Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından kamuoyuyla paylaşılan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu, yalnızca “Terörsüz Türkiye” sürecinin yol haritasını değil, on binlerce KHK’linin yıllardır beklediği adalet talebini de yeniden gündeme taşıdı. Raporda yer alan hukuki ve idari düzenleme önerileri, KHK ile ihraç edilenlerin işe iadesinin önünü açabilecek yeni bir zeminin mümkün olabileceğine işaret ederken, mağduriyet yaşayan kesimlerde temkinli ama güçlü bir umut yarattı
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Terörsüz Türkiye” Raporu Açıklandı
Numan Kurtulmuş: “Kalıcı sükûnet için hukuk devleti ve milli dayanışma birlikte güçlenmeli”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yaklaşık 60 sayfalık kapsamlı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” süreci olarak anılan çalışmanın yol haritasını ortaya koyan raporda, örgütün silah bırakma ve fesih süreci ile birlikte hayata geçirilmesi planlanan idari ve hukuki düzenlemeler ayrıntılı biçimde yer aldı. Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye hedefi artık daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge vizyonuna dönüşmüştür” dedi.
Rapor 7 Bölümden Oluşuyor
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında 21’inci kez toplandı. Toplantıda, uzun süredir üzerinde çalışılan ve yaklaşık 60 sayfadan oluşan rapor kamuoyuna açıklandı.
Rapor; sürecin yol haritasını, örgütün silah bırakma ve fesih sürecini, idari ve hukuki düzenleme önerilerini kapsıyor. Yedi ana bölümden oluşan metin, sonuç ve değerlendirme kısmıyla tamamlanıyor. Ayrıca rapora beş ayrı ek eşlik ediyor.
Buna göre raporun bölümleri şöyle:
- Birinci bölümde komisyonun çalışma süreci,
- İkinci bölümde temel hedefler ve yürütülen tartışmalar,
- Üçüncü bölümde Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku,
- Dördüncü bölümde dinlenen isimlerin beyanlarından çıkan mutabakat alanları,
- Beşinci bölümde PKK’nın feshi ve silah bırakma süreci,
- Altıncı bölümde yasal düzenleme önerileri,
- Yedinci bölümde ise demokratikleşme adımları ele alınıyor.
Komisyonda kanuni düzenlemelerin kabul edilebilmesi için nitelikli çoğunluk gerekiyor. 51 üyeli komisyonda en az 31 “evet” oyu aranacak.
“Tarihi Bir Dönemden Geçiyoruz”
Toplantının açılışında konuşan Numan Kurtulmuş, “Terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz” ifadelerini kullandı. Komisyon çalışmalarını “toplumsal barışın güçlenmesine yönelik tarihi bir sorumluluğun yansıması” olarak nitelendiren Kurtulmuş, Gazi Meclis’in sürece sahip çıktığını söyledi.
Kurtulmuş, konuşmasında küresel sistemde yaşanan kırılmalara da dikkat çekti. Uluslararası düzenin kural temelli yapıdan güç temelli bir zemine kaydığını belirterek, böylesi bir dönemde devletlerin egemenlik, güvenlik ve toplumsal bütünlük arasındaki dengeyi aynı irade çizgisinde tutması gerektiğini ifade etti.
İnsan onuru ve hukukun üstünlüğünün küresel krizlerde en fazla yıpranan alanlar olduğuna vurgu yapan Kurtulmuş, adalet duygusunun zayıflamasının toplumsal kırılganlıkları artırdığını söyledi. Türkiye’nin yakın çevresinde kimlik temelli çatışma alanlarının genişlediğini belirten Kurtulmuş, içerde milli dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
“Bu mesele dar siyasi çıkarların konusu olamaz” diyen Kurtulmuş, kalıcı sükûnetin ancak güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğinin, demokratik siyaset ahlakının ve milli dayanışma iradesinin birlikte güçlendirilmesiyle sağlanabileceğini vurguladı.
“Türkiye Modeli” Vurgusu
Kurtulmuş, TBMM’nin millet iradesinin tecelligâhı olarak meşru çözüm adresi olduğunu belirterek, komisyonun açık diyalog ve karşılıklı saygı temelinde çalıştığını söyledi.
Komisyon çalışmalarının, acıları inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının ifadesi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, raporun çatışma çözümleri alanında “Türkiye modeli” olarak tanımlanabilecek bir çerçeve sunduğunu ifade etti.
Bu modelin; kamu düzeninin korunması, hak ve özgürlük alanının genişlemesi, demokrasinin ilerlemesi ve refahın adil biçimde büyümesini birbirini tamamlayan unsurlar olarak ele aldığını belirtti. Raporda, örgütsel yapının sessizleşmesi ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi sonrasında yürürlüğe alınabilecek idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkelerin belirlendiği kaydedildi.
Kurtulmuş, raporun bir “nihayet” değil, atılacak kararlı adımların mihenk taşı olduğunu söyledi. Yeni anayasa hazırlama konusunun komisyonun görev alanında olmadığını ancak Türkiye için ertelenemez bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Meclis İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunlarında demokratik değişikliklerin de gündemde olduğunu belirtti.
Siyasi Liderlere ve Katılımcılara Teşekkür
Kurtulmuş, süreci devlet politikası haline getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a; yaptığı çağrılarla sürecin başlamasında rol oynayan Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti.
Ayrıca komisyona destek veren siyasi parti liderlerine de teşekkür eden Kurtulmuş; Sırrı Süreyya Önder’i rahmetle andı.
Komisyon çalışmaları kapsamında 137 kişi dinlendi. Şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, baro başkanları, hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, sendikalar, işveren temsilcileri, akademisyenler ve çeşitli meslek gruplarından isimler rapora katkı sundu.
Rapor Yazım Ekibi ve Sürecin Devamı
Altı oturum gerçekleştiren rapor yazım ekibi, ortak metin taslağını tamamladı. Belgede “umut hakkı” kavramına doğrudan yer verilmezken dolaylı bir çerçeve oluşturuldu. Taslakta kayyum uygulamasının sonlandırılmasına yönelik öneri de yer aldı.
Raporu kaleme alan ekipte şu isimler yer aldı:
- Murat Emir (CHP)
- Cengiz Çiçek (DEM Parti)
- Abdulhamit Gül (AK Parti)
- Feti Yıldız (MHP)
- Bülent Kaya (Yeni Yol)
Toplantıda raporun komisyon üyelerine sunulması ve ardından oylanması bekleniyor. Komisyonun usul ve esaslarına göre toplantı yeter sayısı üye tam sayısının salt çoğunluğu ile sağlanıyor. Kanun teklifi hazırlanmasına ilişkin kararlarda beşte üç çoğunluk aranırken, diğer konularda toplantıya katılanların salt çoğunluğu yeterli kabul ediliyor.
Komisyonun ortaya koyduğu rapor, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda atılacak adımların çerçevesini belirleyen temel metin olarak kayda geçti.