Tarım

CHP’li Gürer: “Çiftçinin Kapısında İcra Var, Üretici Borç Batağına Sürüklendi”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer; Çiftçimiz Mutsuz, Çiftçimiz Borçlu, Çiftçimizin Kapısında İcra Var!

Abone Ol

CHP’li Gürer: “Çiftçi Üretmek İstiyor Ama Borç ve İcra Kıskacında Ayakta Kalmaya Çalışıyor”

Ömer Fethi Gürer, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada Türkiye’de tarım sektörünün içine sürüklendiği ekonomik tabloya dikkat çekti. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Gürer, çiftçilerin ağır borç yükü altında üretim yapmaya çalıştığını belirterek, yetersiz destek politikaları ve artan girdi maliyetleri nedeniyle kırsalın hızla boşaldığını söyledi.

“Çiftçimiz mutsuz, çiftçimiz borçlu, çiftçimizin kapısında icra var” diyen Gürer, üreticinin yalnız bırakıldığını ve tarımın sürdürülebilirliğinin ciddi tehdit altında olduğunu ifade etti.

“Çiftçi üretmek istiyor ama ürününü satamıyor”

Açıklamasında çiftçinin yaşadığı ekonomik çıkmaza dikkat çeken Gürer, üreticinin hem maliyet baskısı hem de düşük alım fiyatları nedeniyle gelir elde edemediğini söyledi.

Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçi bulunduğunu belirten Gürer, ziraat odalarına kayıtlı çiftçi sayısının ise 5 milyona yaklaştığını kaydetti. Ancak sosyal güvenlik primlerini düzenli yatırabilen çiftçi sayısındaki dramatik düşüşün kırsaldaki çöküşü gözler önüne serdiğini ifade etti.

Gürer, “2009 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’na gidip prim ödeyebilen çiftçi sayısı 1 milyondu. Bugün bu sayı 616 bine düştü. Çiftçi gerçek anlamda ağır bir kriz içinde yaşam mücadelesi veriyor” dedi.

Çiftçinin borcu 1,5 trilyon liraya dayandı

Çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına olan borçlarının tarihi seviyelere ulaştığını vurgulayan Gürer, piyasaya olan borçlarla birlikte toplam yükün 1,5 trilyon lirayı bulduğunu söyledi.

Gürer, “2021 yılında çiftçinin toplam borcu 135 milyar liraydı. Bugün bankalara ve finans kuruluşlarına olan borç 1 trilyon 337 milyar liraya ulaştı. Piyasa borçlarıyla birlikte çiftçi 1,5 trilyon lira borçlu durumda” ifadelerini kullandı.

Borçlanmanın temel nedeninin çiftçiye verilmesi gereken desteklerin sağlanmaması olduğunu belirten Gürer, Tarım Kanunu’nun yıllardır uygulanmadığını söyledi.

“Çiftçiden 1 trilyon 354 milyar liralık destek esirgendi”

Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre milli gelirin en az yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi gerektiğini hatırlatan Gürer, 2026 yılı için verilmesi gereken destek miktarının 722 milyar lira olduğunu belirtti.

Ancak çiftçiye yalnızca 168 milyar lira destek ayrıldığını ifade eden Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bütçesi 542 milyar lira olmasına rağmen çiftçiye ancak 168 milyar lira destek kalıyor. Son üç yılda çiftçiden esirgenen desteğin toplamı 1 trilyon 354 milyar liradır. Eğer bu destek verilmiş olsaydı bugün çiftçi bu kadar borçlu olmayacaktı” dedi.

Çay üreticisi de buğday üreticisi de tepkili

Artan girdi maliyetlerine rağmen ürün alım fiyatlarının düşük tutulduğunu söyleyen Gürer, çay üreticisinin yaşadığı kaybı örnek gösterdi.

Açıklanan yaş çay fiyatının üreticiyi memnun etmediğini belirten Gürer, “Geçtiğimiz yıl 5 kilo yaş çay satan üretici 1 kilo kuru çay alabiliyordu. Bu yıl 8,5 kilo yaş çay satarsa ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Geçen yıla göre çiftçinin ürününe en az 15 lira eksik değer biçiliyor” diye konuştu.

Benzer durumun buğday üreticileri açısından da yaşandığını ifade eden Gürer, hasat döneminin başladığı Çukurova başta olmak üzere birçok bölgede çiftçinin kaygılı olduğunu söyledi.

“Eğer buğdaya 24-25 liranın altında fiyat verilirse üretici yine zarar edecek” diyen Gürer, maliyetlerin dikkate alınmadığı bir fiyat politikasının üreticiyi üretimden koparacağını belirtti.

“Çiftçi artık bankaya koşuyor”

Geçmişte çiftçinin ürününü sattığında ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabildiğini söyleyen Gürer, bugün ise üreticinin ilk iş olarak bankaya borç ödemeye koştuğunu ifade etti.

“Eskiden çiftçi ürününü satar, eşine çocuğuna bir şeyler alırdı. Şimdi ürününü satar satmaz bankaya koşuyor. ‘Borcu yatırmazsam icra gelir’ korkusuyla yaşıyor” diyen Gürer, Anadolu’nun birçok kentinde traktörlere, hayvanlara, tarım arazilerine ve hatta çiftçilerin evlerine haciz geldiğini söyledi.

“Atatürk’ün koruduğu çiftçi bugün haciz altında”

1936 yılında Mustafa Kemal Atatürk döneminde çıkarılan yasaları hatırlatan Gürer, o dönemde çiftçinin üretim araçlarının haczedilmesinin yasaklandığını söyledi.

“Mustafa Kemal Atatürk, çiftçinin hayvanı, ekipmanı ve tarlası haczedilemez diye kanun çıkarmıştı. Bugün ise onun etrafından dolaşılıyor ve çiftçinin traktörüne, ineğine, tarlasına haciz geliyor. Yetmedi, oturduğu eve kadar el konuluyor” ifadelerini kullandı.

“Kırsal boşalıyor, üretici yaşlanıyor”

Kırsalda yaşam koşullarının giderek kötüleştiğini belirten Gürer, üreticilerin sosyal olanaklardan mahrum bırakıldığını söyledi.

Köylerde okul, sağlık ocağı ve sosyal donatı alanlarının yetersiz olduğunu ifade eden Gürer, internet ve telefon altyapısındaki eksikliklerin de kırsal yaşamı zorlaştırdığını belirtti.

Tarım nüfusunun yaşlandığına dikkat çeken Gürer, “Bugün çiftçinin yaş ortalaması 58’e dayandı. Buna rağmen insanlar üretmek istiyor. Bu insanlara sahip çıkmak zorundayız” dedi.

“İthalat çözüm olmadı, sorunları büyüttü”

Hayvancılık politikalarını da eleştiren Gürer, yıllardır sürdürülen ithalat politikalarının çözüm üretmediğini savundu.

2010 yılından bu yana büyükbaş hayvan ithalatının devam ettiğini belirten Gürer, geçen yıl 739 bin büyükbaş hayvan ithal edildiğini, bu yıl ise 500 bin baş daha ithal edilmesinin planlandığını söyledi.

Buna rağmen besicilerin hayvan bulmakta zorlandığını ifade eden Gürer, “Hayvan ithalatı Türkiye’nin sorunlarını çözmedi, tam tersine büyüttü” dedi.

Et ve Süt Kurumu üzerinden yürütülen politikaları da eleştiren Gürer, kurumun üreticiyi ve tüketiciyi koruması gerekirken kâr eden bir yapıya dönüştüğünü söyledi.

“Et ve Süt Kurumu geçen yıl 11 milyar lira, bu yıl ise 14 milyar lira kâr etmiş görünüyor. Oysa bu kurumların amacı kâr etmek değil; üreticiyi ve tüketiciyi korumaktır” ifadelerini kullandı.

“Kamucu ve kooperatifçi tarım politikası şart”

Tarımda çözümün üreticiyi destekleyen kamucu politikalardan geçtiğini vurgulayan Gürer, şu önerileri sıraladı:

  • Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı
  • Gübre ve yem maliyetleri yüzde 50 sübvanse edilmeli
  • Çiftçinin kredi borçları yapılandırılmalı
  • Taban fiyat uygulamaları yeniden güçlendirilmeli
  • Piyasa büyük tüccarların insafına bırakılmamalı
  • Kooperatifçilik yaygınlaştırılmalı
  • İthalata dayalı politikalar terk edilmeli
  • Üretim planlaması yapılmalı

Gürer, tarımın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir alan olduğuna dikkat çekerek, “Üreten insan eli öpülesi insandır. Çiftçiye sahip çıkmazsak hem üretici kaybeder hem tüketici pahalı gıdaya mahkûm olur” dedi.

Google Habere Güven'i Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin