“Gazetecilik Suç Değildir”: 7 Meslek Örgütünden 3 Mayıs’ta Ortak Çağrı
Ankara’da bir araya gelen aralarında Haber-Sen’in de bulunduğu 7 basın meslek örgütü, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla yaptıkları ortak açıklamada, Türkiye’de basın özgürlüğünün derin bir kriz içinde olduğunu vurguladı. Açıklamada tutuklu gazetecilere özgürlük talebi öne çıkarken, ifade özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalara son verilmesi çağrısı yapıldı.
Basın özgürlüğünde gerileme vurgusu
Ortak açıklamada, Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğü alanında her geçen yıl daha da geriye gittiği belirtilerek, ülkenin uluslararası basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 163’üncü sıraya gerilediği hatırlatıldı.
3 Mayıs’ın, basın özgürlüğü açısından bir kutlama günü olmaktan çıkıp “derin bir krizin sembolü” haline geldiğine dikkat çekilen metinde, gazetecilik faaliyetlerinin giderek kriminalize edildiği ifade edildi.
“Gazeteciler cezaevinde, gerçekler karartılıyor”
Açıklamada, Türkiye’de çok sayıda gazetecinin yaptıkları haberler, yazılar ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklu ya da hükümlü bulunduğu belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
- Uzun tutukluluk süreleri
- İddianamesiz dosyalar
- Gizli tanık beyanlarına dayanan yargılamalar
- Mesleki faaliyetlerin suç kapsamına alınması
Bu uygulamaların hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.
Gazetecilerin cezaevinde olmasının yalnızca bireysel bir hak ihlali olmadığına dikkat çekilen açıklamada, bunun doğrudan toplumun haber alma hakkına yönelik bir müdahale olduğu ifade edildi.
“Gazeteciler susturulursa toplum susar”
Metinde, basın özgürlüğüne yönelik baskıların toplumsal sonuçlarına da dikkat çekilerek şu ifadeler kullanıldı:
“Gazeteciler susturulduğunda; işçinin direnişi görünmez olur, emekçinin hakkı duyulmaz, kadınların, gençlerin ve tüm ezilenlerin sesi bastırılır.”
Basına yönelik her müdahalenin aynı zamanda demokrasiye yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı.
Ekonomik ve yapısal baskılar da gündemde
Açıklamada yalnızca yargı baskısı değil, medya alanındaki ekonomik ve yapısal sorunlar da ele alındı.
- Medya sahipliğinin tekelleşmesi
- Kamu kaynaklarının iktidara yakın medya organlarına aktarılması
- Bağımsız gazeteciliğin sistematik biçimde zayıflatılması
gibi başlıkların, oto-sansürü artırdığı ve eleştirel haberciliği daralttığı ifade edildi.
Gazetecilerin işsizlik, güvencesizlik ve siyasi baskı üçgeninde mesleklerini sürdürmeye zorlandığına dikkat çekilen açıklamada, genç gazetecilerin meslekten uzaklaşmasının da bu koşullarla doğrudan bağlantılı olduğu belirtildi.
Ortak talepler sıralandı
Yedi meslek örgütü, açıklamanın sonunda taleplerini şu başlıklar altında topladı:
- Cezaevlerinde tutulan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılması
- Gazetecilik faaliyetlerini suç sayan uygulamalara son verilmesi
- Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemelerin kaldırılması
- Gazeteciler için güvenceli çalışma koşullarının sağlanması ve sendikal hakların önünün açılması
“Özgür basın olmadan demokrasi olmaz”
Açıklamanın sonunda, özgür basının demokratik toplumun temel unsurlarından biri olduğu vurgulanarak, cezaevindeki gazetecilerle dayanışma mesajı verildi:
“Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede, toplum da özgür değildir.”
Açıklamaya imza atan örgütler
Ortak açıklamaya imza atan basın meslek örgütleri şunlar:
- Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği
- DİSK Basın-İş Sendikası
- Çağdaş Gazeteciler Derneği
- Dicle Fırat Gazeteciler Derneği
- Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti
- KESK Haber-Sen
- Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği