Kadın

Bir Tahliye Ceketi, Bir Umut Aynası: Oya Tekin Silivri’den Yazdı

Kelepçelerle Gelenler, Serbest Yargılananlar: Silivri’de Adaletin Aynasında Bir Kadın Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin.

Abone Ol

CHP’li belediyelere yönelik operasyonların ilk davası bugün Silivri’de başlıyor. 40’ı tutuklu olmak üzere yaklaşık 200 sanık hâkim karşısına çıkarken, tutuklu belediye başkanları kelepçeyle duruşmaya getirilecek. Dosyada “çete lideri” olarak suçlanan Aziz İhsan Aktaş ise tutuksuz yargılanacak. Tutuklu belediye başkanları arasında tek kadın isim olan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, duruşma öncesi Silivri Cezaevi’nden yazdığı metinle tutukluluk rejiminin insani ve kolektif yükünü anlattı.

CHP’li belediyelere yönelik yürütülen operasyonlar kapsamında açılan ilk dava, bugün Silivri’de görülmeye başlanıyor. Dosyada aralarında belediye başkanları, bürokratlar ve belediye çalışanlarının da bulunduğu yaklaşık 200 sanık yargılanacak. Sanıkların 40’ı tutuklu bulunuyor.

Dava, yargılamanın niteliği kadar tutuklama pratikleri ve eşitsiz muamele iddialarıyla da dikkat çekiyor. Tutuklu belediye başkanları duruşmaya kelepçeyle getirilecek. Buna karşın dosyada “çete lideri” olmakla suçlanan Aziz İhsan Aktaş, tutuksuz olarak duruşmaya katılacak.

Tutuklu belediye başkanları arasında ise tek kadın isim yer alıyor: Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin.

“Bu hafta yalnızca sanık değil, bütün koğuş yargılanıyor”

Duruşma öncesinde Silivri Cezaevi’nden bir metin kaleme alan Oya Tekin, cezaevi koğuşlarında iddianame bekleyişinin nasıl kolektif bir sancıya dönüştüğünü anlatıyor. Tekin’in satırlarında, yargı süreci yalnızca bireysel bir hukuki durum değil; umut, dayanışma ve belirsizlikle örülü ortak bir deneyim olarak ortaya çıkıyor.

Tekin, duruşma haftalarının koğuşlarda özel bir anlam taşıdığını, o günlerde yalnızca sanığın değil, tüm koğuşun yargılandığını vurguluyor. Tahliye ihtimali, aylar sonra ilk kez aynaya bakmayı, saç boyamayı, “tahliye ceketi” konuşmayı mümkün kılan kırılgan bir umuda dönüşüyor.

Kadınların birbirine aktardığı küçük ritüeller, cezaevi duvarları arasında adalet beklentisinin insani yüzünü görünür kılıyor. Ancak bu tablo, duruşmaya kelepçeyle getirilen seçilmişler ile tutuksuz yargılanan sanıklar arasındaki çarpıcı karşıtlıkla birlikte okunduğunda, adil yargılanma hakkına ilişkin tartışmaları daha da derinleştiriyor.

Oya Tekin’in anlatısı, hem kadın olmanın hem de seçilmiş bir yerel yönetici olarak tutuklu bulunmanın yükünü, sessiz ama güçlü bir dille kayda geçiriyor.

Oya Tekin’in Silivri Cezaevi’nden Yazdığı Metnin Tamamı

Uzun iddianame bekleyişleri koğuşlarda sancılıdır.
Günlük “Günaydın!”, “Nasılsın?” gibi rutinlerin arasında

İddianame ne oldu?
Tensip düzenlendi mi?
Tensipte tahliye bekliyor musun?
Duruşma gününe ne kadar kaldı?

gibi sorular da vardır. Duruşma haftası geldi mi, koğuşta herkes bilir. O hafta yalnızca sanık değil, bütün koğuş yargılanır. Tutuksuz yargılama, tahliye temennileri, dualar başlar. Aylar sonra ilk kez özgürlüğe açılabilecek bir kapı ihtimaliyle, insanlar aynanın karşısına geçip kendi yüzlerini yeniden hatırlar. Tatlı bir telaş sarar koğuşu. Bakım grupları kurulur: kuaför, fön, makyaj… Ne giyilecek? Ceket var mı? Ayakkabı geldi mi? Hep bir şeyler eksiktir.

Bu hafta koğuşta duruşması olan tek kişi benim. Sekiz ay sonra benim için başladı bu telaş. Saçlar boyanıyor, fön çekiliyor. “Tahliye ceketi” konuşuluyor. “Başkanım,” diyorlar, “Evrim’in tahliye ceketini giy. Geçen hafta Ayşe onu giydi ve tahliye oldu.”
Bir de tahliye sonrası var: yatakların ve siyah çöp poşeti içerisine konulan eşyaların kapı önüne konulması, görevlilerin beklenmesi…

Umarım bir gün, o coşkuyu da anlatabilirim.