Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, güncel siyasi gelişmelere ve yasama faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakırhan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen kişilerin belirli bir süre sonra durumlarının yeniden değerlendirilmesini öngören “umut hakkı” kavramına dikkat çekerek, bu konuda Meclis’in sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Bakırhan, “Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz. Umut hakkı, bu halkın geleceğe yürüme hakkıdır. Bu süreci oyalamadan, yokuşa sürmeden bir an önce Meclis'te özel yasa için atılacak adımları hızlandırmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kadir İnanır İçin Başsağlığı Mesajı
Konuşmasının başında yaşamını yitiren Kadir İnanır için taziye dileklerini ileten Bakırhan, sanatçının emek, demokrasi ve barış mücadelesindeki duruşuna vurgu yaptı.
Bakırhan, “Kürt dostu, işçi dostu, emekçi dostu Kadir İnanır'ı kaybettik. Barış sevdalısı, emekçinin, ezilenin her daim yanında duran; sadece sanatçı kimliğiyle değil, duruşuyla da bir demokratı, bir devrimciyi kaybettik” dedi.
“Türkiye Değişime Gebe Bir Süreç Yaşıyor”
Türkiye'nin yeni bir döneme girdiğini savunan Bakırhan, demokratikleşme ihtiyacının ertelenemez olduğunu belirtti.
“Türkiye değişime gebe bir süreci yaşıyor. Artık Kürtlerin inkâr edildiği, Alevilerin inançlarının reddedildiği, gençlerin geleceğinin çalındığı, kadın haklarının yok edildiği bir düzeni bu süreçte Türkiye kaldıramaz” diyen Bakırhan, yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.
“Siyasetin En Acil Görevi Çerçeve Yasa Çıkarmaktır”
Bakırhan, çözüm ve demokratikleşme sürecinin hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirterek, TBMM’de kapsamlı bir çerçeve yasa hazırlanması çağrısında bulundu.
“Çerçeve yasa açık, net ve cesur olmalıdır. Herkesin güvenle dönebileceği, ayrımcılığa ve keyfiliğe yer bırakmayan bir hukuk oluşturmalıdır. Dağdan, cezaevinden ve sürgünden demokratik siyasete dönüşün yolu açılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Bakırhan ayrıca, bu düzenlemenin yerel demokrasi, eşit yurttaşlık, ana dil hakları ve özgür yaşam taleplerini de kapsaması gerektiğini savundu.
“Barış Geciktikçe Sabotajlara Açık Hale Geliyor”
Barış sürecinin geciktirilmesinin çeşitli provokasyonlara zemin hazırlayabileceğini dile getiren Bakırhan, toplumsal uzlaşının hızla inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
“Barış geciktikçe sabotajlara, risklere açık olur. Savaşın gölgesinden beslenenler, halkların buluşmasından korkanlar var. Bu nedenle yasal adımların bir an önce atılması siyasetin temel görevidir” dedi.
Öcalan’a İlişkin “Umut Hakkı” Çağrısı
Bakırhan, Abdullah Öcalan hakkında “umut hakkı” uygulanması gerektiğini savundu. Öcalan’ın uzun yıllardır cezaevinde bulunduğunu belirten Bakırhan, barış ve diyalog çağrılarının dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
“Sayın Öcalan'ın özgür yaşam, özgür çalışma ve toplumla buluşma koşullarının ertelenmesi için herhangi bir gerekçe yoktur. Bu aynı zamanda Türkiye'nin barış iradesinde ne kadar samimi olduğunu gösterecek önemli bir testtir” diyen Bakırhan, Meclis’in özel yasal düzenlemeleri hızlandırması gerektiğini söyledi.
Bakırhan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz. Meclis'te özel yasa için atılacak adımları hızlandırıp; kaos ve kriz yaratmak isteyenlere karşı barışı inşa etmemiz gerekiyor.”