Görüşmelerde sona gelindiği, ilk aşamada yaklaşık 5 bin silahlı kişinin düzenlemeden yararlanacağı belirtilirken, üst düzey yöneticilerin geçici süreyle Irak’ta güvenli bölgelerde ikamet etmesine yönelik formül üzerinde çalışıldığı ifade ediliyor. Sürecin hukuki zemini ve karşılıklı güvence talepleri ise Ankara’da yoğun müzakerelerin odağında yer alıyor.
İktidarın “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” olarak tanımladığı yeni süreçte kritik bir aşamaya gelindi. Ankara kulislerinde konuşulan bilgilere göre, silah bırakma sürecine ilişkin hazırlanmakta olan çerçeve yasa temmuz ayı içerisinde TBMM gündemine taşınacak. Görüşmelerde sona yaklaşılırken, ilk etapta yaklaşık 5 bin silahlı kişinin düzenlemeden yararlanmasının planlandığı belirtiliyor.
Edinilen bilgilere göre, hareketin üst düzey yöneticilerinin ise belirli bir geçiş süreci boyunca Irak’ta oluşturulacak güvenli bölgelerde ikamet etmeleri öngörülüyor. Bu kapsamda altyapının oluşturulması amacıyla İbrahim Kalın ile İçişleri Bakanlığı heyetinin Bağdat’ta temaslarda bulunduğu, ardından Kürdistan Bölgesel Yönetimi yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştireceği ifade ediliyor.
Sürecin “çerçeve yasa” düğümünde kritik eşik
Ankara kulislerinde taslağın Recep Tayyip Erdoğan’a sunulduğu, ancak siyasi partilerin henüz metni görmediği konuşuluyor. İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreçte örgütün silah bırakmasına ilişkin hazırlanan çerçeve yasada kritik bir aşamaya gelindi.
Devlet ile örgüt arasında karşılıklı güvence talepleri nedeniyle süreçte önemli bir tıkanma yaşandığı iddia edilirken, silah bırakma sürecinin hangi aşamasında yasal düzenlemenin devreye gireceği konusunda henüz ortak zeminde buluşulamadığı belirtiliyor. Buna rağmen temasların ve müzakerelerin sürdüğü ifade ediliyor.
Sürecin en önemli başlıklarından biri olan çerçeve yasa, bugün Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan başkanlığında gerçekleştirilen DEM Parti MYK toplantısında da ayrıntılı biçimde ele alındı. Parti yönetiminin, düzenlemenin sonbahara bırakılmadan temmuz ayında Meclis gündemine taşınması yönündeki beklentisini yinelediği öğrenildi.
DEM Parti: “Yasa gecikmemeli”
DEM Parti kaynaklarına göre MYK toplantısının ana gündem maddeleri arasında Abdullah Öcalan’ın durumu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile çerçeve yasa yer aldı. Parti yönetimi, hukuki düzenlemenin sürecin güven zemini açısından belirleyici olduğu görüşünü savunuyor.
Bakırhan’ın grup toplantısında dile getirdiği, “Çerçeve yasa sonbahara bırakılamaz. Hukuk yoksa güven olmaz, güven yoksa dönüş olmaz” değerlendirmesinin MYK toplantısında da öne çıktığı belirtiliyor.
Tartışmanın odağında: Önce yasa mı, önce çekilme mi?
Ankara kulislerinde konuşulanlara göre sürecin önündeki en büyük sorun, silah bırakma ile yasal düzenlemenin hangi sırayla işletileceği.
İddialara göre devlet, Irak Kürdistan Bölgesi’nde örgütün önemli üslenme alanları arasında bulunan Gare ve Hakurk dahil üç bölgenin kısa süre içinde boşaltılmasını istiyor. Bu adımın sahada görülmesinin ardından çerçeve yasanın TBMM gündemine taşınabileceği ifade ediliyor.
Örgüt yönetiminin ise buna karşı çıkarak, hazırlanacak hukuki düzenleme görülmeden geri çekilmenin mümkün olmayacağını savunduğu ileri sürülüyor. Silah bırakılması halinde nasıl bir hukuki statüyle karşılaşılacağının önceden bilinmesi gerektiği vurgulanıyor.
