<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habere Güven</title>
    <link>https://www.habereguven.com</link>
    <description>Habere Güven, tarafsız ve güncel habercilik anlayışıyla Türkiye ve dünyadan güvenilir bilgileri okurlarına sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habereguven.com/rss/siyaset" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 16 Mar 2026 14:44:47 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/rss/siyaset"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’Lİ GÜLCAN KIŞ, “ŞAMPİYON AT” SMART LATCH SKANDALINI VE GIDA DENETİM ZİNCİRİNİ MECLİS’E TAŞIDI]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-gulcan-kis-sampiyon-at-smart-latch-skandalini-ve-gida-denetim-zincirini-meclise-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-gulcan-kis-sampiyon-at-smart-latch-skandalini-ve-gida-denetim-zincirini-meclise-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin’de kamuoyuna yansıyan et tartışmalarını ve bir safkan yarış atının kesilmesine rağmen resmi kayıtlarda hâlâ “yaşıyor” görünmesiyle ilgili iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesi veren Kış, hem gıda denetim zincirinin nasıl işlediğinin hem de “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.</p>

<p>Son günlerde kamuoyunda yürütülen tartışmalarda sorumluluğun belediyelere yüklenmeye çalışıldığını belirten Kış, gıda güvenliği konusundaki yetki ve sorumluluğun mevzuatta açık biçimde tanımlandığını söyledi.</p>

<p>CHP’li Kış, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Türkiye’de et ve et ürünlerinin üretiminden kesimine, işlenmesinden depolanmasına ve tüketiciye sunulmasına kadar geçen tüm süreçte resmî denetim yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na aittir. Bu denetimler Bakanlığın taşra teşkilatı olan İl Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından yürütülür. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan bu tablo, gıda denetim zincirinin hangi aşamada kırıldığının sorgulanmasını zorunlu hale getirmektedir.”</p>

<p>Kış, Mersin’de kamu kurumlarına veya belediyelere et tedarik eden işletmelerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlenip denetlenmediğinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.</p>

<p>“Bu işletmeler Bakanlık tarafından onaylı ve kayıtlı işletmeler midir? Son üç yılda kaç resmî denetim yapılmıştır? Bu denetimlerde kaç numune alınmış ve kaçında mevzuata aykırılık tespit edilmiştir? Mersin’de son yıllarda tek tırnaklı hayvan eti tespit edilen işletmeler var mıdır ve bu işletmeler hakkında hangi idari ve cezai işlemler uygulanmıştır? Tüm bunlar kamuoyuna açık ve şeffaf şekilde açıklanmalıdır.”</p>

<h2></h2>

<h2><strong>“SMART LATCH SKANDALI”</strong></h2>

<p>CHP’li Kış’ın Meclis’e taşıdığı bir diğer konu ise kamuoyunda büyük tartışma yaratan “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbeti oldu.</p>

<p>Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre söz konusu at son yarışını 14 Ekim tarihinde koştu ve sakatlığı nedeniyle yarış hayatı sona erdi. Atın sahibi tarafından bir bakımevine gönderildiği belirtilirken, daha sonra ortaya çıkan bilgiler söz konusu atın kesildiği ve etinin Mersin’de bir aşhanede kullanılan etler arasında yer aldığı iddialarını gündeme getirdi.</p>

<p>Olayın en dikkat çekici yönlerinden biri ise Türkiye Jokey Kulübü (TJK) kayıtlarında Smart Latch isimli atın hâlâ “yaşıyor” görünmesi oldu.</p>

<p>CHP’li Kış, bu durumun yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetinin nasıl takip edildiği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>“YASAK OLAN BİR KESİM NASIL GERÇEKLEŞTİ?”</strong></h2>

<p>Tek tırnaklı hayvanların kesimi ve etinin gıda amaçlı kullanımı Türkiye’de mevzuat gereği yasak. Bu nedenle bir yarış atının kesilmesi ve etinin gıda zincirine girmesi yalnızca hayvan refahı açısından değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da son derece ciddi bir durum olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>CHP’li Gülcan Kış, konunun yalnızca bir hayvanın akıbetiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda denetim sistemine ilişkin ciddi bir sorunu ortaya çıkardığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Tek tırnaklı hayvanların kesimi açık biçimde yasaktır. Buna rağmen bir safkan yarış atının kesildiği ve etinin gıda zincirine girdiği iddiaları kamuoyuna yansıyor. Bu at gerçekten bakımevine gönderildi mi? Gönderildiyse hangi işletmeye gönderildi ve bu işletme Bakanlık tarafından ruhsatlı mı? Yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetini kim takip ediyor? Yasak olan bir kesim nasıl gerçekleşti ve bu kesim hangi işletmede, hangi veteriner hekim denetiminde yapıldı? Bu soruların tamamı yanıtlanmak zorundadır.”</p>

<h2></h2>

<h2><strong>“BAKIM ALTINDA OLMASI GEREKEN BİR AT SOFRAYA NASIL GELDİ?”</strong></h2>

<p>Kış, bakım altında olması gereken bir yarış atının kesime gönderilmesinin ciddi bir denetim zafiyetine işaret edebileceğini söyledi.</p>

<p>“Bakım altında olması gereken bir yarış atının nasıl olup da kesime gönderildiği ve sofralara kadar uzanan bir zincirin parçası haline geldiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu olay yalnızca bir hayvanın akıbeti değil; aynı zamanda gıda güvenliği, kamu denetimi ve devletin sorumluluğu açısından da son derece ciddi bir meseledir.”</p>

<p>CHP’li Gülcan Kış, ortaya çıkan tablonun ciddi bir denetim zinciri krizi olduğunu belirterek Tarım ve Orman Bakanlığı’na sert sözlerle yüklendi.</p>

<p>“Eğer gıda denetimi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğundaysa ve buna rağmen yasak olan bir kesim gerçekleşmiş, bu et gıda zincirine girmiş ve denetim mekanizması bunu engelleyememişse ortada çok ciddi bir yönetim sorunu var demektir. Böyle bir denetim zinciri krizi yaşanıyorsa Tarım ve Orman Bakanı derhal oturduğu o koltuktan istifa etmelidir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-gulcan-kis-sampiyon-at-smart-latch-skandalini-ve-gida-denetim-zincirini-meclise-tasidi</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/02/gulcan-1.JPG" type="image/jpeg" length="37287"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akın Gürlek: “Türkiye Bölgede Yön Tayin Eden Bir Ülke Konumuna Geldi”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/akin-gurlek-turkiye-bolgede-yon-tayin-eden-bir-ulke-konumuna-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/akin-gurlek-turkiye-bolgede-yon-tayin-eden-bir-ulke-konumuna-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı görevini yürüten Adalet Bakanı <strong>Akın Gürlek</strong>, Başakşehir Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Gürlek, Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Bugün Türkiye olarak güçlü yarınlara yürürken en büyük dayanağımız adaleti merkeze koymamızdır. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında biz buna ‘Yeni Türkiye Yüzyılı’ diyoruz” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Başakşehir’in Benim İçin Ayrı Bir Yeri Var”</h3>

<p>İftar programında konuşmasına Ramazan ayının manevi atmosferine değinerek başlayan Gürlek, aynı sofrada buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Başakşehir’in kendisi için özel bir yere sahip olduğunu belirten Gürlek, geçmişte ilçede hakimlik, savcılık ve başsavcılık görevlerinde bulunduğunu hatırlattı.</p>

<p>Başakşehir’de halen çok sayıda hakim ve savcının lojmanlarda ikamet ettiğini ifade eden Gürlek, ilçenin hizmet kalitesi açısından Türkiye’ye örnek olduğunu söyledi.</p>

<h3>“Başarı Ekip Çalışmasıyla Gelir”</h3>

<p>Başakşehir’deki kamu kurumları arasında güçlü bir uyum olduğunu vurgulayan Gürlek, belediye yönetimi ve yerel yöneticilerin koordinasyon içinde çalıştığını belirtti.</p>

<p>Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu ve ekibinin çalışmalarını takdir ettiğini ifade eden Gürlek, uyumlu ekip çalışmasının başarıyı beraberinde getirdiğini söyledi.</p>

<p><img class="" height="686" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/image-4323.png" width="1031" /></p>

<h3>“Yeni Türkiye Yüzyılı Hedefimiz”</h3>

<p>Türkiye’nin güçlü yarınlara doğru ilerlediğini dile getiren Gürlek, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hedeflerinin daha güçlü ve müreffeh bir ülke inşa etmek olduğunu belirtti.</p>

<p>Gürlek konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bizim hedefimiz daha güçlü, daha büyük ve daha müreffeh, bölgesinde ve dünyada lider bir Türkiye inşa etmektir.”</p>
</blockquote>

<h3>“Türkiye Artık Bölgede İstikamet Belirleyen Bir Ülke”</h3>

<p>Bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Gürlek, Türkiye’nin uluslararası arenada etkisinin arttığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine vurgu yapan Gürlek, Türkiye’nin artık bölgesel gelişmelerde yön belirleyen bir aktör olduğunu ifade etti.</p>

<blockquote>
<p>“Bakın şu an biz bölgede artık istikamet belirten, yön tayin eden bir ülke konumuna geldik. Bölgedeki huzurun sağlanması ve savaşların sona ermesi konusunda liderler Türkiye’nin masada öncülük etmesini istiyor.”</p>
</blockquote>

<h3>Kadir Gecesi ve Bayram Mesajı</h3>

<p>Konuşmasında Ramazan ayının son günlerine yaklaşıldığını da hatırlatan Gürlek, yaklaşan Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı dolayısıyla iyi dileklerini iletti. Gürlek, bu mübarek günlerin Türkiye’ye, İslam dünyasına ve bölgeye barış ve huzur getirmesi temennisinde bulundu.</p>

<h3>İftar Programına Geniş Katılım</h3>

<p>Programa, 2015 yılında hayatını kaybeden Mehmet Selim Kiraz’ın babası <strong>Hakkı Kiraz</strong> da katıldı. İftarın ardından Gürlek, belediye binasında kurulan kitap fuarını, Tema Park’ı ve Millet Kıraathanesi’ni ziyaret etti.</p>

<p>Belediye kütüphanesinde ders çalışan öğrencilerle sohbet eden Gürlek, gençlere sınavlarında başarı dileklerini iletti. Ayrıca belediyedeki atölyeleri ve Ebru sergisini gezen Gürlek, ramazan etkinlik alanında vatandaşlarla sohbet ederek hatıra fotoğrafları çektirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/akin-gurlek-turkiye-bolgede-yon-tayin-eden-bir-ulke-konumuna-geldi</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 08:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/h-de-s8shb-u-a-aena0.jpg" type="image/jpeg" length="26923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tanrıkulu’ndan Bakan Gürlek’e hasta mahpus soruları: “Adli Tıp raporlarına rağmen infaz ertelenmiyor mu?”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/tanrikulundan-bakan-gurleke-hasta-mahpus-sorulari-adli-tip-raporlarina-ragmen-infaz-ertelenmiyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/tanrikulundan-bakan-gurleke-hasta-mahpus-sorulari-adli-tip-raporlarina-ragmen-infaz-ertelenmiyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sezgin Tanrıkulu, hasta mahpusların durumunu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Tanrıkulu, Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, Adli Tıp Kurumu tarafından verilen “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen infaz ertelemesi uygulanmadığı yönündeki iddiaların doğru olup olmadığını sordu.</p>

<article dir="auto" tabindex="-1">
<h3>Hasta mahpusların durumu Meclis gündeminde</h3>

<p>CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tanrıkulu, hasta tutuklu ve hükümlülerin sağlık koşullarına ilişkin iddiaları Meclis’e taşıyarak Adalet Bakanı Gürlek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.</p>

<p>Tanrıkulu, önergenin gerekçesinde insan hakları savunucularının cezaevlerinde çok sayıda mahpusun ağır hastalıklarla mücadele ettiğini, bazı mahpusların ise tedaviye erişimde ciddi sorunlar yaşadığını dile getirdiğini hatırlattı.</p>

<hr />
<h3>“İnfaz koşulları devletin sorumluluğunda”</h3>

<p>Hasta mahpusların infazının ertelenmesi, tedaviye erişimin sağlanması ve insan onuruna yakışır koşulların oluşturulmasının hem ulusal mevzuat hem de uluslararası insan hakları sözleşmeleri açısından devletin sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, kamuoyuna yansıyan bilgilerin ciddi endişe yarattığını ifade etti.</p>

