Habere Güven

Son Dakika Hızlı Haber ve Güncel Gelişmeler

TTB SEÇİMLERİNİ ETKİN DEMOKRAT HEKİMLER KAZANDI.

A+ | A-

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası önünde yapılan seçimlerde iki liste yarıştı.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi seçimlerinde, Etkin Demokratik TTB Grubu’nun başkan adayı Şebnem Korur Fincancı ile Bağımsız Hekimler Birliği’nin başkan adayı Rıza Hakan Erbay yarıştılar.

Şebnem Korur Fincancı

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) 72’nci Büyük Kongresi 27 Eylül 2020 Pazar günü gerçekleştirilen seçim ile tamamlandı.

Listelerden biri mevcut yönetimde yer alan Etkin Demokratik TTB Grubu, diğeri de Bağımsız Hekimler Birliği Grubu.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen tabip odaları delegelerinin katılımıyla gerçekleştirilen kongrede, “Salgına ve savaşlara karşı mücadeleye devam” yazılı pankart asıldı. Kongre salonunda Koronavirüs salgınında yaşamını yitiren salgın çalışanlarının fotoğraflarına yer verildi.

Divanın oluşturulmasıyla başlayan kongrede yapılan saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını TTB Merkez Konseyi Genel Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman yaptı.

Prof. Dr. Sinan Adıyaman

Türk Tabipleri Birliği’nin kongresinde konuşan Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, “Covid-19 pandemisinin yaşandığı bir ülkede başta hekimler olmak üzere bütün sağlık çalışanlarının sözü, sesi, çığlığı olmayı başardığımızı umuyorum” dedi.

“TTB’ye yönelik saldırılarla mücadele ettik”

Adıyaman, şöyle konuştu:

“Bir yandan TTB’ye yönelik saldırılarla mücadele ettik. Diğer yandan KHK’lerle, güvenlik soruşturması ve arşiv taraması bahanesiyle mağdur edilen, işsiz bırakılan, hekimler ve sağlık çalışanlarının hak arama mücadelesine destek verdik. Covid-19 mücadelesine yönelik mücadelemizi sağlık çalışanlarının ve toplum sağlığının korunmasını temel alarak sürdürdük.

“Sorumluluklarını hatırlattık”

“TTB olarak kamusal sorumluluklarımız doğrultusunda Covid-19 mücadelesinde yaşanan eksiklikleri, yetersizlikleri ve hataları dile getirdik. Bu nedenle Covid-19 sürecine dair yapılacak her türlü değerlendirme ve atılacak her türlü adımın sadece bugüne değil önümüzdeki süreci de şekillendireceği inancıyla hareket ettik.

“Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluğunu ve koordinasyonunda sürecin tüm bileşenlerinin katılımıyla ve şeffaf olarak hayata geçirilmesi gerektiğini defalarca vurguladık. Salgın sürecinin ne yazık ki iyi yönetilemediğini, salgınla mücadelede adım atılırken bilimsel yöntemlerle hareket edilmediğini bunun da vaka ve ölüm sayılarının yeniden artmasına neden olduğunu gördük.

“Mücadeleye devam edeceğiz”

Bu salgın döneminin daha büyük acılarla devam etmemesi, ülke ve dünya için en az kayıpla sonlandırılabilmesi için bilim ve aklın yolundan ayrılmadan çalışmaya devam edeceğiz.  Covid-19 pandemisinin yaşandığı bir ülkede başta hekimler olmak üzere bütün sağlık çalışanlarının sözü, sesi, çığlığı olmaya başardığımızı umuyorum. Görev sürem doldu ama buradayım, yanı başınızda ve omuz başınızda olmaya devam edeceğim.

TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz

Ardından TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, faaliyet raporunu sundu. Salgın sürecinde yaşamını yitiren sağlık emekçilerini anarak başlayan Yılmaz, rapor öncesi kısa bir konuşma yaptı.

Yılmaz, “Bundan iki hafta önce 12 Eylül’ün 40’ıncı yılını yaşadık. Ve Türkiye’de bu 40 yıl içerisinde anti demokratik uygulamaların, barışa uzanan kışkırtıcı elin, özgürlüklerimizi kısıtlayan o gücün biraz olsun hafiflediğini söyleyebilir miyiz? 12 Eylül’de örgütümüz kapatılmıştı. Bundan 40 yıl sonra Covid-19 salgın sürecinde örgütümüze yine aynı tehdit yapılıyor; 100’ün üzerinde sağlık emekçisinin yaşamını yitirdiği böylesi bir ortamda” dedi.

