDÜLLERİ 2026 İÇİN BAŞVURULAR 1 TEMMUZ'DA BAŞLIYOR</strong></p>

<p></p>

<h2><strong>SÜHEYLA GERGİN: "KADINLAR ÜRETTİKÇE EKONOMİ GÜÇLENİYOR"</strong></h2>

<p></p>

<p><strong>ADANA </strong>– İş Kadınları Derneği (İŞKAD) Başkanı Süheyla Gergin, bu yıl gerçekleştirilecek İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 kapsamında Adana, Mersin ve Doğu Akdeniz Bölgesi'ndeki başarılı kadın girişimcilerin, yöneticilerin ve kadın istihdamına katkı sunan kurumların ödüllendirileceğini açıkladı.</p>

<p><img alt="İşkad Süheyla Gergin-2" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/iskad-suheyla-gergin-2.jpg" width="1620" /></p>

<p>Kadınların ekonomik yaşamın her alanında daha görünür olması gerektiğini vurgulayan Gergin, İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri'nin girişimcilik ekosistemini güçlendirmeyi, kadınların üretim, inovasyon ve istihdama katkılarını teşvik etmeyi amaçladığını söyledi.</p>

<p><strong>KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE GÜÇLÜ DESTEK</strong></p>

<p>Kadınların iş dünyasında daha fazla yer almasının Türkiye'nin kalkınması açısından büyük önem taşıdığını belirten İŞKAD Başkanı Süheyla Gergin, "Kadınların ekonomik hayata katılımını artırmak için yıllardır çeşitli projeler, eğitimler, çalıştaylar ve farkındalık etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Kadınların üretimde, yönetimde ve girişimcilikte daha güçlü şekilde yer aldığı bir Türkiye'nin daha hızlı kalkınacağına inanıyoruz" dedi.</p>

<p><strong>TÜM BÖLGEDEKİ KADINLARA ÇAĞRI</strong></p>

<p>İŞKAD'ın Anadolu'da kadın girişimciliğini teşvik eden önemli bir hareketin öncüsü olduğunu kaydeden Gergin, bugüne kadar büyük ilgi gören ödül programının bu yıl da geniş katılımla gerçekleştirileceğini ifade etti. Gergin, Adana, Mersin ve Doğu Akdeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren kadın girişimcileri, genç girişimcileri, sosyal girişimcileri, yöneticileri ve kadın istihdamına katkı sunan firmaları yarışmaya başvurmaya davet etti.</p>

<p><strong>BAŞVURULAR 1 TEMMUZ'DA BAŞLIYOR</strong></p>

<p>İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 kapsamında başvuru sürecinin 1 Temmuz - 15 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirileceğini belirten Gergin, yarışma takviminin şu şekilde planlandığını açıkladı:</p>

<p><strong>YARIŞMA TAKVİMİ</strong></p>

<p>Başvuru Süreci: 1 Temmuz - 15 Ağustos 2026</p>

<p>Ön Değerlendirme Süreci: 15 Ağustos - 25 Ağustos 2026</p>

<p>Jüri Değerlendirme Süreci: 25 Ağustos - 15 Eylül 2026</p>

<p>Ödül Töreni: 3 Kasım 2026</p>

<p><strong>ALANINDA UZMAN İSİMLER JÜRİDE YER ALACAK</strong></p>

<p>İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026'nın jüri üyeleri; iş dünyası, akademi ve girişimcilik ekosisteminin önemli isimlerinden oluşuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>JÜRİ BAŞKANI :</strong> Prof. Dr. Azmi Yalçın – Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi</p>

<p><strong>JÜRİ ÜYELERİ:</strong></p>

<p>- Prof. Dr. Efe Efeoğlu – Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi</p>

<p>- Mehmet Buldurgan – Şirket Ortağım Melek Yatırımcı Ağı Başkanı</p>

<p>- Süleyman Sönmez – STS Group Yönetim Kurulu Başkanı, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı</p>

<p>- Prof. Dr. Nazan Koluman – Çukurova Ziraat Fakültesi Dekanı</p>

<p>- Atakan Çapçı – Anadolu İleri Üretim Teknolojileri A.Ş. Kurucusu</p>

<p>- Şule Karalı – KSG Makina İmalat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi</p>

