Emek

İzmir’de Binler “Halk İçin Bütçe” Diye Haykırdı: KESK’ten Yoksulluğa ve Sermaye Bütçesine Tepki

“Geçinemiyoruz” sloganıyla düzenlenen mitinge emekçiler, meslek örgütleri, siyasi partiler ve direnişteki işçiler katıldı.

Abone Ol

İZMİR’DE KESK’TEN BÜTÇE PROTESTOSU: “SERMAYEYE DEĞİL HALKA BÜTÇE!”

TBMM’de 2026 yılı bütçe görüşmeleri devam ederken Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), İzmir’de “Sermayenin bütçesine hayır, halk için bütçe, demokratik Türkiye” şiarıyla miting düzenledi. “Geçinemiyoruz” çağrısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen buluşmaya Türk-İş, TMMOB, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası, sendikal hakları için direnen Digel Tekstil işçileri, İzmir Emekliler Platformu, Tüm Emeklilerin Sendikası ve 10 Ekim Barış Derneği yoğun katılım sağladı.

Grevdeki Temel Conta işçileri ise alana gönderdiği mektupla seslendi. Emek Partisi, TİP, Sol Parti, TÖP ve DEM Parti de mitinge katıldı. Kamu emekçileri Konak SGK önünden Cumhuriyet Meydanı’na yürürken, yoğun sağanak yağışa rağmen binlerce kişi alanda yerini aldı.

Meydanda artan yoksulluğa, bütçenin sermayeye göre şekillenmesine ve emekçilerin ağırlaşan yaşam koşullarına karşı ortak bir mücadele çağrısı yükseldi. Sık sık “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “İş, ekmek, özgürlük” ve “Halk için bütçe, demokratik Türkiye” sloganları atıldı.

Temel Conta İşçilerinden Mektup: “Yoksulluğa Mahkûm Edilen Tüm İşçiler İçin Direniyoruz”

355 gündür grevde olan Temel Conta işçilerinin mesajını Digel işçisi Bahar Tunçer okudu.
Tunçer şöyle dedi:

“355 gündür yalnızca kendi ekmeğimiz için değil; bu ülkede emeği sömürülen, açlığa ve yokluğa itilen tüm işçiler için direniyoruz. Mücadelenin olduğu yerde zafer yakındır. Yılmadan devam edeceğiz.”

Digel İşçileri: “Anayasal Hakkımız Tanınmadan Vazgeçmeyeceğiz”

Sendikal hakları için 317 gündür mücadele eden Digel işçileri adına konuşan Oktay Yıldız, işverenin süreci bilerek uzattığını belirterek şunları söyledi:

“Yağmurda, sıcakta 317 gündür direniyoruz. Anayasal hakkımıza saygı duyulana, işten atılan arkadaşlarımız geri alınana ve toplu sözleşme masasına oturulana kadar mücadelemiz sürecek.”

Ayfer Koçak: “Bu Bütçe Yoksulluğu Derinleştiriyor, Emekçiyi Görmezden Geliyor”

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, konuşmasında bütçenin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir tercih olduğuna vurgu yaparak sözlerine başladı. Türkiye’de gelir adaletsizliğinin tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Koçak, 2026 bütçesinin bu adaletsizliği daha da artırdığını söyledi.

“Bütçenin kaynağı biziz; ama paylaşımda yokuz”

Koçak, hükümetin emekçilere dönük politikalarının bilinçli bir tercihin ürünü olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Bu ülkenin bütçesinin yüzde 82’si emekçilerden, kamu çalışanlarından, işçilerden, esnaftan alınan dolaylı vergilerden oluşuyor. Ancak paylaşıma gelince bütçede yokuz. Gelirimizden kesilen her kuruşun nereye harcandığını soruyoruz: Eğitime mi gidiyor? Hayır. Sağlığa mı gidiyor? Hayır. Kadınların yaşam hakkını güçlendirecek politikalara mı gidiyor? Hayır. Faize, savunma harcamalarına ve bir avuç yandaşa gidiyor.”

“Emekçinin değil, şirketlerin ve sarayın bütçesi”

Koçak, bütçe görüşmelerinde sağlık ve eğitimden yapılan kesintilerin, sosyal devlet ilkesinin sistemli biçimde ortadan kaldırıldığını gösterdiğini söyledi:

“Bugünkü bütçe bir tercihtir. Bu tercih sermayeden, savaş politikalarından yanadır. Kamu hizmetleri piyasaya teslim edilmiştir. Hastanelerde randevu bulunamaması da, okulların niteliksizleşmesi de, barınma krizinin büyümesi de bu tercihin sonucudur.”

“Kadınlar için bütçede neredeyse görünmez bir pay var”

Koçak, bütçenin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiğine dikkati çekti:

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiniz, şimdi de bütçede kadına yönelik şiddetle mücadeleye ayrılan payı azaltıyorsunuz. Kadın cinayetleri artarken sığınma evlerinin bütçesi aynı kalıyor, kadın istihdamı azalıyor. Bu ülkede kadınlara reva görülen şey ucuz, güvencesiz işçilik ve ev içi görünmez emek.”

“Savaş politikalarıyla yoksulluk el ele gidiyor”

Konuşmasında “savaş bütçesi” eleştirisine geniş yer veren Koçak, savunma harcamalarındaki artışın yurttaşın cebinden çıktığını vurguladı:

“Savaş politikalarının bedelini bu ülkenin emekçileri ödüyor. Her bir silahlanma kalemi, her bir operasyon bütçe kalemi, emekçiye ek zam olarak, sosyal hizmet olarak dönmeyen paralar anlamına geliyor. Biz barış diyoruz, eşitlik diyoruz, birlikte yaşam diyoruz. Barış olmadan ne demokrasi olur ne de halktan yana bütçe yapılır.”

“KHK’li emekçiler yok sayılıyor; mülakat torpili sürüyor”

Koçak, kamu çalışanlarının güvencesizleştirildiğini belirterek mülakat sistemine ve KHK’li çalışanların durumuna da değindi:

“KHK’lerle haksız şekilde işinden edilen binlerce kişi hâlâ hak gasplarıyla karşı karşıya. Mülakat sistemi torpil mekanizmasına dönüşmüş durumda. Liyakat değil yakınlık esas alınıyor. Gençler yıllarca emek veriyor ama mülakatta eleniyor. Bu düzen adalet üretmez.”

“Emekçiler borçla yaşıyor, hükümet gerçekleri gizliyor”

Hayat pahalılığına dair verilerin çarpıtıldığını belirten Koçak, geniş kitlelerin sahici bir yoksulluk içinde olduğunu söyledi:

“Bugün pazara, markete, kiraya bakın; TÜİK’in verileriyle örtüşen hiçbir şey yok. Emekçiler krediyle, borçla ayakta duruyor. Milyonlar geçinmek için ikinci işe gidiyor. Bu bütçe, yoksulluğu azaltmak yerine yönetilebilir hâle getirme çabasıdır.”

“Halka ait olanı halka geri verecek bir bütçe talep ediyoruz”

Koçak, KESK’in taleplerini yineleyerek konuşmasını şöyle tamamladı:

“Biz bu ülkenin gerçek sahipleri olarak hakkımızı istiyoruz. Emekçiyi, kadını, genci, çiftçiyi, emekliyi yok sayan bu bütçeyi kabul etmiyoruz. Kaynak var; ama kaynak halktan yana kullanılmıyor. Halk için bütçe, demokratik bir ülke istiyoruz. Bu mücadele yalnızca bugünün değil, geleceğimizin mücadelesidir.”