Emek

Eğitim Sen Adana Şube Sekreteri Fatih Toprak: “Proje Okulları Kimsenin Arka Bahçesi Değildir!”

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından proje okullarında görev yapan ve görev süreleri dört ile sekiz yıl arasında değişen binlerce öğretmenin yeniden görevlendirilme sürecinde yaşananlar, eğitim sisteminin içine sürüklendiği siyasal kadrolaşmanın ve liyakatsizliğin en somut örneklerinden biri olmuştur.

Abone Ol

PROJE OKULLARI KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR!

LİYAKATİ YOK SAYAN, HUKUKU ÇİĞNEYEN, SENDİKAL AYRIMCILIĞI DERİNLEŞTİREN ATAMALARI KABUL ETMİYORUZ!

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından proje okullarında görev yapan ve görev süreleri dört ile sekiz yıl arasında değişen binlerce öğretmenin yeniden görevlendirilme sürecinde yaşananlar, eğitim sisteminin içine sürüklendiği siyasal kadrolaşmanın ve liyakatsizliğin en somut örneklerinden biri olmuştur.

Yıllardır aynı okullarda büyük bir özveriyle görev yapan, ulusal ve uluslararası projeler üreten, öğrencilerini bilimsel, sanatsal, kültürel ve sportif alanlarda başarıya taşıyan binlerce öğretmen; hiçbir objektif değerlendirme yapılmadan, mesleki yeterlilikleri dikkate alınmadan ve gerekçesi açıklanmadan görevlerinden uzaklaştırılmıştır. Yerlerine yapılan görevlendirmelerde ise hangi kriterlerin esas alındığı kamuoyuyla paylaşılmamış, süreç tamamen kapalı kapılar ardında yürütülmüştür.

Milli Eğitim Bakanlığı bir kez daha göstermiştir ki proje okulları artık nitelikli eğitim kurumları olmaktan çok, siyasal iktidarın kadrolaşma politikalarının uygulandığı alanlar haline getirilmek istenmektedir.

Bugün proje okullarında yaşananlar yalnızca bir görev değişikliği değildir. Bugün yaşananlar, liyakatin yerine sadakatin; hukukun yerine keyfiliğin; kamu yararının yerine siyasal tercihlerin geçirilmesidir.

Proje okullarında görev yapacak öğretmenlerin belirlenmesinde mesleki kıdem, hizmet puanı, akademik çalışmaları, bilimsel üretimleri, proje deneyimleri, mesleki gelişimleri, öğrenci başarılarına katkıları ve okul kültürüne sağladıkları değerler dikkate alınmamaktadır.

Bunun yerine hangi sendikaya üye olduğu, hangi siyasi anlayışa yakın görüldüğü ya da kimler tarafından desteklendiği üzerinden şekillenen bir görevlendirme anlayışı hâkim kılınmaktadır.

Bu durum yalnızca liyakat ilkesini ortadan kaldırmamakta, aynı zamanda eğitim emekçileri arasında açık bir sendikal ayrımcılık yaratmaktadır.

Anayasa'nın güvence altına aldığı sendikal örgütlenme hakkı fiilen cezalandırılmakta, belirli sendikalara yakın isimlerin tercih edildiği yönündeki güçlü kanaat her geçen gün daha da pekişmektedir. Hatta okullarda atanma için idareler eli ile sendika üyeliği teklif edilmesi, teklifi kabul etmeyenlerin görevlerinin sonlandırılması yaşanan gerçek bir süreç olarak önümüzde durmaktadır. Bunun Adana ilinde ne yazıkki birçok örneği vardır.

Hiç kimse sendikal tercihi nedeniyle görevinden edilemez.

Hiçbir kamu yöneticisi kamu gücünü kullanarak belirli sendikalara kadro oluşturamaz.

Kamusal eğitim kurumları hiçbir siyasi partinin, hiçbir sendikanın, hiçbir cemaatin ya da herhangi bir ideolojik yapının arka bahçesi değildir.