<p>- Özge Bulut Maraşlı – FABU A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı</p>

<p>- M. Süheyla Gergin – İŞKAD Yönetim Kurulu Başkanı, Kıvılcım Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı</p>

<p>PROJE KOORDİNATÖRÜ : Berman Mantı – ETNA Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. ve Luvilavant Kurucusu.</p>

<p><strong>ÖDÜL KATEGORİLERİ</strong></p>

<p>2026 İŞKAD Girişimcilik Ödülleri için belirlenen kategoriler ise şöyle:</p>

<p>- İŞKAD Kadın Girişimci Ödülü</p>

<p>- İŞKAD Genç Kadın Girişimci Ödülü</p>

<p>- İŞKAD Kadın Girişimci (Start-Up) Ödülü</p>

<p>- İŞKAD Sosyal Girişimci Ödülü</p>

<p>- İŞKAD Teknolojide Kadın Girişimciliği Ödülü</p>

<p>- İŞKAD Başarılı Kadın Yönetici Ödülü</p>

<p>- İŞKAD Kadın İstihdamı ve Girişimciliğine Katkı Sunan Firma Ödülü</p>

<p>İŞKAD Başkanı Süheyla Gergin, kadınların başarı hikâyelerini görünür kılmayı ve yeni girişimcilere ilham vermeyi hedeflediklerini belirterek, "Kadınların emeğini, cesaretini ve üretkenliğini ödüllendirmeye devam edeceğiz. Tüm kadın girişimcilerimizi bu önemli organizasyona katılmaya davet ediyoruz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/dogu-akdenizin-basarili-kadinlari-iskad-odullerinde-bulusacak</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/iskad-yonetim-kurulu.jpeg" type="image/jpeg" length="41410"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EŞİK’ten 12. Yargı Paketi uyarısı: Eşit miras hakkı tehdit altında]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/esikten-12-yargi-paketi-uyarisi-esit-miras-hakki-tehdit-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/esikten-12-yargi-paketi-uyarisi-esit-miras-hakki-tehdit-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EŞİK, beklenen 12. Yargı Paketi’ndeki düzenlemelerin kadınların miras ve mülkiyet hakkı açısından hak kaybı ve ayrımcılık riski taşıdığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu, Adalet Komisyonu’ndan geçen ve TBMM Genel Kurulu’na gelmesi beklenen 12. Yargı Paketi’ndeki düzenlemelerin kadınların miras ve mülkiyet hakkı açısından hak kaybı ve ayrımcılık riski taşıdığını açıkladı.</p>
</blockquote>

<p>EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu, 12. Yargı Paketi’nde yer alan miras kalan taşınmazlarda ortaklığın giderilmesine ilişkin düzenlemelere tepki gösterdi. Platform, teklifin “usule ilişkin” ve “bürokrasiyi azaltmaya yönelik” gibi sunulduğunu ancak özellikle kadınlar ve yoksullar açısından ciddi hak kayıplarına yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>EŞİK’in açıklamasında, miras kalan taşınmazlarda ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi halinde ilk açık artırmanın yalnızca mirasçı maliklerin katılımıyla yapılmasının öngörüldüğü hatırlatıldı. Platform, bu düzenlemenin kadın mirasçıların aile içi baskı, ekonomik güç eşitsizliği ve usulsüz süreçler nedeniyle miras haklarından fiilen dışlanmasına neden olabileceğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, “ilk ihalenin aile arasında yapılması” hedefinin, ekonomik gücü daha zayıf olan kadın mirasçılar açısından baskı aracına dönüşebileceği ifade edildi. Kadınların “şimdi kabul et”, “dava açarız”, “satışa çıkarırız” gibi söylemlerle miras paylarını gerçek değerinin altında devretmeye zorlanabileceği belirtildi.</p>

<p>Platform ayrıca, ilk ihalenin muhammen bedelin yüzde 100’ü üzerinden yapılması ve artırmaya katılacak pay sahiplerinin teminat muafiyetinin kaldırılması halinde masrafların artacağına dikkat çekti. EŞİK’e göre bu durum, nakit sermayesi olmayan kadın mirasçıların mülklerini erkek kardeşlerine ya da ekonomik olarak daha güçlü mirasçılara devretmek zorunda kalmasına yol açabilir.</p>

