Birleşmiş Milletler (BM), ırk ayrımcılığının ortadan kaldırılması için uluslararası dayanışma ve güçlü siyasi irade çağrısında bulundu. Güney Afrika’da apartheid döneminde yaşanan Sharpeville Katliamı’nın üzerinden yaklaşık 70 yıl geçmesine rağmen, kurum ırkçılığa karşı mücadelenin hâlâ aciliyetini koruduğunu vurguladı.
BM, Uluslararası Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Günü kapsamında düzenlenen anma etkinliklerinde, adalet ve eşitlik için küresel taahhüdünü yineledi.
BM Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock, 21 Mart 1960’ta Sharpeville’de polis karakolu önünde toplanan kalabalığın “silahlarla değil, inançla donanmış” olduğunu hatırlatarak, göstericilerin toplumu bölmek için değil, onurlarını savunmak için bir araya geldiğini ifade etti.
Baerbock, anma törenlerinin yalnızca geçmişte yaşanan bir trajediyi değil, günümüzde hâlâ varlığını sürdüren ırkçılığı da hatırlattığını belirtti. Irkçılığın bazen açık nefret söylemleriyle, bazen de bürokrasi içinde gizlenmiş biçimde ortaya çıktığını vurgulayan Baerbock, “İster açık ister örtük olsun, bu zararlı yapı bireylerin çok ötesinde sonuçlar doğurur” dedi.
BM Genel Sekreteri António Guterres ise ırkçılığın herkese zarar verdiğini belirterek, kölelik, sömürgecilik ve baskı politikalarının etkilerinin hâlâ sürdüğüne dikkat çekti. Guterres, ırkçılığın günümüzde ekonomik, sosyal ve siyasal eşitsizlikleri derinleştirdiğini ve çatışmaları beslediğini ifade etti.
Bazı hükümetlerin ırkçılık karşıtı politikaları geri çektiğini ve tarihsel gerçekleri çarpıtmaya çalıştığını belirten Guterres, bu durumun çözüm yollarını zayıflattığını söyledi. Özellikle dijital platformlarda ve siyasi söylemlerde artan yabancı düşmanlığına dikkat çeken Guterres, nefret söyleminin hızla yayılabildiği uyarısında bulundu.
“Bu yolun nereye çıktığını biliyoruz: daha fazla adaletsizlik, şiddet ve daha kötüsü,” diyen Guterres, çözümün dayanışma olduğunu vurgulayarak hükümetler, kurumlar ve toplumların birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de tarihin, eşitlik mücadelesinin engellenemeyeceğini gösterdiğini söyledi. Türk, Sharpeville’in yanı sıra ABD’de okullardaki ayrımcılığa karşı direnişiyle bilinen Ruby Bridges, Brezilya’da polis şiddetine karşı adalet arayan Ana Paula Gomes de Oliveira ve kısa süre önce hayatını kaybeden sivil haklar savunucusu Jesse Jackson gibi isimleri örnek gösterdi.
Türk, “Bu ve benzeri direnişler dünyayı değiştirdi. Bugün bize düşen, bu kazanımları korumak ve ileriye taşımaktır” dedi.
Irkçılıkla mücadelenin güçlü yasal düzenlemeler ve siyasi kararlılık gerektirdiğini vurgulayan Türk, nefret suçlarına karşı hesap verebilirliğin artırılması gerektiğini belirtti. “Irkçılık karşıtı olmak, bir grubu diğerine tercih etmek değil; herkes için insan haklarını ve adaleti savunmaktır” ifadelerini kullandı.
BM Afrika Kökenli İnsanlar Daimi Forumu’nun kurucu üyelerinden hukuk profesörü Justin Hansford ise konuşmasında, Trayvon Martin, Michael Brown ve George Floyd gibi isimleri anarak, ırksal adalet mücadelesinin sokaklardan uluslararası platformlara uzandığını dile getirdi.
Sharpeville’de hayatını kaybeden 69 kişiyi “ırksal adalet uğruna şehit düşenler” olarak nitelendiren Hansford, bu mücadelenin tamamlanana kadar süreceğini vurguladı. “Onların cesareti, ırksal adalet sağlanana kadar dünyaya ilham vermeye devam edecek” dedi.