Eylül 2022 tarihli “Sağlık Bakanlığı 2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporu”nda tespit edilen usulsüzlüklere ilişkin olarak Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin KOCA’ya soru önergesi yönelten CHP İstanbul Milletvekili ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi Dr. Ali Şeker, “Vatandaş doğalgaz faturasından korkup kombisinin ısısını yükseltemezken, Sağlık Bakanlığı adeta müteahhitlerin ve hizmet satın aldığı firmaların elektrik, ısıtma, soğutma, iklimlendirme giderlerini üstlenmiş” sözleri ile şehir hastanelerinin milletin sırtında oluşturduğu ilave yükü gözler önüne serdi.

Eylül 2022 tarihli ‘Sağlık Bakanlığı 2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda tespit edilen usulsüzlükler, kamu kaynaklarının özensiz ve hukuksuz şekilde israf edildiğini ortaya koydu.  Raporda yer alan BULGU 3’e göre; Bakanlık tarafından anahtar teslimi götürü bedel ihale usulüyle ihale edilen hastane inşaatlarında, proje kapsamında kurulumları yapılan trijenerasyon /kojenerasyon sistemlerinin bir kısmının hastaneler faaliyete geçtikten sonra kullanılmadığı tespit edildi. 2012 tarihli, ‘Mevcut ve Yeni Yapılacak Sağlık Tesislerinde Uyulması Gereken Asgari Teknik Standartlar’ başlıklı Genelge uyarınca, 200 yatak kapasitesinden büyük en az 20.000 m² kapalı alana sahip, bulunduğu bölgede doğal gaz bulunan yeni hastane projelerinde ve inşaatlarında kojenerasyon, trijenerasyon sistemi kurulması gerekmektedir. Ancak elektrik enerjisi üretimi gerçekleştirip, elektrik tüketiminde tasarruf sağlaması amacı ile düşünülen bu sistemlerin hastaneler faaliyete geçtikten sonra üretim maliyetleri nedeniyle genel olarak kullanılmadığı, atıl vaziyette bekletildiği tespit edildi. Bunun yanında şehir hastanelerinin yüksek elektrik faturaları ise bir kısmı sağlık çalışanlarına bir kısmı hazineye aktarılması gereken döner sermayeden karşılandı.

Durumu değerlendiren CHP’li Şeker, “Hizmet alımı yoluyla yapılan ve hastanelerin elektriğini, ısıtmasını, soğutmasını, aydınlatmasını kullanan şirketler, bu hizmetlerin üretimi için tükettikleri enerji bedellerinin ödenmesi sürecinde katkı sunuyor mu, sunuyorsa ne boyutta bir katkı sunuyor, bu konunun bir an evvel şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanması gerekiyor.” dedi.

Şirketler Sözleşmede Yazandan Daha Fazla Alanı Ticari Amaçlarla Bedelsiz Olarak Kullanmış!

Sayıştay tarafından tespit edilen bir diğer usulsüzlük ise, şehir hastanelerinin ticari alanlarının kullanımına ilişkin oldu. KÖİ modeli ile işletilen şehir hastanelerinde görevli şirketler tarafından işletilen ticari alanlarda ihale dokümanı ve projelerde yer alandan daha fazla alanda ticari faaliyet yürütüldüğü, Bilkent Şehir Hastanesinde Sözleşme eki Ek-18 gereği Şirket tarafından yapılan ticari alanlar karşılığı ödemelerin ihale dokümanında yer alandan daha fazla alanda faaliyet gösterilmesine rağmen bedelin revize edilmediği ve bazı şehir hastanelerinde ticari alan iklimlendirme giderleri için kamu konutları için geçerli olan birim fiyatların kullanıldığı tespit edildi. “Hali hazırda Sağlık Bakanlığı bütçesinin önemli bir kısmı KÖİ modeli ile inşa edilen şehir hastanelerinin kira ve hizmet bedellerine aktarılırken iktidarın yüklenici firmaların lehine ihmaller ile Bakanlık bütçesi üzerindeki yükü artırması iktidarın sağlık politikasındaki yanlış tutumunun göstergesidir. Bakanlık ticari alanların projede yer alandan fazla kullanımına ilişkin gerekli adımları atmadığı için gelir kaybı yaşamakta, buna ek olarak fazla kullanılan alanların yıpranma maliyeti, bakım gideri, iklimlendirme gideri, ilgili alanda tüketilen elektrik gibi bütçede ciddi yük oluşturan giderlerini de vatandaşların refahından kısarak üstlenmektedir. Depoların dahi ticari alana çevrildiği şehir hastanelerinde fiili olarak kullanılan ticari alanlar tespit edilmediği gibi; bu alanlar için gerçekçi ısıtma ve soğutma maliyeti, elektrik tüketimi hesapları da yapılmamaktadır” diyen CHP’li Şeker, yüklenicilerin, kullandığı ticari alanların ısıtması ve soğutması için kamu konutları yönetmeliğine göre 2021 yılında her bir metrekareye 2,52 liranın biraz üzerinde yakıt bedeli ödediğinin tespit edildiğini belirtti. CHP’li Şeker “Ticari alanların işletilmesi ile ilgili riskler Görevli Şirket yükümlülüğünde olduğundan iklimlendirme giderleri gerçek gider usulü ile belirlenip buna göre mahsup edilmeli” uyarısında bulunarak Bakan Koca’ya aşağıdaki soruları yöneltti: 

