Etkin Demokrat Hekimler olarak 1991 yılından itibaren belirli ilkeler ışığında İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Adana ve Türkiye’nin birçok yerinde ve TTB’nde sağlık hakkı mücadelesini yürütüyoruz. Çünkü;
Her geçen yıl sorunlarımız artarak devam ediyor. Çalışma koşullarımız giderek kötüleşiyor. Polikliniklerde çok fazla hasta bakıyoruz. Fiziksel ve psikolojik şiddet her geçen gün artıyor. Her geçen gün ekonomik ve özlük haklarımız azalıyor. Döner sermaye ödemeleri aylar sonraya veriliyor. Malpraktis davaları ömür boyu çalışmalarımızın üzerinde açılıyor ve sonlanıyor. Tıp eğitimi ve asistan eğitimi geçmiş yıllara göre niteliksizleştiriliyor.
Her gün yukarıda saydığımız sorunların çok daha fazlasını yaşıyoruz. Çünkü ülkemiz sağlık ortamı, uzun yıllardır uygulanan özelleştirmeci, piyasacı ve ticaretleştirici politikalar nedeniyle ağır bir tahribat altındadır. Sağlık, bir toplumsal hak olmaktan çıkarılmış, hekimler ucuz emek ve iş gücüne, hastalar ise müşteri konumuna getirilmiştir. Türkiye’deki Etkin Demokrat hekimler, yönetimde olduğumuz tabip odaları ve TTB olarak böyle bir sağlıksızlık ortamında çalışmayı kabul etmiyoruz, bunun içinde yıllardır mücadele ediyoruz.
İçinde bulunduğumuz sağlık ortamı ne yazık ki ülke ortamından ayırt edilemez. Her geçen gün artan antidemokratik uygulamalar, ekonomik zorluklar, geçinememe, siyasal baskılar, sosyal yaşama olan baskı ve olumsuzluklar sadece sağlık ortamını etkilemiyor. Eğitim giderek Ramazan genelgeleri adı altında laiklik ve çağdaşlık çizgisinden uzaklaştırılarak dinci gerici bir eğitime doğru yoğunlaştırılıyor.
Çağdaş, Laik, Demokratik bir ülkede ve bir ortamda hekimlik yapmak istiyoruz. Daha iyi koşullarda çalışmak, ekonomik ve özlük haklarımızın mesleğimizi daha gönül rahatlığı ile yaptıracağı bir ortam, ve bunları yaparken sadece hekimlerin değil, toplumunda halk sağlığını gözeten bir bakış açısıyla hekimlik yapmak istiyoruz. Sağlığın tüm sorunlarının biz hekimler üzerine yıkılmasını veya sanki bunlardan biz sorumluymuşuz gibi yaratılan algı altında çalışmak istemiyoruz. Daha iyi bir sağlık sisteminin olabileceğini ve uygulanabileceğini iddia ediyoruz. Bunu gerek pandemide gerekse deprem döneminde yaptığımız çalışmalarda herkes gördü ve takdir etti. İktidara bu sağlık sistemini bu şekilde devam ettiremeyeceklerini defalarca söyledik.
Bizler biliyoruz ki sağlık; barınmadan beslenmeye, eğitimden güvenliğe, demokratik haklardan ekonomiye, demokrasiden insan ve hasta haklarına kadar bütünlüklü bir fiziksel, ruhsal ve sosyal halidir. Toplum iyi olursa hekimlerde iyi olur. Yoksulluğun derinleştiği, güvencesizliğin arttığı, adalet ve vicdan duygusunun giderek azaldığı bir ülkede ne toplum sağlıklı olabilir ne de hekimler mesleklerini onurla ve güven içinde sürdürebilir.
Bizler Etkin Demokrat Hekimler olarak “İyi Hekimlik” değerlerine bağlıyız... Meslek etiğini savunur, hekimlerin güvenceli, insanca çalışma koşullarına sahip olması için mücadele ederiz. Birinci basamak ve koruyucu hekimlik temel önceliğimizdir. Sağlıkta dönüşüm adı altında yürütülen neoliberal politikalara; şehir hastaneleri üzerinden özelleştirmeye, sağlığın ticarileştirilmesine ve bizzat iktidarlarca daraltılan kamuya karşılık toplumun sağlığının korunmayacağını biliriz. Hekimlerin performans baskısı altında değersizleştirilmesine, hastanın “müşteri” olarak görülmesine karşıyız.
Sağlık bir haktır. Bu nedenle özel sektör teşviklerinin sonlandırılmasını ve kamucu ve toplumsal bir sağlık sisteminin kurulmasını savunuyoruz. Özel hastanelerde ve OSGB’lerde hekim emeğinin sömürülmesine karşıyız.
Yine bir seçim dönemindeyiz. Kamuoyu araştırmalarında en güvenilir kurumlardan biri olan Türk Tabipleri Birliği ve Adana Tabip Odası olarak bu dönem Etkin Demokratik Hekimler olarak seçimlere katılıyoruz. “Başka bir sağlık sistemi mümkün” diyerek; herkesin eşit, nitelikli ve tamamen ücretsiz sağlık hizmetine erişimini temel bir hak olarak görüyoruz. Daha iyi koşullarda çalışmak ve yaşamak istiyoruz. Bunun için tüm meslektaşlarımızı tartışma ve ayrışmalara izin vermeden aynı çatı altında mesleki örgütlerine sahip çıkmaya, söz ve karar organlarında görev almak için üye olmaya ve oy kullanmaya davet ediyoruz.
Dr. Ali İhsan ÖKTEN