<p>Tanrıkulu, bazı ağır hasta mahpusların sağlık raporlarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam edildiği ve infaz ertelemesi süreçlerinin geciktiği yönündeki iddialara dikkat çekti.</p>

<hr />
<h3>Bakan Gürlek’e yöneltilen sorular</h3>

<p>CHP’li Tanrıkulu, Adalet Bakanı Gürlek’e şu soruları yöneltti:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Türkiye’de ceza infaz kurumlarında bulunan hasta mahpusların toplam sayısı kaçtır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu mahpuslardan kaçı ağır hasta kategorisindedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Son beş yılda sağlık gerekçesiyle infazı ertelenen veya tahliye edilen mahpus sayısı kaçtır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hasta mahpusların hastanelere sevk süreçlerinde yaşanan gecikmelere ilişkin Bakanlığa ulaşan şikayet sayısı nedir?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Adli Tıp Kurumu’nun “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen infaz ertelemesi uygulanmadığı iddiaları doğru mudur?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mahpusların düzenli sağlık kontrolü ve tedaviye erişimini sağlamak için özel bir program yürütülmekte midir?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağır hasta mahpuslar için alternatif infaz yöntemleri veya infaz ertelemesine yönelik yeni bir yasal ya da idari düzenleme planlanmakta mıdır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>İnsan hakları örgütlerinin dile getirdiği sorunların çözümü için sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleriyle yürütülen bir çalışma bulunmakta mıdır?</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanrıkulu, hasta mahpusların yaşam hakkı ve sağlık hizmetlerine erişimlerinin güvence altına alınmasının hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu vurguladı.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/tanrikulundan-bakan-gurleke-hasta-mahpus-sorulari-adli-tip-raporlarina-ragmen-infaz-ertelenmiyor-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2025/04/sezgin-tanrikulu.webp" type="image/jpeg" length="87828"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EMEP Genel Başkanı Aslan: "Gerçek beka sorunu tencerede aş kaynamamasıdır"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/emep-genel-baskani-aslan-gercek-beka-sorunu-tencerede-as-kaynamamasidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/emep-genel-baskani-aslan-gercek-beka-sorunu-tencerede-as-kaynamamasidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seyit Aslan, Emek Partisi olarak katıldığı Balıkesir Burhaniye etkinliğinde Türkiye’deki ekonomik kriz, iş cinayetleri ve gençlerin geleceğinin çalınmasının gerçek beka sorunu olduğunu vurguladı. Aslan, iktidarın bu sorunları “beka söylemiyle” örtmeye çalıştığını belirterek, halkın birleşik mücadele hattı oluşturması gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>Ekonomik kriz ve iş cinayetleri</h3>

<p>Aslan, Türkiye’de uzun süredir devam eden ekonomik krizin emekçiler üzerindeki yükünü ağırlaştırdığını dile getirerek, 2025 yılında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçi sayısının 2 bin 500’e ulaştığını söyledi. Sendikalaşmanın giderek gerilediğini belirten Aslan, “Bugün gerçek beka sorunu tencerede aş kaynamamasıdır. İş cinayetlerinde ölen işçilerdir, geleceği çalınan gençlerdir” dedi.</p>

<p><img alt="H D Zw Yq Fa E A Apgd X" class="detail-photo img-fluid" height="813" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/h-d-zw-yq-fa-e-a-apgd-x.jpg" width="1080" /></p>

<hr />
<h3>Bölge politikaları ve savaş tehdidi</h3>

<p>Ortadoğu’daki gelişmelere değinen Aslan, İran’a yönelik saldırılar ile Suriye ve Filistin’deki durumu “ateş çemberi” olarak nitelendirdi. Emperyalist müdahalelere karşı çıkarken, bölge halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerinin savunulması gerektiğini ifade etti. “Ortadoğu halkları emperyalist güçlere yaslanamaz, bu daha büyük bir yıkım getirir” dedi.</p>

<hr />
<h3>Toplumsal mücadele ve örgütlenme çağrısı</h3>

<p>Türkiye’de farklı toplumsal kesimlerin ortak talepler etrafında birleşik mücadele hattı oluşturmasının zorunlu olduğunu belirten Aslan, sendikalarda, mahallelerde ve okullarda örgütlenmenin önemine dikkat çekti. Ayrıca, laik-antilaik gibi kutuplaşmaların öne çıkarıldığı, emek-sermaye çelişkisinin ise görünmez hale getirilmeye çalışıldığını vurguladı.</p>

<hr />
<h3>Kürt sorunu ve muhalefete baskılar</h3>

<p>Aslan, Kürt halkının eşitlik, demokrasi ve anadil taleplerinin görmezden gelinemeyeceğini söyledi. Seçilmiş belediyelere yönelik operasyonların ve muhalefete baskıların arttığını belirten Aslan, yargı yoluyla yapılan müdahalelerin siyasi olduğunu ifade etti.</p>

<hr />
<h3>Ortak mücadele çağrısı</h3>

<p>Toplantıyı sonlandırırken Aslan, emekçiler, kadınlar, gençler ve çevre mücadelesi veren köylülerin ortak bir mücadele hattında buluşması gerektiğini vurguladı:<br />
“Bu gidişata karşı işçi sınıfı ve emekçi halkların birleşik mücadelesini büyütmekten başka bir seçenek yok.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantı, katılımcıların değerlendirmeleri ve ortak mücadele başlıklarının tartışılmasıyla sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/emep-genel-baskani-aslan-gercek-beka-sorunu-tencerede-as-kaynamamasidir</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/h-d-zw-yq-ga-m-a-ao50n.jpg" type="image/jpeg" length="97021"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[THY’DE SKANDALLARIN ARDI ARKASI KESİLMİYOR CHP’li Gülcan Kış: “Çalışanlar baskı altında, sorularımıza cevap yok”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/thyde-skandallarin-ardi-arkasi-kesilmiyor-chpli-gulcan-kis-calisanlar-baski-altinda-sorularimiza-cevap-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/thyde-skandallarin-ardi-arkasi-kesilmiyor-chpli-gulcan-kis-calisanlar-baski-altinda-sorularimiza-cevap-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>TBMM <strong>Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyesi</strong>, CHP Mersin Milletvekili <strong>Gülcan Kış</strong>, Türk Hava Yolları’nda (THY) çalışma koşulları, sendikal süreçler ve yönetim ayrıcalıklarına ilişkin iddiaların giderek arttığını belirterek, şirket içinde ciddi bir yönetim–çalışan uçurumu oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Kış, THY çalışanlarından gelen çok sayıda başvuruda ağır çalışma koşulları, sendikal süreçlerde yaşanan sorunlar ve çalışanların ekonomik haklarına ilişkin ciddi iddiaların yer aldığını ifade etti.</p>

<p>“Türk Hava Yolları bu ülkenin bayrak taşıyıcısıdır. Bu nedenle burada yaşanan her gelişme yalnızca bir şirket içi mesele değildir. Çalışanların hakları, uçuş güvenliği ve kamu kaynaklarının kullanımı doğrudan kamuoyunu ilgilendirir” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>“ÇALIŞANLAR İLE YÖNETİM ARASINDA UÇURUM VAR”</strong></p>

<p>CHP’li Kış, şirket içinde üst kademe yöneticiler için kullanılan “TK Ailesi” söylemine dikkat çekerek çalışanlar ile yönetim arasında ciddi bir kopuş oluştuğu yönünde iddialar bulunduğunu söyledi.</p>

<p>İddialara göre üst kademe yöneticilerin sağlık imkanları, uçuş hakları, huzur hakkı ödemeleri ve çeşitli mali avantajlardan yararlandığı, buna karşılık çalışanların ağır çalışma koşulları altında görev yaptığı ifade ediliyor.</p>

<p>Kış, “Bize ulaşan iddialar çalışanların ciddi bir baskı ortamı altında çalıştığını gösteriyor. Çalışanların önemli bir bölümü yaşadıkları sorunları açık şekilde dile getirmekte zorlandıklarını ifade ediyor” dedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TİS SÜREÇLERİ VE SENDİKA TARTIŞMASI</strong></p>

<p>Türk Hava Yolları’nda çalışanların en çok tartıştığı konulardan birinin ise toplu iş sözleşmesi süreçleri olduğunu belirten Kış, çalışanlardan gelen şikâyetlerin özellikle bu başlıkta yoğunlaştığını söyledi.</p>

<p>İddialara göre ilk toplu iş sözleşmesi sürecinde çalışanların zamlı maaşlarının ödenmesi tartışmalı bir süreç sonunda <strong>Nisan ayına kadar ertelendi</strong>.</p>

<p>Çalışanlara söz verilen <strong>başarı primlerinin ise farklı kaynaklardan karşılandığı</strong> yönünde iddialar gündeme geldi.</p>

<p>Banka promosyon gelirlerinin bir bölümünün prim ödemelerinde kullanıldığı ileri sürülürken, uzun yıllardır uygulanan <strong>TİS imza parasının ödenmemesi</strong> çalışanlar arasında tepki yarattı.</p>

<p></p>

<p><strong>İKİNCİ TİS SÜRECİNDE DE AYNI TARTIŞMALAR</strong></p>

<p>Devam eden ikinci toplu iş sözleşmesi sürecinde de benzer tartışmaların sürdüğü ifade ediliyor.</p>

<p>Çalışanların en çok merak ettiği <strong>maaş promosyonlarının sendika tarafından gündeme getirilmediği</strong> yönünde eleştiriler bulunuyor.</p>

<p>Bazı çalışanlar daha önce söz verilen başarı primlerinin yine banka promosyon gelirlerinden karşılandığını iddia ederken, şirket içinde bu kaynakların farklı alanlarda değerlendirildiğine ilişkin çeşitli iddialar da dile getiriliyor.</p>

<p>Kış, çalışanlar arasında sendikanın yönetimle uyumlu hareket ettiği yönünde eleştirilerin de giderek arttığını söyledi.</p>

<p>“Çalışanlar sendikanın kendilerini yeterince temsil etmediğini ifade ediyor. TİS öncesinde enflasyon artı enflasyonun yüzde 10’u konuşulurken, TİS’te enflasyon artı yüzde 3’e imza atılması çalışanlar arasında ciddi tepki yaratmış durumda.”</p>

<p></p>

<p><strong>YÖNETİM MAAŞLARI TARTIŞMA YARATIYOR</strong></p>

<p>Kış, çalışanların ekonomik haklarıyla ilgili tartışmalar sürerken şirket yönetimine ödenen maaşların da kamuoyunda dikkat çektiğini söyledi.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>THY Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ahmet Bolat</strong> aylık yaklaşık <strong>404 bin TL</strong>,</li>
 <li>THY Genel Müdürü <strong>Bilal Ekşi</strong> aylık <strong>2 milyon 416 bin TL</strong>,</li>
 <li>Murat Şeker <strong>2 milyon 194 bin TL</strong>,</li>
 <li>Abdulkerim Çay ise <strong>1 milyon 994 bin TL</strong> maaş alıyor.</li>
</ul>

<p>Toplamda <strong>15 kişilik üst yönetimin devlete aylık maliyetinin yaklaşık 21 milyon 115 bin TL</strong> olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Kış, “Çalışanlar banka promosyonu alamadıklarını ifade ederken yönetim maaşlarının bu seviyelerde olması doğal olarak ciddi tepki yaratıyor” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>“UÇUŞ GÜVENLİĞİ SORULARIMIZA CEVAP VERİLMEDİ”</strong></p>

<p>CHP’li Kış, THY’de çalışma koşulları ve uçuş güvenliğine ilişkin iddialar üzerine daha önce Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na <strong>18 maddelik yazılı soru önergesi</strong> verdiğini de hatırlattı.</p>

<p>Önergede uçuş ekiplerinde kronik yorgunluk oluştuğu, teknik arıza kayıtlarının nasıl değerlendirildiği, “Daily Check” kontrollerinin nasıl yapıldığı ve uçuş planlamasına ilişkin iddialar gibi birçok başlık yer alıyordu.</p>

<p>Ancak Bakanlık bu soruların hiçbirine yanıt vermek yerine yalnızca THY’nin özel hukuk tüzel kişisi olduğuna ilişkin genel bir açıklama yaptı.</p>

