“ÇUKUROVA’NIN KENDİ SERASINI TASARLAMAYA İHTİYACI VAR”
Doç. Dr. Eser Çeliktopuz, “Çukurova’da sera kurmak yetmez, doğru serayi kurmak gerekir” dedi
“Sera bir bina değildir” diyen Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eser Çeliktopuz, Antalya’da, Hollanda’da veya İç Anadolu’da başarılı olan bir sera modelini alıp Çukurova’ya kurmanın modern seracılık olmadığını söyledi.
Çukurova tarımının yeni bir dönemin eşiğinde olduğuna dikkat çeken Doç. Eser Çeliktopuz, bölgede planlanan büyük ölçekli organize tarım ve sera yatırımlarının, Adana ve çevresini Türkiye’nin modern örtü altı üretim merkezlerinden biri haline getirebileceğini vurguladı. Çeliktopuz, sera kurulumu konusunda,”Uzun üretim sezonu, yüksek güneşlenme potansiyeli, güçlü tarımsal altyapısı ve lojistik avantajları düşünüldüğünde Çukurova’nın bu konuda önemli bir potansiyele sahip olduğu tartışılmaz. Ancak burada üzerinde ısrarla durmamız gereken bir konu var: Antalya’da, Hollanda’da veya İç Anadolu’da başarılı olan bir sera modelini alıp Çukurova’ya kurmak, modern seracılık değildir. Çünkü sera bir bina değildir. Sera, bulunduğu bölgenin iklimine göre tasarlanması gereken bir bitki üretim sistemidir.” diye konuştu.
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesinde sulama, sera teknolojileri ve modern üretim sistemleri üzerine çalışmalar yaptığını belirten Çeliktopuz, bu konularda ders veren bir akademisyen olarak sahada en sık karşılaştığı sorunlardan birini, “Yatırımcılarımız çoğu zaman sera konstrüksiyonuna, örtü malzemesine ve ekipman fiyatına odaklanıyor; ancak seranın kurulacağı bölgenin radyasyon, sıcaklık, nem ve bitki su tüketimi dinamikleri yeterince analiz edilmiyor.Sonuç ise çoğu zaman birkaç yıl sonra ortaya çıkıyor. - Sera kurulmuş oluyor. - Bitki dikilmiş oluyor. - Milyonlarca liralık yatırım yapılmış oluyor. - Ama sera yönetilemiyor.” olarak ifade etti. Doç. Eser Çeliktopuz, şöyle konuştu:
“Çukurova’nın Asıl Sorunu Soğuk Değil, Isı ve Nemdir”
“Çukurova’da sera tasarımının başlangıç noktası bölgenin iklimidir. Yüksek güneş radyasyonu, uzun sıcak dönem ve özellikle belirli dönemlerde görülen yüksek bağıl nem, bölgemizdeki sera tasarımını doğrudan belirlemelidir.
Bu nedenle Çukurova’da kurulacak modern bir serada ilk sorulması gereken soru “Bu sera kaç dönüm olacak?” değildir. İlk soru şudur: Bu sera, Çukurova’nın sıcak ve nemli havasını nasıl yönetecek?
Örneğin yeterli sera yüksekliğine sahip olmayan bir yapıda sıcak hava bitki seviyesinde birikir. Yetersiz çatı havalandırması sera içerisindeki sıcak ve nemli havanın tahliyesini zorlaştırır. Hava sirkülasyonunun olmadığı bir serada ise yaprak çevresinde hareketsiz ve nemli bir hava tabakası oluşur.
Üretici bir süre sonra bitkide mantari hastalıklar, çiçeklenme problemleri, kalsiyum noksanlığı, meyve kalite sorunları ve verim düşüşü görmeye başlar. Ardından gübre programı değiştirilir. İlaçlama artırılır. Sulama programıyla oynanır. Oysa sorun bazen gübrede, ilaçta veya sulamada değildir. Sorun seranın kendisidir.
Alçak Sera, Çukurova’da Ucuz Sera Değildir
Sera yatırımında yapılan en tehlikeli hatalardan biri ilk yatırım maliyetini azaltmak amacıyla sera hacmini küçültmektir. Oysa sıcak bölgelerde sera yüksekliği aynı zamanda bir iklim kontrol aracıdır.
Yüksek hacimli seralarda sıcak hava bitki seviyesinden yukarı taşınabilir ve sera içerisinde bir çeşit termal tampon oluşturulabilir. Bunun yanında yeterli çatı ve yan havalandırma açıklıklarıyla doğal hava hareketinden yararlanmak mümkündür.
Alçak ve yetersiz havalandırılan bir sera ilk yatırımda daha ekonomik görünebilir. Ancak üretim başladığında bunun bedeli; daha yüksek soğutma ihtiyacı, artan hastalık baskısı, düşük meyve tutumu ve kalite kayıplarıyla ödenebilir. Bu nedenle sera yatırımında sadece “metrekare maliyeti” konuşmayı bırakmalıyız. Asıl konuşmamız gereken kavram bir kilogram kaliteli ürünün üretim maliyetidir.
