"Bugün, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü."
Gözde Akbaba tarafından yapılan açıklamada şunlar ifade edildi: İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu olarak, her çocuğun şiddetten, sömürüden ve ihmalden uzak, güvenli ve sağlıklı bir ortamda büyüme hakkını bir kez daha vurguluyoruz. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (BMÇHS) ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (İLO) ilgili sözleşmeleri, çocukların bu haklarını koruma altına almaktadır.
Ne yazık ki, dünyada ve ülkemizde çocuk işçiliği, hükümet politikaları ve ekonomik tercihler nedeniyle artarak devam etmektedir. Bu politikalar sonucunda her yıl binlerce çocuk iş kazalarında hayatını kaybetmekte, yüz binlercesi ise tarım, sanayi, atölye, sokak ve ev işleri gibi ağır ve tehlikeli koşullarda çalıştırılmaktadır. Bu çocuklar, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 28. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkından mahrum bırakılmakta, fiziksel ve psikolojik sağlıkları riske atılmakta ve çocukluklarını yaşama fırsatından yoksun bırakılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) programları, çok sayıda çocuğu eğitimden kopararak ağır çalışma koşullarına yönlendirmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) tarafından yasaklanan tehlikeli işlerde çalışan çocuklar, her gün yaşamlarını yitirme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Çocuk işçiliği bir insan hakları sorunu olduğu gibi aynı zamanda emek sömürüsünün en vahşi şekillerinden birisidir. Ekonomik eşitsizliklerin, göçlerin, işsizliğin, yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin, savaşların, çatışmaların, yetersiz eğitimin yaygınlaşması gibi faktörlerin çocukların eğitimden koparak çalışmak zorunda kalmasına yol açmış, hem dünyada hem de Türkiye’de çocuk işçiliği riskini ön plana çıkarmıştır.
Çocuk haklarına yönelik en büyük ihlallerden birisidir çocuk işçiliği. Çocuk işçiliği ve sömürüsü bugünün dünyasında milyonlarca çocuk için her gün tekrar eden acı bir gerçektir. Bu çocuklar tehlikeli koşullar altında çalışmalarının yanı sıra çoğu zaman çocuk istismarına ve sömürüye de maruz kalmaktadırlar.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi çocuk işçiliğini yasaklamaktadır. Ayrıca, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 182 sayılı En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Acil Eylem Sözleşmesi de çocuk işçiliğiyle mücadelede önemli kararlardandır.
Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat ve yaptırımlara rağmen sorunun çözülmediği ve/veya çözülmek istenmediği aksine her geçen gün dünyadaki gelişmelere paralel olarak çeşitlenerek arttığı, utanç kaynağı olarak da varlığını korumaya devam ettiği bilinen gerçektir.
Çocuk işçiliğini belli bir ücret karşılığında bir işverene karşı bağımlı şekilde iş görme edimini yerine getiren, ucuz ve esnek bir işgücü biçimi olarak tanımlayabiliriz.
Çocukların zihinsel, sosyal, fiziksel, ahlaki ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyen “işçilik,” onları köleleştirir. Çocukların ucuz emek karşılığında, çoğu zaman tehlikeli koşullarda, saatlerce çalıştırılmalarına yol açar. Çalışma koşulları; bu çocukların okula gitmelerine, akranlarıyla vakit geçirmelerine, oyun oynamalarına ve boş zamanlarını değerlendirmelerine engel olur, en kötüsü de işyerlerinde yaşanan kazaların, çocukların yaralanması, sakatlanması veya ölümleriyle sonuçlanmasına yol açmasıdır.
TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de toplam çocuk nüfusu 21 milyon 375 bin 930 olarak açıklandı. Bu, toplam nüfusun %24,8’ine karşılık geliyor. Yani ülkede yaklaşık her 4 kişiden biri çocuk.
İSİG Meclisi tarım, sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde toplamda 3 milyon çocuk işçinin çalıştırıldığını ifade ederken bunun 2 milyonunun MESEM ve meslek liselerinde öğrenci olduğunu bildirdi.
İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre;
2024 yılı: En az 71 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi.
2025 yılı: En az 94 çocuk işçi hayatını kaybetti. Bu sayı, İSİG'in veri tutmaya başladığı 2013 yılından bu yana kaydedilen en yüksek yıllık veri olarak kayıtlara geçti.
2023 Eylül’ünden 2025 aralık ayı sonuna kadar MESEM kapsamında çalışırken ölen çocuk sayısı 18.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF tarafından açıklanan verilere göre, dünya genelinde 5-17 yaş grubunda yaklaşık 138 milyon çocuk işçi bulunmaktadır. Bu çocukların 54 milyonu ise sağlıklarını, güvenliklerini ve gelişimlerini doğrudan tehlikeye atan ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır.
Türkiye’de de durum küresel ölçekle karşılaştırıldığında daha iç açıcı olmadığı görülmektedir.
TÜİK Çocuk İşgücü Anketi sonuçlarında mülteci çocuklar yer almamaktadır. Mülteci çocuk işçiler bugün Türkiye’de, Türkiye vatandaşlarının çocukları gibi sokaklarda, tekstil sektöründe, inşaat sektöründe ucuz işgücü olmuşlardır. Bunun nedeni de yine yoksulluktur ve mülteciler de yoksuldur.
Çocuk işçiliği, çalışma yaşamının önemli sorunları olan güvencesiz ve kayıt dışı çalışmanın yanı sıra çocukların eğitim hakkını engeller. Oysa Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Buna ek olarak, ILO 182 sayılı Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Sözleşmesi, çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasında eğitimin önemini vurgular.
ÖNERİLER:
-Yoksulluk ortadan kaldırılmalıdır.
-Ucuz çocuk işgücünü teşvik eden ve bunun altyapısını oluşturan eğitim sistemi ve eğitim politikalarına son verilmelidir.
-Çocuk işçiliğiyle mücadelede, uluslararası alanda gündeme gelen ve çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasını hedefleyen sözleşmeler ve bildirgelerin öngördüğü önlemler tam ve kesintisiz hızla hayata geçirilmelidir.
-Çocukların zihinsel ve bedensel gelişimlerini engellemeyen, onların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran koşullar için adımlar atılmalıdır. Bu çerçevede Türkiye, taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uygun davranmalı ve kapsayıcı uygulamaları işler kılmalıdır.