Seyhan Devlet Hastanesi önünde, sağlık emekçilerinin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklama, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şubesi Eş Başkanı Erol Eren tarafından okundu.
Basın açıklamasına Adana Tabip Odası Başkanı Dr. Özden Polatöz ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı sendikaların yöneticileri de katıldı.
“14 Mart’ı mücadele haftası olarak görüyoruz”
Erol Eren açıklamasında, 14 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını belirterek sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Sağlık hizmetinin metalaştırıldığını ifade eden Eren, hastaların “müşteri”, sağlık kurumlarının ise şirket gibi yönetildiğini söyledi.
Eren, sağlık bütçesinin özel sermayeye aktarıldığını ve sağlık çalışanlarının performans sistemi, güvencesizlik ve artan şiddet ortamı içinde çalışmak zorunda bırakıldığını vurgulayarak, bu nedenle 14 Mart’ın bir bayramdan çok mücadele haftasına dönüştüğünü dile getirdi.
“Pandemi, deprem ve çalışma koşulları sağlık sisteminin gerçeklerini ortaya çıkardı”
Açıklamada pandemi sürecinden bu yana sağlık emekçilerinin ağır koşullar altında çalıştığı hatırlatıldı. Önlenebilir hastalıklar, yetersiz altyapı ve depremde yıkılan sağlık kurumları nedeniyle birçok sağlık çalışanının yaşamını yitirdiği belirtildi.
Sağlık çalışanlarının uzun çalışma saatleri, artan iş yükü, mobbing ve güvencesizlik altında görev yaptığını ifade eden Eren, “Pandemide alkışlanan sağlık emekçileri sonrasında değersizleştirildi” dedi.
Sağlık çalışanlarının yaşadığı kayıplar hatırlatıldı
Basın açıklamasında, görev koşullarının yarattığı ağır sonuçlara da değinildi.
36 saatlik nöbetin ardından evine giderken araç kullanırken uyuyakalan Rümeysa Şen, iş yerindeki baskılar nedeniyle yaşamına son veren sağlık çalışanları ve Ege Üniversitesi Hastanesi’nde iş cinayetinde hayatını kaybeden sağlık emekçisi Alican anıldı.
Sağlık emekçilerinin hem hasta yakınlarının saldırılarıyla hem de ağır çalışma koşullarıyla mücadele ettiğini vurgulayan Eren, “Sağlık ekibinin dayanışmasını bozmak isteyenlere karşı birlik olmaya devam edeceğiz” dedi.
“Gidiyorsa gitsinler söylemine karşı buradayız”
Açıklamada, sağlık çalışanlarının yurt dışına göç etmek zorunda bırakıldığını belirten Eren, Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilen “gidiyorsa gitsinler” sözlerine de tepki gösterdi.
Eren, sağlık emekçilerinin “Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz” diyerek kamusal sağlık hizmeti için mücadele etmeye devam edeceğini söyledi.
“Bu sistem değişmeli”
Mevcut sağlık sisteminin hem emekçiler hem de halk açısından memnuniyet yaratmadığını dile getiren Eren, “Reform ve dönüşüm” olarak sunulan politikaların yalnızca hasta muayene sayılarıyla övünmekten ibaret kaldığını belirtti.
Pandemi ve depremin sağlık sistemindeki sorunları açığa çıkardığını ifade eden Eren, “Bu sistem değişmelidir, değiştireceğiz” dedi.
Sağlık emekçilerinin talepleri
Basın açıklamasında sağlık emekçilerinin talepleri de sıralandı. Buna göre öne çıkan talepler şöyle:
- Sağlık emekçilerine yoksulluk sınırının üzerinde ve emekliliğe yansıyan tek kalem temel ücret verilmesi
- Döner sermaye ve teşvik ödemelerinin yarattığı adaletsizliklerin kaldırılması
- Vergi dilimlerinin yüzde 10’da sabitlenmesi
- Aile Sağlığı Merkezleri ile ilgili yönetmeliklerin geri çekilmesi
- Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi
- Deprem bölgelerinde yıkılan sağlık merkezlerinin yeniden yapılması
- Güvencesiz ve sözleşmeli çalışmanın kaldırılması, kadrolu istihdamın artırılması
- Sağlıkta şiddeti önleyecek etkili bir yasa çıkarılması
- İhraç edilen sağlık emekçilerinin görevlerine iade edilmesi
- Özel hastanelere verilen teşviklerin kaldırılarak kamu sağlık sistemine aktarılması
- Sağlık kurumlarında demokratik yönetim ve çalışanların söz sahibi olması
“Başka bir sağlık sistemi mümkün”
Erol Eren açıklamasının sonunda sağlık emekçilerinin hem kendi hakları hem de halkın sağlık hakkı için mücadeleyi sürdüreceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu talepler yalnızca sağlık emekçilerinin değil, halkın sağlık hakkının talepleridir. Sağlık hakkımız ve insanca çalışma koşulları için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki başka bir sağlık sistemi mümkün.”
Açıklama, “Yaşasın SES, yaşasın KESK” sloganlarıyla sona erdi.