“Tam Bağımsız Türkiye” mücadelesinde idam edilen ’68 gençlik hareketi önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, halkın emperyalizme, savaşa ve sömürüye karşı mücadelesinde yaşamaya devam ediyor.

Whatsapp Image 2024 05 06 At 18.26.17 (1)

Adana Emek ve Demokrasi Güçleri adına  Güney AKIN tarafından Atatürk Parkında okunan metinde; "Bundan 52 yıl önce bugün Deniz, Yusuf ve Hüseyin, yoğunlaşan baskı ve terör eşliğinde 12 Mart faşist cuntası tarafından 6 Mayıs 1972’de idam edildiler" ifadeleri kullanıldı.

Akın sözlerine şu şekilde devam etti;

1960’lı yılların ikinci yarısında gençlik başta olmak üzere halkın yükselen mücadelesinin öne çıkardığı devrimcilerin bir bölümü çatışmalarda ve işkence tezgâhlarında katledildi. Gençlik önderlerinden İbrahim Kaypakkaya işkence’de, Mahir Çayan ve arkadaşları Denizlerin idamını engellemek için Kızıldere’de katledildi.

6 Mayıs’ta idam edilen Denizler, yanlışlıkla asılmadı. Onların idamına karar veren egemenler, çok bilinçli şekilde kendi sınıfının mücadelesini veriyorlardı. Denizler de halkın kurtuluşu için mücadele ediyordu. Dönemin egemenleri, Denizlerin başlattığı öğrenci eylemlerinin; üretici köylü eylemleri, işçi grev ve direnişleri ile birleşmesinden korktular. Aynı yoldan yürüyeceklere ibret olsun diye üç devrimciyi astılar.

CHP'li Gülcan KIŞ, 19 Mayıs'ın 105. Yıl Kutlamalarında Gurur ve Mutluluk Yaşıyoruz. CHP'li Gülcan KIŞ, 19 Mayıs'ın 105. Yıl Kutlamalarında Gurur ve Mutluluk Yaşıyoruz.

Denizler de sınıf mücadelesinin bir parçası olduklarının bilinciyle ölümü karşıladılar. Baş eğmediler. Sehpaya başları dük yürüdüler. Tıpkı devrimci yaşamlarında olduğu gibi son yürüyüşlerinde de hiçbir pişmanlık korku belirtisi göstermediler. Ölüm karşısında yenilgiyi kabul etselerdi, teslim olsalardı o zaman sermeye sınıfı kazanmış olacaktı. Ama egemenlerin umdukları olmadı. Kurtuluş mücadelesinin meşalesini yakan Denizlerin açtığı yol kapanmadı.

 Whatsapp Image 2024 05 06 At 18.26.14

DENİZ’LER İŞÇİ SINIFI VE EZİLEN HALKLARIN MÜCADELESİNDE YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR

Denizler baskının, sömürünün olmadığı sınıfsız bir toplumun kurulması nihai amacıyla, emperyalizme ve işbirlikçi egemen sınıfların köhne düzenine ve yöneticilerine karşı taviz vermeden mücadele ettiler. Bu mücadelenin tam zaferi, bugün de işçi sınıfının ve ezilen halkların, baskının ve sömürünün tüm biçimleriyle yok edildiği sınıfsız toplum davasının hedefi olmaya devam ediyor.

Deniz Gezmiş’in idam sehpasında söylediği “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, kahrolsun emperyalizm!” sözleri yarım asırdır, bu topraklarda çınlamayı sürdürüyor. Deniz Gezmiş’ten sonra darağacına çıkarılan Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın “Kahrolsun faşizm” haykırışı, bugün hâlâ grevlerde, meydanlarda, kampüslerde mücadeleye güç veriyor.

