Milli Eğitim Bakanlığı ve yükseköğretimde görev yapan idari, teknik ve yardımcı hizmetler emekçilerinin yaşadığı yapısal sorunlar, düzenlenen çalıştayda kapsamlı biçimde ele alındı; güvenceli istihdam, eşit ücret ve demokratik çalışma yaşamı talepleri öne çıktı.
Eğitim Sen tarafından düzenlenen çalıştay, eğitim ve bilim emekçilerinin biriken sorunlarını görünür kılmanın ötesine geçerek, bu sorunların kaynağına ve çözüm yollarına odaklanan önemli bir buluşma oldu. Ekonomik krizin derinleştiği, güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlaştığı bir dönemde gerçekleştirilen çalıştayda, farklı hizmet sınıflarına bölünmüş emekçilerin ortak taleplerde birleştiği ve eşitlikçi, güvenceli bir çalışma rejimi ihtiyacının altı çizildi.
MEB VE YÜKSEKÖĞRETİMDE GENEL İDARİ, TEKNİK VE YARDIMCI HİZMETLER KAPSAMINDA ÇALIŞAN EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİNİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI ÇALIŞTAYI SONUÇ METNİ
Eğitim Sen tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı ve yükseköğretim kurumlarında genel idari, teknik ve yardımcı hizmetler kapsamında çalışan eğitim ve bilim emekçilerinin yaşadığı sorunları görünür kılmak ve çözüm yollarını kolektif akılla tartışmak amacıyla düzenlenen bu çalıştay, emekçilerin biriken taleplerinin ortaklaştırıldığı önemli bir buluşma olmuştur.
Bu çalıştay, yalnızca mevcut sorunların tespitine dönük bir toplantı değil; aynı zamanda Türkiye’de ve dünyada emek rejiminin köklü biçimde dönüştüğü, güvencesizliğin yaygınlaştığı ve ekonomik krizin derinleştiği bir tarihsel kesitte gerçekleştirilmiştir.
Son yıllarda uygulanan neoliberal politikalar, kamusal hizmet alanlarını daraltmış; esnek, parçalı ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırmıştır. Eğitim ve bilim alanı da bu dönüşümden doğrudan etkilenmiş; kamusal, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim anlayışı aşındırılırken, eğitim hizmeti piyasacı ve rekabetçi bir mantıkla yeniden yapılandırılmıştır.
Bu dönüşümün en görünür sonuçlarından biri, eğitim ve bilim alanında çalışan emekçilerin farklı statülere bölünmesi, güvencesiz istihdam biçimlerinin yaygınlaşması ve emek süreçlerinin parçalanması olmuştur. Genel idari, teknik ve yardımcı hizmetler sınıfında çalışan emekçiler; düşük ücret, artan iş yükü, belirsiz görev tanımları, liyakatsiz atamalar ve yönetimsel keyfiyet gibi çok yönlü bir kuşatma altındadır.
Artan enflasyon, derinleşen yoksulluk ve gelir dağılımındaki adaletsizlik, emekçilerin yaşam koşullarını her geçen gün daha da ağırlaştırmakta; geçim sıkıntısı, güvencesizlik ve geleceksizlik arasında sıkışmalarına neden olmaktadır.
Çalıştay, farklı hizmet sınıflarına bölünmüş eğitim ve bilim emekçilerinin sorunlarının aslında ortak olduğunu net biçimde göstermiştir. Bu sorunların çözümününse eşitlikçi, güvenceli ve bütünlüklü bir çalışma rejiminin kurulmasına bağlı olduğunu ortaya koymuştur. Bu sorunların tekil ve geçici değil, eğitim ve bilim alanında emek rejiminin yeniden yapılandırılmasının bir sonucu olduğu tespit edilmiş; çalışanların yalnızca ekonomik değil, idari, sosyal ve demokratik haklar bakımından da ciddi kayıplar yaşadığı belirlenmiştir. Aynı zamanda, parçalı yapı içindeki emekçilerin ortak talepler etrafında birleşme iradesinin güçlendiği ve ortak mücadeleyi büyütme yönünde güçlü bir eğilimin ortaya çıktığı görülmüştür.
Bu doğrultuda çalıştay; kamusal, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimi esas alan; eşitlikçi, güvenceli ve demokratik bir çalışma yaşamını savunan bir perspektifle gerçekleştirilmiş ve aşağıda yer alan sonuçlara ulaşılmıştır.