<p>Kış bu duruma tepki göstererek şunları söyledi:</p>

<p>“Ben şirketin ticari statüsünü sormadım. Uçuş güvenliğini sordum. Çalışanların çalışma koşullarını sordum. 18 sorunun hiçbirine yanıt verilmedi. Bu yaklaşım Meclis denetimini ciddiye almamaktır.”</p>

<p></p>

<p><strong>“THY’YE SİYASİ KALKAN MI VAR?”</strong></p>

<p>CHP’li Kış, Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ahmet Bolat’ın Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın kardeşi olduğunu</strong> hatırlatarak şu soruyu yöneltti:</p>

<p>“Bu kadar ciddi iddia varken Ulaştırma Bakanlığı neden sessiz? Uçuş güvenliği sorularına neden yanıt verilmiyor? THY yönetimi siyasi bir koruma kalkanı altında mı?”</p>

<p></p>

<p><strong>“BU KONUNUN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”</strong></p>

<p>Gülcan Kış, Türk Hava Yolları’nın yalnızca ticari bir şirket değil, Türkiye’nin bayrak taşıyıcısı olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Uçuş güvenliği, çalışan hakları ve kamu kaynaklarının kullanımı hepimizi ilgilendirir. Bu kadar ciddi iddiaların üzeri örtülemez. Bu konunun Meclis’te ve kamuoyu önünde takipçisi olmaya</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/thyde-skandallarin-ardi-arkasi-kesilmiyor-chpli-gulcan-kis-calisanlar-baski-altinda-sorularimiza-cevap-yok</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/02/gulcan-1.JPG" type="image/jpeg" length="44339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’li Müzeyyen Şevkin’den paylı mülkiyet sorunu için Meclis araştırması çağrısı]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-muzeyyen-sevkinden-payli-mulkiyet-sorunu-icin-meclis-arastirmasi-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-muzeyyen-sevkinden-payli-mulkiyet-sorunu-icin-meclis-arastirmasi-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müzeyyen Şevkin, Türkiye’de milyonlarca vatandaşı etkileyen paylı mülkiyet sorununu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Şevkin, mülkiyet hakkının fiilen kullanılmasının önündeki engellerin araştırılması için Meclis araştırması açılmasını talep etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<h3>“Vatandaşın tapusu var ama tasarrufu yok”</h3>

<p>Şevkin, özellikle miras yoluyla devredilen taşınmazlarda paylı mülkiyetin yaygın olduğunu belirterek mevcut mevzuattaki oybirliği şartı ve bürokratik engeller nedeniyle çok sayıda taşınmazın fiilen kullanılamaz hale geldiğini söyledi.</p>

<p>Konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Vatandaşın tapusu var ama tasarrufu yok. Paydaşlardan birine ulaşılamadığı ya da muvafakat alınamadığı için ifraz yapılamıyor, ruhsat alınamıyor, tarım yapılamıyor. Bu tablo, Anayasa’nın 35’inci maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkının özünü zedelemektedir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h3>“Konut arzı daralıyor, tarım arazileri atıl kalıyor”</h3>

<p>Şevkin’in sunduğu araştırma önergesinin gerekçesinde, paylı mülkiyet nedeniyle birçok alanda ciddi sorunlar yaşandığına dikkat çekildi.</p>

<p>Buna göre;</p>

<ul>
 <li>
 <p>İmar planı bulunan alanlarda dahi <strong>ifraz ve parselasyon işlemlerinin yapılamadığı</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yapı ruhsatı başvurularının sonuçlandırılamadığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tarımsal üretimin gerçekleştirilemediği,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Belediyelerin ve ilgili kurumların çözüm üretmekte zorlandığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uyuşmazlıkların yargıya taşınarak hem vatandaş hem kamu açısından zaman ve kaynak kaybına yol açtığı vurgulandı.</p>
 </li>
</ul>

<p>Şevkin, özellikle tarım arazilerinin üretim dışı kalmasının kırsal kalkınma ve gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu, yapılaşamayan arsaların ise konut arzını daraltarak fiyat artışlarına dolaylı katkı sağladığını ifade etti.</p>

<hr />
<h3>Sorunun kapsamı araştırılacak</h3>

<p>Araştırma önergesiyle;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Paylı mülkiyet sorunlarının ülke genelindeki boyutunun belirlenmesi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İmar, ifraz ve ruhsat süreçlerindeki hukuki ve idari engellerin tespit edilmesi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tarımsal üretime etkilerinin incelenmesi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Konut arzı ve şehirleşme üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki dengenin güçlendirilmesine yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.</p>
 </li>
</ul>

<p>Şevkin, taşınmazların atıl kalmasının hem ekonomi hem de toplum açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Vatandaşın mülkiyet hakkını etkin biçimde kullanabilmesi için sorunun kaynağı Meclis eliyle ortaya konmalı ve kalıcı çözümler üretilmelidir” dedi.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-muzeyyen-sevkinden-payli-mulkiyet-sorunu-icin-meclis-arastirmasi-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/muzeyyen-sevkin-tbmm-kursu-1.jpg" type="image/jpeg" length="87661"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’li Ayhan Barut’tan infaz düzenlemesine tepki: “Eşitlik ve adalet sağlanmalı”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-ayhan-baruttan-infaz-duzenlemesine-tepki-esitlik-ve-adalet-saglanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-ayhan-baruttan-infaz-duzenlemesine-tepki-esitlik-ve-adalet-saglanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayhan Barut, infaz düzenlemelerinde ortaya çıkan eşitsizliklere dikkat çekerek iktidarı yeni bir düzenleme yapmaya çağırdı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Barut, kısa süreli hapis cezalarına yönelik uygulamaların mağduriyet yarattığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>“İnfazda eşitlik haktır”</h3>

<p>Konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda gündeme getiren Barut, son yargı paketinde yapılan düzenlemelerin bazı sorunlara yol açtığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Barut, kısa süreli hapis cezalarında “cezasızlık algısını ortadan kaldırmak” amacıyla getirilen zorunlulukların yeni mağduriyetler doğurduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<blockquote>
<p>“Yakın zamanda çıkarılan yargı paketinde kısa süreli hapis cezalarında uygulanan zorunluluk bir sorun yarattı. ‘1 ay kapalı ve 3 ay açık cezaevi infazı’ uygulaması kısa süreli ceza alan kişileri mağdur etti.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h3>“Aile düzeni ve çalışma hayatı etkileniyor”</h3>

<p>Barut, önceki uygulamada denetimli serbestlik ve cezaevi kurullarının iyi hâl değerlendirmesiyle bazı cezaların farklı şekilde infaz edilebildiğini hatırlattı.</p>

<p>Yeni düzenleme nedeniyle bu cezaların zorunlu olarak kapalı ceza infazına dönüştüğünü belirten Barut, bunun da özellikle aile düzeni ve çalışma hayatı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını söyledi.</p>

<hr />
<h3>“Denetimli serbestlik sistemi yeniden düzenlenmeli”</h3>

<p>Barut, kısa süreli cezalar için denetimli serbestlik sisteminin daha esnek ve ölçülü bir biçimde yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>İktidar ve Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunan Barut, yapılacak yeni bir düzenlemenin hem infaz hukukunun temel ilkeleriyle uyumlu olacağını hem de kamuoyunda oluşan mağduriyet algısını azaltacağını ifade etti.</p>

<p>Barut, “Bu konuda atılacak adımın toplumun tüm kesimleri açısından olumlu sonuçlar doğuracağını düşünüyoruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-ayhan-baruttan-infaz-duzenlemesine-tepki-esitlik-ve-adalet-saglanmali</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/02/ayhan-barut-bulten-icin-son-foto.JPG" type="image/jpeg" length="55720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurtulmuş’tan “süreç” uyarısı: “Başarısız olursa sivil siyaset duvarın altında kalır”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/kurtulmustan-surec-uyarisi-basarisiz-olursa-sivil-siyaset-duvarin-altinda-kalir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/kurtulmustan-surec-uyarisi-basarisiz-olursa-sivil-siyaset-duvarin-altinda-kalir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Numan Kurtulmuş, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Sürecin geçmiş girişimlere benzemediğini belirten Kurtulmuş, başarısızlık durumunda Türkiye’de siyaset ve güvenlik açısından çok daha ağır sonuçların ortaya çıkabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>“Başarısız olursa şartlar daha vahim hale gelebilir”</h3>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Kurtulmuş, sahur buluşmasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Sürece ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Bu iş 2009’a, 2013’e ya da önceki çalışmalara benzemez. Eğer bu iş başarısız olursa, duvar yıkılırsa, sivil siyaset bu duvarın altında kalır ve Allah korusun, başarısız olduğumuz zaman 4 Ağustos 2025’tekinden daha vahim bir duruma dönüşebilir şartlar.”</p>
</blockquote>

<p>Kurtulmuş, bölgede yoğun çatışmaların yaşandığını belirterek, bu ortamda sürecin sabote edilmesine yönelik girişimlerin olabileceğini de dile getirdi.</p>

<hr />
<h3>“Terör meselesi Türkiye’nin en ağır bedel ödediği konu”</h3>

<p>Kurtulmuş, Orta Doğu’daki gelişmelerin tesadüf olmadığını savunarak, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ı işgali sonrasında bölgede etnik ve mezhepsel bölünme sürecinin hızlandığını ileri sürdü.</p>

<p>Türkiye açısından en ağır bedelin terör meselesi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bu nedenle sorunun çözümü için hızlı adımlar atılması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h3>“Yasal düzenlemeler bayramdan sonra gündeme gelebilir”</h3>

<p>Kurtulmuş, <strong>Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu</strong> raporunun önemli bir yol haritası sunduğunu belirtti. Komisyonun 6. ve 7. bölümlerinde somut öneriler bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, sürecin bir sonraki aşamasının yasal düzenlemeler olduğunu söyledi.</p>

<p>Kurtulmuş, gerekli siyasi uzlaşının sağlanması halinde düzenlemelerin bayramdan sonra Meclis gündemine gelebileceğini kaydetti.</p>

<hr />
<h3>“PKK’nın silah bırakması kritik eşik”</h3>

<p>Kurtulmuş, yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için PKK’nın silah bıraktığının ve kendisini feshettiğinin güvenlik birimleri tarafından tespit edilmesinin kritik bir eşik olduğunu söyledi.</p>

<p>Bu tespitin ardından Meclis’in gerekli düzenlemeleri yapabileceğini belirten Kurtulmuş, cezasızlık algısının oluşmaması için infaz hukukuna uygun bir çerçeve oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p>

<hr />
<h3>“Erken seçim yok”</h3>

<p>Siyasi gündemdeki erken seçim tartışmalarına da değinen Kurtulmuş, seçim için henüz uzun bir süre bulunduğunu belirterek, erken seçim ihtimali olmadığını söyledi.</p>

<hr />
<h3>İran ve bölgesel gelişmeler</h3>

<p>Kurtulmuş, bölgede yaşanan gelişmelere de değinerek, bazı dış güçlerin Orta Doğu’da rejim değişiklikleri hedeflediğini ileri sürdü.</p>

<p>İran ile ilgili değerlendirmesinde ise Türkiye ile İran’ın karşı karşıya gelmesinin iki ülkenin de çıkarına olmayacağını belirtti ve olası provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/kurtulmustan-surec-uyarisi-basarisiz-olursa-sivil-siyaset-duvarin-altinda-kalir</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/02/numan-1.jpg" type="image/jpeg" length="96597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’li Avşar; “TRT Anayasal suç işlemektedir”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-avsar-trt-anayasal-suc-islemektedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-avsar-trt-anayasal-suc-islemektedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TRT’nin Anayasa’da hükme bağlanan özerklik ve tarafsız yayıncılık ilkelerini hiçe sayarak henüz yargı süreci devam eden davalarda kişileri hedef gösteren paylaşımlarına sert tepki gösteren CHP’li Avşar; “TRT Anayasal suç işlemektedir”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a name="_Hlk180051839"><strong>Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, TRT’nin taraflı yayın politikası izlemesini</strong></a> <strong>Meclis gündemine taşıdı.</strong></p>