Evaporatif soğutma sistemlerinin performansı dış havanın nem içeriğiyle doğrudan ilişkilidir. Havanın kuru olduğu koşullarda bu sistemler oldukça başarılı çalışabilir. Ancak Çukurova’nın yüksek nemli dönemlerinde havanın ilave su buharı alma kapasitesi azalır.
Bu durumda milyonlarca liralık bir sistemden beklenen soğutma performansı alınamayabilir. Burada yapılması gereken tek bir teknolojiye güvenmek değil; doğal havalandırma, sera yüksekliği, gölgeleme, iç hava sirkülasyonu ve gerektiğinde aktif soğutma sistemlerini birlikte tasarlamaktır. Başka bir ifadeyle Çukurova seralarının ihtiyacı “en pahalı teknoloji” değil, bölgeye özgü doğru mühendisliktir.
“Sulama Sistemi Sadece Boru ve Damlatıcıdan İbaret Değildir”
Çukurova’da kurulacak yeni nesil seralarda üzerinde özellikle durulması gereken konulardan birinin sulama ve fertigasyon altyapısı olduğunu belirterek bu konuda da şunları söyledi:
“Bugün hâlâ bazı sera projelerinde önce konstrüksiyon kuruluyor, bitki sayısı belirleniyor ve en son aşamada “bir de sulama sistemi yaptıralım” deniliyor. Bu yaklaşım teknik olarak yanlıştır. Sulama sistemi, sera projesinin başlangıcında tasarlanmalıdır.
Özellikle Çukurova gibi sıcaklık ve nem dinamiklerinin çok hızlı değişebildiği bölgelerde seraların yalnızca “nem ölçen” değil, bitkinin terleme ortamını yorumlayabilen akıllı sistemlere dönüşmesi gerekir. Çünkü yüksek nemde bitkinin terlemesi yavaşlayabilir. Kalsiyum gibi bazı besin elementlerinin taşınımı olumsuz etkilenebilir.
Hastalık riski artabilir. Aşırı yüksek VPD (buhar basıncı açığı) koşullarında ise bitki kendisini korumak amacıyla stomalarını kapatabilir. Üretici bitkiyi susuz zannederek sulamayı artırır. Ancak bitkinin ihtiyacı bazen daha fazla su değil, daha doğru bir sera atmosferidir.
Ayrıca su kaynağının debisi ve kalitesi, sulama suyu EC ve pH değerleri, yetiştirilecek bitkinin maksimum su tüketimi, sulama zonları, damlatıcı debileri, hidrolik kayıplar, drenaj oranı ve gübreleme sistemi birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle topraksız tarım yapılan seralarda birkaç saatlik sulama hatası bile kök bölgesindeki EC değerini hızla değiştirebilir. Bir vananın açılmaması, bir pompanın beklenen debiyi sağlayamaması veya sulama hattındaki kaçak bazen üretici tarafından saatler sonra fark edilir.
Bitki ise bu hatayı çok daha önce yaşamaya başlamıştır. Bu nedenle modern seralarda sulama sistemleri sadece su veren sistemler olmamalıdır. Verdiği suyu ölçen, beklenen debiyle gerçekleşen debiyi karşılaştıran, anormal durumda alarm veren ve gerektiğinde sistemi durdurabilen kontrol altyapıları kurulmalıdır.”
“Çukurova’nın önümüzdeki yıllarda modern seracılık açısından ciddi yatırımlar alacağını düşünüyorum. Bu durum bölge tarımı için son derece önemli bir fırsattır. Ancak hızlı yatırım dönemlerinin önemli bir riski vardır: yanlış projelerin de çok hızlı çoğalması. Bugün yanlış kurulan 1 dekarlık bir sera bireysel bir üreticinin sorunudur. Yarın yüzlerce veya binlerce dekarlık sera yatırımlarında aynı tasarım hatalarının tekrarlanması ise bölgesel bir ekonomik probleme dönüşebilir. Bu nedenle organize sera bölgelerinde yalnızca yolların, elektrik hatlarının ve parsellerin planlanması yeterli değildir.
Bölgeye özgü sera tasarım kriterlerinin, iklimlendirme standartlarının, su yönetim stratejilerinin ve otomasyon altyapılarının da tartışılması gerekir. Çünkü Çukurova’nın Hollanda’nın serasını kopyalamaya ihtiyacı yok. Antalya’nın serasını da kopyalamaya ihtiyacı yok. Çukurova’nın kendi serasını tasarlamaya ihtiyacı var. Ve bugün yapacağımız doğru mühendislik tercihleri, önümüzdeki 20 yıl boyunca bölgemizde yapılacak örtü altı üretimin rekabet gücünü belirleyecek.”