Gündem

Hekimhan Başkavak’ta Bir Bayram Daha Çadırlarda: Daha Kaç Bayram Geçecek?

“288 Gün Dediler, Yıllar Geçti”: “Kalp hastasıyım. Konteynerde suyun içinde yaşıyoruz. Soğuklardan bizi kurtarsınlar. Yıllardır perişanız.”

Abone Ol

Başkavak’ta Depremzedelerin İsyanı: “Evler Yarım, Yaşam Askıda”

Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Başkavak Mahallesi’nde depremzedelerin yıllardır süren barınma çilesi büyüyor. 2024 yılında yapımına başlanan 47 köy evinin büyük bölümü yarım bırakılırken, bazı konutlara ise hiç başlanmadı. Çadırlarda ve konteynerlerde yaşam mücadelesi veren mahalle sakinleri, “Yazın sıcağında, kışın ayazında unutulduk” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.

2023 depremlerinin ardından ağır yıkım yaşayan Başkavak Mahallesi’nde başlatılan köy konutları projesi, aradan geçen zamana rağmen tamamlanamadı. 288 gün içinde teslim edilmesi planlanan 47 konuttan yalnızca 36’sında kısmi çalışma yapılırken, geri kalan evler için herhangi bir ilerleme sağlanmadı. Mahalle sakinleri ise geçen 3,5 yıl boyunca çadır ve konteynerlerde yaşamaya mahkûm bırakıldıklarını söylüyor.

“Ameliyattan Sonra Gidecek Bir Evim Yok”

Çadırda yaşamını sürdüren Necmiye Takmaz, yaşadığı belirsizliği ve çaresizliği anlattı. Hak sahibi olduğu konutun tamamlanmadığını belirten Takmaz, yaklaşan ameliyat süreci nedeniyle endişeli olduğunu söyledi:

“Burada yaşıyoruz. Evimiz yıkıldı. Hak sahipliğim Malatya’da ama orada da evler tamamlanmadı. Bir ay sonra ameliyata gideceğim. Döndüğümde burada nasıl yaşayacağım bilmiyorum.”

“Çocuklarıma Yük Olmak İstemiyorum”

Mercan Takmaz ise yıllardır süren bekleyişin artık dayanılmaz hale geldiğini belirterek, kendi evinde yaşamak istediğini dile getirdi:

“Konutlarımız yapılmadı. Çocuğumun yanında kalıyorum. Çocuklarıma yük oluyorum. Evimizi yapsınlar, bizi içine soksunlar. İnsan kendi yuvasında ölmek ister.”

Yazın Kavurucu Sıcak, Kışın Dondurucu Soğuk

Mahalle sakinleri, çadır yaşamının özellikle yaşlılar ve hastalar için dayanılmaz hale geldiğini ifade ediyor. Bir yurttaş, yaşadıkları koşulları şöyle anlattı:

“Yazın çadırın içinde durulmuyor, ağaç diplerinde yatıyoruz. Kışın ne kadar odun yakarsan yak fayda etmiyor. Dizlerimiz romatizma oldu.”

Deprem sonrası konteyner dahi alamadıklarını söyleyen Ali Hikmet Takmaz da, kendi imkânlarıyla kurdukları alanlarda yaşamaya çalıştıklarını belirtti:

“Evleri yıktılar ama bize konteyner verilmedi. Mecbur çadırdan kendimize bir yer yaptık. Tek isteğimiz evlerimizin teslim edilmesi.”

“Milli Servet Çürümeye Bırakıldı”

Yarım kalan konutların çevresinde terk edilmiş halde duran yapı malzemeleri de mahallede tepkiye neden oldu. Fenali Takmaz, hem evlerin hem de kullanılan malzemelerin kaderine terk edildiğini söyledi:

“Bu devletin serveti. Ne soran var ne ilgilenen. Yazın sıcaktan, kışın soğuktan duramıyoruz. Hayvanlarımız için bile yer yok. Devlet bize artık el uzatsın.”

Tamamlanmayan Evlerde Hasar ve Eksikler Dikkat Çekiyor

Mahalle sakinleri, bitirildiği söylenen konutlarda da ciddi sorunlar bulunduğunu belirtiyor. Senanur Takmaz, evlerde su sızıntıları ve hasarlı işçilik olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Parkeler çizik içinde, çatılardan yağmur akıyor. Çadırda yaşamak çok zor. Büyüklerimiz gelsin, bizi görsün.”

Deniz Takmaz ise yıllardır süren mağduriyetin artık tükenme noktasına geldiğini söyledi:

“3,5 yıldır perişanız. Yapılan evlerin içi su alıyor, parkeler kalkmış durumda. Bir an önce teslim edilmesini istiyoruz.”

“Kalp Hastasıyım, Bizi Bu Soğuktan Kurtarın”

Sağlık sorunları nedeniyle yaşam koşullarının daha ağır hale geldiğini söyleyen Satı Ercan da yardım çağrısında bulundu:

“Kalp hastasıyım. Konteynerde suyun içinde yaşıyoruz. Soğuklardan bizi kurtarsınlar. Yıllardır perişanız.”

“288 Gün Dediler, Yıllar Geçti”

Mahalle sakinlerinden Ali Ekber Takmaz ise hem geciken teslim süresine hem de işçiliğin kalitesine tepki gösterdi:

“İşçilik sıfır. Evler yeniden elden geçirilecek mi bilmiyoruz. 288 günde bitecek dediler ama biz yıllardır çadırdayız. Artık sesimizin duyulmasını istiyoruz.”

Başkavak Mahallesi’nde deprem sonrası başlayan bekleyiş sürerken, yurttaşlar yalnızca bir ev değil, insanca yaşayabilecekleri güvenli bir yaşam alanı talep ediyor.