Siyaset

DEM Partili Uysal Aslan: Cihatçı Yapılara Meşruiyet, Kürtlere Tasfiye mi Amaçlanıyor?

Abone Ol

ANKARA – DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Türkiye’nin Suriye politikası ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile ilgili iddialara ilişkin Dışişleri Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle kapsamlı bir yazılı soru önergesi verdi. Aslan, “Cihatçı yapılara meşruiyet kazandırılırken Kürt halkı tasfiye mi ediliyor? Bu dış politika kimin güvenliğini sağlıyor?” diye sordu.

Ortadoğu’da son 15 yılda isimlerin değiştiğini ancak şiddetin, mezhepçi zihniyetin ve sivil halka yönelen suçların değişmediğini vurgulayan Aslan, bugün HTŞ adıyla anılan yapının El-Kaide ve IŞİD çizgisinden gelen, geçmişi katliamlar ve zorla yerinden etmelerle anılan bir yapı olduğunu ifade etti.

“HTŞ Meşru Aktör Haline Mi Getiriliyor?”

Aslan, HTŞ’nin uluslararası alanda “meşru aktör” ve “devletleşen bir yapı” olarak sunulmasının ciddi güvenlik ve hukuk riskleri barındırdığına dikkat çekerek, bu sürece Türkiye’nin hangi düzeyde dahil olduğunu sorguladı.

Hazırlanan soru önergesinde şu başlıklara yanıt istendi:

  • Türkiye’nin, kendi resmi terör listesinde yer almış HTŞ ve lideri Colani ile bugüne kadar doğrudan ya da dolaylı temasları olup olmadığı,

  • HTŞ’nin uluslararası alanda “Suriye’nin muhatabı” haline getirilmesi sürecinde Türkiye’nin yer aldığı toplantı, girişim ve mutabakatlar,

  • HTŞ’nin devletleşme sürecinin Türkiye açısından orta ve uzun vadeli güvenlik, hukuk ve dış politika risklerine dair bir etki analizinin bulunup bulunmadığı,

  • HTŞ kontrolündeki bölgelerde kurulan siyasal-idari yapılara Türkiye’nin herhangi bir diplomatik, siyasi veya teknik destek verip vermediği,

  • Son bir yıl içinde HTŞ ile Türkiye arasında doğrudan ya da dolaylı herhangi bir mutabakat, anlaşma veya güvenlik düzenlemesi yapılıp yapılmadığı,

  • Türkiye’nin bilgisi ya da koordinasyonu dahilinde HTŞ’ye silah, mühimmat, askeri ekipman, lojistik destek veya eğitim sağlanıp sağlanmadığı.

Halep ve Kuzey-Doğu Suriye Saldırıları da Gündemde

Aslan, 6 Ocak’ta Halep’te Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Beni Zeyd mahallelerine, ardından Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara ilişkin olarak Türkiye’nin bilgi, onay ya da koordinasyonu olup olmadığını da sordu.

Bu saldırılarda sivil yerleşimlerin, enerji ve su altyapısının ve sağlık merkezlerinin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun ihlali olup olmadığına dair Türkiye’nin tutumunun açıklanmasını istedi.

“Ulusal Güvenlik Tanımı Kürtler Üzerinden Mi Yapılıyor?”

Soru önergesinde, Türkiye’nin Suriye politikasında “ulusal güvenliğe tehdit” olarak tanımlanan unsurun gerçekten sahadaki askeri riskler mi yoksa Kürtlerin siyasal statü kazanması mı olduğu da sorgulandı. Aslan, HTŞ’nin güçlendirilmesiyle ortaya çıkabilecek zorla yerinden etme, demografik tasfiye ve kolektif yok etme risklerine dikkat çekti.

“Dış Politika Halkların Yaşam Hakkını Esas Almalı”

Nevroz Uysal Aslan, önergeyle Meclis’e ve kamuoyuna şu mesajı verdiklerini belirtti:

“Türkiye’nin dış politikası, karanlık örgütlerin dolaşıma sokulduğu bir mühendislik alanı değil; halkların yaşam hakkını, barışı ve ortak geleceği esas alan bir zemine dönmek zorundadır.”

Aslan, kamuoyunu süreci dikkatle izlemeye, gerçeğin peşinde durmaya ve bölge halklarının yaşam hakkını savunmaya çağırdı.