Emek

Çukurova Üniversitesi’nde Mahkeme Kararı Tartışması: Ali Karabulut’tan “Haklarım Gasp Ediliyor” Şikayeti

“Benim yapmak istediğim birini ya da birilerini suçlamak değil. Yıllarca emek verip dava yoluyla kazanmış olduğum kadromun uygulanmasını istiyorum”

Abone Ol

Adana’da Çukurova Üniversitesi bünyesinde uzun yıllar geçici işçi statüsünde çalışan Ali Karabulut, mahkeme kararlarıyla haklı bulunmasına rağmen sürekli işçi kadrosuna geçirilmesine ilişkin kararın uygulanmadığını ileri sürerek yaşadığı süreci kamuoyu ile paylaştı. Karabulut, kararın uygulanmaması nedeniyle özlük haklarında, maaşında, primlerinde, ikramiye ve emeklilik işlemlerinde ciddi kayıplar yaşadığını belirtti.

Karabulut, yaptığı açıklamada, “Ben iki çocuk babası bir çalışanım, evim kirada. Mahkeme kararının uygulanmasıyla özlük haklarım iyileşecek. Ancak bu keyfi tutum, ailemi açlığa mahkum etti” ifadelerini kullandı. Yıllarca baskı, mobbing, görev yeri değişiklikleri ve tutanaklarla yıldırılmaya çalışıldığını da iddia eden Karabulut, emekliliğinin mahkeme kararının uygulanmasına engel gösterilemeyeceğini savundu.

2006’dan bu yana süren statü tartışması

Belgelere göre Ali Karabulut, Çukurova Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı öz gelir bütçesinden ücret alan, 5620 sayılı Kanun kapsamında vizeli geçici işçi pozisyonunda çalışan personel arasında yer aldı. Üniversite yazışmalarında Karabulut’un 2006 yılından itibaren 6 ay, yani 180 gün süreyle çalıştırıldığı belirtiliyor.

Süreçte daha önce Karabulut’un çalışma süresinin 12 ay, yani 360 gün olarak düzenlenmesine ilişkin bir yargı kararı verildiği, bu karar sonrasında vize süresinin uzatıldığı, ancak daha sonra Bölge İdare Mahkemesi kararı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı yazısı doğrultusunda sürenin yeniden 6 aya düşürüldüğü anlaşılıyor.

Karabulut’un asıl şikayeti ise 2022 sonunda açılan sürekli işçi alımı ve bu alımda kendisine öncelik tanınmaması üzerine yoğunlaşıyor. Çukurova Üniversitesi’nin 30 Aralık 2022’de 6 beden işçisi, 6 traktör şoförü ve 3 süt ve süt ürünleri işlemcisi olmak üzere toplam 15 sürekli işçi alımı için ilana çıktığı, Karabulut’un ise geçici işçi statüsünden sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi talebiyle dava açtığı görülüyor.

Mahkeme: Başvurunun reddinde hukuka uygunluk bulunmadı

Adana 1. İdare Mahkemesi, 2023/899 esas ve 2024/4 karar sayılı dosyada Karabulut’un başvurusunu değerlendirdi. Mahkeme kararında, Karabulut’un üniversite bünyesinde vizeli temizlik işçisi statüsünde çalıştığı, 30 Aralık 2022 tarihli sürekli işçi alımı ilanında yer alan 6 beden işçisi kadrosunun Karabulut’un görev yaptığı statüyle uyumlu olduğu tespiti yer aldı.

Kararda ayrıca toplu iş sözleşmesinin 33. maddesine atıf yapılarak, ihdas edilen daimi beden işçisi kadrolarına alımda geçici işçi statüsünde çalışan davacıya öncelik tanınması gerektiği belirtildi. Mahkeme, Karabulut’un çalışma süresinin 1 yıl olarak düzenlenmesi ve daimi işçi kadrosuna geçirilmesine ilişkin başvurusunun reddedilmesinde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna vardı.
Adana 1. İdare Mahkemesi, 4 Ocak 2024 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verdi. Kararın ardından Çukurova Üniversitesi’nin istinaf başvurusunda bulunduğu, Adana Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi’nin 21 Kasım 2024 tarihli kararıyla istinaf başvurusunu oybirliğiyle reddettiği ve kararın kesinleştiği belgelere yansıdı.

Üniversite: Açıktan atama izni istendi, cevap gelmedi

Çukurova Üniversitesi’nin resmi yazışmalarında ise mahkeme kararının uygulanması için Cumhurbaşkanlığı’ndan açıktan atama izni talep edildiği, ancak bu taleplere olumlu ya da olumsuz cevap gelmediği için atamanın yapılamadığı ifade edildi.

Üniversitenin 20 Şubat 2024 tarihli yazısında, Adana 1. İdare Mahkemesi kararına istinaden Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’nden açıktan atama izni istendiği belirtiliyor. 14 Mart 2025 tarihli bir başka yazıda da önceki talebe cevap gelmediği, bu nedenle ilgili mahkeme kararının uygulanamadığı kaydediliyor.

Üniversite yazısında, Karabulut’un mağduriyetinin de göz önünde bulundurulduğu, ücretinin Rektörlük özel bütçesinden karşılanması ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/D maddesi kapsamında münhal bulunan bir sürekli işçi kadrosuna atanması için izin talep edildiği ifade edildi.

