Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Kasım 2025 ücretli çalışan verileri, ilk bakışta “istikrarlı artış” algısı yaratsa da, rakamların ayrıntılarına inildiğinde istihdam piyasasında derin bir yapısal kırılma yaşandığı görülüyor. Ücretli çalışan sayısı yıllık bazda yalnızca %1 artışla 15 milyon 891 bin 801 kişiye ulaşırken, bu artışın neredeyse tamamı inşaat ve hizmet sektörlerinden kaynaklandı. Üretimin omurgası olan sanayi ise kan kaybetmeye devam etti.
Sanayide Sessiz Çöküş
Verilere göre sanayi sektöründe ücretli çalışan sayısı bir yılda %3,6 azaldı. Özellikle imalat sanayisinde yaşanan %3,9’luk daralma, Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu. Madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe de %1,9’luk düşüş kaydedildi. Sanayide yaşanan bu tablo, yüksek maliyetler, kur baskısı, krediye erişim sorunu ve ithalata bağımlı üretim modelinin yarattığı tahribatı bir kez daha gözler önüne serdi.
Elektrik, gaz ve buhar üretimi sektöründe görülen %5,5’lik artış ise genel sanayi gerçeğini örtmeye yetmedi. Uzmanlara göre bu artış, yeni üretimden çok enerji fiyatları ve kamu ağırlıklı yatırımların istihdama yansımasından ibaret.
İnşaat ve Hizmet: Geçici Can Simidi mi?
İnşaat sektöründe %6,4’lük istihdam artışıyla “zirve” görüntüsü çizilirken, ticaret ve hizmetler sektöründe çalışan sayısı %2,4 artarak 9 milyonun üzerine çıktı. Ancak bu artışlar, kalıcı ve güvenceli istihdamdan ziyade, düşük ücretli, güvencesiz ve mevsimsel işlerin yaygınlaştığına işaret ediyor.
Özellikle gayrimenkul faaliyetlerinde %10,5’lik rekor artış ve konaklama-yiyecek hizmetlerinde %5,5’lik yükseliş, ekonominin üretimden uzaklaşıp rant ve turizm eksenli bir yapıya sıkıştığını gösteriyor. Bu tablo, uzun vadeli kalkınma yerine kısa vadeli gelir arayışının tercih edildiği eleştirilerini güçlendiriyor.
Aylık Artış Neredeyse Yok: Durgunluk Derinleşiyor
Ekim-Kasım döneminde ücretli çalışan sayısındaki aylık artış yalnızca %0,1 ile sınırlı kaldı. Sanayi sektörü aylık bazda da %0,2 küçülürken, inşaat ve hizmetlerdeki sınırlı artış genel durgunluğu perdeleyemedi. Bu veriler, istihdam piyasasında frenlerin sıkıldığını ve yeni iş yaratma kapasitesinin zayıfladığını ortaya koyuyor.
“İstihdam Artıyor” Söylemi Ne Kadar Gerçekçi?
TÜİK verileri, toplam çalışan sayısındaki artışı öne çıkarırken; hangi sektörlerde, ne tür koşullarda ve ne kadar güvenceli işlerin oluştuğu sorusu yanıtsız kalıyor. Sanayinin daraldığı, üretimin gerilediği, istihdamın ise inşaat ve hizmet gibi kırılgan alanlara sıkıştığı bir tabloda, açıklanan artış rakamlarının toplumsal refaha ne ölçüde yansıdığı ciddi biçimde tartışılmalı.
Ekonomistler, sanayi desteklenmeden ve üretim odaklı bir istihdam politikası geliştirilmeden bu tür artışların sürdürülebilir olmayacağı uyarısında bulunuyor. Aksi halde, rakamlardaki sınırlı yükselişlere rağmen iş güvencesizliği, düşük ücret ve kayıt dışılık daha da yaygınlaşacak.