Gündem

DEM Parti’den “Anadilde Eşit Savunma Hakkı” Teklifi: “Kürtçe Suçla Değil, Adaletle Anılmalı”

“Kürtçe yalnızca suç isnadıyla ilişkilendirilen bir dil değil; hak aramanın, savunmanın ve adalet talebinin de dili olmalıdır”

Abone Ol

DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundukları kanun teklifine ilişkin yaptığı açıklamada, yargı süreçlerinde anadilinde savunma hakkının açık yasal güvenceye kavuşturulmasını istediklerini belirtti. Aslan, özellikle Kürtçenin yıllardır kamusal alanda inkâr ve yasak politikalarıyla karşı karşıya bırakıldığını ifade ederek, “Kürtçe yalnızca suç isnadıyla ilişkilendirilen bir dil değil; hak aramanın, savunmanın ve adalet talebinin de dili olmalıdır” dedi.

“Anadil Meselesi Yapısal Bir Ayrımcılık Alanına Dönüştü”

Yazılı açıklamasında Türkiye’de anadil sorununun yalnızca kültürel bir mesele olmadığını vurgulayan Aslan, eğitimden kamu hizmetlerine, idareden yargıya kadar geniş bir alanda yurttaşların eşitlik hakkını etkileyen yapısal bir ayrımcılık mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Türkçe dışındaki anadillerin kamusal yaşamda eşit yurttaşlığın doğal dili olarak kabul edilmediğini belirten Aslan, bu dillerin çoğu zaman “tercümeye mahkûm edilen”, sınırlandırılan ve yalnızca mağduriyet ya da suç isnadı bağlamında görünür hale getirilen bir konuma itildiğini ifade etti.

Aslan, “Biz bu ayrımcı hafızaya ve daraltıcı hukuk anlayışına itiraz ediyoruz” diyerek, Meclis’e sundukları “Hukuksal Savunma ve Beyanlarda Dil Seçme Serbestliğinin Sağlanması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin bu nedenle hazırlandığını kaydetti.

“Savunma Hakkı Birkaç Cümleden İbaret Değildir”

Açıklamada savunma hakkının yalnızca kişinin birkaç cümle kurabilmesiyle sınırlandırılamayacağına dikkat çekildi. Aslan, kişinin yargı önünde yalnızca hukuki değil; kimliği, hafızası, yaşadığı travmalar ve hakikat arayışıyla birlikte konuştuğunu belirterek, dilin bu hakikatin temel taşıyıcısı olduğunu söyledi.

Kişinin Türkçe biliyor olmasının, yaşadığı olayları ya da hukuki itirazlarını en güçlü şekilde Türkçe ifade edebildiği anlamına gelmediğini vurgulayan Aslan, mevcut yargı pratiğinin ise Türkçe dışındaki dilleri yalnızca “meram anlatma” düzeyine indirgediğini ifade etti.

Aslan’a göre etkili savunma; yalnızca kendini ifade etmek değil, isnatlara yanıt verebilmek, olay örgüsünü bütünlüklü biçimde anlatabilmek, hukuki itirazları açıklayabilmek ve delillere ilişkin görüş sunabilmek anlamına geliyor.

“Kürtçe Yıllarca Yasak ve Güvenlikçi Politikalarla Karşı Karşıya Bırakıldı”

Açıklamada özellikle Kürtçenin tarihsel olarak maruz kaldığı baskılara da dikkat çekildi. Kürtçenin uzun yıllar boyunca kamusal alanda yasaklarla, inkâr politikalarıyla ve güvenlik eksenli uygulamalarla karşı karşıya bırakıldığı belirtilirken, bugün de yargı alanında çoğu zaman yalnızca “şüpheli”, “sanık”, “mağdur” ya da “tanık” dili olarak görünür hale getirildiği ifade edildi.

Bu durumun Kürtçeyi eşit yurttaşlığın ve hak aramanın doğal dili olmaktan uzaklaştırdığına işaret eden Aslan, hazırlanan teklifin tam da bu anlayışın kırılması amacıyla oluşturulduğunu söyledi.

“Kürtçe; savunmanın, vekâlet ilişkisinin, hukuki itirazın ve adalet talebinin de dilidir” diyen Aslan, bir yurttaşın kendi anadilinde konuşmasının ya da bir avukatın müvekkilinin anadilinde savunma yapmasının istisnai bir durum olarak değil, adil yargılanma hakkının doğal bir unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Avukatlara Anadilde Savunma Güvencesi

Kanun teklifinin yalnızca ceza yargılamasını değil, hukuk ve idari yargı süreçlerini de kapsadığı ifade edildi. Teklife göre tarafların, ilgililerin ve avukatların anadilinde ya da kendilerini daha güçlü ifade edebilecekleri başka bir dilde sözlü beyanda bulunabilmeleri güvence altına alınacak.

Düzenleme kapsamında avukatların kendi anadilinde, temsil ettikleri kişinin anadilinde veya savunma ilişkisinin gerektirdiği başka bir dilde savunma yapabilmesi açık bir yasal hak olarak tanımlanıyor. Ayrıca bu hakkın kullanılması nedeniyle avukatların disiplin soruşturması, idari yaptırım ya da yargısal engellemelerle karşı karşıya bırakılmasının da önüne geçilmesi hedefleniyor.

“Anadili Mahkeme Kapısında Bekleten Düzen Adaleti Eksik Bırakır”

Aslan, hazırlanan teklifin Türkiye’de anadil üzerinden kurulan ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık, çoğulcu hukuk ve demokratik adalet anlayışının inşası açısından önemli bir adım olduğunu belirtti.

“Anadili mahkeme kapısında bekleten her düzen, hakikatin bir parçasını dışarıda bırakır” ifadelerini kullanan Aslan, amaçlarının yurttaşın kendi sesiyle, avukatın kendi sözüyle ve savunmanın kendi diliyle mahkeme salonunda eşit biçimde var olabildiği bir hukuk düzeninin kurulması olduğunu söyledi.