TEMEL SORUN ALANLARI
EKONOMİK VE MALİ HAKLAR
Eğitim ve bilim emekçileri ile genel idari, teknik hizmetler, yardımcı hizmetler, sağlık hizmetleri gibi farklı hizmet sınıflarında çalışan eğitim ve bilim emekçilerinin ücretlerinin, artan enflasyon, kira, ulaşım ve temel yaşam maliyetleri karşısında hızla eridiği; maaşların yetersiz kaldığı ve çalışanların ciddi bir yoksullaşma süreci yaşadığı ortak bir tespit olarak öne çıkmaktadır. Aynı kurum içinde farklı statüler arasında oluşan derin ücret uçurumları, eşit işe eşit ücret ilkesinin fiilen ortadan kalktığını göstermekte; ek ödemeler, tazminatlar, ek gösterge, emeklilik sistemi ve yan haklar arasındaki eşitsizlikler ise bu gelir adaletsizliğini daha da derinleştirmektedir.
İSTİHDAM VE KADRO POLİTİKALARI
Bütün eğitim ve bilim emekçilerine kadrolu, güvenceli istihdam ve insanca çalışma koşullarının sağlanması, hem emekçilerin en temel hakkı hem de sunulan hizmetin niteliğini artırmanın en önemli koşulu olarak öne çıkmaktadır.
Buna karşın personel yetersizliği, artan iş yükü ve angarya çalışmanın yaygınlaşması hemen tüm değerlendirmelerde ortak bir sorun alanı olarak dile getirilmiştir. Güvencesiz ve sözleşmeli istihdam biçimlerinin yaygınlaştırılması çalışanları belirsizlik içinde bırakırken kamu hizmetinin niteliğini de zayıflatmaktadır.
Özellikle yardımcı hizmetler ve teknik hizmetler sınıfında çalışanlar görevde yükselme ve unvan değişikliği olanaklarından mahrum bırakıldığı, teknik kadro verilmeden teknik işlerin yaptırıldığı ve kamu hizmetinin giderek parçalı bir yapıya dönüştürüldüğü tespit edilmiştir.
ATAMA, GÖREVDE YÜKSELME VE LİYAKAT
Görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinin düzensizliği, mülakat uygulamaları, kayırmacılık ve keyfi atamalar liyakat ilkesini ortadan kaldırmaktadır.
Atama, görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinin şeffaf olmaması, düzensizliği, mülakat uygulamaları, kayırmacılık ve keyfi atamalar liyakat ilkesini aşındırmakta, çalışanların yaşamını doğrudan etkilemektedir
Üniversitelerde idari kadroların kullanım biçimi, idari personelin görevde yükselme ve unvan değişikliği olanaklarını sınırlayabilmektedir.
GÖREV TANIMI, İŞ YÜKÜ, MOBBİNG
Performansa dayalı çalışma anlayışının kamu kurumlarına dayatılmasıyla birlikte, belirsiz ve esnek çalışma biçimleri yaygınlaşmıştır. Net görev tanımlarının bulunmaması, çalışanların görev alanları dışında işlere zorlanmasına neden olmakta; “amirin verdiği diğer işler” anlayışı angarya çalışmayı kurumsallaştırmaktadır.
Bu durum çalışanların psikolojik ve fiziksel sağlığını tehdit etmekte, mobbingi kurumsallaştırmakta, özellikle teknik personelin iş sağlığı ve güvenliğinden yoksun bırakılması önemli bir sorun alanı olarak öne çıkmaktadır.
Üniversitelerde 13/b-4 gibi düzenlemeler keyfi görevlendirme ve sürgün aracına dönüşmüş durumdadır.
SOSYAL HAKLAR VE ÇALIŞMA KOŞULLARI
Lojman, yemek, ulaşım, kreş ve sosyal tesislere erişimde ciddi eşitsizlikler bulunduğu; bu hakların çoğu zaman şeffaf olmayan ve yönetsel takdire dayalı biçimde dağıtılmaktadır. Sosyal hakların tüm çalışanları kapsayacak şekilde eşit ve adil kriterlerle yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Kadın emekçiler açısından doğum izni, çalışma saatleri ve bakım yüküne ilişkin düzenlemelerin yetersizliği önemli bir sorun alanı olarak öne çıkmaktadır.
