Eğitim Sen, Bartın’da 13 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik sistematik cinsel istismar davasına ilişkin yaptığı açıklamada, olayın “münferit değil, sistematik çürümenin sonucu” olduğunu vurguladı. Sendika, çocukları korumayan politikaların, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve kamusal denetim eksikliğinin çocukları istismara açık hale getirdiğini belirtti.
Açıklamada, 12 Mayıs 2026’da görülen duruşmada 33 kişinin tutuklu yargılanmasına karar verilmesinin olayın vahametini ortaya koyduğu ifade edildi. Çocuk koruma mekanizmalarının yıllardır zayıflatıldığına dikkat çekilen açıklamada; yoksulluk, çocuk işçiliği, çocuk yaşta zorla evlilikler ve çocukların denetimsiz yapılara mahkûm bırakılmasının istismar riskini büyüttüğü kaydedildi.
Sendika, çocukların korunmasının yalnızca ailelerin sorumluluğuna bırakılamayacağını belirterek, okullarda psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada şu sorular yöneltildi: “Çocuğun eğitim süreci düzenli biçimde izlenmiş midir? Riskler hangi aşamada fark edilmiştir? İlgili kurumlar neden zamanında harekete geçmemiştir?”
Kadına ve çocuğa yönelik şiddetin birbirinden bağımsız olmadığını ifade eden Eğitim Sen, toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan politikaların çocukları korumadığını, aksine sessizlik kültürünü büyüttüğünü savundu. Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının kadınlar ve çocuklar açısından önemli bir hukuksal güvencenin ortadan kaldırılması anlamına geldiği belirtildi.
Eğitim Sen, davanın tüm yönleriyle aydınlatılması, kurumsal ihmallerin açığa çıkarılması ve tüm sorumluların bağımsız, etkin ve şeffaf biçimde yargılanması çağrısında bulundu. Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların kamuoyuna açık ve hesap verebilir açıklama yapması gerektiği ifade edildi.
Açıklamanın sonunda ise şu mesaj verildi:
“Çocuklar susmaz, biz de susmayacağız! Çocuk istismarının, ihmallerin ve cezasızlığın karşısında mücadelemizi sürdüreceğiz.”