Eğitim Sen, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında öğretmenlere dayatılan dijital izleme uygulamalarına tepki göstererek, “Eğitim gözetimle değil, özgür ve bilimsel bir anlayışla yürütülmelidir” açıklamasında bulundu.
“MESEM bir eğitim modeli olmaktan çıktı”
Sendika açıklamasında, Türkiye’de eğitim sisteminin uzun süredir pedagojik ihtiyaçlardan uzaklaştığı vurgulanarak, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen MESEM uygulamasının bu dönüşümün en somut örneklerinden biri olduğu belirtildi.
Açıklamada, MESEM’lerin:
- Çocuk işçiliğini yaygınlaştırdığı
- Ucuz emek sömürüsünü derinleştirdiği
- Eğitim emekçilerini yeni denetim mekanizmalarıyla baskı altına aldığı
ifade edilerek, sistemin eğitim modelinden uzaklaştığı savunuldu.
“Konum takibi açık bir hak ihlalidir”
MEB tarafından geliştirilen İMES (İşletmelerde Mesleki Eğitim ve Staj) sistemi üzerinden öğretmenlere dayatılan konum tabanlı takip uygulamasının eleştirildiği açıklamada, şu tespitlere yer verildi:
- Öğretmenlerin anlık konumlarının izlenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal etmektedir
- Kişisel verilerin korunmasına ilişkin “veri minimizasyonu” ilkesi yok sayılmaktadır
- Daha az müdahaleci yöntemler mümkünken doğrudan dijital izleme tercih edilmektedir
- Öğretmenlerin kendi telefon ve internetlerini kullanmaya zorlanması hukuka aykırıdır
Sendika, bu uygulamanın bir denetim aracı değil, “açık bir gözetim mekanizması” olduğunu vurguladı.
“Sorumluluk öğretmenlere yüklenemez”
Açıklamada, MESEM kapsamında yaşanan denetim eksiklikleri ve iş cinayetlerine de dikkat çekildi. Son bir yıl içinde en az 8 çocuğun staj sürecinde yaşamını yitirdiği hatırlatılarak, bu tablonun sistemin yapısal sorunlarını ortaya koyduğu ifade edildi.
Bakanlığın dijital takip verilerini gerekçe göstererek sorumluluğu öğretmenlere yüklemeye çalışmasının kabul edilemez olduğu belirtilirken, asıl sorumluluğun:
- İş güvenliği önlemlerini almayan işverenlerde
- Denetim görevini yerine getirmeyen kamusal yapılarda
olduğu vurgulandı.
“Dijital gözetim, piyasalaştırmanın yeni aracı”
Eğitim Sen, MESEM’lerde uygulanan dijital gözetim sistemlerinin yalnızca teknik bir denetim yöntemi olmadığını, aynı zamanda eğitimin piyasalaştırılması sürecinin bir parçası olduğunu belirtti.
Bu modelin:
- Çocuk emeğini görünmez kıldığı
- Sorumluluğu öğretmenlerin üzerine yıktığı
- Kamusal denetimi fiilen ortadan kaldırdığı
ifade edildi.
Ayrıca öğretmenlerin konum verileri üzerinden izlenmesinin yalnızca kişisel hak ihlali olmadığı; aynı zamanda öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması ve pedagojik özerkliğin tasfiyesi anlamına geldiği kaydedildi.
“Gözetim değil, kamusal ve bilimsel eğitim”
Açıklamanın sonunda, eğitimin gözetim ve disiplin mekanizmalarıyla değil; özgür, bilimsel ve kamusal bir anlayışla yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
Eğitim Sen, çocukların ucuz iş gücü olarak görüldüğü ve öğretmenlerin dijital araçlarla denetlendiği bir sistemin ne eğitim ne de kamusal hizmet olarak kabul edilemeyeceğini belirterek, MESEM üzerinden kurulan bu denetim rejimine karşı mücadele çağrısı yaptı.