Yaşam

Adil Okay: Tutsakların Sesi Hüseyin Aykol’u Kaybettik

Hüseyin Aykol’un en büyük heyecanı, cezaevlerinden gelen mektuplardı. Uzun yıllar boyunca hapishanelerdeki insanların sesi ve soluğu olan “İçeriden” köşesini yazdı.

Abone Ol

Ömrünün yaklaşık 10 yılını cezaevlerinde geçiren, hapishanelerin sesi olan gazeteci-yazar Hüseyin Aykol, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Ardında direnişle örülmüş bir yaşam ve güçlü bir basın mirası bıraktı.

Tutsakların Sesi Susturuldu

Gazeteci-yazar dostumuz, yoldaşımız Hüseyin Aykol, 14 Ekim’den bu yana yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Başta eşi Nuray Çevirmen olmak üzere ailesine, yol arkadaşlarına, yıllardır “İçeriden” köşesini hazırladığı Yeni Yaşam gazetesi emekçilerine ve politik tutsaklara başsağlığı diliyorum.
Tabiat onu kucaklasın…

“Üç Bin Öğrenci Yetiştiren Hüseyin Aykol Kimdir?”

Hüseyin Aykol 1956 yılında Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Poyrazdamları köyünde doğdu. Dededen varlıklı olan aile zamanla yoksullaştı. Babası, geçimlerini sağlamak için bakkallık ve çiftçilik dâhil birçok iş yaptı.

İlkokul öğretmeninin desteğiyle İzmir Koleji’ni burslu kazandı ve yatılı olarak okudu. Koleji bitirdikten sonra girdiği üniversite sınavında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı ve Ankara’ya geldi.

Sol Mücadeleyle Tanışma Yılları

Üniversitenin ikinci sınıfında sol mücadeleyle tanıştı, gençlik derneklerine katıldı. Devrimci arkadaşlarıyla bu dönemde yolları kesişti. Yapılan seçimle öğrenci derneği başkanı seçildi.

Tıp Fakültesi’nin ilk yılı sorunsuz geçse de ikinci sınıfta kaldı. Üçüncü sınıfta artık Tıp Fakültesi’nde devam edemeyeceğini anladı. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçmek istediğini ailesine açıkladı. Bu karar olumlu karşılanmadı; ancak üniversite sınavına yeniden girerek daha yüksek bir puanla Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazandı.

Yayınevi, Çeviri ve İlk Kitaplar

Aynı dönemde masraflarını karşılamak için Ser Yayınevi’nde çalışmaya başladı. Kolejde aldığı eğitim sayesinde İngilizcesi oldukça iyiydi. Yayınevinde çeviri yaptı, redaksiyon çalışmalarına katıldı.
1978 yılında birkaç çeviri kitabı yayımlandı.

Gözaltılar, İşkenceler ve Cezaevi Yılları

1981 yılında Ankara’da gözaltına alındı ve 45 gün boyunca işkence gördü. Ardından tutuklanarak Mamak Askeri Cezaevi’ne gönderildi. Burada da ağır işkencelere maruz kaldı.

Cezaevinden çıktıktan sonra faaliyetlerini İzmir’de sürdürdü. Birçok kez gözaltına alındı, yeniden tutuklandı. 6 yıl 8 ay ceza aldı. Kısa süreli tahliye ve yeniden tutuklamalarla birlikte yaklaşık 10 yılını farklı cezaevlerinde geçirdi.

“Cezaevlerinden Mektup Gelmeyince Yüzü Asılırdı”

Hüseyin Aykol’un en büyük heyecanı, cezaevlerinden gelen mektuplardı. Uzun yıllar boyunca hapishanelerdeki insanların sesi ve soluğu olan “İçeriden” köşesini yazdı.

Cezaevlerinden mektup gelmediği günler onun için kara gündü; bütün gün yüzü asık olurdu. Tek bir mektup ise onu mutlu etmeye yeterdi. Hapishanelerdekilerin onun dünyasında ayrı bir yeri vardı.

Cezaevlerinden kitap tanıtımları, hikâyeler, şiirler, taziye mesajları, karikatürler, resimler, denemeler, anılar gelirdi. Kâğıda dökülebilen ne varsa… Hepsine mutlaka tek tek cevap verir, hiçbirini aksatmazdı.
(Aktaran: Evrim Kepenek)

Yayımlanmış Kitapları ve Araştırmaları

Aykol, 2024 yılında katledilen yoldaşlarının anısına “Özgür Basın Tarihi” adlı kitabı kaleme aldı ve Özgür Basın’ın 34 yıllık serüvenini anlattı.

Kendi analizlerinden oluşan “Haber Basınından İslamcı Medyaya” adlı kitabının yanı sıra;
“Ayrılığın İçinden Geçerken”,
“Aykırı Kadınlar: Osmanlı’dan Günümüze Devrimci Kadın Portreleri”,
“İlginç Zamanlarda Yaşamak” adlı kitaplara imza attı.

Bunun yanında;
“Sol Örgütler, Sağ ve İslamcı Örgütler”,
“Baskı Grupları: Bizi Kimler Yönetiyor?”,
“Modern Propaganda ve Modern Ajitasyon”,
“Refah Partisi’nin Tarihsel Gelişimi”,
“Gizli MİT’in Açık Tarihi”,
“CIA, Gladyo, Mafya Çete”,
“Ortadoğu Denkleminde Türkiye–İsrail İlişkileri”,
“Çerkes Ethem / Gerçek Yaşam Öyküsü” başlıklı araştırmaları ve çok sayıda çeviri eseri bulunuyor.


Anısına Saygıyla…

Hüseyin Aykol, tutsakların sesi olmayı bir meslek değil, bir yaşam biçimi olarak benimsedi. Ardında susmayan bir hafıza ve onurlu bir mücadele bıraktı.
Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.