“Bakanlığa 33 mektup gönderdik”

Salgın süreci boyunca Sağlık Bakanlığı’na 33 kez açık mektup gönderdiklerini belirten Yılmaz, şunları söyledi: “Mektuplaşmanın bu kadar azaldığı ortamda kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Hepsinde de sağlık emekçilerinin yaşam koşulları, ihtiyaçları, ekonomik mağduriyetler, toplum sağlığı, aşılar aklınıza ne gelirse bir dayanışma içerisinde ilgili uzmanlık alanlarıyla süreci örgütleyerek Sağlık Bakanlığı’nı sürekli göreve davet ettik. Görevlerini yapmadıklarını sürekli söyledik”

TTB Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz, 2019 yılında 1042, bu yıl da eylül ayı itibariyle 702 genç hekimin yurt dışında çalışabilmek için TTB’den belge istediğini açıkladı. Yılmaz, “Yaklaşık dört tıp fakültesi mezununu birden hiç kaygılanmadan kuşkuya kapılmadan sıradan bir olaymış gibi yurt dışına gönderiyoruz” dedi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz, TTB kongresinde konuştu. TTB Merkez Konseyi olarak 2 yıllık çalışmalarını değerlendiren Yılmaz, genç doktorlarla ilgili çarpıcı bilgiler paylaştı.

TTB’nin yurt dışında çalışmak isteyen hekimlere iyi hal belgesi düzenlediğini hatırlatarak, yurt dışına çıkmak için TTB’ye başvuran genç doktorların sayısındaki artışa dikkat çeken Yılmaz, şu bilgileri verdi;

“Genç hekimlere iyi hal belgesi veriyor. Şu tabloya bakın ki 2019 yılında 1042 arkadaşımız TTB’den yurt dışında asistanlık yapmak çalışmak için belge istemiş. Yaklaşık dört tıp fakültesi mezununu birden hiç kaygılanmadan kuşkuya kapılmadan sıradan bir olaymış gibi yurt dışına gönderiyoruz ve onlar bizden belge istiyor. Eylül ayı itibariyle 702 idi dün rakamlara baktım. Yani yaklaşık 700 arkadaşımız yurt dışına çalışmak için bu yıl belge istemiş. Hem de Covid-19 salgın sürecinde, TTB’den iyi hal belgesi almaya çalışmışlar.”

Seçimleri Etkin Demokratik TTB Grubu Kazandı

Etkin Demokratik TTB Grubu’nun listesinde TTB Merkez Konseyi Genel Başkanlığı için aday olan isim, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın eski Başkanı ve Adli Tıp Uzmanı Şebnem Korur Fincancı.

Yeni seçilen TTB Merkez Konseyi şu isimlerden oluşuyor: Filiz Şebnem Korur Fincancı, Çiğdem Aslan, İbrahim Akkurt, Alican Bahadır, Vedat Bulut, Deniz Erdoğdu, Kazım Doğan Eroğulları, Meltem Günbeği, Onur Naci Karahancı, Ali İhsan Ökten, Halis Yerlikaya.

Yeni Seçilen TTB Yüksek Onur Kurulu üyeleri : Sezai Berber, Naki Bulut, Şeyhmus Gökalp, Taner Gören, Yıldıray Orhon, Ömer Özkan Özdemir, Hafize Öztürk Türkmen, Irmak Saraç, Lale Tırtıl.

Yeni Seçilen TTB Denetleme Kurulu üyeleri: Filiz Ak Azar, Fırat Erkmen, Nilay Etiler L

TTB Merkez Konseyinde Adana’dan Ali İhsan Ökten Yer Alacak

Ali İhsan Ökten’in konuşması;

Sevgili Meslektaşlarımız,

Tüm dünya ve ülkemiz COVİD-19 salgını nedeniyle sağlık, siyasal ve ekonomik zorlu bir süreçten geçiyor. Salgından kaynaklı oda seçimleri gecikmeli yapıldı, şimdi TTB MK seçimini yapıyoruz. Bu zorlu süreçte tüm hekimlerimize ve sağlık çalışanlarına selam olsun.

