Gündem

Ankara'daki Gözaltılara Adana'dan Tepki: "NATO Zirvesi İçin Halk Susturulamaz"

Adana Emek ve Demokrasi Platformu'ndan NATO Zirvesi Öncesi Tepki: "NATO'dan Çıkılsın, Üsler Kapatılsın"

Abone Ol

Adana Emek ve Demokrasi Platformu, Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde İnönü Parkı'nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına açıklamayı Emine Esmer okurken, açıklama boyunca sık sık "NATO'dan Çıkılsın, Üsler Kapatılsın" sloganları atıldı.

Platform, NATO Zirvesi öncesinde Ankara'da getirilen yasakları ve gerçekleştirilen gözaltıları eleştirerek, hükümetin güvenlik politikaları uğruna temel hak ve özgürlükleri askıya aldığını savundu.

"NATO Zirvesi İçin Yasaklar ve Gözaltılar Devreye Sokuldu"

Açıklamada, Ankara Valiliği'nin zirve öncesinde eylem ve etkinlikler ile bildiri dağıtımını yasakladığı, kamu hizmetlerinin ise zirve haftasında askıya alındığı belirtildi.

Platform, sabah saatlerinde Ankara'da 241 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini, bunlardan 209'unun gözaltına alındığını hatırlatarak, bu uygulamaların NATO Zirvesi'nin güvenliği gerekçesiyle hayata geçirildiğini ifade etti.

"Kaynak NATO'ya Var, Emekçiye Yok"

Basın açıklamasında NATO Zirvesi için şimdiye kadar 11 milyar 579 milyon 319 bin TL harcandığı belirtilirken, özel sektörde çalışan öğretmenlerin insanca yaşayacak ücret ve taban maaş talepleriyle dokuz gündür açlık grevinde olduğu vurgulandı.

Platform, halkın vergilerinin savaş politikalarına ayrıldığını savunarak, emekçilerin ücret, eğitim ve sosyal hak taleplerine ise sürekli "kaynak yok" denildiğini belirtti.

"NATO Emperyalist Politikaların Askeri Ayağıdır"

Açıklamada NATO'nun kuruluşundan bu yana Kore, Afganistan, Yugoslavya ve Libya gibi ülkelerdeki askeri müdahaleler hatırlatılarak, ittifakın yalnızca savunma amaçlı değil, küresel güç ilişkilerinin askeri unsuru olarak faaliyet yürüttüğü ifade edildi.

Son dönemde Türkiye'deki NATO temsilcileri ile devlet yetkililerinin açıklamalarının da bu askeri ve siyasi bağımlılığı güçlendirdiği öne sürülerek, dış politikanın ve iç siyasetin sermaye ile emperyalist merkezlerin çıkarları doğrultusunda şekillendirildiği savunuldu.

"Ekonomik Kriz, Savaş Politikalarıyla Derinleşiyor"

Platform açıklamasında, nadir toprak elementleri başta olmak üzere stratejik kaynaklar üzerindeki küresel rekabetin yeni paylaşım mücadelelerini derinleştirdiği belirtilerek, bunun Türkiye gibi ülkeleri daha fazla ekonomik ve siyasi bağımlılığa sürüklediği ifade edildi.

Saray iktidarının bu sürecin yerel uygulayıcısı olduğu ileri sürülen açıklamada, kapitalist ve emperyalist düzenin krizler, savaş politikaları ve güvencesiz çalışma üzerinden ayakta tutulduğu, emekçilerin ise yoksulluk ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakıldığı dile getirildi.

"Öğretmenlerin Mücadelesi Tüm Emekçilerin Mücadelesidir"

Açıklamada özel sektör öğretmenlerinin sürdürdüğü açlık grevinin yalnızca eğitim emekçilerinin değil, tüm güvencesiz çalışanların ortak mücadelesi olduğu ifade edildi.

Öğretmenlere yönelik polis müdahalelerinin eleştirildiği açıklamada, baskı, gözaltı ve şiddetin emek mücadelesini bastırmaya yönelik olduğu savunularak, örgütlü toplumsal mücadelenin tarih boyunca baskılar karşısında varlığını sürdürdüğü vurgulandı.

"Kurtuluş Dayanışmada ve Anti-Emperyalist Mücadelede"

Platform açıklamasında, çözümün NATO'da, emperyalist merkezlerde ya da sermaye politikalarında değil; emeğini, doğasını ve yaşamını savunan halkın ortak mücadelesinde olduğu ifade edildi.

Mahallelerde, okullarda ve işyerlerinde büyüyen dayanışmanın önemine dikkat çekilen açıklamada, eşitlik, özgürlük, laiklik ve anti-emperyalist mücadelenin ortak gelecek açısından belirleyici olduğu belirtildi.

"NATO Defol, Bu Memleket Bizim"

Basın açıklamasının sonunda, Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'ne tepki gösteren Platform, öğretmenlerin hak mücadelesinin yanında olduklarını belirterek gözaltı ve baskılarla toplumsal muhalefetin susturulamayacağını ifade etti.

Açıklama, katılımcıların hep birlikte attığı "NATO'dan Çıkılsın, Üsler Kapatılsın" ve "NATO defol, bu memleket bizim" sloganlarıyla sona erdi.