Gündem

Murat Emir ve CHP heyetinden KESK’in KHK eylemine dayanışma ziyareti

Türkiye fiilî bir OHAL rejimi altında yönetmeye devam ediyorlar. Biz buna karşı KESK’li emekçilerle, bütün emekçilerle ve halkımızla birlikteyiz; omuz omuzayız.

Abone Ol

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve beraberindeki CHP heyeti, KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin adalet talebiyle sürdürdüğü eyleme dayanışma ziyaretinde bulundu. Emir, “Sizin mücadeleniz bizim de mücadelemizdir” derken, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, emek, demokrasi ve barış mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağını vurguladı.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir; Ankara milletvekilleri Gamze Taşcıer ve Aliye Timisi Ersever ile Bursa Milletvekili Kayıhan Pala’dan oluşan CHP heyetiyle birlikte, KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin adalet talebiyle sürdürdüğü eyleme dayanışma ziyaretinde bulundu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dayanışma mesajını ileten Emir, ihraç edilen kamu emekçileri görevlerine dönene kadar mücadelelerinin yanında olacaklarını belirtti. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ise heyete teşekkür ederek emek, demokrasi ve barış mücadelesinin ortaklaştırılması gerektiğini söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, beraberindeki CHP heyetiyle KESK’in KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçileri için sürdürdüğü Adalet Nöbeti’ne dayanışma ziyaretinde bulundu. Emir, ziyarette yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Sevgili dostlarım, demokrasi ve adalet mücadelesinde, emeğin mücadelesinde her zaman omuz omuza verdiğimiz yol arkadaşlarım, KESK’li emekçi dostlar; sizleri en içten duygularımızla, saygıyla selamlıyoruz.

Yanınızdayız, hep birlikteyiz. Mücadelenizi kararlılıkla sürdürürken yanınızda olmaya devam edeceğiz.

Buraya Ankara milletvekillerimiz Gamze Taşcıer ve Aliye Timisi Ersever ile Bursa Milletvekilimiz Kayıhan Pala’yla birlikte geldik. Genel Başkanımız Özgür Özel’in en güçlü dayanışma duygularını ve selamlarını getirdik.

“Birleşe birleşe kazanacağız!”

15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağı hâlâ ortaya çıkarılmadı. Bugüne kadar hiçbir savcı, darbe girişiminin arkasındaki siyasi gücü araştırma cesareti gösteremedi. Çünkü devletin, ordunun, yargının ve tüm kurumların FETÖ’ye teslim edilmesinin siyasi sorumluluğu AKP iktidarına aittir.

Sonunda darbeden yararlanmayı tercih ettiler. “Allah’ım verdikçe veriyor” dediler ve darbeyi fırsata çevirdiler. FETÖ’cülerle birlikte, FETÖ’cü olduğunu öne sürdükleri kişilerin yanı sıra solcuları, demokratları, ilericileri ve emekçileri de işinden, aşından ettiler; açlığa mahkûm ettiler.

Bu hukuksuzluğa karşı on yıldır bir hak ve emek mücadelesi veriliyor. İnsanlar mahkemelerde, idari yargıda bekliyor. Danıştayın birbiriyle çelişen kararları nedeniyle hâlâ görevlerine dönemeyenler var. Barış Akademisyenlerinin büyük bölümü üniversitelerine, sınıflarına ve öğrencilerine kavuşamadı. Öğretmenler, belediye çalışanları ve KESK’li kamu emekçileri hâlâ bekliyor.

“Örgütlü güçleri sayesinde dimdik ayaktalar”

“Elleri değmişken muhalifleri de temizleyelim” anlayışıyla 4 binin üzerinde emekçiyi görevinden ihraç ettiler. Bugün hâlâ 2 binin üzerinde emekçi işine dönemedi. Güvencesiz ve maaşsız bırakıldılar, açlığa mahkûm edildiler. Ancak dimdik ayaktalar. Örgütlü güçleri sayesinde ayaktalar ve ayakta kalmaya devam edecekler.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Öylesine adaletsiz bir süreçten geçiyoruz, emekçinin ve işçinin yaşamına, ekmeğine kasteden bir iktidarla karşı karşıyayız ki on yıl içinde 30’dan fazla emekçi arkadaşımız yaşamını yitirdi. Bazıları ancak yaşamını yitirdikten sonra görevlerine iade edildi.

