EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu, çocuklara yönelik cezaları ağırlaştıran kanun teklifinin suça sürüklenmenin gerçek nedenlerini görmezden geldiğini belirtti. Teklifin geri çekilmesini isteyen EŞİK, “Çocukların suça sürüklenmesinin önüne daha fazla hapis cezasıyla değil; yoksulluk, ihmal, istismar, eğitimden kopma, çeteleşme ve bireysel silahlanmayla mücadele edilerek geçilebilir. Çocukları yetişkin gibi cezalandırmak, devletin koruma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” açıklamasını yaptı.
EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu, 14 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne tepki gösterdi. Platform, teklifin çocukların suça sürüklenmesine yol açan toplumsal koşulları ortadan kaldırmak yerine çocuklara ve ailelere verilen cezaları ağırlaştırdığını vurguladı.
EŞİK’in açıklamasında, çocukların yetişkinler gibi yargılanmasının önünü açan hükümlerin daha önce 11. Yargı Paketi’nden çıkarıldığı hatırlatıldı. Ardından çocukların suça sürüklenme nedenlerini bütün boyutlarıyla araştırmak ve çözüm önerileri geliştirmek amacıyla TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunun kurulduğu belirtildi.
Komisyonun dört aylık çalışmasının ardından hazırladığı 691 sayfalık taslak raporu 24 Haziran’da üyelerine gönderdiğine işaret edilen açıklamada, raporun son hâli açıklanmadan ve bulgular kamuoyunda tartışılmadan yeni kanun teklifinin Meclise sunulduğu kaydedildi.
EŞİK, teklifin daha önce 11. Yargı Paketi’nden çıkarılan hükümlerden çok daha ağır düzenlemeler içerdiğini belirterek, iktidarın araştırma komisyonunun önerileri arasından yalnızca cezaların artırılmasına ilişkin bölümleri dikkate aldığını savundu.
Yaş indiriminin uygulanmaması gündemde
Kanun teklifi; 12-15 ve 15-18 yaş grubundaki çocuklara verilecek cezaların artırılmasını, yaş küçüklüğü indiriminin sınırlandırılmasını, tekerrür hükümlerinin genişletilmesini ve infaz rejiminin ağırlaştırılmasını öngörüyor.
Teklifle birlikte “suça sürüklenen çocuk” kavramının “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilmesi de amaçlanıyor. EŞİK, bu değişikliğin çocuğun suça çoğu zaman bireysel tercihiyle değil; içinde bulunduğu sosyal çevre, yoksulluk, ihmal, istismar ve eğitimden kopma gibi koşullar nedeniyle sürüklendiği gerçeğini görünmez kılacağı görüşünde.
Düzenleme, hâkime kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında geniş bir takdir yetkisi tanıyor. Buna göre hâkim; “kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç veya saik, suçun işleniş biçimi ve sabıka durumu” gibi gerekçelerle 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında yaş indirimi uygulamayabilecek.
Aynı gerekçelerle 12-15 yaş grubundaki çocuklara da bir üst yaş grubunun ceza rejiminin uygulanmasının önü açılabilecek. EŞİK, bu yetkinin kapsamının son derece geniş olduğunu ve keyfî uygulamalara neden olabileceğini ifade etti.
Çocuklar doğrudan kapalı cezaevine gönderilebilecek
Teklif, tekerrür hükümlerinin uygulanmasındaki yaş sınırını da 18’den 15’e indiriyor. Böylece 15 yaşını doldurmuş çocukların işledikleri suçların, sonraki yargılamalarda tekerrüre esas alınması öngörülüyor.
Mevcut uygulamada, çocuğun 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği her gün iki gün olarak hesaplanıyor. Yeni düzenleme kabul edilirse bu kural; kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarında uygulanmayacak.
Teklif ayrıca çocukların cezalarının doğrudan eğitimevlerinde infaz edilmesi sisteminden uzaklaşılmasını öngörüyor. Buna göre infaza öncelikle kapalı çocuk ceza infaz kurumlarında başlanacak, çocuklar ancak iyi hâl değerlendirmesinden sonra eğitimevine geçebilecek.
EŞİK, bu düzenlemeyle özgürlüğü kısıtlayan kapalı kurumların çocuklar açısından son seçenek olmaktan çıkarılıp başlangıç modeline dönüştürüleceğini belirtti.