Çalışma ortamlarının büyük bölümü iş sağlığı ve güvenliği standartlarını karşılamamakta; ışık, ısı, ses ve benzeri fiziksel koşullara ilişkin gerekli ölçüm ve düzenlemeler yapılmamakta, bina içi ve dışı donanımlar yetersiz kalmakta, ayrıca iş sağlığı ve güvenliğine uygun koruyucu kıyafet ve ekipman temininde ciddi eksiklikler bulunmaktadır.
Özellikle 6 Şubat depremleri sonrasında deprem bölgesinde görev yapan eğitim emekçilerinin barınma, ulaşım ve temel ihtiyaçlara erişim konusunda ciddi sorunlar yaşamaya devam ettiği; aradan geçen süreye rağmen eğitim-öğretim sürecinin sağlıklı biçimde yeniden yapılandırılamadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda hem çalışanların hem de öğrencilerin sağlık, barınma ve güvenli eğitim hakkının korunması için kalıcı çözümlerin hızla hayata geçirilmesi gerekmektedir.
PARÇALI İSTİHDAM VE HİZMET SINIFLARI SORUNU
Genel idari, teknik hizmetler, yardımcı hizmetler, sağlık hizmetleri gibi farklı hizmet sınıflarına dayanan eğitim ve bilim emekçilerinin istihdam yapısı;
Eğitim ve bilim hizmetini üreten emekçiler arasında eşitsizliği kurumsallaştırmakta,
Kurumsal aidiyeti zayıflatmakta,
Çalışma barışını zedelemektedir.
Eğitim hizmeti bir bütündür. Bu nedenle parçalı istihdam yapısı tasfiye edilmeli, tüm eğitim ve bilim emekçileri eşit haklar temelinde bütünlüklü bir yapı içinde ele alınmalıdır.
Bu kapsamda;
Eğitim ve bilim işkolundaki tüm emekçilerin “Eğitim Hizmetleri Sınıfı” altında birleştirilmesi,
Özlük, mali ve sosyal haklar açısından farklılıkları gözeten, ancak eşitsizlikleri gideren adil bir düzenleme sağlanması,
Görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinin adil, şeffaf ve bütünlüklü biçimde düzenlenmesi
temel bir ihtiyaçtır. Bu yaklaşım, parçalanmış yapıya karşı eşitlikçi ve kamucu bir eğitim anlayışının inşasını ifade etmektedir.
ORTAK TALEPLER:
İnsan onuruna yaraşır, yoksulluk sınırının üzerinde bir ücretin tüm eğitim ve bilim emekçileri için güvence altına alınması,
Taban maaşların yükseltilmesi,
Seyyanen zamların ve tüm ek ödemelerin taban maaşa yansıtılması,
Eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanması,
3600 ek göstergenin tüm çalışanları kapsaması,
Eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin tüm eğitim emekçilerine en az bir maaş tutarında verilmesi,
Yükseköğretim tazminatı ve üniversite ödeneğinin tüm yükseköğretim çalışanlarına ödenmesi,
Giyim, ulaşım, barınma, beslenme, yakıt ve kira yardımı yapılması; aile ve çocuk yardımlarının iyileştirilmesi,
Kadrolu ve güvenceli istihdamın esas alınması,
Gerçek personel ihtiyacının tespit edilmesi ve açıkların kadrolu atama ile giderilmesi,
Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının düzenli yapılması,
Mülakatın kaldırılması,
Şeffaf, merkezi ve puana dayalı atama sisteminin kurulması,
Net görev tanımlarının yapılması ve angaryanın yasaklanması,
Dijital iş yükünün azaltılması için yeterli sayıda kadrolu personel istihdam edilmesi ve mesai dışı dijital iş takibinin yasaklanması,
Üniversiteler arası tayin ve becayiş hakkının tanınması,
Yemek, ulaşım, lojman ve kreş haklarının genişletilmesi,
ILO’nun 190 sayılı “İş yaşamında şiddet ve tacizin ortadan kaldırılması sözleşmesi” imzalanması,
Engelli çalışanlar için erişilebilir çalışma koşullarının sağlanması ve gerekli düzenlemelerin yapılması,
Mobbinge karşı yasal düzenlemelerin yapılması,
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile belediyelere bağlı müze ve ören yerlerinin, tüm eğitim ve bilim emekçileri için ücretsiz hale getirilmesi,
Keyfi görevlendirmelerin kaldırılması ve tüm görevlendirmelerin açık, yazılı ve nesnel kriterlere bağlanması,
5510 sayılı yasanın iptal edilmesi,