Pandemi tüm dünyada olanca şiddetiyle devam etmektedir. Ne yazık ki ülkemiz de iyi yönetilememenin ağır sonuçlarını yaşamaktadır. Bilimsel ve iyi bir pandemi yönetimi ile COVİD-19 salgını daha iyi kontrol altına alınabilecekken geldiğimiz nokta kaygı vericidir. Pandemide gerçekler tüm şeffaflığı ile toplumla paylaşılarak durumun çok ciddi olduğu algısı yaratılmalıdır. Bilim Kurulunda TTB mutlaka yer almalıdır. Bilim Kurulunun söyledikleri hayata geçirilmeli siyaset, bilimin önüne geçmemelidir. Pandemi sürecine siyaset üstü bir yaklaşımla acilen müdahale edilmelidir. Yoksa önümüzdeki günlerde salgının çok daha fazla artacağı ve kaygı düzeyine varacağı bellidir. Pandeminin tüm dünyada yarattığı tahribat özel sağlık sisteminin bir sonucudur. Bu nedenle kamucu ve koruyucu sağlık sistemini önceleyen “Sağlıkta Sosyalizasyon Projesi” yeniden oluşturulmalıdır. Bu süreçte dünyada en fazla hekim ve sağlık çalışanın vefat ettiği ülkelerden birinin ülkemiz olduğunu söyleyebiliriz. Bu vesileyle efat eden tüm sağlık çalışanlarını saygı ile anıyoruz.  Cansiperane çalışan ve belki de dünya da en fazla ölüm ve hastalanma riski taşıyan ülkemizin en iyi yetişmiş insan gücünü oluşturan biz hekimler ve sağlık çalışanlarının Sağlık Bakanlığı tarafından yeterince korunmadığını düşünüyoruz. . Hala hekimlere ve tüm sağlık çalışanlarına Covid-19 testi yapılmamakta, koruyucu kişisel ekipman konusunda ciddi sıkıntı yaşanmaktadır. Hekim ve sağlık personellerinin hastalandığı ve ölüm haberlerini aldığımız şu günlerde Covid-19 meslek hastalığı kapsamına alınmalı ve hastalanan veya vefat eden hekim ve tüm sağlık çalışanlarının mağduriyetleri giderilmelidir.

Ekonomik ve özlük haklarımız her geçen gün erozyona uğramaktadır. Yıllar içinde aldığımız maaşlar ve ek ödemeler enflasyon karşısında erimiştir. Sağlıkta performans sistemi hekimliğin ve sağlığın ruhuna aykırıdır. Sağlıkta performans sistemi en kısa zamanda kaldırılmalıdır. Bugün bir çok hastane de döner sermayeler çok komik düzeyde dağıtılmakta, hekim emeği hiçe sayılmaktadır. Medya üzerinden hekimlere verilen ücretler abartılmakta, ve ne yazık ki gerçeği yansıtmadığı gibi, toplum gözünde hekim ve sağlıkçıların itibarı düşürülmekte bu bizlere şikayet ve şiddet olarak geri dönmektedir. Ve bunların hiçbiri emekliliğe yansımamaktadır. Hekim emeğinin ve alın terinin karşılığı olan emekliliğe yansıyacak yeni bir maaş ve ödeme sistemine geçilmelidir. Herkese hak ettikleri yıpranma payları verilmelidir.

“Sağlıkta Şiddet” yasası TTB’nin önerdiği şekilde çıkarılmadığı için güdük kalmıştır

En büyük sorunumuz olan sağlıkta şiddet artarak devam etmektedir. “Sağlıkta Şiddet” yasası TTB’nin önerdiği şekilde çıkarılmadığı için güdük kalmıştır, bugüne kadar geldiğimiz noktada yasa şikayet ve şiddete engel olamamıştır. Çünkü “Sağlıkta Dönüşüm Projesi”nin getirmiş olduğu sağlık sisteminin kendisi şikayet ve şiddet üretmektedir. Sağlık sisteminde yapısal değişikliğe gidilmelidir.

Medikolegal anlamda en çok ihtiyaç duyduğumuz yeni bir malpraktis yasası çıkarılmalıdır. Ancak bu yasa sadece iktidar tarafından değil; içinde TTB ve hukukçu hekimlerinde olduğu bir kurul tarafından yeniden düzenlenmelidir.

Bilimsel yayınlarda ki etik kurulun üstünde Sağlık Bakanlığı denetim mekanizması kabul edilemez ve bu acilen kaldırılmalıdır.

TTB nefret politikasıyla hedef gösterilmektedir.

