Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nde görev yapan asistan hekimlerin 24 Haziran’da başlattığı üç günlük iş bırakma eylemi, oturma eylemi ve başhekimlikle yapılan görüşmenin ardından sona erdi. Asistan hekimler, taleplerinin karşılanması için demokratik mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
Başhekimlikle görüşme yapıldı
Eylem sürecinde kendi aralarında seçtikleri temsilcilerle başhekimlik yönetimiyle görüşen asistan hekimler, ödeme takvimi ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerini bir kez daha dile getirdi.
Asistan temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmede, Başhekim Prof. Dr. Ahmet Sebe ve Dr. Tolga Atılgan Akçam, taban ödemelerinin her ay olduğu gibi ayın 21’inde yatırılacağını, nöbet ücretlerinin ise 26 Temmuz tarihinde ödeneceğini ifade etti.
Performans ödemelerine ilişkin ise kesin bir tarih verilemedi. Yönetim, Maliye Bakanlığı’ndan gerekli kaynağın henüz aktarılmadığını belirterek, sağlık çalışanlarının bu durumu CİMER üzerinden bildirmelerinin uygun olacağını söyledi.
Görüşmede ayrıca, deprem sonrası kullanılamayan B Blok servisinin güçlendirme çalışmalarının eylül ayında tamamlanmasının hedeflendiği, bloğun yeniden hizmete açılmasıyla hastanenin ekonomik açıdan daha güçlü bir yapıya kavuşacağı ifade edildi.
SES: “Sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz”
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şubesi Eşbaşkanı Erol Eren, yaşanan sorunların ve verilen sözlerin takipçisi olacaklarını belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Adana Şubesi olarak tüm bu konuların takipçisi olacağımızı tüm kamuoyuna duyuruyoruz.”
“Bu eylem hastalara karşı değil, nitelikli sağlık hizmeti içindi”
Üç günlük iş bırakma eyleminin tamamlanmasının ardından açıklama yapan asistan temsilcisi Dr. Umut Pektaş, eylemin amacının sağlık hizmetlerini aksatmak değil, daha iyi çalışma koşulları ve daha nitelikli bir sağlık sistemi için mücadele etmek olduğunu vurguladı.
Pektaş, şu değerlendirmede bulundu:
“Bugün üç günlük iş bırakma eylemimizin sonuna geldik. Bu süreçte gösterdiğiniz birlik, dayanışma ve özveri için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bu eylem hiçbir zaman hastalarımıza karşı yapılmış bir eylem olmadı. Tam tersine; daha nitelikli sağlık hizmeti sunabilmek, emeğin karşılığını alabilmek ve daha adil çalışma koşullarına ulaşabilmek için gerçekleştirilmiş haklı bir demokratik duruştu.
Üç gün boyunca gösterdiğimiz birliktelik, taleplerimizin ne kadar ortak ve ne kadar güçlü olduğunu ortaya koymuştur. Umudumuz; sesimizin duyulması, sorunlarımızın görmezden gelinmemesi ve kalıcı çözümlerin hayata geçirilmesidir.”
“Haklarımızı savunmaya devam edeceğiz”
Demokratik ve hukuki mücadele vurgusu yapan Pektaş, sağlık çalışanlarının haklarının teslim edilmediği bir sistemin güçlü olamayacağını belirtti.
Pektaş açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Bundan sonraki süreçte de diyalogdan, hukuktan ve demokratik mücadeleden ayrılmadan, haklarımızı savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir sağlık sistemi, ancak hakkı teslim edilen sağlık çalışanlarıyla mümkündür.
Son olarak, bu süreç boyunca dayanışma gösteren tüm meslektaşlarıma, destek veren herkese ve sağlık hizmetlerinin aksamaması için fedakârca çalışan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Birlik olduğumuz sürece daha güçlü olacağız. Mücadelemiz kişisel değil, mesleğimizin ve geleceğimizin mücadelesidir.”
Asistan hekimlerin talepleri
Asistan hekimler, eylem sürecinde dile getirdikleri taleplerin yalnızca çalışanların değil, hastaların ve tıp eğitiminin geleceğini de ilgilendirdiğini belirterek şu başlıklara dikkat çekti:
- Nöbet ücretleri ve taban ödemelerin düzenli ve gecikmeksizin ödenmesi,
- Döner sermaye ödemelerinin adil, şeffaf ve öngörülebilir hale getirilmesi,
- Deprem sonrası hasarlı alanların kalıcı olarak onarılması,
- Sağlık çalışanları için insani çalışma koşullarının sağlanması,
- Yabancı statüsündeki sağlık çalışanlarının maaş mağduriyetlerinin giderilmesi,
- Üniversite hastanelerine gerekli mali desteğin sağlanması.
Asistan hekimler, yaşanan fiziksel ve ekonomik sorunların yalnızca sağlık emekçilerini değil, hastaları, tıp fakültesi öğrencilerini ve geleceğin sağlık çalışanlarını da doğrudan etkilediğini vurgulayarak, eğitim süreçlerinin aksamasının ve hizmet kalitesindeki düşüşün kalıcı çözümlerle giderilmesi gerektiğini ifade etti.