<p><strong>Avşar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından cevaplaması istemiyle konuya ilişkin yazılı soru önergesi verdi.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Anayasa’nın TRT’nin özerkliği ve tarafsız yayıncılığına ilişkin emredici hükümlerine ve kendi kanunda yer alan bir siyasi partinin veya grubun menfaatlerine alet olamayacağı ilkelerine işaret eden Avşar, TRT’nin 86 milyon insanın vergileriyle ayakta durmasına karşın taraflı bir yayın politikası izlediğini, yargı süreci devam eden davalarda bütün yayıncılık ilkeleri ve hukuki teamülleri bir tarafa bırakarak kişileri hedef gösterdiği ve yargı sürecini etkilediğini dolayısıyla Anayasal suç işlediğini belirtti ve konuya ilişkin bir dizi soru sordu.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>‘Anayasa, TRT’nin tarafsızlığını emrediyor’</strong></p>

<p>Avşar, Anayasa'nın 133. maddesinde“…Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.”, denildiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>‘TRT bir siyasi partinin veya grubun menfaatlerine alet olamaz’</strong></p>

<p>Avşar, Anayasada hükme bağlanan özerklik ve tarafsız yayıncılık politikalarının TRT kanununun 5. maddesinin k) bendi; “Haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasında tarafsızlık, doğruluk ve çabukluk ilkeleri ile çağdaş habercilik teknik ve metotlarına bağlı olmak” ile m) bendi “Kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak.” uyarınca tarafsız, objektif, kamu yararını esas alan ve çoğulcu bir yayın anlayışıyla faaliyet göstermenin zorunluluğunu ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>‘TRT, Anayasa ve yasalara aykırı hareket etmekte’</strong></p>

<p>Anayasa ve yasal mevzuatın aksine özellikle son yıllarda, TRT’nin yayın politikalarında ağır bir siyasi tarafgirlik, muhalefet partilerine yönelik sistematik bir görmezden gelme ve kamuoyunun haber alma hakkını zedeleyen uygulamalar görüldüğünü belirten Avşar, Muhalefet temsilcileri aleyhine tutum takınmakla birlikte, muhalefet partilerinin grup toplantıları, basın açıklamaları, mitingleri ve halkla buluşmaları haber değeri taşımasına rağmen çoğunlukla TRT ana haber bültenlerinde ve haber kanallarında yayınlanmadığını dolayısıyla TRT’ye ayrılan kamu bütçesinin, yalnızca iktidar lehine kullanılması, milyonlarca vatandaşın vergisinin, siyasal eşitliği zedeleyen bir yayıncılığa harcanması kamuoyu vicdanında ağır hasar oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Taraflı ve objektif olmayan yayınlar milleti rahatsız ediyor’</strong></p>

<p>Avşar, iktidar lehine böyle açıkça yanlı yayınlar yapılması ve yayın politikasının böyle kurgulanması, kamuoyunda büyük rahatsızlık yarattığını ve kamu kaynaklarıyla finanse edilen TRT’nin bu kaynağının etkililik, verimlilik ve ekonomiklik ilkelerine uygun ve şeffaf olmayan bir şekilde harcanmasını Anayasal bir sorumluluk doğurduğunu söyledi ve Cevdet Yılmaz’a sorular sordu.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Son üç yılda ayrılan yayın sürenin partilere göre dağılımı nasıldır?’</strong></p>

<p>TRT ve bünyesinde yer alan diğer haber mecralarının haber bültenlerinde son üç yılda siyasi partilere, parti genel başkanlarına ve faaliyetlerine ayırılan yayın süresinin partilere göre dağılımı nedir? Söz konusu dağılımda hangi kriterler dikkate alınmakta ve denetimi nasıl yapılmaktadır? Bu hususta kamuoyunu bilgilendirmeyi düşünüyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>‘Ayrılan kaynağın yüzde kaçı doğrudan halktan kesilmekte?’</strong></p>

<p>TRT’ye son üç yılda kamu bütçesinden aktarılan toplam kaynak miktarı ne kadardır? Bu kaynağın harcama kalemlerine göre tasnifi nasıldır? Söz konusu kaynağın yüzde kaçı bütçeden, yüzde kaçı halktan kesilen elektrik faturası payı ve bandrol gelirlerinden ve yüzde kaçı reklam gelirlerinden sağlanmaktadır?</p>

<p></p>

<p><strong>‘İlkelerin ihlal edildiği eleştirisini nasıl değerlendiriyorsunuz?’</strong></p>

<p>Kamuoyunda çokça tartışılan ve rahatsızlık uyandıran TRT’nin özerklik, kamu yararı ve tarafsızlık ilkelerine uygun olmayan ve Anayasa ile kendi Kanunu gereği üstlenmesi gereken yayın politikasını ihlal ettiği ve taraflı davrandığı yönündeki eleştiriler hakkında Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir? Konuya ilişkin tarafınıza ulaşan herhangi bir talep ve şikâyet bulunmaktadır?</p>

<p></p>

<p><strong>‘TRT Haber X hesabında hedef gösteren iddialar tarafsızlık ilkesiyle bağdaşıyor mu?’</strong></p>

<p>10 Mart 2026 tarihinde TRT Haber X hesabında, yargılama süreci devam eden bir davaya ilişkin süreci etkileyebilecek, yargılanan kişilere çeşitli ithamlarda bulunan, toplum nezdinde zan altında bırakan ve hedef gösteren iddiaların haber yapılmasını “tarafsızlık ilkesi” ve “masumiyet karinesi” bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>‘Yapılan paylaşımın Anayasa’nın 133. maddesine aykırı olduğunu düşünüyor musunuz?’ </strong></p>

<p>Söz konusu haberin yayın organınız olan TRT Haber X hesabında yayınlanması olayını Anayasa’nın 133. maddesine aykırı olduğunu düşünüyor musunuz? Şayet aykırı ise işlenen bu Anayasal suça karşı ne tür tedbirler alınmış ve sorumlular hakkında ne tür idari ve adli işlemler başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa kasten Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en köklü kurumu olan TRT’nin zan altında bırakıldığını düşünüyor musunuz?</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>“TRT Anayasal suç işlemektedir”</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>TRT, Anayasanın 133. maddesine ve TRT kanunun lafzına ve ruhuna alenen aykırı bir yayın politikası izlemektedir.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Hükme bağlanan özerklik ve tarafsız yayıncılık ilkelerini yok saymaktadır</strong></p>

<p><strong>Henüz yargı süreci devam eden davalarda kişileri hedef göstermektedir.</strong></p>

<p><strong>86 milyonun vergileriyle hizmet sunan kamu kurumu sorumluluğunu zedelemektedir.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Konuyu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın @_cevdetyilmaz ‘a sordum</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Son üç yılda ayrılan yayın sürenin partilere göre dağılımı nasıldır?</strong></p>

<p><strong>‘Ayrılan kaynağın yüzde kaçı doğrudan halktan kesilmekte?</strong></p>

<p></p>

<p><strong>‘Yayıncılık İlkelerinin ihlal edildiği eleştirisini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p></p>

<p><strong>‘TRT Haber X hesabında hedef gösteren iddialar tarafsızlık ilkesiyle bağdaşıyor mu?</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>‘Yapılan paylaşımın Anayasa’nın 133. maddesine aykırı olduğunu düşünüyor musunuz?’ </strong></p>

<p></p>

<p><strong>Aykırılık olduğunu düşünüyorsanız ilgililer hakkında bir soruşturma başlatıldı mı?</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-avsar-trt-anayasal-suc-islemektedir</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2024/12/cem-avsar-5.jpeg" type="image/jpeg" length="25000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP'li KIŞ, ÖNCE İHRACAT YASAĞI, ŞİMDİ İTHALAT:    AKP MERSİNLİ ÜRETİCİNİN EMEĞİNE LİMON SIKIYOR]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-kis-once-ihracat-yasagi-simdi-ithalat-akp-mersinli-ureticinin-emegine-limon-sikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-kis-once-ihracat-yasagi-simdi-ithalat-akp-mersinli-ureticinin-emegine-limon-sikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>ÖNCE İHRACAT YASAĞI, ŞİMDİ İTHALAT:</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>AKP MERSİNLİ ÜRETİCİNİN EMEĞİNE LİMON SIKIYOR</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>Zirai don felaketinin etkilerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu üyesi ve CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, limon ithalatında gümrük vergisinin düşürülmesine ilişkin yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına sert tepki gösterdi. Kış, Mersin başta olmak üzere Türkiye’nin limon üretim merkezlerinde üreticinin büyük bir belirsizlik ve ekonomik baskı altında olduğunu belirterek, hükümetin tarım politikalarını “tutarsız ve günü kurtarmaya yönelik” sözleriyle eleştirdi.</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>Resmî Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026’ya kadar yüzde 10’a indirildiğini hatırlatan Kış, bu kararın piyasada üretici aleyhine sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Kış, “Türkiye limon üretiminde dünyanın sayılı ülkelerinden biri. Mersin, Adana ve Hatay gibi üretim merkezlerinde çiftçiler yıl boyunca emek veriyor, maliyetlere katlanıyor. Ancak depolarda hâlâ limon dururken ithalatın önünün açılması üreticiye ‘sen üretme’ demekten başka bir şey değildir” dedi.</strong></span></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>“Önce ihracat yasağı, şimdi ithalat kolaylığı”</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>Gülcan Kış, limon piyasasında son dönemde alınan kararların birbirini çürüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>“Daha kısa bir süre önce limona ihracat yasağı getirildi. Üreticinin dış pazarı kapatıldı. Şimdi ise ithalatın önü açılıyor. Bu nasıl bir planlama, nasıl bir tarım politikası? Bir tarafta depolarda ürününü satamayan çiftçi var, diğer tarafta ithalat kapısı aralanıyor. Bu tablo, Türkiye’de tarımın nasıl yönetildiğinin açık bir göstergesidir.”</strong></span></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>“Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor”</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>Mersin’in Türkiye’de limon üretiminin kalbi olduğunu vurgulayan Kış, alınan kararların doğrudan bölge üreticisini etkilediğini söyledi. Kış, “Mersin’de binlerce aile limon üretiminden geçimini sağlıyor. Bahçelerde yıl boyunca verilen emek, yapılan masraf, işçinin alın teri var. Ama yanlış kararlarla Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor. İthal ürün piyasaya girdiğinde tüccar yerli limonu daha düşük fiyatla almak ister. Bunun bedelini de çiftçi öder” ifadelerini kullandı.</strong></span></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>“Tarım politikası ithalatla yönetilemez”</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>Kış, Türkiye’de son yıllarda tarım politikalarının ithalata dayalı hale geldiğini belirterek hükümeti sert sözlerle eleştirdi. “Patateste, soğanda, ette, buğdayda aynı tabloyu gördük. Fiyat yükseldiğinde çözüm olarak ithalat kapısı açılıyor. Oysa sorun üretimde değil; planlamada, piyasa denetiminde ve üreticiyi koruyan politikaların eksikliğinde” dedi.</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>Kış, limon kararının da bu yanlış yaklaşımın yeni bir örneği olduğunu vurgulayarak, “Tarımı ithalatla yönetemezsiniz. Çiftçi üretmezse sofradaki ürün de olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi koruyan güçlü ve sürdürülebilir bir tarım politikasıdır” diye konuştu.</strong></span></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>“Tarım Bakanlığı’nda bile istikrar yok”</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>AKP iktidarının tarım politikalarında tutarsızlık içinde olduğunu ifade eden Kış, son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı’nda yaşanan değişikliklere dikkat çekti.</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>“Tarım gibi stratejik bir alanda bile istikrar yok. AKP iktidarı döneminde Tarım Bakanlığı koltuğunda sürekli değişiklikler yaşandı. Son yıllarda bakanlar hızla değişirken, tarım politikası da sürekli yön değiştiriyor. Bu tablo, üreticinin neden yalnız bırakıldığını açıkça gösteriyor. Tarım yönetilemeyince bedelini çiftçi ödüyor.”</strong></span></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>“Üreticinin yanındayız”</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>Zirai don felaketinin etkilerini araştıran Meclis Komisyonu’nda görev yaptığını hatırlatan Kış, sahada üreticilerin yaşadığı sorunları yakından gördüklerini belirtti.</strong></span></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>“Mersin’de, Adana’da, Hatay’da çiftçilerimizin yaşadığı sıkıntıları birebir dinliyoruz. Üretici maliyet altında eziliyor, ürününü değerinde satamıyor. Tarım politikalarının günü kurtaran kararlarla değil, üreticiyi merkeze alan uzun vadeli bir planlamayla yürütülmesi gerekiyor.”</strong></span></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><span face="Calibri Light" style="color:#000000"><strong>Kış, limon üreticilerinin sorunlarının takipçisi olacaklarını belirterek, “Çiftçinin emeğini korumak, üretimi sürdürülebilir hale getirmek ve Türkiye’yi yeniden güçlü bir tarım ülkesi yapmak için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.</strong></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-kis-once-ihracat-yasagi-simdi-ithalat-akp-mersinli-ureticinin-emegine-limon-sikiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/485ae798-673f-4625-b1ea-c9d07eac0c7d.jpeg" type="image/jpeg" length="75444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde Personel ve Yönetim Sorunları TBMM Gündeminde]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/diyarbakir-cocuk-hastaliklari-hastanesinde-personel-ve-yonetim-sorunlari-tbmm-gundeminde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/diyarbakir-cocuk-hastaliklari-hastanesinde-personel-ve-yonetim-sorunlari-tbmm-gundeminde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4>Diyarbakır Milletvekili <strong>Ceylan Akça Cupolo</strong>, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Amed Şubesi’nin 12 Mart 2026’da yaptığı açıklamayı gündeme taşıdı. Açıklamada, Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde kronikleşen personel eksikliği, yönetimsel aksaklıklar ve operasyonel sorunlar detaylı şekilde ortaya konuldu.</h4>