AKP iktidarı, yıllardır ne kadar baskı kurarsa kursun Türkiye Cumhuriyeti’nin temel yapı taşı olan Türkiye Barolar Birliği, TTB (Türk Tabipleri Birliği) ve TMMOB (Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği) ni ele geçirememiş, ortadan kaldıramamıştır. Bugüne kadar hak-hukuk-adalet karşıtı söylemlere barolar; sağlıktaki olumsuz gidişata, sağlıkta dönüşümün hekimler üzerindeki yıkımına, sağlıkta şiddete TTB; ülkenin her tarafının beton yığını haline getirilmesine, madenlerde yüzlerce kişinin ölmesine, imar plansızlığına TMMOB karşı çıkmıştır. Türkiye Barolar Birliği, TTB ve TMMOB sadece meslekî olarak değil, hak, hukuk, adalet, demokrasi, insan hakları, çevre, vs. gibi birçok alanda laik, demokratik, çağdaş Türkiye’de yaşamak için ortak mücadele eden, çerçevesi anayasal haklarla çizilmiş hem mesleki hem de demokratik kitle örgütleridir. Yıllardır devam eden bu ortak mücadele ruhu, iktidarı artık çok fazla rahatsız etmeye başlamıştır. Bu nedenle, tüm itirazlara rağmen önce ‘çoklu baro’ oluşturmak için Türkiye Barolar Birliği yasasında değişiklik yapılmış, ancak bekledikleri karşılığı bulamamışlardır. Şimdi iktidar üyeleri tarafından COVİD-19 salgınında özveriyle çalışan ve gerçekleri dile getiren açıklamaları ile hem hekimlerin, hem halkımızın, hem de kamuoyunun desteğini alan tabip odaları ve TTB nefret politikasıyla hedef gösterilmektedir. Bizler biliyoruz ki; tüm bu söylemler Türkiye Barolar Birliği gibi Türk Tabipleri Birliği’ni de bölmeyi amaçlamaktadır. Ama biz hekimler bu söyleme her zaman olduğu gibi şiddetle karşı duracağız ve mücadele edeceğiz.

Ekonomik ve siyasal öngörüsüzlük ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik-siyasal-sosyal sıkıntıları had safhaya çıkarmış, yoksulluk artmış, bunların getirdiği sağlıksızlık toplum sağlığını tehdit eder noktalara getirmiştir. Antidemokratik uygulamalar ile hak-hukuk-adalet kavramı mumla aranır olmuştur. Liyakatsızlık, ya bizdensin ya öteki kavramı veya  biat kültürü üniversiteler başta olmak üzere, tüm devlet kurumlarının yönetim birimlerinin her alanına yayılarak toplumdaki kutuplaştırıcı siyasetin önemli basamaklarını oluşturmaktadır.  Dış siyasette komşularımızla olan ilişkiler neredeyse hepsiyle kavga eder konumdadır.

Bizler sadece hekimiz.

Bizler artık pratisyen, aile hekimi, akademisyen, uzman, asistan, intörn veya  dahiliye uzmanı, cerrah, çocuk uzmanı,  kadın doğum uzmanı,  ortopedist, mikrobiyolog, radyolog, biyokimya uzmanı vs. değiliz. Bizler sadece hekimiz. Branşlarımız, ünvanımız, yaşımız, yaşamımız, cinsiyetimiz, çalıştığımız yerler ayrı olsa da sorunlarımız aynıdır. Artık bu sorunlarımızın çözülmesini istiyoruz. Artık şikayetten, şiddetten, performans yapmaktan, nöbet tutmaktan, angarya işler yapmaktan, yöneticilerin baskısından, olumsuz koşullarda çalışmaktan, TCK’na göre yargılanmaktan ve kazanamadığımız ücretlerin tazminatından bıktık.

Televizyonlarda sağlıkçılara yapılan teşekkür konuşmaları artık bizim için bir şey ifade etmemektedir. Bizler saatlerce,  günlerce, haftalarca, yıllarca sürekli okuyoruz, çalışıyoruz. Yeri geliyor evimize gitmiyor, çocuklarımızı öpemiyor, ailelerimizi görmüyoruz.  Şu an geldiğimiz noktada artık maddi ve manevi olarak tükenmişlik sendromu yaşıyoruz. Artık hiçbirimiz aile sağlık merkezlerine, acil servislere, hastanemize gitmek istemiyoruz. Bizler iyi koşullarda iyi, nitelikli, herkese eşit sağlık hizmeti vermek istiyoruz.