<p>Açıklamada, teklif kapsamında hazinenin açık artırmalara teminattan muaf katılmasına ilişkin düzenlemeye de tepki gösterildi. EŞİK, bu değişikliğin yalnızca kadınların değil, ekonomik olarak dezavantajlı tüm mirasçıların mülkiyet hakkını zedeleyebileceğini belirtti.</p>

<p>EŞİK, daha önce tapu işlemlerinde arabuluculuk uygulamaları ve Diyanet’in mirasla ilgili hutbeleri konusunda da kadınların eşit miras hakkına yönelik risklere dikkat çektiklerini hatırlattı. Platform, Medeni Kanun’a göre kadın ve erkeğin miras payının eşit olduğunu vurgulayarak kadınlara, içerğini anlamadıkları hiçbir belgeyi imzalamamaları, tapu ve noter işlemlerini mümkünse bizzat takip etmeleri ve baskı ya da tehditle karşılaştıklarında hukuki destek almaları çağrısı yaptı.</p>

<p>EŞİK açıklamasını, “Eşit miras hakkımız da dahil büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz hiçbir medeni hakkımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok. Yasalara dokunmayın, uygulayın” sözleriyle sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/esikten-12-yargi-paketi-uyarisi-esit-miras-hakki-tehdit-altinda</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-27-000528.png" type="image/jpeg" length="45577"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınları ve LGBTİQ+'ları Hedef Alan Düzenlemeler 12. Yargı Paketi'nde Yer Almadı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/kadinlari-ve-lgbtiqlari-hedef-alan-duzenlemeler-12-yargi-paketinde-yer-almadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/kadinlari-ve-lgbtiqlari-hedef-alan-duzenlemeler-12-yargi-paketinde-yer-almadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Örgütlerinden Açıklama: Tartışmalı Düzenlemelerin 12. Yargı Paketi'nden Çıkarılması Mücadelenin Kazanımıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<blockquote>
<h2><strong>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Hakları Hedef Alan Düzenlemeler Meclis'e Gelen Pakette Yok</strong></h2>
</blockquote>

<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 12. Yargı Paketi'nde kadınların, LGBTİQ+'ların ve çocukların haklarını hedef aldığı belirtilen düzenlemelerin yer almamasını örgütlü mücadelenin kazanımı olarak değerlendirdi. Platform, haklara yönelik girişimlerin sona ermediğini belirterek mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.</p>

<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, uzun süredir kamuoyunda tartışılan ve bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan 12. Yargı Paketi'ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Platform, kadınların, LGBTİQ+'ların ve çocukların haklarını hedef aldığı ifade edilen düzenlemelerin pakette yer almamasının, yürütülen örgütlü mücadelenin sonucu olduğunu belirtti.</p>

<h2><strong>"Geri adım attıran örgütlü mücadele oldu"</strong></h2>

<p>Açıklamada, aylardır gündemde olan düzenlemelere karşı kadınların sokaklarda, meydanlarda, kampüslerde, adliyelerde ve Meclis önünde yürüttüğü mücadelenin iktidarın geri adım atmasını sağladığı ifade edildi.</p>

<p>Platform, "Bu, kadınların örgütlü mücadelesinin kazanımıdır. Her gün verdiğimiz mücadele sonucu iktidar geri adım atmak zorunda kaldı" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>"Haklara yönelik saldırılar sürecek" uyarısı</strong></h2>

<p>Platform, tartışmalı düzenlemelerin pakette yer almamasının mücadelenin sona erdiği anlamına gelmediğini belirterek, kadınların kazanılmış haklarına, LGBTİQ+'ların varoluşuna ve çocukların üstün yararına yönelik yeni girişimlerin farklı biçimlerde yeniden gündeme gelebileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, bu girişimlerin tesadüfi olmadığı, eşitlik karşıtı, ayrımcı ve hak gasbını hedefleyen politikaların bir sonucu olduğu ifade edildi.</p>

<h2><strong>"Haklarımız pazarlık konusu yapılamaz"</strong></h2>

<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kadınların varoluşunu suç sayacak ve kazanılmış haklarını ortadan kaldıracak hiçbir düzenlemeye izin vermeyeceklerini vurgulayarak şu mesajı verdi:</p>