Sorunun nedenleri kabul ediliyor, çözüm üretilmiyor
Platformun açıklamasında, kanun teklifinin gerekçesinde çocukların eğitim hakkından yoksun bırakılması, bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihmal edilmesi ile ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmamasının suça sürüklenme riskini artırdığının kabul edildiğine dikkat çekildi.
Ancak teklifte bu sorunları önleyecek aile destek hizmetleri, sosyal yardım mekanizmaları, ebeveyn destek programları ve erken müdahale modellerine yer verilmediği vurgulandı. Bunun yerine aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlaline ilişkin cezaların artırılmasıyla yetinildiği ifade edildi.
EŞİK, çocukların suça sürüklenmesinin gerçek nedenlerinin bilinmesine rağmen bu nedenleri ortadan kaldıracak sosyal politikaların geliştirilmemesinin, teklifin çocukları koruma amacı taşımadığını gösterdiğini savundu.
“Devletin ihmalinin bedeli çocuklara ödetilemez”
Açıklamada, yetişkin hükümlüler için çeşitli infaz indirimleri yapılırken 12 yaş üzerindeki çocukların ceza sürelerinin artırılmak istenmesinin ciddi bir çelişki olduğu belirtildi.
Çocukları suça sürükleyen ekonomik eşitsizlikler, yoksulluk, eğitime erişim sorunları, aile içi şiddet, ihmal, istismar ve örgütlü suç yapılarıyla mücadele edilmeden cezaların ağırlaştırılmasının çözüm olmayacağı kaydedildi.
EŞİK, bu yaklaşımın çocuğun bireysel sorumluluğunu büyütürken devletin ve kamu kurumlarının sorumluluğunu görünmez hâle getirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Cezaların ağırlaştırılması, devletin ihmalinin sonuçlarını çocuklara yüklemektedir. Bu yaklaşım; çocuğun üstün yararı ilkesini, çocuğa özgü adalet sistemi anlayışını ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile güvence altına alınan koruyucu devlet yükümlülüğünü ihlal etmektedir.”
Çocukların kazanılmış hakları da tehlikeye girebilir
EŞİK, çocuklara yaş indirimi uygulanmamasının bazı durumlarda çocukların yetişkinlerden bile daha ağır biçimde cezalandırılması sonucunu doğurabileceği uyarısında bulundu.
Çocukların tam ceza ehliyetine sahip olduğunun kabul edilmesi ve yetişkinler gibi yargılanmasının önünün açılmasının yalnızca ceza hukuku alanıyla sınırlı kalmayacağı belirtildi. Platform, bu anlayışın çocukların yasalar ve toplum önünde “çocuk” sayılmamasına, dolayısıyla kazanılmış haklarını kaybetmesine zemin hazırlayabileceğine dikkat çekti.
Açıklamada, çocukların yetişkin sayılmasının kötü koşullarda çalıştırılmalarını, erken yaşta evlendirilmelerini ve “rızaları bulunduğu” iddiasıyla istismar edilmelerini meşrulaştırabilecek tehlikeli bir yaklaşım olduğu vurgulandı.
“Devletin çocukları koruma yükümlülüğü vardır. Devlet, çocukları yetişkin sayarak bu yükümlülükten kurtulamaz” denildi.
MESEM’lerden çetelerin eline verilen çocuklara kadar aynı gerçek
EŞİK, Türkiye’de yaşanan temel sorunun “devletin çocuğu koruyamaması” olduğunu belirtti. Mesleki Eğitim Merkezleri aracılığıyla ağır ve güvencesiz koşullarda çalıştırılan, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren, çeteler tarafından tetikçi olarak kullanılan, istismara uğrayan ve eğlence mekânlarında çalıştırılan çocukların aynı yapısal sorunun farklı yüzleri olduğu ifade edildi.
Platforma göre bütün bu örnekler, çocukların korunmasında kamusal mekanizmaların yetersiz kaldığını gösteriyor. Devletin görevinin çocukların cezalarını artırmak değil, çocukları suça sürükleyen koşulları ortadan kaldırmak olduğu vurgulandı.
Zorunlu tedavi düzenlemesine “keyfîlik” uyarısı
Teklifte, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık veya ağır bulaşıcı hastalık gibi nedenlerle kendisi ya da başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu ileri sürülen çocuklara yönelik zorunlu tedavi süreçleri de düzenleniyor.
