Eğitim Sen üyeleri, “insanca yaşam ücreti”, “vergide adalet”, “angarya işlerin ve idari baskıların son bulması” ve “eğitimde tasarruf değil bütçe” talepleriyle bugün iş bırakıyor.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK), toplu sözleşme, bütçe ve maaş artışları başta olmak üzere taleplerinin karşılanmaması üzerine aldığı 1 günlük iş bırakma kararı kapsamında, KESK’e bağlı Eğitim Sen de eğitim emekçilerinin sorunlarını görünür kılmak amacıyla eyleme katılıyor.
İş bırakma öncesi Cumhuriyet’e konuşan Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, eğitim emekçilerinin maaşlarının yıllardır enflasyon karşısında eridiğini belirterek, “Maaşlar daha cebe girmeden kira, fatura, gıda ve ulaşım giderlerine gidiyor. Yoksulluk kalıcı hale getiriliyor. Bu tesadüf değil, bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır” dedi.
Gülez, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin maaşlarının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması ve insanca yaşamaya yetecek bir temel ücretin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
“Alın terimiz vergiyle geri alınıyor”
Gelir vergisi dilimleri nedeniyle maaşların yıl ortasında fiilen düştüğüne dikkat çeken Gülez, “Dolaylı vergilerle emekçiler çifte yük altına sokulurken sermaye korunuyor. Kamu emekçileri için gelir vergisi yüzde 10’da sabitlenmeli, vergi adaletsizliğine son verilmelidir” diye konuştu.
Toplu sözleşme süreçlerini de eleştiren Gülez, “Grev hakkının olmadığı bir toplu sözleşme pazarlık değil dayatmadır. Grevli, gerçek ve özgür toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Enflasyon farkı aylık ödenmeli”
TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını belirten Gülez, enflasyon farkının aylar sonra ve eksik ödendiğini söyledi. Gülez, “Enflasyon doğru hesaplanmalı, fark aylık olarak maaşlara yansıtılmalı ve kayıplar derhal telafi edilmelidir” dedi.
“Çalışırken yoksulluk, emeklilikte sefalet”
Angarya işlere dikkat çeken Gülez, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında getirilen Öğrenci Gelişim Raporu gibi uygulamaların öğretmenleri asli görevlerinden uzaklaştırdığını belirterek, “Eğitim emekçileri veri girişi memuru değildir. Tüm angarya uygulamalar iptal edilmelidir” değerlendirmesinde bulundu.
Ek ders ücretlerinin yetersiz olduğunu, yan ve ek ödemelerin emekliliğe yansımadığını vurgulayan Gülez, bunun emekçileri çalışırken yoksulluğa, emeklilikte ise sefalete mahkûm ettiğini söyledi. Tüm ek ödemelerin taban aylığa ve emekliliğe yansıtılmasını talep etti.
“İtaatkâr çalışan profili yaratılmak isteniyor”
Gülez, güvencesiz istihdam biçimlerinin eğitim sistemini parçaladığını belirterek tüm eğitim ve bilim emekçileri için kadrolu istihdam çağrısı yaptı. Performans sistemi, idari baskılar, soruşturmalar ve sürgünlerin eğitim ortamını zehirlediğini ifade eden Gülez, “İtaatkâr bir çalışan profili yaratılmak isteniyor. Sendikal örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır” dedi.
Eğitimin piyasalaştırılmasına ve tasarruf politikalarına da tepki gösteren Gülez, “Eğitim anayasal bir hak ve kamusal bir hizmettir. Eğitime tasarruf değil, insan onuruna yaraşır bir bütçe ayrılmalıdır” diye konuştu.