Siyaset

DEM Parti Komisyonu: “Farklılıklarımız zenginliğimizdir, her birimizin anadili barışın dili olmalıdır”

Abone Ol

“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” 27-28 Ağustos tarihlerinde altıncı ve yedinci toplantılarını gerçekleştirdi. Toplantılarda Türkiye Barolar Birliği Başkanı, davetli il barolarının başkanları ve geçmiş dönem TBMM başkanları dinlendi.

DEM Parti komisyon üyeleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meral Danış Beştaş, Hakkı Saruhan Oluç, Celal Fırat ve Cengiz Çiçek tarafından yapılan açıklamada, mesleki tecrübeleriyle katkı sunan baro başkanlarına ve siyasal deneyimlerini paylaşan Meclis başkanlarına teşekkür edildi.

“Demokratik çözüm adımları sadece komisyon üyeleriyle sınırlı değil”

Komisyon, baro başkanlarının süreç hakkındaki görüşlerinde kimi farklılıklar bulunsa da, tüm barolardan yasal düzenlemelere dair katkı beklediklerini vurguladı. Açıklamada, “Böylesine tarihsel bir sorunun demokratik çözümü doğrultusunda atılacak adımların sadece komisyon üyeleriyle sınırlı olamayacağının farkındayız. Beklediğimiz katkıların demokrasi ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistem inşasını güçlendireceğine dair inancımızı koruyoruz” denildi.

“Geçiş dönemi adaleti, ifade özgürlüğü, kayyım düzenlemelerinin kaldırılması…”

Önceki dönem TBMM başkanlarının sunumlarında öne çıkan önerilerin değerli bulunduğu belirtilerek şu başlıklar öne çıkarıldı:

  • Geçiş dönemi adaletinin sağlanması,

  • İnfaz Kanunu’nun değiştirilmesi,

  • İfade özgürlüğünün güçlendirilmesi,

  • Kayyım uygulamalarına imkan veren düzenlemelerin kaldırılması,

  • AİHM ve AYM kararlarına uyulması, umut hakkının gözetilmesi,

  • Vatandaşlık tanımının kapsayıcı ve eşit yurttaşlık temelinde düzenlenmesi.

Komisyon, bu önerilerin Kürt sorununun bir güvenlik meselesi olarak görülmesinden uzaklaşılması ve demokratik çözüm ikliminin yaratılması bakımından tarihsel değere sahip olduğunu kaydetti.

“Farklılıklarımız zenginliğimizdir”

Komisyon açıklamasında, sürecin hamaset diliyle iç siyasal hesapların malzemesi haline getirilmemesi gerektiğine işaret edilerek, “İki günlük dinlemelerin çıktısı; birbirini dinleme ve anlama duygusunun, demokratik, özgür, adil ve eşitlikçi ortak geleceğe hizmet edecek bir çaba ve dilin geliştirilmesidir. Unutmayalım ki farklılıklarımız zenginliğimizdir; her birimizin anadili de barışın dili olmalıdır” ifadeleri kullanıldı.