İhraç edilen emekçiler hastalandıklarında sosyal güvenceleri olmadığı için hekime ve sağlık hakkına erişemedi. Yurt dışına dahi çıkamadılar. Bu zulmü emekçilere reva görenler, aradan geçen on yıla rağmen darbeyle yüzleşmedi. Darbeyi fırsata çevirdiler ve tek adam rejimini inşa ettiler. Eski yol arkadaşlarıyla hesaplaşıyormuş gibi yaparak 15 Temmuz’da timsah gözyaşları döktüler.

Bugün Türkiye’yi fiilî bir OHAL rejimi altında yönetmeye devam ediyorlar. Biz buna karşı KESK’li emekçilerle, bütün emekçilerle ve halkımızla birlikteyiz; omuz omuzayız.

“Hiçbir şekilde geri adım atmayacağız”

Tek adam rejimine, demokrasinin rafa kaldırılmasına, Anayasa’nın ve yasaların tanınmamasına karşı hep birlikte mücadele edeceğiz. Mahkemelerin, muhalif gördükleri kişi ve kurumlara yönelik siyasi operasyonların aracı hâline getirilmesine karşı duracağız.

Dimdik ayaktayız. Hiçbir müdahaleden korkmuyoruz, geri adım atmayacağız. KESK’lilerle burada, bütün emekçilerle alanlardayız. Halkımızla birlikte sokaktayız. Bu kara düzeni ve darbeci anlayışı değiştirmek için hep birlikte yürüyoruz. Sizin mücadeleniz bizim de mücadelemizdir.

O kadar korkuyorlar ve panik içindeler ki dün burada emekçilere aşırı ve orantısız güç uyguladılar. Coplarla ve gazla müdahale ederek gözaltılar yaptılar. Çünkü işçinin, emekçinin ve hakkını arayanların örgütlü gücünden korkuyorlar.

Korksunlar! Hep birlikteyiz. Bu zulme asla boyun eğmeyeceğiz. İyi ki varsınız.

Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz! Direne direne kazanacağız!

Ayfer Koçak: “Emeğin, demokrasinin ve barışın ortak mücadelesini büyüteceğiz”

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve beraberindeki CHP heyetinin KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin eylemine gerçekleştirdiği dayanışma ziyaretinde konuştu. Koçak’ın konuşması şöyle:

Bugün değerli başkanlarımız ve milletvekillerimiz aramızda. Onların nezdinde şunu ifade etmek gerekiyor: CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel, göreve seçildiği günden itibaren emekçilerin yanında olduğunu defalarca dile getirdi. Biz de mücadelemiz boyunca bu dayanışmayı yanı başımızda hissettik. Milletvekillerini her zaman yanımızda gördük. Gösterdikleri dayanışma için kendilerine teşekkür ediyoruz.

“Kayyum defol, bu memleket bizim!”

Bizler, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, bağlı sendikalarımız ve üyelerimizle birlikte şu gerçeği çok iyi biliyoruz: Bir ülkede savaş politikaları yaygınlaştırılıyor, antidemokratik uygulamalar artırılıyor ve demokrasinin kanalları giderek daraltılıyorsa; insanların söz hakkından seçme ve seçilme hakkına kadar temel hakları gasp ediliyorsa, bütün bunlar emeğin daha fazla sömürülmesinin zeminini hazırlamak içindir.

Bu nedenle emek mücadelesi veren bizler, aynı zamanda demokrasi ve barış mücadelesi vermekle yükümlüyüz.

İktidar, ısrarla demokrasi mücadelesi ile emek mücadelesini birbirinden ayırmaya; barış mücadelesi ile demokrasi mücadelesini karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Ancak biz biliyoruz ki kurtuluşumuz; emek, demokrasi ve barış mücadelesinin ortaklaştırılmasındadır. Bu mücadelenin ayrıştırılmasına izin vermeyeceğiz.

KESK; emek, barış ve demokrasi mücadelelerinin harmanlandığı bir konfederasyondur. Bu tarihsel sorumlulukla emeğin, barışın ve demokrasinin harcını hep birlikte oluşturacağız.

Katılımınız için bir kez daha teşekkür ediyoruz. Dayanışmanız bizim için onurdur.