Uzmanlardan Uyarı: Orman Yangınlarında Yeni Dönem Başladı, Risk Analizi Hayat Kurtarıyor
İspanya ve Şili’den araştırmacılar, giderek büyüyen orman yangını felaketlerine karşı “yangın akıllı” risk değerlendirmesi ve ileri teknolojilerin kullanılmasının zorunlu hale geldiğini vurguladı. Uydu görüntüleri, yapay zekâ destekli simülasyonlar ve gerçek zamanlı tahmin sistemleri sayesinde riskli bölgelerin önceden belirlenmesi ve can kayıplarının azaltılması hedefleniyor.
İklim Krizi ve İnsan Etkisi Yangınları Büyütüyor
Dünya genelinde orman yangınlarının şiddeti ve sıklığı her geçen yıl artıyor. Bilim insanları, bu tablonun yalnızca iklim değişikliğinden değil, insan faaliyetlerinin doğal alanlar üzerindeki baskısından da kaynaklandığını belirtiyor.
Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre, Avrupa Birliği’nde her yıl ortalama 3 bin 770 kilometrekarelik alan yanıyor. 2008-2023 yılları arasında yaklaşık 45 bin kişi yangınlar nedeniyle yerinden edilirken, yıllık ekonomik kaybın 2,5 milyar avroya ulaştığı tahmin ediliyor.
2025 yazında Avrupa, son yirmi yılın en büyük orman yangınlarıyla karşı karşıya kaldı. İber Yarımadası’nda toplam 6 bin 720 kilometrekare alan kül olurken, bunun 3 bin 930 kilometrekaresi İspanya sınırları içerisinde gerçekleşti. Yangınlarda sekiz kişi yaşamını yitirdi.
Şili’de Yaşanan Felaketler Hafızalarda
Benzer trajediler Güney Amerika’da da yaşandı. Şubat 2024’te Şili’nin Valparaíso ve Viña del Mar kentlerinde çıkan yangınlar 136 kişinin ölümüne, yaklaşık 7 bin evin yok olmasına neden oldu. Ocak 2026’da Concepción-Penco bölgesindeki başka bir yangında ise 21 kişi hayatını kaybetti, 2 binden fazla konut kullanılamaz hale geldi.
Araştırmacılar, bu tür felaketlerin nedenlerini ve yayılma biçimlerini anlamanın, gelecekteki kayıpları azaltmak açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Uydu Teknolojileri Yangınların İzini Sürüyor
Günümüzde yangınların etkilerini analiz etmek için en önemli araçların başında uzaktan algılama teknolojileri geliyor. Uydu görüntüleri, termal sensörler ve hava platformları sayesinde hem geçmiş yangınların bıraktığı izler inceleniyor hem de aktif yangınlar gerçek zamanlı olarak takip edilebiliyor.
Bilim insanları iki temel gösterge üzerinde duruyor:
- Yangın yoğunluğu: Yanma sırasında açığa çıkan enerjinin büyüklüğünü gösteriyor.
- Yangın şiddeti: Yangının ardından doğada ve ekosistemde oluşan fiziksel tahribatı ölçüyor.
Özellikle Portekiz’de Ağustos 2025’te yaşanan Barroca Grande yangını ile Şili’de Ocak 2026’da meydana gelen Trinitarias yangını, yeni analiz yöntemleri için örnek olaylar olarak incelendi.
NASA’nın termal veri sistemleri ile Avrupa Uzay Ajansı’nın Copernicus Sentinel-3 görüntüleri birleştirildiğinde, yüzlerce kilometre boyunca uzanan devasa duman bulutları ve yangının yayılma hızı net biçimde ortaya konuldu.
Şili’de 18 Ocak’ta yaşanan yangında, toplam yanan alanın yüzde 95’inden fazlasının tek bir gün içerisinde kül olduğu tespit edildi. Araştırmacılar bu durumu “patlayıcı yangın davranışı” olarak tanımlıyor.
Binlerce Senaryo Aynı Anda Test Ediliyor
Araştırmacılar yalnızca mevcut yangınları incelemekle kalmıyor, gelecekte yaşanabilecek senaryoları da bilgisayar ortamında simüle ediyor.
Bu kapsamda binlerce teorik yangın, arazilerin dijital kopyaları üzerinde farklı iklim koşulları altında çalıştırılıyor. İnsan kaynaklı ve doğal tutuşma nedenleri ayrı ayrı değerlendiriliyor.
Bu yöntemler sayesinde yalnızca hangi bölgelerin yangın riski taşıdığı değil, olası yangınların ne kadar yıkıcı olabileceği de önceden tahmin edilebiliyor.
Elde edilen veriler; orman yönetimi, kent planlaması, yapı standartları ve yerleşim alanlarının yeniden düzenlenmesi gibi alanlarda karar vericilere yol gösteriyor.
Gerçek Zamanlı Tahminler Tahliyeleri Kolaylaştırıyor
Yangın sırasında kullanılan yeni nesil teknolojiler de acil durum yönetiminde önemli rol oynuyor.
Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki WIFIRE Programı, uydu verileri ve yüksek çözünürlüklü hava tahminlerini bir araya getirerek yangının önümüzdeki saatlerde hangi yöne ilerleyeceğini hesaplayabiliyor.
Haritalarda oluşturulan “izokron” adı verilen zaman çizgileri sayesinde, yangının belirli bölgelere 30, 60 veya 90 dakika içinde ulaşıp ulaşmayacağı önceden görülebiliyor. Bu sistemler, tahliye kararlarının otomatik olarak verilmesine ve insanların daha güvenli şekilde bölgeden uzaklaştırılmasına katkı sağlıyor.
“Yangınlarla Mücadelede Reaktif Değil Proaktif Olmalıyız”
Araştırmacılar, orman yangınlarıyla mücadelede yalnızca söndürme faaliyetlerine odaklanmanın artık yeterli olmadığını belirtiyor. Bilimsel veriler, yapay zekâ destekli modeller ve uzaktan algılama sistemleriyle risklerin önceden belirlenmesinin, can ve mal kayıplarını önemli ölçüde azaltabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre, geleceğin stratejisi yangınları çıktıktan sonra kontrol etmeye çalışmak değil; yangına dayanıklı yerleşimler, doğru arazi kullanımı ve bilimsel risk analizleriyle felaketleri başlamadan önlemek olacak.