<p>Yaklaşık iki yıldır devam eden personel yetersizliği özellikle pediatri yoğun bakım ünitelerinde çalışanlar üzerinde ağır bir iş yükü ve mobbing baskısı oluşturuyor. Yan dal uzmanlarına uygulanan MHRS baskısı, bazı tetkiklerin Ankara’ya gönderilmesi nedeniyle tanı ve tedavi süreçlerinde yaşanan gecikmeler, sağlık hizmetinin kalitesini ciddi şekilde etkiliyor.</p>

<p>Yönetimsel sorunlar arasında liyakat ilkesinin göz ardı edilmesi, deneyimli hemşireler yerine kısa süreli görev yapanların birim sorumlusu atanması dikkat çekiyor. Mali açıdan ise yoğun bakım doluluk oranı %100 olmasına rağmen hastanenin Türkiye’deki en düşük teşvik ödemelerini aldığı iddia ediliyor. Ayrıca temizlik hizmetlerindeki aksaklıklar, işe gelmeden maaş alan personel iddiaları ve gece vizörü görevlendirmelerindeki keyfi uygulamalar kamu zararına yol açabilecek durumlar olarak ifade ediliyor.</p>

<p>Milletvekili Akça Cupolo, Sağlık Bakanlığı’na yönelttiği soru önergesinde şu başlıklar altında yanıt talep etti:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Pediatri yoğun bakımda süregelen personel eksikliği neden hâlâ giderilmedi?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Personel yetersizliği nedeniyle çalışanların mobbing ve angarya ile çalıştırıldığı iddiaları araştırılıyor mu?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yan dal uzmanlarına MHRS üzerinden randevu baskısı yapıldığı doğru mu?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bazı tetkiklerin Ankara’ya gönderilmesi nedeniyle tanı süreçlerinde yaşanan gecikmelerin önüne geçilecek mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Gece polikliniği uygulaması için yeterli personel planlaması neden yapılmadı?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet listelerinin sürekli değiştirilmesi çalışanların psikolojisini nasıl etkiliyor?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi serviste tek hemşire ile nöbet tutulması hasta güvenliğini tehlikeye sokuyor mu?</p>
 </li>
 <li>
 <p>İhtiyaç olmadığı halde gece vizör sayısının artırılması kamu zararına yol açıyor mu?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hastanedeki temizlik hizmetleri ve maaş aldığı halde işe gelmeyen personel iddiaları doğrulanacak mı?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Liyakata aykırı yönetici atamaları ve kısa süreli görev yapanların sorumluluk alması mevzuata uygun mu?</p>
 </li>
 <li>
 <p>70 yıllık geçmişe sahip bir hastanede personel eksikliği, düşük ücret ve temel malzeme eksikliği iddiaları için Bakanlık denetim başlatacak mı?</p>
 </li>
</ul>

<p>SES Amed Şubesi açıklamasında, Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin idari baskılar, düşük ücretler, personel ulaşım sorunları ve temel sarf malzemelerinin temin edilememesi nedeniyle tükenme noktasına geldiği vurgulandı.</p>

<p>Milletvekili Akça Cupolo, bu sorunların çözümü ve sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Sağlık Bakanlığı’na kapsamlı denetim çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/diyarbakir-cocuk-hastaliklari-hastanesinde-personel-ve-yonetim-sorunlari-tbmm-gundeminde</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2023/07/ceylan-akca-cupolo.jpeg" type="image/jpeg" length="37138"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TBMM’ye Ağır Hasta Mahpus Başvurusu: Abdurrahim Demir’in Sağlığı Kritik]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/tbmmye-agir-hasta-mahpus-basvurusu-abdurrahim-demirin-sagligi-kritik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/tbmmye-agir-hasta-mahpus-basvurusu-abdurrahim-demirin-sagligi-kritik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şırnak, Bingöl ve İstanbul milletvekillerinden İnsan Hakları Komisyonu’na çağrı</strong></p>

<p>Şırnak Milletvekili <strong>Nevroz Uysal Aslan</strong>, Bingöl Milletvekili <strong>Ömer Faruk Hülakü</strong> ve İstanbul Milletvekili <strong>Celal Fırat</strong>, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan <strong>Abdurrahim Demir</strong>’in sağlık durumunun kritik seviyeye ulaştığını ve yaşam hakkı ile insan onuruna uygun muamele yükümlülüğü açısından ciddi riskler taşıdığını belirten bir başvuru yaptı.</p>

<p>Başvuruda, Demir’in 1995 yılında gözaltına alındığı ve işkenceye maruz kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’nin işkence yasağını ihlal ettiğine karar verdiği hatırlatıldı. 2011’de tahliye edilen Demir’in, 2013’te ağırlaştırılmış müebbet cezası kesinleşti ve 2017’den bu yana Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuluyor.</p>

<p>Sağlık raporlarına göre Demir’in engellilik oranı %90, ileri derecede işitme kaybı, yüksek tansiyon, kronik kalp ve böbrek yetmezliği ile nörojen mesane gibi ciddi sağlık sorunları bulunuyor. Başvuruda, ağır hasta mahpusların ceza infaz rejimi altında tutulmasının yaşam hakkı ve insan onurunu tehdit ettiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milletvekilleri, Komisyon’dan şu adımları talep etti:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Abdurrahim Demir’in sağlık durumu ve cezaevi koşullarının yerinde incelenmesi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağırlaştırılmış müebbet infaz rejiminin hasta mahpuslar üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Özel bir oturum veya alt komisyon çalışması ile konunun ele alınması,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İlgili mevzuatta AİHM kararlarıyla uyumlu değişiklikler yapılması,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kamuoyuna açık bir sonuç ve tavsiye raporu hazırlanması.</p>
 </li>
</ul>

<p>Milletvekilleri, başvurularının yalnızca bireysel bir sağlık meselesi değil, yapısal bir insan hakları ihlali olarak değerlendirilmesini istedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ</strong><br />
<strong><strong>İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU BAŞKANLIĞI’NA</strong></strong></p>

<p>Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü Abdurrahim Demir’in sağlık durumunun kritik bir aşamaya ulaşmış olması, yaşam hakkı ile insan onuruna uygun muamele yükümlülüğü bakımından ağır ve telafisi güç riskler doğurmaktadır. Bu nedenle, Komisyonunuzun derhal harekete geçmesi talebiyle işbu başvuruyu yapmaktayız.</p>

<p>Abdurrahim Demir, 1995 yılında gözaltına alınmış, ardından tutuklanmıştır. Gözaltında bulunduğu süre içerisinde işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmış; bu süreç daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmıştır. Mahkeme, Abdurrahim Demir/Türkiye davasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesinin hem maddi hem de usul boyutuyla ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu yönüyle Abdurrahim Demir, yalnızca ağır hasta bir mahpus değil; aynı zamanda devletin işkence yasağını ihlal ettiği uluslararası bir yargı kararıyla sabit bir kişi konumundadır.</p>

<p>Tarafımıza iletilen yargılama sürecine ilişkin bilgilere göre Demir uzun yıllar tutuklu yargılanmış, uzun tutukluluk süresi nedeniyle 2011 yılında tahliye edilmiştir. Dosya daha sonra temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmiş, 2013 yılında karar onanmış ve Demir hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kesinleşmiştir. Yine tarafımıza aktarılan infaz süreci bilgilerine göre Demir, 2017 yılından bu yana Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak tutulmaktadır.</p>

<p>Ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimi, Demir’in zaten ağır olan sağlık tablosunu yıllar içinde daha da ağırlaştırmıştır. Demir hakkında Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi tarafından 31.10.2023 tarihinde düzenlenen Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu’nda engel oranı <strong>%90</strong> olarak belirlenmiş ve raporun geçerlilik süresinin <strong>süresiz</strong> olduğu kaydedilmiştir. Aynı raporda<strong> </strong><strong>iki kulakta ileri derecede işitme kaybı</strong>,<strong> </strong><strong>yüksek tansiyon</strong>,<strong> </strong><strong>kronik kalp damar hastalığı</strong>,<strong> </strong><strong>mesanenin sinir-kas sistemiyle ilgili işlev bozukluğu</strong><strong> </strong>ve<strong> </strong><strong>kronik böbrek yetmezliği</strong><strong> </strong>tanıları yer almaktadır. Ayrıca böbrek hastalıkları bölümünce yapılan değerlendirmede, böbrek işlevlerinde ciddi düzeyde azalma bulunduğu ve başvurucunun <strong>3A evresinde kronik böbrek yetmezliği</strong> hastası olduğu belirtilmiştir. Bu tablo, mahpusun sıradan bir hastalık yükü altında değil; çoklu, kronik, ilerleyici ve birbirini ağırlaştıran bir sağlık tablosu altında tutulduğunu açıkça göstermektedir.</p>

<p>Bu aşamada mesele, yalnızca mahpusun hastalıklarının tek tek sıralanması değildir. Asıl değerlendirilmesi gereken, Demir gibi ağır sağlık sorunları yaşayan yüzlerce ağır hasta mahpusun, cezasının infazına hiçbir surette ara verilemeyen ağırlaştırılmış müebbet infaz rejiminin tecrit ve yoksunluk üreten insanlık dışı koşullarında tutulmasının anayasal güvenceler ve insan hakları hukuku bakımından kabul edilebilir olup olmadığıdır.</p>

<p>Ceza infaz kurumları, hastalığın ilerlemesini hızlandıran, uzman sağlık hizmetine erişimi zorlaştıran, sevk ve kontrol süreçlerini geciktiren, kişinin bakım ihtiyacını derinleştiren yapılara dönüşemez. Devletin negatif yükümlülüğü kişiyi yaşamdan mahrum bırakmamak; pozitif yükümlülüğü ise gözetimi altındaki kişinin yaşamını ve sağlığını korumaktır. Mahpus/lar söz konusu olduğunda bu yükümlülük çok daha ağırdır. Çünkü kişi kendi sağlık imkanlarını özgürce organize edebilecek durumda değildir; tümüyle devletin gözetim ve denetimi altındadır.</p>

<p>Nitekim geçmişte işkenceye maruz bırakılmış, bu nedenle Türkiye’nin mahkum edildiği bir kişinin bugün ağır hastalık koşullarında cezaevinde tutulmaya devam edilmesi, yalnızca mevcut sağlık durumundan ibaret görülemez. Bu durum, devletin geçmiş ihlal pratiği ile bugünkü infaz pratiğinin birleştiği, süreklileşen bir hak ihlali riskine işaret etmektedir.</p>

<p>Öte yandan ağır hasta mahpuslar bakımından cezanın infazı, cezalandırmanın ötesine geçip fiili olarak yaşam hakkını ortadan kaldıran bir sonuca dönüşemez. Bir mahpusun, ceza infaz kurumunda tutulduğu her gün sağlık bakımından geri döndürülemez biçimde ağırlaşması; tedaviye zamanında, etkili ve insan onuruna uygun şekilde erişememesi; bakım ihtiyacının cezaevi rejimi içinde karşılanamaması, cezanın meşru sınırını aşması anlamına gelir. Oysa hiçbir hukuk devleti, mahpusu ölüme terk etme yetkisine sahip değildir.</p>