<p>"Varoluşumuzu suç sayacak, kazanılmış haklarımızı gasp edecek düzenlemelerin yargı paketleri ile pazarlık konusu edilmesine hiçbir zaman geçit vermeyeceğiz. Örgütlü mücadelemiz ve ısrarlı tepkilerimiz sayesinde yüzlerce yıllık haklarımıza dokunmalarına izin vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz."</p>

<h3><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 06 22 135904" class="detail-photo img-fluid" height="1323" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-22-135904.png" width="1780" /></h3>

<h3><strong>12. Yargı Paketi'nde Neler Var, Neler Yok?</strong></h3>

<p>Nafaka hakkının sınırlandırılması, LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler ve suça sürüklenen çocukların (SSÇ) daha ağır cezalar almasının önünü açacağı gerekçesiyle tartışma yaratan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı <strong>4. Yargı Reformu Strateji Belgesi</strong> doğrultusunda hazırlanan ve <strong>30 maddeden oluşan</strong> pakette, kamuoyunda yoğun tepki çeken <strong>nafaka düzenlemesi</strong>, <strong>LGBTİ+'ları hedef alan hükümler</strong> ile <strong>suça sürüklenen çocuklara ilişkin ceza artırıcı düzenlemeler</strong> yer almadı. Kadın ve LGBTİ+ örgütleri, bu geri adımı yürüttükleri örgütlü mücadelenin sonucu olarak değerlendirdi.</p>

<h3><strong>HAGB düzenlemesinde değişiklik</strong></h3>

<p>Pakette yer alan önemli düzenlemelerden biri de <strong>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)</strong> uygulamasına ilişkin oldu. Yeni düzenlemeye göre HAGB; <strong>işkence</strong>, <strong>eziyet</strong> ve kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işlediği, <strong>kötü muamele</strong> kapsamında değerlendirilen suçlarda uygulanmayacak.</p>

<h3><strong>IBAN mağdurlarına ilişkin düzenleme de pakete girmedi</strong></h3>

<p>Kamuoyunda "IBAN mağdurları" olarak bilinen, banka hesap numaralarını farkında olmadan dolandırıcılar tarafından kullandırdıkları gerekçesiyle <strong>nitelikli dolandırıcılık</strong> suçlamasıyla karşı karşıya kalan kişilere yönelik beklenen yasal düzenleme de 12. Yargı Paketi'nde yer almadı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/kadinlari-ve-lgbtiqlari-hedef-alan-duzenlemeler-12-yargi-paketinde-yer-almadi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-22-134941.png" type="image/jpeg" length="13254"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Güçlü Kadın Güçlü Yarın’ projesinin lansman etkinliği ‘Kampüs Mersin’ ve ‘Garaj Mersin’de gerçekleştirildi.]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/guclu-kadin-guclu-yarin-projesinin-lansman-etkinligi-kampus-mersin-ve-garaj-mersinde-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/guclu-kadin-guclu-yarin-projesinin-lansman-etkinligi-kampus-mersin-ve-garaj-mersinde-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Büyükşehir ‘Kampüs Mersin’ ve ‘Garaj Mersin’ projeleri; girişimcilik, kişisel gelişim ve sosyal etki odaklı programlara ev sahipliği yapmaya devam ediyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>‘GÜÇLÜ KADIN GÜÇLÜ YARIN’ PROJESİ KAMPÜS MERSİN &amp; GARAJ MERSİN’DE TANITILDI</strong></p>

