Eğitim-Sen Mersin Şubesi Yürütme Kurulu, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde artan eğitim giderlerine dikkat çekerek, ekonomik kriz ve yoksulluğun çocukların eğitim hakkını tehdit ettiğini belirtti. Sendika, “Eğitim hakkı ailelerin cüzdanına bırakılamaz” çağrısı yaptı.
Yeni eğitim öğretim yılına milyonlarca öğrenci ve velinin ağır ekonomik koşullar altında hazırlandığını belirten Eğitim-Sen Mersin Şubesi, gıda, barınma, ulaşım ve kırtasiye giderlerindeki artışın özellikle emekçi ve dar gelirli ailelerin yükünü büyüttüğünü ifade etti.
Kırtasiye fiyatlarında dikkat çeken artış
Eğitim-Sen Mersin Şubesi'nin Ağustos 2025-Ağustos 2026 dönemine ilişkin yaptığı kırtasiye fiyat karşılaştırması da eğitim masraflarındaki artışı ortaya koydu.
Karşılaştırılabilen temel ürünlerde A4 80 yaprak defterin fiyatı yaklaşık yüzde 70, 12'li keçeli kalemin fiyatı yaklaşık yüzde 49 arttı. Üç temel kırtasiye ürününde tespit edilen fiyat artışlarının aritmetik ortalaması ise yaklaşık yüzde 41 olarak hesaplandı.
Sendika, bu oranın bütün kırtasiye ürünlerini kapsayan resmî bir enflasyon göstergesi olmadığını, yalnızca doğrudan karşılaştırılabilen ürünlerdeki fiyat değişimini ortaya koyduğunu belirtti.
“Açlık ve yoksulluk sınırı yükselirken eğitim giderleri de artıyor”
Açlık ve yoksulluk sınırındaki yükselişin eğitim harcamaları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Eğitim-Sen, BES-AR verilerine göre açlık sınırının 49 bin 556 TL'ye, yoksulluk sınırının ise 122 bin 117 TL'ye ulaştığını belirtti.
Sendika, sağlıklı beslenmenin günlük maliyetinin de 1.650 TL'yi aştığını ifade ederek, bu rakamların milyonlarca ailenin kira, fatura, mutfak ve eğitim giderleri arasında sıkıştığını gösterdiğini kaydetti.
Açlık sınırının 50 bin liraya yaklaştığı, dört kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için 122 bin liradan fazla gelire ihtiyaç duyduğu koşullarda ailelerin kırtasiye, çanta, okul kıyafeti, ayakkabı, ulaşım, servis, beslenme ve teknolojik araç giderlerini de karşılamak zorunda bırakılmasının kamusal eğitimin maliyetini ailelerin üzerine yüklemek anlamına geldiği belirtildi.
“Yoksulluk artık doğrudan eğitim hakkı sorunudur”
Eğitim-Sen Mersin Şubesi, yoksulluğun yalnızca bir gelir sorunu olmaktan çıktığını ve doğrudan eğitim hakkını etkilediğini vurguladı.
Sendikadan yapılan açıklamada, “Bir aile çocuğunun defteri ile mutfak masrafı, okul çantası ile elektrik faturası, servis ücreti ile kira arasında tercih yapmak zorunda bırakılıyorsa orada eğitim hakkının eşitliğinden söz edilemez” denildi.
Ailenin gelir düzeyinin çocuğun eğitim araçlarına erişiminden sağlıklı beslenmesine, hangi okula gideceğinden eğitimine devam edip edememesine kadar birçok alanı etkilediğine dikkat çekildi.
Kız çocuklarının eğitimden kopma riski
Ekonomik krizin eğitim alanındaki sonuçlarının özellikle yoksul ailelerin çocuklarını etkilediğini belirten Eğitim-Sen, kız çocuklarının okullaşması açısından ortaya çıkabilecek risklere de dikkat çekti.
Ekonomik güçlüklerin derinleştiği ailelerde kız çocuklarının eğitimden kopması ve ev içi bakım yükünün çocukların üzerine bırakılması riskinin büyüdüğü belirtilerek, “Kız çocuklarının eğitim hakkı ekonomik krizin ilk vazgeçilen kalemi olamaz” denildi.
“Yoksul çocukların geleceği MESEM ve çocuk işçiliği olamaz”
Eğitim-Sen, yoksullaşmanın çocuk işçiliği riskini de artırdığını belirterek Mesleki Eğitim Merkezlerinin (MESEM) mevcut yapısının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Sendika, çocukların haftanın önemli bölümünü işletmelerde geçirdiği ve çocuk emeğinin ucuz iş gücü olarak kullanılabildiği bir sistemin eğitim politikası olarak kabul edilemeyeceğini belirtti.
Açıklamada, yoksul ailelerin çocuklarına fiilen “okumak mı, çalışmak mı?” seçeneğinin dayatılmasının toplumsal eşitsizliği eğitim sistemi üzerinden yeniden ürettiği ifade edildi.
Eğitim-Sen, çocukların fabrika, atölye, şantiye ve işletmeler yerine okul, sınıf, laboratuvar, kütüphane, sanat ve spor alanlarında bulunması gerektiğini vurguladı.
Eğitim-Sen'den iktidara çağrı
Eğitim-Sen Mersin Şubesi, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidara şu çağrılarda bulundu:
-
Kırtasiye, ders materyalleri ve temel eğitim araçları bütün öğrenciler için kamusal olarak karşılanmalı.
-
Her öğrenciye okulda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanmalı.
-
Yoksul ve dar gelirli ailelerin çocuklarına yönelik eğitim destekleri artırılmalı.
-
Kız çocuklarının eğitimde kalmasını güvence altına alacak ekonomik ve sosyal politikalar uygulanmalı.
-
Çocukları ucuz iş gücüne dönüştüren uygulamalardan vazgeçilmeli ve MESEM sistemi çocuk işçiliğini besleyen mevcut yapısından çıkarılmalı.
-
Okullar arasındaki sınıfsal, bölgesel ve fiziksel eşitsizlikler giderilmeli.
-
Eğitim bütçesi, kamusal eğitimin bütün ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde artırılmalı.
“Eğitim satın alınabilen bir ayrıcalık değil, kamusal bir haktır”
Eğitim giderlerinin giderek daha fazla ailelerin üzerine bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Eğitim-Sen Mersin Şubesi, “Bir çocuğun geleceği, anne ve babasının cebindeki parayla belirlenemez” mesajı verdi.
Sendika, kamusal kaynakların çocukların eğitimine, beslenmesine, barınmasına ve geleceğine ayrılması gerektiğini vurgulayarak, hiçbir çocuğun yoksulluk nedeniyle eğitimden kopmaması, hiçbir kız çocuğunun ekonomik gerekçelerle okuldan uzaklaştırılmaması ve hiçbir çocuğun ailesinin geçimine katkıda bulunmak zorunda bırakılarak ucuz iş gücüne dönüştürülmemesi gerektiğini belirtti.
Eğitim-Sen Mersin Şubesi, açıklamasını “Yoksulluk çocuklarımızın kaderi değildir! Laik, bilimsel, demokratik, kamusal, parasız, ana dilinde ve herkes için eşit eğitim hakkını savunmaya devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.