ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nda güvenli ticari geçişi yeniden sağlamayı amaçlayan mutabakat zaptını planlanandan önce elektronik ortamda imzaladığı bildirildi. İki ABD’li yetkiliye göre anlaşma yürürlüğe girerken, cuma günü İsviçre’de yapılacak görüşmede İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin başlatılması ele alınacak.
ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden uluslararası ticarete açmayı hedefleyen mutabakat zaptının beklenenden önce elektronik ortamda imzalandığı öne sürüldü. ABD’li iki yetkiliye dayandırılan bilgilere göre anlaşma yürürlüğe girerken, mutabakatın ABD Başkanı Donald Trump tarafından da imzalandığı belirtildi.
İlk planlamaya göre mutabakatın cuma günü İsviçre’de düzenlenecek törenle imzalanması bekleniyordu. Ancak taraflar ile arabulucu ülke temsilcileri arasında yürütülen görüşmeler sonucunda sürecin öne çekildiği ifade edildi.
Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması hedefleniyor
Mutabakatın hızlandırılmasındaki en önemli gerekçelerden birinin Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli geçişe açılması olduğu belirtildi.
Anlaşma kapsamında İran’ın boğazda ticari gemilerin güvenli geçişini sağlaması, ABD’nin ise İran limanları ve gemilerine yönelik abluka uygulamalarını kaldırması öngörülüyor.
Küresel enerji ticaretinin önemli güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının, savaşın petrol piyasaları üzerindeki baskısını azaltabilecek kritik bir gelişme olduğu değerlendiriliyor.
Beyaz Saray üzerindeki açıklama baskısı iddiası
Mutabakatın planlanandan önce imzalanmasının nedenlerinden biri olarak Beyaz Saray üzerindeki “anlaşma metnini açıklama” baskısı da gösterildi.
Sürece yakın kaynaklardan biri, İran’ın metnin resmi imzadan önce kamuoyuyla paylaşılmasını istemediğini öne sürerken, Beyaz Saray ise siyasi baskılar nedeniyle takvimin öne çekildiği yönündeki iddiaları reddetti.
ABD yönetiminden üst düzey bir yetkilinin çarşamba günü gazetecilere kapalı bir bilgilendirme toplantısında mutabakat metnini okuduğu aktarıldı.
Elektronik imza süreciyle ilgili farklı iddialar
İran Dışişleri Bakanlığı’nın tarafların mutabakat zaptını elektronik ortamda imzalama konusunda uzlaştığını bildirdiği ifade edildi. Böylece cuma günü İsviçre’de yapılması planlanan resmi tören öncesinde anlaşmanın fiilen yürürlüğe girdiği belirtildi.
Bununla birlikte imza sürecine ilişkin farklı açıklamalar da gündeme geldi. ABD yönetiminden bir yetkili, metnin pazar günü Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik olarak imzalandığını ileri sürdü. Diplomatik kaynaklardan biri ise böyle bir imzanın gerçekleşmediğini savundu.
Sürece yakın başka bir kaynak ise pazar günü ilk imzanın atıldığını, çarşamba günü gerçekleştirilen işlemin ise ikinci bir onay niteliği taşıdığını iddia etti.
Trump’ın belgeyi Fransa’da imzaladığı öne sürüldü
Aktarılan bilgilere göre Donald Trump, mutabakat belgesini çarşamba günü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile katıldığı bir akşam yemeği sırasında imzaladı.
Bu gelişme, anlaşmanın resmi takvimden önce yürürlüğe sokulduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
İsviçre’de nükleer müzakereler masaya yatırılacak
Mutabakatın elektronik ortamda imzalanmasına rağmen ABD ve İran heyetlerinin cuma günü İsviçre’de yüz yüze görüşmesi planlanıyor.
ABD heyetine Başkan Yardımcısı JD Vance’in, İran heyetine ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın başkanlık etmesi bekleniyor.
Görüşmelerde İran’ın nükleer programına ilişkin kapsamlı müzakere sürecinin başlatılması ana gündem maddesi olacak.
Nihai anlaşma için 60 günlük kritik dönem
Ön mutabakatın yürürlüğe girmesi, çatışmaların sona erdirilmesi yolunda önemli bir adım olarak değerlendirilirken, tarafları önümüzdeki 60 günlük kritik bir diplomasi süreci bekliyor.
Bu dönemde İran’ın nükleer faaliyetleri, yaptırımların geleceği, petrol ihracatı, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş rejimi ve bölgesel güvenlik konularında kapsamlı bir uzlaşma sağlanması hedefleniyor.
Uzmanlar, ön mutabakatın çatışmaların durdurulması ve diplomatik sürecin yeniden canlandırılması açısından önemli bir eşik oluşturduğunu ancak kalıcı bir çözümün, özellikle nükleer program ve yaptırımlara ilişkin bağlayıcı bir anlaşmanın imzalanmasına bağlı olacağını belirtiyor.