Yusuf Tekin’in görevdeki 1000 günü için sert bilanço: “Laik ve bilimsel eğitim hedef alındı”
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 4 Haziran 2023’te Millî Eğitim Bakanlığı görevine başlayan Yusuf Tekin’in 1000 günlük görev süresine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Açıklamada, söz konusu dönemin Türkiye eğitim tarihi açısından “laik ve bilimsel eğitimin sistemli biçimde tasfiye edildiği, liyakatin yerini sadakatin aldığı karanlık bir dönem” olarak kayda geçtiği ifade edildi.
Sendika, 1000 günlük sürecin yalnızca idari tercihlerden ibaret olmadığını; kamusal eğitimin yapısal olarak dönüştürüldüğü, dini referansların eğitim politikalarının merkezine yerleştirildiği ve öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırıldığı bir dönem olduğunu vurguladı.
“Tarikat ve Cemaatlerle Protokoller Laik Eğitime Açık Meydan Okumadır”
Eğitim Sen açıklamasında, Bakan Tekin’in TBMM bütçe görüşmelerinde tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri savunmasına dikkat çekildi. Bu yapıların “STK” olarak tanımlanmasının laiklik ilkesine aykırı olduğu belirtildi.
Özellikle ÇEDES projeleri kapsamında okullarda “manevi danışman” sıfatıyla Diyanet personelinin görevlendirilmesinin pedagojik ilkelere aykırı olduğu savunuldu. Açıklamada, pedagojik formasyona sahip olmayan kişilerin eğitim kurumlarına dahil edilmesinin öğrencilerin zihinsel gelişimini tehdit ettiği ve okulların dini yapıların faaliyet alanına dönüştürüldüğü ifade edildi.
MESEM Eleştirisi: “Çocuk İşçiliği Devlet Eliyle Meşrulaştırıldı”
Sendika, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarını da sert sözlerle eleştirdi. MESEM modeliyle öğrencilerin “öğrenci kimliği” üzerinden ucuz iş gücüne dönüştürüldüğü savunuldu.
Açıklamaya göre:
-
Son iki yıl içinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan 17 MESEM öğrencisi yaşamını yitirdi.
-
Onlarca öğrenci yaralandı ve istismar vakaları yaşandı.
-
Öğrencilerin ücretleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanırken patronlara milyarlarca liralık kaynak aktarıldı.
Eğitim Sen, bu modelin çocuk işçiliğini yaygınlaştırdığını ve eğitim hakkını zedelediğini belirtti.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” Tartışması
Sendika, yeni müfredat olarak uygulamaya konulan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin bilimsel ve pedagojik temelden yoksun olduğunu savundu. Pilot uygulama yapılmadan hayata geçirildiği belirtilen modelde, evrim teorisi gibi temel bilimsel konuların dışlandığı ve içeriğin dini-milli referanslarla yeniden şekillendirildiği ifade edildi.
Eğitim Sen, 2 Mart’tan itibaren “Maarifi Geri Çek, Bilimi Öncelle” talebiyle mücadele programı başlatacağını duyurdu.
Açıklamada ayrıca:
-
Eğitim sisteminin çok kimlikli ve çok dilli toplumsal yapıyı gözetmediği,
-
Anadilinde eğitimin haftada iki saatlik seçmeli dersle sınırlandırıldığı,
-
Müfredatta cinsiyet eşitliğini gözetmeyen ve ötekileştirici içeriklerin sürdüğü
belirtildi.
Karma Eğitime Yönelik Tartışmalar
Bakan Tekin’in kız çocuklarına yönelik ayrı okul açılabileceği yönündeki açıklamalarına da tepki gösteren sendika, Ankara Dikmen’de Nevzat Ayaz Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde açılan kız ortaokulunu “karma eğitime yönelik somut bir geri adım” olarak değerlendirdi.
Eğitim Sen, karma eğitimin anayasal bir zorunluluk olduğunu ve kız çocuklarının eğitim hakkının aile tercihlerine bırakılmasının kabul edilemeyeceğini savundu.
“Liyakat Tasfiye Edildi, Mülakat Sistemi Derinleştirildi”
Açıklamada, öğretmen atamalarında mülakat uygulamasının genişletilmesi eleştirildi. “Mülakat gibi mülakat” söylemiyle binlerce öğretmenin mağdur edildiği öne sürüldü.
Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile öğretmenlerin kariyer basamaklarına ayrıldığı, çalışma barışının zedelendiği ve “eşit işe eşit ücret” ilkesinin ortadan kaldırıldığı savunuldu. Milli Eğitim Akademisi uygulamasının ise öğretmen yetiştirme sürecini siyasi denetime açtığı ifade edildi.
“Eğitim Emekçileri Yoksullaştı, Öğrenciler Açlıkla Baş Başa”
Sendikanın 1000 günlük bilançosunda ekonomik ve sosyal göstergeler de yer aldı. Açıklamada şu tespitlere yer verildi:
-
Üç çocuktan biri yoksulluk ve dışlanma riski altında.
-
Dört çocuktan biri okula aç gidiyor.
-
2 milyon çocuk temel ihtiyaçlarını karşılayamayan hanelerde yaşıyor.
-
950 bin çocuk çalışıyor.
-
630 bin çocuğun eğitim sisteminin dışında olduğu belirtiliyor.
-
Öğrenci başına harcama OECD ortalamasının üçte biri düzeyinde.
-
Çocuk yoksulluğunda Türkiye, OECD ülkeleri arasında en kötü ikinci sırada.
Ayrıca:
-
Okullarda hijyen ve personel eksikliği,
-
Taşımalı eğitimin kısıtlanması,
-
Ücretli ve sözleşmeli öğretmen sayısındaki artış,
-
Özel okul oranının yükselmesi ve özel okul öğretmenlerinin düşük ücretle çalıştırılması,
-
Bağış adı altında para toplanması
gibi sorunların büyüdüğü ifade edildi.
“Bu Karanlıktan Çıkış Susmakla Değil, Mücadeleyle Mümkün”
Eğitim Sen açıklamasında, 1000 günlük sürenin “Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemlerinden biri” olarak nitelendirildiği görülürken, mücadele çağrısı yapıldı.
Sendika, laik, bilimsel, kamusal ve anadilinde eğitimi savunmaya devam edeceklerini belirterek şu mesajı verdi:
“Bakan Tekin’in görevdeki 1000 gününün bilançosu ne kadar ağır olursa olsun, öğrencilerimize ve halkımıza verdiğimiz söz aydınlık bir ülke içindir. Laik ve demokratik bir Türkiye, eşit ve özgür bir eğitim sistemi kurulana dek mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz.”