Karar süreçlerine sendika temsilcilerinin katılımının güvence altına alınması; MEB ve yükseköğretimde tüm kurul ve komisyonlarda sendika temsilcilerinin yer almasının sağlanması,
Tüm eğitim ve bilim emekçilerinin yeşil pasaport hakkından yararlanmasına yönelik düzenleme yapılması,
Genel idari hizmetler sınıfında yer alan şef ve şube müdürlerinin (Bu sınıfta yer alan şef ve şube müdürlerinin ücreti, benzer iş ve sorumlulukları üstlenen diğer hizmet sınıflarındaki (örneğin eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı) görevlilere kıyasla düşüktür.) mali haklarının iyileştirilmesi ve ücretlerinin artırılması,
İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksiksiz uygulanması; tüm eğitim ve bilim emekçilerine yaptıkları işin niteliğine uygun kişisel koruyucu donanım ve iş kıyafetlerinin düzenli, standartlara uygun ve ücretsiz olarak sağlanması,
Sendikal mücadele ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm yasal ve fiili engellerin kaldırılması,
Grevli toplu sözleşme hakkı önündeki engellerin kaldırılması ve özgür bir toplu sözleşme düzeninin kurulması,
696 sayılı KHK kapsamında çalışanlar ile diğer çalışanlar arasındaki maaş ve statü farklılıkları giderilmeli; iş barışını zedeleyen uygulamaların ortadan kaldırılması
KHK’ler ile haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen eğitim ve bilim emekçilerinin görevlerine iade edilmesi ve telafi mekanizmalarının işletilmesi
Bu talepler, çalıştaya katılan tüm üyelerimizin ortak değerlendirmeleriyle belirlenmiştir. Eğitim ve bilim emekçilerinin ekonomik, sosyal ve demokratik haklarının güvence altına alınması açısından hayati önemdedir. Bu nedenle gerekli düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Taleplerimiz yalnızca çalışanların haklarını değil, kamusal hizmetin niteliğini de doğrudan etkilemektedir. Bu doğrultuda iktidarın sorumluluk alarak somut ve kalıcı adımlar atması zorunludur.
SONUÇ
Bu çalıştay, eğitim ve bilim emekçilerinin yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda yapısal ve demokratik bir sorunlar bütünüyle karşı karşıya olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.
Milli Eğitim Bakanlığı ve yükseköğretim kurumlarında görev yapan idari, teknik ve yardımcı hizmetler emekçilerinin yaşadığı sorunların çözümü, yalnızca çalışma koşullarının iyileştirilmesi anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda eğitim ve yükseköğretim alanında adaletin, eşitliğin ve demokratik yönetim anlayışının güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Eğitim hizmetinin niteliği, bu alanda çalışan tüm emekçilerin güvenceli, eşit ve insanca çalışma koşullarına sahip olmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Bu nedenle dile getirilen talepler, yalnızca emekçilerin hak mücadelesi değil; kamusal, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim hakkının geleceğinin de güvencesidir.
Çalıştay sonuçlarının yalnızca tespit düzeyinde kalmaması ve somut kazanımlara dönüşmesi için aşağıdaki adımların atılması zorunludur:
Çalıştay sonuçlarının tüm şubelerde tartışmaya açılması ve yerel düzeyde yaygınlaştırılması,
Taleplerin görünür kılınması ve mücadele hattının güçlendirilmesi için alan çalışmaları ve işyeri örgütlenmesinin artırılması,
Milli Eğitim Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları nezdinde girişimlerin başlatılması; özellikle ekonomik haklar, atama süreçleri ve sosyal haklara ilişkin taleplerin sendikal mücadele programlarına taşınması,
İktidarın bu talepler karşısında sorumluluk almasını sağlayacak birleşik ve kararlı bir sendikal mücadelenin örülmesi.
Eğitim Sen, bu doğrultuda örgütlü mücadelesini büyüterek sürdürecek; eğitim ve bilim emekçilerinin hakları için tüm demokratik ve sendikal yolları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.




