Yol Her Zaman “Medeniyet” midir?

"Adana’nın güneyinde yıllardır konuşulan bir “güney kuşak yolu” ve “Mersin-Adana sahil yolu” projesi ortalarda dolaşıyor."

Abone Ol

Dünya değişiyor, anlayışlar da değişiyor, ama bazıları bu değişimi kavrayamıyor, daha doğrusu anlamak işlerine gelmiyor. Çıkarlarını sürdürebilmek için eski değer yargılarını sık sık tekrarlayarak toplumun da kendileri gibi düşünmesini sağlamaya çalışıyorlar. Bunun en sık rastlanan örneklerinden biri “yol medeniyettir” sözünün her fırsatta tekrarlanıyor oluşudur.

Tarih boyunca ulaşım sorun olmuş ve yollar, köprüler yapılagelmiştir. Bazıları halen kullanılabilen eski Roma yollarının varlığı bilinmektedir. Günümüzde ise yol yapma işi çığırından çıkmış gibi görünüyor. Çünkü, kapitalizm sınırsız üretim ve tüketim sarmalında, ne pahasına olursa olsun büyüme mantığına sahiptir. Dolayısıyla, yol yapmak ta ulaşımı sağlama anlayışının ötesine geçmiş bulunuyor. Trafiği rahatlatmak, daha geniş yol, daha kısa yol söylenen bahaneler arasındadır ve bunun sonu gelecek gibi görünmemektedir. Her yol yapımının bir ihale konusu olduğunu ve belli şirketlerin bu işlerden para kazandığını hatırlamak gerekir. Yani, yeni yollar yapılınca “ekonomi tıkırında” olabilir, ama harcanan doğal kaynaklar “sonsuz” değildir.

Doğada varoluşumuzun bir maliyeti vardır ve yeni, değişen “uygarlık” anlayışına göre bu maliyeti azaltmak, asgari seviyede tutmak zorundayız. Daha çok elektrik, daha çok su tüketmek marifet değil, artık tasarruf etmek yeni uygarlık anlayışı ise; yeni yol yapma konusunu da düşünmek zamanıdır. Mirasyedi gibi har vurup, harman savurma devri geride kaldı, ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız. Gezegenimiz acı ve kesin sinyaller veriyor. Atmosferde biriken gazlar ısıyı tutuyor, dünya giderek ısınıyor, iklim felaketleri her yerde daha sık ve daha şiddetli yaşanıyor. Yollardaki motorlu araçlar da atmosfer kirliliğinin artmasının sebepleri arasında yer alıyor. Daha çok yol, daha çok motorlu araç olmasını kışkırtıyor. Yol yapımına malzeme yetiştirmek için taş ocakları sayısı çoğalıyor, ormanlar ve dağlar aşındırılıyor. Uzak durulması gereken petrol asfalt dökümü için kullanılıyor. Yol yapımı çoğu zaman kaçınılmaz olarak verimli tarım alanlarının yok olmasına neden oluyor. Yollar, doğrudan üzerinden geçmese bile, zamanla kenarlarında yapılaşmayı teşvik ederek tarım alanlarına ve sulak alanlara zarar veriyor.

Basından öğrenildiğine göre, Mersin- Adana arasında yeni bir kuzey çevre yolu planlanmış, ihale ve yapım süreci hazırlanıyormuş. Mevcut otoban şehir içinde kalmış ve trafik sıkışıklığı oluyormuş. Böylece, Mersin- Ceyhan arası mesafe 15 dakika kısalacakmış. Adana’nın kuzeyinde Seyhan ve Çatalan barajları bulunmaktadır. Haritaya göre, söz konusu yol bu barajların ortasından ve yakınından geçiyor olmak zorunda. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, özellikle Akdeniz bölgesinde kuraklık tehlikesinin olduğunu bilim insanları araştırmalara dayanarak ifade ediyorlar. Sulama ve içme suyu barajlarımızı her türlü tehlikeden korumak zorunda olduğumuz çok açık bir gerçek olarak ortada duruyorken, mesafeyi 15 dakika kısaltmak adına bu yapılmak istenilen yolu kabul etmek mümkün değildir. Çatalan barajının yakınından otoyol geçirme çılgınlığı önlenmelidir. DSİ ve ASKİ yetkilileri görevlerini yapmalı, ses çıkartmalıdırlar.

Bu kadar da değil. Adana’nın güneyinde yıllardır konuşulan bir “güney kuşak yolu” ve “Mersin-Adana sahil yolu” projesi ortalarda dolaşıyor ve iktidar mensubu politikacılar sık sık gündeme getiriyor. Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en verimli ovasını, milyonlarca yılda oluşmuş Çukurova’yı rant uğruna gözden çıkarmış gibiler. Gerekçeleri değişmiyor; mesafeyi kısaltmak. Savurganlığa bakın, biraz mesafe kısalacak diye Çukurova’nın tam ortasından otoyol geçirecek ve verimli tarım alanlarının betonlaşmasının önünü açacaksınız, umurlarında bile olmuyor. Sahil yolu için de “turizmi geliştirmek” gibi bir mazeret bulmuşlar. Akdeniz sahilinde, koruma altında olan sulak alanlar ne olacak? Karadeniz’e yapıldı, sonuç ortada. Sahil yolu yapılınca yazlık sitelere, yapılaşmaya da izin verirler. Turizm dedikleri de bu olsa gerek.

Önlenemez ise felaketle sonlanacağı kesin olan kapitalist sistemin sınırsız büyüme mantığı ile yapılan yol, medeniyet değildir. Aksine, yeni uygarlık anlayışı sınırlarını bilmeyi gerektirir.

Adana kamuoyu ve ilgili kurumlar konuya duyarlık göstermelidir.

Bazı kayıpların telafisi zordur.