1.      Proje kapsamında kurulumları yapılan ancak hastaneler faaliyete geçmesine rağmen kullanıma geçmeyen trijenerasyon /kojenerasyon sistemlerinin bulunduğu hastaneler hangileridir? Bu hastanelerin faaliyete geçme tarihleri ne zamandır?

2.      İlgili trijenerasyon/kojenerasyon sistemlerinin aradan geçen sürelere rağmen faaliyete geçmemesi sebebiyle ödenen yüksek enerji/ısıtma/soğutma/iklimlendirme faturalarının kamuyu uğrattığı zarar ne kadardır? Bu zararın tespiti ve tazmini için atılan idari ve yasal adımlar nelerdir?

3.      Yapımı tamamlanan ve faaliyete geçirilen şehir hastanelerinde imzalanan sözleşmelere göre kullanılması gereken ticari alanlar her bir şehir hastanesi için ayrı ayrı olmak üzere kaç metrekaredir?

Ayhan Barut, Tarım ve Orman Bakanlığı'nı açıklama yapmaya çağırdı Ayhan Barut, Tarım ve Orman Bakanlığı'nı açıklama yapmaya çağırdı

4.      Yapımı tamamlanan ve faaliyete geçirilen şehir hastanelerinde fiili olarak kullanılan ticari alanlar tespit edilmiş midir? Bu alanlar her bir şehir hastanesi için ayrı ayrı olmak üzere kaç metrekaredir?

5.      Sözleşmede belirtilenden daha fazla alanda ticari faaliyet sürdürülen şehir hastanelerinde işgaliyeye son verilmesi veya sözleşmenin gerçek rakamlarla revize edilmesi ve geçmişe dönük kamu kayıplarının giderilmesi için atılan idari ve yasal adımlar nelerdir?

6.      Sözleşmede belirtilenden daha fazla alanda ticari faaliyet sürdürülen şehir hastanelerinde ilgili alanda tüketilen elektriğin tespiti ve bedelinin tahsili için atılan idari ve yasal adımlar nelerdir?

7.      Fazladan kullanılan bu ticari alanların kullanımı sebebiyle ticari alanların iklimlendirme giderlerinde kamu konutları için geçerli olan birim fiyatların kullanılma gerekçesi nedir? İklimlendirme giderlerinin gerçek maliyetlerle belirlenip buna göre mahsup edilmesi gerekirken bu uygulamaya gidilmemesi sebebiyle kamunun yaşadığı zarar tespit edilmiş midir? Bu zararın giderilmesi için atılan idari ve yasal adımlar nelerdir?

8.      Fazla kullanılan bu ticari alanların kullanımı sebebiyle oluşan ticari alanların yıpranma maliyeti, bakım gideri gibi Bakanlıkça üstlenilen giderlerin tespitine ilişkin bir tespit çalışması yapılmış mıdır? Yapıldı ise bu miktar ne kadardır? Bu giderlerin yüklenici firmalardan talep edilmesi düşünülmekte midir?