Siyaset

Ayten Kordu’dan MEB’e Ramazan etkinlikleri tepkisi: “Laiklik ve eşitlik ilkesi gözetilmeli”

Abone Ol

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı düzenlemesine ilişkin kapsamlı bir soru önergesi verdi. Kordu, uygulamanın Anayasa’nın laiklik, eşitlik ve din-vicdan özgürlüğü ilkeleri açısından ciddi tartışmalar doğurduğunu belirtti.

“Kamusal eğitim alanı herhangi bir inanç pratiğinin uygulama sahasına dönüştürülemez”

Kordu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın anayasal bir kurum olarak tüm yurttaşlara eşit mesafede durmakla yükümlü olduğunu vurgulayarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2., 10., 24. ve 42. maddelerine dikkat çekti.

Laiklik ilkesinin devletin tüm inançlar karşısında tarafsız olmasını zorunlu kıldığını belirten Kordu, kamusal eğitim alanının belirli bir dini dönemin ritüel ve sembolleri etrafında yapılandırılmasının hukuki açıdan sorunlu olduğunu ifade etti.

Dersim’de planlanan etkinlikler

Kordu, özellikle Dersim’de İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 3–6 Mart tarihleri arasında Atatürk Anadolu Lisesi kapalı spor salonunda ilkokulların katılımıyla Ramazan etkinlikleri planlandığını belirtti. Programda;

  • Davul ve manilerle karşılama

  • Ramazan anlatıları

  • Şarkılar

  • Rozet ve hediye takdimi

gibi içeriklerin yer aldığını aktaran Kordu, organizasyonun kültürel bir faaliyet olmanın ötesinde belirli bir dini dönemin sembollerine dayalı kurumsal bir etkinlik niteliği taşıdığını kaydetti.

Anaokullarında da benzer uygulamaların planlandığını belirten Kordu, 4–6 yaş grubundaki çocukların gelişimsel düzeyi dikkate alındığında bu tür dini içeriklerin pedagojik açıdan tartışmalı olduğunu ifade etti.

“Çoğulcu toplumsal yapı gözetilmeli”

Türkiye’nin Müslümanlar, Aleviler, Hristiyanlar, Êzidîler ve farklı inanç topluluklarının birlikte yaşadığı çoğulcu bir yapıya sahip olduğunu belirten Kordu, kamusal eğitim politikalarının bu çoğulculuğu gözetmesinin anayasal bir zorunluluk olduğunu söyledi.

Belirli bir dini dönemin merkezi planlamayla okullarda uygulanmasının, farklı kimliklere sahip çocuklar açısından dışlanma ve akran baskısı riski doğurabileceğine dikkat çekti.

Bakanlığa 10 maddelik soru

Kordu, Milli Eğitim Bakanlığı’na şu soruları yöneltti:

  1. Söz konusu genelge hazırlanırken Anayasa’nın 2., 10., 24. ve 42. maddeleri kapsamında hukuki uygunluk değerlendirmesi yapılmış mıdır?

  2. Farklı inanç topluluklarına mensup öğrencilerin hak ve hassasiyetlerinin korunmasına yönelik hangi somut önlemler alınmıştır?

  3. Okul öncesi çocukların dini içerikli etkinliklere yönlendirilmesine ilişkin hangi bilimsel kurul ya da uzman görüşüne başvurulmuştur?

  4. Dersim’de planlanan etkinlikler Bakanlığın merkezî talimatıyla mı yürütülmektedir?

  5. İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin dini içerikli programları organize etmesi kamusal eğitimin tarafsızlığı ilkesine uygun mudur?

  6. Katılım zorunlu mudur? Katılmak istemeyen öğrenciler için alternatif program öngörülmüş müdür?

  7. Velilerin yazılı ve açık onayı olmadan öğrencilerin bu etkinliklere dahil edilmesi hukuken mümkün müdür?

  8. Uygulamaların raporlanması ve görsel belgelerle bildirilmesinin istenmesi öğretmenler üzerinde baskı yaratmakta mıdır?

  9. Katılım göstermemenin öğretmen ve yöneticiler açısından mesleki risk oluşturabileceği yönünde örtük bir baskı söz konusu mudur?

  10. Dersim gibi farklı inanç kimliklerinin yoğun yaşadığı yerlerde sosyolojik etki analizi yapılmış mıdır?

Kordu, kamusal eğitimin laik, bilimsel ve çoğulcu bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, uygulamaya ilişkin yanıtların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasını talep etti.