<p>Bu kapsamda JCI Türkiye Hibe Programı tarafından desteklenen ve JCI Mersin Şubesi tarafından yürütülen <strong>‘Güçlü Kadın Güçlü Yarın’</strong> projesinin lansman etkinliği <strong>‘Kampüs Mersin’</strong> ve <strong>‘Garaj Mersin’</strong>de gerçekleştirildi.</p>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Kariyer Merkezi koordinasyonunda hayata geçirilen <strong>‘Kampüs Mersin’</strong> ve <strong>‘Garaj Mersin’</strong> projeleri; girişimcilik, kişisel gelişim ve sosyal etki odaklı programlara ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda JCI Türkiye Hibe Programı tarafından desteklenen ve JCI Mersin Şubesi tarafından yürütülen <strong>‘Güçlü Kadın Güçlü Yarın’</strong> projesinin lansman etkinliği <strong>‘Kampüs Mersin’</strong> ve <strong>‘Garaj Mersin’</strong>de gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Girişimci kadınların ekonomik, sosyal ve kişisel gelişimlerini desteklemeyi amaçlayan proje; eğitim, mentorluk, networking ve girişimcilik odaklı uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Proje kapsamında katılımcılar; kişilik analizi ve kendini keşfetme çalışmaları, finansal yönetim eğitimleri, yapay zekâ araçlarının kullanımı, dijital pazarlama uygulamaları, mentorluk görüşmeleri ve girişimcilik panayırı gibi birçok gelişim fırsatından yararlanabilecek. Ayrıca düzenli networking buluşmalarıyla girişimci kadınların birbirlerinden öğrenmeleri ve güçlü iş birlikleri geliştirmeleri hedefleniyor. Kariyer Merkezi bu projede ev sahipliği yapmanın yanı sıra program içeriğine de katkı sunacak eğitim ve programlar gerçekleştirecek.</p>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Kariyer Merkezi tarafından hayata geçirilen <strong>‘Kampüs Mersin’</strong> ve <strong>‘Garaj Mersin’</strong> projeleri ise üniversite öğrencilerinden girişimcilere, iş dünyasından sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir hedef kitleye hitap eden yeni nesil bir gelişim ve iş birliği ekosistemi olarak faaliyet gösteriyor. Projeler kapsamında bireysel ve ortak çalışma alanları, kariyer ve girişimcilik eğitimleri, mentorluk programları, iş birliği ve networking etkinlikleri, toplantı ve eğitim salonları ile proje geliştirme fırsatları sunuluyor. <strong>‘Kampüs Mersin’</strong> ve <strong>‘Garaj Mersin’</strong>, farklı paydaşları aynı çatı altında buluşturarak Mersin’in girişimcilik ve yenilikçilik kapasitesine katkı sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Gerçekleştirilen lansman etkinliği, kadın girişimciliğinin desteklenmesi kadar kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi açısından da önemli bir adım olarak değerlendirildi. <strong>‘Kampüs Mersin’</strong> ve <strong>‘Garaj Mersin’</strong>in sunduğu paylaşım ve üretim kültürü sayesinde sosyal fayda odaklı projelerin daha geniş kitlelere ulaşması ve sürdürülebilir hale gelmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>Özada: “Sosyal etki odaklı tüm projelere kapımız açık”</strong></p>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Kariyer Merkezi Müdürü Serkan Özada yaptığı değerlendirmede, <strong>“ <i>‘Kampüs Mersin’</i> ve <i>‘Garaj Mersin’</i> projelerini yalnızca toplantı ve çalışma alanları olarak değil, şehrin fikir üreten, proje geliştiren ve iş birliği kuran paydaşlarını buluşturan bir ekosistem olarak tasarladık. Üniversite öğrencilerinden girişimcilere, iş dünyasından sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin kendine yer bulabileceği bu yapı içerisinde eğitimler, mentorluk programları, networking etkinlikleri, proje geliştirme çalışmaları ve kurumsal buluşmalar gerçekleştiriyoruz. JCI Mersin tarafından yürütülen <i>‘Güçlü Kadın Güçlü Yarın’</i> projesine ev sahipliği yaparak desteklenmesi de bu vizyonun önemli örneklerinden biridir” </strong>dedi.</p>

<p>Kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını destekleyen bu tür projeleri son derece kıymetli bulduklarının altını çizen Özada, <strong>“ <i>‘Kampüs Mersin’</i> ve <i>‘Garaj Mersin’</i> olarak sosyal fayda üreten, girişimciliği destekleyen, gençlerin ve toplumun gelişimine katkı sunan tüm proje ve iş birliklerine açığız. Şehrimizin sivil toplum kuruluşlarını, öğrenci kulüplerini, girişimcilerini, akademisyenlerini ve kurumsal markalarını bu ekosistemin bir parçası olmaya davet ediyoruz” </strong>diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kadın</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/guclu-kadin-guclu-yarin-projesinin-lansman-etkinligi-kampus-mersin-ve-garaj-mersinde-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/06/guclu-kadin-guclu-yarin-projesi-kampus-mersin-garaj-mersinde-tanitildi-4.jpg" type="image/jpeg" length="54184"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