<p>Tam da bu noktada mesele, yalnızca Abdurrahim Demir’in bireysel sağlık durumu olmaktan çıkmakta; sayıları 4 binin üzerinde olduğu bilinen ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerini de doğrudan ilgilendiren infaz rejiminin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla açıkça ortaya konulan hukuka aykırılığıyla birleşmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 18 Mart 2014 tarihli Öcalan/Türkiye kararında; serbest kalma umudu olmaksızın, hapis cezasının ölünceye kadar devam etmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesi kapsamında değerlendirmiş; daha sonra 15 Eylül 2015 tarihli Kaytan/Türkiye ve 15 Aralık 2015 tarihli Gurban/Türkiye kararlarında da, iç hukukta cezanın belli bir aşamadan sonra gözden geçirilmesini ve mahpusun tahliye edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesini sağlayacak bir mekanizma bulunmamasının ihlal oluşturduğunu yinelemiştir. Buna rağmen Türkiye’de bu kararların gereğini yerine getirecek esaslı bir yasal değişiklik yapılmamış; ağırlaştırılmış müebbet cezası, özellikle hasta mahpuslar bakımından, tahliye umudunu tümden ortadan kaldıran ve cezayı fiilen ölünceye kadar infaza dönüştüren bir rejim olarak uygulanmaya devam etmiştir.</p>

<p>Bu nedenle Demir’in durumu, yalnızca sağlık hakkı bağlamında değil; aynı zamanda “umut hakkı”nın, insan onurunun ve yaşam hakkının ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimi içinde nasıl etkisizleştirildiğinin somut bir örneği olarak ele alınmalıdır. Zira ağır hasta bir mahpusun, çoklu ve ilerleyici hastalıklarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam edilmesi; bakım ihtiyacının cezaevi rejimi içinde karşılanamaması; sağlık hizmetine erişimin cezaevi koşullarına bağlı ve sınırlı hale gelmesi; zaten AİHM tarafından hukuka aykırı bulunmuş bir infaz rejiminin hasta mahpuslar bakımından geri döndürülemez sonuçlar doğurduğunu göstermektedir.</p>

<p>Nitekim bu hukuksuzluğun sonuçları yalnızca teorik değildir. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü ağır hasta mahpus Abdulkadir Kuday örneğinde görüldüğü üzere, Adli Tıp Kurumu tarafından defalarca kez “yaşamını tek başına idame ettiremez” raporu verilmesine rağmen ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olması gerekçesiyle cezasının infazına ara verilmemiştir. Abdulkadir Kuday’ın vefatından önce 40 kilonun altına düştüğü, nefes almakta güçlük çektiği ve hastalığının iç organlarına yayıldığını bilinmekteydi. Bu örnek, ağırlaştırılmış müebbet rejiminin özellikle ağır hasta mahpuslar bakımından nasıl ölümcül sonuçlar doğurduğunu bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Dolayısıyla burada söz konusu olan şey münferit bir uygulama sorunu değil; sonuçları daha önce yaşanmış, bilinen ve önlenmeyen yapısal bir insan hakları ihlali düzenidir.</p>

<p>Üstelik bu konuda tarafımızca yasama düzleminde çok sayıda somut girişimde bulunulmuştur. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazına hiçbir surette ara verilemeyeceğine ilişkin hükmün kaldırılması amacıyla 30.05.2024 tarihli 2/2188 esas numaralı kanun teklifi sunulmuştur. Bunun yanında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında koşullu salıverme yasağının kaldırılması ve yirmi beşinci yıldan itibaren koşullu salıverilme imkanının sağlanmasına yönelik olarak 08.10.2024 tarihli 2/2538 ve 23.10.2025 tarihli 2/3334 esas numaralı kanun teklifleri verilmiştir. Ayrıca, koşullu salıverme rejimini fiilen ortadan kaldıran diğer infaz engellerine karşı da yasal değişiklik önerileri sunulmuş; 19.04.2024 tarihli 2/2109 esas numaralı teklif ile Terörle Mücadele Kanunu’ndaki disiplin cezası kaynaklı mutlak engellerin kaldırılması, 26.05.2025 tarihli 2/3140 esas numaralı teklif ile ‘pişmanlık’ şartının koşullu salıverme değerlendirmesinden çıkarılması ve 23.10.2025 tarihli 2/3338 esas numaralı teklif ile geçmiş disiplin cezalarının “iyi hal” değerlendirmesinde kalıcı bir yaptırım aracına dönüştürülmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Ne var ki verdiğimiz bu kanun teklifleri ile partimizce benzer şekilde sunulan çok sayıdaki kanun teklifine rağmen, AİHM kararlarıyla açık biçimde ortaya konulan uyumsuzluğu giderecek, umut hakkını tanıyacak ve özellikle ağır hasta mahpusların yaşam hakkını güvence altına alacak herhangi bir yasal düzenleme bugüne kadar hayata geçirilmemiş; söz konusu teklifler komisyonda bekletilmiştir.</p>

<p>Bu çerçevede Komisyonunuzun pasif bir izleyici pozisyonunda kalması kabul edilemez. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri uyarınca; Komisyon yalnızca inceleme yapmakla değil, insan hakları ihlallerine neden olan mevzuatın tespiti ve bu konuda çözüm üretme yükümlülüğüyle görevlidir. Ağırlaştırılmış müebbet rejiminin AİHM kararlarıyla bu denli açık biçimde hukuka aykırı bulunduğu, hasta mahpuslar bakımından geri döndürülemez sonuçlar doğurduğu, bu konuda yasama girişimlerinin yapıldığı ve buna rağmen mevzuat değişikliğinin gerçekleştirilmediği bir alanda Komisyonun bugüne kadar etkili bir inceleme, özel rapor, alt komisyon çalışması ya da yasal değişiklik önerisi geliştirmemiş olması ciddi bir kurumsal eksikliktir. Komisyonun görevi, ihlaller gerçekleştikten sonra bunları kayda geçirmekle sınırlı değildir; ihlale yol açan yapısal sebepleri teşhis etmek ve bu sebeplerin ortadan kaldırılmasına yönelik somut öneriler geliştirmektir.</p>

<p>Abdurrahim Demir’in sağlık durumu da tam bu yapısal sorunun güncel ve acil bir örneğidir. Bir yandan, maruz kaldığı işkence ve kötü muamele nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından hak ihlaline uğradığı tespit edilmiş bir kişi söz konusudur; diğer yandan ise %90 oranında, süresiz engelli raporu bulunan, ileri derecede işitme kaybı, kronik böbrek yetmezliği, kronik kalp hastalığı, hipertansiyon ve nörojen mesane gibi ciddi ve çoklu hastalıklarla yaşayan bir mahpusun ağırlaştırılmış müebbet rejimi altında tutulmaya devam edilmesi söz konusudur. Böyle bir durumda mesele yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; AİHM kararlarına rağmen değiştirilmeyen mevzuatın, ceza infaz rejiminin ve kurumsal hareketsizliğin birleşerek yaşam hakkı üzerinde yarattığı ağır tehdit haline gelmiştir.</p>

<p>Bu kapsamda, Komisyonun bu başvuruyu yalnızca bireysel bir sağlık durumu olarak değil; AİHM kararlarına rağmen sürdürülen yapısal mevzuat uyumsuzluğu, umut hakkının yok sayılması ve ağır hasta mahpuslar bakımından yaşam hakkını tehdit eden infaz rejimi bağlamında ele alması zorunludur.</p>

<p><strong>Açıklanan tüm nedenlerle Komisyonunuzdan;</strong></p>

<p>Ø Abdurrahim Demir’in sağlık durumuna, ceza infaz kurumunda tutulma koşullarına, sağlık hizmetlerine erişimine ve günlük bakım ihtiyacının cezaevi koşullarında nasıl karşılandığına ilişkin ivedilikle yerinde inceleme yapılmasını,</p>

<p>Ø Abdurrahim Demir’in mevcut sağlık tablosu karşısında ceza infaz kurumunda tutulmasının yaşam hakkı, sağlık hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı ile insan onuruna uygun muamele yükümlülüğü bakımından doğurduğu risklerin ayrıca değerlendirilmesini,</p>

<p>Ø Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının özellikle ağır hasta mahpuslar bakımından doğurduğu sonuçların incelenmesi amacıyla Komisyon gündeminde özel bir oturum yapılmasını ve gerekli görülmesi halinde alt komisyon çalışması başlatılmasını,</p>

<p>Ø “Cezanın infazına hiçbir surette ara verilemez” yaklaşımının ağır hasta mahpuslar bakımından geri döndürülemez yaşam hakkı ihlallerine yol açtığı dikkate alınarak, bu hükmün insan hakları standartları bakımından ayrıca incelenmesini ve değiştirilmesine yönelik Komisyon görüşü oluşturulmasını,</p>

<p>Ø Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Öcalan/Türkiye, Kaytan/Türkiye ve Gurban/Türkiye kararları karşısında iç mevzuatta devam eden açık uyumsuzluk karşısında; başta 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun olmak üzere ilgili mevzuatta değişiklik yapılmasına dönük somut yasal öneriler geliştirilmesini,</p>

<p>Ø Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri bakımından cezanın gözden geçirilmesini ve umut hakkını güvence altına alacak bir mekanizma kurulması yönünde Komisyon tarafından açık bir değerlendirme yapılmasını; bu konuda bugüne kadar sunulmuş kanun teklifleri de gözetilerek yasama organına öneri sunulmasını,</p>

<p>Ø Ağırlaştırılmış müebbet rejiminin hasta mahpuslar üzerinde yarattığı sonuçlar, Abdulkadir Kuday örneğinde açığa çıkan ağır sonuçlar ve Abdurrahim Demir’in güncel durumu birlikte değerlendirilerek, konu hakkında kamuoyuna açık bir sonuç ve tavsiye raporu hazırlanmasını,</p>

<p>Ø İnceleme sonucunda ulaşılan tüm tespit, değerlendirme, öneri ve sonuçların tarafımıza yazılı olarak bildirilmesini</p>

<p>talep ederiz <strong>13.03.2026.</strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/tbmmye-agir-hasta-mahpus-basvurusu-abdurrahim-demirin-sagligi-kritik</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/black-vvvvv.jpg" type="image/jpeg" length="94102"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Partili Uysal Aslan: “İBB davası halktan kaçırılamaz”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/dem-partili-uysal-aslan-ibb-davasi-halktan-kacirilamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/dem-partili-uysal-aslan-ibb-davasi-halktan-kacirilamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nevroz Uysal Aslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada DEM Parti’nin, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından <strong>İBB davasının TRT’de canlı yayımlanması</strong> için verilen öneriyi desteklediğini açıkladı.</p>

<p>Nevroz Uysal Aslan, söz konusu talebin bir “medya gösterisi” amacıyla değil, <strong>yargılamanın halktan gizlenmesine itiraz ettikleri için</strong> desteklendiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Halk mahkemelerin nasıl işlediğini görmeli”</h3>

<p>Konuşmasında, iktidar tarafından daha önce dile getirilen canlı yayın söylemlerini hatırlatan Uysal Aslan, “Madem iktidar cephesinden canlı yayın sözleri kuruldu, o zaman kamuoyuna gerçeği göstermek adına bu talepten neden kaçılıyor? Bırakın halk, kendi adına karar veren mekanizmaların ve mahkemelerin nasıl işlediğini ekranlardan görsün” dedi.</p>

<h3>“Yargılama aleniyet ilkesini zedeliyor”</h3>

<p>Davanın yürütülme biçimine yönelik eleştirilerde bulunan Uysal Aslan, yargılamanın cezaevi kampüsünde yapılmasının ve izleyicilere getirilen kısıtlamaların <strong>aleniyet ilkesini zedelediğini</strong> savundu.</p>