Türkiye’de bugün de 60’lı ve 70’li yıllarda olduğu gibi, emperyalist ve işbirlikçi tekellerin kârları artarken, halkın yaşam ve çalışma koşulları giderek kötüleşiyor. İşçiler, emekçiler, gençler arasında geleceğe ilişkin güvensizlik büyüyor. Farklı uluslar ve milliyetler, dinler ve mezhepler arasında hak eşitsizliği, ezen ve ezilen ilişkisi sürüyor. Ülkenin, sömürge madenciliği örneğinde de görüldüğü gibi emperyalist ve işbirlikçi tekellere sınırsızca peşkeş çekildiği bir süreçten geçiliyor. İliç’te işçilere mezar olan sömürge madenciliği ülkeyi bir ahtapotun kolları gibi sarmış durumda. Deniz’lerin emperyalizme karşı mücadelesi, bu açıdan da ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Tek adam yönetimi burjuva muhalefeti de yedekleyerek düzenin istikrarını sağlamaya, aralarında Orta Vadeli Program ile 12. Kalkınma Planı‘nın uygulanmasının da olduğu, emperyalist ve işbirlikçi tekellerin kârlarını güvenceye almaya yönelik saldırılar yürürlükte. İktidarı ve muhalefetiyle burjuva-düzen partileri, bu köhne düzenin korunması için ortak bir zeminde buluşmanın yollarını arıyor.

Bugünün dünyasında, Filistin’de, Ukrayna’da, Suriye’de, Kuzey Irak’ta halklar emperyalizm ve yayılmacı politikaların hedefi haline gelirken, milyonlarca insan yurdunu terk etmek zorunda kalırken, bir avuç sermayedarın biraz daha kâr etmesi uğruna can verirken Denizlerin mücadelesini sahiplenmek, onların miras bıraktığı ışıkla yolumuzu aydınlatmak bir tercih olmaktan çıkmıştır, Türkiye halkının gelecek mücadelesi için bir zorunluluktur.

Dünyada, özel olarak da Ortadoğu’da bölgesel güçlerin de bir parçası olduğu emperyalistler arası paylaşım mücadelesi şiddetlenirken Türkiye bu çatışmanın girdabına daha çok sürükleniyor. Bir yandan Erdoğan liderliğindeki AKP iktidarı, Kürt sorununda savaşa dayalı çözüm politikasının devamı olarak yeni bir sınır ötesi harekâtının hazırlığı içerisinde. Diğer yandan, Türkiye ve Irak arasında temasları gerçekleştirilen, Doğu Asya, Ortadoğu ve Avrupa arasında alternatif bir ticaret yolu yaratmayı amaçlayan ‘Kalkınma Yolu’ projesiyle bölgenin dizaynında pay ve çıkar arayışlarını sürdürüyor.

Başta ABD olmak üzere batılı emperyalistlerin desteğiyle İsrail’in egemen sınıflarının Filistin’de çocuk yaşlı, kadın erkek ayrımı gözetmeden düzenlediği saldırılar soykırıma varmış durumda. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesine omuz verdiği Filistin halkı, o gün olduğu gibi bugün de İsrail Siyonizmi’nin emperyalizm destekli katliamlarıyla yüz yüze. İşgalci İsrail ordusunun Gazze’ye 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 35 bine yaklaştı.

Erdoğan ve tek adam yönetimi, Filistin halkının uğradığı vahşet karşısında sahte gözyaşı döküp, hamasi nutuklar atarken İsrail’le ticari ilişkilerini pervasızca sürdürdü. Ancak halkın yoğun tepkisi üzerine İsrail’le ticari ilişkileri sınırladığını açıklamak zorunda kaldı.

Bugün Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i anmanın ve onlara sahip çıkmanın anlamı açıktır.

Tek adam yönetiminin yoğunlaştırdığı sömürü ve saldırı ve baskı politikalarına, bunlara eşlik edecek olan sınır ötesi operasyonlara dur diyelim!

İsrail’in Filistin halkına yönelik katliamları ve soykırım politikası karşısında sessiz kalmayalım!

Başta Gazze olmak üzere Filistin halkıyla dayanışmayı büyütelim!

Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümünü savunalım!

İş, barış ve özgürlük için birleşelim

Baskının ve sömürünün tüm biçimleriyle yok edildiği yeni bir dünya için örgütlenelim, mücadele edelim!

Adana Emek ve Demokrasi Güçleri

Editör: Haber Merkezi