YÖK incelemesi: Mahkeme kararı uygulanmalı değerlendirmesi

Dosyada yer alan Yükseköğretim Kurulu yazışmaları ise sürecin yalnızca üniversite içi bir personel işlemi olarak kalmadığını, konunun YÖK’e ve denetim sürecine de taşındığını gösteriyor.

YÖK Hukuk Müşavirliği’nin 2 Ekim 2025 tarihli yazısı ve ekindeki inceleme raporunda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28/1 maddesine atıf yapılarak mahkeme kararının uygulanması ve boş kadro olması durumunda Karabulut’un göreve başlatılması gerektiği yönünde değerlendirme yapıldığı görülüyor.

Çukurova Üniversitesi ise 12 Aralık 2025 tarihli yazısında, Karabulut’un 17 Nisan 2025’te kendi isteğiyle emekliye ayrıldığını, 30 Ekim 2025 tarihli dilekçesiyle yeniden sürekli işçi kadrosuna atanma talebinde bulunduğunu, ancak hem emeklilik hem de kadro ve Cumhurbaşkanlığı izni konularında tereddüt oluştuğunu belirterek YÖK’ten Cumhurbaşkanlığı görüşünün alınmasını istedi.

Karabulut: Emekliliğim kararın uygulanmasına engel değil

Karabulut ise emeklilik kararını, mahkeme kararından doğan haklarından vazgeçmek için değil, baskılar nedeniyle kendisini ve ailesini korumak için aldığını belirtiyor. “Tüm kadro ve dava haklarım saklı tutarak emekli hakkımı kullandım” diyen Karabulut, geçici işçi olarak ayrıldığını, emekliliğinin kararın uygulanmasını ortadan kaldırmadığını savundu.

Karabulut, 2023 yılından itibaren maaş, prim, ikramiye ve ilave tediye alacaklarında kayıp doğduğunu öne sürerek, “Anayasal hakkım olan çalışma hakkım ve çocuklarımın gelecek hakları gasp edilmektedir” dedi.

Üniversitede boş kadro bulunduğunu ileri süren Karabulut, mahkeme kararının ivedilikle uygulanmasını ve özlük haklarının düzeltilmesini istedi. Aksi halde maddi ve manevi tazminat ile tam yargı davası açacağını da açıkladı.

“Kişileri suçlamak değil, kazandığım hakkın uygulanmasını istiyorum”

Karabulut açıklamasında, sürecin kişisel bir suçlama meselesi olmadığını, yıllar süren emeğin ve yargı yoluyla kazanılmış hakkın uygulanması talebi olduğunu vurguladı. Karabulut, “Benim yapmak istediğim birini ya da birilerini suçlamak değil. Yıllarca emek verip dava yoluyla kazanmış olduğum kadromun uygulanmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

Karabulut’a göre üniversite yönetimi, mahkeme kararını uygulamak yerine Cumhurbaşkanlığı izni ve kararname yorumları arkasına sığınıyor. Karabulut, uygulama yetkisinin üniversitede olduğunu, kararın uygulanmamasının hem disiplin hem de idari sorumluluk doğurabileceğini savunuyor.

Hukuki tartışmanın merkezinde İYUK 28 var

Sürecin hukuki merkezinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi bulunuyor. Söz konusu madde, idarenin mahkeme kararlarının gereğini gecikmeksizin yerine getirmesi gerektiğini düzenliyor. Bu nedenle Karabulut, mahkeme kararının kesinleşmiş olmasına rağmen uygulanmamasının açık bir hak ihlali olduğunu belirtiyor.

Üniversite ise yazışmalarında mahkeme kararının gereği için idari süreç başlatıldığını, ancak sürekli işçi kadrosuna açıktan atama için Cumhurbaşkanlığı izni gerektiğini, ilgili taleplere cevap gelmediğini ve bu nedenle atamanın gerçekleştirilemediğini ifade ediyor.
YÖK denetim raporunda ise idare hukuku ve ceza hukuku yönünden işlem yapılmasına gerek olmadığı yönünde değerlendirme bulunmakla birlikte, mahkeme kararının uygulanarak boş kadro olması durumunda Karabulut’un göreve başlatılması gerektiği belirtiliyor.

“Bu yanlıştan dönülmeli”

Karabulut, yaşadığı sürecin yalnızca kendi ekonomik durumunu değil, ailesinin geleceğini de etkilediğini söyledi. İki çocuk babası olduğunu, çocuklarının eğitim hayatı bulunduğunu ve evinin kira olduğunu belirten Karabulut, mahkeme kararının uygulanmasıyla özlük haklarının düzeleceğini vurguladı.

“Bu yanlıştan dönülmeli” diyen Karabulut, Çukurova Üniversitesi yönetimine ve ilgili kurumlara çağrıda bulunarak, kesinleşmiş yargı kararının uygulanmasını, sürekli işçi kadrosuna geçirilmesini ve geçmişe dönük özlük haklarının düzeltilmesini talep etti.
Karabulut’un şikayeti, kamu kurumlarında mahkeme kararlarının uygulanması, geçici işçilerin kadroya geçiş süreçleri, idarenin yargı kararları karşısındaki sorumluluğu ve çalışanların özlük hakları bakımından daha geniş bir tartışmayı da gündeme taşıyor.