<p>Normal koşullarda davaların kamuya açık mahkeme salonlarında görülmesi gerektiğini ifade eden Uysal Aslan, yargılamanın cezaevi ortamında yapılmasının yargının kamuoyundan uzaklaştırılması anlamına geldiğini söyledi.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="661" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/aZ-yk6f1VjM" title="DEM Parti’den çağrı: İBB davası halktan kaçırılamaz!" width="1168"></iframe></p>

<h3>“Siyasi müdahale riski var”</h3>

<p>Konuşmasında, davanın kapsamı, gizli tanık kullanımı ve delil tartışmaları gibi konulara da değinen Uysal Aslan, bu durumun yargılamaya yönelik tartışmaları artırdığını ifade etti.</p>

<p>Uysal Aslan, geçmişte Türkiye’de siyasi davalar üzerinden yürütülen yargı süreçlerini hatırlatarak, benzer uygulamaların bugün de devam ettiğini savundu.</p>

<h3>“Şeffaflık için canlı yayın olmalı”</h3>

<p>DEM Parti olarak davanın TRT’de canlı yayınlanmasını desteklediklerini belirten Uysal Aslan, “Kapalı kapılar ardında yürütülen bir yargılama yerine kamusal şeffaflığın sağlanması gerekir. Adalet halktan gizlendikçe iktidarın gölgesi altında kalır” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/dem-partili-uysal-aslan-ibb-davasi-halktan-kacirilamaz</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/nevroz-uysal-3.JPG" type="image/jpeg" length="52469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Uraloğlu: Otoyol ve köprüler satılmayacak]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/bakan-uraloglu-otoyol-ve-kopruler-satilmayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/bakan-uraloglu-otoyol-ve-kopruler-satilmayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Abdulkadir Uraloğlu, otoyol ve köprülerin özelleştirileceği yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı görevini yürüten Uraloğlu, bu yapıların <strong>satılmasının söz konusu olmadığını</strong>, yalnızca belirli süreli işletme hakkı verilmesine yönelik bir çalışma yapıldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Uraloğlu, otoyol ve bazı yollarda ağır bakım süreçlerinin başladığını belirterek bu çalışmaların bütçeye ciddi maliyetler getirdiğini ifade etti. Bu nedenle alternatif bir model üzerinde çalıştıklarını dile getiren Uraloğlu, “Acaba belli dönemlik işletme hakkını verip bu yapımları işletmeciye yükleyerek bütçeden bir yük çıkmasını engelleyebilir miyiz, ayrıca üzerine ne kadar bir gelir elde edebiliriz diye bir çalışma yaptırıyoruz. <strong>Oraların satılması zaten söz konusu değil</strong>” dedi.</p>

<h3>“Satış değil, işletme modeli değerlendiriliyor”</h3>

<p>Basın mensuplarıyla düzenlenen iftar programında konuşan Uraloğlu, yolların düzenli bakım gerektirdiğini vurgulayarak, “Yollarda rutinde 10 yılda bir hafif, 20 yılda bir de ağır bakım yapılması gerekir. Bu çalışmalar bütçeye ciddi maliyet oluşturuyor” diye konuştu.</p>

<p>Otoyol ve köprülerin <strong>devletin ve milletin malı</strong> olduğunu belirten Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:<br />
“2028 yılında Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü devralıyoruz. Orası işletmecinin değil, devletin ve vatandaşımızın malı. Bu konuda bir çalışma yapıyoruz, belki kamuoyunun görüşüne de sunacağız. Henüz kesin verilmiş bir karar yok.”</p>

<p>Uraloğlu, yapılacak değerlendirmelerde bakım maliyetleri ile elde edilebilecek gelirlerin birlikte analiz edilerek buna göre karar verileceğini sözlerine ekledi.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/bakan-uraloglu-otoyol-ve-kopruler-satilmayacak</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/whatsc026-03-13-at-093841.jpeg" type="image/jpeg" length="27809"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’li Başevirgen pazarda dinledi: “Emekli taneyle alıyor, poşet parası bile çıkmuyor”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-basevirgen-pazarda-dinledi-emekli-taneyle-aliyor-poset-parasi-bile-cikmuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-basevirgen-pazarda-dinledi-emekli-taneyle-aliyor-poset-parasi-bile-cikmuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen</strong>, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde pazarcı esnafı ve vatandaşlarla bir araya gelerek ekonomik sıkıntıları dinledi. Pazarcı esnafı satışların düştüğünü, emeklilerin ise artık ürünleri <strong>kiloyla değil taneyle alabildiğini</strong> söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pazarda ürün fiyatlarının yüksekliğine dikkat çeken bir pazarcı, “Patlıcanın kilosu 180 lira, taze fasulye 300 lira. Vatandaş bunu nasıl alacak? 300 liraya fasulyeyi kim alacak? Ben almam” diyerek durumun zorluğunu anlattı.</p>

<p><img alt="T2-6" class="detail-photo img-fluid" height="1152" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/t2-6.jpg" width="2048" /></p>

<h3>“Emekli taneyle alıyor”</h3>

<p>Vatandaşın alım gücünün ciddi şekilde düştüğünü belirten bir başka esnaf ise alışverişlerin büyük bölümünün kredi kartıyla yapıldığını söyledi. Esnaf, “Millette para mı var? Emekliler zaten taneyle alıyor. Kiloyla alışveriş kalmadı” dedi.</p>

<p>Bir pazarcı ise emeklilerin durumunu şu sözlerle anlattı:<br />
“Emekli taneyle alıyor. Emekli geldiği zaman bakmak bile istemiyoruz. Taneyle alacak ya, poşet parası bile çıkmıyor.”</p>

<h3>“25 yıldır böyle bir yıl görmedim”</h3>

<p>Ailecek üretim yapıp pazarda sattıklarını belirten bir esnaf, satışların ciddi şekilde düştüğünü ifade ederek, “Ucuz satıyoruz ama yine alım yok. Bu işe 25 yılımı verdim, böyle sıkıntılı bir yıl görmedim” diye konuştu.</p>

<h3>“Emeklinin meyve alma şansı kalmadı”</h3>

<p>Pazarda konuşan bir emekli vatandaş ise pazar arabasını göstererek geçim sıkıntısını dile getirdi:<br />
“Emekli maaşı yetmiyor. Meyve alamıyorum, arabada meyve yok. Sadece yemeklik sebze alabiliyorum. Emeklinin meyve alma şansı kalmadı.”</p>

<p><img alt="T1-6" class="detail-photo img-fluid" height="540" src="https://habereguvencom.teimg.com/habereguven-com/uploads/2026/03/t1-6.jpg" width="960" /></p>

<h3>“Eskiden bir kiloyu tartmıyorduk, şimdi bir kilo satmaya çalışıyoruz”</h3>

<p>Satışların dramatik biçimde düştüğünü söyleyen pazarcı esnafı, geçmiş yıllarla bugünü şöyle kıyasladı:<br />
“Eskiden bir kiloyu tartmıyoruz diye zabıtalar bize kızıyordu. Şimdi bir kilo satabilmek için uğraşıyoruz. Eskiden 420 kasa satarken şimdi 20 kasaya düştük.”</p>

<p>Bir başka esnaf da vatandaşın artık gıda alışverişini azaltmak zorunda kaldığını belirterek, “Vatandaş bir kilo alacağı peyniri yarım kilo alıyor, 250 gram alıyor. Eskiden günde 4-5 teneke satarken şimdi bir tenekeyi zor geçiyoruz” dedi.</p>

<h3>“Emekli çalışmadan geçinemiyor”</h3>

<p>Pazarda çalışan bazı esnafların emekli olduğunu belirten Başevirgen, emeklilerin geçinebilmek için çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Bir emekli pazarcı ise, “20 bin lira maaş alıyorum ama yetmiyor, mecbur çalışıyoruz” diyerek yaşadıkları zorluğu dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-basevirgen-pazarda-dinledi-emekli-taneyle-aliyor-poset-parasi-bile-cikmuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/t3-5.jpg" type="image/jpeg" length="40914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’li Ayhan Barut: “Ülke tarımı ve çiftçimiz şimdi de savaşın faturasını ödüyor”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-ayhan-barut-ulke-tarimi-ve-ciftcimiz-simdi-de-savasin-faturasini-oduyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-ayhan-barut-ulke-tarimi-ve-ciftcimiz-simdi-de-savasin-faturasini-oduyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut</strong>, İran’a yönelik saldırıların ardından büyüyen enerji ve gübre krizine dikkat çekerek, Türkiye’de tarım ve çiftçinin yeni bir ekonomik baskıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Barut, iktidara çağrıda bulunarak <strong>çiftçinin desteklenmesini ve tarımda dışa bağımlılığı azaltacak politikaların hayata geçirilmesini istedi.</strong></p>

<h3>“Her kriz ülkemizi ve çiftçimizi vuruyor”</h3>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Yeni Yol Grubu’nun Hürmüz Boğazı ekseninde yaşanan krize ilişkin verdiği önerge üzerine CHP Grubu adına söz alan Barut, Türkiye’de tarımın ciddi bir gerileme yaşadığını belirtti.</p>

<p>Barut, “Ortada AKP eliyle ne Türk çiftçisi kalmış ne de üretim. Geçen yıl çiftçi bir yandan doğal afetlerle uğraştı, bir yandan da ekonomik krizle mücadele etti. Şimdi de savaşın ağır faturasını ödüyor. 2025 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 3,6 büyürken küçülen tek sektör tarım oldu ve yüzde 8,8 daraldı” dedi.</p>

<h3>“Bu sadece askeri bir kriz değil”</h3>

<p>Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan bir gerilimin Türkiye ekonomisini ve tarımını doğrudan etkilediğini belirten Barut, özellikle Orta Doğu’daki çatışmaların enerji ve girdi maliyetlerini artırdığını söyledi.</p>

<p>Barut, “Dünyanın neresinde olursa olsun özellikle bölgemizde yaşanan her gerilim, atılan her füze Türkiye ekonomisini ve çiftçimizin üretim maliyetlerini artırıyor. Bunun sonucu yurttaşın mutfağına da pahalı olarak yansıyor. Pandemide gördük, Gazze’de gördük, Ukrayna savaşında gördük. Şimdi de ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları aynı tabloyu ortaya çıkarıyor” diye konuştu.</p>

<p>Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimin yalnızca askeri bir kriz olmadığını vurgulayan Barut, “Dünya petrolünün, enerjisinin ve gübre hammaddelerinin önemli bir kısmı bu dar geçitten taşınıyor. Buradaki kriz petrol, enerji ve gübre fiyatlarını hızla yükseltiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>“Gübre ve mazot fiyatları katlandı”</h3>

<p>Türkiye’nin petrolde, doğalgazda ve gübrede dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Barut, artan maliyetlerin çiftçiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini söyledi.</p>

<p>Barut şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Beş yıl önce üre gübresinin tonu 3 bin liraydı, bugün 30 bin liraya çıktı. Sadece son on günlük savaş sürecinde bile gübre fiyatları yaklaşık yüzde 20 arttı. Çiftçi bu fiyatlara rağmen gübreyi bulamıyor. Tam da ekim dönemi. Beş yıl önce 6,5 lira olan mazot bugün 65 liranın üzerine çıktı. Bu şartlarda çiftçi nasıl üretim yapacak?”</p>

<h3>“Önlem alınmazsa kayıplar artacak”</h3>

<p>Gübre kullanımının azalmasının verim ve ürün kalitesini doğrudan düşüreceğini belirten Barut, üretimde ciddi kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Barut, iktidara şu çağrıyı yaptı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Çiftçimizi sahipsiz sanmayın. Çiftçinin kullandığı mazottan tüm vergi yüklerini kaldırın. Gübrede dışa bağımlılığı azaltın. Üretimi önceleyen, çiftçiyi koruyan ve yerli üretimi güçlendiren politikalara yönelin.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-ayhan-barut-ulke-tarimi-ve-ciftcimiz-simdi-de-savasin-faturasini-oduyor</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ayhan-barut-1.JPG" type="image/jpeg" length="59964"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meclis’te “Milli Park” tartışması: Kaya’dan Marx ve Akif’li eleştiri]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/mecliste-milli-park-tartismasi-kayadan-marx-ve-akifli-elestiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/mecliste-milli-park-tartismasi-kayadan-marx-ve-akifli-elestiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MECLİS’TE "MİLLİ PARK" GÜNDEMİ: HEM MARKS’TAN HEM AKİF’TEN ALINTI YAPTI</strong></p>