Tartışma yalnızca silahsızlanma değil
Örgüt çevrelerinden yansıyan değerlendirmelere göre tartışma yalnızca silah bırakma süreciyle sınırlı değil. Abdullah Öcalan’ın devlet yetkililerine yedi maddelik bir yasa taslağı sunduğu, ancak bu taslağa henüz resmi bir yanıt verilmediği iddia ediliyor.
Örgüt ve DEM Parti çevreleri, hazırlanacak düzenlemenin yalnızca silahsızlanmaya veya “pişmanlık yasası” niteliğine indirgenmemesi gerektiğini savunuyor. Demokratik siyaset alanının genişletilmesi ve hukuki güvencelerin oluşturulmasının da sürecin ayrılmaz parçası olduğu ifade ediliyor.
İktidar cephesi: Ortak beklentileri karşılayan model
Hükümet kanadı ise iki tarafın beklentilerini aynı anda karşılayacak bir hukuki model üzerinde çalışıldığı mesajını veriyor.
Cevdet Yılmaz, örgütün “Silah bıraktığımda hangi hukuki çerçeveyle karşılaşacağım?” sorusunun dikkate alınacağını belirterek, silah bırakma ile hukuki düzenlemeyi eş zamanlı işleten bir model üzerinde çalışıldığını açıklamıştı.
Numan Kurtulmuş ise hazırlanacak düzenlemenin genel af niteliği taşımayacağını, belirli süre içerisinde silah bırakanları kapsayacak müstakil ve geçici bir yasa olacağını ifade etmişti.
Çerçeve yasa neden yeniden gündemde?
Daha önce TBMM komisyonlarında siyasi partilerin katkısıyla hazırlanan ortak raporlara rağmen çerçeve yasanın yeniden tartışmaya açılması dikkat çekiyor.
Komisyon çalışmalarında geri dönüş mekanizmaları, infaz sistemi, demokratikleşme adımları ve geçiş dönemi hukukuna ilişkin öneriler önemli ölçüde müzakere edilmişti. Ancak Adalet Bakanlığı tarafından hazırlandığı belirtilen yeni taslağın henüz siyasi partilerle paylaşılmaması, yeni bir müzakere sürecini beraberinde getirdi.
En büyük tartışma: Düzenlemenin kapsamı
Yeni düzenlemenin kimleri kapsayacağı da sürecin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. DEM Parti ve örgüt çevreleri, herhangi bir ayrım yapılmaksızın bütünlüklü bir hukuk anlayışının benimsenmesini savunurken, “suça karışan-karışmayan” ayrımına dayalı modellerin süreci olumsuz etkileyebileceği görüşünü dile getiriyor.
Komisyona sunulan raporlarda AKP, örgütün feshi sonrasında “müstakil ve geçici bir kanun” önerirken, CHP ifade özgürlüğü, kayyım uygulamaları ile AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasına yönelik düzenlemeleri gündeme taşımıştı. MHP ise gerekli yasal düzenlemelerin genel uzlaşı temelinde hazırlanmasını savunmuştu.
Masadaki yeni formül
Kulislere yansıyan bilgilere göre, yaşanan görüş ayrılıklarının aşılması için yeni bir formül üzerinde duruluyor. Buna göre devlet tarafı, çerçeve yasa taslağının önce TBMM Başkanlığı’na sunulmasını, bu süreçte örgütün de belirlenen bölgelerden çekilmeye başlamasını öneriyor.
Çekilmenin tamamlanmasının ardından düzenlemenin Genel Kurul gündemine alınabileceği, gerekmesi halinde Meclis’in çalışma süresinin uzatılabileceği ifade ediliyor. Henüz bu formül üzerinde kesin bir uzlaşma sağlanamadığı, ancak temasların sürdüğü belirtiliyor.
Temmuz ayı içerisinde atılacak adımların, hem “Terörsüz Türkiye” sürecinin hem de bölgesel güvenlik politikalarının geleceği açısından en kritik dönemeçlerden biri olacağı değerlendiriliyor.