Buna göre sağlık kuruluşuna gelen veya getirilen çocuk hakkında 24 saat içerisinde rapor hazırlanacak. Sağlık kurumu yine en geç 24 saat içinde çocuk hâkimine başvuracak. Üç uzman hekimden oluşacak kurulun raporu ise 48 saat içinde mahkemeye sunulacak. Hâkim kararını en geç 48 saat içerisinde verecek; bu süre içinde çocuğa tıbbi müdahale ve tedavi uygulanabilecek, gerekli görülürse kolluk desteği istenebilecek.
EŞİK, teklifte yer alan “gibi nedenlerle” ve “kendisi ya da başkası için ciddi tehlike oluşturan” ifadelerinin sınırlarının belirsiz olduğuna dikkat çekti. Bu ifadelerin engelli ve özel gereksinimli çocuklar başta olmak üzere bütün çocuklar açısından keyfî uygulamalara yol açabileceği uyarısında bulunuldu.
Bağımlı veya yalnızca “serseri” olarak nitelendirilen çocuklara “tehlikeli” sıfatı yüklenmesinin hem evrensel hukuk ilkelerine hem de çocuk haklarına aykırı olduğu belirtildi.
Bireysel silahlanmaya karşı kapsamlı önlem yok
Kanun teklifi, ateşli silahların gerekli güvenlik önlemleri alınmadan ev veya araç gibi ortamlarda bulundurulması hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesini öngörüyor.
EŞİK ise Türkiye’de bireysel silahlanmanın yalnızca silahların çocuklardan saklanmasıyla çözülebilecek bir sorun olmadığını vurguladı. Açıklamada, ruhsatlı silah sayısının yaklaşık 4 milyon, sivil dolaşımdaki toplam silah sayısının ise 35-40 milyon civarında olduğuna ilişkin tahminler paylaşıldı.
Silahlı şiddet olaylarının büyük bölümünde ruhsatsız silahların kullanıldığına dikkat çekilen açıklamada, bireysel silahlar nedeniyle her yıl ortalama 4 bin 500 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.
Teklifte bireysel silahlanmayı sınırlandıracak, internet üzerinden silah satışını önleyecek ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek kapsamlı bir düzenlemeye yer verilmediği kaydedildi.
Ailelere yönelik cezalar artırılıyor
Teklif, çocukların bakım, eğitim ve desteklenmesine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere yönelik yaptırımları da ağırlaştırıyor.
Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler için öngörülen bir yıla kadar hapis cezası, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına çıkarılıyor.
Maddi ve manevi özen eksikliği nedeniyle çocuklarının ahlakını, güvenliğini veya sağlığını ağır biçimde tehlikeye sokan anne ya da babalara verilecek cezanın ise bir yıldan üç yıla kadar yükseltilmesi öngörülüyor.
Aile yükümlülüklerinin ihlali sonucunda çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi durumunda, şikâyet aranmaksızın aile yükümlülüğünü ihlal eden kişiye verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılabilecek.
EŞİK, çocukları ve aileleri destekleyen sosyal politikalar hayata geçirilmeden yalnızca ceza yaptırımlarının artırılmasının çözüm üretmeyeceğini belirtti.
“Önce araştırma komisyonunun raporu açıklansın”
EŞİK, Avrupa’daki çocuk adalet sistemlerine ilişkin incelemelerinde, iyi örnek olarak gösterilen ülkelerin hiçbirinde 18 yaşından küçük çocukların yetişkinler gibi yargılanmadığını bildirdi.
Platform; çocuk suçluluğunun kök nedenlerine yönelik önlemler alınmasını, okul ve mahallelerde koruyucu mekanizmalar kurulmasını, sağlıklı ve kapsamlı veri toplanmasını istedi. Çocuk adalet sisteminde görev yapan yargı ve kolluk mensuplarıyla sosyal çalışma görevlilerinin düzenli eğitimlerle uzmanlaşması, ilgili kurumların kapasitesinin artırılması ve kurumlar arasında etkili koordinasyon kurulması gerektiği kaydedildi.
EŞİK, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunun sonuç raporu kamuoyuna açıklanana kadar kanun teklifinin geri çekilmesini talep etti. Komisyon raporunun ardından barolar, meslek örgütleri, çocuk ve kadın hakları örgütleri ile diğer toplumsal tarafların katılımıyla bütüncül politikalar hazırlanması çağrısında bulundu.
Platform açıklamasını, devlete ve ilgili bütün kurumlara yönelttiği şu sözlerle tamamladı:
“Yasalara dokunma, uygula! Çocuklar, cezalar artırılarak değil; suçlar önlenerek korunur.”