Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), 10 Ağustos’ta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa”ya ilişkin değerlendirmesinde, düzenlemenin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilk hukuki adımı olduğunu belirtti. ÖHD, yasanın silah bırakmanın hukuki sonuçlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak yeniden entegrasyon, siyasal katılım, adalet, onarım ve geçmişle yüzleşme mekanizmalarının da hayata geçirilmesi çağrısı yaptı.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), 27 Şubat 2025 tarihinde Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa”ya ilişkin görüş ve değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
ÖHD, yasanın “on yıllardır sürdürülen mücadelenin, ağır kayıpların ve barış yönündeki ısrarlı çabaların sonucu” olduğunu belirterek, yaklaşık 1,5 yıldır devam eden sürecin ilk hukuki adımı olması nedeniyle düzenlemenin bir eşik niteliği taşıdığını ifade etti.
“Yasa yalnızca silah bırakmanın sonuçlarını düzenlememeli”
Yasanın öneminin yalnızca maddeleri üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten ÖHD, düzenlemenin Kürt meselesinin güvenlik, inkâr, imha ve asimilasyon politikalarından hukuk ve demokratik siyaset alanına taşınması bakımından önemli olduğunu kaydetti.
Ancak ÖHD’ye göre yasa, geçiş yasası olarak tanımlanmasına rağmen yalnızca silah bırakmanın hukuki sonuçlarını düzenleyen bir metin olarak kalmamalı.
Dernek, böyle bir yasanın temel işlevinin çatışmadan demokratik siyasete geçişin imkanlarını oluşturmak, silahsızlanma, yeniden entegrasyon ve toplumsal yaşama dönüşün usullerini açık biçimde belirlemek olması gerektiğini vurguladı.
ÖHD ayrıca geçmişten bugüne uzanan hak ihlalleri açısından adalet ve onarım mekanizmalarının oluşturulması, kayıpların ve yaşanan mağduriyetlerin araştırılması ve sürecin toplumsallaşması gerektiğine dikkat çekti.
“Kürt meselesini bütün boyutlarıyla çözen kapsamlı bir düzenleme değil”
ÖHD, yasanın çatışmanın sona ermesi ve silah bırakmanın hukuki sonuçları bakımından bir başlangıç olduğunu, ancak geçiş sürecinin yeniden entegrasyon, siyasal katılım, adalet, onarım ve geçmişle yüzleşme boyutlarını karşılamadığını belirtti.
Açıklamada, düzenlemenin Kürt meselesini bütün boyutlarıyla çözen kapsamlı bir yasa olmadığı ifade edilerek, eşit yurttaşlık, anadil hakkı, yerel demokrasi, demokratik katılım ile Kürt meselesinin siyasal, toplumsal ve kültürel boyutlarının henüz hukuki güvenceye kavuşturulmadığı belirtildi.
ÖHD, bu başlıkların yasada yer almamasının barış ve demokratikleşme taleplerinin rafa kaldırıldığı anlamına gelmemesi gerektiğini vurgulayarak, aksine bu konuların bundan sonraki süreçte daha güçlü biçimde ele alınması gerektiğini kaydetti.
“Yasanın nasıl uygulanacağı en az metin kadar önemli”
Bir yasanın kabul edilmesinin tek başına barışı inşa etmeye yetmeyeceğini belirten ÖHD, yasanın nasıl uygulanacağının, kimlerin hangi güvencelerden yararlanacağının ve uygulamanın hangi mekanizmalarla denetleneceğinin belirleyici olacağını ifade etti.
Dernek, çatışma zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine geçiş için hukuki bir zemin oluştuğunu ancak bundan sonraki aşamalarda toplumsal müdahale ve mücadelenin önemini koruyacağını belirtti.
MGK süreci için “ivedilikle tamamlanmalı” çağrısı
ÖHD, yasanın uygulanmasına ilişkin TBMM’ye, yasa uygulayıcılarına ve süreci izleyecek-denetleyecek kurullara çeşitli çağrılarda bulundu.
Yasanın, Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) yapacağı tespit ve teyit işlemiyle birlikte işlev kazanacağına dikkat çeken dernek, bu işlemin tamamlanması için yasada herhangi bir süre öngörülmediğini belirtti.
ÖHD, MGK’nin tespit ve teyit sürecinin ivedilikle tamamlanmasını ve yasanın bir an önce geçiş yasası niteliğiyle işlev kazanmasını istedi.
Dernek ayrıca yasanın uygulanmasının toplum ve sivil toplum örgütleri tarafından açık ve şeffaf biçimde izlenebilmesi için gerekli mekanizmaların oluşturulmasını talep etti.
“Temel hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı”
ÖHD, kişi hak ve özgürlükleri, masumiyet karinesi ve uygulamada ortaya çıkabilecek hak kayıpları bakımından belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini belirtti.
Uygulayıcıların yasanın genel gerekçesini ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önünü açan yönünü esas alarak hareket etmesi gerektiğini belirten dernek, ortaya çıkabilecek hukuki belirsizliklerin temel hak ve özgürlükler güvence altına alınarak giderilmesini ve eksik kalan düzenlemelerin hızlı biçimde tamamlanmasını istedi.
“AYM ve AİHM kararları eksiksiz uygulanmalı”
Toplumsal güvenin tesis edilmesinin bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığıyla mümkün olduğunu belirten ÖHD, sürecin önemli adımlarından birinin Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz ve ivedilikle uygulanması olduğunu kaydetti.
ÖHD ayrıca AİHM kararları doğrultusunda “umut hakkı”nın yasal güvenceye kavuşturulmasını istedi.
Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki rolüne de dikkat çekilerek, sürece etkin katılımının gereği olarak hukuki ve siyasi koşulların oluşturulması ve fiziki özgürlüğünün güvence altına alınması çağrısı yapıldı.
“Demokratikleşme başlıkları ertelenmemeli”
ÖHD, yasanın dışında kalan demokratikleşme başlıklarının ertelenmemesi gerektiğini belirterek, kalıcı barışın inşası için eşit yurttaşlık, anadil hakkı, yerel demokrasi, demokratik katılım ve Kürt meselesinin siyasal, toplumsal ve kültürel boyutlarının hukuki güvence altına alınmasını istedi.
Yeni düzenlemelerin başta temel insan hakları metinleri olmak üzere Anayasa, AYM ve AİHM kararları dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini vurgulayan ÖHD, sürecin demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda ilerlemesi çağrısında bulundu.
ÖHD: “Süreci aktif biçimde izleyeceğiz”
ÖHD, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başından bu yana üstlendiği sorumluluğa bağlı kalacağını belirterek, süreci takip etmeyi sürdüreceğini açıkladı.
Yasada düzenlenen İzleme Komisyonu’nda sivil toplum örgütlerine yer verilmemiş olmasına rağmen sürecin tüm aşamalarını aktif biçimde izleyeceklerini belirten ÖHD, hukuki güvencelerin hayata geçirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve sürecin demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda ilerlemesi için sorumluluk üstleneceklerini duyurdu.