Daha da vahimi, Milli Eğitim Bakanlığı bu hukuksuz uygulamaları sürdürürken yüksek yargı kararlarını dahi görmezden gelmektedir. Danıştay, proje okullarındaki görevlendirme uygulamalarına ilişkin verdiği kararlarda; öğretmenlerin objektif ve denetlenebilir kriterler belirlenmeden görevlerinden uzaklaştırılmalarının, yalnızca görev sürelerinin dolduğu gerekçesiyle yeniden görevlendirilmemelerinin ve bu nedenle norm kadro dışında bırakılmalarına yol açan işlemlerin hukuki güvenlik, belirlilik ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığını açıkça ortaya koymuştur. Yüksek yargının ortaya koyduğu bu değerlendirmeye rağmen Milli Eğitim Bakanlığı aynı anlayışta ısrar etmekte, hukukun üstünlüğünü yok sayarak binlerce öğretmeni mağdur etmektedir.

Bir hukuk devletinde idarenin görevi mahkeme kararlarını etkisiz hâle getirmek değil, onları eksiksiz uygulamaktır.

Bugün yaşananlar yalnızca öğretmenlerin çalışma hakkına yönelik bir saldırı değildir. Bugün öğrencilerin eğitim hakkı da zarar görmektedir. Çünkü proje okullarında yıllar içerisinde oluşan kurumsal hafıza yok edilmekte, okul kültürü parçalanmakta, öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimine önemli katkılar sunan öğretmenler hiçbir somut gerekçe gösterilmeksizin okullarından koparılmaktadır.

Nitelikli eğitim; deneyimli, özgür ve güvenceli öğretmenlerle mümkündür.

Öğretmenleri sürekli belirsizlik içerisinde çalışmaya zorlayan, her dört yılda bir siyasi takdirle görevlerinden uzaklaştırılabilecekleri bir sistemin adı eğitim reformu değil, güvencesizleştirme politikasıdır.

Eğitim kurumları siyasi iktidarların kadro dağıtım merkezleri değildir. Öğretmenler de siyasal sadakat ölçüsüne göre yer değiştirecek memurlar değildir.

Kamusal eğitim ancak liyakatle güçlenebilir.

Bilimsel eğitim ancak özgür öğretmenlerle mümkündür.

Eşitlikçi ve demokratik bir eğitim sistemi ancak hukukun üstünlüğüne bağlı kalınarak kurulabilir.

Bizler Eğitim Sen olarak;

  • Proje okullarındaki tüm öğretmen görevlendirmelerinde objektif, ölçülebilir ve denetlenebilir kriterlerin esas alınmasını,
  • Tüm değerlendirme sonuçlarının şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanmasını,
  • Danıştay kararlarının eksiksiz uygulanmasını,
  • Sendikal ve siyasal ayrımcılığa son verilmesini,
  • Keyfi biçimde yeniden görevlendirilmeyen öğretmenlerin mağduriyetlerinin derhal giderilmesini,
  • Danıştayın verdiği kararın uygulanmasını,
  • Yönetici ve öğretmen görevlendirmelerinin liyakat, eşitlik ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.

Buradan Milli Eğitim Bakanlığına bir kez daha sesleniyoruz:

Eğitim emekçilerinin emeğini, mesleki birikimini ve yıllara dayanan deneyimini yok sayan bu anlayıştan derhal vazgeçin.

Proje okullarını siyasal kadrolaşmanın merkezi olmaktan çıkarın.

Öğretmenleri sendikal tercihlerine göre ayrıştırmaktan vazgeçin.

Yargı kararlarını uygulayın.

Liyakati esas alın.

Çünkü biliyoruz ki;

Öğretmen susarsa okul susar.

Okul susarsa toplum karanlığa mahkûm edilir.

Eğitim Sen olarak; kamusal, bilimsel, laik, demokratik ve eşit eğitim mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz.

Liyakatsizliğe karşı mücadelemizi sürdürecek, hukuksuz atamaların ve sendikal ayrımcılığın takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Haklıyız, çünkü hukuktan yanayız.

Haklıyız, çünkü liyakati savunuyoruz.

Haklıyız, çünkü kamusal eğitimi savunuyoruz.