<p>DEVA Partili Ertuğrul Kaya, Milli Parklar Kanunu teklifine karşı Meclis kürsüsünden adeta bir "vicdan dersi" verdi. Kaya, Karl Marx’ın "Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser" sözü ile Mehmet Akif Ersoy’un "Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?" dizelerini hatırlatarak iktidarı uyardı.</p>

<p></p>

<p>TBMM Genel Kurulu’nda Milli Parklar Kanunu’nda Değişiklik öngören yasa teklifinin görüşmeleri sırasında söz alan DEVA Partisi Gaziantep Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi Ertuğrul Kaya, doğanın insanlara Allah’ın "emaneti" olduğunu vurgulayarak hazırlanan düzenlemeye sert itirazlarda bulundu. Konuşmasında ideolojiler üstü bir çevre hassasiyeti sergileyen Kaya hem Marksist teoriden hem de Milli Şair Mehmet Akif’ten alıntılar yaparak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>"KAPİTALİZM GÖLGESİNİ SATAMADIĞI AĞACI KESER"</strong></p>

<p>Vahşi kapitalizmin doğaya bakışını eleştiren Kaya, Karl Marx’ın meşhur sözüne atıfta bulunarak şunları söyledi: "Meselenin özü bu vahşi kapitalizmin doğayı, canlıları, tüm insanlığı gelir getirecek materyaller olarak görmesidir. Karl Marx'ın da dediği gibi kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser." Kaya, doğanın maden ruhsatlarının ve betonun malzemesi haline getirilmesine itiraz ettiklerini söyledi.</p>

<p></p>

<p><strong>"99 YILLIK TAHSİS HANGİ VİCDANA SIĞAR?"</strong></p>

<p>Kanun teklifiyle getirilen 99 yıllık intifa hakkı süresini sorgulayan Kaya, "Bu kanun teklifindeki intifa hakkı süresi hangi aklî, hangi vicdanî gerekçeyle 99 yıla çıkabiliyor, buradan soruyoruz ve buna itiraz ediyoruz. Kalkınma demek vatan toprağını bir kupon arazi gibi parselleyip 'Ne çıkarsa bahtına' diyerek ekosistemi katletmek değildir" dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>MEHMET AKİF’İN "YIKMAK" UYARISI</strong></p>

<p>İstiklal Marşı’nın kabulünün yıldönümü vesilesiyle Mehmet Akif Ersoy’u da anan Kaya, şairin "Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?" dizesiyle başlayan şiirini kürsüden okudu. Kaya, "Akif'in dizelerinde bahsettiği gibi, bir ormanı dakikalar içinde yok edebilirsiniz ama onu geri getirmek yüzyıllar ister bazen de imkânsızdır. Biz bu nedenle millî parkların sermaye parklarına dönüştürülmesine itiraz ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/mecliste-milli-park-tartismasi-kayadan-marx-ve-akifli-elestiri</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/03/ertugrul-kaya-11032026-2.jpeg" type="image/jpeg" length="45389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’Lİ KARAKOZ’DAN EMEKLİ İÇİN ÇAĞRI: “YA ZAM, YA SANDIK”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-karakozdan-emekli-icin-cagri-ya-zam-ya-sandik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-karakozdan-emekli-icin-cagri-ya-zam-ya-sandik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP’Lİ EVRİM KARAKOZ EMEKLİLER İÇİN KONUŞTU: “ZAM YAPAMIYORSANIZ SANDIĞI GETİRİN, YAPACAK OLANA BIRAKIN”</strong></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>CHP Aydın Milletvekili Evrim Karakoz, TBMM Genel Kurulu’nda emekliler için yaptığı konuşma ile AKP iktidarına bir kez daha çağrıda bulunarak emekli bayram ikramiyelerinin ve en düşük emekli maaşlarının asgari ücret seviyesine çıkarılmasını talep etti.</p>

<p></p>

<p><strong>“MİLYONLARCA EMEKLİ HAYAT MÜCADELESİNDE”</strong></p>

<p></p>

<p>Karakoz, konuşmasında milyonlarca emeklinin açlık sınırının altındaki maaşlarıyla geçinmeye çalıştığına ve hayat mücadelesi verdiğine dikkat çekerek, “Bugün emeklilerimiz kiralarını ödeyemiyor; çarşıya, pazara, markete gidemiyor, torunlarına harçlık veremiyor.” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>“EMEKLİYE GELİNCE BÜTÇE YOK”</strong></p>

<p></p>

<p>“Buna karşın iktidar ne yapıyor? Emekli ikramiyelerine yapılması istenen 1.000 liralık zam talebine karşı bile bütçe yok diyor, ödenek yok diyor, 4.000 lira size yeter diyor. Diğer taraftan da bütçeyi halktan yana değil, ranttan yana kullanıyor.”</p>

<p></p>

<p><strong>“ZAM YAPAMIYORSANIZ, SANDIĞI GETİRİN, YAPACAK OLANA BIRAKIN”</strong></p>

<p></p>

<p>“Emekli maaşları ve bayram ikramiyeleri en az asgari ücret seviyesine çıkartılmalıdır. Eğer bunu çıkartamıyorsanız getirin sandığı yapacak olan CHP'ye bırakın.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-karakozdan-emekli-icin-cagri-ya-zam-ya-sandik</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2024/05/evrim-karakvoz-genel-kurul-profil.png" type="image/jpeg" length="41432"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’Lİ ORHAN SÜMER: "BU BİR KORUMA KANUNU DEĞİL, KAPALI DEVRE YAĞMA PLANIDIR!"]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-orhan-sumer-bu-bir-koruma-kanunu-degil-kapali-devre-yagma-planidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-orhan-sumer-bu-bir-koruma-kanunu-degil-kapali-devre-yagma-planidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Milli Parklar Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklikleri sert bir dille eleştirdi. Teklifin alelacele, paydaşlardan ve üniversitelerden kaçırılarak hazırlandığını dile getiren Sümer, <strong>"İktidarın 23 yıllık rant iştahı, şimdi gözünü çocuklarımızın nefes borusu olan milli parklara dikmiştir"</strong> dedi.</p>

<p><strong>99 YILLIK PEŞKEŞ, ANAYASA’NIN RUHUNA SIKILMIŞ BİR KURŞUNDUR!</strong></p>

<p>Orhan Sümer, kanun teklifinin Anayasa’nın 169. maddesine açıkça aykırı olduğunu belirterek, milli parkların işletme ve yönetim yetkisinin özel şirketlere devredilmesini şu sözlerle eleştirdi:</p>

<p>"Milli parkları 49 yıllığına, 'başarı' kılıfıyla ise tam 99 yıllığına şirketlere peşkeş çekmek bu millete yapılabilecek en büyük ihanettir. 99 yıl demek, torunlarımızın dahi göremeyeceği bir süreyi üç beş müteahhidin insafına terk etmektir. Bu sadece bir yetki devri değil; Anayasa’nın ruhuna sıkılmış bir kurşundur!"</p>

<p><strong>60 BİN KAÇAK AVCIYA AF GETİRİLİYOR</strong></p>

<p>Konuşmasında liyakatsiz kadrolaşma ve yaban hayatına yönelik tehditlere de değinen Orhan Sümer, uzman orman mühendislerinin sistem dışına itildiğini vurguladı. Sümer, <strong>"Kaçak avcılık yapan 60 bin kişiye adeta af getiriyor, cezaları caydırıcılıktan çıkarıyorsunuz. Tunceli'de, Kazdağları'nda kaçak avcılık yapan 'ayrıcalıklı' dostlarınızı korumak için yaban hayatının dengesini riske atıyorsunuz"</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>DOĞA, SEÇİM KAMPANYASI SPONSORUNUZ DEĞİLDİR!</strong></p>

<p>İktidarın geçmişteki çevre karnesini hatırlatan Sümer, Atatürk Orman Çiftliği, Kaz Dağları ve Akbelen örneklerini verdi.</p>

<p>"Doğayı korunacak bir miras değil, nakde çevrilecek bir arsa olarak gören bu hastalıklı bakış açısından vazgeçin. Tarihe 'doğa katliamcısı' olarak geçmeyin ve bu talan fermanını derhal geri çekin! Kimse unutmasın; doğa, siyasi iktidarın seçim kampanyası sponsoru değil; bu milletin ortak geleceği ve namus borcudur!" Dedi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AKP’NİN TURİZM TEŞVİĞİ DEDİĞİ RANTTIR</strong></p>

<p>Orhan Sümer, “Daha dün Atatürk Orman Çiftliği’ni mahkeme kararlarını çiğneyerek betonlaştıranlar, Kaz Dağları’nı maden şirketlerine kurban edenler, Akbelen’de köylünün zeytinine çökenler bugün bize "doğa turizmi" masalları anlatmasın! AKP’nin "kamu yararı" dediği şey, aslında "şirket kârı"dır. "Turizm teşviği" dediğiniz ise doğanın bağrına saplanacak beton hançeridir.” Dedi</p>

<p><strong>DOĞAYA KATLİAMI YAPAN AH ALIR</strong></p>

<p>Orhan Sümer, “İster inanın, ister inanmayın ma bunu yapan ah alır arkadaşlar. Kurtların, kuşların, derelerin, dağların, çiçeklerin, böceklerin ahını alır. Gözünü rant bürümüş odaklara Cumhuriyet Halk Partisi olarak; ticari işgale, milli parklarımızın "müşteri memnuniyeti" masalarına meze edilmesine asla geçit vermeyeceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz” Dedi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-orhan-sumer-bu-bir-koruma-kanunu-degil-kapali-devre-yagma-planidir</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2025/08/orhan-sumer-7-1.jpeg" type="image/jpeg" length="45950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’li Barut: “Mazot ve gübredeki artış çiftçiyi perişan etti”]]></title>
      <link>https://www.habereguven.com/chpli-barut-mazot-ve-gubredeki-artis-ciftciyi-perisan-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habereguven.com/chpli-barut-mazot-ve-gubredeki-artis-ciftciyi-perisan-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ayhan Barut, İran’a yönelik saldırıların ardından enerji ve tarımsal girdi fiyatlarında yaşanan artışın çiftçiyi zor durumda bıraktığını belirterek iktidarı acil önlem almaya çağırdı. Cumhuriyet Halk Partisi Adana Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Barut, mazot ve gübrede yaşanan fiyat artışlarının tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.</p>

<h3>“Çiftçinin perişan halini görün”</h3>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan Barut, <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong> ve <strong>İsrail</strong>’in <strong>İran</strong>’a yönelik saldırılarının küresel piyasalarda etkiler yarattığını ve bunun Türkiye’de de hissedildiğini ifade etti.</p>

<p>Barut, “Çiftçimizin en temel girdilerinden birisi olan mazot ve gübrede fahiş zamlar var. Mazot ve gübrede maalesef dışa bağımlıyız. <strong>Rusya-Ukrayna Savaşı</strong> ve pandemi döneminde yaşananlardan ders çıkarılmadı. Şimdi savaşın etkisiyle yine aynı acı tabloyla karşı karşıyayız” dedi.</p>

<h3>Gübre fiyatları son 10 günde yüzde 20 arttı</h3>

<p>Tarımsal üretimde kullanılan gübre ve mazot fiyatlarındaki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını vurgulayan Barut, son dönemdeki fiyat artışlarına dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Barut, “Mazot fiyatları uçtu gitti. Bahar vakti gübrede fiyat artışları son 10 günde yüzde 20’yi geçti. Ürenin tonu 30 bin lirayı, DAP gübresinin tonu ise 35 bin lirayı aştı. Çiftçinin perişan halini görün. Yerli üretimi ve üreticiyi gözetin” diye konuştu.</p>

<h3>“Mazotta vergiyi kaldırın, gübrede hibe desteği verin”</h3>

<p>İktidara çağrıda bulunan Barut, tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için acil destek sağlanması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Barut, “Mazotta KDV ve ÖTV’yi kaldırın. Gübre ve tohumda çiftçimize hibe destekleri verin. Bu yangını derhal söndürün” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.habereguven.com/chpli-barut-mazot-ve-gubredeki-artis-ciftciyi-perisan-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereguvencom.teimg.com/crop/1280x720/habereguven-com/uploads/2026/02/ayhan-barut-bulten-icin-son-foto.JPG" type="image/jpeg" length="48378"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
